TANRILAR OKULU

ben bu okula kaydımı yaptırmıştım bir zamanlar. sonra devamsızlıktan atıldım. Şimdi aftan yararlanabilir miyim ecemre?
emeğin için teşekkürler

Tabi ki sung66 Okuyup paylaşımlarınızı yazdığınız için ben teşekkür ederimactionsmile
 
Yaşantımızda kısaca ‘dünya’ olarak nitelendirdiğimiz, yaşamımızı ilgilendiren tüm olaylar ve durumlar kendi yansıttığımız görüntülerdir. Bunun bilincindeysek, sadece yaşam,refah,zafer ve güzellik yansıtabiliriz. Eğer her an uyanık ve dikkatliysek, özgürlüğü yani engelleri olmayan, sınırsız, yaşlılığın,hastalığın ve ölümün yer almadığı bir dünyayı yansıtabiliriz.

Bildiklerine ekleyebileceğin hiçbir şey yok. Gerçek bilgi sonradan edinilemez,o yalnızca ‘hatırlanabilir’.
Dünyanın bütün kitapları varlığın tek bir atomunda saklıdır.
Kitaplar sendeki bilgiye hiçbir şey ekleyemezler; sen onlardan hayata ulaşamazsın. Bilgi senin varlığından gelir.Varoldukça bilirsin.

Herkes insan zekasında bir aşamayı doldurur. Ve aha üstteki aşamaların önüneki bekçidir. Olduğun gibi kalırsan, her karşılaşma senin için bir fırsat, bir adım daha ileriye gidebilmek için ayağını basabileceğin bir basamak olacaktır.
Unutursan,kendini yaşamının korkunç karmaşasının içine seni gerisingeri fırlatacak senin dışındaki sanal bir oyunun kapanına sıkışmış bulursun.

Beden, ruhun ete bürünmüş halidir. Ruh ne kadar ölümsüzse, beden de o kadar ölümsüzdür.

Ölümün yenilmez olduğu inancı, insanlar için zararlıdır. Ne kadar uzun yaşayacağınız, içinde bulunduğunuz zihinsel durum ve yaşama isteğinizle belirlenir.

Yalan söylemek, gizlenmek,şikayet etmek ve kendi sorumluluklarından kaçmaya yeltenmek, hataya ve bölünmeye düşmüş kişilerin, varoluş nedenini unutan insanların taşıdıkları yara izleridir.

İnsanlık, doğuştan kendinin olan haktan bir kez vazgeçince ve bütünlüğünü unutunca, sefaletine bir son verebilmek için, bir çare olarak ölümü icat etti. İnsan zor bir iş olan, kendisini, kendi eksikliklerini yenmek yerine, ölmeyi yeğliyor. Oysa ölüm bir çözüm değildir. İnsan, daima bıraktığı yerden yeniden başlar.

Kötülük iyiliğe hizmet eder.Her zaman!..Herşey bizi iyileştirmek için gelir. Aslında fiziksel ölüm bile bir iyileştirmedir. SON FIRSAT!

Bizi iyileştirmek ve kucaklamak için tüm girişimler boşa çıktığında, varoluşun önüp gireceği son sığınak ölümdür. Sokrates, anlamak için ölümü kullanmıştır! O fevkalade anda, ölümün, iyileştirme yolunda atılan bir adımdan, bütünlük merdivenindeki uzun basamaktan başka bir şey olmadığının farkına varmıştı.Bu onun son ve en büyük öğretisidir.
 
devamsmileydance

Hastalandığınızda, acı çektiğinizde ve yoksulluk içine düştüğünüzde Tanrı'dan nefret edebilirsiniz, ama sizi temin ederim ki, hastalığınızın, acılarınızın ve yoksulluğunuzun nedeni Tanrı'dan kopmuş olmanızdır.

Sizler unutmuş olan Tanrılarsınız. ..belleğini yitirmiş Tanrılarsınız.

Yaşamı seçebilmek için ölümün yenilmez olmadığı fikrini seçmemiz gerekir. Ve bu yolla kendi varoluşumuzda, canlılığın, uzun ömürlü olmanın ve sonsuzluğun ilkelerini bulmak zorundayız.

Bir girişim ancak kurucusunun görüş ve ilkeleri kadar canlı, zengin ve uzun ömürlü olabilir.

Hep aynı olaylarla karşılaşıyorsun çünkü sende hiçbir şey değişmiyor. Benzer benzeri çeker. Cennetİ yaşayan cennete, cehennemi yaşayan cehenneme doğru yol alır.

Düşüncelerimiz kaderimizdir. Düşüncelerimizin kalitesi yükseldikçe yaşam kalitemiz de yükselir.

Dünyadaki yaşam,bir Tanrılar Okuludur. Karışıklık, şüphe, kargaşa, kriz, kızgınlık, umutsuzluk ve acı, tümü büyümek için yararlanılması gereken mükemmel fırsatlardır.

"Kendini bil." Geleceğini bilmek istiyor musun? O halde kendini bil!

Kendisini, varlığını kendi düşüncelerini, önyargılarını ve duygularını bilen kişi, geleceğini de bilmektedir. Çünkü düşündüğümüz her şey yaşadığımız dünyayla bağlantılıdır; ruh durumumuz kendi kaderimizdir.

Kişinin kendi içine baqkması, dünyayı tanımasının anahtarıdır., bu durum aynı zamanda onu olayları anlamaya ve öngörüye götüren yoldur.

İçsel durumlarımızla, buna karşılık bizim dışımızda oluşan olaylar arasında belli bir zaman geçmektedir ve Oluş'umuzdaki durumlar zaman boşluğunda dışımızdaki olaylara dönüşerek karşımıza çıkmaktadırlar. Ne var ki bir sis perdesi gibi araya giren zaman, bu gerçeği anlamamızı engellemektedir.

Kişinin duygusal durumları, aslında görünür hale geçmek ve kişinin başına gelmek için fırsat kollayan olaylardır.

Zaman olayları durumlardan ayırır ve onların kimliğini gizler. Bizi şaşırtarak, tam da unuttuğumuz, daha doğrusu onları üretmiş olduğumuzu anımsamadığımız bir anda, kara bir ekranın ardında pusuya yatmış olayları görünür hale getirmek üzere fişi pirize takar.

Hiç bir şey birdenbire olmaz.

Bir kişinin varlığından ve psikolojisinden bilinçli veya bilinçsiz olarak geçmeden karşılaşabileceği hiçbir şey, başına gelebilecek hiçbir olay yoktur. Dünya heyecanlarımızla, tutkularımızla ve düşüncelerimizle yakından alakalıdır. Bunlar iç dünyamız ile dış dünyamız arasındaki aktarımı sağlayanbir hareket kayışıdır. Duygularımızla düşüncelerimizi, ayrıca belirli bir anda hissettiklerimizle yaşadıklarımızı denetleyebilirsek, yani duygularımıza hâkim olursak, yaşamımızın kontrolünü ele geçirmiş, kaderimize yön vermiş oluruz.

İnsanın en büyük yanılgısı, dış koşulları değiştirebileceğine ve dünyayı düzeltebileceğine inanmaktır. Halbuki ancak kendimizi değiştirebilir, tutumlarımızı farklılaştırabilir, tepkilerimizi düzeltebilir ve hissettiğimiz olumsuz duyguları ifade etmemeye çalışabiliriz.

Evren olduğu haliyle mükemmeldir. Değişmesi gereken yalnızca sensin!


Kişi kendisi için açık seçik olarak sadece sağlık, zenginlik ve esenlik diler. Kendisini gözleyebilseydi ve yüreğini duyabilseydi, aslında hiç durmaksızın bir olumsuzluk ezgisi söylediğini, yani endişelerden, sağlıksız imgelerden ve başına gelebilecek, belki de hiç gelmeyecek korkunç olayları beklemekten ibaret bir felaket duasıyla yakardığını işitebilecekti.

Her şeyde kendinizi suçlayın, başınıza her ne gelirse gelsin kendinizi sorumlu tutun.

MEA CULPA (SUÇ BENİM) devamlı söyleyin.

Kendini gözlemlemek, kendini düzeltmektir.

Tanrı her istediğini yerine getirecektir, sınırsızca...Tanrı iyi bir hizmetkârdır., ama iyi bir efendi değildir. ..Tanrı hizmet etmeyi sever,sevmeyi sever...Tanrı tüm teslimiyetiyle senin hizmetindedir...Tanrı vardır çünkü sen varsın. Sen var olmasaydın,O'nun var olmasının bir nedeni olmayacaktı.

Beden savaş alanıdır. Zafer bütünlüktür.

Her bir organın, kasların, dokuların ve hücrelerinle tüm bedenin en son atom parçacığına dek düşlerinin ışığıyla yıkanıncaya kadar, düşlerini genişlet. Düşlerin harekete geçtiğinde her şey mümkün olacaktır.

'Kendini yenmek' kadar kutsal bir savaş yoktur. Kendi sınırlarını aşmak kadar büyük bir zafer yoktur.

Bütünlük, varoluşun bir iyileştirme sürecidir. Bin yıllık inanışları yıkmayı, olumsuz duyguların ve yıkıcı düşüncelerin dönüşümünü; kendi ustalığına ulaşmayı; yiyecekler, uyku ve nefes alma üstüne hakimiyet kurmayı gerektirir.

Bir insanın nefesi genişledikçe kendi gerçekliği de zenginleşir. Amacın kişisel yazgını değiştirmekse, nefesin üstünde çalış, solunuma yeterince zaman ayır.

Enerjilerini yönetmesini bilmeyenler içingünün sonunda tükenmiş olarak uykuya dalmak, canlı olmaktan çok ölü olmaktır. Yine de birkaç dakika bile uyumak gerekiyorsa, ayık olarak uykuya geçmeye çalış. Bu cehennemin derinliklerine düşmemene yardım edecektir.

Uykunun ölümün bir temsil edilişi olduğunu kavradığında, ona artık asla eskisi gibi yaklaşamazsın.

Uyanık durma sanatında kendini geliştir.
 
Azla yetinmeye doğru yaptığımız her diyet ve her çaba, yıllardır birikmiş duygusal kabuklarımızı soyarak bizi hafifleteceği için, sıradanlığımızın cehennemlerinden kaçışımıza bir hazırlık olacaktır.

Lupelius'a göre Bir gram yiyeceğin bile bilinçli olarak tüketilmesi ve bir dakikalık da olsa uykudan kaçınmak öylesine güçlü bir etkiye sahipti ki, kişinin bütün inanç sistemini yerinden oynatabilir ve yanlış kurulmuş dengelerini altüst edebilirdi.

Daha az ye, daha çok düşle. Daha az uyu, daha çoknefes al. Daha az öl ve ebediyyen yaşa.

Bir insanın düşüncesi, duyguları ve bedeni iç içe geçmiş eş merkezli evrenlerdir, hepsi birbiriyle bağlantılıdır. Kişinin bilerek ses tonunu veya tınısını değiştirmesi, sırtını bir milim dikleştirmesi veya açıkça görünen önemsiz alışkanlığını düzeltmesi bütün yaşamını değiştirmesi demektir. Bu, neredeyse olanaksızdır.

Herkes kararlılıkla inandığı şeyin, noktasına virgülüne kadar gerçekleştiğini görmüştür. İnsan daima yaratır. Karşısına çıkan engeller ise insanın kendi sınırlarının, çelişen fikirlerinin ve zayıflığının maddeye dönüşmesidir.

İnsanoğlu imanının yönünü bir milim dahi oynatacak kapasiteye sahip olabilseydi; inançlarının gücünü ölüm yerine yaşama yönlendirebilseydi, yaşadığı dünyadaki tüm dağları yerinden oynatabilirdi.

Düş var olan en gerçek şeydir.

Senin en sarsılmaz inancın, en zararlı inanışın, kendin dışında bir dünyanın varlığına, bağımlı olduğun bir şeye veya birisine, sana bir şeyler veren veya senden alan, seni seçen veya suçlayan bir şeye veya birisine inanmandır.

Bir savaşçı, bir anlığına bile olsa kendisine dışarıdan gelecek bir yardıma inanacak olsa, o anda kendine olan yıkılmaz inancını yitiriverir.

Dışarıda hiç bir şey yok...Hiçbir yerden gelecek bir yardım yok.

İnsanın en kötü hastalığı bağımlılıktır.

Dünyanın kendi yansıman olduğunun farkına vardığında, ondan özgür olursun.

Kendimizin dışındaki bir şeye aşık olup kendi varlığımıza olan inancı unutmak, bağımlı olan bir dünyanın karmaşası içinde kendimizi yitirmek, kişisel gerçekliğimizin tek yaratıcısının kendimiz olduğunu unutmak demektir.

Bizim dışımızda başka bir dünya yoktur, her karşılaştığımız, her gördüğümüz ve her dokunduğumuz şey aslında sadece bizi yansıtmaktadır. İnsanın yaşantısındaki diğer kişiler , olaylar ve durumlar, onun koşullarını açığa çıkarır.

İster iyi, ister kötü olsun, güzel veya çirkin, doğru veya yanlış, kişinin karşılaştıklarının hiçbiri, gerçeklik değil, kendi yansımasıdır.

Herkes kendinde neyi ekerse daima ve yalnızca onu biçer. Tohum da, harman da sensin.

Bundan böyle yardım almak miçin dünyaya bel bağlama. Sen onun ötesine geç! Dünyayı geliştirenler, ancak dünyanın ötesine geçenlerdir.

Sen bu delilikten vazgeç! Savaşları, devrimleri,ekonomik, politik ve sosyal reformları unut. Her olanın ardındaki gerçek nedenle ilgilen.Düşlenenle değil, içindeki düşleyenle ilgilen.
En büyük devrim, tüm girişimlerin en büyüğü, hatta tek ve en anlamlı olanı, kendini değiştirmektir.

Sana bunu tekrarlamaktan asla vazgeçmeyeceğim. Senin dışında olan hiçbir şey yok. ..dışarıdan gelecek hiçbir yardım yok...senin adına 'dünya' dediğin yer, bir görüntüden ibaret...Gerçek dediğin şey ise düşlerinin ya da kabuslarının pürüzsüz bir aynaya yansıması, maddeye dönüşmesidir...

Vizyonunu genişlettiğinde dünyanın küçüldüğünü göreceksin. Vizyon ve gerçeklik bir ve özdeştir. Bütünlüğü ara. Başkalarına aşılmaz görünen sıradağlar senin gözünde küçük tümsek yığınlarından farksız olacaktır.

İnsan saklanamaz! En küçük hareketimiz, her görüşümüz, her düşüncemiz ve yüzümüzün aldığı her şekil ve her ifademiz sonsuzlukta kaydedilir.

Hiç duurmaksızın çalışır ve kendini yıpratmak için harcadığın yılların kadar zamanı bu işe adarsan, bir gün zamanın çökeceğini ve içinde açılacak bir tünelin seni en gerçek ve en doğru parçana, herkesin birgün yeniden birleşmesi gereken parçasına, kendi düşüne yönelteceğini göreceksin.
 
"Bundan böyle yardım almak miçin dünyaya bel bağlama. Sen onun ötesine geç! Dünyayı geliştirenler, ancak dünyanın ötesine geçenlerdir."
Dünyayı değiştirmek dileğiyle... Eline emeğine sağlık ecemreciğim
 
çok ama çok süper,emeğine sağlık, devamını beklıyoruz(:
 
İnanmayacaksınız ama,dün kitap aldım ve bu kitabı aldım.. aslında kitap almak için çıkmamaıştım.ama gözüme takıldı,aldım,özetini okudum,yerine geri koydum.Sonra tekrara tam gidecekken sanki parladı ve beni al dedi.. aldım bende... başucumnda duruyor ve başlayacağım bugün okumaya... tesadüfe bakın... bende okudukça sizlerle paylaşırım inşallah...
 
Ben şu an bu kitabı okuyorum 150. sayfadayım , başlarda biraz daha hızlı gidiyordu şu an çokkk yavaş gidiyor... Ama öğrendiğim çok şey oldu...
 
Devam:)
Dünyayı yaratanın sen olduğunu ve dışındakilerin seni değil, senin onları memnun ettiğini anladığında...gördüğün,işittiğin ve dokunduğun herşeyin senin yarattığın şeylerin sonucu olduğunu anımsadığında, korkuların da son bulacak...

Dünya çiğnediğin bir sakız parçasıdır, dişlerinin biçimini alır.

Unutmaki, dünya ve diğer insanlar, bizim gerçekte ne olduğumuzunen yalın, en samimi ve en dürüst ifadesidir. Dünya böyledir, çünkü sen böylesin.

Bir gün bir cennet edinmek ve elinde tutmak istersen, ona bayağılıklar, dikkatsizlikler ve kendi iç ölümlerinin karşısında nasıl siper alacağını öğrenmen gerekir. Bir ışık işçisi kendi ışıltısını, kendi mutlu ve tam olan dünyasını yansıtır ve hiçbir şeyin onu gölgelemesine izin vermez.

İnsanın kensini öldürmesi için, silah ile yiyecek arasındaki tek fark, seçilen yöntemin çabukluğudur.

Kendinizi gözlemleyin! Kendinizi titizlikle irdeleyin! Varlığınızın e karanlık köşelerine kadar girin! Her türlü şüphe ve korkunuzu, daha yüreğinizde filizlenmeye başladığı o ilk anda kendi ellerinizle boğun. Gerekirse kendinize karşı zor kullanın. Kendinize mutluluk, huzur ve netlik yükleyin. Dışınızdaki dünyanın koşulları sizi mutsuz edemez, ama sizin mutsuzluğunuz dünyadaki tüm sefaletlerin kaynağını yaratır.

Beden, oluşu sergiler. O hep çocuksu bir neşe ve zevkle uyum halinde titreşmelidir....ama sen unuttun... Beden asla yalan söyleyemez!
 
paylaşım için teşekürler çoktandır aradığım bir kitap ama bi türlü almaya fırsatım olmadı:)
 
Bu benim en sevdiğim kitaplardan bir tanesi. Paylaşımlar için teşekkür ederim. Herkes faydalansın.
 
Ellerine sağlık ecemre. Bir görünüp bir kayboluyorsun derin çalışıyorsun sanırım...y789
 
Bu kitabı duymuştum ama alıp okuma fırsatı olmadı henüz. İçeriginden kesitler paylaşılması güzel olmuş,teşekkürler..
 
Gördüğün ve dokunduğun ne varsa, hepsi katılaşmış ışıktır, algıladığın her şey ise organlarının yansıttığı görüntüden başka bir şey değildir. Organların sadece senin dünyaya en yakın kısımların değildir, onlar dünyanın gerçek kurucuları, yapıcıları ve yaratıcılarıdır.

Beden gerçek düşleyendir. Beden senin kişisel dünyanın gerçek yapıcısıdır.

Dışımızdaki bir tanrısallığa iman etmek, bedenimizin ötesinde bir varlık olduğu düşüncesi, dünyadaki en yaygın boş inanıştır ve insanlığın en büyük katillerinden biridir. Birçok dini gelenekte, insanın dışındaki tanrı, bir ruhsal rehbere, bir ruha, insanın içindeki görünmez bir varlığa olan inancın yerini tutar. Dreamer'a göre bu inanç şekli de bir katildir. Öyle ya da böyle, bedenlerimizi reddetmeye, yaşam kalitemizi düşürmeye ve bedenlerimizi öldürmek için sürekli ve farklı girişimlerde bulunmaya yönlendirildik. İşte, insanın ölümün pençesine düşmesi ve bayağılığına kapılması böyle oldu.

Beden yalan söyleyemez. Beden, Oluş'un en samimi, en dürüst kısmıdır. Bedenimiz bizi ele verir. İçinde bulunduğumuz durumda, bizim bir bütün olmadığımızı ve çatışmacılığımızı sergilemektedir.

Bir gün buna hazır olduğunda, tek bir öğün yemeğin bile aşırı olduğunu anlayacaksın. İnsanın iç organları yemekleri sindirip atmak için yaratılmadı...

İnsanın organları...bütün organları...düşlemek üzere oluştu! Bu onların doğal işlevidir. Beden besinlerden arındığında, yüz daha zarifleşir, zihin açık, hazır ve hızlıdır. Hücreler bile minnettar kalırlar, kendilerini yenilerler; bir iyileşme süreci, bir yeniden doğuş, yani öncelikle bedende sonra olaylar dünyasında kendini gösteren varoluşun yenilenmesi işte böyle başlar.

Organlar nyiyecekten arındığında, kendi gerçek ve doğal işlevlerine, düşlemeye yeniden dönerler. Düşleme gücüyle, günlük yaşamında bir insan neyi isterse, onu maddeye dönüştürür.

Dikkat et! Yiyecekten sakınmak, oruç tutmak demek değildir. Benim sözünü ettiğim şey , yerine başka bir şeyi koymaktır..
 
Ben bu kitabı okumuştum.. Harika bir kitaptır. Burada görmek hoşuma gitti:)
 
Yaşam kaynağı olarak dış dünyaya inanmaktan vazgeçtiğinde, artık olur olmaz yiyecekleri yiyemez, kaba saba şeylerle beslenemezsin. Yüksek sorumluluğunun bilincine varmış bir insanlık, hem varoluşun niteliklerini yükseltmek yoluyla, hem de yeni bir düşünce, hissetme, nefes alma ve hareket etme biçimiyle, alternatif bir besin kaynağını keşfedecektir. Gerçek besinimiz olan bu yiyeceğin menşei bizdendir ve sadece tanımlanmış dünya yerine kendi irademiz hayatlarımızı yönetmeye başladığında yeniden erişilebilir olacaktır.

Ecemre'den Not:
kanal mesajlarıyla ilgilenenlere Arkturus'luların sıvı ışık ile ilgili mesajına bakmalarını öneririm. Bahsedilen bu gibi geldi bana.

Vizyonunu alt üst et, bakış açını değiştir. Güzelliklere, sanata, müziğe, eğlenceye, gerçeği aramaya ve kendini bilmeye ne kadar çok kaynak ayrılabileceğini bir düşün. Yiyecekten arınmış bir toplum, hastalıktan, yaşlılıktan ve ölümden kurtulmuş bir toplum olacaktır. Kesimevlerinin ve çiftliklerin olmadığı bir dünyada suç örgütleri ve yoksulluk olmayacak, fakir mahalleler, savaşlar ve çekişmeler yaşanmayacaktır. Hatta sosyal hizmet çalışanları bile olmayacaktır. Yiyecekten arınmış bir dünya, ideolojik bölünmelerin, boş inanışların ve dinlerin bulunmadığı bir dünya olacaktır. Açlık çeken çocuklar veya bakım evleri olmayacaktır. Mahkemesiz, hastanesiz,mezarlıksız bir dünya olurdu şüphesiz... Kaynakların, insanlığın en büyük düşünü gerçekleştirmeye ayrıldığı bir dünya...
İnsanlık kendi korkularının gerçeğe dönüşmesi olan ölümü ve felaket düzenini yenmeyi başardığında, insanlar doğuştan hakları olanı ele geçirip, varoluşlarının üstün amacı olan fiziksel ölümsüzlüğe erişebilirler.

Ecemre 'den tekrar bir not:) :
Artık yemek olmadığını bir düşünsenize. Ne yiyeceğim derdi yok, özellikle biz bayanlar için bugün ne pişireyim derdi yok. Ne güzel olur vallay789

 
Yerleşik hayata da sırf bu yüzden geçilmedi mi? Alır çantamızı dünyayı seyre çıkardık. Ekip biçme derdi yok daha çok yaşanacak güzel yerler.......
 
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst