Güncel olmayan bir tarayıcı kullanıyorsunuz. Bu web sitesini veya diğer web sitelerini doğru şekilde göstermeyebilir. Yükseltmeli veya bir alternatif tarayıcı kullanmalısınız..
Çocuğunuzun İlgi Alanlarını Göz Önünde Bulundurun
Ergenlere hediye verirken dikkat edilmesi gereken başka bir nokta da ergeninilgi alanlarıdır. Geçmişte birinden aldığınız, işinize yaramamış olan ve pek de beğenmediğiniz bir armağanı düşünün. Hediyeyi alan kişinin önemli miktarda para harcamış olabileceğini düşündünüz ve onun bu düşüncesini de takdir ettiniz ama armağanın kendisi size bir şey ifade etmedi. Bizim de ergen çocuklarımıza buna benzer hediyeler verme olasılığımız var. Eğer çocuğumuza sevgimizi ifade ederken ona verdiğimiz hediyelerin etkili olmasını istiyorsak, çocuğumuzun ilgi alanlarını göz önünde bulundurmalıyız.
Kendi zevkinize uygun bir hediye almak yerine çocuğunuzun hoşlanabileceği bir şeyi neden almayasınız? Bu gayet açık bir tavır takınarak yapılabilir. Söz gelimi çocuğunuza "Bu ay sana bir armağan alacak olursam bana istediğin iki üç şeyi yazıp verir misin? Bunlar hakkında da olabildiğince ayrıntı vermeni istiyorum, istediğin marka ya da renk gibi" diyebilirsiniz. Ergenlerin çoğu böyle bir liste yapmaktan mutluluk duyacaktır, (çoğu kadın da eşlerinin onlara belli aralarda bu soruyu sormalarını ister.)
Çocuğunuzun istediği şey hakkında size verdiği bilgi yeterli değilse ondan sizle beraber alışveriş merkezine gelmesini ve tam olarak satın almak isteyebileceği şeyi size göstermesini istemenin hiçbir sakıncası yoktur. Siz sonra oraya geri dönüp size gösterdiği şeyi alıp paketleme ve sunma konusunda yukarıda verilen ipuçlarını göz önünde bulundurarak armağanını hazırlayabilirsiniz. Neden çocuğunuzun hiçbir zaman dinlemeyeceği bir CD, hiç giymeyeceği bir gömlek ya da güzel bulmayacağı bir giyecek alasınız ki?
Bütün hediyeler aile fertlerinin önünde verilemez, çünkü bazılarının değeri özel bir sunumla daha da artar. Shelley 16 yaşındayken ona eski Salem köyünde bir yürüyüş yapmayı önerdim. Bu yürüyüş bizim için pek de olağandışı bir şey sayılmazdı, onunla burada her zaman yürürdük. Fakat bu sefer küçük balık havuzunun başında oturduğumuzda ona altın bir zincirin ucunda asılı olan altın bir anahtar verdim. Sonra da ona ne kadar değer verdiğimi ve hayattaki başarılarından ne kadar gurur duyduğumu belirttiğim bir konuşma yaptım. Ona bu altın anahtarın onun kalbinin ve bedeninin anahtarı olduğunu ve isteğimin onun kendisini hep saf ve temiz tutması ve bir gün bu anahtarı kocası olacak insana vermesi olduğunu söyledim.
Her şey bir yana bu an ikimiz için de çok dokunaklıydı. Ne yazık ki birkaç yıl sonra kızım altın anahtarı kaybetti ama ona hediyesini sunuş şeklim hafızasında bir ömür boyu kaldı. Armağanın kendisi kaybolmuş olsa da arkasında yatan simgesel anlamı yıllar boyunca aklında ve yüreğinde yaşadı. Şimdi Shelley'in Davy Grace adında küçük bir kızı var ve o eğer bir gün kendi babasından bir altın anahtar alırsa hiç şaşırmayacağım.
Sadece özel hediyeler yoktur, bir de değerli hediyeler vardır. Bütün aileler bunlardan bazılarına sahiptir. Bu tür hediyelerin büyük bir maddi değer taşıması gerekmiyor. Bunlar içerdikleri anlam itibariyle aileler için birer hazine kabul ediliyor. Bu hazine bir yüzük, kolye, bıçak, kalem, Kutsal Kitap, pul koleksiyonu ya da ebeveyn için özel bir anlamı olan herhangi bir şey olabiliyor. Bunlar bir önceki kuşaktan yadigar kalan parçalar ya da ergene verilmek üzere satın alınmış şeyler olabilir. Bunlar bizim duygusal değer biçtiğimiz hediyelerdir. Böyle armağanlar özel olarak da, diğer aile bireylerinin yanında da verilebilir. Ama bunları çocuğunuza mutlaka bu hediyenin anlamı ve simgelediği şey hakkında konuşmalar içeren bir tören eşliğinde ve çocuğunuza söyleyeceğiniz güzel sözlerle, fiziksel sevgi ifadeleriyle verilmelidir.
Bu değerli hediyeler ilerki yıllarda ergen çocuğunuzun kalbinde sevgi simgelerine dönüşecektir. Ergenin ani duygusal değişim dönemlerinde bu armağanlar onların yüreklerinde ebeveynlerinin gerçek sevgilerini hatırlatan unsurlar olur. Ergen kendisine verilmiş olan bu hazineye hemen her bakışında ebeveyninin onay sözlerini hatırlar ve sevginin sıcaklığını içinde hisseder. Bütün ergenlerin bu özel hediyelere ihtiyacı vardır.
Hiçbir ergenin gereksinmeyeceği bir hediye türü vardır. Bu benim deyimimle sahte armağandır. Bunlar gerçek sevginin yerini tutması için tasarlanmış hediyelerdir ve genelde meşgul ve çocuklarına fazla zaman ayıramayan ana babalar tarafından tercih edilirler. Bu ebeveynler kendilerini hayatın hızlı akışına o kadar kaptırmışlardır ki çocuklarıyla nitelikli zaman, hizmet davranışları, onay sözleri ya da fiziksel temas sevgi dillerini konuşmaya fazla zamanları yoktur. Bu boşluğu onlara hediyeler -bazen pahalı hediyeler- alarak doldurmaya çalışırlar.
Eşinden ayrı yaşayan bir anne, "16 yaşındaki kızım babasını ziyarete her gittiğinde eve içi hediyelerle dolu bir bavulla dönüyor. Babası kızımızın doktor masraflarının ödememe hiç yardımcı olmuyor ama ona hediye alacak parası her zaman var. Ona çok seyrek telefon açıyor ve yazın sadece iki haftasını onunla geçiriyor. Ama hediyelerin bütün sorunları çözmesini bekliyor." dedi.
Bu tür armağanlar vermek ilgisiz ana babalar arasında yaygınlaşmaya başladı. Genç hediyeyi alır, karşısındakine hoşnutluğunu dile getirir ve eve sevgi deposu boş olarak döner. Hediye gerçek sevginin yerini tutması için verilirse ergen bunu olduğu gibi yani yüzeysel ve sahte olarak algılayacaktır. Bu olgu sadece ebeveynler ayrıldığı zaman değil, genellikle iki ebeveynin aynı evde çocuklarıyla beraber yaşadığı zaman da ortaya çıkmaktadır. Özellikle eğer annenin de babanın da fazla sorumluluk isteyen meslekleri varsa bu tür hediye verme olgusu sık görülmektedir. Böyle ebeveynlerin paraları boldur ama zamanları yoktur. Ergen kahvaltısını kendi hazırlar, okula gider, okuldan döner, kendinden başka kimsenin olmadığı evinde enerjileri tamamen tükenmiş olan ebeveynleri eve dönene kadar dilediğini yapar. Aile muhtemelen bir fast-food restoranından alınmış akşam yemeklerini hızla yer sonra da her biri kendi bilgisayarının başına döner ve ertesi günlerde de bu süreç aynı biçimde devam eder. Bu tür ailelerde düzenli olarak sahte armağan alışverişi görülür. Gerekli miktardaki para gayet rahat olarak belirlenir, hediyeler alınır ve ergen ana babasının sevgisinden başka bütün istediklerine kavuşur. Böyle sahte hediyeler kendini yalnız hisseden ergenin sevgi deposunu asla dolduramayacağı gibi bu armağanı hissederek almayan ebeveynin suçluluk duygusunu da başaramayacaktır.
Bu aşama, beş sevgi dili konulu kitabın başından beri söylediklerimi toparlamak için uygun bir zaman. Beş sevgi dilinin her birinde ergenlerin ebeveynlerinin sevgisini hissetmeye ihtiyacı vardır. Bu kitabın vermek istediği mesaj, gencin temel sevgi dilini konuşup diğer dördünü görmezden gelmek değildir. Ergenin temel sevgi dilini konuşmanız onda derin bir etki yaratır ve sevgi deposunu daha çabuk doldurur fakat bu süreç onun temel sevgi dilinin yanı sıra geriye kalan diğer dört dilin de konuşulmasıyla tamamlanmalıdır.
Ergen temel sevgi diliyle konuşulduğunda yeterli ölçüde sevgi hissedecek olursa diğer sevgi dilleri de ona daha anlamlı gelecektir. Öte yandan eğer ebeveyn ergenin temel sevgi dilini görmezden gelirse diğer dört sevgi dilinin ergenin sevgi deposunu doldurması beklenemez.
Sizin ergen çocuğunuzun temel sevgi dili armağan almak ise bu bölümde ele alınan ilkeler sizin için son derece önemlidir. Bu sevgi dilini konuşmak birçok yönden diğerlerini konuşmaktan daha zordur. Bu dili akıcı bir şekilde konuşan çok az ebeveyn vardır. Birçok ana baba çocuklarına sevgilerini ifade etmek için hediye verme yolunu seçerken gösterdikleri çabayı yüzlerine gözlerine bulaştırmaktadır.
Ergen çocuğunuzun temel sevgi dilinin armağan almak olduğundan emin olmasanız da size bu bölümü tekrar okumanızı, eşinizle tartışmanızı ve geçmişte çocuğunuza hediye verirken kullandığınız yöntemleri değerlendirmenizi öneririm.
Çocuğunuza hediye verme yönteminizin yetersiz kaldığı yerleri ortaya çıkarıp bu bölümde konu hakkındaki bazı olumlu önerileri değerlendirerek armağan verme sevgi dilini etkili bir şekilde konuşmayı öğrenebilirsiniz. Bir sonraki bölümde size ergen çocuğunuzun temel sevgi dilini nasıl keşfedeceğinizi anlatacağım. Ama önce temel sevgi dili armağan almak olan bazı gençlerin sözlerine kulak verelim.
Michclle, 15 yaşında, kendisine ana babasının onu sevdiklerini nasıl anladığı sorulduğunda hiç duraksamadan bluzunu, eteğini ve ayakkabılarını gösterip "Sahip olduğum her şeyi bana onlar verdi ve bana göre bunun anlamı sevgi. Onlar bana sadece ihtiyacım olan şeyleri değil, daha fazlasını verdiler. Ebeveynlerinin durumu çok iyi olmayan bazı arkadaşlarımla eşyalarımı paylaşıyorum." dedi.
Serena, lise son sınıf öğrencisi. Ailesinden söz ederken şunları söyledi; "Odama şöyle bir bakıyorum ve ailemin sevgisini yansıtan şeyler görüyorum. Kitaplarım, bilgisayarım, eşyalarım, kıyafetlerim hepsini geçtiğimiz birkaç sene içinde ailem satın aldı. Bana bilgisayarımı verdikleri geceyi hâlâ anımsıyorum. Babam bilgisayarı kurmuş, annem de altın yaldızlı bir pakete sarmıştı. Kurdeleyi kestiğimde ekranda "Mutlu yıllar Serena, seni seviyoruz" yazıyordu.
Ryan, 14 yaşında: "Annem ve babamın beni sevdiklerini bana çok şey vermelerinden anlıyorum. Her zaman bana istediğimi bildikleri şeyleri alarak sürpriz yaparlar. Önemli olan sadece bana o hediyeyi vermeleri değil, verme şekilleri. Ailem bana sadece doğum günlerimde değil, her zaman hediye verir."
Jeff, 17 yaşında ve arabasıyla gurur duyuyor: "Bu araba ailemin bir araya gelmesiyle alındı. Parasının yarısını ben, yarısını babam ödedi ama diğer bütün aksesuarları birileri bana hediye etti. Halıları kız kardeşim arabanın alınışını kutlamak için verdi. Annemle babam teybi 17. doğum günümde hediye ettiler. Jant kapaklarını da annem dört hafta boyunca her hafta birini hediye ederek sürpriz yaptı."
Sean, 15 yaşında, 8. sınıfa gidiyor. Birtakım fiziksel problemlerden dolayı okula uzun süre gidememiş. "Birçok sorunum olduğunu biliyorum. Yaşıtlarım futbol oynuyor ya da başka aktivitelere katılıyor, okulda onlardan bir sınıf gerideyim. Ama bence dünyanın en şanslı insanıyım. Ebeveynim birbirlerini, beni ve kız kardeşimi çok seviyorlar. Bana sürekli sürprizler yapıyorlar. Bir bilgisayar kurduyum, her nasılsa babam yeni çıkan programları benden önce buluyor. Masada ne zaman yanan bir mum görsem yemekten sonra bir kutlama olacağını bilirim. Genelde babam bana yeni bir program almış olur ve ailecek bunu kutlarız."
"Onun temel sevgi dilini nasıl belirleyeceğimi bilemiyorum." Bu sözler 14 yaşındaki Kayla'nın annesi Muriel'a ait. "Kızımın sevgi dili sanki her gün değişiyor. Dünkü hali bugünkünden farklı. Sürekli bir değişkenlik içinde olduğu için nasıl davranacağım hiç kestiremiyorum."
Ergenlerin temel sevgi dilini keşfetmek, çocukların temel sevgi dilini keşfetmek kadar kolay değildir. Bizim ergen çocuklarımız da Kayla ile aynı durumdadırlar yani keskin bir geçiş döneminde. Kişi geçiş dönemindeyse, duygu, düşünce ve arzuları kendi içlerinde bir denge sağlayamamışken dış dünyalarındaki birtakım şeyler sürekli değişmekteyse değişken tepkiler verir.
Ergen Çocuğunuzun Temel Sevgi Dilini Keşfetmek
Süresi uzamış bir iş gezisinden döndüğünüz bir günü hatırlayın. Eşiniz ve çocuklarınızın olağan davranışlarına verdiğiniz tepkileri düşünün. Verdiğiniz tepki fazla şiddetli değilse şanslı sayılırlar çünkü o ruh halinizle üzüntülü ya da patlamaya hazır bir bomba gibi bir tavır da sergileyebilirdiniz. Bunlar sizin normal tepki kalıplarınız değildir ama birisi o an sizin temel sevgi dilinizi keşfetmeye çalışacak olursa tepkileriniz onu yanıltacaktır.
Çoğu ergen birkaç sene boyunca bu dengesizlik dönemi içinde yaşar. Bazen yaşanan duygusal dengesizlik başka dönemlerde olduğundan daha şiddetlidir. Bu da bizim ergenlerin davranışlarını belli durumlarda tahmin edilemez olduğunu gözlemlememizin nedenidir. Yetişkinler olarak örneğin geçen ay iş arkadaşımızın sırtına hafifçe vurmuşsak ve ondan da olumlu bir tepki görmüşsek bu ay da buna benzer bir tepki göreceğimizi tahmin ederiz. Bu tahmin yetişkinler için geçerli olsa da ergenler söz konusu olduğunda geçerli değildir. Ergenin tepkilerini içinde bulunduğu ruh hali belirler. Ruh haliyse bazen gün içinde bile dalgalanan gel-gitlerden oluşur. Kahvaltıda ona sunduğunuz sevgi ifadesini olumlu karşılayan ergen, akşam yemeğinde aynı sevgi ifadesini reddedebilir. Ergen bir geçiş döneminde olduğundan hareketleri genellikle değişen duyguları yüzünden çabucak değişir.
Gencin istekleri de inişli çıkışlı bir çizgi izler. Gün önce ergen çocuğunuz için hayattaki en önemli şey markalı basketbol ayakkabılarını satın almaktır. O kadar ısrar etmiştir ki bütün planlarınızı iptal edip onunla ayakkabıları almak için alışveriş merkezine gidersiniz. İki gün sonra çocuğunuzun basketbol salonuna giderken bir çift eski spor ayakkabı giydiğini görür, kafanızı sallayıp kendi kendinize "Bu çocuğu anlamıyorum." dersiniz. Muriel'ın Kayla ile yaşadığı hiç de normal görünmeyebilen normal bir ergenle ilişkide olmanın insanlarda yarattığı tipik düş kırıklığının bir yansımasıydı.
Ergenin istikrarsız ruh hallerine, isteklerine ve davranışlarına ek olarak gelişmekte olan bağımsızlık duygusu da ebeveynlerin ergenin temel sevgi dilini keşfetmelerini zorlaştıran bir etkendir.
Yetişkinliğe geçişteki normal süreç ana-babadan kopma ve kendi kişisel kimliğini kurmadır. Zaten yetişkinlik kelimesinin kendisi kopma anlamına gelir. Kayla artık Muriel'in kızı olarak bilinmek istemiyordu. Annesinden ayrı bir kimlik yaratmaya çalışıyordu. Bağımsızlık kazanma öz-benliği geliştirme yolunda bir adımdır. Kayla öz benliğini oluşturma sürecinin içinde olduğu için "basketbol yıldızı onur kurulu öğrencisi, sevecen arkadaş, kısa sarı saçlı kız, dansçı" sıfatlarından hangisi ile anılmayı istediğine karar vermeye çalışıyordu. Bu kimliklerde nhangisi ya da hangilerini taşımak istediğine karar veremediği için Kayla bu özbenlik sıfatları arasında gidip geliyordu. Kendisini basketbol yıldızı Kayla olarak nitelerse annesinden nitelikli zaman istemeyebilirdi. Ama sevecen arkadaş Kayla kimliğini alırsa nitelikli zaman sevgi diline cevap verebilirdi. Örnekte de görüldüğü gibi ergenin gelişmekte olan bağımsızlık ve özbenlik duyguları onun temel sevgi dilini keşfetme sanatını son derece zor kılmaktadır.
Bazen ergen ona gösterdiğiniz hiçbir sevgi ifadesinden hoşlanmaz. Siz ona onay sözleri söylersiniz, o size "Saçmalama lütfen" ya da "Beni utandırıyorsun" der. Sarılmaya kalkarsınız, parmaklarını sırtınıza dikenli kaktüs misali geçirmeye çalışır. Bir armağan verirsiniz, size kuru bir "teşekkür ederim." den başka hiçbir şey demez. Beraber akşam yemeğine çıkıp çıkamayacağınızı sorarsınız, aldığınız cevap, "Bu akşam arkadaşlarımla yemek yiyeceğim." olur. Ceketinin düğmelerini dikebileceğinizi söylersiniz ama verdiği cevap "Düğmelere ihtiyacım yok." olur. Beş sevgi dilinin her birini denersiniz ama her seferinde terslenirsiniz.
Zaman zaman ergen, ebeveynin sevgisinden onunla arasındaki birtakım çözülmemiş sorunlardan dolayı duyduğu öfke yüzünden kaçar. Ama çoğu zaman ergenin ebeveynin sunduğu bütün sevgi ifadelerini reddetmesi onun ruh halleri, düşünceleri ve isteklerindeki gel-gitleriyle, gelişmekte olan bağımsızlık duygusu ve özbenlik kavramıyla açıklanabilir.
Kısacası ergen, bir ergen gibi davranmaktadır. Neyse ki ergenlerin çoğunun ana babalarının sevgi ifadelerine cevap verdikleri normal ve sağlıklı anları da vardır. Bunları bir kayıp olarak düşünmemeliyiz. Çocuğunuzun temel sevgi dilinin hangisi olduğunu saptayabilirsiniz.
Büyük olasılıkla ergen çocuğunuz henüz küçükken onun temel sevgi dilini keşfetmiş, birkaç yıl boyunca da onunla bu dili akıcı bir şekilde konuşmuşunuzdur. Şu an "Çocuğumun sevgi dili değişti mi?" diyerek endişelendiğiniz noktayı dile getirmektesiniz. Ama size iyi haberlerim var: Çocuğunuzun temel sevgi dili ergenliğe adım atarken değişmedi. Bazılarınızın "O küçükken ne yapıyorsam şu anda aynısını yapıyorum ama artık bana tepki vermiyor." dediğini duyar gibi oluyorum. Bunu anlıyorum ve bu gerçeğe birazdan değineceğim ama önce çocuğun temel sevgi dilinin ergenliğe adım attığında değişmeyeceği tezimi doğrulamama izin verin.
Neden Ergenler Temel Sevgi Dillerini Değiştirir Gibi Görünür?
Ebeveynlerin zaman zaman çocuklarının temel sevgi dillerinin değiştiğini düşünmelerinin birkaç nedeni vardır. Öncelikle ergen, geçmiş yıllarda sevgi deposunu dolduruyor görünen sevgi dilinden kaçıyor olabilir. Bu direniş daha önce altını çizdiğimiz ruh hali, düşünceler ve isteklerdeki gel-gitler, gelişen bağımsızlık duygusu ve özbenlik kavramı gibi nedenlerle açıklanabilir. Ergen yalnızca kendi temel sevgi dilinden değil bütün sevgi ifadelerinden geçici olarak kaçıyor olabilir.
Ergenin çocukluğundaki temel sevgi dilini değiştirdiğini düşünmemizin ikinci birnedeni daha vardır. Eğer kişinin temel sevgi dili yeteri kadar konuşuluyorsa o zaman onun ikincil sevgi dili daha çok önem kazanır. Ana babası 15 yaşındaki Jared'ın temel sevgi dilinin fiziksel temas olduğunu Jared 10 yaşındayken anlamışlar. Annesi de babası da oğullarının çocukluğundan beri konuştuğu dilin onun temel sevgi dili olduğunu keşfetmişler. Daha sonra Jared, "Çok yoğun çalışıyorum ama kimse bunu takdir etmiyor." diyerek şikâyetini dile getirdi. Burada Jared'ın duymak istediği sevgi dili onay sözleridir. Bu ebeveynlerinin ilk kez duyduğu bir şikâyet değildi. Oğullarının temel sevgi dilinin değişmiş olabileceği konusunda endişeliydiler. Ancak Jared'ın ikincil güçlü sevgi dili onay sözleriydi. Eğer ebeveyni Jared'ın sevgi ihtiyacını etkili bir şekilde karşılamak istiyorsa onun temel sevgi dili olan fiziksel temasın yanı sıra onunla onay sözleri sevgi dilini de konuşmalıdır.
Üçüncü bir olasılık ise ebeveynin çocuğun asıl sevgi dilini çözememesidir. Bu, ebeveynlerin çocuklarını onların gözünden değil de kendi bakış açısından görme eğilimi yüzünden fazla rastlanmayan bir tutum değildir. Bizim dilimiz fiziksel temas olduğu için çocuğumuzun dilinin de aynısı olması gerektiğini düşünmek işimize gelir. Çocuğun bakış açısına göre neyin doğru olduğunu keşfetmek yerine istediğimize inanırız. Ebeveynler çocuğa olan sevgilerini beş sevgi dilini kullanarak gösterdiklerinde çocuk da temel sevgi dilinin yeteri kadar konuşulduğunu görebilir ve sevgi deposu dolu kalabilir. Bunun yanı sıra çocuğun ergenlik yıllarında ebeveynler kendilerini reddedilmiş hissettikleri için çocuğun temel sevgi dili olduğuna inandıkları dil üzerinde yoğunlaşırken diğer sevgi dillerinden bir ya da birden fazlasını konuşmaktan vaz geçebilirler. Bu durumda ergenin temel sevgi dili aslında değişmemiştir. Sorun, ebeveynin çocuğun temel sevgi dili konusunda koyduğu teşhisin yanlış olmasıdır.
Peki, "Ben o küçükken ne yapıyorsam aynısını yapıyorum ama o artık buna tepki vermiyor." diyen ebeveyne nasıl bir cevap vereceğiz? Bu Patsy'nin de yaşadığı bir şeydi. "Uzun zamandır Teddy'nin temel sevgi dilinin onay sözleri olduğunu biliyordum ve onu her zaman sözlerimle takdir ettim. Şu an 14 yaşında. Bana 'Anne şunu söyleme. Anne şunu söylemeyi kes. Anne bunu duymak istemiyorum' deyip duruyor. Durum benim için çok karmaşık. "Patsy'e "Teddy'e söylediğin onay sözlerinden birkaçını söyler misin?" diye sordum. Patsy "Sen harikasın. Seninle gurur duyuyorum. O kadar akıllısın ki. O kadar yakışıklısın ki gibi her zaman söylediğim şeyleri söylüyorum." dedi.
Sorun işte burada yatıyordu. Patsy oğluna geçmişte söylediği sözlerin aynısını söylüyordu. Ergenler nadiren çocukluklarında duydukları şiveyi işitmek ister. Bu sözler küçüklüklerinde duydukları sözler olduğundan, onları çocukluk yıllarıyla özdeşleştirirler. Bağımsız olmak istemektedirler. Çocuk yerine konmak istemezler.
Çocuklarına sevildiklerini hissettirmek isteyen ebeveynler yeni şiveler öğrenmek durumundadır. Patsy'e senelerdir kullandığı şiveleri bir kenara bırakmasını ve "Irk eşitliği konusunda sergilediğin keskin tavrı takdir ediyorum... Arka bahçeyi adam etmek için çok çalışmışsın, sonucu çok beğendim... Sana güveniyorum, çünkü sen başkalarının haklarını koruyorsun." gibi daha çok yetişkinlere yakışır sözlü sevgi ifadeleri kullanmasını tavsiye ettim. Bu tarz cümlelerde çocukluk yıllarının izi yoktur ve ergen için saygı ifadeleri niteliğindedir. Patsy'e ayrıca oğlunu Teddy yerine Ted diye çağırmasını önerdim. Çok şaşırmış bir halde, "Biliyor musunuz, Teddy de bana son zamanlarda aynı şeyi söylüyor. Ona bütün hayatı boyunca Teddy dedikten sonra şimdi Ted diye çağırmak çok zor olacak." dedi. Patsy'nin önünde zor bir yol olduğunu biliyordum ama bu değişiklikleri gerçekleştirebileceğinden de emindim.
Roger bana oğlunun bir ergen olarak geliştirdiği yeni tepkilerini anlattığında yeni şiveler öğrenme gereği bir kez daha kanıtlandı. Roger, "Uzun zamandır Brad'in sevgi dilinin hizmet davranışları olduğunu düşünüyordum." dedi. "Brad küçükken bana onarmam için oyuncaklarını getirirdi. Oyuncağını tamir edince ya da ev ödevine yardım ettikten sonra yanımdan ayrılırken sevildiğini hissettiğini gözündeki pırıltıdan anlayabiliyordum. Ama ergenliğe adım attığından beri benden pek yardım istemiyor. Geçen gün bisikletini tamir ediyordu. Yardım edebileceğimi söylediğimde bana sağol baba kendim yapabilirim dedi. Artık ev ödevi için de pek yardım istemiyor. Sanki artık ona eskisi kadar yakın değilim. Onun da kendini bana yakın hissettiğinden emin değilim." Brad'in sevgi dili hizmet davranışları ise babasının sevgisini artık eskisi kadar hissetmiyor olabilir. Bununla birlikte Roger'dan çocukken istediği şeyleri artık istememektedir. Gelişmekte olan bağımsızlık duygusunu ve olgunlaşmakta olan öz benliğini beslemesine yardım ederek artık bir şeyleri kendi başına yapmayı öğrenmektedir. Roger'ın öğrenmek zorunda olduğu, hizmet davranışları sevgi dilinin yeni şiveleridir. Ona Brad'in hâlâ kendi başına yapmayı beceremediği bazı şeyler bulmasını ve bunları ona öğretebileceğim söylemesini önerdim. Aslında Brad kendisi için bir şeyler yapmak istemektedir. Bu onun olgunluk duygusunun gelişmesine yardımcı olur. Roger, Brad'e karbüratör temizlemeyi, buji değiştirmeyi, fren ayarı yapmayı, kütüphane kurmayı ya da Brad'in ilgilenebileceği herhangi bir şeyi öğretmeyi teklif ederse, Brad'in bu tür hizmet davranışlarını kabul etmeye açık olacağını görecektir. Böylelikle Brad'le olan duygusal yakınlığı güçleneceği gibi, Brad de aralarındaki sevgiden emin olacaktır.
Yeni şiveler öğrenmek zor olabilir. Bizler alışkanlıklarımızla yaşayan yaratıklarız. Ergen çocuklarımıza sevgimizi onların çocukluk yıllarında kullandığımız ifadelerle göstermeye devam etmemiz gayet doğaldır. Bu bizim içinen rahat yoldur. Yeni şiveler öğrenmek çaba ve zaman gerektirir. Ama eğer ergen çocuklarımızın sevildiklerini hissetmelerini istiyorsak onların temel sevgi dillerini öğrenmek için bu enerjiyi sarf etmeyi göze almalıyız.
Sevgi dili kavramıyla ilk kez bu kitapta karşılaştıysanız -ergen çocuğunuzun temel sevgi dilini onun çocukluk yıllarında bulmaya çalışmadıysanız- ve artık bir ergen olmasına rağmen onun sevgi dili hakkında bir ipucuna bile sahip değilseniz size üç adım önermeme izin verin. Öncelikle soru sorun, daha sonra gözlemde bulunun ve son olarak da deney yapın. İşte bu üç adımın her biri için üç yaklaşım.
1. Soru Sorun
Ergenin kafasının içinde neler olup bittiğini öğrenmek istiyorsanız bunu bulmanın en iyi yollarından biri soru sormaktır. Bir baba "Bunu unut!" dedi: "Ona ne sorarsam sorayım bu üç cevaptan birini duyuyorum: 'Bilmiyorum', 'Tamam' ya da 'N'olursa'. Bu üç cevap herhangi bir şeyi açıklamıyor. Bu babanın yaşadığı düş kırıklığını anlayabiliyorum ve ergenlerin bazen konuşmak yerine "homurdandığı" da doğrudur ama yine de ergenin, bunları ifade etmeyi seçecek olursa, düşünce ve duygularını anlamanın en iyi yolu budur.
Ergenler onlara soru sorulduğu takdirde düşüncelerini açıklamaya eğilimlidirler. Neredeyse hiçbir genç konuşmaya "Sana duygu ve düşüncelerimi açıklamama izin ver" diyerek başlamaz. Tersine, "Sana ne istediğimi söyleyememe izin ver." demeyi tercih ederler. Ergenler duygu veya düşünceleri yerine isteklerini ifade etme konusunda kendilerini daha özgür hissederler. Genelde ana-baba doğru soruyu sorana kadar duygu ve düşünceleri ergenin zihninde kilitli kalır. Ergen çocuğunuzun temel sevgi dilini keşfetmek için verdiğiniz savaşta sorular en yakın dostunuz olabilir.
Margo 15 yaşındaki kızı Kerstin'e "Çocuk yetiştirme konusunda kitaplar okuyordum. Mükemmel bir ebeveyn olmadığımı fark ettim. Niyetim her zaman iyi olsa da bazen seni kıracak şeyler yaptım ya da sana kötü sözler söyledim. Ayrıca bana her ihtiyacın olduğunda yanında olduğumu hissettiğini sanmıyorum. Şimdi sana ciddi bir soru sormak istiyorum. Sana göre ilişkimiz nasıl daha iyi olabilir?" diye sordu. Margo Kerstin'in bu soruya verdiği cevabı asla unutamayacaktı: "Anne eğer bunu gerçekten öğrenmek istiyorsan sana anlatacağım ama sakın bana kızma. Seninle konuşmaya çalıştığım zamanlarda bana bütün dikkatini vermediğini hissediyorum. Her zaman örgü örüyorsun, kitap okuyorsun, faturalarla uğraşıyorsun, TV seyrediyorsun, çamaşır yıkıyorsun ya da başka bir şeyle uğraşıyorsun. Hep bir işle meşgulsün. Seninle konuşmaya çalıştığım zaman seni rahatsız ettiğimi düşünüyorum. Keşke bazen başka hiçbir şeyle uğraşmadan sadece otursan ve benimle konuşsan."
Margo soru sormuş, cevabını da almıştı. Kerstin'in annesinin sorusuna verdiği cevap onun temel sevgi dilini ortaya çıkarmıştı. Kerstin nitelikli zaman ve elbette annesinin yoğun dikkatini istiyordu.Margo'nun kocası Mark 16 yaşındaki oğulları Will'e farklı bir soru sordu ama onun verdiği cevap da Kerstin'inki kadar açıktı. Mark bir gece oğlunu maça götürürken ona, "Son zamanlarda hayatımda bazı değişiklikler yapmam gerektiğini düşünüyorum. Annen için nasıl daha iyi bir eş, sen ve Kerstin için daha iyi bir baba olabilirim diye kafa yoruyorum. Senin de bu konu hakkında fikrini almak istiyorum, onun için sana şu soruyu soracağım: Eğer bende bir şeyler değiştirme imkanın olsaydı neyi değiştirirdin?" Will Mark'a yıllar kadar uzun gelen bir süre düşündükten sonra sonunda "Sen birçok yönden iyi bir babasın. Yoğun çalışmanı ve bana verdiğin şeyleri takdir ediyorum. Ama bazen seni mutlu edemiyormuşum gibi geliyor. Ne kadar fazla çalışırsam çalışayım senden duyduğum tek şey eleştiri oluyor. Elimden gelenin en iyisini yapmamı istediğini biliyorum ama beni sürekli eleştirince pes etmek istiyorum." dedi. Mark bu soruyu içtenlikle sormuştu ve oğlunun cevabını dinleyebilecek bir ruh halindeydi. Will'e cevap verdi: "Bana söylediğin şey seni fazla eleştirdiğim ve yoğun bir tempo içinde olduğunu gördüğüm halde sana karşı hoşnutluğumu ifade etmediğim öyle mi?" Bunun üzerine Will, "Evet ama beni asla eleştirmemelisin demiyorum baba. Fakat arada yaptığım bir şeyin seni mutlu ettiğini bilmek iyi olurdu." dedi. Mark oğlunun söylediğinden hoşlanmıştı. Ona sadece, "Bunu benimle paylaşman hoşuma gitti. Konuştuklarımız üzerine biraz düşüneceğim ve bu konuda kendimi geliştireceğim." dedi. Stadın oto parkına girdiklerinde oğlunun sırtını sıvazladı. Bütün gece eleştiri kelimesi Mark'ın kafasında dönüp durdu. Will'e karşı bu kadar çok eleştiri yönelttiğinin farkında değildi. Aslında yaptığı şeyi eleştiri olarak görmüyordu. Kendi kendine "Evet zaman zaman Will'in yanlışlarını düzelttiğim doğru." dedi. "Arabayı yıkarken gözden kaçırdığı lekeleri gösterdim, geridönüşüm kutusunun dışarı çıkarılması gerektiğini hatırlattım ama eleştiri bunun neresinde?" Mark Will'le beraber maçı seyrederken kafasında bir diyalog akmaktaydı. "Evet, eleştiri. "Will'in benden sürekli duyduğu, eleştiri, o yüzden de beni hiç mutlu edemediğini, yaptığı şeyin asla yeteri kadar iyi olmadığını düşünüyor." Mark "Will'in sevgi dilini keşfetmek için bir ipucu bulmak umuduyla bu soruyu sorduğunu unutmuştu. Mark birden bire Will'in temel sevgi dilinin onay sözleri olduğunu açıkladığını fark etti. Will sadece onay görmek istiyordu. Mark kendi kendine "Ona onay sözleri söylemek yerine olumsuz, eleştirel kelimeler sarf ettim. Will'in bazen benimle vakit geçirmek istemediğini düşünürdüm, doğruymuş." dedi. Mark kendine Margo ile konuşacağına ve ondan kendisini Will'i eleştirdiğinde uyarmasını ve ona Will'i sözleriyle nasıl onaylaması gerektiğini öğretmesini isteyeceğine dair söz verdi. Mark gözlerinin dolduğunu hissetti. Hemen gözyaşını sildi ve çevredeki kalabalığın coşkulu tezahüratı arasında Will'e dönüp "Seni seviyorum ahbap. Seninle olmak gerçekten hoşuma gidiyor." dedi. Will babasının omzuna vurdu, gülümsedi ve "Sağol baba" dedi. Sonra ikisi de coşkulu tezahürata katıldılar. Mark tek bir soruyla ergen çocuğunun temel sevgi dilini keşfetmişti.
Ebeveynlerin ergenin temel sevgi dilini öğrenebilmeleri için ergenden bilgi almayı sağlayacak başka sorular da vardır. Örneğin "En iyi arkadaşın kim?" diye sorduğunuzda çocuğunuz "Paul" diye cevap verirse siz "Paul neden senin en iyi arkadaşın?" diye sorabilirsiniz. Çocuğunuz buna "Beni dinler ve anlamaya çalışır." diyorsa çocuğunuz temel sevgi dilinin nitelikli zaman olduğunu açıklamış olur. Kızınıza "Anneannene onu gerçekten sevdiğini göstermek isteseydin ne yapardın?" diye sorabilirsiniz. Bu tip sorular ergenin temel sevgi dilini açığa çıkarabildiği gibi çocukla ebeveyn arasında daha ileri düzey bir iletişim atmosferi yaratılmasına da yardım eder.
Size ergen çocuğunuza beş sevgi dilini açıklamanızı ve ona "Senin temel sevgi dilin bunlardan hangisi?" diye sormanızı önermem. Her şeyden önce böyle bir soru çocuğunuzla oyun oynuyormuşsunuz gibi bir izlenim yaratabilir. Unutmayın, ergen çocuğunuz için doğruluk ve içtenlik önemlidir. O sizinle bir oyun oynama peşinde değildir, ikinci bir nokta da şudur; eğer çocuğunuz sevgi dili kavramını tam anlamıyla anlamışsa bunu sizi manipüle etmek için kullanabilir. Hangi ebeveyn çocuğundan şöyle bir cümle duymamıştır? "Eğer beni sevseydin ... yapardın." Sık görülmese de bazen ergenin istekleri onun temel sevgi dilinin ne olduğunu bize anlatabilir ama bu genelde ergenin anlık arzularını karşılaması için başvurduğu bir yoldur. Hemen hemen bütün sorular "Senin temel sevgi dilin hangisi?" sorusundan daha iyidir.
Bilinçli olarak ergen çocuğunuzun davranışlarını gözlemleyin. Onun diğer insanlara hangi yolları kullanarak sevgisini ve hoşnutluğunu ifade ettiğine dikkat edin ve gözlemlerinizi bir kenara not edin. Geçen ay içinde çocuğunuz birilerine beş defa hediye almışsa, çocuğunuzun sevgi dilinin hediye almak olma olasılığı gayet yüksektir. Birçok insanın kendi sevgi dillerini konuşmak gibi bir eğilimleri vardır. Kendilerine yapılmasını istedikleri şeyleri başkalarına yaparlar ama yine de bu her zaman doğru değildir. Örneğin ergen bir erkek çocuk babası hediyelere önem verdiği için etrafındakilere sevgisinin bir ifadesi olarak hediyeler verecektir. Babasının, "Oğlum eğer bir kadını mutlu etmek istiyorsan ona çiçek al." dediğini hatırlayacaktır. Sonuçta ergen kendi sevgi dili hediye vermek olduğu için değil, bu dili konuşmayı babasından öğrendiği için insanlara armağan alacaktır.
Ergenin şikâyetlerini de gözlemleyin. Kişinin şikâyet konusu, onun temel sevgi dilini' öğrenmemizde bir ipucu olabilir. Bu daha önce Will babasına, "Ama bazen seni mutlu edemiyormuşum gibi geliyor. Ne kadar fazla çalışırsam çalışayım senden duyduğum tek şey eleştiri oluyor. Benim elimden gelenin en iyisini yapmamı istediğini biliyorum ama beni sürekli eleştirince pes etmek istiyorum." dediğinde de açık bir şekilde görülmüştü. Will'in şikâyetleri onun temel sevgi dilinin onay sözleri olduğunu gösteriyordu. O sadece babasının yaptığı eleştirilerden değil, onun kendisini övmemesinden de şikâyet ediyordu.
Gençler şikâyet ettiklerinde ana-babalar hemen savunmaya geçerler. Örneğin ergen, "Odama girip eşyalarımın yerini değiştirmeye hiç hakkın yok. Artık aradığım hiçbir şeyi bulamıyorum. Bana ait özel bir yere hiç saygın yok ve bu hiç doğru değil" der. Bunun üzerine birçok ebeveyn "Eğer odanı temizleseydin odana girmek durumunda kalmazdım. Orayı temizlemezsen ben temizlerim." der. Diyalog bu aşamada ya hararetli bir tartışmaya döner ya da iki taraf konuşmayı kesip sessizce ayrı yönlere gider.
Bununla birlikte eğer ebeveyn ergenin şikâyetlerini gözlemleyecek olursa, onun yakındığı şeylerin bir kalıba döküleceğini fark eder. Bu büyük olasılıkla ergenin birisinin "eşyalarının yerini değiştirdiği" konusunda yaptığı ilk şikâyet değildir. Bu yakınma ergenin temel sevgi dilinin hediye almak olduğu konusunda bize bir ipucu veriyor olabilir. Bir ergenin odasındaki her şey birer hediyedir, bunu sakın unutmayın. Bu ergen için her hediyenin özel bir yeri var ve birisi gelip de bunların yerini değiştirdiğinde ergenin hediye yerine koyduğu sevgi ifadeleri de değişiyor.
Şikâyetlerin kalıplarına dikkat etmek gerekmektedir. Birkaç şikâyet aynı kategoriye girerse bu ergenin temel sevgi dilini açığa çıkarabilir. Şu şikâyetlere bir bakın: "Bana ev ödevlerimde artık hiç yardım etmiyorsun. Bu yüzden de zayıf notlar alıyorum..." "Eğer beni de maça götürseydiniz orada arkadaşlar edinebilir, sürekli evde oturmak zorunda da kalmazdım..." Masanın arkasını temizleyemedim, çünkü masayı çekemedim ve yardım etmek için sen de burada değildin..." "Bisikletimi tamir etseydin bugün okula bisikletimle giderdim." Bu ergenin temel sevgi dili büyük ihtimalle hizmet davranışlarıdır. Şikâyetlerinden her birinde ergen ebeveyninden yardım istemektedir.
Ergenin isteklerini de gözlemleyin. Bir insanın istekleri onun temel sevgi dilini ele verir. Renee annesine "Anne bu akşam üzeri seninle birlikte yürüyüş alanına gidebilir miyiz? Sana gölün kıyısında keşfettiğim çiçekleri göstermek istiyorum." dedi. Renee nitelikli zaman istemektedir. Eğer sürekli annesiyle beraber bir şeyler yapmak istiyorsa onun sevgi dili nitelikli zamandır. Buna benzer olarak 13 yaşındaki Peter babasına "Baba, ne zaman başka bir kamp gezisine çıkacağız?", "Ne zaman yine balık tutmaya gideceğiz?" ya da "Topu şimdi atabilir miyiz?" diye soruyorsa onun temel sevgi dilinin de nitelikli zaman olduğunu anlarız.
Ebeveynler çocuklarının sevgi ve hoşnutluklarını ifade ediş biçimlerini, onun en çok nelerden şikâyet ettiğini ve en çok ne yapmak istediğini gözlemlerse çocuklarının temel sevgi dilini keşfetme şansları o kadar artacaktır.
Ergenin temel sevgi dilini keşfetmenin üçüncü yolu ise her hafta beş sevgi dilinden birisine odaklanarak ergenin tepkisini ölçeceğiniz bir deney yapmaktır. Bir hafta boyunca ergene normalden daha çok fiziksel temasta bulunun. Bir gün içinde ona birkaç kez dokunmaya çalışın, ikinci hafta ona dokunmayı bırakın ve onay sözleriyle yaklaşın. Her gün yeni onay ifadeleri üzerinde çalışın ve akşamlanrı bunları çocuğunuza söyleyin.
Bir sonraki hafta ergenin özellikle sizden yapmanızı isteyebileceği şeyleri kapsayan hizmet davranışlarında bulunun. Örneğin ona özel bir yemek pişirin, ütülenmesi pek de kolay olmayan bluzunu ütüleyin, cebir dersinde ona her zamankinden daha çok yardım edin ya da onun yapması gereken işi üstlenin ve köpeği yıkayın. (Elbette bütün bu hizmet davranışlarını olumlu bir tavırla gerçekleştirmelisiniz.) Kızınız ya da oğlunuz için yapabileceğiniz kadar çok şey yapın.
Sonraki hafta ergene nitelikli zaman ayırmak için biraz çaba sarf edin. Birlikte yürüyüşlere çıkın ya da maç yapın. Sizden zamanında istemiş olduğu şeyleri onunla birlikte yapın. Birlikte geçirebildiğiniz kadar zaman geçirin. Onun izin verdiği yere kadar inen derin sohbetler gerçekleştirin. Bütün dikkatinizi onda odaklayın.
Son hafta hediye alma sevgi dili üzerinde durun. Ergenin istediği şeylerden oluşan bir liste yapın ve en çok istediğini düşündüğünüz şeyleri satın alın. Aldıklarınızı rengârenk kâğıtlara sarın ve diğer aile fertlerinin önünde çocuğunuza sunun. Onun bundan keyif almasını sağlayarak her gece bir parti verin.
Çocuğunuzun temel sevgi dilini konuştuğunuz hafta onun davranışlarında ve yüz ifadesinde bir değişiklik fark edeceksiniz. Sevgi deposunun dolu olduğunu ve ebeveyne normalde olduğundan daha sıcak yaklaştığını göreceksiniz. Ergen büyük olasılıkla size ne olduğunu -yani neden böyle alışmadık davranışlar sergilediğinizi- merak edecektir. Her şeyi anlatmanız gerekmiyor. Sadece daha iyi bir ebeveyn olmak için çalıştığınızı söyleyin.
Başka bir deney de çocuğunuza aralarında seçim yapabileceği iki tercih sunmak ve yaptığı tercihleri bir kenara not etmektir. Örneğin babası 13 yaşındaki oğluna: "Bu akşam üzeri iki saat boş vaktim var. Beraber uçurtma mı uçurmak istersin yoksa yeni kameran için pil almaya mı gidelim?" diye sorar. Buradaki seçim nitelikli zaman ile hediye alma arasında yapılacaktır. Baba oğlunun seçtiği şeyi yapar ve onun hediyeyi mi yoksa nitelikli zamanı mı seçtiğini kaydeder. Üç dört gün sonra babası oğluna başka bir seçim sunar: "Bu gece evde sadece ikimiz olacağımıza göre söyle bakalım yemeği dışarıda mı yemek istersin (nitelikli zaman) yoksa sana en sevdiğin pizzayı yapmamı mı tercih edersin (hizmet davranışları)? Bir sonraki hafta baba: "Diyelim ki kendini yılgın hissediyorsun, ben de senin moralini düzeltmek istiyorum, hangisini yapmamı isterdin? Yapmış olduğun bütün olumlu hareketleri hatırlatan bir yazı yazmamı mı? Yoksa sana şöyle sıkıca sarılmamı mı?" der. Çocuğun burada yapacağı seçim de onay sözleri ve fiziksel temas arasında olacaktır.
Ergenin yaptığı seçimleri bir yere not ettiğiniz takdirde bunlar bir kalıba dökülecek ve çocuğunuzun temel sevgi dili ortaya çıkmış olacaktır. Çocuğunuzun temel sevgi dilini öğrendiğinizde bu dilin bütün şivelerini de -yani bu dili konuşmanın değişik yollarını da- keşfetmek isteyeceksiniz ve bu sevgi dilini çocuğunuzun zaman zaman kendi temel sevgi dilinden bile uzaklaşabileceği gerçeğini aklınızda tutarak düzenli olarak konuşmak isteyeceksiniz.
Ergenin isteklerine saygı gösterin. Uygun bir ruhsal durumda olmayan bir ergeni asla sevgi ifadelerinizle sıkmayın. Örneğin çocuğunuzun temel sevgi dilinin fiziksel temas olduğunu biliyorsunuz ama kolunuzu omzuna attığınızda kaçıyorsa bu ona sarılmaya çalışmak için uygun zaman değil demektir. Bu durumda ondan uzaklaşmalı ve onun o an fiziksel temas istemediği gerçeğini anlayarak saygı duymalısınız. Ertesi gün değişik bir biçimde dokunmayı deneyin. Ergen fiziksel temasınız için uygun bir ruh hali içindeyse ona dokunun. Ergen size olumlu sinyaller veriyorsa onu yere yatırıp güreşmeye başlamanın tam zamanıdır. Eğer çocuğunuzun temel sevgi dilini o izin verdiği sürece onunla konuşursanız ergenin sevgi deposu dolacaktır. Ama eğer sizi reddetmesinden hoşlanmadığınız için ona dokunmaktan kaçınıyorsanız zamanla ergenin sevgi deposu boşalacak ve içten içe size kızmaya başlayacaktır.
Bir ergene tam anlamıyla sevgisini göstermek isteyen bir ebeveyn, onun temel sevgi dilini düzenli bir şekilde konuşmalı ve hangi şiveyle olursa olsun çocuğuna sevgisini iletmelidir.
Biraz önce söylediklerimi toparlamama izin verin. Ben sadece çocuğunuzun temel sevgi dilini konuşun demiyorum. Ergenlerin beş sevgi dilinden de sevgi almaları beş sevgi dilini konuşmayı öğrenmeleri gerekir. Bunu da en iyi ana-baba modellerinde görerek öğrenebilirler. Size ergenin temel sevgi dilinden bolca konuşmanızı ve diğer dördünü de olabildiği kadar sıklıkla kullanmanızı öneriyorum. Ergenin net olarak görülebilen ikincil sevgi dili varsa ebeveyn bu dili de çocuğuyla çokça konuşmalıdır.
Ebeveynler çocuklarıyla beş sevgi dilinide konuşurlarsa ergen bu dilleri başkalarıyla kullanmayı öğrenecektir. Bu ergenin gelecekte kuracağı ilişkiler açısından son derece önemli bir konudur. İleriki yıllarda ergenin sevgi ve mutluluğunu paylaşacağı komşuları, iş arkadaşları, dostları, flörtleri ve daha sonra da bir eşi ve çocukları olacaktır. Ergenler beş sevgi dilinin her birini akıcı bir şekilde konuşmayı öğrenirlerse birçok insanla iyi ilişkiler kuracaklardır ama bu dillerden sadece bir ya da ikisini kullanırlarsa ilişki potansiyelleri azalacaktır. Böylelikle duygusal bağlamda iletişim kuramayacakları insanlar olacaktır. Bunlar ergenin uzun süreli ve anlamlı ilişkiler kurmak isteyebileceği özel kişiler olabilir.
Beş sevgi dilinin her biri aracılığıyla sevgi alıp vermeyi öğrenmek ergenin yararına olacaktır, bu açıktır. Genç sevgi dillerini akıcı olarak konuşmayı öğrenirse ilerde kuracağı ilişkiler için sağlam bir temel atmış olur. Beş sevgi dilinin hepsini konuşmayı öğrenememiş ebeveyn üstesinden gelmesi kolay olmayan sorunlarla karşı karşıya kalabilir. Size, özellikle de konuşması sizin için zor olan sevgi dillerinin anlatıldığı bölümleri tekrar okumanızı öneririm.
Konuşmakta zorlandığınız sevgi dilini ya da dillerini nasıl konuşmanız gerektiği konusunda size yardımcı olabilecek fikirleri bir yere not alın ve bu dili sadece ergen çocuğunuzla değil, ailenin diğer bireyleriyle de konuşarak çalışın. En sonunda bu sevgi dillerinin her birini konuşmayı öğrenebilirsiniz. Başkalarına onların sevgi ihtiyacını karşılayan bir dille sevginizi ifade etmenizden daha önemli olan az şey vardır.
Bazı çiftler ergen çocuklarına sevgilerini daha etkili bir biçimde göstermeye çabalarken kendi evliliklerinin de yeniden doğduğunu görüyor, seneler boyu birbirlerinin temel sevgi dillerini konuşmadıklarını fark ediyorlar. Öğrenmek için hiçbir zaman geç kalmış sayılmazsınız. Birbirlerinin temel sevgi dilini kullanmayı öğrenmiş çiftler evliliklerinin duygusal atmosferinin belirli birsüre içinde gözle görülür bir şekilde değiştiğini görmüşlerdir.
Bir koca "Dr. Chapman biz otuz üç senedir evliyiz. Evliliğimizin son yirmi altı yılı çok mutsuz geçti. Bir arkadaşım bana sizin Beş Sevgi Dili adlı kitabınızı verdi. Kitabı okuduğumda kafamda bir ışık yandı. Bütün bu seneler boyunca karımın sevgi dilini konuşmadığımı, onun da benimkini konuşmadığını fark ettim. Kitabı ona verdim, konular üzerinde tartıştık ve birbirimizin temel sevgi dilini konuşmaya başlamaya karar verdik. Eğer birisi bana evliliğimin iki ayda düzeleceğini söyleseydi ona asla inanmazdım. Ama bu iki ay içinde onda da bende de birbirimize karşı sıcak duygular oluşmaya başladı. Evliliğimiz tamamen değişti. Bunu kendileri de evli olan çocuklarımıza anlatmak için sabırsızlanıyoruz."
Sevgi bizim en temel duygusal ihtiyacımız olduğu için bu ihtiyaç birisi tarafından karşılandığında bu kişi için güzel duygular beslemeye başlarız. Evlilik ve aile yaşamının duygusal atmosferi aile fertleri birbirlerinin temel sevgi dilini ve bu dili konuşmayı öğrenirse kesinlikle daha verimli hale getirilebilir.
Ergenler ebeveynlerine, ebeveynleri ergenlere çeşitli nedenlerden dolayı öfkelenir. Zaman zaman birisi diğerini derinden yaralayacak sözler sarf eder ya da hareketlerde bulunur. Ambrose Bierce bir keresinde "Öfkeli olduğunuz bir anda konuşun, sonsuza dek pişman olacağınız en iyi konuşmayı yaparsınız." demişti.
Birçok ebeveyn ve ergen Bierce'in tanımladığı türde bir konuşmayı birkaç kez yapmıştır. Böyle zamanlarda ağzımızdan çıkan şeyleri hiç söylememiş olmayı ve sevimsiz hareketlerimizi geri alabilmeyi dileriz. Denetimsiz öfke birçok ergen-ebeveyn ilişkisinin bozulmasına neden olan bir etkendir.
Bütün bunların sevgiyle bağlantısı nedir? Çoğu insana göre sevgi ve öfkebirbirine zıt iki kavramdır, birbirlerine karşıt gibi gözükürler. Gerçekte bu iki sözcük madalyonun iki farklı yüzüdür. Sevgi tıpkı kontrollü öfke gibi karşısındaki insanın iyiliğine hizmet eder. Karşımızdaki kişinin hareketlerini yanlış algıladığımız zaman öfkeye kapılırız. Ergenler ebeveynlerinin sorumsuz davranış olarak tanımladığı bir şey yapar ya da söylerse ana babalar onlara sinirlenirler. Ergenler ise haksız ya da bencil olarak adlandırdıkları hareketlerle karşılaşırlarsa ebeveynlerine öfke duyarlar.
Öfkenin amacı bizi sevme davranışına, yani ergen ya da ebeveyni doğru yola yönlendirmeye motive etmektir. Ama ne yazık ki bir çoğumuz bu tarz bir sevme davranışını hiçbir zaman öğrenemedik ve sonuçta yıkıcı bir davranış örneği sunmaktayız. Bazen öfke karşısında gösterdiğimiz tepkiyle olayı daha kötü bir duruma sokuyoruz. Bu bölümün iki amacı var; birincisi ebeveynlere öfkelerini kontrol etmelerine ve bunu sevgi davranışına dönüştürmelerini öğrenmelerine yardım etmek, ikincisi ise ebeveynlerin çocuklarına öfkelerini olumlu bir yöne çevirerek kontrol etmeyi öğretmelerine yardımcı olacak pratik yollar sunmak.
Henüz öğrenemediğimiz şeyleri çocuklarımıza öğretemeyiz. Birçok ebeveyn kendilerini "Evlenene kadar şiddetli öfkenin ne demek olduğunu bilmiyordum ve çocuklarım ergenliğe girene kadar da süper şiddetli öfkenin ne anlama geldiğini bilmiyordum." diyen Idaho'lu çiftçi Marvin ile özdeşleştirebilir.
Hayatın bütün alanlarında öfke duygusuyla karşılaşmamıza rağmen genelde ailemize ve özelliklede ergen çocuklarımıza çok daha şiddetli bir öfke duyarız.
Ergenler Bizi Neden Öfkelendirir?
Neden ergen çocuklarımıza onlardan yaşça daha küçük olan çocuklarımızdan daha fazla öfkeleniriz? Bunun nedeni her şeyden önce ergende oluşmaya başlayan birtakım değişikliklerdir.
Ergenin konular hakkında eleştirel bir bakış açısıyla mantık yürütmesine ve düşünmesine olanak sağlayan gelişmiş zihinsel yetenekleri, onun yargılarımızı çocukken yaptığından farklı olarak sorgulamasına imkan tanımaktadır. Bu zihinsel gelişme ergeni sadece bizim yargılarımızı sorgulamasına değil aynı zamanda onu uyumsuzluğu seçmesine yöneltebilecek bağımsızlık ve özbenlik kavramlarına da itmektedir. Ergen artık sadece kendisi için düşünmekle kalmayıp kendi kararlarını da almaya başlar. Bu çoğu zaman ergen ile ebeveyn arasında bir çatışma yaratır ve ebeveynin kendi içinde öfke duymasına yol açar.
Ebeveyn ergenin davranışını küstah, asi ve sorumsuz bulur ve şöyle bir mantık yürütür; "Bu benim oğlum/kızım için doğru değil. Kendi hayatını mahvedecek. Bu benim devam etmesine izin verebileceğim bir durum değil." Öfke anne ya da babayı harekete geçirir. Eğer ebeveyn bir çocukla değil de bir ergenle karşı karşıya olduğunu fark etmezse yapacağı hareketle durumu daha kötü bir hale sokabilir.
Olumsuz Öfke Tepkilerimizi Neden Terk Etmek Zorundayız?
Ergen ebeveynin istediği gibi davranış şeklini değiştirmezse ebeveyn soğuk ve sert buyruklara başvurur. Örneğin yüksek sesle "Ya bunu yaparsın ya da..." der. Çocuk gibi görünmemek için ergen cümlenin "Ya da..." kısmını seçer ve ergen-ebeveyn arasındaki savaş başka bir boyuta taşınmış olur. Savaş sona ermeden önce ergen ve ana baba düşman askerlerin birbirlerine bomba atmaları misali birbirlerine sert ve eleştirel sözler savururlar. Sonunda iki taraf da yaralanmış, reddedilmiş ve sevgisiz bir şekilde savaş alanını terk eder. Denetimsiz öfke yüzünden durum daha kötü bir hal alır. Ebeveynlerin sarf ettiği kötü sözler ve uyguladığı fiziksel şiddet hiçbir zaman olumlu sonuç vermez.
Otuz yıldır sürdürdüğüm evlilik ve aile danışmanlığı mesleğinde ergenlerden ebeveynlerinin kontrol altına alamadıkları öfkeleri sonucu onlara söyledikleri üzücü sözleri ve yıkıcı davranışları dinlediğimde, göz yaşlarımı tutamadığım çok zaman olmuştur. İşin daha trajik yanı, ergenlik yıllarında kötü davranışa maruz kalmış birçok genç yetişkinin kendi çocuklarına ana babalarının onlara zamanında davrandığı şekilde davranmaları.
17 yaşındaki Eric'in "Dr. Chapman babamın beni sevdiğini sanırdım ama artık onun beni sevmediğini biliyorum. Tek düşündüğü kendisi. Eğer her şeyi onun istediği şekilde yaparsam sorun yok. Ama kendi kararlarımı vermeye ve düşünmeye hakkım yoksa nasıl büyüyebilirim ki? Bazen onun ölmesini diliyorum ya da ben ölmek istiyorum. İki şekilde de bu acı bitmiş olur." demesini hiç unutmayacağım.
Denetimsiz öfke davranışı kalıbı genelde kuşaktan kuşağa geçen bir olgudur. Bu kalıplar kırılmalıdır. Bu konu hakkında ne kadar hassas olduğumu anlatamam. Ebeveynler olarak içimizdeki öfkeyi tutmayı ve bunu mantıklı ve olumlu bir şekilde kontrol etmeyi öğrenmeliyiz. Aksi takdirde iyi birer ana-baba olma yolundaki çabalarımızı tehlikeye atmış oluruz. Öfkeli bir ebeveyn tarafından hem sözsel hem de fiziksel olarak suistimal edilmiş bir ergen ona çocukluğunda sunulmuş olan hizmet davranışları, onay sözleri, nitelikli zaman, hediye alma ya da fiziksel temas sevgi dillerinden hiçbirisini hatırlamayacaktır. Tek hatırlayacağı ebeveynin azarları, kötü sözleri ve bağırışı olacaktır. Sevgi yerine onu yaralayan bir reddedilme hissedecektir.
Eğer böyle bir denetimsiz öfke davranışını kendi hayatınızda sergilediğinizi düşünüyorsanız bu bölümü çok dikkatli okumanızı ve çocuğunuzla olan ilişkinizi düzeltmeniz için önerilen zorlu adımları atmaya başlamanızı öneririm.
Geçmişten gelen olumsuz davranış kalıpları yıkılabilir. Sonsuza kadar denetimsiz öfkenin esirleri olarak kalmak zorunda değiliz. İsteyen her ana-baba yıkıcı davranış kalıplarını sevgi davranışlarına dönüştürebilir.
Yıkıcı davranış kalıplarımızı yıkmak ve öfkemizi kontrol altına alıp sevgi davranışı kalıpları öğrenmek için aşağıdaki adımları izlemenizi öneriyorum.
1. Gerçeği Kabul Edin
Her şeyden önce gerçeği kabul etmeliyiz. Yanlış yolda olduğumuzu kabul etmeden yönümüzü değiştirmeyeceğiz. Bunu kabul edin, Tanrı'ya ve aile üyelerine söyleyin ve deyin ki: "Öfkemi kontrol altına alamıyorum, birçok kez kontrol dışına çıktım. Yanlış şeyler söyledim, yanlış hareketlerde bulundum. Sarf ettiğim sözler güzel sevgi sözcükleri değildi. Aksine yıkıcı ve kırıcı sözlerdi ve Tanrı'nın da yardımıyla değişmek istiyorum." Bu süreç içinde Tanrı'nın da yardımını istediğinizi söylemekten kaçınmayın, çünkü her türlü desteğe ihtiyacınız var.
Yukarıdaki sözleri bir kâğıda yazın. Bunları kendi sözcüklerinizle ifade etmek istiyorsanız değiştirebilirsiniz. Sonra yazdıklarınızı kendi kendinize yüksek sesle okuyun ve acı gerçeği kabul edin... "Öfkemi kontrol altına alamadım." Bu gerçeği kabul ettiğinizi Tanrı'ya itiraf edin ve O'ndan sizi bağışlaması için af dileyin. Daha sonra bütün ailenin bir arada olduğu bir akşam onlarla paylaşmak istediğiniz bir şey olduğunu söyleyin. Kâğıdınızı çıkarın ve yazdıklarınızı ailenize okuyun. Onlara bunu kabul ettiğinizi, şimdi de bunu onlara ve Tanrı'ya söylediğinizi belirtin. Değişmeyi istemek konusunda içten olduğunuzu söyleyin.
Bunun gibi bir şey de söylemek isteyebilirsiniz: "Önümüzdeki birkaç hafta boyunca bunun üzerinde çalışıyor olacağım. Ama herhangi birinize sinirlenip kendime hakim olamadığım ve bağırıp çağırmaya başladığım takdirde kulaklarınızı tıkar, odayı hemen terk eder ya da isterseniz biraz hava almaya dışarı çıkarsanız bana çok yardım etmiş olursunuz. Geri döndüğünüzde öfkemi kontrol altına almış olacağımı ve kötü sözler söylemeyeceğimi garanti ediyorum. Sizden beni bağışlamanızı isteyeceğim ve kaldığımız yerden devam edeceğiz. Bunu başarmam biraz zaman alabilir ama Tanrı'nın da yardımıyla değişeceğim." Bu mütevazı konuşmayı yaptıktan sonra artık olumlu yönde değişme yoluna girdiniz demektir.
Artık ikinci adım için hazırsınız: Yıkıcı kalıpları kırmak -çin etkili bir strateji geliştirin. Kendinize geçmişte yaptıklarınızın doğru olmadığını itiraf ettiniz. Peki şimdi bu olumsuz kalıpları nasıl kıracaksınız? Eşiniz ve çocuklarınızdan kendinizi "kaybetmeye" başladığınızda oradan uzaklaşmalarını istediğiniz an aslında bir strateji geliştirmeye başladınız. İlerde bu tarz birşeyle her karşılaştığınızda aileniz size hatanızı itiraf etmeniz gerektiğini hatırlatacaktır. Yapmış olduğunuz bir hatayı itiraf etmenin onur kırıcı bir yönü vardır ama bu sizin ilerde hatalı davranışınızı değiştirmenize yardımcı olacaktır.
Peki bir patlama yaşamadan öfkenizi nasıl yatıştırabilirsiniz? Rueul'un başarı hikâyesini bir dinleyin. Rueul eşiyle birlikte Spokane'de gerçekleştirilen bir evlilik konferansına katılmıştı. Konferans sırasında bana öfkesini kontrol altına almak için çabaladığını, karısı ve çocuklarına "patlayıp kırıcı sözler söylediğini" anlattı. Ona sarf ettiği öfke sözcüklerinin "akışını durdurmasına" yardım edecek birkaç pratik yöntem önerdim ve öfkesini daha olumlu bir şekle dönüştürebilmesi için fikir verdim. İki yıl sonra Rueul'u Seattle'da başka bir evlilik seminerinde gördüm. Bana "Dr. Chapman beni hatırlayıp hatırlamadığınızı bilmiyorum. Karım ve ben sizinle Spokane'de karşılaşmış, kontrol altına alamadığım öfkem hakkında konuşmuştuk. Önerdiğiniz yollar işe yaradı, yaramaya da devam ediyor, size sadece bunu söylemek istemiştim" dedi. "Bana bundan biraz bahseder misin?" dedim. Rueul "Öfkelendiğiniz zamanlarda ağzınızdan bir şey çıkmasına izin vermeden önce yüze kadar sayma yöntemini bilirsiniz? İşte ben bunu yapıyorum" dedi, "Bir şeye öfkelendiğim zaman sizin söylediğiniz gibi saymaya ve yürümeye başlıyorum. Yağmurda, karda, sıcak günlerde yüksek sesle sayı sayarak yürüyorum, insanlar beni duysalar eminim deli olduğumu düşünürlerdi. Ama bana göre bu şimdiye kadar yaptığım en normal şey. Asıl daha önce yaptığım delilikti. Eşime ve çocuklarıma zarar veriyordum. Sayı saymak ve yürümek yatışmam için bana zaman kazandırıyor ve öfkemi olumlu bir yaklaşıma dönüştürmeme yardımcı oluyor." Rueul kötü sözler sarf etmesine neden olan yıkıcı kalıbını kırmak için bir strateji bulmuştu. Eski yıkıcı kalıplarının yerine yeni bir strateji geliştirerek farklı kalıplar oluşturmuştu.
Yüze kadar saymanın dışında başka yöntemler de vardır. Bir adam bana "Sinirlendiğim zaman bisikletime atlıyorum ve sakinleşinceye kadar da pedal çevirmeye devam ediyorum. Bazen bisikletimle birkaç mil gidiyorum." dedi. Bir kadın, "Kocama sinirlendiğimde ona 'Kusura bakma ama benim parka gitmem gerek.' diyerek arabaya atlayıp parka gidiyorum. Sakinleşinceye kadar yürüyorum ya da bir bankta oturuyorum. Eşim bunun yatışmam için daha önce yaptığım şeylerden çok daha iyi bir yöntem olduğu konusunda benimle hemfikir." dedi.
İşte çiftlerin kullandıkları iki yöntem. Brenda bana, "Eşimle birbirimize kızdığımız zamanlarda birimizin odadan çıkmasına karar verdik. Dışarı çıkan beş saat içinde geri dönüp konuyu tekrar tartışabilmemiz için diğerinden bir fırsat isteyecek. Tartışmamız tekrar alevlenirse odadan yine birimiz çıkacak. Birbirimizi sözlerimizle yaralamaktansa kendimize zaman verme fikrini daha mantıklı bulduk." dedi. Bu arada Brenda'nın aile üyelerinden birisine kızdığı zaman ilk yaptığı şey çiçeklerini sulamak olurmuş. "İlk yaz bu yolu denedim ve az kalsın petunyalarımı çürütüyordum ama ne olursa olsun bu ailemi kötü sözlerimle boğmaktan iyidir."
Bütün bu insanlar yıkıcı davranışlarının yerini alan ve onlara sakinleşmeleri için zaman veren bir aktiviteye yönlenmiş ve böylece de kendilerine bir strateji yaratmışlardır.
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Gizliliğinize değer veriyoruz
Bu sitenin çalışmasını sağlamak için temel çerezleri ve deneyiminizi geliştirmek için isteğe bağlı çerezleri kullanıyoruz.