sürekli su ihtiyacı

Telkinler Sonrası Su İçme İhtiyacınız Arttı mı


  • Kullanılan toplam oy
    141

maharishi

New member
0
HD RANK
Katılım
30 Ocak 2007
Mesajlar
19
Reaksiyon puanı
0
Puanları
0
Yaş
54
5 gündür dinliyorum ve bu süre içinde öncekinden çok daha fazla su içmeye başladım. adeta içim kavruluyor ve sürekli su içme ihtiyacı duyuyorum.
üstelik bu durumun, şu soğuk günlerde olması bende şu düşünceye yol açtı: bir çeşit detoks söz konusu ve bu su içme isteği, vücudumun arınma çabasının bir sonucu..
VARDIĞIM BU SONUÇLA İLGİLİ YORUMLARINIZ BEKLİYORUM.
sevgilerle
 
Merhabalar;
Ben şu sıra yeni telkin dinliyorum.Başka konularda değişim için.Dün başağrısı ve mide bulantısı vardı.Sonra geçti.
Sabah uyandığımda dedğiniz gibi şiddetli su içme ihtyacı oluyor.
Zaten vücudumuzun büyük bölümünün su olduğu düşünüldüğünde böyle bir detoks arınma etkisi normaldir.

Benim hissetiğim ancak dile getiremediğim bir şeydi...
Ayrıca bu başlık altında suyun önemi ile ilgili yazılara da yer verelim.Çok önemi br konu çünkü.
 
Su kristalleri ve suyun mucizesi
Masaru EMOTO



"İÇİNDE SU OLAN ŞİŞENİN ÜSTÜNE YAZILMIŞ VEYA SÖZEL SÖYLENMİŞ OLAN SÖZCÜKLER, DÜŞÜNCELER, SUYA ÇALINMIŞ OLAN MÜZİK VEYA OYNATILMIŞ FİLM İLE SUYUN YAPISAL ÖZELLİĞİ DEĞİŞİR."

Yaratıcı Japon bilim adamı Emotonun çalışmasında somut kanıtlarla insanın titreşimsel enerjisinin, düşüncesinin, kelimelerin, fikir ve müziğin, hatta son yaptığı çalışmalarda suya oynatılan filmlerin dahi suyun moleküler yapısını etkilediğini ispat etmiştir. Su bu gezegendeki yaşamın kaynağıdır. Beden bir sünger gibidir ve hücre denilen, sıvı dolu trilyonlarca odacıktan oluşur.

Yaşamımızın kalitesi sıvımızın kalitesi ile direk bağlantı halindedir. Su son derece uyumlu bir maddedir. Fiziksel şekli kolayca bulunduğu ortama adapte olur. Fakat değişen sadece fiziksel şekli değildir, moleküler şekli de değişir. Çevreden aldığı enerji veya titreşimler suyun moleküler şeklini değiştirir. Bu anlamda su sadece görsel olarak çevresel durumu yansıtmaz, aynı zamanda moleküler anlamda da yansıtır.

Bay Emoto görsel anlamda bu moleküler değişimi belgelemekte. Su damlacıklarını dondurup fotoğraf çekme kapasitesi olan bir karanlık alan mikroskobu altında inceliyor. Yapılan çalışmalar çevresel etkilerin suda yarattığı moleküler değişimi açıkça ortaya koymakta.

Bay Emoto dünyanın değişik kaynaklarından alınan ve değişik durumlarda olan suyun kristalize şekillerinde birçok büyüleyici farklılıklar keşfetmiş. Akarsulardan ve kaynaklardan alınan su çok güzel geometrik şekilleri olan kristal desenler gösterirken, sanayi ve yerleşimin yoğun olduğu yerlerden alınmış kirli ve toksik su ve su borularında, depolarda bekletilen durgun su kesin olarak şekilsel bozukluk ve rastgele oluşmuş kristal şekiller oluşturuyor .


sutoplu.jpg


Bu fotoğraflar suyun inanılmaz yansıtmalarını gösteriyor. Canlı ve her duygu ve düşüncemize tepki veren bir madde. Suyun, çevresindeki titreşim ve enerjiyi kolayca kopyaladığı açıkça ortada. Su, bir şey söylendiğinde, aktarıldığı anda, anında etkilenmekte.


Fotoğraflardaki dondurulmuş sulara fotoğrafları çekilmeden önce ya sözel olarak veya şişenin üstüne yazılarak resimlerin altındaki kelimeler yüklenilmiş. Suyun kelimelerin manalarının enerjisini kopyalayıp, görüntü olarak verdiği yansımanın gerçekliği şaşırtıcı.

Yapılan araştırmada suya müzik de çalınmış, film de oynatılmış. Örneklerde kelimelerin ve müziğin etkisini görebiliyorsunuz. Film oynatıldığında da korku filmlerinin, şiddet içeren filmlerin kötü bir etkisi olup şekil bozuklukları oluşmuş. (Bu yüzden sizlere bu tarz filmleri hiç seyretmemenizi veya mümkünse hiç olmazsa hemen uykudan önce seyretmemenizi tavsiye ederim. Uykudan hemen önce yapılan şeyler bilinçaltına daha çabuk yerleşir ve etkiler.)

Su hücreler arası bilgi alış-verişini sağlar. Bu şekilde var olabiliyoruz. Sizin gün içinde düşündüğünüz ve söylediğiniz her şey tüm hücrelerinizi etkiler, çünkü bedeninizdeki su bunların enerjisini kopyalayıp hücrelere dağıtır.

Dolayısı ile siz bir bakıma düşündüğünüz ve konuştuğunuz şeyler olursunuz, bedeninizi de etkilersiniz. "Ben hep hasta olurum." dediğinizde içinizde dolaşan su o kaliteye bürünüp bunu hücrelere iletir. "Beni hasta ediyorsun, seni öldüreceğim" cümlesi yüklenilmiş olan suyun fotoğrafına bakınız.

Düşündüklerinizin ve konuştuklarınızın kalitesinde yaşarsınız. Tüm hayatınız ve sağlığınız hücrelerinizde var olan, atalarınızdan aktarılan ve kendi geçmişinizden gelen bedeninizdeki sudaki bilgilerin kaydıdır.

Aşağıda da bir başka örnek var:
suy8.jpg


Burada iki ilk okul talebesi, okul için bir deney yapmışlar. İki farklı şişeye pişmiş pirinç koyup şişenin birine "Teşekkür ederim!" diğerine ise "Seni Aptal!" diye tekrarlamışlar. Bir ayın sonunda "Teşekkür ederim!" denilen pirincin renginin sarı ve kokusunun helmelenmiş pirinç gibi olduğunu ve "Seni Aptal!" denilen pirincin ise simsiyah ve kötü kokulu olduğunu, pirincin bile kelimelerden etkilendiğini görmüşler. Bu deney yayılmış ve birçok insan aynı deneyi tekrarladığında aynı neticenin elde edildiğini görmüşler. Siz de deneyebilir, farklı kelime veya cümlelerle ne tür netice elde ettiğinizi görebilir, söz ve düşüncenin etkisini bizzat gözlemleyerek yaşayabilirsiniz.
 
Müzik Su Kristallerini Nasıl Etkiliyor Video

[youtube=425,350]oYUOR4lYVF0[/youtube]
Burada Mozart'in ve bir kaç diğer müziğin su kirstallerini nasıl etkilediği görülmektedir.Telkinler ile birlikte bu etki çok daha fazla artmaktadır.Eğer aynı deneyi telkinleri açıp yapsaydık çok farklı etkiler görecektik.

MÜZİKLE TEDAVİ

Müziğin psikolojik rahatsızlıklar üzerindeki tedavi edici etkisi ilk çağlardan bu yana bilinen bir yöntemdir. Osmanlılarda müzikle tedavi en parlak dönemlerinden birini yaşamıştı. Orta çağda ve batılı ülkelerde ruhlarına şeytan girdi diye akıl hastaları, insanlık dışı ağır işkencelere maruz bırakılırken Sultan 2. Bayezit Edirnede 1488 de mimar Hayrettin'e inşa ettirdiği külliyenin darüşşifa (akıl hastanesi) bölümünde hastaları müzik'le tedavi ettiriyordu.

Müzikle tedavi, aslında Osmanlı Türk ruh hekimlerinin bir buluşu değildi. Fakat, bilimsel çalışmaları ile ruh hekimliği alanında da, çağdaşlarına göre yüksek düzeye ulaşmış Osmanlı Türk ruh hekimleri, hastaların müzikle tedavi konusunda bir hayli ileri gitmiş, İbn-i Sinâ, Râzi, Farâbi gibi Türk bilginlerinin öncülüğünü yaptığı müzikle terapi, günümüz modern tıbbına da ışık tutmuşdur.

Evliya Çelebi'ye göre "müziğin insan ruhu üzerindeki olumlu etkisi konusunda yeteri bilgi ve deneyime sahip darüşşifanın hekimbaşısı, hastalarına önce çeşitli müzik makamları dinletiyor, kalp atışlarının hızlanıp yada yavaşladığına bakıyor, yararlandıkları uygun melodiyi belirliyor, şikayetleri ve benzer hastalıkları bir araya getiriyor, darüşşifanın müzik ekibine haftanın belirli günlerine konserler tertipletiyordu. Evliya Çelebi, zihni açma, hafıza ve hatırları güçlendirmede İsfehan, aşırı hareketli, heyecanlı hastaları sakinleştirmede Rehavi, sıkıntılı, karamsar durgun ve neşesiz hastalarada Kuçi makamının iyi geldiğine seyyahatnamesinde belirmişti.

Felsefe, tıp, matematik, astronomi, musiki gibi bilim dallarında eserler veren İslam âlimi Yakup El Kindi'nin tüccar komşusunun oğlu birdenbire hastalanır. Hastalık, tüccarın işlerini sekteye uğratır; çünkü her işi oğlu yönetmektedir. Hastalığa çare bulunamaz. Bir arkadaşı tüccara, bu hastalığı ancak Kindi'nin tedavi edebileceğini söyler. Tüccar, komşusu Kindi'yi bilmektedir ama şimdiye kadar sürekli aleyhinde konuşmuştur. Yine de aracı vasıtasıyla ondan yardım ister, Kindi de kabul eder. Hastanın nabzını kontrol ettikten sonra musikide hünerli öğrencilerinden birkaçını çağırır.

Onlara ne çalmaları gerektiğini söyler ve sürekli o musikiyi icra etmelerini ister. Dakikalar geçtikçe nabzı kuvvetlenen ve nefesi canlanan hasta bir süre sonra kımıldamaya, oturmaya ve konuşmaya başlar. Kindi, tüccara, "Oğluna ne sormak istiyorsan sor?" der. Sorular sorulup cevaplar alındıktan sonra hasta yeniden eski haline döner. Baba müzisyenlerin devam etmesini isteyince Kindi, "Hasta son gayretini gösterdi. Fazlasına imkan yok; çünkü ömrü tamamdır." diye konuşur.

Büyük islam bilgin ve filozoflarından İbn-i Sina ( 980-1037), musikinin tıpta oynadığı rolü şöyle tanımlamaktadır: "Tedavinin en iyi yollarından, en etkililerinden biri, hastanın akli ve ruhi güçlerini arttırmak, ona hastalıkla daha iyi mücadele için cesaret vermek, ona en iyi musikiyi dinletmek, onu sevdiği insanlarla bir araya getirmektir."


Müzikle Tedaviye Bilimsel Destek

Enerjinin biçimleri vardır. Isı, ışık, ses, madde ve sanal gerçeklik, ruhsal gerçeklik. Göremediğimiz ama hissettiğimiz bazen de hissedemediğimiz enerji bantları kendi dalga boyu penceresinden beynimize girer.

İlgili duyu organı tarafından elektrik enerjisine dönüştürülür. İnsan beyninde 'müziği takdir yeteneği' olduğu, bebekler üzerinde yapılan deneylerle doğrulanmıştır. Müziği, beyinde mutluluk, neşe, elem, öfke, nefret gibi alanları tetikleyen bir enerji bandı olarak tanımlamak doğru olur.

Beyin haritalama tekniği (PET) çalışmalarında ses, ritim, melodi, vurgu ve armoninin beynin sağ yarımküresinde; frekans ve ses şiddetindeki değişmelerle birlikte müzikle ilgili düşünce kalıplarının beynin sol yarımküresine kaydedildiğini gösteriyor. Diğer taraftan korku, öfke, keyif gibi etkiler duygusal bellek ve düzenleyici olan limbik sisteme işleniyor. Müzikle çok ilgilenenlerin beyninin orta kısmında köprü görevini gören 'corpus callesum' bölgesinin fazla genişlemiş olduğu ifade ediliyor.

Müzikte duygularını harekete geçirenler, limbik sistemi konuştururlar. Müzikte düşüncelerini harekete geçirenler, öğrenirken müziksel unsurları kullanarak, sol beyinlerini de işe katar. Müzik kulağı olanlar öncelikle sağ beyinlerini iyi kullanır.
 
Geçen gün discoveryde bi belgesel vardı.Dört ayrı sera da bitki yetiştiriyolardı ve dört seraya farklı yani birine metal müzik birine klasik ve diğer ikisine güzel konuşma diğerine kötü konuşma verdiler ve müzik yayını verilen bitkiler daha sağlıklı büyüdüler.çok ilginç.Teşekkürler.
 
çok güzel metinler. teşekkürler ve elinize sağlık.
 
Su ile ilgili burada okuduklarım beni çok etkiledi.Aslında farkında olmadan yararlı bişey yaptığımın farkına vardım.Küçüklüğümden beri bilinçli olmasada hep suya canlı gibi davranırım mesela içerken ''canım şunun berraklığına güzelliğine bak,en güzel içecek'' diyerek severim suyu cidden şaka yapmıyorum onayi hatta evdekiler tamam cnm abartma der,arkadaşlarımın hoşuna gider , gülerek sen de abartıyorsun su işte derler! Vay canına demek bilmeden iyi birşey yapıyormuşum.Bu yaz bir arkadaşımdan duymuştum bunu ''su duyar'' demişti ama burada okumam daha inandırıcı oldu tabiki!Harika bir paylaşım olmuş!!!!
 
Sadece içerken de değil..Su oldukça rahatlatıcıdır.Negatif enerjiyi alır.Bu nedenle duş almak bir terapidir aslında...Hele hele bunun bilincinde olarak suyu kullandığınızda tüm negatif elekriği alır üzerinizden..
Bu konuda araştırıp google'dan paylaşalım arkadaşlar su ile ilgili bilgileri..Su yazmanız yeterli..Yada suyun faydaları vs gibi kahvesmiley
 
SAĞLIKLI HAYATIN ANAHTARI SU

HAYATIMIZI İDAME ETTİREBİLMEMİZ İÇİN EN ÖNEMLİ BESİN ÖĞEMİZ OLAN SU, DOLAŞIM VE SİNDİRİM SİSTEMLERİNİN ÇALIŞMASINDA TEMEL İHTİYAÇ OLDUĞU GİBİ, VÜCUDUMUZDAN ARTIK VE ZEHİRLİ MADDELERİN

ATILMASINDA DA MÜHİM BİR VAZİFEYİ YERİNE GETİRİR.

Su hayattır. İnsan organizmasının önemli bir kısmı sudan oluşur. Kan dolaşımının olabilmesi, vücudun zararlı maddelerini atabilmesi, iç zarlarının kurumadan görevini yapabilmesi için hep suya ihtiyaç vardır. Bunun için sağlıklı her insanın aşırı terleme ve ishal halleri dışında, günde en az 1.5 litre suya gereksinmesi vardır.

Bu sebeple insanları ve gezegenimizi korumak için müsait ve güvenilir suya olan ihtiyacımızın arttığını sürekli vurgulamak artık çok önemli bir husus durumundadır.

Su, insanoğlunun yaşamını devam ettirebilmesi için en önemli besin öğesidir. İnsan sağlığı açısından çok büyük önemi olduğu gibi, yaşama ait her şey suya bağlıdır. Yeryüzünde her yıl çoğunluğu çocuk olmak üzere 2 milyon insan uygunsuz su kullanımı ve kötü hijyenik şartlar neticesinde ortaya çıkan bağırsak enfeksiyonlarından hayatını kaybediyor. Ayrıca kronik flor eksikliği ve benzeri pek çok durum da çok ciddi bir netice haline geldi. Dünyamızın pek çok bölgesinde Hepatit A ve sıtma ciddi bir sağlık meselesi olarak ehemmiyetini korumaktadır. Bunları engellemek ancak kullanılabilir su kalitesini artırmak ve sağlık şartlarının iyileştirilmesi ile mümkün olacak.



DOLAŞIM SİSTEMİNİN

TEMEL MADDESİ

Susuz birkaç günden fazla canlı kalamayan insanoğlunun ağırlığının ortalama yüzde 60 ila 70'i sudan oluşur. Yani vücudumuzu, içinde DNA, RNA, enzimler, proteinler, polipeptidler gibi organik moleküllerin aktif ve serbest bir şekilde dolaştığı bir kaba benzetebiliriz. Vücudumuzda önemli fonksiyonları olan dolaşım sistemimizin ana maddesi sudur. Ayrıca ikinci bir dolaşım sistemini oluşturan lenfatik sistemin de (beyaz dolaşım sistemi) ana maddesidir.

Sindirim sistemi içinde yer alan ve yiyeceklerin sindirilmesinde rol alan bir çok maddenin de içeriği büyük oranda sudur. Vücudumuzdan artık ve zehirli maddelerin atılmasında önemli rol oynayan su, idrar yolları sistemi içinde büyük öneme sahiptir.

Vücudumuz için özellikle eklemlerin rahat hareket etmesi için yağlayıcı bir özellik gösteren su, gözlerimizde, burnumuzda, boğazımızda bulunan salgıların ve salyanın da temel maddesidir.

Vücudumuzun ortalama sıcaklığı 37 derecedir ve bu sıcaklık tüm fonksiyonların optimal oluştuğu ideal sıcaklıktır. Bu sıcaklık vücut tarafından hassasiyetle düzenlenir. Özellikle arttığı durumlarda terlemeyle vücut soğutulmaya çalışılır. Burada da ana aktör sudur.



SU KAYBI

Bütün bu faaliyetlerin eksiksiz olarak yapılabilmesi için gerekli olan suyun vücuda mutlaka verilmesi gerekir. Çünkü, gün boyunca bizler idrarla, terlemeyle, solunumla sürekli sıvı kaybederiz. Bu kayıpların oranları ve yerine konulmaması ile önce susama sonra sırasıyla ağız kuruluğu, halsizlik, baş ağrısı, vücut ısısında artma, sık soluma, kalp atım sayısında artma, kas krampları, şuur bulanıklığı ve komaya kadar giden belirtiler ortaya çıkabilir.

Böbrekler az su ile de zararlı maddeleri, yoğun bir idrar çıkararak atmaya çalışır ancak, bu denli yoğun idrar çıkışı, idrar yolu iltihapları, kum ve taşlarının oluşumuna yol açabilir. Bağırsaklar az gelen suyun olabildiğince fazlasını kullanmak için daha bol sıvı emerler ve bu da sürekli kabızlık sebebi olabilir. Kan koyulaşacağı için tansiyon düşmesi ve dolaşım yavaşlaması görülür. Aslında suyun yerine konulması kolaydır, yiyerek ve içerek bunu kolayca halledebiliriz. Birçok meyve ve sebze de bol miktarda su vardır.



GÜVENİLİR SU

Çay, kahve ve benzeri içecekler her ne kadar bol sıvı içerseler de, içeriklerinde ki kafein, tein gibi aktif maddelerin idrar söktürücü etkisi nedeniyle susuzluğumuz daha da artar. Bu nedenle vücut suyunun yerine konmasında en önemli ve tercih edilecek madde güvenilir su olmalıdır. Güvenilir derken temiz, mikropsuz, içeriğinde olması gereken özellikle flor, magnezyum gibi mineralleri yeteri kadar barındıran, ağır metal ve kimyasal madde içermeyen bir sudan bahsediyoruz.

Özellikle suyun aç karına yani yemeklerden önce yemeklerde bir süre sonra içilmesi özellikle suyun emiliminin ve biyo yararlanımının tam olması nedeniyle çok dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Ancak böylece sudan optimum faydayı sağlarız. Yeterli su alımı iştahımızı azaltır, vücuttaki yağların daha kolay yanmasına yardımcı olur, Vücuttaki su birikmesinin engelleyici tesiri vardır, Enerji ihtiyacınızı dengeler, yorgunluk hissine engel olur, toksin maddelerden daha kolay ve çabuk arınmamıza yardımcı olur, kabızlığa mani olur. Bu özellikleriyle su, şişmanlık mücadelesinde uygulanan beslenme şekillerinin hepsinde kilit bir görev üstlenmektedir.



DİYETTE SU

TÜKETİMİNİN ÖNEMİ

Kilo verme programlarında vücutta depo edilen yağlar yakılırken, su oranında artışların olması gerekir. Bu sebeple şuursuzca yapılan zayıflama programlarında, yağın dışında yağsız vücut kitlesinde yani kas ve suda da kayıp olur. Kaybedilen bu kilo, kısa sürede yağ olarak geri alınır. Bunun sebebi ise vücudun kendisinden beslenmeye başlamasıdır. Kişinin vücut ağırlığının yüzden 50-60'ı su olması gerekirken, obezlerde yağ oranı arttığından su oranında anlamlı düşüşler görülür.

Bu olumsuzlukların oluşmaması için, yakılan her 1000 kalori için yaklaşık

1 litre suya ihtiyaç vardır. Ayrıca vücuttaki ödemi bilinçli su tüketerek önleyebiliriz. Çünkü besinlerin ağızda sindirimi başladıktan sonra tüm doku ve hücrelere taşıyan sudur. Burada enerji oluşturduktan sonra atık maddelerin atımı da suyla olur. Günümüzde yapılan en büyük hatalardan biri, zayıflama metotların da yağ kaybı yerine su kaybının tercih edilmesidir. Bu tür durumlarda, azalan su oranıyla kalp normalden daha fazla çalışmaya başlar, soluk almada güçlük olur, yorulma süresi kısalır.

Öte yandan, kilo kaybından kaynaklanan deri sarkmaları da dinamik egzersizlerle beraber bol su içilerek önlenir. Yeterince su, daha fazla kas oluşmasını sağlar.
 
arkadaşlar babannemde kayınvalidemde kendisi hafızdı hep suya dua okur ve kendini halsiz yorgun hasta hisseden kişilere içirirlerdi suya nazar ayetlerini okurlardı bunu bende kendi kendime onlardan öğrendiğim kadarı ile tatbik ettim gerçekten işe yaradığına şahit oldum demekki sebebi bilimsel açıklamasıda varmış. ve ne kadar ilginçki hiç okumadıkları halde tamamen doğal bir şekilde halk arasında bile yaygın bir şekilde uygulanıyor ve sonuç alınıyor bu site hergün beni biraz daha şaşırtacak sanırım, herkese tavsiye etmeye başladım zaten, ne güzel ya
 
SU GİBİ OL...

SU GİBİ

Şimdi sen su olduğunu düşün. Su kadar özel,
su kadar faydalı ve su kadar çok... Tükenmez...

İnanıyorum ki, gerçekten de öylesin. Ama ister çesmelerden dökül,
ister göklerden yağ, ister nehirler dolusu ak, dibi olmayan bir kovayı dolduramazsın. Yani; seni dinlemeyenlere sesini duyuramazsın...

Unutma! Daha çok bağırdığında daha çok dinlenmezsin...
Gürültünün parçası olursun sadece.

Suyun yanında olanlar suyu en az içenlerdir. Çünkü; su nasılsa burada,
lüzum yok ki suyu kana kana içmeye diye düsünürler...
Aynen, sesini sürekli duyanların seni dinlemedikleri gibi!

Ormandaki hiç bir hayvan, ırmağın gürültüler koparan yerinden
su içmeye çalışmadı şimdiye kadar. Hepsi, hep sabahın
en sakin anını bekledi suyun durgun yerlerini bulabilmek için,
gittiler ve sakin sakin ihtiyaçlarını giderdiler. Onlar için
en uygun olan ve kendi istedikleri zamanda...

Sen, hep bir su olduğunu düşün. Su gibi güzel,
su gibi yararlı, su gibi vazgeçilmez...

Ve su gibi hayat kaynağı olduğunu düşün. Ama su gibi
yaşatıcı ol, su gibi yıkıcı, sürükleyici ve öldürücü değil!..

Sen bir su ol... Ama rahmet ol, afet değil!
Su isen tarlalarını basma insanların, yuvalarını yıkma,
ocaklarını söndürme, sana felaket denmesin!

Su isen bir bardağa sığabil ki; damarlara giresin!..

Su yüce Allahın insanlar için yarattığı en büyük nimetlerden biri...
Suya benzediğini unutma! Su gibi özel, su gibi güzel,
su gibi faydalı, su gibi lüzumlu ve su gibi bitmez,
tükenmez olduğunu da unutma.

Ayrıca su gibi sakin olabileceğin gibi, su gibi de
kiyametler koparıcı olabileceğini unutma...

Unutma; senin işin rahmet olmak, afet değil !

Vadiler varken önünde ve ovalar varken,
yayılabileceğin küçük ırmaklara ayırabiliyorsan kendini
ve bardaklara bölebiliyorsan, hayat verirsin çevrene.

Ve yaşayabilirsin dünya dönmesine devam ettiği müddetçe...

Yoksa hep duyulmayan, dinlenmeyen, korkulan ve
kaçılan olursun; seller, afetler gibi...

Tercih elindeydi hep ve hep de senin ellerinde olacak...

Ya tutmayı öğreneceksin dilini veya hiç durmadan
konuştuğun için, sadece bomboş ve anlamsız sesler çıkartan
birisi olduğunu zannettireceksin çevrendeki insanlara!

Ama yapman gereken şu, değil mi?
Düşüneceksin ne zaman ne söyleyeceğini.
Düşüneceksin kimin dinleyip dinlemediğini,
kimin anlayıp anlamadığını. Düşüneceksin
anlatmak istediklerinin ne kadarını anlatabildiğini...

Hatta anlayanların anladıklarının da senin anlattıklarının
ne kadarı olduğunu düşüneceksin...

Ve konuşmak için en uygun zamanı bekleyecek, en az
ama en uygun kelimeleri seçmeye çalışacaksın...

Ahmak olmayan yolcuların, önceden aldıkları biletleri ceplerinde
olduğu halde, saatlerini kontrol ederek, vakit yaklaştığında,
vapurun kalkacağı iskelede hazır olmaları gibi, sen de
fikrini bildireceğin kişinin kıyıya yanaşmasını bekleyeceksin!..

Demeyeceksinki, ben canım isteyince giderim iskeleye,
vapur da o saniyede gelmek zorunda!..

Demeyeceksin ki, aklıma geleni aklıma geldiği biçimde
söylerim. Karşımdaki de değil duymak, değil dinlemek,
anlattığımdan bile fazlasını anlamak zorunda!..

Keşke öyle olsaydı. Keşke haklı olsaydın,
ama maalesef değil...

Ağzını açıp şelaleden dökülen suyu içmeye çalışan
bir tavşan gördün mü hiç ?..

Veya önüne çıikan ağaçları dahi sürükleyen bir selden
susuzluk gidermeye uğraşan bir ceylan gördün mü ?

Kaplanlar bile içebilmek için suyun durulmasını bekler,
beyni olan her yaratık gibi!

Hadi... Sen şimdi su olduğunu düşün, ve kendini su gibi hisset...

Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi berrak, su gibi yararlı...

Su gibi hayat kaynağı ve su gibi bitmez, tükenmez olduğunu hatırla...

Ama yine su gibi bir küçük bardağın içine sığdır ki kendini;
girebilmeyi öğren insanların damarlarına.

Hayat ver...
Vazgeçilmez ol !!..

Alıntı
 
Bu su içme ihtiyacı bende de kendini gösteriyor...dinlediğm süre sadece su içmeyi düşünüyorum...bu arada sigara bırakma telkini bulup dinleyemediğim halde,zaten sadece birkaç tane içiyordum,bıraktım..nasıl oldugunu ben de anlayamadım..belki çok su içmek etkili oldu...bu arada bu güven telkinini ilk dinleyip midem acaip bulandıgı gün aklıma geleni yazmak istiyorum....Bir Allah cc dostu yani büyük zat,müride nazar ettiği zaman ,ki bu nazar son derece kıymetli ve etkisi çok fazla,kimi müridin midesi bulanıp istifra edermiş..tabi herkeste etki farklı..yani bi temizlenme söz konusu...bunu düşündüm ve paylaşmak istedim..herşey için çok teşekkürler Atakan Bey...isminizin altındaki üstad ne anlama geliyo..belki bi açıklama var ama ben bulamadım... smiliyface
 
actionsmile

Sigara telkinini dinlemediği halde diğer telkinler ile sigarayı bırakanlar var.Bunun nedeni kendinizi iyi hissettiğiniz için sigaraya ihtiyaç duymamamanız.

Üstad isminin anlamını şöyle açıklayayım.

Şimdi bu kullandığımız smf forum mesaj sayısına göre size isim veriyor..
Mesela hiç mesajınız yok ise Yeni Üye
Eğer 1 mesajınız var ise Üye

Belli bir mesajı aşarsanız Deneyimli Üye

Eğer çok çok mesaj göndermişseniz Üstad yazıyor blissy

Benimde çok mesajım olduğu için 1000 üzeri forum üstad demiş bana..
Sizde geçerseniz belli mesajı ünvanlar değişiyor..

Yoksa kendime Üstad dediğimden değil 98569
 
Ynt: sürekli su ihtiyacı

yaklaşık bir haftadır ego güç. , suç. duy. ve kendine güven telkinlerinin su versiyonlarını yatmadan önce dinliyorum..farkında olmadan daha fazla su içtiğimin farkına vardım..bu başlığı görüncede bi şaşkınlık durumu yaşadım.demek ki su içmemdeki artış telkinlerin etkisindenmiş..
 
Ynt: sürekli su ihtiyacı

Arkadaşlar üyelerden en çok su içen kişi benimdir.Günde yaklaşık 3 litre su içiyorum.Ek iş olarak sağlıklı beslenme işinde çalışıyorum.Buradaki eğitimlerden suyun ne kadar önemli olduğunu öğrendim.Su içemeyenlere tavsiyem.Suyun içine bir parça kesilmiş limon,çilek gibi meyvalar atmanız bu meyva parçaları suyun tadını değiştirerek su içmenizi kolaylaştırır.Suyu hoş bir tad veriyor.İçimi kolay oluyor.Sizlere tavsiyem günde en az 8 bardak su içmeniz.suyun yararları zaten anlatılmış.Bu konuya girmek istemiyorum.Birde bazı insanlar yeterince sıvı aldığını söylüyor.Hiç bir sıvı suyun yerini tutmaz.Kilo vermek isteyen arkadaşlara tavsiyem suyu yemekten önce içmeniz.yemekten önce içilen 1-2 bardak su iştahı keser.Hepinize bol bol sulu günler dilerim.
 
Ynt: sürekli su ihtiyacı

Merhabalar.Üyelerden en az su içen kişi de benimdir.Çünkü hiç su içmiyorum.Çok çay içtiğim için.2 haftadır ego güven ve suçluluk telkinlerini dinliyorum.İnanılmaz iştah açılması oldu.Kadir beyin tavsiyelerine şu andan itibaren uyup bol bol su içicem belki fazla yemekte yememiş olurum.Teşekkürler. sapkal89
 
Ynt: sürekli su ihtiyacı

su vücüdumuzdaki toksik maddeleri atabilmemiz adına bizim için büyük bir nimet. 96
ama gel gelelim ki küresel ısınma bu kadar şiddetle etkilerinin gösterirken içecek su bulabilecekmiyiz ilerde ya da yeni nesillerr susuz nasıl yaşayacak merak ediyorum. herhalde yaşayamazlar. 88a
bu arada suyun sağlık için önemini çok iyi bilmeme rağmen gün boyunca hiç su içmediğim zamanlar olurdu. aklıma su içmek hiç gelmez. telkinlere başlayalı 9 gün oldu diyebilrim ilk hafta ego, kendine güven, suçluluk telkinlerinin dinlerken de aynı şekilde devam etti bu durum. ama daha sonra topluluk karşısında konuşma ve sosyalik artırıcı telkinleri dinlemeye başladığımda sürekli susadığımı ve suyu kana kana içtiğimi farkettim. ben aslında telkinlere bağlamamıştım bu durumu havalar ısndı sürekli su kaybettiğim için ihtiyaç duyduğumu düşünmüştüm ama bu başlığı gördükten sonra belki telkinlerin etkisi diye düşünür oldum. sevincli
belki havalardan belki telkinlerden . bilmiyorum artık. dusun
ama hiç su içmek aklına gelmeyen bi insan olarak böyle bir değişimi yaşıorum son günlerde.
 
Ynt: sürekli su ihtiyacı

Iyı kı buraya yazıyorsunuz, ben de once sıcaktan ıcıyorum sanmısım, hatta yanımda su sısesı tasımaya basladım, gece uyanıp su ıcıyorum... bu arada 2,5 kılo vermısım.. yasasın...
 
Ynt: sürekli su ihtiyacı

sahi çok susamışım hemen koskoca dev bardağıma su dolduruyorum içiyorum lıkır lıkır ... actionsmile bende cok su içmeye başladım
 
Ynt: sürekli su ihtiyacı

bende çılgınlar gibi su içiyorum öyle böyle değil gece uyanıp su içip uykuya devam ediyorum, hatta şeker hastasımı oldum diye korkmaya başladım (öylemiyim yoksa şaşkın )
 
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst