Gençler İçin Beş Sevgi Dili

0_519d7_e7145c21_L


3. Öfkenizi Analiz Edin ve Seçeneklerinizi Değerlendirin

Üçüncü adım öfkenizi analiz etmek ve seçeneklerinize göz atmaktır. Öfkeniz yüze hatta beş yüze kadar saysanız bile hâlâ geçmemiş olabilir. Ama kendinize öfkenizle ilgili sorular soracak kadar sakinleşmiş olabilirsiniz:

"Neden öfkeliyim?"
"Karşımdaki kişinin yanlışı nedir?"
"Onun davranışını yargılarken bütün doğruları göz önünde bulunduruyor muyum?"
"Onun bu davranışının altında yatan nedenleri gerçekten biliyor muyum?"
"Ergen çocuğumun hareketi yanlış mıydı yoksa ben çok mu hassas davrandım?"
"Onun gelişim kapasitesinin üzerinde şeyler yapmasını mı bekliyorum?" (Bazen ebeveynler ergenlere sadece ergen gibi davrandıkları için öfkelenirler.)

Durum hakkında düşünecek zamanınız olduğunda atılacak hangi adımın bu konuda yapıcı olabileceğine karar verebilirsiniz. Birçok seçeneğinizin içinden sadece ikisi öfkenin olumlu tepkilerini temsil eder. İlki öfkeyi başkalarının değil de kendi sorununuz olduğunun farkına vararak serbest bırakmaktır. Sizin probleminizde aşağıdaki durumlarla ilgili olabilir:

"Bugün sol tarafımdan kalktım..."
"Bu aralar çok stres altındayım..."
"Dün gece pek uyuyamadım..."
"Tepem attı..."
"İstediğim olmadığı için sinirlendim..." gibi...

Nedeni ne olursa olsun öfkenin sizin sorununuz olduğunu kabul edin ve bunu serbest bırakın. Kendi kendinize ya da yüksek sesle "Öfkem bencilliğimi ortaya çıkarıyor ve durum böyle olunca da ben hissettiğim öfkenin şekil değiştirdiğinin farkına varıyorum ve bunu dışa vurma yolunu seçiyorum. Ailem bana karşı yanlış bir şey yapmadı; sadece ergen kızımın ya da oğlumun davranışına kızdım." deyin.

Zaman zaman çıkardığınız bu sonucu Tanrı'ya bir dua şeklinde iletebilirsiniz. "Tanrım öfkenin kötü bir şey olduğunu gördüm. Bencilce davrandım ve her şeyi ailemden bekledim. Böyle yanlış bir tavır sergilediğim için beni bağışla. Öfkemi sana iletiyorum. Aileme sevgiyle yaklaşabilmem için bana yardım et, amin." Artık öfkenizi bırakmak için bilinçli bir karar vermiş ve yaptığınıza inandığınız hataları itiraf etmiş bulunmaktasınız.

Öte yandan da haklı olarak öfkelendiğiniz durumlar da olabilir. Ailenizden biri size hatalı davranmış olabilir. Böyle bir durumda öfkelenmeye "hakkınız" vardır. Beş yüze kadar saymış, yürüyüşünüzü yapmış, öfkenizi analiz etmiş ve yine de öfkenizi yenmeyi başaramamış olabilirsiniz. Bu durumda sizi öfkelendiren şeyi o insanla konuşulması gereken bir konu haline gelmiştir, bunu görmezden gelemezsiniz. Birisi size yanlış bir harekette bulundu, kırıldınız ve bu konunun bir çözüme kavuşturulması gerekiyor, ikinci olumlu tepki de konuyu kızgınlık duyduğunuz kişiyle konuşmaktır. Eşinizle ya da ergen çocuğunuzla konu hakkında konuşmaya başlamadan önce duruma nasıl yaklaşacağınızı düşünmeniz iyi olacaktır.

The Other Side ofLove (Sevginin Diğer Yüzü) adlı kitabımın arka kısmında karşınızdaki insana yaklaşırken kullanabileceğiniz kelimelerden bahsetmiştim. Örneğin "Şu anda çok öfkeliyim ama sakın endişelenme sana zararım dokunmayacak. Fakat yardımına ihtiyacım var. Bu konuşmak için iyi bir zaman mı?" Benim size önerim bir not kâğıdına bu tip cümleler yazmanız, buzdolabının üzerine yapıştırmanız ve eşiniz ya da çocuklarınızla konuşmaya hazır olduğunuz zaman kâğıdı alıp ailenin bütün bireylerinin önünde okumanız. Bu onlara öfkeli olduğunuzu ve hem kendinize hem de ailenize konuyu bir patlama yaşamadan ele alacağınızı ama zamana ihtiyacınız olduğunu kabul ettiğinizi göstermek için iyi bir yoldur. Ama eğer bu konuşmak için iyi bir zaman değilse daha uygun bir zaman belirleyin.

0_519d7_e7145c21_L
 
0_519d7_e7145c21_L


4. Aile Fertleriyle Konuşun​

Dördüncü adım ise aile bireyleriyle konuşmaktır. Bu adımda konu, tartışabilmeniz için karşınızdaki insana sunulur. Siz de yukarıdaki gibi bir not yazıp buzdolabınızın üzerine yapıştırabilirsiniz. Ama notun üzerindeki mesajı iletmek istediğiniz aile üyesine okumak için doğru zamanı seçmeye özen göstermelisiniz. Eğer bu kişi o an bir TV programına ya da bir maça dalmışsa bu konuşmaya başlamak için uygun bir zaman olmayabilir. Eşiniz yemek yapıyor ya da etrafı temizliyorsa size beklemenizi öneririm. Diğer aile üyeleriyle değil de ikinizin başbaşa olduğunuz bir zaman seçmeye çalışın. Uygun zaman ve mekânı bulabilmeniz birkaç saat beklemeniz anlamına gelebilir. Eğer "Bu konuyu hemen şimdi konuşacağız." diye ısrar ederseniz aranızda geçecek olan konuşmayı daha başlamadan bitirebilirsiniz.

Uygun zaman ve mekânı saptadığınızda size konuşmanıza şöyle başlamanızı öneririm: "Duygularımı seninle paylaşmak istiyorum, çünkü ilişkimize değer veriyorum. Olayı yanlış anlamış ya da yanlış yorumlamış olabilirim, biliyorum. Ama sana konuyu ne açıdan ele aldığımı ve neler hissettiğimi anlatmak istiyorum. Daha sonra da senden kendi bakış açını anlatmanı rica ediyorum. Galiba atladığım bir şey var ve bunun ne olduğunu bulmak için senin yardımına ihtiyacım var." Ona endişelerinizden bahsederken mümkün olduğu kadar ayrıntı verin. Ne duyduğunuzu, ne gördüğünüzü ve bunu nasıl yorumladığınızı, duygularınızı ve neye üzüldüğünüzü anlatın. Sonra sizi üzen bu olaya odaklanın. Sakın bu konuyu geçmişte yaşadığınız benzer olaylara benzetip bunlardan bahsetmeyin. Bunu yaptığınız takdirde karşınızdaki kişiyi onun utanmasına neden olacak şekilde ezmiş olursunuz. Bunun ardından iki taraf da kendini korumaya geçer ve konuşma bir tartışmaya dönüşebilir. Bir çoğumuz tek bir olayın yükünü kaldırabiliriz ama geçmişte yaptığımız bütün hatalar yüzümüze vurulursa bunu taşıyamayabiliriz.

Karşınızdakine bu belirli olaya ilişkin kaygıları aktardıktan sonra ona "Sanırım endişelerimi duydun. Tekrar ediyorum, bir şeyi yanlış anlamış ya da yanlış yorumlamış olabilirim, onun için senin fikirlerini de öğrenmek istiyorum." deyin. Bu tarz bir ifade karşınızdaki insanınsize karşı açık ve dürüst olmasını kolaylaştırabilir. O size kendi bakış açısından bahsederken lütfen konuşmasını "bölmekten" kaçının. Onun her cümlesinden sonra hemen atılıp "Bu doğru değil" gibi ifadeler kullanırsanız barış anlaşması yapmak yerine savaş başlatırsınız. Karşınızdaki aile üyesine yalancı derseniz onun içinde size karşı güçlü olumsuz duygular yeşermesine neden olursunuz. Bunun yerine onun söylediklerini dikkatle dinleyin. Söylediklerini anladığınızı ve anlayacağınızı onaylamak için "Şunu mu söylemeye çalışıyorsun...?" ya da "Sanırım şunu demek istiyorsun..." gibi sorular sorun. Bu sorular karşınızdakinin sizinle daha çok şey paylaşmasını sağlamaya çalıştığınızın ve onun bu konu hakkındaki duygu ve düşüncelerini anlamak için bir çaba gösterdiğinizin kanıtıdır.

Eğer gerçekten karşınızdaki kişinin fikirlerine karşıysanız o zaman ona, "Öyle görünüyor ki biz bu konuya farklı açılardan bakıyoruz. Sanırım bunun nedeni de bizim iki farklı insan olmamız. Bundan ilerde ikimiz için de birtakım şeylerin daha iyi olması için ne gibi dersler çıkarabiliriz?" deyin. Böyle bir yaklaşım sizi olumlu bir çözüme götürebilir. Ama yine de siz karşınızdakinin yanlış olduğunu düşünüyor, kendi bakış açınızın doğru olduğu konusunda ısrar ediyorsanız savaşı sizin kazandığınızı, onun kaybettiğini savunuyorsunuz demektir ki bu da sizi hiçbir sonuca götürmez. Aranızdaki mesafe de hiç olmadığı kadar açılır. Öte yandan eğer bir sonuç aramaya devam eder, yaşadığınız deneyimden olumlu bir şey ders almaya çalışırsanız ikiniz de bu savaşı kazanırsınız. Artık öfkenizi yenmiş ve bunun olumlu sonuçlarını da almış olursunuz. Ergen çocuğunuza öfke ile başa çıkmasını öğretmek için bu böyle bir olumlu öfke denetimi iyi bir model oluşturur.

0_519d7_e7145c21_L
 
0_519d7_e7145c21_L


ERGEN ÇOCUĞUNUZA ÖFKEYLE BAŞA ÇIKMASINI ÖĞRETMEK

Ergen çocuklarımıza öfkelerini nasıl kontrol altına alacaklarını öğretmeye başlamak için kendi öfkemizi denetleme becerilerimizin kusursuz bir hale gelmesini bekleyemeyiz. Aslında bazı ebeveynler kendi davranışlarının yansımasını çocuklarında görene kadar öfkeyi denemeye ilişkin bir sorunları olduğunun farkına varamıyorlar. Çocuklarınızı size öfkeyle bağırıp çağırırken gördüğünüzde sormanız gereken en mantıklı soru, "Bu davranışı nereden öğrendiler?" olmalıdır. Bu onların ana-babalarını model aldıklarının bir işaretidir.

Ebeveynleri öfke kontrolü kalıplarını değiştirmeye başlamaya motive eden şey şu korkutucu düşüncedir: "Ergen çocuklarım ilerde benim gibi olabilirler." Öfkeyle başa çıkmayı ergen çocuklarımızla "beraber" yapıcı bir yolla öğrenmeliyiz.

Bir ergenin öğrenebileceği iki en önemli ilişki kurma becerisi sevgiyi ifade etme şekli ve öfkeyi kontrol altına almadır. Bu ikisi birbiriyle ilgisiz şeyler değildir. Ergenin sevildiğini hissetmesi, öfkeyle olumlu bir yoldan başa çıkma yöntemini öğrenebilmesini kolaylaştırır. Ama eğer ergenin sevgi deposu boşsa öfkeyle başa çıkması kesinlikle zorlaşır. Bu bilginin ışığında denebilir ki ana-babaların ergen çocuklarının temel sevgi dillerini öğrenmeleri ve bunu da düzenli bir şekilde konuşmaları çok önemlidir. Buna karşılık ergenin dolu bir sevgi deposuna sahip olması öfkeyle başa çıkmayı doğal olarak öğrenmesi anlamına da gelmez. Olumlu öfke kontrolü bir ilişkide mutlaka öğrenilmesi gereken bir olgudur. Ergen çocuklarını seven ebeveynler onlara bu becerileri öğretecek yegane kişilerdir. Peki bu eğitim görevinde başarılı olabilmek için bir ebeveynin bilmesi gereken önemli noktalar nelerdir? İçe Vurum Mu? Dışa Vurum Mu?

İlk ve esas olarak ebeveyn ergenin bulunduğu seviyeden başlamalıdır. Çocuk ergenliğe adım attığında öfkeye vereceği tepki yöntemleri gelişmiş bulunmaktadır. Geçenlerde bir anne bana "Dr. Chapman bir ergeni öfkesi hakkında konuşmaya nasıl ikna edersiniz? 15 yaşındaki kızım öfkeden deliye döndüğünde ağzından tek laf çıkmıyor. Ona 'Ne oldu?' diye sorduğumda konuşmak istemiyor. Öfkelendiği şey hakkında konuşmazsa ona nasıl yardım edebilirim ki?" dedi. Başka bir anne, "Benim sorunum bunun tam tersi. Kızım sinirlendiği zaman deliye döner ve bunu herkes duyar. Bağırır, çağırır ve bazen de öfke nöbeti geçiren iki yaşındaki çocuk gibi zıplamaya başlar." Bu iki anne sarkacın iki ayrı ucuna tanık olmuştur: İçe vurum ve dışa vurum.

Çoğu ergen öfkenin bu yıkıcı ifadelerinden birine tutunur. Sessiz ergen için "içe vurum" kelimesini kullandım, çünkü öfke içte tutulduğu ve dışarı vurulmadığı zaman ergenin ruhunu kemirir. Unutmayın, öfke ergen ebeveyni ya da başka birisinin yanlış bir harekette bulunduğunu düşündüğünde ortaya çıkan bir şeydir. Kendisine yanlış yapılmış duygusu ergene o yanlışı yapan ebeveyn ya da başka bir kişi tarafından düzeltilmezse genelde ergende küskünlük, yalnızlık, dışlanmışlık duygularına ve depresyona yol açar. İçe vurum öfke aynı zamanda pasif-agresif davranışa da neden olabilir. Ergen dış dünyaya karşı pasiftir ve öfkeyle yüzleşmeyi reddeder ama içinde büyüyen kini öfkeli olduğu kişiye -bu genelde ebeveynidir- ya da kendisine zarar verecek hareketlere döker. Pasif-agresif davranış şekli ergenin okula ya da yaptığı spora olan ilgisinin azalması, uyuşturucu kullanımı ya da cinsel hayatın aktif hale gelmesi gibi birbirinden bağımsız alanlarda ebeveyne karşı öfke ifadesi şeklinde ortaya çıkar. Bazen aylar süren depresyondan sonra öfkelerini içlerine hapseden bu gençler şiddet içeren davranışlara yönelebilirler. Öte yandan çok sayıda ergen dışa vurum öfke denetim kalıbına sahiptir. Ebeveyn ergene yanlış gelen bir şey söylerse ya da bir harekette bulunursa ergen ebeveynin bu yaptığı şey üzerine öfkesini bağırarak, kötü sözler söyleyerek hatta küfür ederek ifade eder. Bazı ergenler şişeleri duvara fırlatırlar, kalem kırarlar, deli gibi araba sürerler, "yanlışlıkla" tabak çanağı devirirler, çim biçme makinelerini hortumun üzerinden geçirirler veya daha farklı fiziksel yıkıcı yollarla öfkelerini sergilerler. Bu yıkıcı kalıplar değişmezse birkaç yıl sonra eşlerini ve çocuklarını hem sözle hem de fiziksel olarak suistimal edecek olan insanlar bunlar olacaktır.

Bütün ergenler yukarıda belirtilen uç noktalara gitmez ama hemen bütün ergenler bu iki yönden birine sapar: İçe vurum ya da dışavurum. Az sayıda genç öfkesini bu bölümün başında belirttiğimiz gibi daha olgun ve verimli bir şekilde ele almayı bilir. Bazı ebeveynler için çocuklarına doğru öfke kontrolünü öğretmek korkulacak bir iştir. Birinci adım ergen çocuğunuzda var olan kalıpları görmektir. Bunların nerede olduğunu saptamadan onları olgun öfke kontrolü kalıplarına sokamazsınız. Neticede size çocuğunuzun öfkeli hallerini gözlemlemenizi ve öfkesini size veya başkalarına karşı nasıl gösterdiğini bir yere kaydetmenizi öneririm. İki aylık gözlem size ergen çocuğunuzun pozitif öfke kontrolü becerisi gelişiminin hangi aşamasında olduğunu gösterecektir. Bu, ana babaların çocukları için pozitif değişim modelleri oluşturmaları için ilk adımdır.

0_519d7_e7145c21_L
 
0_519d7_e7145c21_L


SEVGİ VE ÖFKE: ERGEN ÇOCUKLARIMIZA YARDIM

Öfke konusunda verdiğim bir dersten sonra Tom yanıma geldi. Ağladığını farketmiştim. Bana "Doğru davranmadım. Bu gece ilk defa kızımın içine kapanmasına benim neden olduğumu anladım. Önceleri bana kızdığında ona ne kadar aptal göründüğünü söylerdim. Artık büyümesi gerektiğini vurgulardım ve o kadar hassas olmamasını öğütlerdim. Şimdi onu kendimden uzaklaştırdığımı görüyorum. Geçtiğimiz altı ay boyunca benimle neredeyse hiçbir şey paylaşmadı." dedi.

Ergen çocuklarımıza onlar öfke duygusuyla tamamen içlerine kapandıklarında vebizimle iletişim kurmak istemezken nasıl yardım edebiliriz? Çocuğumuzun öfkesini içe vurum veya dışa vurum yöntemlerinden hangisiyle gösterdiğini anlayabilirsek ona yardım edebiliriz. Bu bölüm ergen çocuğunuzun pozitif öfke kontrolü becerilerinin gelişimine yardımcı olabilecek adımlar üzerinde durmaktadır.

0_519d7_e7145c21_L
 
0_519d7_e7145c21_L


DİNLEMEK ZOR İŞTİR

Çocuğunuzun öfkesiyle başa çıkmak için kullandığı yanlış yöntemi saptadıktan sonra onun öfkesini kontrol etmesi için sağlıklı yollar öğrenmesine yardım etmelisiniz. Bundan sonra atılması gereken ikinci adım ebeveynlerin öfkeli ergen çocuklarını dinlemek gibi zor bir işi üstlenmeleridir. "Zor" kelimesini vurgulamak istedim çünkü emin olun bu kolay olmayacaktır.

Ergenlerin öfkelerini göstermek için başvurdukları içe vurum yöntemine kısaca değineceğiz çünkü bu birçok açıdan en çok sorun yaratan konudur. Şimdi öfkesini dışa vurumla gösteren ergeni dinleyelim.

0_519d7_e7145c21_L
 
0_519d7_e7145c21_L


Acımasız Ağır Sözler Duymak

Ben bir evlilik ve aile danışmanıyım. İnsanları dinlemek için eğitim aldım ama emin olun ki oğlumun ağzından çıkan öfke sözcüklerini dinlemek kolay bir iş değildi. Dinlemek "zor" olsa da kolaymış gibi görünebilir. Benim için öfkesini dışa vurumla ifade eden oğlumu dinlemek gerçekten de zorlu bir işti ama aynı öfkeli bir ergende pozitif bir etki bırakabilmenin tek yolunun söylediklerini ne kadar ağır sözlerle dile getiriyor olsa da dinlemek olduğuna karar vermiştim.

Uzun yıllar sonra oğlumun yazdığı ve bu bölümün sonunda sizlerle paylaştığım şiir bana onu boş yere dinlemediğimi kanıtladı. Ne kadar sert bir şekilde dile getiriliyor olsa da hâlâ ergen çocuklarımızın endişelerini dinlememiz gerektiğine inanıyorum. Ergenin öfke ifadelerini dinlememiz neden bu kadar önemli? Çünkü öfke, oluşmasına neden olan uyarıcıya yöneltilmedikçe dönüştürülemez. Ebeveynler çocuklarının endişelerini duymadan onlara cevap veremezler.

Baştan başlayalım. Ergen neden öfkelidir? Çünkü ona aptalca ya da gaddarca gelen bir davranışa maruz kalmıştır ya da kendisine haksızlık yapıldığını düşünmektedir. Ergenin algısı doğru olmayabilir ama o kafasında bir şeylerin yanlış olduğunu düşünmektedir. (Ergenin öfkelenme nedeni ebeveyninkiyle aynıdır: İkisi de bir şeyi yanlış algılamışlardır.) Neticede öfkeli ergen -bağırıp çağırsa bile- öfkesini sözcüklerle dile getiriyorsa ana babalar bunu şükranla karşılamalıdır. Çünkü eğer çocuklarını dinlerlerse, onların kafasında ve ruhunda neler olup bittiğini anlayabilme şansları olacaktır. Ebeveynler çocuklarının öfkesini yenmelerine yardımcı olmak istiyorlarsa onlardan alacakları bu bilgiye gereksinim duyacaklardır.

Ana-baba ergenin neden sinirli olduğunu ortaya çıkarmak zorundadır: Ergen neyin yanlış yapıldığını düşünüyor, ergene göre ebeveyn ne tür bir haksızlık yapmıştır, daha doğru bir deyişle ebeveyn ergene nasıl bir hainlik yapmıştır?Ebeveyn bu önemli bilgiyi ortaya çıkarmaz, olayı ergenle birlikte çözmezse ergenin öfkesi içinde kalacaktır ve iki tarafın öfke sözcükleri de boşuna söylenmiş olacaktır. Öte yandan, eğer ebeveyn ergenin sorunlarını dinler, sorunların kökenine inerse o zaman çocuğundan doğru bir cevap alabilir.

0_519d7_e7145c21_L
 
0_519d7_e7145c21_L


Soğukkanlılığımızı Kaybetmek

Ergen ana babaları olarak çoğumuz çocuklarımız öfkelerini dile getirmeye başladıklarında söylemek istedikleri şeyleri daha dinlemeden onlara olumsuz tepkiler veririz. Çocuğumuzun bizimle konuşma biçimine kızarız ve genellikle de onlara bağırıp çağırarak "soğukkanlılığımızı kaybederiz." Ebeveyn "Kes sesini ve hemen odana git. Benimle bir daha böyle konuşmayacaksın." der ve böyle yaparak çocuğuyla iletişim akışını keserek onun öfkesinin kaynağını ortaya çıkarma olasılığını da ortadan kaldırmış olur. Ev halkı sessizliğe gömülür ama öfke daha sonra bir şekilde dönüştürülmeyen öfke ergenin de ebeveynin de içinde büyümeyedevam eder. Ben buna ergenin öfkesinin "şişenin içine hapsolması" diyorum. Bu ergenin içinde hapsedilen öfkenin ağzını bir kapakla kapamak gibi bir şey. Bu durumda da ergenin öfkesi iki katına çıkar. Asıl şikâyet konusu yüzünden kızgındır ve buna ek olarak da ebeveyninin ona davranış şekline öfkelenmiştir. Böyle bir durumda ebeveyn çocuğuna öfkesini pozitif olarak ele almayı öğreteceği yerde sorunu ikiye katlar.

Zeki ebeveyn çocuğunun sorununu dile getirirken takındığı tavra değil onun söylediği şeylere odaklanır. Bu durumda önemli olan, ergenin öfkesinin kaynağını bulmaktır. Size bu bilgiyi verebilecek tek kişi ergen çocuğunuzdur. Eğer size bağırıyorsa bu size bir şey söylemeye çalışıyor demektir. Zeki ebeveyn hemen dinleme konumuna geçmelidir. Ayrıca size kâğıt, kalem almanızı ve çocuğunuzun söylediklerini not etmenizi öneririm. Bu size iletilen mesajın iletiliş şekli yerine mesajın kendisine yoğunlaşmanıza yardım eder. Ergenin söylediklerini kâğıda yazın. Ergenin haksızlık olarak nitelendirdiği şey nedir? Kendinizi savunmayın, çünkü bu kavga zamanı değildir, tersine ona kulak vermeniz gereken zamanıdır. Anlaşmaya ya da kavga etmeye daha sonra karar verebilirsiniz ama şimdi ergen çocuğunuzla bir barış anlaşması yapabilmeniz için kesinlikle gerekli olan gizli bilgileri toplamalıyız.

0_519d7_e7145c21_L
 
0_519d7_e7145c21_L


DİNLEMENİN İKİNCİ RAUNDU

Ergen öfkesini sözcüklere dökmeyi bitirdikten sonra söylediklerine ilişkin düşüncelerinizi onunla paylaşın ve söylediklerini açıklamasına izin verin. Ona, "Bana anlattığın şeylerden şunu çıkarıyorum: Sen benim ... yapmama kızmışsın... Söylemeye çalıştığın şey bu mu?" diye sorabilirsiniz. Böyle bir ifade ona kendisini dinlediğinizi ve daha da dinlemek istediğinizi gösterecektir. Bunun üzerine ergen kendini daha fazlasını anlatmaya zorunlu hissedecektir. Çocuğunuz aynı duyarlılığı koruyarak ya da anlatımındaki yoğunluktan sıyrılarak size neden üzgün olduğunu anlatmaya devam edecektir. Ağzından çıkanları kâğıda not etmeye devam edin. Kendinizi korumak için sizi baştan çıkarmaya çalışan içinizdeki o dürtüden kurtulmaya çalışın ve kendinize dinlemenin ikinci raundunda olduğunuzu hatırlatın.

Çocuğunuz sakinleştiğinde söyledikleri hakkında ne düşündüğünüzü tekrarlayın ve doğru mesajı aldığınıza emin olmak için söylediklerine açıklık getirmesi için ona bir fırsat daha verin. Dinlemenin üçüncü raundundan sonra çocuğunuz onu ciddiye aldığınızın farkına varacaktır. Ergen sizin not aldığınızı ve bütün dikkatinizi ona verdiğinizi gördüğünde çok şaşıracaktır. Sizin onun sorunlarını ciddi anlamda dinlediğinizi fark ettiğinde üçüncü raunda geçmeye hazırsınız demektir. Ergen çocuğunuz öfkeliyken onu dikkatle dinlemenin önemini vurgulamadan geçmek istemedim.

0_519d7_e7145c21_L
 
0_519d7_e7145c21_L


SESSİZ ERGEN

Ergen çocuğunuzun öfkesini dışa vurum şeklinde değil de içe vurum biçiminde mi yaşıyor? Bazı durumlarda içine kapanık ergenlere yardım etmek daha zordur. Onun endişelerini ve öfke duymasına neden olan şeyleri paylaşmayı reddetmesi ebeveynin elini kolunu bağlar. Çünkü ebeveyn çocuğun duygu ve düşüncelerini öğrenmeden onun zihninden geçenlere cevap veremez. Bazı durumlarda bu, ergenin sessiz kalma davranışını sürdürmesinin nedenidir.

0_519d7_e7145c21_L
 
0_519d7_e7145c21_L


Sessizlik ve Güç

Ana-baba ergenin hayatını her şekilde kontrol ediyorsa ve bütün kararları onun adına veriyorsa bu ergenin kendini güçsüz bir kişi gibi hissetmesine neden olur. Böyle bir durumda ergen bağımsızlık ve özbenlik duygularını geliştiremez ve böylece ebeveynine karşı üstün olabilmenin yolunun sessiz kalmak olduğuna inanır. Sessiz kaldığında kontrol bir an için bile olsa ergenin elindedir. Onda ana babanın istediği bir şey vardır ve bunu vermeyi reddeder. Çocuğunun bu tavrı karşısında ebeveyn paniklerse ve eşine ya da ilgili başka bir yetişkine yakınırsa veya kendini tutamayıp ergene "Eğer ne olduğunu söylemezsen sana yardımcı olamam." şeklinde patlarsa bu savaşı ergen kazanmış olur. Ergenin istediği de budur; kontrolünüzün dışına çıkmak. Ergen onu bir ebeveyn olarak kollayıp kontrol etmenizden sıkılmıştır ve artık bağımsız olmak istemektedir. Ve o an sessiz kalmak bu bağımsızlığı yaratmak için seçilebilecek yollardan biridir. Neticede içine kapanık ergen ana babaları kendilerine bu zorlu soruları sormak durumundadırlar:

"Ergen çocuğumun hayatını çok mu fazla kontrol ediyorum?
Ona düşünmesi ve kendi kararlarını verebilmesi için yeteri kadar özgürlük tanıyor muyum?
Onun bir ergen gibi davranmasına izin veriyor muyum, yoksa hâlâ çocuk gibi mi davranıyorum?

Çocuğunun kontrolünü fazlasıyla elinde tutmaya çalışan ana-baba için en doğru yaklaşımı sağlayacak iletişim mesajı şu olmalıdır: "Bazen hayatına çok fazla karıştığımı biliyorum. Artık bir ergen olduğunu ve bütün duygu ve düşüncelerini benimle paylaşmak istemeyebileceğini biliyorum. Böyle davranmakta da haklısın. Ama eğer konuşmak istersen benim her zaman burada olduğumu bilmeni isterim. Konuşmak istediğinde seni dinlemek istiyorum." Bu konuşmayı yaptıktan sonra çocuğunuza onun temel sevgi dilini kullanarak sevginizi gösterin. Böyle bir konuşma bir sevgi ifadesiyle tamamlanırsa ergen kendisini kabul gördüğü bir ortamda gerçekten iyi hissedecektir. Ebeveyn bu konumunu korursa bir dahaki sefere ergenin ebeveyne kızdığında bunu dışa vuracağını garanti edebilirim.

Ergenlerin kızdıkları zaman sessiz kalmayı tercih etmelerinin başka bir nedeni de ana babalarıyla öfkelerini paylaştıklarında ana-babalarının her zaman kendilerine sinirlendiklerini görmüş olmalarıdır. Bu ergenler geçmişte ana-babalarıyla yaşadıkları sinir harplerinden yoruldukları için ve onların eleştiri dolu ağır sözlerine maruz kalmamak için sessiz kalmayı tercih etmektedirler. Ebeveynlerin sarf ettikleri böyle sözler ergeni aşağılar ve utandırır. Bu yüzden de böyle bir deneyimi bir kere daha yaşamak istemez. Bu durumda onlara en doğru gelen yaklaşım sakinleşmeye çalışmak ve öfke konularını ana-babayla paylaşmayı reddetmektir. Bu ergenlerin ebeveynleri onlara bu tür sözler söylemeyi hiçbir zaman bırakamayacaklardır. Gösterdikleri bütün çabalar karşısında çocukları onların dırdır ettiğini düşünecek ve bu da onları daha da içlerine kapatacaktır.

Ebeveynin yapması gereken, geçmişteki hataları kabul etmektir. Ana-babaların hayatlarındaki olumsuz davranış duvarını yıkmaları çocuklarının onlarla öfkelerini paylaşmaya başlayacağı yeni bir ortam yaratılmasının ilk adım olacaktır.

0_519d7_e7145c21_L
 
0_519d9_9653546b_L


İtiraf Zamanı

Tom kararını vermişti. Yaptıklarından pişmanlık duyarak ve açtığı yaraları sarabileceğim gösteren mütevazi bir tavır takınarak kızı Tracy'nin yanına gidecekti. Bana "hata yaptığını" itiraf ettikten sonra planını anlatmaya başladı: "Bu gece eve gidip ona karşı işlediğim bütün hataları itiraf edeceğim. Belki bana bir şans daha verir." Kendisini tamamen duygularının yönlendirmesini istemediği için benden bir itiraf konuşması hazırlarken ona yardım etmemi istedi. İşte hazırladığımız konuşma. Bunun gibi bir ifade şekli çocuğunun sessizliğine son vermek ve kendi sorumluluklarını itiraf etmek isteyen her ana-babaya yardımcı olabilir.

"Tracy, benim için gerçekten önemli olan birkaç şeyi seninle paylaşmak istiyorum, bana ayıracak birkaç dakikan var mı? Eğer bu konuşmak için uygun bir zaman değilse beklerim." Tracy babasının konuşmasına izin verirse Tom devam eder: "Dün gece bir toplantıya katıldım, konu öfke idi. Orada sana geçmiş yıllarda çok yanlış davrandığımı fark ettim. Bana sorunlarından bahsettiğinde çok duyarsız davrandım ve seni hiç konuşturmadım. Sana aptal olduğunu, büyümen gerektiğini ve bu derece hassas olmaman gerektiğini söylediğim zamanları hatırlıyorum. Şimdi anlıyorum ki bu benim olgunluğumla örtüşmeyen davranışlarmış. Benimle endişelerini paylaştığın için asıl olgun olan senmişsin. Sana bütün bunları hissettirdiğim için çok üzgünüm. Şunu bilmeni istiyorum ki ilerde bana kızdığın anlarda seni dinlemek isterim. Endişelerini duymaya ve bunlara olumlu bir açıdan yaklaşmaya çalışacağım. Bazen bana kırılıyorsun, bunu biliyorum. Eminim ilerde de bu tip şeyler olacak. Eğer bana neden üzgün olduğunu anlatırsan seni dinleyeceğim. Duygularına saygılı olmaya çalışacağım ve sonuçta aramızda bir uzlaşma sağlayabileceğiz, tamam mı?"

Tom'a kızının onun bu konuşmasına sözel tepki vermeyebileceğini ve Tracey'yi oanda konuşmaya zorlamaması gerektiğini söyledim. Kızının temel sevgi dilini göz önünde bulunduracağı bir sevgi ifadesi kullanması gerekiyordu. Tom'un o gece attığı adım kızının öfkesini babasıyla paylaşma olasılığını güçlendiren ilk adımdı.

Ergenler ebeveynleriyle öfkelerini paylaşmanın onlar açısından güvenli olduğunu fark görürlerse bunu yapacaklardır. Ama kendilerini tehdit altında, aşağılanmış, korkmuş hissederlerse, utanır ya da yanlış bir davranışa maruz kalırlarsa o zaman bazı ergenler sessizliğe gömülmeyi tercih edecektir. İçine kapanık bir ergenin ebeveyninin amacı çocuğunun öfkesini rahat bir şekilde paylaşabileceği duygusal bir ortam yaratmak olmalıdır. Sessiz ergen tekrar konuşmaya başladığında ise ebeveyn yukarıda sözünü ettiğimiz gibi zor bir iş olan dinlemenin altından kalkmalıdır.

0_519d9_9653546b_L
 
0_519d9_9653546b_L


ÖFKELERİNİN GEÇERLİ BİR NEDENİ VAR

Ergen çocuğunuzun öfke karşısında gösterdiği yanlış tepkiyi anladıktan ve onun öfke ifadelerini dikkatle dinledikten sonra ona öfkesini olumlu bir şekilde ifade etmesini öğretmek için atacağınız üçüncü adım ergenin kızgınlığının haklı bir nedenden kaynaklandığına inanmak olacaktır. Ebeveynlerin "Bir dakika. Çocuğumun öfkesinin geçerli bir nedeni olduğunu sanmıyorum. Sanırım benim hareketlerimi yanlış anladı. Bazen gerçekleri doğru dürüst göremiyor. Olaya onunla aynı açıdan bakmıyorsam öfkelenmekte haklı olduğunu nasıl düşünebilirim?" şeklinde düşündüklerini biliyorum. Böyle bir soru sorduğunuza sevindim, çünkü çoğu ebeveyn bu konuda ciddi hatalar yapmakta, örneğin gerçeklerle duyguları birbirine karıştırmaktadır. Sonuçta da ebeveynler ergenlerle olaylar hakkında tartışmaya girerler ve duygular bir kenara itilir. Tartışma daha da büyüdüğü takdirde bu kişilerin hissettikleri başka duyguların da görmezden gelinmesine neden olacaktır. Bilmezden gelinen duygular ergenler ve ebeveynler arasında olumlu bir ilişki kurulmasını engeller. Atacağınız üçüncü adım bu nedenle çok önemlidir.

Çocuğunuzun öfkesinin nedenini anlayamazsanız, ona asla öfkesiyle başa çıkmasını öğretemezsiniz. Kendinizi tamamen bana verebilmeniz için bir kahve alın için ya da dikkatinizi toplamanızı sağlayacak herhangi bir şey yapın, çünkü birazdan söyleyeceğim şeyler son derece önemli. Öfkelenirsiniz, çünkü birisi size yanlış gelen bir şey yapmıştır. Aksi takdirde kızmazdınız. Duruma bakış açınız doğru olmayabilir ama eğer ben sizin öfke nedeninizi anlamamışsam o zaman siz benim konu hakkındaki görüşlerimi dinlemeye açık olmazsınız. Benim bakış açımı duymak isteyeceğiniz duygusal atmosfer benim sizin öfkelenmeye hakkınız olduğunu anladığım zaman yaratılmış olur.

Başka bir insanın duygularını gerçek anlamda anlamanın en iyi yollarından birisi "empati", yani kendinizi bir başkasının yerine koyup dünyayı onun gözlerinden görmeye çalışmak. Ebeveyn bunu bir an için ergene dönüşerek gerçekleştirebilir ve o günlerde yaşadığı güvensizlik duygusunu, değişen ruh hallerini, bağımsızlık ve özbenlik isteğini, arkadaşları tarafından kabul görmenin önemini ve aileden azami ölçüde sevgi ve anlayış beklentisini hatırlar. Ergen çocuğuyla empati kurmaya çalışmayan bir ebeveyn çocuğunun öfkesini anlamakta zorluk çekecektir.

Curtis anlattığı hikâyeyle empatinin gücünü kanıtlamıştı: "Kızımla empati kurmaya çalıştığımda gördüğüm şey inanılmazdı. Bir hafta için kızımın ehliyetine el koymuştum, bana çok kızmıştı, bağırıp çağırıyordu. Bunun haksızlık olduğunu, arabasına el koyduğum için arkadaşlarına onları bu hafta okula bırakamayacağını söylemenin utanç verici olduğunu haykırıyordu. Eskiden olsa onunla tartışır, ehliyetini sadece bir hafta için aldığıma şükretmesi gerektiğini söylerdim. Ona arkadaşlarının kendilerini bırakacak başkasını bulmalarını, bunun için de utanç duyacaksa bu utancı hak ettiğini anlatırdım. Bu da onun içinde daha büyük bir öfkenin doğmasına yol açardı. Bana ağır ve çirkin şeyler söylerdi. Ben de ona birkaç şey daha söyleyip o ağlarken odayı terk ederdim. Bu tür tartışmalar geçmişte hatırlamak istemediğim kadar çok yaşandı. Empati hakkındaki konuşmanızı dinledikten sonra kendimi kızımın yerine koydum ve bir hafta için bile olsa araba kullanamamanın ne kadar zor bir şey olduğunu hatırladım. "Kızım yaşındayken arabam yoktu ama babamın ehliyetime iki haftalığına el koyduğunu ve onun arabasını kullanmama izin vermediğini hatırlıyorum. Ne kadar da utanmıştım. Dünyayı kızımın gözlerinden görmeye çalışmak inanılmaz bir şey, çünkü bu sayede onun duygularını anlayabiliyorum. Neticede ona 'Canım bana neden kızdığını anlıyorum ve arkadaşlarını okula götürememenin utanılacak bir durum olacağını da görebiliyorum. Eğer bir ergen olsaydım, ki bir zamanlar ben de gençtim, senin gibi ben de bu duruma kızar ve utanç duyardım. Ama izin ver de sana bir ebeveyn olarak bakış açımı anlatayım." "Hız cezası aldığın takdirde ilk seferinde ehliyetini bir haftalığına alacağım konusunda anlaşmıştık. Aynı yıl içinde bu bir defa daha olursa ehliyetini iki haftalığına kaybedecektin. Kuralları biliyordun ve hatanın sonuçları konusunda da anlaşmıştık. Sonuçlara göre hareket etmeseydim iyi bir ebeveyn olmazdım, çünkü eğer kuralları çiğniyorsak bunun sonuçlarına da katlanmalıyız. Hayatın gerçeği budur. Seni çok seviyorum ve bu yüzden de duygularını anlıyor olsam da bu kurallara uymanı sağlamak zorundayım." Curtis gözünde biriken yaşlarla, "Ona sarıldım ve odadan çıktım. Ama hayatımda ilk defa kızımın öfkesine olumlu bir şekilde yaklaştığımı hissettim." dedi.

Böyle bir empati ifadesi ergenin utanma duygusunu ortadan kaldırmaz ama onun öfkesinin bir kısmını alır. Ebeveyn ergenin öfkesiyle özdeşleşir, onunla tartışmak yerine öfkesinin nedenini anlamaya çalışırsa ergenin öfkesi yatışır, çünkü ergen ebeveynin onunla alay etmediğini aksine fikirlerine değer verdiğini anlayacaktır. Açıkça görüldüğü gibi, ikinci adımın yani ergeni dinlemenin, üçüncü adım olan ergenin öfkesini anlamaya geçmeden atılması zorunludur. Ebeveynler ergenin konuya ilişkin fikirlerini dinlemeden onunla gerçek bir empati kuramazlar.

Marie'nin kızı ona "ihtiyacı" olan diğer kıyafetleri almadığı için kızgındı. Bu onun bir kaç hafta içinde istediği üçüncü "ihtiyacı" olan şeydi ve annesi ilk iki istediğini almıştı. Marie bütçelerinin kızının istediği üçüncü şeyi almasına olanak sağlamadığını açıkladı. Kızı ona bağınp çağırmaya başlayıp annesini kendisini sevmemekle suçladığında Marie normalde davrandığı gibi bu sözlere misilleme yapacağına bu sefer kızını dinledi. Onun ifade ettiği temel sorunlarını not defterine kaydetti. Daha sonra bunlar hakkında tartışmaya başlamak yerine Nicole'e, "Sanırım bana neden kızdığını anlayabiliyorum. Eğer senin yerinde olsaydım ben de anneme senin bana kızdığın gibi kızardım." dedi. Marie önce Nicole'un söylediklerini dinlememiş olsaydı böyle bir empati ifadesi kuramazdı. Dinlemek empati kurma olasılığını yaratır.

0_519d9_9653546b_L
 
0_519d9_9653546b_L


BAKIŞ AÇINIZI AÇIKLAMAK VE ÇÖZÜM YOLU ARAMAK

Ergeni adam akıllı dinledikten ve öfkesini ve diğer duygularını göz önüne alıp onunla empati kurduktan sonra öfkesini yenmesini sağlamak için atacağınız üçüncü adım için hazırsınız demektir: Bakış açınızı açıklamak ve çözüm yolu aramak. Şimdi ebeveyn bakış açısını ergenle paylaşmaya hazırdır. Eğer ebeveyn bunu ilk üç adımı atmadan önce yaparsa sonuç ergenle ebeveyn arasında daha sonra ebeveynin pişmanlık duyacağı kırıcı ve yaralayıcı sözlerle bezenmiş uzun bir tartışma olacaktır. Çocuğunuzu dikkatle dinlediyseniz ve onun öfkesinin nedenini anladıysanız o zaman ergende sizin fikirlerinizi dinleyecektir. Çocuğunuz sizinle aynı fikirde olmayabilir ama söylediklerinize kulak verecek ve konu bir şekilde çözüme kavuşacaktır.

Marie kızına onu anladığını ve düşüncelerine hak verdiğini ifade etmişti. Marie, "Eğer bütçeden kısmasaydım sana istediğin şeyi alırdım. Ama bunu yapmıyorum. Sana son iki hafta içinde istediğin diğer şeyleri aldım. Almak istediğimiz şeylerin her zaman bir sınırı vardır ve şu an bizde buna dayanmış bulunuyoruz." dedi. Nicole annesinin bu kararından dolayı mutlu olmayabilir. Annesine öfke duymaya devam edebilir ama içinden annesinin haklı olduğunu bilecektir. Çünkü Marie kendisini dikkatle dinlemiştir ve duygularını onaylamıştır. Bu nedenle de Nicole annesine karşı olumsuz tavrını bırakacaktır. Bir de Marie'nin Nicole ondan bir şey istediğinde şu şekilde patladığını düşünün: "Sana başka bir şey almayacağım. Geçen iki haftada sana istediğin iki şeyi aldım artık yeter. Her şeyi satın alabileceğini sanıyorsun. Bu kadar bencil olduğuna inanamıyorum. Ailenin diğer üyelerinin de kıyafete ihtiyacı olduğunu bilmiyor musun?" Böyle bir tepki karşısında Nicole kendini reddedilmiş hisseder, kesinlikle içinde annesine karşı kötü duygular beslerdi.

0_519d9_9653546b_L
 
0_519d9_9653546b_L


Çocuğunuz Haklıysa (Bu Olabilir)

Zaman zaman ebeveynler çocuklarını dinlediklerinde onların haklı olduğuna karar verebiliyorlar. Mary Beth "Kızımın odasına girip masasını temizlemiştim, çok kızmıştı. O günü asla unutamam. Kendinden emin bir şekilde bana kızgın olduğunu, onun özel hayatına tecavüz ettiğimi, ona ait bir yere girip masasındaki eşyaları karıştırmaya hiç hakkım olmadığını, onun için çok önemli olan bazı şeyleri attığımı ve eğer böyle bir şeyi bir kere daha yaparsam evden ayrılacağını söyledi. Onu ne kadar derinden yaraladığımı ve onun bu konu hakkında ne kadar hassas olduğunu o an fark ettim. Onun odasına girip istediğimi yapmaya hakkım olduğunu söyleyebilir ya da eğer masasını kendi düzeltmiş olsa benim bunu yapmama gerek olmadığını anlatabilir ve onunla tartışmaya girebilirdim. Ama bunun yerine ona kulak verdim. "Sanıyorum 17 yaşındaki kızımın genç bir yetişkin olmaya başladığını ve artık ona çocuk gibi davranmamam gerektiğini ilk defa o gün kavramıştım. Ona 'Çok üzgünüm. Şu anda bir hata yaptığımı anlıyorum. O an sadece masanı temizlemeye çalışıyordum ama ne demek istediğini anlıyorum ve bazı eşyalarını atmaya hiç hakkım olmadığının da farkındayım. Aslında masanı temizlemeye de hakkım yoktu. Eğer beni bağışlarsan söz, bir daha böyle bir şey yapmayacağım dedim. Galiba o gün ona bir yetişkin gibi davrandığım ilk gündü."

Biz ebeveynler mükemmel olmadığımız için hatalar yaparız. Bu hatalar yüzünden de çocuklarımız bize öfkelenir. Eğer çocuğumuzu dinlersek ve kendimize karşı dürüst olursak yaptığımız yanlış hareketi fark edebiliriz. Yaptığımız hatalı davranışı itiraf etmek ve bundan dolayı af dilemek ergene karşı yanlış bir harekette bulunduğumuzu fark ettiğimizde alınacak en olumlu tavırdır. Ebeveynler ergenden içtenlikle özür dilerse birçok ergen ana babasını bağışlayacaktır. Öte yandan ebeveynin bakış açısı çoğu zaman ergeninkinden bütünüyle farklı olacaktır. Bu bakış açısını onunla açıkça ve rahat bir biçimde, kibar ama kararlı bir tavır takınarak paylaşmalısınız.

John, oğlu Jacob'ın öfke dolu sözlerini dinledi. Jacob babasının ona arabasının sigortası için gerekli parayı borç vermemesi yüzünden kızgındı. Jacob 16 yaşına girdiğinde, yani bir buçuk sene önce John oğluna benzin, yağ ve sigorta paralarını onun ödeyeceğini düşünerek bir araba almıştı. Sigorta parasının altı ayda bir ödenmesi gerekiyordu. Jacob ilk iki ödemeyi rahatça yapmıştı ama şu an nakit sıkıntısı vardı ve arabayı kullanmaya devam edebilmesi için bu ayki ödeme için babasından borç alabileceğini düşünmüştü. Jacob babasının bir miktar parası olduğunu biliyordu yani sigortayı ödemek onun için bir sorun olmayacaktı. John, Jacob'ın söylediklerini dikkatle dinleyip notlar aldı. Sonra oğluna cevap verdi: "Yani sen param olduğu için sana borç verebileceğimi ve bunun beni incitmeyeceğini mi düşünüyorsun?" Jacob: "Evet. Bu senin için küçük, benim içinse büyük bir şey. Ve eğer bu ödemeyi yapmazsan arabamı en az iki hafta kullanamam." dedi. Jacob John'a duygularını anlattı. John da onu dinledi. Sonra John, "Benim bunu yapmamı neden istediğini anlayabiliyorum. Arabanı iki hafta kullanamayacaksın, bu da sana büyük sıkıntı verecek, biliyorum. Ama izin ver de isteğine neden karşılık vermediğimi açıklayayım. Ebeveyn olarak görevim sana paranı nasıl idare edeceğini anlamanda yardım etmek. Başlangıçta arabanın benzinini, yağını ve sigortasını senin ödeyeceğin konusunda anlaşmıştık. Altı aydır sigorta parasının ödenme tarihinin yaklaştığını biliyordun ama paranı biriktirmek yerine harcadın. Bu senin seçimindi, güzel. Ben paranı harcadığın için şikâyet etmiyorum. Ama bu seçimi kendin yaptığına göre sigortayı ödeyecek yeterli paranın kalmayacağını da bilmeliydin." dedi ve devam etti: "Sana yardım etmem gerektiğini düşünüyorum, ama bir şekilde düşüncesizliğinin cezasını da ödemelisin. Bu sana paranı idare etmen için iyi bir ders oldu. Önümüzdeki iki hafta boyunca bana gerekmediğinde arabamı kullanmana izin vereceğim, arabaya ihtiyacım olduğu zaman da seni istediğin yere bırakacağım. Ama sigortayı ödemen için para vermeyeceğim. O parayı verirsem bir ebeveyn olarak yanlış bir şey yapmış olurum. Söylediklerimi anlıyor musun?" Jacob başını sallayarak "Galiba" diye mırıldandı. Jacob durumdan hoşnut değildi ama babasının anlatmaya çalıştığı şeyi anlamıştı. Babası onun anlattıklarını dikkatle dinlediği, endişelerine hak verdiği ve anlayış gösterdiği için de bu teklifi kabul edecekti.

Amacımız her zaman bir ergenin öfkesini çözüm aşamasına getirmesine yardımcı olmak olmalıdır. Ergenin zihninde ve yüreğinde taşıdığı çözümlenmemiş öfke, olabilecek en kötü şeylerden biridir. Çözümlenmemiş öfke, kin ve üzüntü duygularının doğmasına neden olur. Ergen kendini reddedilmiş ve sevgisiz hisseder. Ergenin hissettiği çözülmemiş öfke ebeveyninden sevgi almasını engeller. Çoğu ebeveyn çocuklarının onların sevgisini reddetmesinden dolayı hayalkırıklığı yaşamakta ve daha çok sevgi göstermek için daha çok çaba sarf etmektedir. Ama sonuçta onlardan aldıkları yine red cevabıdır. Eğer ebeveyn sevgisini çocuğuna doğru bir şekilde aktarmak istiyorsa ergenin içinde büyüyen çözülmemiş öfkesini çözmesine yardım etmelidir. Eğer ergen öfkesini belli bir süredir içinde biriktirmişse ebeveyn onun kızdığı şeyleri dile getirmesini kolaylaştıracak elverişli bir ortam yaratmalıdır. Bu ortamı yaratmaya örneğin geçmişte yaptığınız hataları kabul ederekbaşlayabilirsiniz. Mesela çocuğunuza "Şimdi görüyorum da, geçmişte bana kızdığın çoğu zaman seni dinlememişim. Sana zaman zaman sonradan söylediğim için pişmanlık duyduğum kırıcı ve ağır sözler söyledim. Mükemmel bir ebeveyn olamadığımın farkındayım. Yaptığım hataları düzeltmek isterdim. Eğer istersen bir ara bana nerelerde hata yaptığımı anlatabilirsin ve bu konuda seninle konuşabiliriz. Böyle bir konuşma ikimiz içinde acı verici olabilir, biliyorum ama bilmeni isterim ki seni dinlemek istiyorum." diyebilirsiniz.

Bu tarz ifadeler ergenin içinde biriktirdiği öfkeyi ortaya koymasına ve ana-babanın da konu hakkında daha çok bilgi edinmesine olanak sağlar. Ergen ana-babasının çabalarına karşılık vermiyorsa ebeveynlere profesyonel yardım almalarının önerilmesi gerekebilir. Ergen yardım almayı kabul etmiyorsa o zaman ebeveyn bu konudaki içtenliğini kendisi bir profesyonel danışmana giderek gösterebilir. Sonuçta ergen bu yardım sürecinde ana-babasına katılmak isteyebilir.

Ergen çocuğunuza öfkesini kabul etmesini ve bunu olumlu bir şekilde çözmeyi öğretmek onun duygusal, toplumsal ve iç dünyası için yapacağınız en önemli katkılardan biridir. Ergen öfkeyle başa çıkmayı deneyimler sonucu öğrenir. Biz onun bulunduğu noktadan durumu çözmeye başlarız ve onun dışa vurduğu çığlıkları dinlemeyi gerektirse de öfkesini çözme sürecinde ona yardımcı oluruz. Daha sonra öfkesini bizimle paylaşmasına yarayacak daha iyi yöntemler öğretebiliriz. Ama çocuğumuzun öfkesini dile getirirken kullandığı dilin onun mesajını almamıza engel olmasını engellemeliyiz.

0_519d9_9653546b_L
 
0_519d9_9653546b_L

Birazdan okuyacağınız şiiri oğlum yirmili yaşlarında yazıp bana verdi. Benim ergenin öfkesini dinlemenin iyileştirici gücüne inanan bir adam olmamın bir nedeni bu şiirdir.

BABA

Karanlıktan geçen yolu dinledin.
İşte bana verdiğin şey bu.
Gençliğimin coşkun senfonisini
Güçsüz boşluğu yırtan bıçak kelimeleri, makas heceleri
Duyan kulakların vardı.
Diğerleri gitti.
Sen kaldın ve
Dinledin.
Çığlıklarımdan çıkan kurşunla tavanda delikler açtığımda,
Alevler her yanı sardığında,
Meleklerin kanatları yırtıldığında
Sen bekledin.
Kanatları iyileştirdin.
Ve biz yolumuza devam ettik.
Ertesi gün,
Sonraki öğün,
Sıradaki patlama
Ve ne zaman ki hepsi sarınmak,
Barınmak ve korunmak istedi
Sen dört bir yanından gelen ateş yağmurunun altında
Bu savaş alanında kaldın.
Hayatını tehlikeye attın.
Hayatına girdiğimde
Karanlıktan geçen yolu dinleyerek
Hayatını tehlikeye attın.

Derek Chapman Aralık, 1993

0_519d9_9653546b_L
 
0_519d9_9653546b_L


SEVGİ VE BAĞIMSIZLIK

Matt ve Lori 13 yaşındaki oğulları Sean için endişeleniyorlardı. Endişelerini paylaşmak için aile hekimleriyle bir görüşme ayarladılar. Matt "Oğlumuzun kişiliği bütünüyle değişti. Ne zaman ne yapacağını hiç kestiremiyoruz." diyerek söze başladı, Lori devam etti: "Sean hiçbir zaman isyankâr bir çocuk olmadı ama artık söylediğimiz hemen her şeyi sorguluyor. Ayrıca dili de değişti. Söylediklerinin yarısını anlamıyoruz. Birkaç hafta önce bana küfretti. Hiç küfretmezdi."

Matt: "Sean'un nörolojik bir rahatsızlığı olabilir." dedi. Bunun üzerine Lori ekledi: "Mesela beyin tümörü gibi. Onu muayene edip bize problemin ne olduğunu söyleyebilirsiniz diye düşündük." Doktor onların bu isteklerini kabul etti ve iki hafta sonra Sean tetkik için hastaneye geldi. Sean, baştan aşağı muayene edildikten sonra doktor Matt ve Lori'ye Sean'ın gayet sağlıklı bir ergen olduğunu, hiçbir nörolojik rahatsızlığı olmadığını söyledi.

Bu çiftin oğullarında gördükleri şey aslında ergenlik gelişiminin olağan sinyalleriydi. Bunu duyan Matt ve Lori rahatlamıştı ama aynı zamanda akılları karışmıştı. Çocuklarının fiziksel bir hastalığı olmadığı için içleri ferahlamıştı ama Sean'ın gelişiminin bu ürkütücü aşamasında nasıl bir tepki vermeleri gerektiğini bilmediklerinden dolayı akılları karışmıştı. Onun davranışlarını görmezden gelemeyeceklerini biliyorlardı.

Matt ve Lori çocukları birdenbire ergene dönüşen binlerce ana-babanın yaşadığı doğal bir travma yaşıyordu. Her şey ters yüz olmuş gibiydi. Daha önce işe yarayan şeyler artık yaramamaya başlamış, her şeyiyle tanıdıklarını düşündükleri çocukları birdenbire bir yabancıya dönüşmüştü.

Ebeveynler çocuklarının bağımsızlık ve özbenlik duygularını ortaya koyuş biçimlerini öğrenirlerse onlara sevgi ve ilgi göstermenin en iyi yollarını anlayabilirler ve elbette böylelikle de onların temel sevgi dilini en etkili şekilde konuşabilme becerisini kazanmış olurlar.

0_519d9_9653546b_L
 
30 yaşımdayım daha doğrusu 2 ay sonra otuzu doldurucam.. 1 yıl önceye kadar hiç bir kararda ailemi düşünmedim.. hatta hep onların isteklerinin zıttını yaptım... sonuç ne oldu bilmiyorum.. acaba düşünüyorum.. onların dediğini yapsam acaba aynı sonuçlar mı olacaktı bilmiyorum... ....

Biraz gecikmeli bir yanıt olacak ancak fikrimi söyleyeyim. Bence "Acaba şöyle yapsaydım sonuçları nasıl olurdu?" diye düşünmektense "Şuan bulunduğun yerde mutlu musun?", "Aldığın kararlar seni tatmin ediyor mu?" buna bakmak lazım. Benim ilgilendiğim tek nokta bu yazdıkların içinde. Ve hedefinin peşinden koşmanın seni mutlu ettiğine inanıyorum kendi gözlemlerime dayanarak... Doğru cevabı sen bilirsin tabii ki.

Sevgiler.
 
0_519d9_9653546b_L


İKİ ÇATIŞMA DEVRESİ

Ebeveynlerin ergenlerle aşırı bir çatışma içinde olduğu iki dönemin hangileri olduğunu biliyor musunuz? Araştırmacılar birinci dönemin "korkunç ikiler" olarak adlandırılan evrede ortaya çıktığını, ikinci dönemin de ergenliğe geçişe yakın bir zamanda görüldüğünü söylüyorlar, ikisinin ortak niteliği bağımsızlıktır. Korkunç ikiler döneminde çocuk ana babadan ayrı kalarak fiziksel yönden bağımsızlığını kanıtlama çabasındadır. Küçük bacakları onu ebeveynlerinin göremeyeceği yerlere götürür, küçük elleri ise ana babasını sinirlendirecek işler yapmasına yardım eder. Kimin annesinin rujuyla duvar kâğıdına ağaç resimleri yapan, yatak odasının halısına pudra döken, çekmeceleri alt üst eden çocuklarıyla ilgili anısı yoktur?

Çocuğun yürümeye başladığı o ilk seneden sonra ebeveyn-çocuk çatışmasının şiddetle yaşandığı ikinci dönem, çocuğun ergenliğe adım attığı yıldır. Bu çatışmalar ikinci dönemde de bağımsızlık olgusundan kaynaklanır. Ama elbette bu devrede çocuk bir ergen olmuş, hayli yol almıştır. Karıştırdığı işlerin ve çiğnediği kuralların doğurduğu sonuçlar da buna bağlı olarak daha ağır olacaktır. Bu devrede ergen-ebeveyn çatışması daha yoğun olarak görülür. Başka bir deyişle ebeveynler çocuklarının ergenlik dönemlerinin ilk yıllarında çatışmalarda bir artış görebilirler. Steinberg ve Levine gibi uzmanlara göre ise sevindirici olan, "ebeveyn ve çocuk arasındaki çatışmaların 8. ya da 9. sınıflarda doruğa çıkması, sonra ise düşüşe geçmesidir."

Çocuğun gelişim sürecindeki bu iki can sıkıcı dönemde ebeveynin çocuğundan beklentisinin ne olduğunu bilmesi ve ona olumlu bir tavırla yaklaşması yararlı olacaktır. Bizim burada üzerinde duracağımız bunlardan ikincisi, yani ergenlik çağının ilk yıllarıdır.

0_519d9_9653546b_L
 
0_519d9_9653546b_L


BAĞIMSIZLIK VE SEVGİ İHTİYACI

Öncelikle onlardan bekleyebileceğiniz bazı yaygın davranış kalıplarına bir göz atalım. Ergen bağımsız olma ihtiyacını bir çok yerde ifade edecektir. Ergenin bağımsızlık ihtiyacının yanı sıra ebeveyn sevgisine de ihtiyaç duymaya devam edecektir. Bunun yanında ebeveynler çoğu zaman ergenin bağımsızlığını kazanmaya yönelik bu hareketini onun artık ana baba sevgisi istemediğinin bir göstergesi olarak algılıyorlar. Bu çok ciddi bir hatadır. Bizim amacımız ergenin sevgi ihtiyacını karşılarken bir yandan da onun bağımsızlık duygusunu desteklemektir. Ergenin bağımsızlık arayışına eşlik eden davranış özellikleri genelde aşağıdaki alanlarda kendilerini gösterir:

DUYGUSAL MAHREMİYET

Ergen hem ailenin bir parçası olmak ister hem de aileden bağımsız olmayı tercih eder. Bu tercihlerini de kendisine ait bir fiziksel alan isteyerek ifade eder. Ergenler toplum içinde aileleriyle birlikte görülmek istemeyebilirler. Eğer arkadaşlarına rastlayabilecekleri bir ortamdaysalar bunu özellikle istemezler. Bunun nedeni sizinle olmak istememeleri değil, daha büyük ve özgür görünmek istemeleridir. "Beni otoparkta bırak, iki saat sonra arabada buluşalım." Bu sözler alışveriş merkezinde ebeveyni ile görülmek istemeyen bir ergene aittir. Çocuğuyla alışveriş yapacağını düşünen anne onun bu tavrıyla alt üst olabilir. Ama eğer onun bağımsız olma ihtiyacını anlarsa, bu isteğine saygı duyabilir ve arabadan inerken çocuğunun temel sevgi dilini kullanıp ona sevgisini gösterebilir. Bu durumda ergen hem sevildiğini hissedecek hem de bağımsızlığını elde etmiş olacaktır.

Böyle bir istek karşısında kırgınlık ve öfkesini ifade eden ebeveyn ise, onunla hemen bir söz düellosuna girecektir ki bu da ergenin kendisini kontrol altında ve sevgisiz hissetmesine neden olacaktır. Ergene sinemada ya da eğlence yerlerinde arkadaşlarının yanında oturmasına izin verir ve bu davranışınızı bir sevgi ifadesiyle desteklerseniz bu onun bağımsızlık isteğini onayladığınızı gösterir ve böylelikle de sevgi ihtiyacını karşılamış olursunuz. Ara sıra bütün aile dışarıda yemekteyken onun evde kalmasına ya da akşam yemeğini arkadaşıyla yemesine izin vermek de aynı amaca hizmet eder.

Kendi Odası

Ergenler genelde kendilerine ait bir odaları olmasını isterler. Hayatlarının ilk on iki yılında odalarını kardeşleriyle paylaşmaktan hoşnut olabilirler ama emin olun ki ergenlik çağına girdiklerinde eğer imkanları varsa kendilerine ait bir oda arayışı içine girecekleridir. Çatıya ya da bodrum katına taşınmak isteyebilirler, hatta holdeki merdivenlerin altındaki bir odayı bile tercih edebilirler. Bu oda herhangi bir yerde olabilir, yeterki kendilerine ait olsun.

Ana babalar çocuklarının bu isteklerini çoğu zaman can sıkıcı bulurlar. Ergenin istediği şey ebeveyne mantıklı gelmez. Neden küçük kardeşleriyle beraber güzel odalarında uyumak varken rutubetli bodrum katında yatmayı tercih ederler? Bu sorunun cevabı onların bağımsızlık ihtiyacında yatmaktadır. Eğer mümkünse ana babalara çocuklarının istediği şeyi yapmalarını öneririm. Onun istediği gibi bir yer bulunduğunda ergen orayı kendi zevkine göre döşemek isteyecektir. (Bu nedenle ebeveyn ergenin odasının bodrum katında olduğuna sevinebilir.) Ergen muhtemelen sizin tercih etmeyeceğiniz türden renkler, eşyalar ve kumaşlar seçecek ve odasını bunlarla döşeyecektir. Bunun nedeni de yine ergenin bağımsızlık isteğidir. Ergenin isteğine uygun olarak ona kendine ait bir oda vererek orayı kendi zevkine göre döşemesine izin vermek ve bu hareketi anlamlı bir sevgi ifadesiyle desteklemek ergenin gelişmekte olan bağımsızlık duygusunu besleyecek ve onun sevgi deposunu dolu tutacaktır. Ama onun kendine ait özel bir alana sahip olup burayı istediği şekilde döşeme isteğini ne kadar aptalca bulduğunuzu belirterek onunla haftalar süren bir tartışma yaşayacak olursanız ergenin özgüvenini kaybetmesine ve sonunda isteği yerine getirilse bile aranızda duygusal bir duvar oluşmasına neden olursunuz.

Kendi Arabası

Ergenler sadece kendilerine ait bir arabaya sahip olmak isterler. Batı toplumunun içinde bulunduğu refah düzeyi, çoğu ergen ehliyetini alır almaz kendisine bir araba alınma isteğini olağan kılar. Burada da onu bu davranışa yönelten şey bağımsızlık duygusudur. "Bir arabam olursa, okula, spora ya da alışverişe rahatlıkla kendi kendime gidebilirim. Böylece sizin zamanınızı almamış olurum." (Çoğu ana baba bu teklifi gayet çekici bulur.) Kend iarabalarını kullanmak ergenlerin bağımsızlık ve güç hissetmelerini sağlar ve hemen hiçbir şey onlara aynı duyguları yaşatamaz.

Ana babanın çocuğuna araba alabilecek durumda olduğunu ve çocuğun da o arabanın sorumluluğunu taşıyabilecek kadar mantıklı bir ergen olduğunu varsayalım. İşte böyle bir konumda ana baba ergenin bağımsızlık duygusunu beslerken aynı zamanda ona güvendiğini de ifade edebilir. Hediye vermek beş sevgi dilinden birisi, bunu unutmayın. Onun temel sevgi dili bu olmasa da istediği arabayı alarak bir hediye sunabilirsiniz. Armağanı alan ergen ona güvendiğinizi ve sevildiğini hissederse, bağımsızlık duygusu da beslenmişse onun yetişkinlik yolunda bir adım daha atmasına yardım ettiniz demektir.

0_519d9_9653546b_L
 
0_519d9_9653546b_L


DUYGUSAL ALAN İHTİYACI

Ergenler kendilerine ait duygusal bir alana ihtiyaç duyarlar. Önceki yıllarda çocuğunuz size her şeyini anlatıyordu -örneğin okulda yaşadığı şeyleri, bir gece önce gördüğü rüyayı ya da ev ödevinin ne kadar zor olduğunu- ama ergenliğe adım attığı andan itibaren size hiçbir şey anlatmamaya başlar. Ona okulda neler olduğunu sorduğunuzda size verdiği cevap "Hiçbir şey" ya da "Her zamanki şeyler" olur. Ergen kızınıza bir arkadaşı hakkında soru sorduğunuzda sizi onu sorgulamakla suçlayacaktır. Sorularınıza cevap vermeyişinin nedeni yaptığı bir hatayı örtbas etmeye çalışması değildir. Ergenlerin duygusal bağımsızlık geliştirmelerinin bir yolu duygularını ve düşüncelerini kendilerine saklamaktır. Ana babalar onların bu isteğine saygı duymalıdırlar.

Neticede siz bütün duygu ve düşüncelerinizi çocuklarınızla paylaşıyor musunuz?Umarım böyle bir şey yapmıyorsunuzdur. Yetişkin olmanın bir getirişi de neyi kiminle paylaşacağımıza bizim karar vermemizdir. Ergen çocuğunuz bir yetişkin olma sürecindedir. "Bazen duygu ve düşüncelerini benimle paylaşmak istemediğini biliyorum. Bunu anlıyor ve takdir ediyorum. Ama eğer konuşmak istersen benim her zaman burada olduğumu bilmeni isterim." Bunlar, ergen çocuğuna kendisine ait duygusal mahremiyet tanımanın değerini öğrenmiş zeki bir ebeveynin sözleridir.

Ergenlerin duygusal mahremiyet gereksinimlerini ifade etmelerinin başka bir yolu da daha önce kabul ettikleri sevgi ifadelerinden kaçmaktır. Ergen kızınız herhangi bir konuda yardımınızı reddederse sakın şaşırmayın. O hizmet davranışlarınızı yıllarca sevginizin bir ifadesi olarak gördü. Kızınız şimdi kendi çabasıyla bir şeyler yapmak istiyor ve bunu da sizin yaptığınızdan farklı bir şekilde yapmayı arzuluyor. Bazen sizin yardımınıza ihtiyacı olmadığı için değil de sizin yardımınıza ihtiyacı olduğunu hatırlamamak için yardımınızı geri çevirecektir. Çünkü bağımsız olmak istemektedir. Konunun üzerine gitmektense ideal bir ana babanın yapacağı şey geri çekilip, "Yardım istersen bana söyle" demek olmalıdır. Bu sözler anlamlı bir sevgi ifadeyle birleştiğinde ergen kızınız ya da oğlunuzun sevildiğini hissetmesine ve bağımsızlık gereksiniminin karşılanmasına yardımcı olacağı gibi, büyümekte olan çocuğunuzun sizin yardımınızı isteyeceği bir atmosfer oluşmasına da zemin hazırlar.

13 yaşındaki kızınızın ona sarılmak istediğinizde kendini sizden çekmesinin nedeni fiziksel temas istememesi değil, aynı şeyi ona çocukken yaptığınız içindir. Artık büyüme yolundadır ve bir çocuk muamelesi görmek istememektedir. İdeal ana baba çocuğunun hoşlanabileceği yeni fiziksel temas yolları bulmalıdır. Ertesi gün sizi ziyarete gelecek olan bir akrabanıza nasıl davranması gerektiği konusunda verdiğiniz dersten sonra çocuğunuz söylediklerinizin tam tersini yaparsa sakın şaşırmayın. Bu tarz istekler ona fazlasıyla çocukça ve yapmacık gelir. Ona onay sözleri söylediğinizde içten olduğunuzdan emin olun. Ergen eğersizin bu ince sözleri kullanarak onun duygularını yönlendirmeye çalıştığınızı düşünürse, içten olmadığınız için söylediğiniz şeyleri dinlemeyecektir.

Bütün bunların arkasında çocuğunuzun duygusal mahremiyete duyduğu gereksinim vardır. Sevilmek istemektedir. Çocuk gibi görülmek istemez. İşte bu yüzden ergen çocuğunuza sevginizi etkili bir şekilde göstermeniz için sevgi dillerinin yeni şivelerini öğrenmek bu denli önemlidir.

0_519d9_9653546b_L
 
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst