phantommun günlüğü

Söylem ya da eylem!

bilen ama söyleyemeyen biri olup çıktım.

konuşmak istese,bişiler yapmak istese babasından korkar,öğretmeninden korkar(çünkü onu da babası gibi sanır),alay edilmekten korkar..

harekete geçmek istediğimde bi korku,bi heyecan,gerilim,yorgunluk çöküyor üstüme..

çareyi kaçmakta buluyorum..hep yaptığım gibi..hata yapsam kızıcaklar..hata yapsam alay ederler..mükemmel olmalıyım,herşeyi başarabilmeliyim,aileme layık olmalıyım,babamı kızdırmamalıyım annemi üzmemeliyim,herşeyi bilmeliyim,sevilmeliyim,onaylanmalıyım..

arada bir küçükte olsa mutluluklar yaşarsın ama yine gelir seni bulurlar..ve hep cezalandırılar..

şimdi farkediyorum biliyo musunuz??ben hayatı değil korkmayı yaşamışım,kaçmayı..

hayır diyorum mükemmel olmalısın hata yapmamalısın, oku,araştır,öğren..

öğretmen olucaksın mesela herşeyi tam yapmalısın, herkes herşeyi öğrenmeli,aldığın maaşı zerresine kadar hak etmelisin..

sen başkaları gibi değilsin, farklısın, herşeyin farkındasın, mükemmel olmalısın!!(bunlar imkansız biliyorum ama bu düşünceden kopamıyorum beynime öyle bi yerlemiş ki!)

ne zaman kaçmamayı öğrenicem?

sorumluluk almayı biliyorum bunu çok denedim ama mükemmel yapamadığım korkusu,endişesi kaçmama neden oldu her defasında.

ben yapabileceklerimi biliyorum içimdeki potansiyeli biliyorum

hata yapabilme hakkı tanımak istiyorum kendime..

içimdeki benin dışarıya çıkmasını istiyorum..hissettiğim yapaylığın bitmesini..

GERÇEKTEN SEVEBİLMEYİ ÖĞRENMEK İSTİYORUM!!

geçmişi,ailemi,kendimi kabul edip sevmem lazım..

nasıl olacakki??



yazdıklarınızı okuyunca herşey beynime akın etti bi anda bisürü şey yazdım ve sanırım çokta karmaşık oldular.. özür dilerim:(

..

Sevgili phantom, kendinle ilgili tespitlerinin ve ipuçlarının bulunduğu son derece içten paylaşımın için tebrik ederek başlamak istiyorum seni.
Değişimi tamamlayıp sonra diğer herşeyi yapmalıyım belkide demişsin diğer bir yazında ya; değişim zaten bir süreçtir, ve senin kendindeki tespitlerinden birindeki mükemmelliyetçilik kavramının bir süreci olan o "olmadan olmaz" "önce şu olmalı ki şu da olabilsin" düşünce süreci, yapmak istediklerinin hiçbirini yapmana imkan tanımazlığı ile karşına dikilecektir. Kısacası şu an yapmakta olduğun gibi bir yerinden başlamak ve devam etmek en verimli davranış olarak kabul edilebilir.

İzninle yazından aldığım bazı cümleler üzerinden -kendinle ilgili ipuçları ve çalışma alanları çıkartacak ve bazı çıkarımlara ve kör noktalara ulaşmanı sağlayabilecek - bir sorularla düşünme çalışması yapalım.


bilen ama söyleyemeyen biri olup çıktım.
Bildiğim halde dile getirmemem bana ne kazandırıyor?
Bildiklerimi ya da düşüncelerimi ifade etsem ne/neler farklı olur?
Bunu yapmamı ne sağlar?
Bunu ilk olarak nerede ve ne şekilde yapmak bana iyi hissetirir?

Bu sorular nedenlerden çok güncel tespitleri ve hayatının bu aşamasında nerede olduğunu tespit etmeni destekleyecektir...

konuşmak istese,bişiler yapmak istese babasından korkar,öğretmeninden korkar(çünkü onu da babası gibi sanır),alay edilmekten korkar..
Karşılaşacağım tepkilerle ve korkularımla ilgili varsayımlarım nelerdir?
Bana kızdıklarında ya da alay edildiğinde şu anki benin tepkileri nasıl olacaktır?
Saklanmak beni neden/nelerden koruyor?
Babam ya da öğretmenim yani otorite bana ne ifade ediyor?
Otoritenin onayı beni nasıl ya da nelerden koruyor?
Ortalarda olur ve kendimi özgürce ifade edersem ne olur?

harekete geçmek istediğimde bi korku,bi heyecan,gerilim,yorgunluk çöküyor üstüme..
Harekete geçtiğimde nelerle karşılaşıyorum?
Çok basit bile olsa harekete geçmek isteyeceğim ilk somut konular neler olabilir?
Harekete geçmek üzere iken hissettiğim bu duyguları hedeflerime ulaşmada nasıl yakıt olarak kullanabilirim?

Dünyaca ünlü starlar dahi sahneye çıkarken duydukları heyecan ve korku sayesinde performanslarıı katladıklarını düşünüyorlar.

çareyi kaçmakta buluyorum..hep yaptığım gibi..hata yapsam kızıcaklar..hata yapsam alay ederler..mükemmel olmalıyım,herşeyi başarabilmeliyim,aileme layık olmalıyım,babamı kızdırmamalıyım annemi üzmemeliyim,herşeyi bilmeliyim,sevilmeliyim,onaylanmalıyım..
Kaçarak kendimi nasıl ve nelerden koruyorum?
Kaçmak yerine başka bir şeyi tercih etsem nasıl hissederim?
Mükemmel olan 10 kişi kimlerdir? ( Dünya üzerinden mükemmel 10 kişiyi yaz :)
İyi yaptığım şeyler nelerdir?
İyi olmasa da bana yeten şeyler nelerdir?
Mükemmel olduğum zaman beni ne ya da kim takdir edecek?
Kendi içimden takdir duygumu nasıl geliştirebilirim?

arada bir küçükte olsa mutluluklar yaşarsın ama yine gelir seni bulurlar..ve hep cezalandırılar..
Mutlu ya da başarılı olduğunda ne şekilde cezalandırılacaksın?
Mutlu ya da başarılı olduğunda kendini ne şekilde ödüllendirmek isterdin?
Başarılı olduğunda sonuçlarını değerlendirmek adına varsayımların hangi gerçeklere dayanıyor?
Mükemmel olmaya iten dürtülerim nelerdir?

şimdi farkediyorum biliyo musunuz??ben hayatı değil korkmayı yaşamışım,kaçmayı..
Ortalarda olursan neler olur?
Ne zamana kadar saklanmaya devam edeceksin? Somut bir tarih belirle?
Tam olarak kaçtığım nedir?

hayır diyorum mükemmel olmalısın hata yapmamalısın, oku,araştır,öğren..
Bilinçli olarak hata yapma özgürlüğümü nasıl kullanmak isterim?
Beni ben yapan hata dediğim şeyler nelerdir?
Bu durumdan ve yaşadıklarımdan ne öğrenebilirim?
Hata dediğim durumlarda sorumluluğum %kaç?
Benim gerçek sorumluluğum nedir?

öğretmen olucaksın mesela herşeyi tam yapmalısın, herkes herşeyi öğrenmeli,aldığın maaşı zerresine kadar hak etmelisin..
Hak ediş ile ilgili varsayımlarım nelerdir?
Öğretmen olarak sahip olmam gereken donanımlar nelerdir?
Bu donanımları zaman içinde edinmek için neler yapabilirim?
Öğrencilerime ve çocuklarıma katmak istediğim asıl değerler nelerdir?
Bu konudaki sorumluluğum nedir?

sen başkaları gibi değilsin, farklısın, herşeyin farkındasın, mükemmel olmalısın!!(bunlar imkansız biliyorum ama bu düşünceden kopamıyorum beynime öyle bi yerlemiş ki!)
Zorunluluklarım olmasa nasıl davranırdım?
Kendime ulaşılmaz hedefler koyarak ne gibi kazançlar elde ediyorum?
Neye göre/Kime göre mükemmel ya da iyi ya da başarılı?
Kriterlerim nelerdir?

ne zaman kaçmamayı öğrenicem?
Ne zaman saklanmaktan vazgeçeceğim?
Bununla ilgili karşıt ilk eylemimi ne zaman yapacağım?
Konu ya da tarih belirleme!

sorumluluk almayı biliyorum bunu çok denedim ama mükemmel yapamadığım korkusu,endişesi kaçmama neden oldu her defasında.
Sorumluluk almak isteyeceğim ilk şey ne olurdu?
Kaçmasam ve mükemmel de olmasam en kötü ihtimaller neler olurdu?
En çok yapmak isteyeceğim şey nedir? Bunu nasıl yapabilirim? Ne zaman?

ben yapabileceklerimi biliyorum içimdeki potansiyeli biliyorum
Potansiyelini nerelerde kullanmaya gönüllüsün?
Bildiklerini hangi alanda kullanmak sana heyecan verir?
Yapmak isteyeceğin ilk şey nedir?
Harika potansiyelini dünyaya sunmanı engelleyen nedir?
Engel olarak gördüklerinle ilgili yapmak isteyeceğin ilk 3 şey ne olurdu?

hata yapabilme hakkı tanımak istiyorum kendime..
içimdeki benin dışarıya çıkmasını istiyorum..hissettiğim yapaylığın bitmesini..
GERÇEKTEN SEVEBİLMEYİ ÖĞRENMEK İSTİYORUM!! geçmişi,ailemi,kendimi kabul edip sevmem lazım..

nasıl olacakki??
Evet nasıl yapmak istersin?
Nasıl bir hedef seni bu sonuçlara götürür?

yazdıklarınızı okuyunca herşey beynime akın etti bi anda bisürü şey yazdım ve sanırım çokta karmaşık oldular.. özür dilerim:(
Özür dileyecek ne yaptın ? :)


Her insanın içinde sonsuz ve sınırsız bir potansiyel olduğu muhakkaktır. Ve insanların yaşam amaçları vardır, insanlar henüz bunun ne olduğunu bilmeselerde o yönde deneyimleri hayatlarında bulurlar.. Bizleri biz yapan ise tüm bu deneyim ve bilgilerle "ne yapacağımıza karar vermemizdir".
Olan olmuştur ve olmaya devam edecektir, her an da bu olanlarla ne yapacağımız bizim işimizdir.

Olan herşeyi ve herkezi kabul ve affetmek gerçekten çok önemlidir. Şöyleki artık geçmişe ve drama takılı kalmaz ve şimdi de ne yapacağınıza odaklanırsınız. An da kalmanın ve geçmişi affetmenin esprisi budur. Evet basit görünür ama çok etkilidir. Affedip, kabul edip, elimizdekilerle ne yapacağımıza karar vermek üzere harekete geçmeden kalıcı birşeyler yapabilmek ve sürekli değişim sürecinde bir hayat sürmek neredeyse olanaksızdır.

Sevgiler MERT.
 
sevgili mert bey (ya da şuan ki duygularımla mert abi mi demeliyim bilmiyorum:) ),
yazdıklarınızı okyup bitirdiğimde yüzümdeki güzel tebessümü farkettim..mutlu olduğumu farkettim.
sorularınızın herbiri güzel birer hediyeydi sanki.okurken anlamaya çalışmaktan çok ruhumu nasıl iyileştirdiklerini,hakiki bir dostun başımı okşaması gibi gelen o duyguyu hissetmeyi seçtimm daha çok.sanki sizlerin gösterdiği ilgi beni şımartıyor biliyo musunuz?:) bunu söylemekte beni şu an biraz utandırsa da mutluyum ve bunu paylaşmak istedim öncelikle.

şimdi cevaplara geleyim.ama şu an kendimi hepsini cevaplayacak kadar hazır hissetmiyorum.fakat yaptığınız bu güzel çalışmayı en iyi şekilde kullanmayı,bundan görebilceğim azami faydaya ulaşmayı düşünüyorum.sorularınızın herbirini duygu,düşüncelerimi yazmak için kullandığım(bayadır boşladığım için belki de bana küsen ) defterime özenle kaydedeceğim bilginiz olsun..ve üzerlerinde düşünüp herbirini cevaplıycam.bunu kendime ödev bildim.ne kadar zaman alır bilmiyorum ama bu derin bir analiz olur sanırım, yapacağım çalışmalara nerden başlayacağım konusunda da ışık tutar bana:)verdiğim cevapları buraya da yazarım.
şu an verebileceğim tek cevap, özür konusuna:) özür diledim, çünkü biranda bi çok şeyi kontrolsüz yazmıştım, kafanız karışır, okumaktan sıkılırsınız daralırsınız diye korkmuştum:( :):)
görüşmek üzere,
sevgiler,saygılar.
 
Sevgili phantom, senin hissettiğini söylediğin mutluluk ve gülümseme şu an bana da geçti, ve kendini ifade etmeye başladığında insanlar üzerinde zincirleme bir pozitif reaksiyon yaratabileceğin kanıtlanmış oldu buradan.
Eminim bu günlükteki paylaşımlarını okuyan bütün dostlarda bundan faydalanıyorlar ve faydalanacaklar.

Ve eminim sen kısa bir süre sonra bu pozitif ifadeni başta yakın çevren ve öğrenci adayların olmak üzere tüm dünyaya sunmaya daha istekli olacaksın.

Çok anlamlı ve değerli olan Abi hitabın içinde aldım kabul ettim, bizler burada birbirimizle kardeşlik, abilik, dostluk gibi bir çok sıfatla tanımlanabilecek bir sinerji yaratıyoruz hep birlikte. Ben buna "Telkin kardeşliği " demek istedim şu an :)

Ve son olarak özrün hakkındaki yorumun için; bu sana değerli bir geri bildirim olması için sistem tarafından düzenlenen bir durumdu belkide ve mesajıda gayet açık bence;
"Sen kontrolsüz değilsin, insanların kafasını karıştırmıyorsun, onları sıkmıyorsun ve daraltmıyorsun."

Yani;
"Sen en dar zamanlarda bile kontrollü ve bildiklerini hissettiklerini açıkça ifade edebilen, insanları açık ve net düşünmeye sevkeden, insanlarla keyifli vakit geçirecek sohbet ve birikime sahip birisin...."

Ve benden de son birşey; insanları düşünmeye ve üretmeye sevkeden bir üslübun var... Kanıtı ise; geriye doğru bu konuya baktığında sana yazılan cevapların ne kadar dolu, üretken, destekleyici ve geliştirici olduğunda yatıyor.

Mert.
 
''bilen ama söyleyemeyen biri olup çıktım.
1.Bildiğim halde dile getirmemem bana ne kazandırıyor?
2.Bildiklerimi ya da düşüncelerimi ifade etsem ne/neler farklı olur?
3.Bunu yapmamı ne sağlar?
4.Bunu ilk olarak nerede ve ne şekilde yapmak bana iyi hissetirir?''

1.Bildiğim halde dile getirememek bana hiçbirşey kazandırmadı açıkçası.Yani uzun vadede.Konuşmamam, sadece ailemin,akrabalarımızın,tanıdığım insanların(geniş düşünemeyen insanları kastediyorum) hanımhanımcık olduğumu düşünmelerine yol açtı ilk başta da söylediğim gibi.Ama ben 'şirin kız, uslu bebek' olmak istemiyorum ki..Tuttuğunu koparan,kendini ifade edebilen,başarılı birisi olmak istiyorum.
Hep çok güldüğüm ve birazda sinirlendiren konuşmalarından birazını paylaşmak istiyorum babamın.
'Kızım, bak, öyle bi ortama girdiğin zaman konuşacaksın, hakkını savunmak gerektiğinde yapacaksın susmayacaksın öyle...'
Peki ev ortamında nasılız??;
'Baba bi saniye açıklayayım(bu cümlelerimi kurmak benim için baya zaman aldı tabiki, önceleri ağzımı bile açamazdım onun yanında.) öyle yapmak istemedim aslında..'
'Sus bana cevap verme, beni dinle, bana cevap vermeyeceksiniz, sen kaç tane okul okusan da...dadnşfnşsldfmn fnsnflm...!!!
Sana cevap vermezsem, seninle konuşamazsam dışarda nasıl kendimi ifade edebilirim baba??Nasıl savunabilirim kendimi??

Bir de..
'Öyle davran ki dışarda, ağır ol batman gel, çok gülme konuşma, birisi sorarsa söyle,benim söylediklerimden dışarı çıkma,benim yolumdan yürü(sen nereye yürümüşsün nerdesin şimdi sorguladın mı acaba hiç? mutlu musun sordun mu da kendine senden bi tane daha oluşturmaya çalışıyorsun?) başarılı olursun, bunu giyme, onu takma .............!!!

Dayatmalar,dayatmalar..Kendi içinde çelişmeler..Benim genç olduğumu unutmalar,makine gibi soğuk ve duygusuz davranmamı beklemeler..
Tamam çok suçlamıyorum hala, ona düşman kesildiğim anlaşılmasın çünkü ben onun yetiştiği şartları,eğitim durumunu,yaşadıklarını yaşayamadıklarını biliyorum.Birçok baba da böyle biliyorum, ama belki benim kişilik yapımdan dolayı tüm bunlardan aşırı etkilendim.Takmayan,umursamayan,asi birisi olsaydım çok daha farklı olurdu belki herşey, onu ezip geçip her defasında istediğimi yapıp neticesinde güçlü bi kişi olup çıkmak, sonradan ilişkileri düzeltmekte mümkün olabilirdi ama ben bunlardan çok etkilendim işte.Ve hala tüm ilişkilerim,tüm duygularım bunların etkisi altında.Değiştirdiğim yıktığım şeyler de oldu, ama temelde hala ailede gördüğüm şeylere dayanıyor onlarda, temelsizler yani, sürekli yalpalamam da bundan.Kendi değerlerimi oluşturamamam.

Herneyse.O an konuşmamak beni tüm bunlardan koruyor işte.Çocukluğumdan beri baskın olan kişiliğimin susmasını sağlıyor,onun huzur içinde olmasını.
Ama her hakkını savunamamadan,kendini ifade edememeden,başarımı saklamadan,yapabildiğimi gösterememeden sonra içimde bi kavga çıkıyor.Artık ortaya çıkmak bastırdıklarını yaşamak,herkesin düşüncesinden bağımsız olmak isteyen kişiliğim de bağırıyor avaz avaz.
'Hı, sustun da noldu.Bak ben yine mutsuzum sen de mutsuzsun aslında.'
'Olsun,' diyor diğer taraf 'değerlerimizi korudum, yanlış birşey yapmaktan, söylemektense susmak en akıllıca olanı.Ya söylediğin şey o kişinin hoşuna gitmeseydi?Ya seni eskisi gibi sevmeseydi?Ya arkandan konuşsalardı böyle dedin diye?Güzel bişi mi şimdi bu?Çatlak sesler çıkarmana hiç gerek yok.Hem sen biliyosun bu sana yeter.İçinde bildiğini biliyosun ya daha ne istiyosun?Bildiğini gösterip hava atcaktın di mi?Şimdi bu hoş bişi mi?İnsanlar çok konuştuklarında, kendilerini anlattıklarında kızmıyor muyuz?Sen neden onlar gibi olasin ki?Sen farklısın diğerleri gibi değilsin.Öyle her aklına geleni söylemezsin çünkü bu düşünceszillik yapmana neden olabilir,insanların hakkımzda yanlış şeyler düşünmelerine neden olabilir maazallah!!Böyle birşeyi istemeyiz değil mi?İyi olmalıyız herkes bizi onaylamalı.Yoksa yalnız kalabiliriz.Yani beni dışlar söylediklerimi yapmazsan yalnız kalırsın düşünebiliyor musun!!Daha fazla yalnızlığa dayanabilir misin?İnsanların senin hakkında olumsuz düşüncelere sahip olmasına dayanabilir misin?
Hem aklına gelen soruları zaten biliyorsun, cevap ya o ya o şimdi neden sorup insanların vaktini alacaksın ki?Öğrensen ne olacak yani,gereksiz konuşmalar hep, benimle konuş bu daha derin daha güzel daha felsefik(!) gelmiyor mu sana artık?Neden başkalarına yöneliyorsun?İnsanlarla konuşmak demek,bilmediğin şeyleri, cahilliklerini,kusurlarını görmeleri demek,yapacağın bir hata heyecanlandığını ele verir ya da şimdi konuşamazsın bilsen de bilmezsin zannederler oysa senin herşeyi bilmen gerekir bilmediğini bilmeleri de mükemmeliğimize gölge düşürür...Sorma,konuşma,anlamazsan bişeyi, yine sorma sonra üstüne düşünürsün,anlayamakta güçlük çektiğini düşünmesinler,hem sen zaten çok zekisin bulursun ama böyle ortamlarda gösteremiyosun kendini!!!...Yalnız kaldığımızda herşey daha güzel olacak gör bak...'
Bu kez diğer tarafım;
'Kimsenin beni sevip sevmemesi önemli değil.Zaten beni gerçekten seven insan onunla aynı düşünüyorum, herşeyini kabul ediyorum diye sevecekse beni hiç sevmesin.Bilmek önemli değil, ben bunları paylaşabilmek,belki bunların üstüne katmak,belki insanlara küçükte olsa bişiler öğretmek,paylaşımın güzelliğini yaşamak istiyorum.Hava atmakla ne alakası var?Zaten ukala davranmayacağımı konuşmayacağımı biliyorum ki ben.Ben diğer insanlarla aynıyım.Yani benzerlikler ve farklılıklar var evet tamam ama bıçak gibi kesip ayırma beni diğer insanlardan.Bunu bir kaçış yolu, iyi bir bahane olarak kullandığını biliyorum.Ben sıradan olmak istiyorum zaten mükemmellik imkansızdır bunu sen de çok iyi biliyorsun, kim mükemmel olabilmiş ki şimdiye kadar, mükemmel olmak istiyorsak hatalarımızdan ders çıkarmak,aynı şeyleri tekrar yapmamak önemlidir.'
'Bunu söyleyen sen misin?Neden aynı şeyleri kaç kere yaptın o zaman?Neden bizi korumadın neden düşüncesizce davrandın?Oysa kontrollü olman gerekiyordu hep, her şeyi anlayabilmeliydin hata yapacağını görmeliydin, hata yaptıktan sonra içinden çıkıp yürüyebilmeliydin öyleyse bi daha da aynı şeyleri asla ve asla yapmamalıydın!!'
'Evet yaptım.Ama artık daha bilinçliyim bi daha aynı şeylerle yüzleşsem artık tavrım daha net olur.Bunu biliyorum en azından.İnsan olduğunu unutma sen de!!Hata bu insanlar için..Ben hata yapmaya geldim bu dünyaya onlardan öğrenmek için geldim.Belki yine yapıcam aynı hatayı, bu iyi öğrenemediğim anlamına gelir.Birincisinde öğrenemezsen seni bir daha sınava tabii tutuyor hayat bakıyor öğrenebildin mi?Öğrenemediysen yine aynı tutumu sergilersen bi daha bi daha..Ama bunlara ders olarak bak hata olarak değil.Çok acımasızsın, hep beni aşağılıyor küçük düşürmek istiyorsun,bir yolda olduğumuzu bi yolcunun başına da herşey gelebileceğini unutuyorsun, neden sürekli kontrol altında tutmaya çalışıyorsun beni?Neden ben gülerken içimde somurtup duruyorsun böylece de benim yaptığım herşeyin yapay olduğu duygusuna hapsolmama neden oluyorsun?Neden sevdiğim bi dostuma şefkatle sarılırken içimden üffleyip püffleyip bunların gereksiz ve saçma olduğunu söyleyip moralimi bozup beni hayattan soğutuyorsun?'
'Çünkü aslında bunlar geçici ve sahte şeyler.Ve sen de bunu görmeyip, hala saçma sapan şeyler yaşama konusunda ne kadar istikrarlısın!Hayat geçiyor farkında değilsin.Asıl yapman gereken şeyleri unutuyorsun ölümü unutuyorsun!'
'Hoppalaaaa..Şimdi nerden çıktı ölüm?Ne alakası var bu konularla?
'E konuşup duruyosun.Şimdi kendini geliştirmek iyi bi kitap yazmak istiyorsun mesela?'
'Evet bunu hep çok istedim.Şu an bunun için çok donanımsızım biliyorum ama neden olmasın?'
'Yazdın diyelim..O da yok olup gidecek?Seni kurtarabilceğini mi düşünüyosun bi kitabın?Ya da bu dünya için yaptığın herşeyin?'
'Çok karamsarsın..Herşey bu kadar da kötü değil.Yapmam gereken şeylerin bi çoğunu yapıyorum aslında.Yüce varlığı seviyorum,dürüst davranmaya çalışırım,adaletli de, ne bileyim...
'Sen de boş,gereksiz ve anlamsızsın.Sevdiğini zannediyorsun ama sevemiyorsun,hadi sorgula kendini kimi çok sevdin bugüne kadar?Zaten sevilmiyorsun daa..Daha sayayım mı??'

.
.
.
.
.
İşte böylee uzayıp uzayıp giden saçma konuşmalar.Şu an bi kesit göstermeye çalıştım.Gerçi bu kadar yazmakta istemiyodum ama alışmışım kendimi susturamadım yaa:)İşte bu ucu bucağı gelmeyen daldan dala atlayp süren iç hesaplaşmalardan korktuğum için susuyorum.Beni bundan koruyor susmak.(Tabi geçici olarak)
Gerçek anlamdaysa, dediğim gibi konuşmak isteyen tarafım iyice coşuyor, iyice kendini kaybediyor her olayda.
Ama yapabilsem biliyorum ki olumsuz deneyimlerin yerini olumlular alacak, ve ben geçmişe dönüp baktığımda şu günde yapamamıştım diye değil de bak geçen de yapmıştım diyebileceğim ve bunun verdiği güvenle yukarıda yazdığım tarz konuşmalara başlamadan kalkıp herşeyi halledip oturmuş, mutlu hissediyor olacağım:)

Hayatı yaşamak çok daha kolay ve eğlenceli olurdu heralde istediklerimi yapabilsem.Çünkü bu dediklerim öyle sadece sınıf ortamında ya da benzer yerlerde değil, basit durumlarda bile gerçekleşiyor.Yani mesela minibüsteyim, arkaya oturmuşum, sonra gelip yanıma iki,üç kişi oturmuş.Beni alıyor bi stres.'Üff' diyorum 'niye buraya oturdun ki şimdi?'Ya sen onlardan önce ineceksen?Ya şimdi sen inmek için kalktığın zaman insanları rahatsız edersen?Ya burdan geçmek, minibüsten inmek zaman alırsa, burdan geçerken ayağın takılırsa iki saatte inemezsen şoför;
'Hadi kardeşim napıyosun?' derse, insanlar 'öfff'lemeye başlarsa, ya birinin acelesi var da benim yüzümden geç kalırsa...'
Bu kadar düşündükten, kurduktan sonra o minibüsten nasıl iniyorum tahmin edebilirsiniz:)Görüldüğü gibi çok normal olan birşey benim için bi eziyete dönüşebiliyor.Dolayısıyla kendimi ezik,buruk,konuşmaya söz söylemeye hakkı olmayan birisi gibi,kendi iyiliğim için bile olsa ve en gerektiği yerlerde bile susarken,başkalarının rahatlığı için kendim rahatsızlık duyarken buluyorum.

Ve bu durum birçok şey için aynı.
Böyle yaşamakta keyif vermiyor ki insana!

2.Bildiklerimi ve düşüncelerimi ifade etsemm nolurrr?İlk önce ailemden tepki alırım.Yani bi çok konuda ayrı düşünüyoruz da..İlk önce ordan başlamak istedim.Tavır olarakta istediğim gibi davransam(istediğim gibi davranmak saygısızlık etmek değil burda),doğru bildiklerimi paylaşsam 'Sen ne diyorsun, sen ne bilirsin...?' gibi bi tavır ardından gelen öfke ve belki de ailede şu an sahip olduğum saygınlığı kaybederim.Babamla ilişkilerimiz bozulur filan filan..Dışardaysa yine aynı şekilde bilmediklerim ortaya çıkar,yanlış davranırım korkusu olduğuna göre beni, heralde yalnız kalmaktan mı korkuyorum nedir bilmiyorum ki rezil olmaktan?Bu konuda soru işareti bırakıyorum üstüne daha çok düşünmeliyim.Tam bi yargıya varamadım şu an.

3.Bunu yapmamı sadece kendim sağlayabilirim.Kendimi daha çok donanımlı hale getirmeli, hata fikrini de bi yana atıp hemen başlamalıyım işte.Baskın kişiliğim şu kontrol olayını abartmamalı, kendini çok sıkıp herşeyden korkmamalı ki rahat hissedeyim ,adımlar atarken rahat, huzurlu olabileyim.Bunun için de iç seslerimi kontrol edebilmeyi öğrenmeliyim.Bu da geçmişi serbest bırakmaktan geçiyor sanırım.Ana odaklanabilmeyi öğrenmeliyim.Sonuçları olayı yaşadıktan sonra düşünmeyi öğrenmeliiyim.Yani kafam rahat olmalı.Sorgulamalar bitmeli.

4.Benim bu dakikadan itibaren özgür hissedebilmem,isteklerimi, duygularımı bu dakkadan itibaren paylaşabilmem, konuşmak istediğimde çekinmeden düşünmeden(düşünüp düşünüpte vazgeçmeden hemen önce) konuşmaya başlamam lazım.Hemen bu dakkada.Çünkü hep yarın dedim 'Bugün sus kızım bak, şimdi zaten başın ağrıyo (vs.) yarın çok farklı biri olcaksın,çatır çatır herşey, seni kim tutabilir oooo filan..(yalan söylüyorum) ) Böyle her yarına atmamda bildim ki o yarın hiç gelmeyecek olan yarın aslında.O yüzden 'Yarın değil şimdi yapıcam!' diyebilmeliyim kendime.Hemen ilk karşılaştığım basit ya da zor ortamda kendimi gerçekleştirebilmek ve bunu her zaman yapabileceğimi bilmek beni bu konuda en iyi hissettirecek şey.


Şimdilik bu kadar.Yapmam gerekenler netleşiyor yazdıkça hakikaten..
 
Üşenmeden oturup bunları yazdığım,açıkça anlattığım ve kaçmaya çalışmadığım için kendime bir de teşekkür ettim:) İyi oldu bu yazı uzun oldu ama, kendimi daha iyi tanıyorum gibi yazdıkça ve de rahatlatıyor insanı.
Mert Abi, bu tebessüm ve mutluluk baya bulaşıcı galiba:) Ama eminim ki içten olduğu için böyle.Ben böyle ağzım kulaklarımda gezerim uzun süre:) Çünkü ilk yazdıklarınızın üstüne bunlar da gelince ben de bi doping etkisi yarattı ama kısa süreli bi etki olmayacak bunu biliyorum..Yüreğimde yerini aldı sözleriniz..Yürekten teşekkürler..Başka ne diyeyim bilmiyorum gerçekten..
Bu güzel 'Telkin Kardeşliği' içinde korkularımı yenip, söylediğiniz herşeyi gerçekleştirebilme gücünü bulabilicem inşallah kendimde.
Yaşasın Telkin Kardeşliğii!!:)




Bu arada günlüğüme yazarken bi yandan da redflowerscığım bana yine değerli bilgiler verdi saolsun.Dişetlerimdeki kanamanın ve diğer sağlık problemlerimin sebeplerinin hep bu geçmişi unutamamamla,çevremdeki insanlardan korkmamla vs. ilgisinin olduğunu öğrendim.Bana bunların yazdığı kitabın adını söyledi en kısa zamanda alıp okuyacağım inşallah.Ayrıca içinde tüm bu rahatsızlıklar için yapılacak olumlamalarda yazıyormuş, yani hem hastalıklarımız neden kaynaklanıyormuş neymiş ne değilmiş öğrenicez hem de onlardan arınmak için özenle hazırlanmış olumlamalara konucaz.Süper:)
Mide ağrıları içinse mesela yediğimiz herşey için şükretmemiz 'senın tüm enzimlerinden, vitaminlerinden faydalanacağım için sana teşekkür ederim, sana şükürler olsun' gibi ya da 'enfes tadınla karnımı doyuracağım için çok şanslıyım.' gibi şeyler söylemek gerekiyomuş, yediklerimize de değer vermemiz gerekiyomuş, yani sırf yemiş olmak için yemek kötü anladığım kadarıyla.Bunu da özenle,sevecenlikle yapıcaz artık.Yediğimiz şeylere de sevgi, şükran besliycez ki midemizde huzursuzluk çıkarmasınlar:)




Görüşmek üzeree:)
 
Üşenmeden oturup bunları yazdığım,açıkça anlattığım ve kaçmaya çalışmadığım için kendime bir de teşekkür ettim:) İyi oldu bu yazı uzun oldu ama, kendimi daha iyi tanıyorum gibi yazdıkça ve de rahatlatıyor insanı.
Mert Abi, bu tebessüm ve mutluluk baya bulaşıcı galiba:) Ama eminim ki içten olduğu için böyle.Ben böyle ağzım kulaklarımda gezerim uzun süre:) Çünkü ilk yazdıklarınızın üstüne bunlar da gelince ben de bi doping etkisi yarattı ama kısa süreli bi etki olmayacak bunu biliyorum..Yüreğimde yerini aldı sözleriniz..Yürekten teşekkürler..Başka ne diyeyim bilmiyorum gerçekten..
Bu güzel 'Telkin Kardeşliği' içinde korkularımı yenip, söylediğiniz herşeyi gerçekleştirebilme gücünü bulabilicem inşallah kendimde.
Yaşasın Telkin Kardeşliğii!!:)

Bu arada günlüğüme yazarken bi yandan da redflowerscığım bana yine değerli bilgiler verdi saolsun.Dişetlerimdeki kanamanın ve diğer sağlık problemlerimin sebeplerinin hep bu geçmişi unutamamamla,çevremdeki insanlardan korkmamla vs. ilgisinin olduğunu öğrendim.Bana bunların yazdığı kitabın adını söyledi en kısa zamanda alıp okuyacağım inşallah.Ayrıca içinde tüm bu rahatsızlıklar için yapılacak olumlamalarda yazıyormuş, yani hem hastalıklarımız neden kaynaklanıyormuş neymiş ne değilmiş öğrenicez hem de onlardan arınmak için özenle hazırlanmış olumlamalara konucaz.Süper:)
Mide ağrıları içinse mesela yediğimiz herşey için şükretmemiz 'senın tüm enzimlerinden, vitaminlerinden faydalanacağım için sana teşekkür ederim, sana şükürler olsun' gibi ya da 'enfes tadınla karnımı doyuracağım için çok şanslıyım.' gibi şeyler söylemek gerekiyomuş, yediklerimize de değer vermemiz gerekiyomuş, yani sırf yemiş olmak için yemek kötü anladığım kadarıyla.Bunu da özenle,sevecenlikle yapıcaz artık.Yediğimiz şeylere de sevgi, şükran besliycez ki midemizde huzursuzluk çıkarmasınlar:)

Görüşmek üzeree:)

Sabah ilk gördüğümden itibaren bir kaç defadır okuyorum çıkarımlarını ve içinden gelerek kalbinden dökülen satırları. Gerçekten hakkını vererek ve duygu düşünce bütünlüğü içinde yazılmış satırlar bunlar...

Ve sende dönüp okudukça daha birçok ipucu bulacaksın kendine dair eminim. Daha bu aşamada bu kadar çok tespit ve sonuca ulaşmak, kızgınlıklardan özgürleşmeye başlamak, kendinin ve ne istediğinin farkına varmak bence çok iyi ilerleme...

Bizlerin sende gördüğü inanç ve potansiyeli kendinde özellikle gözlerinde görmeye başladığında seni kimse tutamayacak eminim:)

Bu bahsettiğin doping etkisinden çok bir farkına varış ve özgürleşme gerçekte, o nedenle sen aksini istemedikçe sendeki etkisi geçmeyecektir, iş ki sen bu farkettiklerini senin doğrularına - senin ama başkalarının değil - göre eylemlere bağlamaya başla...

Küçük küçükte olsa eylemler belirlemeye başla kendine, burada uygun olanları ne zaman yapacağınla birlikte bizlerlede paylaş, ve bizde gerçekleştirdiklerinin sevincini paylaşabilelim seninle :)

Diğer çalışmalarınıda buradan paylaştıkça ben sana yeni soru ve çalışmalarla destek vermeye devam edebilirim dilersen.

Belkide sen şu ana kadar bazı planlar yaptın bile, mutluluğun ve yaşama sevincin daim olsun kardeşim, dostum.

Sevgiler Mert
 
merhabalar..

uzun bir süredir günlüklerinizi okuyamıyordum.. ben de ki sıralamada senin günlüğün en üstteydi..
şöyle geriye dönük 2-3 sayfayı okudum..
senin kendini tanıman arkadaşlarının müthiş destekleri.. mertonun harika yaşamkoçluğu ile aldığın destek..

derken mertonun verdiği sorulara senin yanıt bölümüne takıldım.. sevincli

yazdıklarını dün okudum ama sevgili mert in yanıt vermesini bekledim.. araya girmemek için..

merto sana o soruları sorarken bilinçaltına ve seni engelleyen inanç sistemlerine doğru yolculuk yaptırmak istedi ( hatam varsa affola mertocum ) sorulara anında yanıt vermen ( ki daha sonra düşünerek zaman zaman farklı konularda da kullanacağın harika bir soru paketi ) bu yolculukta kendi içine doğru atacağın en büyük adım..

bu konuda da mükemmelliyetçi yapın olaya el attı vee soruları tek tek özenle cevapladın.. ark5

mükemmeliyetçilik tembelliğin farklı şekilde ifade edilişidir..
mükemmelliyetçi kişi önce ailesinin sonra çevresinin (eşi .. arkadaşı.. patronu v.b ) isteklerine göre hareket eden kişidir..

aile çocuğuna yüksek bir ihtimalle şunu dikte etmiştir..
ben sana bu konuda güveniyorum.. benim çocuğum bunu en doğru şekilde yapar.. .

bunun alt mesajı ve algılanış şekli : benim ne istediğimi biliyorsun bunu ona göre yapacaksın.. benim çocuğum benim doğrularımı bilir ve ona göre uygular..

ve kişi önce anne babasına göre ardından çevresine göre hareket etmeye başlar.. ortaya çıkardığı işler ayakta alkışlanacak olsada kendisi memnun değildir.. çünkü kendisinin istediği şeyler değildir.. annesinin istediği .. babasının istediği.. patronunun.. arkadaşının istediğini en mükemmel şekilde yapmıştır..

işte bunun için mutlu değildir.. bunun için yaptığı iş onu çok yormuştur..
bir daha yorulmamak için bundan sonra üzerine aldığı her sorumlukta daha fazla ezilmiştir..
mükemmel olması için gereksiz detaylarla o kadar çok uğraşmıştır ki genel olarak vaktini ıvır zıvırla harcayıp zamanı boşa kullanıp ertelemeye alışkanlığı kazanmıştır..

artık mükemmellik eşittir tembellik olmuştur.. erteleme olmuştur..
hayatı kaçırdığı hissi.. daha iyisini yapamama korkusu rüyalarını ile işgal etmeye başlamıştır...

zaten mükemmeliyetçiliğin alt fikri de budur.. asıl meseleden uzaklaşılır... detaylarla boğuşulur.. en sonunda suçalamalar başlar..
suçlamalar ilk olarak kendine dönüktür.. kendinle baş edemeyince bide dönüp şöyle yakın çevredekiler elden geçirildimi değme hayatın kötülüğüne.. sevincli

ne bedbaht bir hayat.. vah zavallı ben.. hep onun suçu.. bunu bana o yaptı.. haklıyım ben.. bakın haklı olduğum için böyle uzun uzun yazıyorum ki siz de bana hak verin.. suçlu babam ve annem.. tamamen onların hatası.. ben aslında çok özelim ama onlar beni hem sözel hem de genel yaptılar.. ark5

yaşamının sorumluluğunu almak zorundasın...
eğer başkalarını suçlayarak değişebileceğine inanırsan en büyük yanılgını yaşarsın bu hayatta..

bir durumun üzerindeki sorumluluğunu kabul etmezsen o durumu değiştirecek gücü bılamazsın..

yaşadığımız olaylar evet vardır.. olaylar basit ve sadedir.. ego onlara yorum getirir.. örneğin baban sana sadece sus bena cevap verme demiştir.. ama sen bu noktadan başlayıp konuyu felsefik olarak kendi kendine konuşma noktasına kadar taşımışsındır..
http://www.hayatimdegisti.com/forum...-yadsima-yansima-aynalama-yansima-yasasi.html
bu linkteki hikaye demek istediğimi biraz daha detaylandıracak tatlım..

madem kendine bu kadar felsefik yaklaştın.. o zaman biraz daha yaklaş kendine ve kendinle tanışmaktan korkma..
hepimiz içimizde 4 temel arketipi barındırırız.. bunun alt gruplarıda vardır ama şimdilik bize bizi anlatan 4 tanesi yeter..
kurban
sabotajcı
fahişe ve
çocuk..
bunlar hepimizde var olanlardır.. hepsinin etkisine dönem dönem girsekte genel olarak bir tanesi ağır basar.. sen de şu an kurban ağır basıyor gibi ancak aşağıdaki linkte vereceğim yazıyı bir okuyarak kendin incele tatlım..
http://www.hayatimdegisti.com/forum...5-arketipler-nedir-neye-yarar.html#post312910

kurban kişi kendini kurban edecek olayları yaşar durur.. eğer kurbansan katilin de olmalı.. etrafını suçlarken katillerle doldurursın ve bir gün sen de katil olursun.. kendi yaşamının katili..

seninle çok sık yazışıp konuşmadık evet ama keşke kendini benim gözlerimden görebilsen.. ne kadar mükemmelsin.. ne kadar başarılısın.. kendini öylesine güzel tamamlamış.. öylesine sevgi dolusun ki.. ama bunları görmek yerine dünyanı en yaşanmayacak yer.. yaşamını en bedbaht yaşama dönüştürmek için uğraşıyorsun ki şu ana kadar da gayet başarılısın.. bizler sana inanmıyoruz gördüğün gibi.. burada yazan seni destekleyen tüm arkadaşların seni senin bize anlattığın gibi değil seni olduğun gibi görüyorlar.. ne kadar güçlü başarılı harikulade olduğunu görüyorlar.. bizler aslında seniz.. seni sana anlatmaya hatırlatmaya çalışan sen.. senin ruhun o kadar büyükkü bizim ruhlarımızla bir olup sana seni tekrar hatırlatmaya gücünün farkına vardırmaya çalışıyor..

hepimiz mükemmeliz.. sen de mükemmelsin.. hepimizin 20 tane parmak izinden gözlerimizde ki irislere.. dna mıza kadar farklı güzellikteki farklı mükemmellikleriz.. mükememmel olması için çalışmana gerek yok ki zaten öylesin..

gökyüzünden düşen kartaneleri gibi .. bir kumsalda olan kum taneleri gibi hepimiz kendimize özgü mükememlikteyiz.. çünkü hepimiz mükemmel olan yaratıcı enerjinin yeryüzünde ki yansımalarıyız..

sık sık kendine ; kendimi olduğum gibi seviyor ve kabul ediyorum.. her yeni günde yaşam bana daha çok sevgi saygı ve mutluluk getiriyor ben de sevgiyle huzurla kabul ediyorum de..

canım benim yazılı ifade karşılıklı konuşmanın yerini tutmuyor.. sana karşı duyduğum hayranlığı ve sevgiyi ne ölçüde yazımda yansıtabildim bilemiyorum ancak özellikle altını çizmek istediğim konu kendinin ve yapabileceklerinin farkında ol.. olumsuz şeyler aklına değişim dönüşüm sürecinde elbet gelecektir.. onları yok say demiyorum ama onlar aklına geldiğinde eğilme daha dik dur.. yorum getirmek aklına gelen düşüncelerinin esiri olmak yerine onlara evet bu böyleydi ama ben eski inançlarımdan sevgiyle özgürleşmeyi seçtim.. şimdi yaşamım yeni güzelliklerle doluyor.. yaşadığım her an bunun ispatıdır de..

seni sevgiyle kucaklıyorum..
yaşamının kolaylıklarla güzelliklerle dolması dileklerimle..
211413eb8ow1.gif




 
Allahım böyle güzel varlıkları hayatıma kattığın için şükürler olsun.
Başta Phantom olmak üzere bu sayfalarda olan herkez; iyi ki varsınız.

Teşekkürler.
 
mrb arkadaşımm,ben yenii üye oldumm sayılır ancak 3.5 aya yakın süredir dinlemekteyim telkinleri.bu süre zarfında çok mutlu olduğum günler oldu ama bazende bugünkü gibi mutsuz olduğum anlarda oldu.Ancak biliyorum bunlar dalgalanma süreci.12389bazenn insann o kadar mutsuzz oluyokii hiçbişey yapmak istemiyoo.bunun sebebi de ne biliyomusunn çevremizdeki negatif insanlar.ben artıkk kendi kendime karar aldımm o tarz insanları çevremden teker teker uzaklaştırıcam.bizleri olumsuz sözlerle yıpratmak istiyorlar,buna izin vermemeliyiz.Eve geldiğimde sinirlerimm o kadar bozuktu ki ağlamak geliyordu.sonra bu siteye girdim ve senin yzadıklarını baştan sona okudum.Bazenn o kadar mutlu o kadar kendine güvenliydin ki ama sonradan galiba etrafındakilerin yıpratmaları sonucu tekrar moral bozukluğuna uğradın.İzin verme buna gerekk yokkk,hayatta yapmak istediklerini düşün ve ona göre bir plan yapp.seni seven insanlarıı düşün ve onlarla birlikte ol.sana değer vermeyeni salla gitsin.Telkinleri dinlemeye son sürat devam et cnm bu siteyii ve bu sitedekileri çok seviyorumm.iyiki tanışmışım bu siteyles456
 
Hepinizde ayrı ayrı harikasınız, süpersiniz, okurken sanki uygulamalı bir eğitimde hissettim kendimi, Shamanic, Phantomm ve Merto teşekkürler.
 
Allahımm ben de nereden başlayayım bilemiyorum:) Mert Abi saol sen de iyi ki varsın..
Ve sevgili shamanic..Bi kaç kere okudum yazdıklarını.Gerçekten kendimi buldum bu yazılarda.Yansıtma yasasını bu sene,geçen aylarda keşfetmiştim.Hayatımda sürekli irdelediğim bi konuda karar vermem gerekiyordu (ve hala da öyle bi karara varamadım) düşünüp dururken, kendi kendime yazılar yazarken, bak demiştim sen bu konuda ilerleme kaydememiştin,içindekini yenemediğin için yine benzer bir tavırla karşılaştın.Ve tavıra bak, aynı kendine davrandığın gibi.Sen kendini bile horlayıp aşağılamaya çalışmıyo musun sürekli?Kendini seviyor musun?Sevmiyorsun.Demek ki bu olaydaki kişi senin öğretmenin, sana herşeyden önce kendini sevmeyi öğretmeye çalışıyor, bilinçsiz şekilde belki de, hayat onu kendini geliştirmen değiştirmen için yollamış.Bu olayı bırak şimdi, kendini sevmeye başladığında herşey düzelecek...Bilinçsiz olarak böle düşünmüştüm ve bu forumdan bi kaç arkadaşta benzer şekilde düşüncelerimi onaylar biçimde konuşmuştu haberleri olmadan.Şimdi daha detaylı ve sağlıklı bilgiler edindim sayende.Güçlü olan olumsuz duygularım hayatımı yönetiyor.
Bu arketipler de bayağı tanıdık geldi:) Ama negatif arketipler, ben bunların etkilerini gördüm kendimde.Ve birçoğunun.Bağımlı çocuk,yetim çocuk,kurban,sabotajcı...Okurken 'Evet diyorum işte ben böyleyim.'
Mükemmeliyet hakkındaki görüşleriniz gerçekten çok doğru.Herşeyi herkese göre doğru yapabilmek için verdiğim çaba beni çabuk yordu:(Ve ben de boşlamaya verdim herşeyi.'Aman yaparım,daha zaman var,şimdi canım istemiyor..'Böyle böyle, ertemele bi yaşam tarzı haline dönüştü.Hep detaylarlara takılırım,insanlar asıl meselelere geçmişken ben hala başlama aşamasında olurum.Sonra tabi sıkılmak asıl meseleye odaklanmadan vazgeçmek..Ve bitirsen de memnuniyet hissedememek..
Ailemi suçlamak bunu bir kaçış yolu olarak görmek istemiyorum.Ama buna kaçmak için yıllarca sarılmıştım.Haklı ve ya haksızım bilmiyorum bu çok önemli değil.Ama bu düşünceden kurtulmaya çok çalıştım, doktora gittim konuştuk konuştuk...Bana onların yetiştiği şartlarla beraber düşünmemi,eğitim durumlarını kişilik özelliklerini vs. düşünerek yargılamamı söyledi.Diğer yazımda da belittim zaten bunu.Babanemi düşündüm babamı nasıl yetiştirmiştir?Bana sevgisini gösterememesini doğal karşılamaya çalıştım böylece.Ama kendisi de bu eksikliğin farkındaydı gözlemlediğim kadarıyla..Herneyse..Demek istediğim bunu suçlamaların ardı arkasının gelmeyeceğinin ve ne kadar suçlarsam suçlayayım, hatta bunu ebeveynlerim kabul edip benden özür dileseler vs. vs. benim sorunuma çözüm olmayacak.Sorunun ben de olduğunu biliyorum!Ve buna bana çok ağır bi yük yüklüyor:(Kendimi yönetmeye,kararlar almaya korkuyorum sanki.Ama artık bunları yenmeliyim,yeniyorum.Kendimle yüzleşmek,kendimle ailemle barışmak,hayatımdaki diğer insanlarla barışmak, kendimle ve çevremdekilerle sağlıklı ilişkiler kurabilmek istiyorum artık,abartmadan normal ölçülerde, kırmadan kırılmadan..
Mert Abinin yazdığı soruları kendime sordum.Sonra hemen hepsine genel bi cevap yazmayayım düşünür düşünür yazarım dedim ama yine mi kendimden kaçtım acabaa?:S O yazdıklarımı onun yazısını okuduktan hemen sonra yazmıştım.Diğerlerini de defterime cevapladım geçircem ama sorulara gerçekten kendi düşüncelerimle mi cevap veriyorum bilmiyorum:(Zaten bu konu beni her zaman rahatsız etmiştir.Yazarken de hissettmiştim hem.Yani bunları gerçekten değişmek isteyen tarafın mı söylüyor yazıyorsun yoksa değişmek istemeyen tarafın yine kaçmak için mi söylüyor diye düşünüyordum aralarda.Bu konuda gerçek hayatta da çok çelişkiye düşüyorum.Mesela birisi bir soru soruyor ya da gündelik bi problemle karşılaşıyorum diyelim.Hep aklıma iki cevap geliyor.Hangisinin doğru olduğunu düşünüp duruyorum.Sonunda ya hiç konuşmuyorum ya da söylediğim şeyden pişman olup 'Aslında ben gerçekten öyle düşünmüyorum niye onu söyledim ki?' diye yakınıyorum.Ya da bi tepki koymam gerektiğinde,iki kişi kavga ederken hangisinin tarafında olacağımı karar verirken.. (Diğer soruların hepsine topluca bi yanıt yazıcam hem de direk, ilk aklıma gelenleri.)
Bir de takıldığım başka bi nokta var.'Özel' olmak 'özel olabilmek'.Herkste bu duygu var mıdır?Ben de bu fazlasıyla var maalesef utanarak söylüyorum:( Evet ben bundan hep utandım.Bi yandan içten içe bu duyguyu hissedip bana bunu yaşatan olay ve kişilere yakınlık duyarken, diğer taraftan bu duygumdan utanıp onu hor görüp ezmeye çalışıyorum.Göz önünde olmak,herşeyi yapabilip beğeni toplamak,herkesin sevgilisi olabilmek istiyor bi yanım hep:( Buna da engel olamıyorum maalesef.Kıskançlıklar geçiriyorum ama bu belli olacak diye ödüm kopuyor!Çünkü böyle olmak istemiyorum.Herkesin iyi yönlerini yürekten alkışlayabilmek,arkadaşlarımın başarılarında onları yürekten kucaklayabilmek mutluluklarını gerçek anlamda paylaşmak istiyorum!!Bunun için, tuhaf gelebilir ama en çok sevincimi gerçek anlamda paylaşabilen arkadaşlarımı severim.Birgün güzel olduğumda içten bişekilde bunu ifade edebilen arkadaşlarım özeldir benim için..Yani kötü gün dostları aramamışımdır pek çok zaman, çünkü kötü zamanlarda üzüntünüzü gerçekten paylaşan ya da paylaşmayan birileri elbette geliyor yanınıza belki meraktan belki başka nedenlerden..O an zaten hep sizi kimsenin anlamadığını düşünürsünüz, karşınızdaki dünyanın en melek kalpli insanı bile olsa sizi olumlu düşünmeye itse o anki acıyla 'aman sen ne anlarsın! derdi çeken benim..' dersiniz büyük ihtimal.Olumlu düşünmeyi bilen bi insansanız da zaten kendiniz halledebilirsiniz, herşeyin üstesinden gelebilirsiniz kendi başınıza.Böyle işte.O yüzden artık 'ben sıradan ama mutlu bir insanım' diye telkin veriyorum kendime bilmem doğru mu yapıyorum.'Özel' bir insan olduğunuzu düşündüğünüzde taşıdığınız yük çok ağır oluyor çünkü.Kendinizi kraliçe zannederken, çevrenizdekilerin başınızdaki koskaca altın tacı görememeleri!,masanın baş köşesine sizden önce birilerinin oturup siz gittiğinizde bırakın kalkıp size selam durmasını yerinizi size devretmemeyi aklından bile geçirmemesi,siz ve sizinle alakalı şeyler dururken bir cariyenin(!) hayatının,yaptıklarının,güzelliğinin vs. dikkat çekmesi oldukça keder,gam yüklüyor insana..:) Şu kimsenin görmediği tacımdan tahtımdan kurtulmak istiyorum artık:)
Sevgili shamanic, emeğin için teşekkür ederim.Belki yazıma yansıtamasam da gerçekten çok bilgi verici,dünya görüşümü geliştirici bilgiler edindim sayende.İyice içselleştirmek ve kafamda oturtmak için bir kaç kez daha okuycam.
Ve verdiğin olumlamaları ayna egzersizi yaparken kullanıcam.Eminim ki çok faydalı olucak.Çok teşekkür ederim.


Sevgiler, saygılar..
 
Hoşgeldin Karamiyo,
Önceki akşam oturup uzun uzun cevap yazmıştım mesajına.Ama sayfa zaman aşımına uğradı sanırım ve tüm yazdıklarım gitti:(Ben de vardır bunda bir hayır diyerek bıraktım ertesi güne.Ertesi gün de benim açımdan biraz fırtınalı olduğu için yine yazamadım.Şimdi yazıyorum işte.
İnsanlar konusunda haklısın.Ama onların seni etkileyebilmesi için senin izin vermen gerekiyor.Yani içindeki duvarlar sağlamsa hiç bi etken giremiyor değilse hemen yıkılıyorsun.Biz bu telkinlerle,yaptığımız çalışmalarla güçleniyoruz dış etkenlere karşı korumaya alıyoruz kendimizi bi anlamda.Güçlenme aşamasında negatif elektrik yayan olumsuz insanlardan uzak durmak,yapılan çalışmalardan söz etmemek en iyisi.Ben birçok kişiye telkinlerin telkin olduğunu bile söylemiyorum.Rahatlatıcı müzik diyorum mesela.Çünkü kim ne derse desin bilinçaltım etkileniyor farkındayım o yüzden riske etmek istemiyorum, en iyi arkadaşlarım bile bilmiyor naptığımı.Hazır olduğumda anlatırım:)
Bu arada mesajın sanki düşünmekte olduğum bi konu üzerinde cevap gibi geldi, yapmayı istediğim şeyi destekleyen cümleler yazmışsın sen de, beni düşünen dostlarımın tavsiyelerine paralel şeyler..Ben de yapmam gerekeni yaptım, sonucunu zaman gösterecek..
Çalışmalara telkinlere devam.Şu an biraz güçsüzüm yine aldığım karar etkisile ama herşey yoluna girecek..
Görüşmek üzere..


Sevgiler saygılar..
 
Hepinizde ayrı ayrı harikasınız, süpersiniz, okurken sanki uygulamalı bir eğitimde hissettim kendimi, Shamanic, Phantomm ve Merto teşekkürler.


Sen de günlüğüme hoşgeldin 01Nisan,


Sen de süpersin sağol..Sana da faydamız olduysa ne mutlu bize..:)
 
Karşılaşacağım tepkilerle ve korkularımla ilgili varsayımlarım nelerdir?


--Az olan güvenimin daha çok azalmasına neden olabilirler.İlişkilerim daha çok bozulabilir.Yine ben uğraşmak zorunda kalabilirm.Haklı da olsam karşımdakilerin pek umurunda olmuyor çünkü.Ya da adım atmıyorlar yine herşeyi düzeltmek bana kalıyor.Kendimle de savaşmak durumunda kalıyorum öyle dönemlerde.Sadece olumsuz eleştiri bile yapsalar bununla başa çıkamıyorum.




Bana kızdıklarında ya da alay edildiğinde şu anki benin tepkileri nasıl olacaktır?


--İçine kapanma,kendini sorgulama,başarısızlık duygusu,kendine kızma,çevreden ve kendinden uzaklaşma.





Saklanmak beni neden/nelerden koruyor?


--Geçici olarak huzursuzluklardan koruyor,beceremediğim kendimi savunamadığım ifade edemediğimden tartışmalardan,insanlarla uğraşmaktan...




Babam ya da öğretmenim yani otorite bana ne ifade ediyor?


---Korku,azarlanacağım geri çevirileceğim,kabul görmeyeceğim,üzüleceğim endişesi..


Otoritenin onayı beni nasıl ya da nelerden koruyor?


--Kabul görmeme riskim azalıyor,birinin arkamda olması beni tam olarak bi sorumluluktan kurtarıyor,başarısız olursam ya da hata yaparsam yalnız olmam beni destekleyecek birisi olur.



Ortalarda olur ve kendimi özgürce ifade edersem ne olur?


--Bi hata yapsam yanlış bişi söylesem geri alma şansım yok,zaten her ne kadar göz önünde olmak istesem de bunu yapacak kadar cesaretim ve enerjim olmuyor her zaman.

harekete geçmek istediğimde bi korku,bi heyecan,gerilim,yorgunluk çöküyor üstüme..
Harekete geçtiğimde nelerle karşılaşıyorum?


--Geçmişte yaşanan başarısızlıklar,kazanılmış güvensizlikler ortaya çıkıveriyor,kalp çarpıntısı,başaramayacağım korkusu,bırakıp kaçma isteği,erteleme isteği,kendini aşağılama...


Çok basit bile olsa harekete geçmek isteyeceğim ilk somut konular neler olabilir?


--Günlük konuşmlardan başlayabilirm mesela.Çok tanımadığım insanlarla kendi başlattığım,benim istediğim tarafa giden bir muhabbet,sonrasında bir kalabalık önünde kendimi güçlü yeterli ve başarılı hissetmek ve bunları sürekli yapabileceğimi bilmek beni oldukça ileri taşırdı bu konuda...



Harekete geçmek üzere iken hissettiğim bu duyguları hedeflerime ulaşmada nasıl yakıt olarak kullanabilirim?
Dünyaca ünlü starlar dahi sahneye çıkarken duydukları heyecan ve korku sayesinde performanslarıı katladıklarını düşünüyorlar.


--Heyecanın belli bir miktarı her zaman gereklidir.Bu insanı tetikler,yapılan işe güzellik kazandırır, heyecansız yapılan şey tatsız tutsuz olur.Ben sadece ''walla çok heyecanlıyım yine,hata yapabilrim hoş görün'' derim bazen.Gülerler:) Ama korkunun,heyecanın sesime kattığı titreme,yüz kızarması heralde performansımı katlamıyordur:) Gerçekten bunu nasıl yapabilirm?Düşünüyorum ama aklıma birşey gelmiyor.Heyecan bir şeyi birçok defa da yapmış olsam yeni yapıyormuşum gibi hissetmemi sağladığı için sıkılmamı önlüyor,olaylar monotonlaşmıyor ama performansımı nasıl katlayabilirim bu konuda fikrim yok.



çareyi kaçmakta buluyorum..hep yaptığım gibi..hata yapsam kızıcaklar..hata yapsam alay ederler..mükemmel olmalıyım,herşeyi başarabilmeliyim,aileme layık olmalıyım,babamı kızdırmamalıyım annemi üzmemeliyim,herşeyi bilmeliyim,sevilmeliyim,onaylanmalıyım..
Kaçarak kendimi nasıl ve nelerden koruyorum?



--Sanki kötü şeyler yaşamaktansa hiçbirşey yaşamasam daha iyi modunda yaşıyorum.Böylece hirbirşeye,hiçkimseye bulaşmadan,kendi halimde yaşayıp kendimi de bi manada insanlardan,tartışmalardan,yeni hatalardan,başarısızlıklardan koruyormuşum gibi hissediyorum.



Kaçmak yerine başka bir şeyi tercih etsem nasıl hissederim?


--Kaçmak yerine durup yüzleşmek,kendime ve insanlara bir şans tanımak,hata yapacaksam da yapmak ama bunlar için kendimi suçlamamak dersler çıkarmak.Bunları tercih etsem başardığımda iyi hissederim tabii ki ama başaramazsam yine yıkıntı olur benim için.Çünkü diğerleri için küçük başarılar benim için zafer, diğerleri için başarısızlık benim için yıkıntı olabiliyor.
Mükemmel olan 10 kişi kimlerdir? ( Dünya üzerinden mükemmel 10 kişiyi yaz :)


-O kadar kişi sayamam heralde:) Benim için olmuş olacak en başarılı insan Atatürktür.Ama onun bile bazı güçsüzlükleri varmış..Yani o da mükemmel değil..Çünkü o da bir insan.Evliliğinde çok mutlu olamamış bildiğim kadarıyla.Yani kimsenin hayatında herşey dört dörtlük olamıyor.Akademik başarısını,çalışma azmini çok takdir ettiğim bir hocam vardı.Gerçekten takdire şayan bir insandı.Ama onun da duygusal dünyasında eksiklikler olduğunu hissediyordum.Bu davranışlarına da yansıyordu.Yani herşeyin dörtlük olması zor.Hem de arkadaş çevresinde hep yalnızlık duymuş bu aralar okuduğum bi kitapta öğrenme şansım oldu.Ama yaptığı işler bakımından mükemmeldir benim için.Sonra, işini iyi yapan insanlar benim için mükemmel diyebileceğim insanlar kategorisindedir.İyi anneler,herşeye yetişebilen insanlar..Mükemmel olmasalar da mükemmele yakın insanlardır benim için.Sanırım burda şöyle bir yargıya varabilirim.Neysen onun en iyisi olmaya çalışmak mükemmelliğe ulaştırmasa da ona yakınlaştırabilir.Yapacağım şey bu olmalı:)



İyi yaptığım şeyler nelerdir?



--Bilmiyorum.Şu an iyi yaptığım birşeyi düşünemiyorum gerçekten.



İyi olmasa da bana yeten şeyler nelerdir?


--Bana yeten birşey yok.Çünkü iyi yaptığımı düşündüğüm şeyleri saklayarak,başarısız olduğumu düşünerek kimseye göstermeyerek,ya da içten içe hiç bi zaman onda iyi olamayacağımı düşünerek tutkumu öldürmek suretiyle zaman ayırmaktan kaçarak başladığım şeyleri hep yarım bıraktım.Bu konuda sadece ilgilerimden bahsedebilirim.Birüsürü konuya ilgim var ama çok çabuk sıkılıyorum,moralim bozuluyor,aldığım ufak yenilgiler beni püskürtebiliyor.Ama hiç birzaman birşeyi iyi yaptığımı düşünmedim.Her zaman eksikler vardı benim için.Hep daha iyisi olabilirdi demişimdir.Gerçek bu.



Mükemmel olduğum zaman beni ne ya da kim takdir edecek?


--Öncelikle ben kendimi takdir edicem.Sonra çevrem.Ama en önemli gördüğüm kendi takdirimi kazanmak.Tamam birşeyleri gerçekten istediğim gibi yapabiliyorm diyebilmek.Birçok şeye etkili şekilde yetebildiğimi,hayatı dolo dolu yaşayabildiğimi görmek.Bunu görüp huzurlu hissetmek benim için en önemli şey.



Kendi içimden takdir duygumu nasıl geliştirebilirim?


--Belki de birşey yaparken attığım her adımda,yapabildiğim herşeyde ''bu başarıya giden yolda iyi bir gelişmedir,kendimi takdir ediyorum,bunu yapabildiysem gerisi de gelir:)'' gibi şeyler söylemeli içten içe kendimi desteklemeliyim.Ayna egzersizleri bende baya işe yarıyor gibi geliyor.Belki de bunun için de aynayı kullanmalıyım.


arada bir küçükte olsa mutluluklar yaşarsın ama yine gelir seni bulurlar..ve hep cezalandırılar..
Mutlu ya da başarılı olduğunda ne şekilde cezalandırılacaksın?



--Benim mutsuzluğum başkalarını hoşnutsuz ettiği için bazı konularda kızma,küçük görme şeklinde cezalara maruz kaldığım zamanlar olmuştur.Ya da kendimden kaçarak,birşeyleri doğru olarak görüp sığındığım,hata olduğunu bile bile devam ettiğim,kendimi zayıf gördüğüm için kopamadığım şeylerden sonra kendime geldiğimde kendimi affedememem,suçuluk duygularından kurtulamamam aslında en büyük ceza sanırım benim için.Çünkü eğerki seni suçlayan başkası ise, suçlu değilim o öyle görüyor deyip kendini rahatlatabilir o olmadığı zamanlarda kendini iyi hissedebilirsin en azından.Ama kendini suçlayan kendinsen bu durumdan pek kaçış olmuyor.(Olumluya yönelip, geleceğe yüzünü dönüp mutlu hissetmeyi seçmiyorsan yani..)



Mutlu ya da başarılı olduğunda kendini ne şekilde ödüllendirmek isterdin?


--Mutluluğu gerçekten hissetmek benim için gerçekten güzel bir ödül zaten.Ayriyeten bir ödüle gerek görmüycem.Başarılı olduğumu hissedersem de akabinde hissettiğim mutluluk yine ödül olacak bana.Bir de bu başarılar kişisel değil de çevreye de faydalı olursa o zaman mutlulukların en büyüğü benim olur.



Başarılı olduğunda sonuçlarını değerlendirmek adına varsayımların hangi gerçeklere dayanıyor?


--Başarıdaki payım yüzde kaç?Ortak bir iş yapılmışsa ve o işte beni yansıtacak birşeyler yoksa kendimi başarılı olarak görmem başkalarının başarısına sadece yardım etmişimdir o zaman.''Ben yaptım'' diyebilmeliyim içimden.Herşeyiyle benim eserim.Bir de eksiksiz hissetmeliyim.Herşey tam olmuş olmalı.Kendim iyi yaptığımı hissetmeliyim bir de etraftan da olumlu tepkiler almalıyım ki gerçekten başardığımı hissedebileyim.



Mükemmel olmaya iten dürtülerim nelerdir?


--Beğenilme arzusu,herkes tarafından onaylanma isteği,kusursuz bir hayat sürme isteği,pişmanlıklardan uzak bir yaşam,yaşlandığımda geriye dönüp baktığımda pişmanlıklar hissetmemek yani önemli olan bu.Kabul görme isteği...



şimdi farkediyorum biliyo musunuz??ben hayatı değil korkmayı yaşamışım,kaçmayı..
Ortalarda olursan neler olur?


--Dediğim gibi ortalıklarda hata yaparsan bunun unutulması zor olur hata birçok insan tarafından görülünce daha büyük bi hata yapmışsın gibi hissedersin.


Ne zamana kadar saklanmaya devam edeceksin? Somut bir tarih belirle?


--Açıkçası bilmiyorum.Tek bildiğim saklanmak,kaçmak kelimelerini unutmak istediğim.Ben bunları yenmek için uğraşıyorum artık.En azından harekete geçtim ve yavaşta olsa geçte olsa bir gün geride kalacaklar benim için.



Tam olarak kaçtığım nedir?



--Sanırım hayatımın sorumluluğunu almaktan kaçıyorum.Ben yaşayayım ama hesabı başkasına sorulsun.Kimseye hesap vermek,yaptıklarım için üzülmek,pişman olmak istemiyorum.Başarısızlık yaşamak istemiyorum tüm bu olumsuz duygulardan kaçıyorum ama kaçtıkça daha da üstüme geliyorlar sanırım.
 
Emegine saglik. Umarim hersey istedigin ve bekledigin gibi ilerler.

sevgimle kal.
 
hayır diyorum mükemmel olmalısın hata yapmamalısın, oku,araştır,öğren..
Bilinçli olarak hata yapma özgürlüğümü nasıl kullanmak isterim?
--Kendimi denemek,aldığım sonuçlardan hareketle kendimi geliştirmek için.



Beni ben yapan hata dediğim şeyler nelerdir?

--??



Bu durumdan ve yaşadıklarımdan ne öğrenebilirim?
--Bir daha anı durumlarla karşılaştığımda daha dikkatli olabilir,önceki seferde kazandığım deneyimleri daha iyi bir deneyim kazanmak için kullanabilirim.



Hata dediğim durumlarda sorumluluğum %kaç?
--Böyle sayısal bi değer vermek güç; fakat,kendimi en suçladığım birkaç olayda oldukça fazla bir oran.



Benim gerçek sorumluluğum nedir?
--Kendimi severek,sayarak,bana sunulan imkanlardan en ileri seviyede yararlanarak,yanlış yollara sapmadan ilerlemek;istediğim şeyleri elde etmek için çalışmak;aileme,çevreme,dünyaya faydalı olabilmek.

öğretmen olucaksın mesela herşeyi tam yapmalısın, herkes herşeyi öğrenmeli,aldığın maaşı zerresine kadar hak etmelisin..
Hak ediş ile ilgili varsayımlarım nelerdir?
--Üstüne düşen görevi en iyi şekilde yapmak.Maaş karşılığı yorgunluk değil,verimli olabildiğini hissetmek.



Öğretmen olarak sahip olmam gereken donanımlar nelerdir?
--Alanına hakim olmalı;dersini en etkili,anlaşılır şekilde etkili teknikler kullanarak anlatabilmeli;sesini,vücut dilini iyi kullanmalı, sınıfta gerekirse rol yapmalı,bir insanın öğretmen olduğu için değil de normalde de bilmesi gereken şeyleri bilmeli,yani öğrencilerin her konuda danışabileceği,görüş alabileceği birisi olmalı;alanındaki tüm gelişmeleri takip edip, etkili bir şekilde öğrencilerine sunabilmeli;Geniş görüşlü olmalı,kendini öğrenciler üzerinde salt bir otorite olarak görüp böyle davranmamalı, onlar için bir rehber,yolLAR gösterici olmalı;teknolojiyi takip etmeli;sadece dersini verip çekip giden birisi olmamalı, öğrencileriyle hayatı ve hayata dair şeyleri de paylaşabilmeli..


Bu donanımları zaman içinde edinmek için neler yapabilirim?
--Okumak,kişisel çalışmalar yapmak,gerekli kurslara vb. katılmak..



Öğrencilerime ve çocuklarıma katmak istediğim asıl değerler nelerdir?
--Sevgi,saygı,hoşgörü,dürüstlük,ahlak,hayata bağlılık,çalışkanlık,insan ve vatan sevgisi,farkındalık,vefa..



Bu konudaki sorumluluğum nedir?
--Elimden geleni yapmalıyım,önce bu değerleri onlara nasıl aşılayabileceğimi düşünmeli,yollar bulmalı bundan sonra da onlara aşılamalıyım.

sen başkaları gibi değilsin, farklısın, herşeyin farkındasın, mükemmel olmalısın!!(bunlar imkansız biliyorum ama bu düşünceden kopamıyorum beynime öyle bi yerlemiş ki!)
Zorunluluklarım olmasa nasıl davranırdım?
--Daha rahat olabilirdim,olduğum gibi davranabilirdim her yerde ve her zaman..


Kendime ulaşılmaz hedefler koyarak ne gibi kazançlar elde ediyorum?
--Sadece umudumun kırılmasına neden oluyor,başarı ulaşalımaz birşey gibi geliyor.


Neye göre/Kime göre mükemmel ya da iyi ya da başarılı?
--Kendime sonra da çevreye göre.Öncelikle kendim başarıyı hissetmeliyim.


Kriterlerim nelerdir?
--Yaptığın şeyden tatmin olmak...



ne zaman kaçmamayı öğrenicem?
--Kendime tam bir güven sağladığımda.



Ne zaman saklanmaktan vazgeçeceğim?
--Yine kendime güvenim tam olduğunda,birşeyleri sorgulamaktan vazgeçip,hayatı yaşamaya karar verdiğimde...



Bununla ilgili karşıt ilk eylemimi ne zaman yapacağım?
Konu ya da tarih belirleme!
--Günlük herhangi bir olayda belki..Bİlmiyorum..Zaten yapmaya çalışıyorum artık.Kendimde o gücü hiseetiğim anlarda.


sorumluluk almayı biliyorum bunu çok denedim ama mükemmel yapamadığım korkusu,endişesi kaçmama neden oldu her defasında.
Sorumluluk almak isteyeceğim ilk şey ne olurdu?
--Kendi hayatım.



Kaçmasam ve mükemmel de olmasam en kötü ihtimaller neler olurdu?
--Dışlanabilirim,yadırganabilirm,yalnızkalabilirim,ilişkilerim bozulabilir...



En çok yapmak isteyeceğim şey nedir? Bunu nasıl yapabilirim? Ne zaman?
--Güçlü hissetmek,nolursa olsun yıkılmayacağımı bilmek,çevreme ışık yaymak...

ben yapabileceklerimi biliyorum içimdeki potansiyeli biliyorum
Potansiyelini nerelerde kullanmaya gönüllüsün?
--Hayatımın her alanında.Belki çok şey istiyorum istediğim herşeyde başarılı olmak istiyorum.


Bildiklerini hangi alanda kullanmak sana heyecan verir?
--Herhangi bir yerde,birinin ihticaı varken ona yardım etmek için...



Yapmak isteyeceğin ilk şey nedir?
--Bİlmiyorum:(



Harika potansiyelini dünyaya sunmanı engelleyen nedir?
--Kendim, korkularım.



Engel olarak gördüklerinle ilgili yapmak isteyeceğin ilk 3 şey ne olurdu?
--Onları yenebildiğimi görmek istiyorum,hakkındaki kaygılarımın yersiz olduğunu bildiğim gibi onlardan uzak yaşayabileceğin mümkün olduğuna da inanabilmek,kısacası onları önce bilinçaltımda yenmek istiyorum.



hata yapabilme hakkı tanımak istiyorum kendime..
içimdeki benin dışarıya çıkmasını istiyorum..hissettiğim yapaylığın bitmesini..
GERÇEKTEN SEVEBİLMEYİ ÖĞRENMEK İSTİYORUM!! geçmişi,ailemi,kendimi kabul edip sevmem lazım..

nasıl olacakki??
Evet nasıl yapmak istersin?
Nasıl bir hedef seni bu sonuçlara götürür?

--Şu an küçükte olsa fikirlerim var.İşe önce kendimi sevmekle başlıyorum.KEndimi sevmeyi gerçekten başarabildiğim zaman,güçlü hissettiğim zaman çevremdekileri,ailemi sevmekte daha kolay olacak.Öncelikle kendimi sevmeyi tam anlamıyla başarmalıyım.Bu öncelikli hedefim.Güçlü hissedebilmeliyim.Daha sonra herşey yavaş yavaş gelecek...
 
Bir türlü kendi üzerimde çalışmalara başlayamıyorum.Küçük ayna çalışmaları sadece..Bir de içimdeki konuşmaları olumluya döndürmeye çalışıyorum.Ama aklım hep malum konuda.Onu hayatımdan da çıkarsam,hayatımın merkezine de koysam içim huzur bulmuyor, her ikisinde de mutsuzum ve bütün düşüncelerim ona ait...
 
Lastiğin yola değdiği yer!

Selamlar phantom,

Günlüğüne baştan itibaren baktım ve okuduklarım hakkında sana söylemek istediğim şeyler var. Bazı kalıplar ve patinaj noktaları farkettim ve bunları senin dikkatine sunarak bunlarla ilgili tepkilerini almak istiyorum izninle. Tabii bu söyleyeceklerim benim bakış açımla yapılan tespitler, sende bu noktalardaki gerçek duygu ve düşüncelerini paylaş benimle lütfen....

Gördüğüm kadarıyla karar verme ve uygulama konusunda, öne sürdüğün sorumluluk almaktan kaçış ve korku gibi sebeplerle bir belirsizlik hayatının genelinde hüküm sürüyor. Ve bu da tüm enerjini sana faydası olmayacak şeylere yöneltmene götürüyor seni.

Küçükte olsa somut kararlar alıp uygulamaya başlaman hayatındaki bu tıkanıklığı açacak gibi görünüyor. Zaten bildiğin başlıklarla çalışmaya başlayabilirsin bence.

Elbette bu tamamıyla benim tespitim, bunu kabul edip etmemekte özgürsün ve bu konudaki duygu ve düşüncelerini paylaşmanı beklerim.

Sevgiler MERT.
 
Cevap: Lastiğin yola değdiği yer!

Selamlar phantom,

Günlüğüne baştan itibaren baktım ve okuduklarım hakkında sana söylemek istediğim şeyler var. Bazı kalıplar ve patinaj noktaları farkettim ve bunları senin dikkatine sunarak bunlarla ilgili tepkilerini almak istiyorum izninle. Tabii bu söyleyeceklerim benim bakış açımla yapılan tespitler, sende bu noktalardaki gerçek duygu ve düşüncelerini paylaş benimle lütfen....

Gördüğüm kadarıyla karar verme ve uygulama konusunda, öne sürdüğün sorumluluk almaktan kaçış ve korku gibi sebeplerle bir belirsizlik hayatının genelinde hüküm sürüyor. Ve bu da tüm enerjini sana faydası olmayacak şeylere yöneltmene götürüyor seni.

Küçükte olsa somut kararlar alıp uygulamaya başlaman hayatındaki bu tıkanıklığı açacak gibi görünüyor. Zaten bildiğin başlıklarla çalışmaya başlayabilirsin bence.

Elbette bu tamamıyla benim tespitim, bunu kabul edip etmemekte özgürsün ve bu konudaki duygu ve düşüncelerini paylaşmanı beklerim.

Sevgiler MERT.




Tamamen haklısınız.Belirsizlik hayatımı yönlendiriyor yani şöyle ki bi gün bir karar alıyorum mesela bunu bir ok sayarsak fırlatıyorum oku,biyere düşüyor onu takip etmeye başlıyorum yavaş ve isteksiz adımlarla daha sonra yolda durup başka bir ok atıyorum diğerine yürümekten hemen sıkılıyorum çünkü, ikinci okun düştüğü yere..üçüncü ok,dördüncü ok..geriye dönüp baktığımda düzensizlik,belirsizlik.amaçsızlık..



Bazen karar veririm oturup yazarım neler yapmak istediğimi düşünürüm,en çok neye önem veriyorum, düşünüp yazarım önem sırasına göre.Güya baştan başlayıp tüm hedefler için çalışmalar yapıcam bilmem ne.Ama ilki için düşündüğüm çalışmaları bikaç gün yapıyorum ilk bir iki gün düzenli daha sonra yarın yapsam da olur tavrında,daha sonra daha sonra...Yani program yapıyorum,üstüne düşünüyorum ama olmuyor bırakıyorum, bıkıyorum.Burdaki azimli insanlara hayranlıkla bakıyorum gerçekten..Çalışmalar hazırlayıp,düzenli bir şekilde yürütüyorlar ama ben de hep bi kırılma noktasına gelip herşeyi bırakıyorum.Aynı film içinde dönüp duruyorum.



Yani aslında birşeyler yapmıyo değilim ama yaptığımda istikrar sağlayamıyorum.Ve yine bırakırım diye artık başlamak bile istemiyor canım:(
 

Hayatını Değiştiren Asıl Şey Ne?

Aynı döngüler, tekrar eden sorunlar, açıklayamadığın tıkanıklıklar… Çoğu zaman sebep çekirdek inançlarındadır.

Çocuklukta oluşan bu görünmez kalıplar; para, ilişki, özgüven ve başarı alanlarını fark ettirmeden yönetir.

Çekirdek İnanç Analizini Gör İlk adım fark etmekle başlar.
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst