- Katılım
- 20 Mayıs 2006
- Mesajlar
- 5,723
- Reaksiyon puanı
- 87
- Puanları
- 0
- Konum
- istanbul
- Web sitesi
- www.hayatimdegisti.com
Sensei İhsan Özgün’den Kısaca Aikido
Aikido, kişinin kendisiyle barışık, doğal ve sosyal çevresiyle uyum içinde yaşamasının yoludur.
Aikido, aynı zamanda bir savaş sanatıdır.
Yalnız, aikidonun öncelikli savaşı, kişinin kendisine, başka bir ifadeyle iç dünyasında yarattığı hayali/marazi düşmanlara karşı vermesi gereken bir savaştır.
Bu hayali/marazi düşmanlar, genelde güven eksikliği veya yokluğundan kaynaklanan kişinin korkuları, endişeleri, panikleri,… ile kompleksleridir. Tabii buna bir de onun açgözlü / doyumsuz egosunu eklemek gerekir. Kişideki bu güven eksikliği veya yokluğu süreklilik arz ederse, hayali / marazi düşmanlarının sayısı artar ve kronikleşir. Bunun sonucu olarak karşımıza ya içine kapanık, sinik bir kişi çıkar veya kaba saba, saldırgan ve doyumsuz biri. Yalnız, her iki kişiliğin de ortak paydaları, uyumsuz ve asosyal olmalarıdır.
İşte aikido, kişinin kendisiyle barışık, doğal ve sosyal çevresiyle "uyum" içinde yaşamasının önündeki engelleri kaldırarak onu toplumun içine çeker, sosyalleşmesine yardımcı olur. Bu yüzdendir ki aikidoya aynı zamanda “uyum yolu” da denir.
İç ve dış barışın sağlanmasında bu denli önemli olan "uyum" aikido ile nasıl sağlanır?
Kişi, aikido yapmaya karar vermekle zaten “uyum” yolunda ilk adımını atmış demektir.
Daha ilk derste, aikidocular arasında tanık olduğu içten sevgi, arkadaşlık ve “uyum” onun üzerinde etkisini hemen gösterir. Kişi, o zamana kadar pek tanık olmadığı bu hoş ve güven verici ortama intibak etmekte zorlanmaz. Bir süre sonra kendisi de mevcut “uyum”un bir parçası haline gelir. Dojoda samimi arkadaşlıklar, kalıcı dostluklar kurar.
Bu arada hayatta başka güzellikler ile başka zenginliklerin olduğunun farkına varır. Hayatındaki mevcut eksileri artıya çevirirken, olay ve olgulara daha mantıklı yorumlar/çözümler getirmeye başlar. Tüm bu olumlu değişme ve gelişmeler sonunda o, daha iyi bir eş, daha güvenilir bir dost, daha iyi bir patron, (…) ve daha iyi bir insan olmuştur.
Hâsılı aikido kişinin yaşamında, dünya görüşünde köklü değişikliklere neden olur. Bu yüzdendir ki birçok aikidocu hayatına, “Aikido’ dan önce”; ”Aikido’ dan sonra” diye bir milat biçer.
Tüm bunların yanında aikidonun soylu bir amacı daha vardır:
“Evrensel Barış”
“Evrensel Barış”ın yolu ise sevgiden geçer.
“Sevgi” her şeyin koruyucu Tanrısıdır. Onsuz hiç bir şey olmaz. Aikido “sevginin gerçekleşmesidir” der aikidonun kurucusu M.Ueshiba.
Tanrı’nın sevgisi yalnız insanları değil tüm varlıkları kavrar. Çünkü var olan her şey aynı “Ulu Mimar” tarafından aynı kozmik maddeden yaratılmıştır. O halde hepimiz “Özde Bir”iz. Aynı evrensel yasalara tabi olmanın yanında aynı kozmik kaderi paylaşmaktayız; yani hepimiz ölümlüyüz.
Bu evrensel gerçeği biliyor olmalı ki, kızılderili reisi, yaklaşık iki asır evvel beyaz adama, “Toprağa tüküren (aslında toprağa değil) kendi yüzünü tükürmüştür” der. Keza bir aikido ustasının, insanın kendini ziyan etmesini evrenin bir parçasını ziyan etmekle; başkasına zarar vermesini de kendisine zarar vermekle eşdeğer tutması aynı evrensel gerçeğin başka bir açıdan veciz bir ifadesidir.
İşte bu “Özde bir” ve “Kaderde bir” olma duygu ve düşüncesi bizi var olan her şeye saygı duymaya, onları sevmeye götürür.
Aikidonun kendisini “Barış, sevgi ve kardeşlik sporu” olarak deklare etmesinin ardındaki soylu felsefenin dayanağı işte bu duygu ve düşüncedir.
Görüldüğü üzere insana, doğaya/evrene bakışıyla aikido yetkin bir dünya görüşü, bir öğretidir.
Yaşama hakkı hakların en kutsalıdır. Bu kutsal hakka yönelik bir saldırı halinde aikido kendini savunmayı bir hak, bir görev kabul eder. Yalnız, bu hakkı kullanırken bile “başkalarının maddi ve manevi bütünlüğüne zarar verme” yi ahlak dışı görür.
Aikido teknikleri basit, doğal ve son derece etkilidir. Yalnız, sanatta bu seviyeye gelmek büyük bir istek ve sabırla çalışmayı gerektirir.
Böyle bir çalışma sonucu varılan nokta heyecan vericidir. Yukarıda da değinildiği üzere kişinin kendine güveni artmış, insanlarla daha çabuk ve içten iletişim kurmaya, olay ve olgulara daha mantıklı ve gerçekçi bakmaya başlamıştır. Dahası, zaman içinde bazı ruhsal ve bedensel rahatsızlıklardan kurtulmanın yanında, kendisinin de şaşıracağı büyük bir ruhsal ve bedensel güce sahip olmuştur.
Son söz olarak şunu söylemek isterim;
Aikido candan bir arkadaş, gerçek bir dosttur; karşılık beklemeden verir.
Aikido, kişinin kendisiyle barışık, doğal ve sosyal çevresiyle uyum içinde yaşamasının yoludur.
Aikido, aynı zamanda bir savaş sanatıdır.
Yalnız, aikidonun öncelikli savaşı, kişinin kendisine, başka bir ifadeyle iç dünyasında yarattığı hayali/marazi düşmanlara karşı vermesi gereken bir savaştır.
Bu hayali/marazi düşmanlar, genelde güven eksikliği veya yokluğundan kaynaklanan kişinin korkuları, endişeleri, panikleri,… ile kompleksleridir. Tabii buna bir de onun açgözlü / doyumsuz egosunu eklemek gerekir. Kişideki bu güven eksikliği veya yokluğu süreklilik arz ederse, hayali / marazi düşmanlarının sayısı artar ve kronikleşir. Bunun sonucu olarak karşımıza ya içine kapanık, sinik bir kişi çıkar veya kaba saba, saldırgan ve doyumsuz biri. Yalnız, her iki kişiliğin de ortak paydaları, uyumsuz ve asosyal olmalarıdır.
İşte aikido, kişinin kendisiyle barışık, doğal ve sosyal çevresiyle "uyum" içinde yaşamasının önündeki engelleri kaldırarak onu toplumun içine çeker, sosyalleşmesine yardımcı olur. Bu yüzdendir ki aikidoya aynı zamanda “uyum yolu” da denir.
İç ve dış barışın sağlanmasında bu denli önemli olan "uyum" aikido ile nasıl sağlanır?
Kişi, aikido yapmaya karar vermekle zaten “uyum” yolunda ilk adımını atmış demektir.
Daha ilk derste, aikidocular arasında tanık olduğu içten sevgi, arkadaşlık ve “uyum” onun üzerinde etkisini hemen gösterir. Kişi, o zamana kadar pek tanık olmadığı bu hoş ve güven verici ortama intibak etmekte zorlanmaz. Bir süre sonra kendisi de mevcut “uyum”un bir parçası haline gelir. Dojoda samimi arkadaşlıklar, kalıcı dostluklar kurar.
Bu arada hayatta başka güzellikler ile başka zenginliklerin olduğunun farkına varır. Hayatındaki mevcut eksileri artıya çevirirken, olay ve olgulara daha mantıklı yorumlar/çözümler getirmeye başlar. Tüm bu olumlu değişme ve gelişmeler sonunda o, daha iyi bir eş, daha güvenilir bir dost, daha iyi bir patron, (…) ve daha iyi bir insan olmuştur.
Hâsılı aikido kişinin yaşamında, dünya görüşünde köklü değişikliklere neden olur. Bu yüzdendir ki birçok aikidocu hayatına, “Aikido’ dan önce”; ”Aikido’ dan sonra” diye bir milat biçer.
Tüm bunların yanında aikidonun soylu bir amacı daha vardır:
“Evrensel Barış”
“Evrensel Barış”ın yolu ise sevgiden geçer.
“Sevgi” her şeyin koruyucu Tanrısıdır. Onsuz hiç bir şey olmaz. Aikido “sevginin gerçekleşmesidir” der aikidonun kurucusu M.Ueshiba.
Tanrı’nın sevgisi yalnız insanları değil tüm varlıkları kavrar. Çünkü var olan her şey aynı “Ulu Mimar” tarafından aynı kozmik maddeden yaratılmıştır. O halde hepimiz “Özde Bir”iz. Aynı evrensel yasalara tabi olmanın yanında aynı kozmik kaderi paylaşmaktayız; yani hepimiz ölümlüyüz.
Bu evrensel gerçeği biliyor olmalı ki, kızılderili reisi, yaklaşık iki asır evvel beyaz adama, “Toprağa tüküren (aslında toprağa değil) kendi yüzünü tükürmüştür” der. Keza bir aikido ustasının, insanın kendini ziyan etmesini evrenin bir parçasını ziyan etmekle; başkasına zarar vermesini de kendisine zarar vermekle eşdeğer tutması aynı evrensel gerçeğin başka bir açıdan veciz bir ifadesidir.
İşte bu “Özde bir” ve “Kaderde bir” olma duygu ve düşüncesi bizi var olan her şeye saygı duymaya, onları sevmeye götürür.
Aikidonun kendisini “Barış, sevgi ve kardeşlik sporu” olarak deklare etmesinin ardındaki soylu felsefenin dayanağı işte bu duygu ve düşüncedir.
Görüldüğü üzere insana, doğaya/evrene bakışıyla aikido yetkin bir dünya görüşü, bir öğretidir.
Yaşama hakkı hakların en kutsalıdır. Bu kutsal hakka yönelik bir saldırı halinde aikido kendini savunmayı bir hak, bir görev kabul eder. Yalnız, bu hakkı kullanırken bile “başkalarının maddi ve manevi bütünlüğüne zarar verme” yi ahlak dışı görür.
Aikido teknikleri basit, doğal ve son derece etkilidir. Yalnız, sanatta bu seviyeye gelmek büyük bir istek ve sabırla çalışmayı gerektirir.
Böyle bir çalışma sonucu varılan nokta heyecan vericidir. Yukarıda da değinildiği üzere kişinin kendine güveni artmış, insanlarla daha çabuk ve içten iletişim kurmaya, olay ve olgulara daha mantıklı ve gerçekçi bakmaya başlamıştır. Dahası, zaman içinde bazı ruhsal ve bedensel rahatsızlıklardan kurtulmanın yanında, kendisinin de şaşıracağı büyük bir ruhsal ve bedensel güce sahip olmuştur.
Son söz olarak şunu söylemek isterim;
Aikido candan bir arkadaş, gerçek bir dosttur; karşılık beklemeden verir.
