Aynı döngüler, tekrar eden sorunlar, açıklayamadığın tıkanıklıklar… Çoğu zaman sebep çekirdek inançlarındadır.
Çocuklukta oluşan bu görünmez kalıplar; para, ilişki, özgüven ve başarı alanlarını fark ettirmeden yönetir.
istemek lazım kurtulmayı. istemiyorum ben. canımı sıkıyor, bazen acı falan da çektiriyor ama genel bi isteksizlik var. depresyon vb. olabilirmi acaba??
Ben de kısa bir süre bu sf durumunu yaşamıştım. Aşmamda en büyük sebep şu oldu.
Bir sitede bir sf linin bunu nasıl aştığını okudum. Kısaca hatırladığım kadarıyla anlatayım.
Hayatı sf ile geçen, uçurumun kenarında bir genç. Hayatı boyunca, okulda, sosyal yaşamında sf yüzünden neler çektiğini anlatmaya gerek yok sanırım.
Bunu yenmeye karar veriyo. Bir sürü kişisel gelişim kitabı okuyo. Genel kültürü çok genişliyo. Kendine güveni geliyor, birşeyler bildiği için. Fakat bildiklerini kimseye anlatamıyo yine.Kendini gösteremiyor. En sonunda bi gün askerdeyken bir toplantı yapılıyor. Toplantı öncesi konuşmacılar gelmeden sahneye çıkıyo. Ben sf liyim diyerek başlıyor anlatmaya. İçini döküyor. Herkes şaşkın tabi. Ama kendini akışa bıraktığı için, ilk adımı attığı için insanların gülüşmelerine kulak asmıyor. Konuşmasını sonuna kadar yapıyor.. İşte böyle..
Bunun ben de yansıması ise şöyle oldu. Bu yazıdan çok etkilendim. Ertesi gün bir hocayla ve 3 arkadaşla küçük bir odada soru çözüp yorumlayacaktık. O hoca bendeki sf yi en çok azdıran kişiydi hayatımda. Normalde işim var deyip o çalışmaya katılmazdım. Ama gittim. Hocanın dibine tam karşısına oturdum. Sürekli göz temasında bulundum. İlk başta her zamanki gibi ben yokmuşum gibi davrandı.( Bu bana kendimi değersiz hissettirirdi.) Göz teması kurmadı. Ama ben ısrarla göz temasına devam ettim. 5dk sonra da sanki diğer kişiler yokmuş gibi sadece benimle göz teması kurarak konuştu 1 saat boyuncasevincli
Kendimi değerli hissettim.sevincli Konuşma sırası bana geldi, göz temasının verdiği güvenle rahatça konuşurken korktuğum başıma geldi.Cümlenin yarısında bir anda kal geldi. Kafamdaki herşey silindi.O an o kadar koktum ki. Rezil olmuştum. 4 kişi bana bakıyordu. Benimle ilgili kimbilir neler düşüneceklerdi. Ama o anda o çocuğun konuşması aklıma geldi. O da gülüşmleri duyunca biran için kaygılanmış ama devam etmişti. Ben de aradan yaklaşık 30-40 sn geçmesine rağmen kendimi toparlayıp cümlemi tamamladım.
Olaydan sonra ise hiç suçluluk hissetmedim. Kendime kızmadım. Korktuğum durum başıma gelmişti ama iyi tarafı da vardı. Cümlemi tamamlamıştım. Göz teması kurmuştum. O günden sonra hocayla iletişimim de değiştisevincli
UMARIM FAYDALI OLUR..
bende doktora gidiyorum haftaya artık bu hastalıkla beraber yaşamak istemiyorum ailemi bu durumun ne kadar ciddi olduğuna bir türlü inandıramadım belki doktor teşhis koyunca durumun ciddiyetini anlarlar.
hani önceki mesajlarda bahsettikya,ne kadar konuşsak,sosyal olsak da sessiz,kendi haline,kendi dünyasında yaşayan görüntümüz var diye
acaba beden dilimizi doğru kullanmadığımızdan mı?böyle bir yazı buldum da,alakası olabilirmi sizce??
'Siz ne kadar saklasanız da, beden diliniz doğrucu davut.. Doğru söyleyeni dokuz köyden kovmuşlar beden diline dur sen kal demişler. Neden mi? Sözlerini beden dilleri kdara yeterince inandırıcı bulmamış olsalar gerek. Çünkü ağzınızla kuş ta tutsanız sözcüklerin karşınızdaki kişiyi etkileme gücü % 7 iken beden dilinin etkisi % 55. Hadi ses tonunuz da sözcüklerinize güç kattı % 45’lik bir etki yarattınız ama yine beden dili kadar etkileyici değil. 1960 ‘lı yıllarda Prof.Dr.Albert Mehribian yaptığı ve ileriki yıllarda da iletişim uzmanlarınca desteklenen bu veri de şu anlatılıyor. İnsanlar ne söylediğinizden çok onu beden diliniz ile nasıl söylediğinize, ne kadar doğruladığınıza bakıyorlar. Sözcüklerin beden ile orantılı olması sizi iletişimi güçlü, anlaşılabilir, duygularını her yönden verebilen bir insan yapıyorken, aradaki zıtlık sizi güvenilmez, itibar edilmez bir kişilik olduğunuza yönelik mesajlar veriyor. İnsan vücudu müthiş bir biyolojik mühendistlik örneği. Beden dilini doğru kullanamayan insanlar için beden dili bir iletişim kara kutusu ve ancak o kara kutuyu bulup çözebilen insanlar iletişim bilgisine layıkıyla ulaşabiliyor. Çünkü saçlarımızdan ayak parmaklarımıza kadar mesajlarla doluyuzdur. Her kare nerdeyse bir mesaj verir... .
gerçi, beden dilini ön plana çıkar diye tavsiyede bulunmuştuya zaten, genco nickli arkadaş..yeni aklıma geldi y789
sevinclisevincli yaa. . biz biliyoruz, bu işiğ yaasf li falan değiliz biiizz
başkaları çoookk laçka
nasıl ama
![]()
bi ara kamerayla izleyin diye tavsiyede bulumuştu bi üye
evet çok iyi bir fikir ama durup dururken beni kameraya alın diyemem arkadaşlara.anneme çok çektirirdim kameraya,güzel gözüküyomuyum diye
ne biliyim,gayet düzgün buluyorum kendimi ama
arada böyle aşalayıcı laf söyleyen olunca kafaya takıyor insan![]()
Sosyal fobinin, diğer insanları kendimizden daha değerli görmekle ilgili olduğunu düşünüyorum. Bence bu konuda olumlamalar yapmak ve tabi ki telkinleri dinlemek de çok faydalı olacaktır. Bu konuda
"Ben de herkes gibi değerliyim" "Ben her zaman ve tamamen yeterliyim" gibi olumlamaları düzenli olarak yapmak faydalı olacaktır.
Bir de imgeleme yönteminin kullanılması da faydalı olabilir yani kendinizi büyük bir salonda 200-300 kişiye sunum yaparken hayal edin, alkış seslerini duyun, karşınızdaki insanların gözlerindeki ışığı görün ve tabiki birçok küçük ayrıntıyı da imgelemenize dahil edin. Bunu da her gün düzenli olarak yapmanız faydalı olacaktır. Çünkü insan, hayal edemediği birşeyi gerçekleştiremez, önce hayal edelim sonra gerçeğe dönüşmesi için gerekli ortamı hazırlayalım..![]()
beden dilinin de önemi var tabi ki ancak tek başına yeterli değil...aslında hiçbir durum için sadece bir şey tek başına yeterli olmuyor..çünkü herşey bikaç etkenin toplam sonucu...
imajımız bizi hayattan kopuk gösteriyorsa ve sebep beden diliyse sadece beden diline yoğunlaşmak da doğru olmaz...çünkü bu sefer karşıdakilere istenen şekilde görünmek için elimizin kolumuzun pozisyonundan bu sefer endişe ederiz ve aklımızda sürekli onlar dolaşır.."elimi şuraya koymalıydım hay Allah unuttum" falan gibi düşüncelerle uğraşırız üstüne...
yada hareketleri ezberleyip yapsak bile yine istenen etkiyi vermez ve yapmacık olur..herşeyimizin tutarlı olması gerekiyor yoksa komik duruma düşer insan...
kendimizi sevmeye güvenmeye başlarsak zaten otomatikman dik durmaya başlarız ve gerisi de gelir sanırım...
hayattan kopuk olmadığımız halde kopuk görünmemizin sebebi hiç ummadığımız birşey bile olabilir...bunu bulmak için öncelikle insanın imajındaki etkenler neler onlara bakmak lazım...söylenen söz kadar sesin tonu da önemli...güzel giyim kadar dik durmak da önemli...çok konuşuyoruz belki ama ses tonumuz zayıf ve güçsüz çıkıyorsa veya söylediğimiz şeyden emin bile değilsek belki bu bizi sessiz gösteriyordur...ses belli bir frekansın altında çıkıyorsa o sesi yoksayıyordur insanlar...
Aynı döngüler, tekrar eden sorunlar, açıklayamadığın tıkanıklıklar… Çoğu zaman sebep çekirdek inançlarındadır.
Çocuklukta oluşan bu görünmez kalıplar; para, ilişki, özgüven ve başarı alanlarını fark ettirmeden yönetir.
Bu sitenin çalışmasını sağlamak için temel çerezleri ve deneyiminizi geliştirmek için isteğe bağlı çerezleri kullanıyoruz.
