TANRILAR OKULU

beyya

New member
0
HD RANK
Katılım
6 Mayıs 2008
Mesajlar
16
Reaksiyon puanı
0
Puanları
0
Yaş
2025
Konum
istanbul
TANRILAR OKULU
Gerçekleştirecek düşü olanlar için bir varoluş okulu kuracaksın….bu okulda düş’ün var olan en gerçek şey olduğu, insanın gerçek diye nitelediği şeyin, kendi düşünün yansımasından başka bir şey olmadığıı öğretilecek..
Stefano E. D’ Anna nın tanrılar okulu kitabını paylaşmayı düşünüyorum bende sizlerle… ilgi görürse devam ederim.
 
İlginç görünüyor devam edersen sevinirim. Ayrıca araştıracağım
 
Aslında bu kitabı bende duymuştum ama henüz alıp okumadım,sanırım oda insanın kendi gücünün farkına varması ile ilgili,paylaşımın için şimdiden teşekkürler arkadaşım :)
 
Ancak kim olduğunu biliyorsan "BEN" diyebilirsin; yaşamının efendisiysen ve bir iraden varsa.
Kendini gözle. kim olduğunu bul!
Kalabalık içinde bir ben olmak, gerçek dışı, kaçışı olmayan, kendi kendine yarattığın sahte inançlar ve yalanlar sisteminin tuzağına düşmek demektir.
Bir bütün içinde olmamanın eksikliği, insanı cehalet, korku ve kendi kendini imha etmeye mahkum eder ve onu hastalıklara, çöküşe, saldırganlığa, acımasızlığa ve dış dünyada savaşmaya kadar götürür.
Dünya bir aynadır.
Dışarıda kendini bul. Git ve kim olduğunu gör…
Diğerlerinin, senin içinde taşıdığın yalanın, uzlaşmanın, cehaletinin yansıyan görüntüleri olduğunu göreceksin. Değişki dünya değişsin. Beter bir dünya yaratıyorsun, sonra kendi yarattığın şeyden, kendi eserinden dehşete düşüyorsun.git dünyaya gir ve bunları kabullen…. Kendi içindeki yoksullarla, zorbalarla, toplum dışına atılmışlarla tanış. Onları kabullen! Sakın onları görmezden gelme ve sakın suçlama. Dünyana teslim ol.
Bir kişini gücü, kendine sahip olmasına ve aynı zamanda kendine telsi olmasında yatar..
 
Teşekkür ederim paylaşımınız için, devamını bekliyoruzz956k Kitap şu an elimde değil ama çekim yasasıyla tanıştıktan yaklaşık 1 yıl sonra okumuştum ve hayata bakışımın değişmesini sağladı, etrafıma daha farklı gözlerle bakmama yardımcı oldu. Henüz telkinlerle tanışmamışken bu kitap çok iyi gelmiştiart56art56
 
Yaşantın ve kendi seçimlerini yapıp, kararlarını verdiğine inandığın dünyan gerçek değil….onlar gerçek bir kabus. Evlenmen, çocuklarının olması, kariyer yapman, bir ev satın alman, başkaları tarafından takdir edilmen, bel bağladığın diğer bütün şeyler, inandığın, birer idol saydığın her şey aslında anlamsız totemlerdir.
Bir tek “düş” gerçektir. Gerçek olanın dünyasında sen hareket etmeyi öğren.
Nasıl düşüneceğini, hissedeceğini, nefes alacağını ve besleneceğini, eskisinden bütünüyle farklı bir biçimde yeni baştan öğrenmelisin…
Varlığın amaçsız… Acılarla dolu bir yaşam sürdü. Bir işin, bir maaşın yanıltıcı güvenliği arkasına saklandığından, bu dünyanın yoksulluk ve acılarının kalıcı olmasına yol açıyorsun.
Yaşam ona bağımlı olunmayacak kadar değerli, gözden kaçırılmayacak kadar zengindir! Artık değişme zamanıdır!
Yeniden doğma zamanıdır.
Kölelikten çıkışın özgürlüğe yeniden kavuşmanın zamanıdır.
Zaman, bir insanın hayal edebileceği en büyük serüveni yani öz bütünlüğünü yeniden ele geçirme zamanıdır.
 
kitaptaki sözler harika müthiş oturup düşünülmesi gerekiyor işallh bende alırım bunları okurum teşekkürler önerdigin için sevgiyle kal....
 
ilgi çekici bir kitap, en kısa zamanda okuyacağım =)
 
sevgili Turhan, sem2008, zynp0, derya88, maviş.cadı, Dead LorD ve diğer teşekkür edenlere ilginiz ve teşviklerinizden dolayı çok teşekkür ederim...
 
Cok guzele benziyor devamını bekliyorum teşekkürler :)
 
Bağımlı olmak, istem dışı bile olsa, her zaman kişisel bir seçimdir. Hiç kimse veya hiçbir şey, seni bağımlı olmaya zorlayamaz; bunu ancak sen yaparsın.
İnsan bir şirkete bağımlı değildir, onu bağımlı kılan patron yada yönetim kademesi değil, kendi korkularındır. Bağımlılık korkudur.
Bağımlılık, varlığın bir hastalığıdır…kişinin bütünlüğe erişememesinden kaynaklanır.bağımlı olmak, kişinin kendisine inanmayı bıraktığının ve düşlemekten vazgeçtiğinin bir göstergesidir.
Evren bolluk içindedir. Bir kişinin yürekten isteyeceği her şeyi fazlasıyla veren ‘bereket boynuzudur.’ Böyle bir evrende kıtlıktan korkmanın gereği yoktur. Sadece korku ve şüphe içinde olan insanlar yoksul olabilir, dünyada bağımlılığı ve yoksulluğu sürekli kalıcı kılabilir.
Yoksulluk, kişinin kendi sınırlarını görmemesi demektir. Yoksul olmak, kişinin hoşlanmadığı ve yapmayı seçmediği bir iş karşılığında kendi yaratıcılık hakkından vazgeçmesidir.
 
Ben de kitap fuarında daha önce adını duyduğum ve okumaya niyetlendiğim ancak bu zamana kısmet olan Tanrılar Okulu kitabını buldum ve okumaya başladım. Çok sürükleyici bir kitap. Altını çizdiğim yerleri burda paylaşayım derken beyya'nın konuyu daha önceden açmış olduğunu gördüm. Epeydir yazmamış ben devam edeyimsmileydance Yalnız kitabın en başından başlayacağım beyya'nın yazdığı cümleleri ben de tekrar yazabilirim idare edin artıksiirokul

TANRILAR OKULU

Önsöz

Yeryüzündeki en korkunç hastalık kanser ya a Aids değil, insanın çatışmacı düşünce yapısıır. Prometheus'un ele geçiriği kutsal ateş gibi, ben de Dreamer'in dünyasından yakaladığım o eşsiz parıltıyı, bir gün sıradanlığın korkunç döngülerini benim gibi terk etmek isteyen kadın ve erkeklere ulaştırmak üzere sımsıkı kavradım. Zorbalıkla varlığımıza hükmeden zihinsel tasarılaran, eski düşünce yapılarından, önyargılardan, boş inanışlardan ve uzlaşmalardan vazgeçmek için bir Okul'a, bir sisteme, bir kaçış planına ihtiyacımız var.

Kimse bunu tek başına gerçekleştiremez.

İnsanın, bunu çoktan başarmış, hipnotik bir masalın ve dünyanın alıştığımız betimlemesinin tutsağı olduğunun farkına bizden önce varmış ve o zindanlardan kaçıp kurtulmuş birine ihtiyacı vardır. Sadece kendi korkuları ile yüzleşmeye zorlananlar, kendi acizlikleri ve eksiklikleri üzerinde düşünmeye katlanabilenler başarılı olabilirler. İnsanın yazgısını değiştirmesi mümkündür. Bunun için insan psikolojisini, düşünce ve inanış sistemlerini değiştirmemiz, hipnotik dünya hikayesinin kökünü, insan bilincinden ve böylelikle toplumsal yaşamdan kazımamız gerekmektedir.

Herkesin dreamer ile karşılaşmasını dilerim.

Dreamer'in varolduğunu ve karşılaştığım en gerçek varlık olduğunu sizlere aktarmak istiyorum. O'nun zamandan bağımsız ve kusursuz dünyası bizimkinden çok daha gerçek ve yaşam dolu.Bu yol çetin bir yol. Güzelliğe, mutluluğa ve hakikate uzanan bu dar geçit, belli bir azınlık içinden sadece bir kaç kişiye açılacaktır. Bilinenden çok daha efsanevi zenginliklere uzanan yeni ve süratlı bir rota.

Dreamer ve öğretileri ile karşılaşmamış olsaydım,
Ne bu kitap var olabilir,
Ne de ben tek bir satır yazabilirdim.

Stefano E.D'Anna
 
1.BÖLÜM

Evren bolluk içindedir. Bir kişinin içten isteyeceği her şeyi fazlasıyla veren "Bereket Boynuzu"dur. Böyle bir evrene kıtlıktan korkmanın gereği yoktur. Sadece korku ve şüphe dolu insanlar yoksul olabilir, dünyada bağımlılığı ve yoksulluğu sürekli kalıcı kılabilirler.

Kendini gözle kim olduğunu bul.
Bir bütün içinde olmamanın eksikliği, insanı cehalet, korku ve kendi kendini imha etmeye mahkum eder ve onu hastalıklara, çöküşe,saldırganlığa, acımasızlığa ve dış dünyada savaşmaya kadar götürür.
Dünya senin onu düşlediğin gibidir. O bir aynadır. Dışarıda kendi dünyanı bulursun, yarattığın düşlediğin dünyayı.
Dışarıda kendini bul! Git ve kim olduğunu gör.
Diğerlerinin, senin içinde taşıdığın yalanın, uzlaşmanın, cehaletinin yansıyan görüntüleri olduğunu keşfedeceksin.
Değiş...ki dünya değişsin.
Beter bir dünya yaratıyorsun, sonra da kendi yarattığın şeyden,kendi eserinden dehşete düşüyorsun. Dünyanın nesnel olduğunu düşünüyorsun...oysa dünya senin onu düşlediğin gibidir. Git, dünyaya gir ve bunlarıkabullen... Kendi içindeki yoksullarla, zorbalarla, toplum dışına atılmışlarla tanış.Onları kabullen! Sakın onları görmezden gelme ve sakın suçlama. Dünyana teslim ol.Git ve tarattığın şeyi bilinçli olarak kabullen.

Özgür olmayı, her türlü kısıtlamadan uzak bir özgürlüğü düşle. İstediğin her şey elde edebilmekten kendini alıkoyan tek kişi sensin! Düşle...Düşle...Hiç durmadan düşle.
'Düş' var olan en gerçek şeydir.

'Ölmek'kişinin vizyonunu bütünüyle altüst etmesidir. 'Ölmek'hüzünlerin yönettiği kaba saba bir dünyadan yok olmak ve daha üst bir düzeyde ortaya çıkmaktır.

Kişi, başına gelen durumlara karşı tavrını değiştirdiğinde, başına gelecek olayların doğası da zamanla değişecektir.
 
Kendini içinde bağışlamak, yaşayan bir insanın yapması gereken asıl işidir. Uzun bir süreçten geçen dikkatinin...kendini mercek altında incelemesinin sonucudur. Özündeki katmanların hala parça parça olan kısımlarına ulaşmak demektir. ..Kapanmamış yaraları temizleyip tedavi etmek...yarım kalmış hesapları ödemek demektir.
Kendini içinde bağışlamak, geçmişi, içindeki bütün safralarıyla yeni baştan değiştircek güce sahip olmak demektir.

Herşey burada ve andadır! Her insanın yaşamında geçmiş ve gelecek birlikte hareket etmektedir.

Yaşamda boşluklar yoktur. Eğer sen kendini yeni bir biçimde düşünmeye ve davranmaya zorlayarak bunları doldurmazsan, bunu senin adına tüm zalimliğiyle o yapacaktır.

Geçmişin kutsanması ve iyileştirilmesi gerekir. Her katmanına gir! Her köşesini aydınlat! Yeni bir anlayışla onu değiştir!
Endişelere, şüphelere ve korkulara kapılmayı bıraktığında geçmişin iyileşecektir. 'Kendini içte bağışlamanın' asıl anlamı budur.
 
bu kitabı bende epey oldu okuyalı tekrar hatırlattığın için teşekkürler. hatta tekrar okuyabilirim.
 
Bağımlı olmak, istem dışı bile olsa, her zaman kişisel bir seçimdir. Hiç kimse veya hiçbir şey, seni bağımlı olmaya zorlayamaz; bunu ancak sen yaparsın.
İnsan bir şirkete bağımlı değildir, onu bağımlı kılan patron yada yönetim kademesi değil, kendi korkularındır. Bağımlılık korkudur.
Bağımlılık, varlığın bir hastalığıdır…kişinin bütünlüğe erişememesinden kaynaklanır.bağımlı olmak, kişinin kendisine inanmayı bıraktığının ve düşlemekten vazgeçtiğinin bir göstergesidir.
Evren bolluk içindedir. Bir kişinin yürekten isteyeceği her şeyi fazlasıyla veren ‘bereket boynuzudur.’ Böyle bir evrende kıtlıktan korkmanın gereği yoktur. Sadece korku ve şüphe içinde olan insanlar yoksul olabilir, dünyada bağımlılığı ve yoksulluğu sürekli kalıcı kılabilir.
Yoksulluk, kişinin kendi sınırlarını görmemesi demektir. Yoksul olmak, kişinin hoşlanmadığı ve yapmayı seçmediği bir iş karşılığında kendi yaratıcılık hakkından vazgeçmesidir.
Bir şeylere bağlanmak konusuna en güzel çözümü sanırım Can Yücel bulmuş ki çokkk haklıııı :)

Bağlanmayacaksın

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni, senin o'nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden,
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın.
Ucundan tutarak...

CAN YÜCEL
 
2.BÖLÜM

Bir kişi yaşantısında, içinden çıkamayacağı kadar hayal kırıklığına uğradığında...kendi eksikliğini ve güçsüzlüğünü fark ettiğinde, varoluş onu bir mengenede soluğu kesilinceye kadar sıktığında...Okul,ancak o zaman...ortaya çıkacaktır.

Uyum içindeki bir görüşe, bir bütünleşme haline, bir gün ancak 'kendi üzerinde çalışan kişi' erişebilecektir. Ve dünyayı yine uyum ve bütünlük içindeki bu görüş iyileştirecektir.

Henüz başkalarına egemen olmadan önce, kendilerine egemen olmayı öğrenecekleri...Tanrılar Okulu...
Fikirlerin,inanışların ve en önemlisi, ölümün kaçınılmaz olduğu düşüncesinin altüst edileceği yer.Ölüm gerçeğe, uyuma, güzelliğe karşı dirençtir. Ölüm, gerçeğin içinden geçemeyen her şeyi yıkıp döker. Eğer vücudumuzun her bir hücresinde biz gerçeksek, o halde asla ölmeyeceğiz.

Dünya geçmiştir. Her kimle ve neyle karşılaşırsan karşılaş, o hep geçmiştir.Şimdi gözünün önünde bile olsa , gördüğün ve dokunduğun her ne varsa durumların elle tutulur, gözle görülür halidir. Şimdi şu anda gördüğün ve dokunduğun dünya, sen olan herşeyin maddeye dönüşmüş halidir. Düşüncelerinin daha önceden onaylamadığı hiçbir şey yaşamında karşına çıkamaz.
Dünya tozdur üfle gitsin.

Bilgi, insanın devretmesi mümkün olmayan, vazgeçilmez malıdır. En az insan kadar eskidir. Ekleyecek hiçbir şey yoktur, ama bilebilmek için elenecek çok, çok fazla şey vardır.

Uyku, sizi hem akılca hem de bedence güçsüzleştirir. Uyku yalnızca kötü bir alışkanlıktır.



 
ben bu okula kaydımı yaptırmıştım bir zamanlar. sonra devamsızlıktan atıldım. Şimdi aftan yararlanabilir miyim ecemre?
emeğin için teşekkürler
 
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst