sosyal fobiyi neler yaparak yenebileceğimizi burada tartışalım mı ?

Hayatını Değiştiren Asıl Şey Ne?

Aynı döngüler, tekrar eden sorunlar, açıklayamadığın tıkanıklıklar… Çoğu zaman sebep çekirdek inançlarındadır.

Çocuklukta oluşan bu görünmez kalıplar; para, ilişki, özgüven ve başarı alanlarını fark ettirmeden yönetir.

Çekirdek İnanç Analizini Gör İlk adım fark etmekle başlar.
Özel bi hastaneye gittim. Çapa tıp da geniş çaplı araştırma yapılıyormuş oraya gönderdi. öğreneyim, yazarım ne dediklerini.
 
Ben de kısa bir süre bu sf durumunu yaşamıştım. Aşmamda en büyük sebep şu oldu.
Bir sitede bir sf linin bunu nasıl aştığını okudum. Kısaca hatırladığım kadarıyla anlatayım.
Hayatı sf ile geçen, uçurumun kenarında bir genç. Hayatı boyunca, okulda, sosyal yaşamında sf yüzünden neler çektiğini anlatmaya gerek yok sanırım.
Bunu yenmeye karar veriyo. Bir sürü kişisel gelişim kitabı okuyo. Genel kültürü çok genişliyo. Kendine güveni geliyor, birşeyler bildiği için. Fakat bildiklerini kimseye anlatamıyo yine.Kendini gösteremiyor. En sonunda bi gün askerdeyken bir toplantı yapılıyor. Toplantı öncesi konuşmacılar gelmeden sahneye çıkıyo. Ben sf liyim diyerek başlıyor anlatmaya. İçini döküyor. Herkes şaşkın tabi. Ama kendini akışa bıraktığı için, ilk adımı attığı için insanların gülüşmelerine kulak asmıyor. Konuşmasını sonuna kadar yapıyor.. İşte böyle..
Bunun ben de yansıması ise şöyle oldu. Bu yazıdan çok etkilendim. Ertesi gün bir hocayla ve 3 arkadaşla küçük bir odada soru çözüp yorumlayacaktık. O hoca bendeki sf yi en çok azdıran kişiydi hayatımda. Normalde işim var deyip o çalışmaya katılmazdım. Ama gittim. Hocanın dibine tam karşısına oturdum. Sürekli göz temasında bulundum. İlk başta her zamanki gibi ben yokmuşum gibi davrandı.( Bu bana kendimi değersiz hissettirirdi.) Göz teması kurmadı. Ama ben ısrarla göz temasına devam ettim. 5dk sonra da sanki diğer kişiler yokmuş gibi sadece benimle göz teması kurarak konuştu 1 saat boyuncasevincli
Kendimi değerli hissettim.sevincli Konuşma sırası bana geldi, göz temasının verdiği güvenle rahatça konuşurken korktuğum başıma geldi.Cümlenin yarısında bir anda kal geldi. Kafamdaki herşey silindi.O an o kadar koktum ki. Rezil olmuştum. 4 kişi bana bakıyordu. Benimle ilgili kimbilir neler düşüneceklerdi. Ama o anda o çocuğun konuşması aklıma geldi. O da gülüşmleri duyunca biran için kaygılanmış ama devam etmişti. Ben de aradan yaklaşık 30-40 sn geçmesine rağmen kendimi toparlayıp cümlemi tamamladım.
Olaydan sonra ise hiç suçluluk hissetmedim. Kendime kızmadım. Korktuğum durum başıma gelmişti ama iyi tarafı da vardı. Cümlemi tamamlamıştım. Göz teması kurmuştum. O günden sonra hocayla iletişimim de değiştisevincli
UMARIM FAYDALI OLUR..
 
istemek lazım kurtulmayı. istemiyorum ben. canımı sıkıyor, bazen acı falan da çektiriyor ama genel bi isteksizlik var. depresyon vb. olabilirmi acaba??
 
istemek lazım kurtulmayı. istemiyorum ben. canımı sıkıyor, bazen acı falan da çektiriyor ama genel bi isteksizlik var. depresyon vb. olabilirmi acaba??

nasıl yani sf den kurtulmak istemiyormusun?
uğraşmaktan falan mı bıktın
neyse doktora gidecektin nasılsa,umarım düzelir hayatın,tabi hepimizin de..
 
istemiyorum değil dee, isteyemiyorum diyelim :)
 
Ben de kısa bir süre bu sf durumunu yaşamıştım. Aşmamda en büyük sebep şu oldu.
Bir sitede bir sf linin bunu nasıl aştığını okudum. Kısaca hatırladığım kadarıyla anlatayım.
Hayatı sf ile geçen, uçurumun kenarında bir genç. Hayatı boyunca, okulda, sosyal yaşamında sf yüzünden neler çektiğini anlatmaya gerek yok sanırım.
Bunu yenmeye karar veriyo. Bir sürü kişisel gelişim kitabı okuyo. Genel kültürü çok genişliyo. Kendine güveni geliyor, birşeyler bildiği için. Fakat bildiklerini kimseye anlatamıyo yine.Kendini gösteremiyor. En sonunda bi gün askerdeyken bir toplantı yapılıyor. Toplantı öncesi konuşmacılar gelmeden sahneye çıkıyo. Ben sf liyim diyerek başlıyor anlatmaya. İçini döküyor. Herkes şaşkın tabi. Ama kendini akışa bıraktığı için, ilk adımı attığı için insanların gülüşmelerine kulak asmıyor. Konuşmasını sonuna kadar yapıyor.. İşte böyle..
Bunun ben de yansıması ise şöyle oldu. Bu yazıdan çok etkilendim. Ertesi gün bir hocayla ve 3 arkadaşla küçük bir odada soru çözüp yorumlayacaktık. O hoca bendeki sf yi en çok azdıran kişiydi hayatımda. Normalde işim var deyip o çalışmaya katılmazdım. Ama gittim. Hocanın dibine tam karşısına oturdum. Sürekli göz temasında bulundum. İlk başta her zamanki gibi ben yokmuşum gibi davrandı.( Bu bana kendimi değersiz hissettirirdi.) Göz teması kurmadı. Ama ben ısrarla göz temasına devam ettim. 5dk sonra da sanki diğer kişiler yokmuş gibi sadece benimle göz teması kurarak konuştu 1 saat boyuncasevincli
Kendimi değerli hissettim.sevincli Konuşma sırası bana geldi, göz temasının verdiği güvenle rahatça konuşurken korktuğum başıma geldi.Cümlenin yarısında bir anda kal geldi. Kafamdaki herşey silindi.O an o kadar koktum ki. Rezil olmuştum. 4 kişi bana bakıyordu. Benimle ilgili kimbilir neler düşüneceklerdi. Ama o anda o çocuğun konuşması aklıma geldi. O da gülüşmleri duyunca biran için kaygılanmış ama devam etmişti. Ben de aradan yaklaşık 30-40 sn geçmesine rağmen kendimi toparlayıp cümlemi tamamladım.
Olaydan sonra ise hiç suçluluk hissetmedim. Kendime kızmadım. Korktuğum durum başıma gelmişti ama iyi tarafı da vardı. Cümlemi tamamlamıştım. Göz teması kurmuştum. O günden sonra hocayla iletişimim de değiştisevincli
UMARIM FAYDALI OLUR..

çok güzeldi bravo...geçmişte bilinçalıtımızın almış olduğu kararlardan dolayı oluyor zaten..bunları değiştirirsek uygun olumlamalarla (ama çekirdek inançları bulmalıyız) herşeyi değiştiririz...
 
bende doktora gidiyorum haftaya artık bu hastalıkla beraber yaşamak istemiyorum ailemi bu durumun ne kadar ciddi olduğuna bir türlü inandıramadım belki doktor teşhis koyunca durumun ciddiyetini anlarlar.
 
hani önceki mesajlarda bahsettikya,ne kadar konuşsak,sosyal olsak da sessiz,kendi haline,kendi dünyasında yaşayan görüntümüz var diye


acaba beden dilimizi doğru kullanmadığımızdan mı?böyle bir yazı buldum da,alakası olabilirmi sizce??
'Siz ne kadar saklasanız da, beden diliniz doğrucu davut.. Doğru söyleyeni dokuz köyden kovmuşlar beden diline dur sen kal demişler. Neden mi? Sözlerini beden dilleri kdara yeterince inandırıcı bulmamış olsalar gerek. Çünkü ağzınızla kuş ta tutsanız sözcüklerin karşınızdaki kişiyi etkileme gücü % 7 iken beden dilinin etkisi % 55. Hadi ses tonunuz da sözcüklerinize güç kattı % 45’lik bir etki yarattınız ama yine beden dili kadar etkileyici değil. 1960 ‘lı yıllarda Prof.Dr.Albert Mehribian yaptığı ve ileriki yıllarda da iletişim uzmanlarınca desteklenen bu veri de şu anlatılıyor. İnsanlar ne söylediğinizden çok onu beden diliniz ile nasıl söylediğinize, ne kadar doğruladığınıza bakıyorlar. Sözcüklerin beden ile orantılı olması sizi iletişimi güçlü, anlaşılabilir, duygularını her yönden verebilen bir insan yapıyorken, aradaki zıtlık sizi güvenilmez, itibar edilmez bir kişilik olduğunuza yönelik mesajlar veriyor. İnsan vücudu müthiş bir biyolojik mühendistlik örneği. Beden dilini doğru kullanamayan insanlar için beden dili bir iletişim kara kutusu ve ancak o kara kutuyu bulup çözebilen insanlar iletişim bilgisine layıkıyla ulaşabiliyor. Çünkü saçlarımızdan ayak parmaklarımıza kadar mesajlarla doluyuzdur. Her kare nerdeyse bir mesaj verir... .




gerçi, beden dilini ön plana çıkar diye tavsiyede bulunmuştuya zaten, genco nickli arkadaş..yeni aklıma geldi y789
 
bende doktora gidiyorum haftaya artık bu hastalıkla beraber yaşamak istemiyorum ailemi bu durumun ne kadar ciddi olduğuna bir türlü inandıramadım belki doktor teşhis koyunca durumun ciddiyetini anlarlar.

belki de, o kadar ciddi değildir :) ben doktor kapısından döndüm meselaa :P
 
hani önceki mesajlarda bahsettikya,ne kadar konuşsak,sosyal olsak da sessiz,kendi haline,kendi dünyasında yaşayan görüntümüz var diye


acaba beden dilimizi doğru kullanmadığımızdan mı?böyle bir yazı buldum da,alakası olabilirmi sizce??
'Siz ne kadar saklasanız da, beden diliniz doğrucu davut.. Doğru söyleyeni dokuz köyden kovmuşlar beden diline dur sen kal demişler. Neden mi? Sözlerini beden dilleri kdara yeterince inandırıcı bulmamış olsalar gerek. Çünkü ağzınızla kuş ta tutsanız sözcüklerin karşınızdaki kişiyi etkileme gücü % 7 iken beden dilinin etkisi % 55. Hadi ses tonunuz da sözcüklerinize güç kattı % 45’lik bir etki yarattınız ama yine beden dili kadar etkileyici değil. 1960 ‘lı yıllarda Prof.Dr.Albert Mehribian yaptığı ve ileriki yıllarda da iletişim uzmanlarınca desteklenen bu veri de şu anlatılıyor. İnsanlar ne söylediğinizden çok onu beden diliniz ile nasıl söylediğinize, ne kadar doğruladığınıza bakıyorlar. Sözcüklerin beden ile orantılı olması sizi iletişimi güçlü, anlaşılabilir, duygularını her yönden verebilen bir insan yapıyorken, aradaki zıtlık sizi güvenilmez, itibar edilmez bir kişilik olduğunuza yönelik mesajlar veriyor. İnsan vücudu müthiş bir biyolojik mühendistlik örneği. Beden dilini doğru kullanamayan insanlar için beden dili bir iletişim kara kutusu ve ancak o kara kutuyu bulup çözebilen insanlar iletişim bilgisine layıkıyla ulaşabiliyor. Çünkü saçlarımızdan ayak parmaklarımıza kadar mesajlarla doluyuzdur. Her kare nerdeyse bir mesaj verir... .




gerçi, beden dilini ön plana çıkar diye tavsiyede bulunmuştuya zaten, genco nickli arkadaş..yeni aklıma geldi y789

ama bidakka
kendi halinde,hayattan kopuk falan değilim,ama bedenim öyle gösterdiğine göre,aslında kimsyle konuşmayan biriyim mi demek oluyor?
vazgeçtim yukardaki yazdığım mesajdan..silme tuşu da yok^-^yazmadım farzedin
 
sevinclisevincli yaa. . biz biliyoruz, bu işiğ yaa :) sf li falan değiliz biiizz :) başkaları çoookk laçka :P nasıl ama :)
 
Sosyal fobinin, diğer insanları kendimizden daha değerli görmekle ilgili olduğunu düşünüyorum. Bence bu konuda olumlamalar yapmak ve tabi ki telkinleri dinlemek de çok faydalı olacaktır. Bu konuda
"Ben de herkes gibi değerliyim" "Ben her zaman ve tamamen yeterliyim" gibi olumlamaları düzenli olarak yapmak faydalı olacaktır.
Bir de imgeleme yönteminin kullanılması da faydalı olabilir yani kendinizi büyük bir salonda 200-300 kişiye sunum yaparken hayal edin, alkış seslerini duyun, karşınızdaki insanların gözlerindeki ışığı görün ve tabiki birçok küçük ayrıntıyı da imgelemenize dahil edin. Bunu da her gün düzenli olarak yapmanız faydalı olacaktır. Çünkü insan, hayal edemediği birşeyi gerçekleştiremez, önce hayal edelim sonra gerçeğe dönüşmesi için gerekli ortamı hazırlayalım.. :)
 
beden dilinin de önemi var tabi ki ancak tek başına yeterli değil...aslında hiçbir durum için sadece bir şey tek başına yeterli olmuyor..çünkü herşey bikaç etkenin toplam sonucu...

imajımız bizi hayattan kopuk gösteriyorsa ve sebep beden diliyse sadece beden diline yoğunlaşmak da doğru olmaz...çünkü bu sefer karşıdakilere istenen şekilde görünmek için elimizin kolumuzun pozisyonundan bu sefer endişe ederiz ve aklımızda sürekli onlar dolaşır.."elimi şuraya koymalıydım hay Allah unuttum" falan gibi düşüncelerle uğraşırız üstüne...
yada hareketleri ezberleyip yapsak bile yine istenen etkiyi vermez ve yapmacık olur..herşeyimizin tutarlı olması gerekiyor yoksa komik duruma düşer insan...

kendimizi sevmeye güvenmeye başlarsak zaten otomatikman dik durmaya başlarız ve gerisi de gelir sanırım...

hayattan kopuk olmadığımız halde kopuk görünmemizin sebebi hiç ummadığımız birşey bile olabilir...bunu bulmak için öncelikle insanın imajındaki etkenler neler onlara bakmak lazım...söylenen söz kadar sesin tonu da önemli...güzel giyim kadar dik durmak da önemli...çok konuşuyoruz belki ama ses tonumuz zayıf ve güçsüz çıkıyorsa veya söylediğimiz şeyden emin bile değilsek belki bu bizi sessiz gösteriyordur...ses belli bir frekansın altında çıkıyorsa o sesi yoksayıyordur insanlar...
 
sesi kısık olan karşısındakinin merakını uyandırıyor. bu avantaj olabilir aslında. . insanlar ne dediğinizi duymak için yaklaşmak zorunad hissediyorlar kendilerini. . Bi arkadaş ve kendimden biliyorum :P
 
bende sosyal fobi de olmayabilir.çekinik kişilik de olabilirmiş.
uzmana başvurmadan hiçbirşey bilemeyeceğim kendim hakkında.ama sizin gitme imkanınız varsa mutlaka gidin,mutlaka

toplum içinde sesimin çıkmadığı falan da olmuyor,daha doğrusu o önceden oluyordu,daha küçük yaşlarımda.ama şimdi olmuyor.hatta biraz kısık sesle konuş falan derler bazen,sonra arkadaşa falan seslerirken yanmdaki bağırır duymaz bi bağrırım hemen döner :.)

ama ben de erkeklerle konuşurken zorluk çekiyorum.aslında o da artık yok sayılır,evet evet yok.ya kişisine göre değişiyoda olabilir.neyse onu geçelim.

kendi başıma,yanımda bir arkadaş olmadığım zamanlar dışarda gezerken falan rahat olamam,yürümem falan değişir,surat ifademin değiştiğini hissederim,işte o zamanlar nasıl gözüktüğüm hakkında istenilen şeyler söylensin,çünkü ordaki aslında ben değilim,biliyorum.

toplum içinde yemek yiyemiyordum.ama artık rahat olmaya çalışıyorum,ve başarıyorum.ya bu yemek yiyememek ne kadar da saçma.neyseki düzeliyorum
başkalarının yanında kendimi daha konuşkan,nasıl diyim,başkalarına aslında sessiz olmadığımı gösterme çabaları vardı bi zamanlar.hala da var ama bu çabadan kurtulmalıyız değilmi,bende bunu düzeltmeye başlıyorum sanırım.

benim istediğim,sessiz ,kendi dünyasında yaşayan kopuk biri gibi görünmemek :) canlı,kendinden emin görünmek istiyorum.ki öyle olduğumu düşünsem de gene sessiz diyorlar,anlamıyorum..

bazen söylemek istediklerim içimde kalıyor,keşke şunları da deseydim falan diyorum ama onlar telkin dinleyerek kesinlikle düzelir..


aslında sorunumu tam manasıyla anlatamıyorum sanırım :)
off benim pskologa falan gitmem ve yaşım geçmeden düzeltmem lazım.ya aslında neden böyle olduğumu,daha doğrusu karşı taraftan nasıl gözüktüğümü bilsem herşey düzelcek de :)

bi ara kamerayla izleyin diye tavsiyede bulumuştu bi üye :)

evet çok iyi bir fikir ama durup dururken beni kameraya alın diyemem arkadaşlara.anneme çok çektirirdim kameraya,güzel gözüküyomuyum diye :)
ne biliyim,gayet düzgün buluyorum kendimi ama :)
arada böyle aşalayıcı laf söyleyen olunca kafaya takıyor insan :)



yanii ben dışarda evde olduğum ben değilim.her zaman demeyim de,genellikle de değil,bazen de değil.ne sıklıkla,hangi tür yerlerde bilmiyorum,ama tam manasıyla kendim olamıyorum,güvenim eksik heral :)
bu da geçer desek..


ya okudum da sanki çok güvensiz biriymişim gibi geldi,sanki öyle yazmışım.ama değilim.kendime güvenirim aslında,gayett rahat,normal olduğum zamanlar da çoook olur,ama ben sessiz damgası yemek istemiyorumm^-^
 
Bana da herkes çok sinirli bakıyorsun diyorlar. Normal bakıyorum, yüzünü karanlıkta gören bembeyaz kesilir diyorlar :P ben de farkında olmadan, dışarı çıktığımda falan dikkat ediyorum; gerçekten kaşlarımı çatıyorum :) milletin yüzüne bakıyorum, inadına. Niye bilmiyorum ama. Herkesi potansiyel tehlike olarak görüyorumm :P
 
ya ama sen kaşlarını çatıyomuşsun :)

ben sürekli gülen biriyimdir ama bişiler eksikde aman neyse ya düzelirim bigün :)
 
bi ara kamerayla izleyin diye tavsiyede bulumuştu bi üye :)

evet çok iyi bir fikir ama durup dururken beni kameraya alın diyemem arkadaşlara.anneme çok çektirirdim kameraya,güzel gözüküyomuyum diye :)
ne biliyim,gayet düzgün buluyorum kendimi ama :)
arada böyle aşalayıcı laf söyleyen olunca kafaya takıyor insan :)

O üye bendim:)
Ama bu sadece dış güzelliğinizle alakalı değil.Konuşmanız,ses tonunuz,duruşunuzu düzeltmek,memnun değilseniz duruş,diksiyon vs. çalışmak ve sonunda tüm hepsiyle toplamda oldukça memnun olmak toplum içindeki duruşunuza olumlu etkide bulunuyor.Kendiniz de kamerayı bir yere sabitleyip yapabilirsiniz.Zaten yalnız olursanız rahat davranabilirsiniz.Aksi takdirde yine kendinizi istediğiniz gibi ifade edip,o davranışların oturmasını sağlayamazsınız.Kendinizle eğlenin,gülün,konuşun,ne kadar eğlenceli,ciddi,olgun.. olabileceğinizi gözlerinizle görüp kendinize inanın.Bu bence insanın kendisini tanıması için çok güzel bir yöntem.Tabi yüzde yüz çözüm olmaz ama diğer çalışmalarınız için güzel bir altyapı niteliğinde olabilir.
Sevgiler.
 
Sosyal fobinin, diğer insanları kendimizden daha değerli görmekle ilgili olduğunu düşünüyorum. Bence bu konuda olumlamalar yapmak ve tabi ki telkinleri dinlemek de çok faydalı olacaktır. Bu konuda
"Ben de herkes gibi değerliyim" "Ben her zaman ve tamamen yeterliyim" gibi olumlamaları düzenli olarak yapmak faydalı olacaktır.
Bir de imgeleme yönteminin kullanılması da faydalı olabilir yani kendinizi büyük bir salonda 200-300 kişiye sunum yaparken hayal edin, alkış seslerini duyun, karşınızdaki insanların gözlerindeki ışığı görün ve tabiki birçok küçük ayrıntıyı da imgelemenize dahil edin. Bunu da her gün düzenli olarak yapmanız faydalı olacaktır. Çünkü insan, hayal edemediği birşeyi gerçekleştiremez, önce hayal edelim sonra gerçeğe dönüşmesi için gerekli ortamı hazırlayalım.. :)

beden dilinin de önemi var tabi ki ancak tek başına yeterli değil...aslında hiçbir durum için sadece bir şey tek başına yeterli olmuyor..çünkü herşey bikaç etkenin toplam sonucu...

imajımız bizi hayattan kopuk gösteriyorsa ve sebep beden diliyse sadece beden diline yoğunlaşmak da doğru olmaz...çünkü bu sefer karşıdakilere istenen şekilde görünmek için elimizin kolumuzun pozisyonundan bu sefer endişe ederiz ve aklımızda sürekli onlar dolaşır.."elimi şuraya koymalıydım hay Allah unuttum" falan gibi düşüncelerle uğraşırız üstüne...
yada hareketleri ezberleyip yapsak bile yine istenen etkiyi vermez ve yapmacık olur..herşeyimizin tutarlı olması gerekiyor yoksa komik duruma düşer insan...

kendimizi sevmeye güvenmeye başlarsak zaten otomatikman dik durmaya başlarız ve gerisi de gelir sanırım...

hayattan kopuk olmadığımız halde kopuk görünmemizin sebebi hiç ummadığımız birşey bile olabilir...bunu bulmak için öncelikle insanın imajındaki etkenler neler onlara bakmak lazım...söylenen söz kadar sesin tonu da önemli...güzel giyim kadar dik durmak da önemli...çok konuşuyoruz belki ama ses tonumuz zayıf ve güçsüz çıkıyorsa veya söylediğimiz şeyden emin bile değilsek belki bu bizi sessiz gösteriyordur...ses belli bir frekansın altında çıkıyorsa o sesi yoksayıyordur insanlar...

size katılıyorum. sosyal fobi bana göre : insanları kendimizden daha tepelrde görmemizle başlıyo, bunun devamınıda sahte , yapmacık davranışlar izliyor. mühim olan en başta insanın kendini nasıl olursa olsun tanıması , sevmesi ve kabul etmesidir. hissettiğimiz gibi olamıyorsak , olduğumuz gibi kabul edelim kendimizi, olduğumuz gibi sevelim. bi ortamda konuşulan konuya dahil olmak mühim değil , mühim olan konuşulan konuyu dinleyip birşeyler öğrenmek, belkide dinleyerek kendimize daha faydalı oluruz ve ilerde aynı konu mevzu bahis olduğunda o zaman sesimizi gür bir şekilde çıkartabilirz. birde böyle düşünün derim.
 

Hayatını Değiştiren Asıl Şey Ne?

Aynı döngüler, tekrar eden sorunlar, açıklayamadığın tıkanıklıklar… Çoğu zaman sebep çekirdek inançlarındadır.

Çocuklukta oluşan bu görünmez kalıplar; para, ilişki, özgüven ve başarı alanlarını fark ettirmeden yönetir.

Çekirdek İnanç Analizini Gör İlk adım fark etmekle başlar.
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst