Gençler İçin Beş Sevgi Dili

0_51a06_1b3b0bc5_L


SOSYAL BAĞIMSIZLIK İSTEĞİ

Ailenin Dışından Arkadaşlar Seçmek

Ergen kendisine ait fiziksel ve duygusal bir alan istemekle kalmaz. Ailesinden toplumsal olarak da bağımsız olmayı arzular. Bu sosyal bağımsızlık isteği ergen tarafından sayısız şekilde ifade edilir. Ergenler arkadaşlarını çoğu zaman aile dışından kimselerden seçerler. Aile her şeyi bir aile gibi yapar ve ergen de beraber yapılan bu aktivitelere katılmak istemez... Bu aşamada eğer ana baba küçük bir çocukla değil de bir ergenle konuştuğunun ayırdında olmazsa bu konuşma ebeveyn-ergen arasında yaşanacak büyük bir kavganın başlangıcı olabilir. Ana babalar küçük çocuklarını aile gezilerine katılmaya zorlayabilirler ve çocuk gittiği yerde iyi vakit geçirebilir. Ama aynı taktikleri ergen çocuklarında denemeye kalkarlarsa, bütün günlerini yanlarında somurtkan bir yolcuyla geçirmek zorunda kalırlar. Ergen arkasına yaslanıp günün tadını çıkaramayacak ve bağımsızlık duygusunun verdiği gücü ona yapmış olduğunuz baskıyı yıkmak için kullanacaktır.

Bence özellikle de gezi yapacağınız günü ona geç söylemişseniz çocuğunuzu sizinle gelmeye zorlamamanız çok daha iyi bir yaklaşım olacaktır. Ergen hiçbir zaman ailesiyle geziye çıkmasın demiyorum. Onun gelmesinin çok gerekli olduğunu düşündüğünüz zamanlarda çocuğunuzun size katılmasını bekleyebilirsiniz. Ama bu gibi durumlarda önceden haber verin. Bu onun kendisini hem zaman hem de duygusal açıdan olaya hazırlaması için olanak sağlayacaktır. Ana babalar ayrıca çocuklarına planladıkları şeye katılmalarının neden bu denli önemli olduğunu açıklamalıdır. Ergenler ebeveynlerinin olayı düzenlerken onların planlarını veilgi alanlarını göz önünde bulundurduklarını hissederlerse aile aktivitesine olumlu bir yaklaşımla katılacaklardır. Öte yandan ergenler sosyal bağımsızlıklarını oluşturabilmek için aileye bağımlı olmadan kendi başlarına bir şeyler yapmaya gereksinim duyarlar.

Ergenin bağımsızlık duygusunun önemini kavramış bir ebeveyn çocuğunun ailesinden ayrı birtakım sosyal olaylara katılmasına izin vererek ve bunu tartışma çıkarmak yerine sevgi ifadeleriyle destekleyerek onun bağımsızlık olgusunu besleyebilir. Ergen çocuğuyla tartıştıktan sonra onun istediği şeyi yapmasına gönülsüzce izin veren bir ebeveyn ne çocuğunun bağımsızlık olgusunu beslemiş ne de ona sevgisini ifade etmiş sayılır. Ergenin arkadaşlarıyla beraber olma isteği ana babasını reddetmesi anlamına gelmez. Bu onun sosyal hayat ufkunun ailesinin ötesinde gelişmeye başladığının bir kanıtıdır. Düşünülecek olursa çoğu ana baba bunun olmasını ümit ettikleri şey olduğunu görür.

Hangi ana baba ergen çocuğunun sosyal hayatının sonsuza dek kendisine bağımlı olmasını ister? Sosyal bağımsızlık olgusu ergenlik yıllarında gelişmeye başlar. İdeal ana baba çocuklarının ilerde aile dışındaki insanlarla kuracakları sosyal ilişkilerine olumlu bir temel oluşturmalarına yardım eder.

0_51a06_1b3b0bc5_L
 
0_51a06_1b3b0bc5_L


Kendi Müziğini Dinlemek

Ergenin sosyal bağımsızlık isteğini ifade ettiği başka bir alan da seçtiği müziktir. "Ergenler dinleyecekleri müziği kendileri seçerler." Ergen kültüründe müzik kadar önemli hiçbir şey yoktur. Son derece aptalca bir şey yapıp size çocuğunuzun dinlemekten zevk alacağı müzik türünün ne olabileceğini söylemeyeceğim. Size bugün hangi müziğin popüler olduğunu söylersem emin olun, siz bu bölümü okuduğunuz zaman o türün yerini başka bir tür almış olacaktır. Ergen çocuğunuzun seçeceği müziğin sizin hoşlandığınız türden farklı olacağını söyleyebilirim. Peki bundan nasıl bu kadar emin olabilirim? Bu sorunun cevabı tek bir kelimede gizlidir: bağımsızlık. Çocuğunuz sizden farklı olmak istemektedir.

Ergenlerin bağımsızlık isteklerini ifade etmelerinin bir yolu da müzik seçimleridir. Çocukluk döneminde ona sizin güzel olarak nitelendirdiğiniz müziğin hangisi olduğunu söylerseniz korkmayın çünkü o müzik türü çocuğunuzu bütün hayatı boyunca etkileyecektir. Müziğin insan yüreğini ve ruhunu etkileyen bir dokusu vardır. İyi müziğin kişinin üzerinde bıraktığı bu etki hiçbir zaman geçmez ama şu anda çocuğunuz hayatın ergenlik çağı aşamasında. Bu onun bağımsızlığını kurma devresidir. Onların müzik seçiminin gelişmekte olan bu bağımsızlık olgusundan etkileneceğinden emin olun.

Ergenlik öncesi ve ergenlik yıllarında ana babalar çocuklarının dinlediği şarkı sözlerinde neyin uygun neyin uygun olmadığı konusunda net bir vizyon geliştirmelidirler. Örneğin cinayet, vahşet ve sapkın cinsellik deneyimlerini normal davranışlar olarak dile getiren şarkı sözleri ergenlerin dinleyebileceği uygun bir müzik olarak kabul edilemez. Ergen bu tür sözler içeren parçalardan oluşan bir kaset aldığında ailesinin bunu dinlemesine izin vermeyeceğini ve o kasete verdiği paranın da boşa gideceğini bilmelidir. Ana babalar bu sınırları çocuklarının değişik müzik türleri keşfedeceğini düşünerek koyabilirler ve böylece de onlara seçim özgürlüğü sunabilirler. Birçok müzik CD'si ve kasetinin içeriğini belirten (örneğin şarkı sözlerinin dili, cinsellik ya da şiddet temaları içerip içermediği gibi) bölümleri vardır ve bunlar ergenlerin müzik zevklerini değerlendirmeye başlamalarına ve sizin de birtakım kurallar koymanız için iyi bir başlangıç oluşturmanıza olanak sağlarlar.

Çocuğunun müzik seçimini eleştiren ana-baba ergenin kendisini de dolaylı yoldan eleştirmiş olur. Eğer bu eleştiriyi sürdürürse çocuk ana-babasının sevgisini hissetmeyecektir. Ancak ebeveyn ergenin müzik seçimini onaylayacak ve çocuğuna onun temel sevgi dilini kullanarak sevgi göstermeyi sürdürecek olursa, ergenin bağımsızlık duygusu beslenmiş ve sevgi ihtiyacı karşılanmış olacaktır. Size ergen çocuğunuzun dinlediği parçaların sözlerini okumanızı öneririm. (Sözleri "okuyun" diyorum çünkü o müziği dinlediğinizde kelimeleri büyük olasılıkla anlamayacaksınız.) Ergenin seçtiği müziği yazan ve söyleyen sanatçıların kimler olduğunu öğrenin. Sözlerin size göre güzel olanlarını ve o sözleri yazan ya da söyleyenler hakkında düşündüğünüz olumlu şeyleri belirtin. Çocuğunuz kendi izlenimlerini sizinle paylaşmak isterse ona kulak verin.Dinlediği müzik karşısında olumlu bir tavır sergilerseniz çocuğunuza ara sıra, "Bu şarkının diğerlerine göre daha pozitif olmasına rağmen diğerinin sözleri biraz sert. Sen ne dersin?" diye sorabilirsiniz. Çocuğunuz, dinlediği müziği eleştirmediğinizi bildiği ve hatta o müzik için pozitif yorumlarda bulunmuş olduğunuz için yapacağınız eleştirileri dinlemeye ve belki de fikirlerinizi kabul etmeye yatkın olacaktır. Bu konuda sizinle ters düşse bile zihnine bir soru tohumu ekmiş olacaksınız.

Çocuğunuzun müzik idollerinden biri uyuşturucu, aşırı uyuşturucu kullanımı ya da eşini boşaması yüzünden tutuklanırsa yargılayıcı değil uzlaşmacı bir tavır sergileyin. Bu kişinin durumu için duyduğunuz üzüntüyü ve endişeyi dile getirin. Böylelikle çocuğunuzun duygularıyla özdeşleşmiş olursunuz ve ergen de kendini bundan dolayı onaylanmış hisseder. Unutmayın, ergen artık mantık çerçevesinde düşünmekte ve kendi kararlarını alabilmektedir. Vaazda öğüt vermeye gerek yoktur. Ergen sizin duygusal desteğinizi görürse sevildiğini hissedecektir.

0_51a06_1b3b0bc5_L
 
0_51a06_1b3b0bc5_L


Farklı Bir Dil Konuşmak ve Değişik Kıyafetler Giymek​

Ergenler farklı bir dil konuşacaklardır. Çocuğunuz ergenlik çağına girdiğinde yeni bir dil öğrenecektir. Lütfen bu dili öğrenmeye çalışmayın. Çünkü onların bütün amacı ana babaların anlamayacağı bir dile sahip olmaktır. Bu neden bu denli önemlidir? Sorunun cevabı sosyal bağımsızlıktır. Ergen kendisiyle sizin aranıza bir mesafe koymaktadır ve böyle bir dil de bunu sağlamanın yollarından birisidir. Ergenin dilini anlamaya çalışırsanız yapmaya çalıştığı şeyi bozmuş olursunuz. İdeal ana babalar ergenin yeni dilini onun büyümeye başladığının bir kanıtı olarak kabul edeceklerdir. Ana babasının ergene düzenli olarak "Bu söylediğin şeyi bana Türkçe olarak açıklar mısın?" diye sorması son derece mantıklıdır. Ama ergen bu soruya olumsuz yanıt verirse ebeveyn konunun üzerine daha fazla gitmemelidir.

Ergenler birbirlerinin dilini anlar ama ebeveynlerin bu dili kavraması beklenmez. Ergen bu dili kullanarak yaşıtlarıyla iletişim kurar. Ailesinin dışından insanlarla sosyal ilişkiler geliştirir ve yeni ailesinin kullandığı dilde bu ergen dilidir. Ebeveyn çocuğunun bu yeni diliyle alay etme yolunu seçip ona "Bana bu kelimenin ne anlama geldiğini açıklayabilir misin? Bu kelime benim sözlüğümde yok." gibi şeyler söylerse ergen sevgi yerine reddedilme duygusuyla karşı karşıya gelecektir. İdeal ana baba ergenin sosyal bağımsızlığını bu yolla ifade etmesine izin verir ve onu sevmeye devam eder.

Ergenlerin değişik bir giyim dili vardır. Size ergen çocuğunuzun ne giyeceğini söyleyemem ama giydiklerinin sizinkilerden farklı bir şeyler olacağını söyleyebilirim. Onların bu yeni gardırobuna daha önce hiçbir yerde görmediğiniz saç şekilleri ve renkleri eşlik edecektir. Aksesuarlarını sizin garip bulduğunuz ruj renklerine uygun seçeceklerdir ve hayal bile edemeyeceğiniz yerlere takılarını takıp gideceklerdir. Ebeveyn çocuğunun bu giysiler içinde "kılıksız" göründüğünü düşünüp onu kabalıkla ya da berduşlukla suçlarsa çocuk ebeveyninden uzaklaşır. Ana baba çocuğunu aşırı derecede kontrol altında tutmaya çalışır ve normal giyinmeye zorlarsa ergen anne ya da babasının yanında onun istediği gibi (örneğin 11 yaşında giyindiği gibi) giyinebilir ama bunu içinde büyük bir öfke duyarak yapacak ve ana babasından uzaklaştığı an bir ergen gibi giyinmeye devam edecektir.

Ebeveynlerin geniş sosyal arenada kıyafetin oynadığı rolü görmeleri önemlidir. Giyim öncelikle kültürle gelen bir olgudur. Bu konu hakkında kuşkunuz varsa kendinize "Şu anda neden böyle giyiniyorum?" diye sorun. Bu sorunun cevabı şudur: Sizin sosyal çevrenizdeki insanlar da sizin tarzınıza benzer şekilde giyinmektedirler. Birlikte çalıştığınız, aynı sosyal ortamlarda bulunduğunuz ve iletişim kurduğunuz insanlara bir bakın. Büyük olasılıkla hepsinin giyimi birbirine benzer. İşte ergenler de bu kuralı takip etmektedirler. Ergen kültürüyle özdeşleşmektedirler yalnızca. Yetişkin giyiminin modasının geçmesi ya da yeniden moda olması gibi ergen giyiminin modası da gelip geçer...

Gençlerin bugünkü kıyafet merakı ne olursa olsun bu bütün kuşaklarda aynı amaca hizmet eder. Ergen, ailesininkinden bağımsız bir sosyal kimlik geliştirmektedir... Ergenlerin sosyal bağımsızlık ihtiyacını kabul eden ve onun giyim tarzını bu çerçeve içinde gören ebeveynler kendi tercihleri konusunda dürüst olabilirler ama ergen çocukları bir yetişkin olduğunda kendini özdeşleştirdiği diğer yetişkinlerle benzer kıyafetleri giyeceğini bilerek onlara ergen gibi giyinme özgürlüğü verirler. Ergen çocuğunun giyim şekli yüzünden savaş çıkaran ebeveynler normal bir gelişim olgusunu kabul etmek yerine ergen-ebeveyn arasında bir bölünmeye neden olan gereksiz bir savaşta kozlarını paylaşırlar. Bu tip savaşlar ergen çocuklarımızın fikirlerini değiştirmez ve ana-babaları da ödüllendirmez.

İdeal ana babalar çok gerekliyse fikirlerini çocuklarıyla paylaşırlar ama ardından geri çekilerek ergene sosyal bağımsızlığını oluşturması için özgürlük tanırlar. Bunu yaptıkları sırada da çocuklarının temel sevgi dilini konuşarak onun sevgi deposunu doldurmaya devam ederler ve fırsat bulduklarında diğer dört dili de konuşurlar.

0_51a06_1b3b0bc5_L
 
0_51a06_1b3b0bc5_L


ENTELEKTÜEL ÖZGÜRLÜK İSTEĞİ

Ergen ergenlik çağının ilk yıllarından itibaren artık daha somut, mantıklı ve etraflı düşünmeye başlamıştır. Kendi inançlarını sınamaktadır. Daha önce sorgulamadan kabul ettiği bir takım şeylere bakmakta ve onları gerçeklik ve mantık sınavlarından geçirmektedir. Bu genelde onun öğretmenleri ya da hayatındaki diğer önemli yetişkinler gibi anne-babalarının da inançlarını sorguladıkları anlamına gelmektedir. Bu sorular üç önemli alanda kendilerini gösterir: değerler, ahlâki ve dini inançlar.

0_51a06_1b3b0bc5_L
 
0_51a06_1b3b0bc5_L


Değerler

Ergen anne babasının inançlarını kesinlikle sorgular. Hayatta önemli olan nedir?Ergen ana babasının kendi hayatlarında söylemiş ve yapmış olduğu şeylere bakar ve hemen her zaman ebeveyninin üzerinde durduğu değerlerle yaptığı şeylerin uyuşmadığını görür. Hayattaki en önemli şeyin aile ilişkileri olduğunu savunan ve işlerine gömülmekten ailesine fazla vakit ayıramayan bir baba çocuğunun kendisinin bu tutarsız tavrını fark edeceğini bilmelidir. Evlilikte sadakatin önemli olduğunu vurgulayan ve işyerinden bir adamla ilişkiye giren bir anne ergen çocuğu tarafından ikiyüzlü bir insan olarak görülecektir. "Ama sen böyle demiştin..."le başlayan bir cümle söylediği şeylerle yaptığı şeyler tutmayan bir ebeveyne çocuğu tarafından yöneltilebilecek ifadelerden sadece biridir.

Ebeveynler dile getirdikleri değerleri hayata geçiriyor olsalar bile er ya da geç ergen bu değerleri sorgulayacaktır. Ergen hayatta neyin önemli olduğu sorusuna kendi yanıtını bulmalıdır. "Annem ve babam üniversiteden mezun olmanın benim geleceğim açısından en önemli şey olduğunu söylüyorlar. Ama ben bunun doğru olup olmadığı konusunda şüpheliyim. Tanıdığım en akıllı insanlardan bazıları ve dünyadaki en zengin kişilerin bir kısmı üniversiteye gitmemiş. Üniversitenin benim için en iyisi olduğundan nasıl emin olabilirim?" Neticede ergen olayı böyle bir mantığa oturtur.

Ergen çocuklarının muhakeme sürecinde etkili bir rol oynamak isteyen ana babalar monologdan çok diyalog kurmayı, vaaz vermekten çok sohbet etmeyi, dogmatik yaklaşımdan çok araştırmacı yaklaşımı ve kontrolden çok etkilemeyi tercih etmelidirler. Ergenler bu önemli hayat alanlarında ebeveynlerinden gelecek desteğe ihtiyaç duyarlar ve bu desteği isterler ama eğer ebeveynleri onlara çocuk gibi davranırsa bu desteği alamazlar. Çocukluk yıllarında ana babalar çocuklarına neyin doğru, neyin yanlış olduğunu söylerlerdi ve çocuktan da bu söylediklerini kabul etmesini beklerlerdi. Çocuk ergenlik çağına girdiğinde bu olay geçerliğini yitirir. Artık ergen nedeni ve kanıtı istemektedir.

Ana babalar diyalog dünyasına girmek istiyorlarsa, kendi değerleri hakkında eleştirel bir bakış açısıyla düşünebiliyorlarsa, nedenleri paylaşabiliyorlarsa ve ergenin fikirlerine açık olabiliyorlarsa ergen ana babasının desteğini alır ve böylece de onların değerlerinden etkilenir. Ama ebeveynler "Doğru, çünkü ben doğru olduğunu söylüyorum." şeklindeki ifadelerini sürdürürlerse ergen çocuklarının değer seçimleri üzerindeki tüm etkilerini kaybederler. "Ben her zaman bunun doğru olduğunu düşünmüştüm ve böyle düşünmemin nedeni de şu... Bu sana bir şey ifade ediyor mu? Bu konuda ne hissediyorsun?" Bu, ergen çocuklarının değerleri üzerinde etkili olmak isteyen ana babaların yaklaşımı olmalıdır. Birinin bıraktığı yerden diğerinin devam ettiği ve ne yargılayan ne de dogmatik öğeler içeren sayısız konuşma işte bu, ergene zihinsel bağımsızlık veren ve ebeveynlerinin düşüncelerinden yararlanmasını da sağlayan ergen-ebeveyn etkileşiminin sürecidir. Böyle açık bir diyalog anlamlı bir sevgi ifadesiyle tamamlandığında ebeveyn ergenin zihinsel bağımsızlığını beslemiş ve onun sevgi ihtiyacını karşılamış olur. "Senin kendi değerlerin için doğru olanı seçme hakkına saygı duyuyorum. Hayatımı gördün. Benim güçlü yanlarımı ve zayıflıklarımı biliyorsun. Senin son derece zeki olduğunu düşünüyorum ve doğru kararlar alacağına yürekten inanıyorum." diyen bir ebeveyn ergenin entelektüel bağımsızlığını desteklerken aynı zamanda O'nunla onay sözleri sevgi dilini konuşmaktadır.

0_51a06_1b3b0bc5_L
 
0_51a06_1b3b0bc5_L


Ahlâki İnançlar

Değerler "Hayatta önemli olan nedir?" sorusunu yanıtlarken ahlâk "Doğru nedir?" sorusuna cevap verir. İnsan tabiatı gereği ahlâk sahibi bir yaratıktır. Doğru ve yanlışa ilişkin inançlar bütün kültürlerde yaygındır. Bence bunun nedeni insanın kişisel ve ahlâklı bir Tanrı imgesinde yaratılmış olması ve bu imgeninde insana yansımasıdır. Kişinin ahlâkın oluşumu hakkındaki düşüncesi ne olursa olsun kültürel gerçek, bütün insanların ahlâki inançları olduğunu gösterir.

Ergen çocuğunuz değerlerinizin yanında ahlâkınızı da sorgulayacaktır ve bu alanda da sadece sözlerinizi değil hareketlerinizi de inceleyecektir. Kurallarına uymanın doğru bir hareket olduğunu söylediğinizde çocuğunuz hız sınırını neden aştığınızı bilmek isteyecektir. Eğer ona doğruyu söylemenin doğru olduğunu söylerseniz çocuğunuz "Peki neden telefonun diğer ucundaki kişiye babamın evde olmadığını söyleyip yalan attın?" diyecektir. Başkalarına kibar davranmanın doğru bir şey olduğunu söylediğinizde çocuğunuz neden tezgahtara küfür ettiğinizi soracaktır. Ergen çocuğunuza ırkçılığın yanlış olduğunu anlattığınızda, size alışveriş merkezinde farklı bir etnik gruptan bir kişiyi gördüğünüzde neden aceleyle uzaklaşıp göz teması kurmaktan kaçtığınızı bilmek isteyecektir.

Bütün bu sorular kendi çelişkileriyle yaşamayı öğrenmiş ebeveynleri son derece rahatsız edebilir. Can sıkıcı ya da değil ergen çocuklarımız bizim bu ahlâki çelişkilerimizi ısrarla belirteceklerdir. Bunun ötesinde ergen çocuklarımız ahlâki inançlarımız kadar alışkanlıklarımızı da sorgulayacaklardır. Hem kendilerine hem de bize zorsorular soracaklardır: Eğer cinayet yanlış bir şeyse çocuk düşürmek de bir cinayet midir? İnsan hayatını mahveden şiddet olgusu yanlışsa o zaman neden Hollywood'un şiddet filmlerini seyredip eğleniyoruz? Cinsellik bakımından tek eşlilik idealse neden binlerce yetişkin kendilerine birden çok eş seçiyor?

Doğru ve yanlış toplumsal bir uzlaşmayla mı belirleniyor? Ya da toplumun fikirlerini belirleyen doğal ve ahlâki bir yasa mı var? Bunlar ergen çocuklarımızın ve bir zamanlar da onların ebeveynleri olan bizlerin boğuştuğu derin konulardır. Çoğu ebeveyn çocuklarının bu eski, oturmamış ahlâki konuları tekrar gündeme getirmelerinden rahatsızlık duyar. Ama ebeveynler olarak çocuklarımızın bu ahlâki endişeleri hakkında konuşmayı reddedersek onlar bu konuları arkadaşlarıyla ya da bu konuları konuşmak isteyen başka yetişkinlerle konuşacaklar ve onlardan etkileneceklerdir. Eğer düşüncelerimizle bu düşünceleri hayata geçirme çelişkisini kabul etmek istemezsek çocuklarımız fikirlerimize saygı duymaktan vazgeçecekleridir.

Ergen çocuklarımızı etkilemek için ahlâki yönden mükemmel olmamız gerekmez ama doğru olmalıyız. "Hayatın bu alanında her zaman kendi inançlarımla yaşamadığımın farkına vardım ama hâlâ inançlarımın doğru olduğuna inanıyorum ve yapmış olduğum şeyin de yanlış olduğunu biliyorum." İçten ana babalar tarafından söylenmiş bu tip bir ifade çocukların ebeveynlerinin gerçekliğine olan güvenlerini yeniden kazanmalarını sağlayabilir. Çocuklarının derin soruları karşısında kendi ahlâki inançlarını savunma yolunu seçen ebeveynler bu durumda da onları ahlâk konularında danışmak üzere başka yerlere gitmek zorunda bırakırlar. Çocuğunun ahlâk konusundaki sorularına açık, kendi inançları ve hareketleri hakkında konuşmaya gönüllü, karşı fikirleri duymaya istekli ve kendi ahlâki inançlarının gerekçelerini sunmaya hazır olan ebeveynler çocuklarıyla diyalog kurma yolunuaçık tutmuş ve şöylece de onların ahlâki konulardaki kararlarını olumlu yönde etkilemiş olurlar.

Ahlâki konulardaki bu tür konuşmalardan sonra çocuğunuzu sevginizle onayladığınızdan emin olun. Bu onun sevgi deposunu dolu tutmasına ve onun yapmış olduğunuz bu sohbete daha sonra devam edebilmesi için kendini özgür hissedeceği bir atmosfer yaratılmasına olanak sağlayacaktır.

0_51a06_1b3b0bc5_L
 
0_51a06_1b3b0bc5_L


Dinsel İnançlar​

Değerler "Hayatta önemli olan nedir?" sorusuna, ahlâk "Doğru nedir?" sorusuna yanıt verirken din "Gerçek nedir?" sorusunun yanıtını arar. Dini inanç sistemleri insanın maddi ve maddi olmayan evrenin gerçeğini keşfetme çabasıdır. Kendi varlığımızı ve evrenin varlığını nasıl açıklarız? Maddi dünyanın ötesinde ruhsal bir gerçeklik var mıdır? Ruhsal varlıklara inanç neden bütün insanlığı içine alır, yani neden tarihte bütün kültürlerde insan ruhsal bir dünyaya inanmıştır? Bu böyle bir dünyanın varolduğunun bir kanıtı mıdır? Eğer böyleys ebu dünyanın doğası nedir? Tanrı var mıdır? Ve dünyayı O mu yaratmıştır? Eğer böyleyse Tanrı bilinebilir mi?

Bunlar ergenlerin sordukları ve ebeveynlerinin zihinlerinde ve yüreklerinde bazen yıllarca cevapsız kalan sorulardır. Bunlar ebeveynlerin belki de asla yeterli cevaplar bulamadığı sorulardır. Dini inançlarınız ya da inançsızlığınız ne olursa olsun ergen çocuğunuz belli bir noktaya geldiğinde mutlaka bu konularla boğuşmak durumunda kalacaktır. Bunlar insanoğlunun her devirde sormuş olduğu sorulardır ve ergenler de insandır. İnsanoğlu dindarlıktan asla vazgeçemez. Fransız fizikçi Blaise Pascal bir keresinde "Her kalpte Tanrı biçimli bir boşluk vardır." demiştir. Aziz Augustine ise "Bizi kendin için yarattın ve insan kalbi Sen'de huzur bulana kadar huzursuz kalacaktır." demiştir. Sizin ergen çocuğunuz da huzursuzdur ve dinsel inançlarınızı sorgulayacaktır. İnançlarınızı günlük yaşantınıza uygulayış biçiminizi inceleyecektir. Hareketlerinizde tutarsızlık olduğunu keşfederse sizi bu çelişkilerinizle yüzleştirebilir. Eğer siz bu konularda hemen kendinizi savunmaya geçer, inançlar hakkında konuşmayı reddederseniz çocuğunuz dinsel konuları arkadaşları ya da başka yetişkinlerle konuşmak isteyecektir. Ama bütün bunların yanında size din hakkında sorular sormaya da devam edecektir.

Ergen çocuğunuz başka dini inançları da araştırabilir ve sizin dininizin kimi özelliklerine karşı çıkabilir. Çoğu ebeveyn bu durumu son derece can sıkıcı bulur. Gerçekte bu ergenin kendi dini inançlarını geliştirmesi açısından atılması şart bir adımdır. Ebeveynler çocuklarının o konu üzerinde ciddi olarak düşünmeden onların dini inançlarını kabul etmeleri durumunda daha çok kaygı duymalıdır. Bu da gösterir ki ergen ve ebeveyn için din, hayatın anlamını araştıran derin sorular değil de sosyal amaçlara hizmet eden temel bir kültürel yapıdır.Ergen artık dini yerleri ziyaret etmeyeceğini söylüyorsa bu onun ailesinden bağımsız bir birey olduğuna dikkat çektiğinin bir göstergesidir ve bu durumda zihinsel bağımsızlık isteğini dile getirmektedir.

0_51a06_1b3b0bc5_L
 
0_51a06_1b3b0bc5_L


SÜREÇ İÇİNDE ARAŞTIRMA

Ebeveynlerin, çocukları kendi dinlerini reddetmekten bahsettiğinde onlara olumlu bir tepki vermeleri zordur ama ana babanın göstereceği aşırı tepkiler çocukla arasında oluşabilecek diyaloglara set çekebileceği unutulmamalıdır. Yine unutulmamalıdır ki ergen bağımsızlığını sadece daha önce bahsettiğimiz alanlarda değil, ahlâki değerleri ve dini inançları da içeren entelektüel alanda da geliştirmeye çalışmaktadır. Bu ergenin daha geniş anlamda sorgulama ve keşfetme sürecinden ibarettir. Dini reddetmek değil, daha çok zihinsel bağımsızlığını kazanma ifadesidir. Ebeveynler bunu akılda tutacak olursa ergenin şu anki dini düşüncelerini daha dikkatli yargılayabilirler.

Daha iyi bir yaklaşım ise ergenin düşüncelerine kulak vermektir. Bu dini inancı neden ilginç ya da tatminkâr bulduğunu özgürce ifade etmesine izin verin. Konuya ilişkin düşüncenizi yargılamaktan kaçınarak onunla paylaşın. Ona bu konular üzerinde düşündüğü için mutluluk duyduğunuzu söyleyin. Kendinizi buna hazır hissettiğinizde ise kendi dini inançlarınızla nasıl böyle iyi bir yaşam sürdüğünüzü anlatın ve görüşlerini sorun. Böyle davranarak onun konuya başka bir yönden bakmasının nedenini ortaya çıkarabilirsiniz. Dini inançlarınıza sıkı sıkıya bağlı olsanız da bu dogmatik düşünme zamanı değildir. Şu an çocuğunuzu araştırmalara yüreklendirmeniz gerekmektedir. Eğer kendi dini inançlarınızın geçerliğine gerçekten inanıyorsanız ve inandığınız şeyler dünyanın gerçeklerine uygunsa o zaman araştırmalarda bulunan çocuğunuzun içtense sonunda sizin düşüncelerinize yakın bir inanç sistemi oluşturacağına dair kendinize güvenmelisiniz. Öte yandan, kendinizi dini inançlarınıza derinden bağlı hissetmiyorsanız ve onların büyük gerçeğe uygun olup olmadığından emin değilseniz çocuğunuzun bu tür bir araştırma içinde olmasını desteklemelisiniz. Belki de o sizin ulaşamadığınız bir takım şeyleri keşfedecektir.

Ergen çocuğunuz dinsel düşünceleri araştıracaktır. Soru şudur: "Siz bu araştırmanın bir parçası olmak, bu süreçte çocuğunuza sevginizi göstermek istiyor musunuz?" Cevabınız evet ise o zaman yine monologdan diyaloga bir geçiş yapmalı ve çocuğunuzla dini konulan açık ve dürüst bir şekilde tartışmak için elverişli bir ortam yaratmalısınız. Çocuğunuza sizden farklı düşünme hakkını tanımalısınız. Onunla hem kanıtları paylaşmalı hem de bunlara zıt olan kanıtları dinlemelisiniz.

Çocuğunuzun bir süreçten geçtiğini kabul etmeli ve onun kendi dini inançlarını oturtabilmesi için ona zaman tanımalısınız.Bütün bu sayılan noktaları uygularsanız ergenin sevgi deposunu doldururken onun sevginizi hissetmesine ve entelektüel bağımsızlığını geliştirmesine olanak tanımış olursunuz. Ergen kendisinin deneyimleyeceği ve onun bu araştırmasında sizden gelen olumlu etkinin yardımıyla oluşturacağı dini inançlarını oluşturmuş olacaktır.

0_51a06_1b3b0bc5_L
 
0_51a06_1b3b0bc5_L


ERGEN ÇOCUKLARIMIZIN KENDİ KARARLARINI ALMA İHTİYACI

Değerler, ahlâk ve din alanlarında ergen çocuklarımızın birtakım kararlar alacağı açıktır. Ergen-ebeveyn arasında yaşanan çatışmaların altında yatan temel sorun, ergenlerin bağımsız kararlar verebilme hakkıdır. Ebeveyn onun bağımsız düşünme hakkı olduğunu görürse, ergenin kararlarının bir süreçten geçtiğini hissedebilirse ve bu zamanı kendi lehine çevirip sevecen bir tavırda anlamlı bir diyaloga uygun bir ortam yaratırsa ergen ebeveynin etkisine açık olmaya devam edecektir. Ancak eğer ebeveyn temelsiz yaklaşımlar sergiler, ergenlerin neye inanacakları ve ne yapacakları konusunda dogmatik belirlemeler yaparsa çocuklarıyla aralarında düşmanca bir ilişki gelişmesine neden olur. Binlerce ebeveyn bu yoldan geçmiş ve çocuklarından uzaklaşmışlardır. Bunun üzerine ergenler de zaman zaman son derece zararlı olan arkadaş gruplarına ya da kendi istekleri, zevkleri ve mutluluklarını düşünerek ergeni aralarına kabul etmek isteyen diğer yetişkinlere yönelmişlerdir.

Unutmayın ki ergenler bağımsızlıklarını kazanmak için çaba sarf edeceklerdir. Bu, yetişkinliğe adım atmanın bir parçasıdır. İdeal ana babalar bunu ergenlerin geçmek zorunda oldukları bir gelişim aşaması olarak görür ve onların gelişimini engellemektense işbirliği içine girmeyi tercih ederler. Bu değişken süreçte ergeni sevmek çok önemlidir. Ergen çocuğunuzun bağımsızlık olgusunu onun sevgi deposunu dolu tutarak ve bu bölümde önerilen yollara başvurarak beslerseniz ergen sorumluluk sahibi bir yetişkin olacak, toplumdaki yerini bulacak ve yaşadığı dünyaya bir katkıda bulunacaktır. Bu kritik dönemde üstlerine düşeni yapamayan ebeveynler çocuklarını kendilerinden yıllar boyu uzaklaştırabilir ve onları dünyada kendi yerlerini bulmaya çabalarken bulabilirler. Ergen çocuklarının toplumsal, zihinsel ve duygusal bağımsızlıklarını geliştirebilecekleri bir ortam yaratmak ebeveynlerin çocuklarına verebilecekleri en güzel armağandır...

0_51a06_1b3b0bc5_L
 
0_51a06_1b3b0bc5_L


SEVGİ VE SORUMLULUK

Babası, Michael ile birlikte birkaç hafta boyunca çalışarak onardıkları eski bir araba satın aldı. Michael ehliyetini aldığında babası ona araba kullanmanın birtakım püf noktalarını öğretti. İlk zamanlar çalışmak için akşam saatlerini seçtiler. Daha sonra Michael gece kullanmayı öğrendi. Bir haftasonu babası Michael'a arabayı verdi ve kamp yerine kadar arabayı Michael kullandı. Michael ehliyetini alana kadar her şey yolunda gidiyordu.

Michael kendi kendine "Yaşasın, artık özgürüm! Babamın artık benimle gelmesi gerekmiyor." diyerek arabasını istediği zaman, istediği şekilde kullanabileceğini ve canı nereye isterse oraya gidebileceğini hayal etmeye başladı. Babasının arabasını ne zaman, hangi şartlarda kullanacağını ve nerelere gidebileceğini belirleyen kuralların olması gerektiği konusundaki ısrarını ise hiç anlayamadı.

Michael'in öğrenmek üzere olduğu şey özgürlük ve sorumluluğun aynı madalyonun iki farklı yüzü olduğu, biri olmadan diğerinin asla var olamayacağıydı. Bu yetişkin dünyasında her zaman geçerli olan bir durumdur ve ergenler de bu gerçeği öğrenmek durumundadırlar. Yetişkinler aylık ödeme sorumluluğunu alabildikleri sürece bir evde yaşama özgürlüğüne sahiptirler. Elektrik idaresi, müşterisi aylık faturaları ödeme sorumluluğunu üstlendiği sürece ona elektriği kullanma özgürlüğü sunar. Bütün hayatımız özgürlük ve sorumluluk kuralları çerçevesinde şekillenmiştir. Bunlar birbirlerinden asla ayrılmayan iki olgudur. Elbette ergenler bu gerçeğin farkında değildir ve onların bu keşfi yapmasına yardımcı olmak da ailelerin görevidir.

Seven ebeveyn çocuğunun bağımsızlık duygusunu destekler, Buna bağlı olarak da ebeveyn sevgisi, ergene kendi davranışlarından kendisinin sorumlu olduğunu öğretme anlamına gelir. Sorumluluk sahibi olmadan yaşanan bağımsızlık duygusu ergende özgüven eksikliğine, anlamsız davranışlara ve sonuçta da onun hayattan sıkılmasına ve depresyona girmesine yol açar. Ozdeğerimizi bağımsız yaşayarak kazanmayız. Bizim değerimiz sorumluluk duygusundan gelmektedir. Bağımsızlık ve sorumluluk bize olgun bir yetişkinliğe giden yolu açar. Bağımsızlığını ve özbenliğini oluşturmaya çalışırken aynı zamanda yaptığı hareketlerin sorumluluğunu da almayı öğrenebilen bir ergen kendine güveni tam, nesnel düşünebilen ve çevresindeki yaşama uyum sağlayabilen bir insan olacaktır. Sorumluluk duygusunu öğrenemeyen ergenler ise sorunlu ergenler ve ileride de sorunlu yetişkinler olacaklardır.

0_51a06_1b3b0bc5_L
 
0_51a07_2111acab_L


KURALLARIN ROLÜ (SINIRLAR)

Sorumluluk sınırlar koymayı gerektirir. Bütün insan toplulukları kurallar adı verilen sınırlara sahiptir. Sosyal sınırlar olmadan toplum kendi kendini yok eder. Eğer herkes kendince doğru olan şeyi yapsaydı yaşam bir kaosa sürüklenirdi. İnsanların büyük bir çoğunluğu kurallara uyarsa ve sorumluluk sahibi vatandaşlar olurlarsa toplum iyiye gider. Ama eğer bireylerin önemli bir kısmı kendi bildikleri gibi sorumsuzca yaşamayı seçerlerse toplum bu durumun getireceği olumsuz sonuçlarla boğuşmak zorunda kalır. Batı toplumumuz birçok ergen ve yetişkin açısından düşünüldüğünde sorumsuz yaşamanın getirdiği olumsuzluklarla boğuşmaktadır. Bunun kanıtı da her gün işlenen cinayetler, tecavüz, hırsızlık vediğer şiddet olaylarıdır. Sorumsuz davranışlardan sadece bireyler değil toplumun büyük bir kesimi zarar görmektedir.

Aile içinde kuralları ve sınırları koyan ve ergenin bu sınırlar içinde sorumluluğunu bilerek yaşadığını gözlemleyen kişiler ana babalardır. Aileler sınırlar koyarsa gençler isyan eder düşüncesi doğru bir düşünce değildir. Gerçekte bir araştırma, "Ergenlerin büyük bir çoğunluğunun ebeveynlerinin onlara çoğu zaman mantıklı ve sabırlı davrandığı duygusunu taşıdığı ve yarısından fazlasının da "Bazı olaylarda katı davrandıklarında onlara kızsalar da haklı olduklarını düşündüklerini kabul ettiklerini" ortaya çıkarmıştır.

Temple Üniveristesi'nde psikoloji profesörü olan Lawrence Steinberg'in gözlemlediği şudur: "Ergenleri başkaldırıya iten otorite iddiası değil, gücün keyfi bir şekilde kullanımı, kurallar hakkında az bilgi verilmesi ve karar hakkı tanınmamasıdır." Sorun ana baba otoritesi değildir. Problem otoritelerini sevgisiz ve zorlayıcı bir tavırla ifade eden ebeveynlerdir. Çocuğunuz küçükken keyfinize göre kurallar koyabiliyordunuz ve çocuğunuz bu kurallara uymasa da böyle bir şey yapmaya hakkınız olup olmadığını hemen hiç sorgulamıyordu. Ama ergenler sizin koyduğunuz kuralların doğruluğunu sorgulayacaklardır. Kuralların onların yaran gözetilerek mi yoksa sadece sizin kaprisleriniz yüzünden mi konduğunu anlamaya çalışacaklardır. Onlara "Bunu yap, çünkü ben yapmanı söylüyorum." dediğinizde ergenler bunu dinlemeyecektir. Böyle zorlayıcı bir yaklaşımı sürdürmeye devam ederseniz ergen çocuğunuzun isyan edeceğinden emin olabilirsiniz.

0_51a07_2111acab_L
 
0_51a07_2111acab_L


ERGEN ÇOCUKLARINIZLA BİRLİKTE KURALLAR OLUŞTURUN

Ergen bağımsızlık duygusunu geliştirdiği için kural oluşturma ve sonuç belirleme aşamalarının bir parçası olması gerekir. İdeal ana baba çocuklarına karar hakkı verir ve onlara doğru ve uygun kuralların neler olduğu konusunda görüş bildirme hakkı tanır. Ebeveynler kendi düşüncelerinin nedenlerini ergenlerle paylaşmalı ve koydukları kuralların ergen için neden iyi olduğunu düşündüklerini göstermelidirler. Bunu yapabilen ebeveynler ergenin bağımsızlık ihtiyacını beslerken ona bir yandan da sorumluluk olmadan özgürlüğün olamayacağını öğretebilecekleri bir ortam hazırlamış olurlar.

Böyle açık "aile forum" larında ebeveynler otorite olmayı sürdürürken çocuklarıyla birlikte olma şansı yakalayabilirler. Ana babalar son sözü söyler ama eğer o konu hakkında çocuklarının da duygu ve düşüncelerini alırlarsa daha iyi bir atmosfer yakalayabilirler. Kuralın belirlenmesi konusunda kendi fikrini söyleyebilen ergen, o kuralın doğru olduğuna daha çok inanır ve isyan etme yolunu seçmez. Araştırmalara göre; "Ebeveynlerinin her zaman haklı olduğunu savunduğu gençlere kıyasla ebeveynleriyle birlikte tartışabildikleri bir ortama giren kimi ergenler daha sevecen ve saygılı oluyorlar ve ileride ana babalarına benzemek istediklerini söylüyorlar." Ebeveynler sadece sınır koymakla sorumlu değildir aynı zamanda bu kurallar ihlâl edildiğinde sonuçlarını uygulamakla da yükümlüdürler. Burada da ergenler eğer sonuçların neler olacağı konusunda fikirlerini söylerlerse kuralların doğru olduğuna daha çok inanacaklar ve ana babaları sonuçları uygulamaya başladığında isyan etmeyeceklerdir.

Ana babalar olarak unutmamalıyız ki ergen çocuklarımızı yetiştirirken amacımız bir tartışmayı kazanmak değil, bağımsızlıklarını kazanırken onlara sorumluluk sahibi olmayı öğretmektir. Kural şudur: "Eğer sorumluluğu üzerine alabiliyorsan o zaman özgürsün. Ama eğer sorumluluğu taşıyamayacaksan o zaman özgür olmaya hazır değilsin demektir." Ergen çocuklarımız bu iki olgunun her zaman beraber işlediğini anlarlarsa onlara sadece ergenlik yıllarında değil daha ilerki yıllarda da hizmet edecek olan temel dersi kavramış olurlar.

0_51a07_2111acab_L
 
0_51a07_2111acab_L


SEVGİNİN ÖNEMİ

Ana babalar bu bağımsızlık ve sorumluluk sürecinin akıcı bir şekilde devam etmesini istiyorlarsa bu süreci sevgi yakıtıyla beslemelidir. Ergenler ebeveynleri tarafından sevildiklerini hissederlerse -ebeveynlerinin onları düşündüğünü anlarlar ve kuralların sadece kendilerinin iyiliği için konduğunu görürlerse- bağımsızlık ve sorumluluk duyguları gelişmeye başlar. Çocuğunuzun sevgi deposunu dolu tutarsanız onun isyankâr tavırlarının seyrek ve geçici olduğunu görürsünüz. Öte yandan eğer ergen sevildiğini hissetmezse -kuralları keyfi ve bencil bir tavırla koyduğunuzu düşünürse ve sizin onun değil de kendi başarınızı ve adınızı düşündüğünüzü hissederse- büyük olasılıkla koymuş olduğunuz bu kurallara ve bu kurallara uyması için onu zorlamanızdan dolayı da size karşı çıkacaktır.

Unutmayın, ergenleri baskı yoluyla kontrol etmeye çalışırsanız başarısız olursunuz. Baskı, sevginin yaratmaya çalıştığı şeyi, yani ebeveyne karşı oluşan saygı duygusunu desteklemez. Sevgi iyiler için dünyadaki en güçlü silahtır. Bunu hatırlayan ve ergene sevgilerini iletmek için bilinçli bir şekilde çaba harcamayı sürdüren ana babalar ona bağımsızlık duygusu aşılarken sorumluluk duygusunu öğretmek için ilk ve en önemli adımı da atmış olurlar.

Ergenlik konusunda tanınmış bir uzman olan Steinberg "Ebeveynler çocuklarının artık onlardan sevgi istemediğini ya da sevgilerine ihtiyacı olmadığını düşünüp geri çekilirse, ergenler kendilerini terk edilmiş hissederler. Çok basma kalıp gelebilir ama ergen çocuğunuza verebileceğiniz en önemli şey sevgidir." der. Ergen çocuğumuzun gelişmekte olan bağımsızlık ve sorumluluk duyguları üzerinde işbirliğine girebileceğimiz ortamı ona verdiğimiz sevgiyle hazırlarız. Bunu da belirttikten sonra artık ergenler için kurallar koyma süreci üzerinde durmaya hazırız demektir.

0_51a07_2111acab_L
 
0_51a07_2111acab_L


ÖZEL BİR AİLE FORUMU

Çocuğunuz küçükken koyduğunuz kuralların sizin isteğinize göre ergenlik yıllarına aktarılamayacağı şu ana kadar verilen bilgiler ışığında gayet açıktır. Ergen şu anda yaşamının farklı bir aşamasındadır bu da koyduğunuz kurallar üzerinde tekrar düşünmenizi ve o kurallara yeni bir şekil vermenizi gerektirmektedir. Aile kurallarına uymadan, dikkat etmeden ve bu kurallar üzerinde konuşmadan ergenlik çağına kolayca "kaymaya" çalışan ana babalar ileride çocuklarının bu duruma isyan ettiklerini göreceklerdir. İdeal ana-babalar bir aile forumu düzenler burada çocuklarının artık bir ergen olduğunu kabul ettiklerini açıklayarak ona daha çok özgürlük ve sorumluluk sunabilmek için aile kurallarının tekrar gözden geçirileceğini belirtirler. Ergen bunu görmeden önce bu gerçeği kabul eden ebeveynler ergenin saygısını kazanmakla kalmayıp ayrıca onun dikkatini de çekmiş olurlar. Ergenler daha çok sorumluluk ve daha çok özgürlük isterler. Bu onların katılmaktan mutluluk duyacakları bir aile forumu olacaktır. (Amacı Ek-2 de verilmiştir.)

Yaşamak zorunda olduğu çocukça kurallardan şikâyet etmeye başlamadan önce böyle bir aile forumu yapmanız sonderece güçlü bir zekânın ürünü olan bir stratejidir. Gelişmekte olan bağımsızlık ve sorumluluk duygularını ailesiyle doğrudan paylaşabileceği bir ortam bulan bir ergen, bu foruma katılmaya böyle bir forumun olmasını altı aydır isteyen bir ergenden daha istekli olacaktır.

0_51a07_2111acab_L
 
Bu konudaki eklemelerime bir süre ara veriyorum arkadaşlar. Çok yoruldum çünkü.
 
emeğiniz için teşekkürler
 
0_51a07_2111acab_L


KURALLAR ÜZERİNE BİR KAÇ KURAL

Ancak, çocuğunuz 15 yaşındaysa ve siz daha önce hiç böyle bir forum yapmamışsanız, koymuş olduğunuz kuralları yeniden gözden geçirmeye başlayarak çocuğunuzu şaşırtmak için hiçbir zaman geç kalmış sayılmazsınız. Size kural koymak ve böyle bir forumda sonuç değerlendirmesi yapmak için üçer yol önermeme izin verin.

1. Kuralların Sayısı Olabildiğince Az Olmalı

16 maddelik bir aile kuralları listesi hazırlamak zamanınızı almakla kalmaz, çokta kolay görmezden gelinir. Bu, az olanın makbul olduğu sayılı yaşam alanından biridir. Çok fazla kural ergeni ezer, akılda uzun süre kalmaz, ebeveynleri baskı yöntemine iteceği için onlar için bir kâbus olur ve hayatı çok sert kılar. Ergenlerin doğallığa ve huzura ihtiyaçları vardır. Çok fazla sayıda kural onları paranoyaya sürükler ve korkmalarına neden olur.

Gerçekten önemli konular hangileridir? Bu sorunun klasik cevabı ergene psikolojik, duygusal ve sosyal açılardan zarar verebilecek şeyleri önleyici ve ona amaçlarına ulaşmasında yardım edecek olan şeyleri destekleyici konular olmalıdır. Sorumlu yaşam, yıkıcı şeylere hayır, yapıcı şeylere evet demektir. Kurallar bu hedefe giden yolu göstermelidir. Bu bölümün ilerleyen kısımlarında ergen sorumluluğunun farklı alanlarına göz atacağız ve bu ilkeyi uygulamaya çalışacağız. Kuralların amacı, ergenin yaşamının her saniyesini düzenlemek değildir. Asıl hedef ergenin içinden seçim yapabileceği önemli sınırlar belirlemektir...

2. Kurallar Olabildiğince Açık Olmalı

Belirgin olmayan kurallar hem ebeveyn hem de ergen için kafa karıştırıcı olabilir. "Mantıklı bir saatte evde ol." cümlesini ergen ve ebeveyn kesinlikle farklı yorumlayacaklardır. "Akşam saat 10:30'da evde ol." ise gayet açık bir cümledir. Ergen bu kuralı çiğneyebilir ama kuralın anlamı gayet açıktır. "Sakın belirtilen hız limitini 10 km'den fazla aşma." Araba kullanabilecek kadar zeki olan bir insan bu kuralı anlamakta zorluk çekmeyecektir. Kural açıkça belirtilmişse ergen kuralı bozduğunu bilecek ve hatasını örtmeye çalışacaktır. Hatta öyle bir şey olmadığına dair sizinle tartışmaya girecektir. Bu hareketine bir kılıf uyduracaktır. Ama ergen kuralın çiğnendiğini bilmektedir. Bununla birlikte eğer kural yeterince açık değilse, ana babanın kuralın bozulması hakkındaki yargısı üzerine tartışacaktır. Açıkça belirtilmemiş kurallar tartışma için ortam hazırlar. Böyle durumlarda ergenler sahneye çıkıp son derece iyi bir performans sergilerler. Açıkça belirtilen kurallar bu tür performansların oluşmasını önler.

3. Kurallar Olabildiğince Adil Olmalı

Burada "Olabildiğince" diyorum, çünkü hiçbirimiz neyin adil olduğunu anlamak konusunda mükemmel değiliz. Siz ve çocuğunuz bir kuralın adil olup olmadığı konusunda tartışabilirsiniz. Aranızda açık bir diyalog geliştirip birbirinizin bakış açısını anlamaya çalışarak neyin adil olduğu konusunda bir sonuca ulaşabilirsiniz. Ergenin iyiliğine hizmet edeceğini düşündüğünüz bir kural konusunda ikna olduysanız bu kuralı değiştirmeyin ama eğer fikrinizi değiştirmenizin çocuğunuza bir zararı dokunmayacağını hissederseniz değiştirebilirsiniz.

Ergen için adil olmak çok önemlidir. Daha önce de belirttiğimiz gibi, ergen değerlerle, ahlâk kurallarıyla, mantığıyla ve aklıyla bir mücadele içersindedir. Doğruluk hissi zedelenecek olursa öfkelenecektir. Ebeveyn tartışmayı keser, kuralı kendi isteğine göre belirler ve ergenin öfkesiyle baş etmeyi reddederse ergen kendini geri çevrilmiş hissedecek ve daha sonra da ebeveynine öfke duyacaktır.

Kuralları belirlerken ebeveyn ergenin söz konusu kuralın adil olup olmadığı konusundaki kaygılarına uygun olarak hareket etmelidir. Eğer ergen o kuralın adil olduğuna karar verirse ebeveyni kuralı uygulamaya koyduğunda baş kaldırmayacaktır. Bu da bizi sonuçlar konusuna getirir.

0_51a07_2111acab_L
 
0_51a07_2111acab_L


CEZALARA İLİŞKİN KURALLAR

Sonuçları olmayan kurallar değersizdir hatta bundan da öte kafa karıştırıcıdır. Ergenler kendilerini kurallar bozulduğunda bunların sonuçlarıyla savaşmak zorunda bırakan ve bu kuralları sevgiyle değil de zorla aşılamaya çalışan ebeveynlere saygı duymazlar. Sonuçlara katlanmak yetişkin hayatında önemli bir gerçeği oluşturur.

Konut kredimi düzenli ödemezsem gelecek ay ek finansman borcu ödemek durumunda kalırım.

Eğer üç ay içinde ödemelerimi yapmazsam evimden çıkarılırım.

Hız limitini aşar, trafik cezası alırsam para cezası ödemekle kalmam, sigorta primlerim de artar.


Yaptığımız şeylerin sonuçları ağır olabilir ama bu bizim sorumluluk duygumuzu besler. Karanlıkta görülen mavi bir ışık,sürücünün ayağını gaz pedalından çekmesini sağlar. Yaptığımız şeylerin ardından ödeyeceğimiz bedel de bizi kuralları izlemeye motive eder.

İşte size sonuçları belirtmenize ve bu konuda uyarı yapmanıza yardımcı olacak üç madde:

1. Sonuçlar Kurallar İhlal Edilmeden Önce Belirlenmelidir

Sosyal yasaların büyük bir kısmı bu kavramda birleşir. Konut kredisi ödememi kaçırdığım takdirde ne kadar ek ücret ödeyeceğim önceden belirlenmiştir. Bankaya da ilgili kuruluş ödeme sözleşmemi ihlal ettiğimde bana keyfi olarak "gecikme zammı" uygulamayacaktır. Çoğu kent ve eyalette trafik kurallarının ihlali durumunda ödenecek ceza tutarı o kural ihlal edilmeden önce belirlenmiştir. Eğer biz ergen çocuklarımızı yetişkinler dünyasına hazırlıyorsak sizce bu kuralı onlar gençken uygulamak mantıklı değil midir? Ülke genelinde daha önce hiç bu şekilde düşünmemiş sayısız ebeveyne rastlamak beni şaşırttı. Bu ebeveynler ergen kuralı ihlal edene kadar bekleyip daha sonra da genelde öfkeli bir tavır takınarak bu ihlalin sonucunu çocuklarına bildirmektedirler. Sonucun içeriği de ebeveynin o an içinde bulunduğu duygusal duruma göre belirlenmektedir. Bu sonucun adil olduğunu düşünen ergen sayısı ise sıfırdır. Öte yandan eğer ebeveynler iyi bir ruh hali içindelerse kural ihlalinden sonra hiçbir yaptırım uygulamayabiliyorlar. Bu keyfi yöntem ergenin kafasını karıştırmaktadır.

Ben kural ihlalinin sonuçlarının kuralların oluşturulduğu an belirlenmesinden yanayım. Bu şekilde ergen de bu sürecin bir parçası olabilir. Eğer ergen kuralların belirleniş aşamasının bir parçası olacaksa neden sonuçların da belirlenmesinde rol oynamasın? Ergenlerin adil olmak konusunda endişeleri olduğunu gözlemlemiştik. Sonuçları belirleme aşamasına katılmalarına izin verecek olursak ahlâk yargılarının gelişimine yardımcı olmuş oluruz. Çoğunlukla ergenler kendi üstlerine ebeveynlerinin yapacağından daha fazla gideceklerdir. Belirlenmiş bir kuralın ihlali sonucu ergen çocuğunuzun bir hafta boyunca araba kullanmasını yasaklamanın adil bir ceza olacağını düşünebilirsiniz. Ergen de bu sürenin iki hafta olmasını önerebilir. Önemli olan ergenin doğru bulduğu bir ceza üzerinde anlaşmaktır.

Önceden kararlaştırılmış cezalar konusunda anlaşmanın önemi şudur; ihlal gerçekleştiğinde ebeveyn de ergen de sonucun ne olacağını bilirler. Ebeveyn beklenildiği gibi öfkeli bir tepki vermez. Ergen de sonucun belirlenme aşamasında rol aldığından cezanın adil olduğunu bilecektir. Eğer evin içine futbol oynanmayacağına önceden karar verilmiş olursa ve bu kuralın ilk ihlalinden sonra topun iki gün süresince arabanın bagajına kilitlenerek aynı ay içinde bu kuralın ikinci kez ihlal edilmesi halinde topun bagajda bütün bir hafta boyunca kalacağı konusunda bir sonuca varılacak olursa, ebeveynin bu konuda çocuğuna söylenmeyecek, oyunu yarıda keserek topa anında el koyabilecektir. Ergen o an üzülebilir ama bu cezanın haklı bir ceza olduğunu da kabul edebilecektir.

Sonuçları bir kuralın ihlalinden önce belirleyen ebeveyn pek çok sıkıntıdan kurtuluyor. Ebeveynler daha az hayal kırıklığına uğramakta ve ergenler de doğrunun kazandığını görmektedir. Ergenlerin sorumluluk sahibi yapma amacımıza bir adım daha yaklaşmış bulunuyoruz.

2. Cezalar Sevgiyle Belirlenmeli

Ebeveynler ihlal sonucu ortaya çıkan cezaları güle oynaya uygulamamalıdır. Yanlış bir ceza hem yetişkinde hem de ergende üzüntü yaratabilir. Hangi yetişkin trafik kuralını ihlal ettikten sonra ceza yazarken kendisine gülen bir polis memuruna kızmaz? Ergenler onlara yanlış yaptıkları bir şey için ceza verirken zevk alıyor görünen ebeveynlerine de aynı şekilde öfke duyacaklarıdır. Ana-babalar cezaları uygularken sert ve soğuk tavırlar sergilememelidirler. "Sana söylemiştim. Eğer beni dinleseydin bu kargaşaya düşmezdin." gibi bir ifade ebeveynlerin düş kırıklığını hafifletebilir ama bu ergen üzerinde olumlu bir etki yaratmayacaktır.

Ergen çocuklarımızın herhangi bir kuralı ihlal etmiş olsalar bile bizim onları sevdiğimizi bilmeye ihtiyaçları vardır. Onların ilgiye ve anlayışa ihtiyacı vardır, biz ebeveynlerin cezaları hafifletmesine cezalar karşısında geri çekilmemize değil. "Bu hafta arabayı alamaman senin açından çok zor olacak biliyorum. Keşke anahtarlarını almak durumunda olmasaydım. Ama kuralı ve bu kuralın ihlali halinde ortaya çıkacak sonuçları biliyorsun. Seni sevdiğim için başka bir seçeneğim yok. Kuralı çiğnemenin acısını sana tattırmak zorundayım." Ergene karşı oluşturulan bu empati ve gösterilen anlayış ergenin cezanın adil ve sevgiye yönelik olduğunu kabul etmesine yardım edecektir. Ergen üzülse de cezayı bu denli nazik ve anlayışlı bir tavırda uygulayan ana babaya kızmayacaktır. Böyle bir konuşmadan sonra son olarak ergenin temel sevgi dilini konuşmak uygun bir hareket olacaktır.

Örneğin ergenin temel sevgi dili fiziksel temas ise onun sırtına vurmanız ya da ona sarılmanız siz anahtarlarla yanından ayrılırken ona çok şey ifade edecektir. Ergenin sevgi dili hizmet davranışları ise ona en sevdiği tatlıyı yaparsanız onun arabayı kaybetmekten duyduğu acının dinmesine ve sevgi deposunun dolmasına yardım etmiş olursunuz. Ergenin temel sevgi dili onay sözleri ise verdiğiniz cezayı bildirdikten önce ve sonra ona güzel sözler söylerseniz sizin sevginizden emin olmasını sağlamış, hem de verdiğiniz cezayı katlanılabilir kılmış olursunuz. Bu, ergen çocuğunuzun temel sevgi dilini anlamanızın son derece önemli olduğu başka bir durumdur. Diğer sevgi dillerini de konuşmak hiç kuşkusuz yerinde olacaktır ama onun temel sevgi dilini konuşmanız kadar etkili olamayacaktır.

3. Cezalar İstikrarlı Bir Şekilde Uygulanmalıdır

Cezalar ebeveynin kaprislerine göre belirlenmemelidir. Doğal olarak hepimiz duygularımızdan etkileniriz. Ebeveynler kendilerini iyi hissediyorlarsa ve olumlu bir ruh hali içindelerse çoğu zaman çocuklarının kuralları çiğnemesini görmezden gelme eğilimindedirler. Ama eğer kötü bir ruh hali içindeyseler, stres altında ya da işyerinde birisine kızmışlarsa bir aile kuralı çiğnendiğinde ergenin üzerine çok fazla giderler. Bu tip bir istikrarsızlık ergenin kalbinde öfke, hayal kırıklığı ve karmaşa yaratacaktır ve ergenin doğruluk hissi yara alacaktır. Ergen öfkelenecek, büyük olasılıkla bu durumunu da bir tartışma ve saldırgan hareketler izleyecektir.

Cezaları kurallar çiğnenmeden belirleyen ana babalar çocuklarının cezaların belirlenmesinde rol oynamasına olanak sağlarlar. Cezaları sevgilerini de katarak belirleyen ebeveynlerin hareketlerinde istikrar söz konusudur. İdeal olanı sonuçları kibarca, kararlı bir şekilde ve değişmeyen bir sevgiyle uygulamaktır. Bunu başarabilen ebeveynler ergenin sorumluluk duygusunu kazanmasına yardım edebilirler. Ergen her zaman hoşnut olmasa da bu süreçte etkin olmak isteyecektir.

0_51a07_2111acab_L
 
0_51a07_2111acab_L


SORUMLULUK ALANLARI YARATMAK

Fazla ayrıntıya girmeden ergen çocuğunuzun bağımsızlık olgusunu beslerken ona sorumluluk duygusu kazandırmayı öğretmenize yardımcı olacak kurallar ve cezalar gerektiren aile yaşantısının bazı alanlarına bir göz atalım. Kurallarınızı bu iki sorunun cevabını düşünerek oluşturun:

1- Ergen çocuğumun olgun bir yetişkin olabilmesi için ona yardımcı olacak önemli konular hangileridir?

2- Hangi olası tehlikeler önlenmelidir ve ne gibi sorumluluklar öğrenilmelidir?

Evet, ergeni ve diğer başka insanları fiziksel ya da duygusal bakımlardan zararlı olabilecek bir takım söz ve hareketlerden korumak için kurallar yasaklara dönüştürülmelidir. Ama diğer kurallar ergenin olgunluğunu arttıracak ve onun çevresindeki insanların hayatlarını zenginleştirecek olumlu davranışlar edinmesine yardımcı olacak şekilde konmalıdır.

İşte ergenlerin ve ebeveynlerin kurallar ve cezalar oluşturmaya gereksinim duydukları en yaygın alanlardan bazıları:

1. Ev Halkına İlişkin Fırsatlar

Görev yerine fırsat dedim, çünkü fırsat kulağa daha olumlu gelen bir sözcük. Gerçekte bir aile yaşamında ikisi de mevcuttur. Sağlıklı bir ailede hayatın olumlu bir şekilde akabilmesi için her bireyin yapması gereken belli bir takım görevleri vardır. Bununla birlikte bu tip görevler aile bireylerinin birbirlerine hizmet davranışlarında bulunmaları için de fırsat yaratır. Son yıllarda toplumumuzda başkalarına hizmet zihniyeti önemini yitirmiştir. Oysa aramızda en saygı gören kişilerin hizmet davranışlarında bulunanlar olduğu da bir gerçektir. Bencil ve yalnızca kendisine hizmet eden insan iş hayatında başarılı olabilir ama toplum içinde hemen hiç saygı görmez.

Ergenler aileleri dışında insanlara hizmet etmeyi öğreneceklerse başta ailelerine hizmet etmeyi öğrenmelidir. Ergenlerin aile bireylerinin hayatlarını kolaylaştıran gerçek ev içi sorumlulukları almaları gerekir. Bu sorumluluklar her evde farklıdır ama bunlar yaşça daha küçük olan bir kardeşe yardım etmek, yemeğin hazırlanmasına katılmak, arabayı yıkamak, evcil hayvan besleniyorsa onunla ilgilenmek, çimleri biçmek, çiçek dikmek, budamak, yerleri elektrik süpürgesiyle almak, dolapları temizlemek, toz almak ve çamaşır yıkamak gibi şeyler olabilir. Bu sorumluluklar zaman zaman değişebilir ve bu da ergene ev bakımının çeşitli aşamalarında iş yapmayı öğrenme fırsatı sunar.

Ergenin kendisini ailenin bir parçası olarak görmesi ve bir ailede her bireyin bir sorumluluğunun olduğunu anlaması önemlidir. Ergen her geçen gün daha çok beceri kazanır. Bu yalnızca onun ev dışında bir şeyler yapmak için daha çok özgürlük kazanması değil, evin içinde de daha çok sorumluluk alabilmesi anlamına gelir. Ergen doğal olarak sekiz yaşındaki kardeşinden daha çok sorumluluk sahibi olacaktır. Bu sorumluluklarla beraber ergen gece geç saatlere kadar oturma, aileden ayrı daha çok zaman geçirme gibi özgürlükler kazanır. Bence bu tür özgürlükler her zaman uygun sorumluluklara bağlı olarak verilmelidir. Ergen eğer üzerine ciddi biçimde sorumluk alabilecek kadar olgun olduğunu hareketleriyle gösteriyorsa o zaman daha çok özgürlük yaşayabilecek kadar da olgunlaşmış demektir.

Kuralların belirlendiği ve cezaların açıklandığı aile forumunda aile bireyleri bu kuralı açık bir şekilde anlamalıdır. Bu çerçevede ebeveynler ergeni ev içi görevlerini yapması için zorlama yoluna gitmezler. Bunun yerine ergen istekli bir şekilde sorumluluk yüklenerek olgunluğunu gösterebilme fırsatı elde eder ve böylece de daha çok özgürlük kazanır. Ergen kendisine verilmiş olan aile içi sorumluluklarını yerine getirmeme yolunu seçecek olursa bunun cezası ergene verilmiş olan özgürlüklerin kısıtlanması olur. Örneğin aileye ait olan arabayı kullanan ergene cumartesi akşamı arabayı yıkama sorumluluğu verilmişse ve bu görev yerine getirilmediği takdirde verilecek olan ceza arabaya iki gün süresince el koyulması olacaksa, ideal ebeveyn arabayı yıkaması için ergene ısrar etmez. Bu bir seçimdir. Ergen ya bu sorumluluğu kabul eder ve daha sonra ona verilecek olan özgürlükleri hakkeder ya da olgun davranmamayı ve bunun sonucu olarak da özgürlükleri kaybetmeyi göze alır. Emin olun, ergen özgürlükleri haketmeyi seçecek, ebeveynde zamanını ve enerjisini ergenin arabayı yıkayıp yıkamadığını düşünerek harcamayacaktır.

Kural gayet basittir: Ergen sorumluluklarını yerine getirirse kendini genç ve olgun bir insan olarak görüp iyi hisseder cek ve sınırsız özgürlüğün nimetlerinden faydalanacaktır. Varsayalım, yaşı küçük olan bir ergenden akşam yemeğinden sonra herkes masadan kalkınca bulaşıkları bulaşık makinesine koyması, kalanı elde yıkaması ve bütün bu işleri bir saat içinde halletmesi istendi. Bu sorumluluğunu yerine getirmediği takdirde ergene bir sonraki aile yemeğine katılamama cezası verilir ve bunun yanında da ergenin ailesi yemek yerken pizza sipariş etmesi ya da arkadaşlarıyla dışarı çıkması yasaklanır. Böyle bir anlayışta olan ana-baba çocuğu yemek masasından kalkıp telefonda arkadaşıyla konuşmaya gittiğinde ona bağırmayacaktır, çünkü ergen kuralları bilmektedir. Ana babaların tüm yapması gereken, ergenin kuralları çiğnediğinde bunun cezasını çekecek olduğunu bilmesini sağlamaktır. Bu durumda ergenlerin çoğu sadece bir yemeğe katılmayacaktır, bundan emin olun. Telefondaki arkadaşlarına, "Şimdi gitmeliyim. Hayatım buna bağlı. Seni sonra ararım." derken duyabilirsiniz onu. Ergen sorumluluğu ve özgürlüğü öğrenmektedir. Yemek yeme özgürlüğü çalışma sorumluluğu ile bağlantılıdır.

0_51a07_2111acab_L
 
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst