Mustang'in Rüzgarı

  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan Mustang
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
Durum
Konu yönetici tarafından kapatılmıştır.
Ynt: Mustang'in Rüzgarı

buna perşembenin gelişi diyorlar sevgili mustang..pazartesiden belliydi..bunda herkesin suçu var..oturduğu başkanlık koltuğunu bir türlü bırakmak istemeyenlerin..hatta belki paranoya üretiyorum, daha doğrusu bunu diliyorum..bu milletvekili olan terörist kadın var hani,ismi aklıma gelmedi,kocası hala aranıyor ve esir olan askerleri almaya gitti..onun hakkındaki detayları öğrendiğim zaman..şunu söyledim..bu ülkede, bir kapıcı bile işe alınırken, hakkında neredeyse 7 ceddine kadar araştırma yapılıyor, bu kadının hakkında bunca şey bilinmesine rağmen, nasıl milletvekili olabildi, bu ülkede her şey danışıklı dövüş olmasa bu kadın türkiye millet meclisinin kapısından bile bakamazdı..onlara o kadar çok taviz verildiki şu an her şeyi açıkça konuşuyorlar..konuşabiliyorlar..halkımız, maalesef çıkarcı ve benden sonra tufan diyen bir zihniyete sahip..uzun vadede kendilerinden gidecek olanların, hesabını değil..bu günün getirisine bakıyor..hele kadınlarımız..dünyanın diğer yerlerinde yaşayan kadınların kan dökerek sahip oldukları hakları bize altın tepsi içinde sunan, atatürke ihanet ediyorlar..dün gece "damadın" müdür olduğu kanalda, üstü kapalı uyarılar vardı..olabilecek bazı şeylerin, türk halkını onlarca yıl geri götürdüğü hatırlatıldı..e, şimdi düşünüyorsun ister istemez..kötünün en iyisini seçeyimmi? kötünün en iyisi hep mi var olacak..evet biz kendimizi, onurumuzu, oylarımızı, üç kuruşluk ekmeğe, beş kuruşluk kömüre sattıkça..olacak..türkiye geneline bak..bizler hayatını belirli kriterlere oturtmuş kaç kadınız, ben kocasından şu an bile eziyet gören avukatlar, doktorlar tanıyorum. birde baş örtüsünü serbest bırakmak demiyorum, zorunlu kılan, bir idare şekli gelirse bugün sokaklarda, başaörtüme dokunmayın diye yürüyen kızların kadınların hali ne olacak..örneklerini komşu devletlerde görüyoruz..daha geçen haftalarda, kadınlarla yakalanan emniyet amirine verilen ceza konuşuluyordu..kadınlar idam edilecek..adam bir iki kırbaçla kurtulacak..çocuklarına bile sahip çıkamayacaklar bu kadınlar..bu ülkede başörtü kamu görevi yapanlar haricinde hiç kimseye yasak olmadı.. özel hayatta başlarındaki hörgüçlerini itici buluyorum ama, buda onların özgürlüğüdür..diyorum..nereye gidiyoruz..perşembeye maalesef mustangcığım..perşembeye..perşembenin gelmemesi için bol bol olumlu düşünce gönderin, barışa ve huzura odaklanın, ben şifa gönderiyorum, haberleri dinlememeye gayret ediyorum başarabildiğim kadar..başardığımda pek söylenemez ama elimden gelenin en iyisini yapıyorum işte..hepimiz böyle yapalım.. BARIŞA ODAKLANALIM
 
Ynt: Mustang'in Rüzgarı

O kadar belirsizlik hakimki,insan haberleri okumak izlemek istemiyor...Dün beni en çok üzen,şaşırtan olay annelerini vahşice doğrayan kızlardı...İnanmak gelmiyor içimden...Nasıl yaptılar,bir anlık öfke insana bunları yaptırabilirmi?...Bu kadarmı aciz olunur?...Yada hakikaten gençlik nereye gidiyor?...Herşeyleri olan bir gençlik var...Herşeye sahipler,ama ama ama...Amalarda takılıyorlar...Sevgi yok,insani değerlerin yerini para alıyor...Profösör'ü tanımam bilmem,nasıl bir anneydi,neler yaşadı bunuda bilemeyeceğim...Ama ortada bir problem var...Bu hepimizin problemi aslında...
Eskiden haberleri izlemezdim...Çocuktum,sıkılırdım...Anlamazdım hiçbirşey...Büyükler dünyasına özgü gelirdi...Anlamaya çalışmaya çalışsamda sıkılırdım...Oyunlarıma,kendi dünyama dönerdim gerisin geri...
Şimdi haberleri izlemek istemiyorum...Yine sıkılıyorum...Bu sefer anlıyorum herşeyi...O daha bir sıkıyor...Hergün flaş,flaş,flaş la başlayan garip olaylar oluyor...Özgürlük adı altındaki prangalara vuruluyoruz...Çoğu kişi hiçbirşeyin farkında değil,ekmeğinin derdinde...Haklılarda,belki...İnsani değerler,eğitim,sağlık,spor...Herşey nereye gidiyor?Spor haberlerine bak,dün 3.lig takımına silahlı saldırı,bumu spor?Nerde centilmenlik?
Haberleri açınca bir gün olsun,bugün gündemde önemli hiçbirşey olmadı,kimse kimseyi vurmadı,öldürmedi,o yüzden haberlerde bugün birşey yok diyeceklermi acaba?
Bu büyükler dünyası,büyükleri bile boğuyor artık...Tekrar kendi dünyama dönüyorum,dönmek istiyorum...Sıkılıyorum,bunalıyorum,çok üzülüyorum...Üzülüyoruz!
Hayal abla dediğin gibi perşembelere olumlu düşünce göndermeye odaklanacağım bende...
 
Ynt: Mustang'in Rüzgarı

Sycorox ' Alıntı:
O kadar belirsizlik hakimki,insan haberleri okumak izlemek istemiyor...Dün beni en çok üzen,şaşırtan olay annelerini vahşice doğrayan kızlardı...İnanmak gelmiyor içimden...Nasıl yaptılar,bir anlık öfke insana bunları yaptırabilirmi?...Bu kadarmı aciz olunur?...Yada hakikaten gençlik nereye gidiyor?...Herşeyleri olan bir gençlik var...Herşeye sahipler,ama ama ama...Amalarda takılıyorlar...Sevgi yok,insani değerlerin yerini para alıyor...Profösör'ü tanımam bilmem,nasıl bir anneydi,neler yaşadı bunuda bilemeyeceğim...Ama ortada bir problem var...Bu hepimizin problemi aslında...
Eskiden haberleri izlemezdim...Çocuktum,sıkılırdım...Anlamazdım hiçbirşey...Büyükler dünyasına özgü gelirdi...Anlamaya çalışmaya çalışsamda sıkılırdım...Oyunlarıma,kendi dünyama dönerdim gerisin geri...
Şimdi haberleri izlemek istemiyorum...Yine sıkılıyorum...Bu sefer anlıyorum herşeyi...O daha bir sıkıyor...Hergün flaş,flaş,flaş la başlayan garip olaylar oluyor...Özgürlük adı altındaki prangalara vuruluyoruz...Çoğu kişi hiçbirşeyin farkında değil,ekmeğinin derdinde...Haklılarda,belki...İnsani değerler,eğitim,sağlık,spor...Herşey nereye gidiyor?Spor haberlerine bak,dün 3.lig takımına silahlı saldırı,bumu spor?Nerde centilmenlik?
Haberleri açınca bir gün olsun,bugün gündemde önemli hiçbirşey olmadı,kimse kimseyi vurmadı,öldürmedi,o yüzden haberlerde bugün birşey yok diyeceklermi acaba?
Bu büyükler dünyası,büyükleri bile boğuyor artık...Tekrar kendi dünyama dönüyorum,dönmek istiyorum...Sıkılıyorum,bunalıyorum,çok üzülüyorum...Üzülüyoruz!
Hayal abla dediğin gibi perşembelere olumlu düşünce göndermeye odaklanacağım bende...
o haberler benimde kanımı dondurdu eğitimi kültürü yaşam şekli maddi durumu çok farklı iki kız evlat ve aynı derecede işlenmiş vahşi cinayetler.bir evlat annesine nasıl kıyabilir aklım almıyor.dün annemle ağzımız açık seyrettik haberi.haber kötüydü ama hiç olmazsa annemin ve benim şükretmek için sebebimiz oldu sanırım.
 
Ynt: Mustang'in Rüzgarı

Bizde dün kızımla seyrederken insanlar nereye gidiyor diye hayret ettik eskiden aile içi şiddette erkekler bu türden sinir krizine girer ve gözü dönerdi,şimdi kızllar...Hayata amaçları olmayan yoz binesil yetişiyor.Aileler çocukların elinde öyle oyuncak oluyor.Biz çocuk yetiştirirken yeni bi moda çıkmıştı beni çok rahatsız eden ,özgür çocuklar.Baskı altında büyümüş aileler çocukları fazla serbest bırakıyorlardı.Bende özgürlükte yanayım ama kotrolsüz güç güç değildir.Şimdide onun sonuçlarını yaşıyoruz.Ülkede biçok sorun var ben önceleri kendi fikirlerimi kendime saklıyordum ama artık görüyorumki çevremi daha çok etkilemeli onlarla daha çok ilgilenmeliyim.Bizler dilimizin döndüğünce olaylara açıklık getirirsek daha çok kişiyi aydınlata biliriz.Bizim çocuklarımız Allaha şükürler olsun kısıtlı imkanlarlada olsa hayata çok güzel baka biliyorlar.Kendi kendine yeten ayakları yere sağlam basan güçlü insanlar.Bu sitedeki gençlerin biçoğunu çok beğenerek takip ediyorum.Bizlere hayata sizler için daha sağlam durmamız için güç veriyorsunuz.Ülkem insanına güveniyorum biliyorumki biz bu sorunlarıda aşarız .Osmanlının hasta adamından güçlü bir devlet çıkmıştır.Bizim hastalıklara bağaşıklığımız vardır. bunlarıda atlatırız.Bir başkadır benim memleketim.Biz kadınlara çok iş düşmekte evde gün gezmek yerine çocukları ile sağlam diyaloglar kursunlar.Beni en çok sinirlendiren şey soruyorsunuz ne iş yapıyorsunuz diye kadın cevap veriyor, ev hanımıyım diye.Oysa evini temizlemek için kadın tutuyor,çocuğunu kreşe veriyor yemeklerini ya dışarda yiyorlar yada ev yemekleri yapanlardan alıyorlar sonrada ev hanımıymış...Mutsuz nesiller ve sıradan insanlar.Ben hep söylediğim gibi çocuklarımdan çok şey öğrendim.Oğlum küçükken kendi yapa bildiği hiç bir konuda yardım istemezdi.Bende gücüm yetiğince kendi işimi yapıyorum yapamadığım zaman da zorlamıyorum olduğu kadar olsun hayata annelerimizin kıriterlerini kabul etmiyorum .Benim evime insanlar benim için gelsinler hayata benim gözlerimle baksınlar gülelim eğlenelim .Birlikte sorunlarımızı paylaşalım çareler arayalım.Benim eskiden dolabım nekadar düzeltsemde karışırdı .Sürekli evde bişeylerin yerini değiştirirdim.Artık daha düzenliyim uzun süredir hiç bişeyin yerini değiştirmiyorum .Hayatımda birşeyler yerine oturdukça yaşam tarzımda yerli yerine oturuyor.Şimdi günlük işlerimde daha düzenli olduğum için kendime daha çok zaman ayıra biliyorum.Gene çok konuştum herkese aydınlık günler diliyorum. kiss3
 
Ynt: Mustang'in Rüzgarı

bu konularla ilgili olarak sevdiğim bir kalemin yazısını sizlerle paylaşmak istiyorum..

27181y12ljarkpw.gif


karanlığın en yoğun zamanı, şafağın öncesidir.

ruhsal şifalanma sürecinde, sorunun çözülmesi için tek bir yol vardır:

istediğiniz kadar meditasyon yapın, tütsüler koklayın, otlar için, şarkılar söyleyin, bunların çözümleri geçicidir;
asli çözüm soruna neden olan kaynakla yüzleşmektir.

bu kaynağın gözlerinin içine, canınızı ne kadar acıtırsa acıtsın, bakabilmektir.
ancak o zaman kaynağın etkisi hafifler ve sorununuz çözüme kavuşabilir.
fakat diğer her türlü reddetme, görmezden gelme ve bastırma yolu, aslında sizin yüzleşmeden kaçışınızdır
ve ne kadar kaçarsanız o kadar büyüyecektir sorun.

işte dünyamız ve ülkemizin şu dönemde yaşadıkları da, yüzyıllardır beraberimizde getirdiklerimizin sonucu.
sahiplenmeler, maddi gücün peşinde koşmalar, kişisel hırslar ve ihtiraslar, korkular, bastırışlar, reddedişler,
açlıklar ve tüm bunların sonucunda da ortaya çıkan karmakarışık dünyamız ve ülkemiz.

karanlığın en yoğun halini yaşıyoruz gezegen ahalisi olarak. siyaseti, gündemi bir yana bırakın,
yerküremizi mahvettiğimiz için gezegenimizi kaybetmek üzereyiz, bir elli seneyi çıkartabileceğimiz meçhul,
kendi kıyametimizi son hızla kendimiz yaratıyoruz.

Öte taraftan karanlık, gezegene pençelerini geçirmiş, emiyor da emiyor...
bir grup insan, dünyada sınırsız gücü elde etmek uğruna, her türlü karanlık oyunu oynuyor,
politikaları belirliyor, savaşlar çıkartıyor, ülkelerin kaderini yönlendiriyor ve insanlığı yokoluşuna doğru sürüklüyor.

bu insanlar, çıkarları uğruna ülkemize de el atmış vaziyetteler ve ülke halkını "böl-yönet" stratejisine uygun politikalarla,
bir güzel ayrıştırıyor ve birbirleriyle kapıştırıyorlar.

aslında daha fazla anlatmaya da gerek yok, dünyanın ve ülkemizin ne halde olduğunu hepimiz görüyoruz,
ama tam anlamıyla ne yapacağımızı da bilemiyoruz. bu noktada ben kendi önerilerimi sunmak istiyorum sizlere.

duvarımda yıllardır asılı duran ve birçok kişide de asılı durduğuna inandığım bir metin var, başlığı "eski bir tapınak yazıtı".
bu metin şu cümlelerle başlıyor:

"gürültü patırtının ortasında sükunetle dolaş, sessizliğin ortasında huzur bulunduğunu unutma."

benim bu insanın midesini bulandıracak derecede baş döndürücü hızla yaşanan olaylar karşısında tutunduğum
yegane motiv bu cümlede saklı. maalesef buna uyabilmek zor olsa ve insan kendini esen sert rüzgarlara kaptırıp,
ruh halini alt üst etmeyi kolaylıkla başarabilse de, o en zor zamanlarda bile bu kelimeleri hatırlayıp sakinleşmeye çalışıyorum.

etrafımız gürültü patırtının ötesinde yıkılıyor resmen, ama dış dünyanın içsel dünyamızı etkilemesine izin verdiğimizde de,
bir canavarın ağzında bir o yana bir bu yana savrulmaktan beter hale geliyorsunuz.

zaten dışın içi değil de, için dışı etkilemeye başladığı noktada şafağın sökmeye başladığını göreceksiniz.

ama bir yandan da şunu eklemek lazım, şu anda yaşadıklarımız da içimizin dışarı yansıması değil mi?
evet, aynen öyle.
düşündüklerimiz, inandıklarımız, yaptıklarımız.. .
bunların hiçbirisi boşa gitmez, hepsi bütün halinde insanlığın ortak bilincini oluşturur ve bu bilinç de aynen bizlerden geriye,
aynen dünyaya yansır. yani karşılıklı bir etkileşim söz konusudur.

bu noktada şunu sormam lazım:
karanlığın dağılmasının yegane yolu nedir?
kılıcı çekip yallah diye dalmak mı?
karanlık bir odaya elinizde kılıçla daldığınızda, o karanlık dağılıyor mu?
demek ki yol bu değil. evet, yanıt çok basit, ışıktır, aydınlıktır.
bu yanıtı herkes verebilr, ama bunun nasıl yapılacağını kestirmek zordur,

aslında benim önereceğim yöntem en zorudur:
insanlığın bilincinin yükselmesinde katkıda bulunmak.

ülkemizin geçirdiği şu karmaşık dönemle ilgili aklımda tuttuğum tek bir cümle var:

ben zamanı geldiğinde türkiye'nin hak ettiği, kendi değerini bulduracak ve aydınlanmış bir yönetimce idare edileceğini görüyorum
ve sürekli bu düşünce üzerine yoğunlaşıyorum.

ha şu anda öyle bir yönetimin izi, eseri yok. mevcut her türlü yöneticimiz, varolan düşünsel enerji sistemimizin ürünleri.
fakat ne kadar çok kişi bu düşünce üzerine yoğunlaşırsa, böyle bir yönetimin ortaya çıkışının daha kolaylaşacağını düşünüyorum,
şu anda en uzaktaki ihtimal olarak görünse bile. yaşadıklarımız, düşüncelerimizin ortak sonuçları aslında.

sen birey olarak kendi aydınlığını yaşamıyorsan (burada diplomalardan, okunan kitaplardan falan bahsetmiyorum) ,
etrafına o ışığı yayamıyorsan; zaten alacağın sonuçta bu kadar olur.

korkularımızla yüzleşmekten kaçarsak, kendi gücümüz ve değerimizi sallamazsak, kendi yaşantımızı aydınlatamıyorsak. ..
içimizin dışarıya nasıl yansıdığının sonuçlarını da görüyoruz, ne kadar ondan kaçıp, istemesek de. keza birbirimize bileniyor
ve "-e karşı" tavrıyla hareket ediyoruz.

karşımızda düşmanlar görüyoruz sürekli ve onlara aynı kin ve nefretle yanıtlar veriyoruz.
karanlığı karanlıkla besliyoruz kısaca.

bu noktada şu yanlış anlaşılmasın, meydanı boş bırakmak değil kastettiğim.
tabii ki duruşumuzu sergileyeceğiz, tavrımızı belli edeceğiz; düşüncelerimizi aktaracağımız yazılar yazacağız;
fakat bunlarda "-e karşı" motiviyle değil; insanlığı kucaklayabilecek çözüm yolları bulmakla hareket etmek gerek.

çünkü sorunların kökünde insanlığın ortak bilinci, bu bilincin kökenin de birey olarak bizler yatıyoruz.
aydınlanan her kişinin, bu bilinci daha yukarılara taşıyabileceğini ve bunun yansımasının da dünyaya daha olumlu
olabileceğinden haberimiz var mı acep?
(bkz. morfejenik alanlar kuramı) hani o meşhur "tek bir kişi, dünyaya bedeldir" sözü vardır ya...
aynen bu şekilde işler ve bu dünyaya mutlaka da yansır.

ama siz karşınızdakine sövüp saydıkça ve nefret ürettikçe, var olan bilincin içinde yüzer durursunuz ve kimselere bir fayda sağlamaz bu.
insanlık bilincinin kökeninde bizlerin yattığını söylemiştim, bizlerin aydınlanmasının yolu da kendimizle acımasızca yüzleşmekten geçiyor.
bakmaktan kaçındığımız yüzlerimize, korkularımıza, karanlığımıza bakabilme cesaretinden.
bunu yapabildiğimiz ölçüde ışığımız artacak ve yayılacak. ama bunu sözde değil, özde gerçekleştirdikçe yaşanacak bu.
yoksa sadece kendinizi kandırmış ve yanılsamalarla dolu dünyanıza, yenilerini eklemiş olursunuz.
zaten o ışığı yakaladığınızda da, ortalara çıkıp gek gek dolaşmazsınız, böyleleri kendilerine inanmadıklarından onaylatma çabası içindekilerdir,
gerçekten aydınlanmış kişi bu hali sadece yaşar, böylelerine de sevgiyle gülümser.
ne kadar aydınlanırsak ve ne kadar çok kişi aydınlanırsa, insanlığın şafağı görmesi o kadar kolay olur.
fakat şunu da belirtmem lazım ki bu anlattığım çok zor bir yoldur ve bu yoldan yürümeyi çok az kişi seçmiştir.
umarım bu yolu seçenlerin sayısı gittikçe artar ve insanlık hakettiği yaşamı sürebileceği bir dünyaya sahip olabilir.

**********
"morfojenik alanlar" kuramı
rupert sheldrake’in kuramına göre, herhangi bir türün bir üyesi, yeni bir davranış biçimini öğrendiğinde,
bu canlı türü için geçerli olan nedensel alan birdenbire değişmektedir. eğer bu yeni davranış biçimi yeterince
uzun bir süre boyunca tekrarlanırsa o zaman, meydana gelen "morfojenik titreşim" bu türün tamamını etkilemektedir.

lyall watson, "lifetide: the biology of consciousness" adlı kitabında, günümüzde "yüzüncü maymun ilkesi" olarak adlandırılan
bir ilkeyle bu konuya önemli bir örnek vermektedir. watson yalıtılmış bir adadaki maymunların yeni bir davranış biçimini öğrendiklerinde,
bir diğer adadaki maymunların da aniden, aralarında hiçbir iletişim olmamasına karşın, aynı davranış biçimini öğrendiklerini gözlemlemiştir.

kısacası anlayacağınız, bir kişinin bile insan türünün mevcut bilincinin -ötesinde aydınlanması, türümüzün tamamını etkileyecektir.

hasan "sonsuz" çeliktaş
www.derki.com


sevgiler..
45.gif

 
Ynt: Mustang'in Rüzgarı

Mrhabalar,bu gün yine sesiz sakin bi şekilde kalkmıştım.Annemlere telefon ettikten sonratepemin tası yine atmış bulunuyor.Üf ya nebiçim bir insan bu kız ya bencil kendi çıkarları doğrultusunda çevresini hiç düşünmeyen küçük büyük nedir bilmez biri.Annem hastanede sadece hareket yapa biliyor.Çünki ms hastası olduğu için sıcak ve soğuk ona dokunuyor.Bir insan ancak kendi çıkarlarına bukadar öne çıkara bilir.Önümüzdeki hafta sonu annemin yanında kalma zamanı buna geldiği için annemi çıkarmak için gitmiştişimdi bidaha ki hafta sonu çıkaralım diyor.Nasılsa bu hafta sonu geçiyorben kalıyorum diye.Ben hayatımda hiç bir zaman küçük hesaplar yapmadım benim birine yapa bileceğim birşey varsa yapa bileceksem yaparım yapamayacaksam yapamam derim .Bu ortaya bir iş getiriyor sonra herkese emirler veriyor.Karşısındaki küçük büyük herkese iş buyuruyor.Biride şikayet edecek olsa her günü bir bilmeyin diyip çıkıyor.Çevresindekilerle oyuncakmış gibi oynuyor.Artık hiç birimiz onun oyuncakları olmadığımızı göremiyor.Mesla annem hasta kadını ordan oraya sürüklüyor ama onun kaldıracak hali varmı düşünmüyor.Bu nasıl benim kardeşim diye bazn düşünüyorum.
buraya hangi amaçla yazı yazmak için oturmuştum ne yazdım.Canım shamanic yazı çok güzeldi duygularıma tercuman olmuşsun.Bende bu seçimlerden sonra çok üzüldüm ben neyapa bilirim diye düşünmeye başladım .Çevreme karşı çok içime çekildiğimi düşüncelerimi söylemeyi çok ertelediğimi nasılsa anlamazlar diye tarışmadğımı fark ettim.Biz onları görmezden gelip diğerlerine meydanı bırakmışız.Onlar herşeyi yalan yanlış sanki doğruymuş gibi anlatıyorlar.Benim insanım çabuk kanar kanmışlar .Bu yalancıların karşısına doğruları anlatacak kimse olmadığı için meydan boş.Tuncay Özkanın komşularınıza sahip çıkın demesi boşuna değilmiş bunu gördük.Biz bize sahip olacağızki kimse bizi yıkamasın .Biz bizi sevip koruyup kolayacağızki hasta adam olmayalım.Ben ülkemi seviyorum biz ülkemizi seviyoruz .Daha aydınlık bir gelecek hepimizin hakkı .Saygı ve sevgi ile kalın. kiss3
 
Ynt: Mustang'in Rüzgarı

biz kaç kişiyiz dedim ve cevabı aldım..azınsanacak bir rakam değil..uzun vadeli düşünmek lazım..akılcı davranmak lazım..evde oturmamak lazım..pc adını verdikleri bu sihirli kutuyu iyi kullanmak lazım..dedim ve geziyorum sürekli..site site..bazı sitelerde, öyle yazılar görüyorum ki, okuduğum anda böyle bir salaklık olurmu diyorum..kuduruyorum, sonra derin nefes alıp..kendi mesajımı yazıyorum..akla ve zekaya hitap etmeye çalışıyorum..ama karar verdim..benim bu konularda, öğretecek çok bilgim yok..yani politika yapmayı bilmem..ama bunu öğrenmem için bu konuda bilgisi olan insanların arasına giricem..mutlaka benimde yapabileceğim bir şey vardır..
 
Ynt: Mustang'in Rüzgarı

Bende biçok guruba üye oldumyazdığın mesajlara hemen hakaretle yanıt veriyorlar.Hiç eleştiriye hiç tahamülleri yok haksız çıktılarmı hemen hakarete başlıyorlar acizliklerini hakaretle örtmeye çalışıyorlar.Sen doğru yürü arkandan gelen çok olur.Işığımız inşallah dünyayı aydınlatsın. kiss3
 
Ynt: Mustang'in Rüzgarı

Merhaba annecik;) ttli3
Hiç kafanı takma,şimdi içerde olayı dedeme anlatıyorsun...Baya heyecanlı ve sinirli konuşuyorsun,bu kızın seni bu kadar etkilemesinden,sinirlendirmesinden bıktım artık...

"İnsanlar da ülkelere benziyor
Sınırları var, yüzölçümleri
Yasaları var
Bayrakları, ilkeleri
Kimi dağlık bir arazidir.
Kimi kıraç
Kimi bereketli
Kimi dardır
Kimi engin göz alabildiğince
Kiminin sınırlarından sıkı pasaport denetimiyle girilebilir.
Elini kolunu sallayarak girersin kiminden içeri
Sonuçta ne küçümse insanları kızım
Ne de önemse gereğinden çok
Ama anlamaya çalış
Nedir ve ne kadar genişleyebilir yüzölçümleri"

bu şiiri çok sevdiğini biliyorum...Onunla arana artık resmi çekilen bir sınır koymalısın...Sınırını ve vakarını bilmeli...Çünkü kimse ses çıkarmadıkça,o farkında değilim maskesi ardına saklanarak yapacağını yapıyor...Bunları söylerken sana git ona bağır,çağır şunu yap bunu yap fln demiyorumki bu benim haddime düşmez...Hatta asla bağırıp çağırma...Vakarını koru,ona karşı...Ama ben seni bu kadar sinirlendirmesine ve sınırlarını bilmemesine dayanamıyorum...Birşeyler demek istiyorum ama ben onun gibi biri değilim...Kendime yakıştıramıyorum,söylemek istediklerimi...

Birde;
Artık hayal kurmaya başla annecim...Emin ol hayal kurmaya başladıkça,hedeflerin oldukça bu tarz şeyler çerez formatında kalıyor...Düşünmüyorsun...
Kitapkafeni düşün...Hisset kokusunu...içinde pişireceğin,pastaları düşün...Satacağın güzel kitapları hisset...Masalarını,sandalyelerini,önünden geçen insanları,gelen insanları,müdavimlerini,oraya gelince olumsuz hissedip,çıkarken huzurla dolan insanları hisset...
Birgün bunları yapacaksın...
Ben eminim...
Sen yaparsın...
Sende emin ol...
Ve eyleme geç kiss3
Böyle abuk subuk insanları,serbest bırak hayatından...Bırak hangi suya akıyorlarsa aksınlar...Ama sınırlarını koy artık...Lütfen...Kendin için yap... kiss3
 
Ynt: Mustang'in Rüzgarı

Aman yarabi ne gündü hızına yetişemedim.Dün kuzucuğumla birbirimize fal bakmıştık.Benim falım bol dedikodulu çıkmıştı ama sonu aydınlıktı .Akşama kadar şekilden şekle girdik .Şimdide annemin bakıcısı ayrılıyor.Bakalım sonuç ne olacak.Bugün telefon trafiğine yetişemedim.Kendimi bittere verdim .Şimdi daha sakinim sonuçta kendimi yiyip bitiriyorum.Biraz huzurrrrrrrrr...... kiss3
 
Ynt: Mustang'in Rüzgarı

Benim kendimi değiştirmeye başlamam çevremdeki insanlara da faydaları dokundu .Annemle olan konuşmamızdan sonra annem daha gayretli günden güne daha iyi yürüyor.Her gün telefonda konuşurken birbirimizi hastalığa motive ederken önce ben vazgeçtim hasta olmaktan annemin inanmaz soruları ile karşılaştım sonra onu da vazgeçirmeye çalıştım .Şİmdide iyi olmaya karar verdi.İnsan isterse neler yapamaz .Kucuğum bu şiiri çok seviyorum ve şirdekileri uygulamaya çalışıyorum.Benim sınırlarım bilisin engin denizler gibidir.Aman olsun bıraktım onun sınırlarını başkası koysun .Ben sınırlı yaşamaktan hoşlanmıyorum.Sizleri çok seviyorum iyiki varsınız. kiss3
 
Ynt: Mustang'in Rüzgarı

Ne güzel yazmışsın, ne güzel omuzlamışsın hayatı serpil ama en güzeli çocuklarınla arkadaş olman aslında. Benim hayatımda seninkini andırıyor diyebiliriz, Allah hepimizin yavrusunu bize bağışlasın benimde bir oğlum var ve iyiki yapmışım dediğim tek şey belkide. Herşey gönlümüzce olsun, kurban olduğum bizden yardımını esirgemesin.
 
Ynt: Mustang'in Rüzgarı

Ben hayatım boyunca sevginin gücüne çok inandım .Biz insanlar sevgiyle zaman zaman tutkuyu karıştırıyoruz.Sevgi yeri geldiğinde serbest bırakabilmektir .Ben çocuklarım ve diğer sevdiklerim hayatlarını nerede yaşamak istiyorlarsa orada yaşaya bilirler.Ben onlara her zaman uçmaları gerektiğinde kendi kanatları olduğunu hatırlatacağım ama onların yerine uçmayacağım.Gerçekten çocuklarımla aramızdaki bağın güçlü ola bilmesi için hepimiz çok çalıştık.Karşılıklı anlayış vehoş görü en önemlisi karşılıksız sevgi.Dilerim her ailede bizimgibi bağlar kurulur,Allah hepimizin çocuklarını bizlere bağışlasın.Bende hayatımın 20-30 yaş arasında çocuklarımdan başka iyi birşey yapmamışım .Onlar benim yaşam enerjim olmuşlar .Büyüdükçe birbirimize destek olmuşuz.Allaha milyon kere şükürler olsunki bana çocuklarım gibi çocuk verdiği için.Şimdi bu siteye girdikten sonra bakıyorum sadece insanın kendi doğurdukları değil başka çocuklarıda oluyor. Ben bidönem çocukların okulunda okul aile birliği başkanlığı yaptım.Benim dönemimde çocuk yuvası ve güçsüzler yurduna gittik.Beni en çok çocuklar etkiledi.Eve geldikten sonra 3gün hastalandım.Hayata yeni başlamış minicik bedenlerine çok büyük sorumluluklar yüklenmişlerdi.Ogün 3 hafatlık bir bebek bize kendini beğendirmek için midir nedir bilinmez gülümsüyordu.Benim yiğeni güldürmek için yapmadığımız soytarılık kalmıyordu.Oraya girdiğinizde içerisi çok sıcak olmasına rağmen buz gibi bir hava vardı.Oyerin soğukluğu içime işledi.Bi düşünün ben kocaman bikadın dondum ominik bedenlerdeki çağresizliği.Tekedilmişlik kimsesizlik ve yalnızlık ben biraz içimden geldiği gibi yaşayan biri olduğum için o çocukların ne olduğunu önemsemeden oturdum aralarına beni birtürlü paylaşamadılar.Onları öptüm okşadım, dönüş vaktinde zor AYRILDIK....Okula geldiğimizde müdürbey bana sizi birkez daha taktir ettim dedi hiç birşey anlamadım niye diye sordum.Siz çocuklarla içli dışlı olurken bazı veliler ay bunlar bitlidir nasıl yaklaşa biliyor diye sizi kınadılar dedi.Ardan bir hafta geçti okulda öğretmenler bit taraması yaptıklarında o beni kınayan annelerin çocuklarında bit çıktı.Şimdi diyeceksinizki nerden nereye ama aklıma biran geldi ve sizlerle paylaşmak istedim.Bu ülkede yaşayan bütün çocuklar bizim ve onları korumak bizim görevimiz.Lütfen butür kuruluşları ziyaret edin oralarda çok önemli şeyler yaşayacaksınız.Herşeyi devleten beklemeyelim.Mesele oraya giyisi yardımı yapa biliyorsunuz.Çünki devlet her çocuğa üç yada bir üç adat iç çamaşırı veriyor ve buda orada yaşayan çocukların sorunlu çocuklar olduğu göz önüne alınırsa hemen hemen hepsi yataklarını ıslatıyorlarmışve devletin yardımı yetmiyormuş .Onlara giyisi yardımı yapalım. kiss3
 
Ynt: Mustang'in Rüzgarı

Mustangcim senin yazdıklarını okumak bana öyle iyi geliyorki. İyiki varsın ve iyiki sanalda olsa senin gibi bir insanı tanıma olanağı yarattı bana yaradan.
İyi bir annesin mlk34 mlk34
İyi bir insansın mlk34 mlk34

İnşallah bende kızlarımla senin yavrularınla kurduğun gibi bir iletişim kurabilirim. Öğrenecek çok şeyim var sizlerden ....

Çok teşekkür ederim iyiki varsın....... kiss3 kiss3 kiss3
 
Ynt: Mustang'in Rüzgarı

KORUYUCU AİLE
beş yıl önceydi, bu yasadan çok bahsediliyordu tv proğramlarında..şöyle kendime baktım, büyttüğüm çocuklarıma baktım..hayatta en iyi becerdiğim işin, çocuk büyütmek olduğunu gördüm..alayım bari bir tane çocuk dedim..bir gün nüfus müdürlüğüne gittim..çok kalabalık bekliyorum.alt katta çocuk esirgeme kurumunun bürosu var. bilgi almak için girdim..beni bilgilendirdiler..beni en fazla etkileyen sözleri şu oldu.(.ben şu an kirada oturuyorum..2 odalı bir ev, odanın biri bana , diğeri oğluma ait ..çocuğu aldığım zaman ona kendi odasını verecek durumda değilim...ancak 6 ay sonra kendi evimin inşaatı bitiyor o zaman almak istiyorum. dedim ) .( hayal hanım biz çocukların sevgi dolu bir ortamda büyümesini istiyoruz, soğuk saraylarda değil..türkiyede o kadar çok saray varki..
dediler.) eve geldim oğlumla konuştuk..o gece rüyamda, senin çocuğun geliyor diye bir ses duydum..6 ay sonrada umutcan geldi..3 yıl bana yoldaşlık etti..şimdi senin yazını okuyunca..tekrar düşünmeye başladım..ama küçük bir çocuk istemiyorum..onların daha genç ve daha dinamik bir anneyi hak ettiklerini düşünüyorum..ben 18 yaşına yaklaşmış, üniversiteye gitmek isteyen bir kız çocuğum olsun diye düşünüyorum..18 yaşına girenlerin sokağa bırakıldığını duydum..
onlardan en azından bir tanesi, yoluna korkusuzca devam etsin, okusun, üniversite bitirsin diye düşünüyorum..bu seferde benim tohumluk henüz evlenmedi ya ..evde genç bir adam var diye vermeyebilirler, hayırlısı allahtan, ben bi önümüzdeki hafta büroya tekrar gitmeye çalışayım , ondan sonrada oturayım kendi gücümün bir muhasebesini yapayım..o, eski beceriden ne kadarına sahibim..bi düşüneyim.. bakalım ne olacak.. annelik evrenseldir..çocuklar sadece bir kadının değil.. tüm annelerin çocuğudur..ben insana yatırım yapmayı seviyorum..en değerli ve en fazla kazanç getiren yatırımın sevgi olduğunu düşünüyorum..çünkü sevginin ışığı..sadece kendini değil...evreni aydınlatıyor..tüm çocuklara ve annelere..saygılı sevgiler
 
Ynt: Mustang'in Rüzgarı

Dünyadaki en kötü şey sevgiden yoksun olmak diye düşünüyorum. Bazen çevremdeki sevgisiz çocuklara öyle bir sarılıyorum ki oğlum kıskanıyor beni hiç böyle kucaklamıyorsun diye. Aslında kucaklıyorum ama o herzaman bunu yaşadığı için belki çok yoğun gelmiyor ona. Annem bana küçükken "anne olunca anlarsın "derdi hiç anlamazdım ne değişecek sanki anne olunca diye düşünürdüm. Annelik şu ana kadar yaşadığım en tutkulu aşk bence, karşılık beklemeden sevdiğin tek canlı yavrun ve buna muhtaç olan o kadar çok küçük varki, bazen çocuk yuvasında karşıma çıkıyor bazen ailesinin yanında. Galiba en acı olanıda bu. Mutlu olması gereken yerde mutsuz olarak, sevgisiz olarak büyümek
 
Ynt: Mustang'in Rüzgarı

Sevgili Hayal biz o sene bikaç kez gittik.Bize istenirse koruyucu anne ola bileceğimiz söylendi bizim bir arkadaşımız koruyucu anne oldu .Çocuklar yine kurumda kalıyor ama koruyucu anneye bi gurup çocuk veriliyor ve o çocuklarla zaman geçirilyor.Benim çocukların okulunda hiç unutamadığım bi türkçe öğretmenleri vardı kulakları çınlasın Hatice hanım o bir gün okulda bir çocuğa sarılıp sarılıp öpüyor.Bütün öğrecilerini sever ama ona bir başka sarılıyordu.Ne yiğeninmi dediğimde hadi cennetim sen sınıfına dedi .Bana onun yuvadan gelen bir çocuk olduğunu ve okulda ders aralarında onu öpüp kokladğını anlattı.Daha sonralarıda koruyucu anne olduğunu anlattı.Bizim okulda başlatığımız olay bir çok koruyucu anne yarattı.Ayrıca çocularıda çok etkiledi.Bizim okulun çocuklarının yuvada kardeşleri oldu.Türkçe öğretmenleri yuva arkadşları ilemektuplaşmalarını sağladı.Evimiz müsait olmaya bilir ama kendimiz müsait olabiliriz .Biz kızımla koruyucu anne olmayı düşünüyoruz.Denize bir kaç deniz yıldızı atmak için. kiss3
 
Ynt: Mustang'in Rüzgarı

Evet bunu çok istiyorum...O sene ben gitmemiştim,ve annemin anlattığı tabloyu bilmiyorum açıkçası...Ama şu varki,biz sıcacık yataklarımızda korumalı ve güvenli bir şekilde yatarken bir yerlerde küçücük çocuklar aç ve soğuktalar...Yada yuvalarda duygusal olarak o durumdalar...Geçen sene o yuva vahşetini izlediğimde uzun bir süre kendime gelememiştim...
Benim yaşımdaki birçok arkadaşım,ileride çocuk sahibi olup anne olmanın hayalini kuruyorlar...Açıkçası sizlere belki garip gelecek ama hiç böyle bir hayalim yok...Ama yuvada yaşayan ve herşeyden mahrum çocukların annesi olma hayalim var...Bunu çok istiyorum...Onlar hepimizin evlatları,bu ülkenin kaybolabilecek değerleri...Birinin bile yüzünü güldürüp,hayatına ışık getirebilirsem ne ala...
Ayrıca sen söyleyince türkçe öğretmenim aklıma geldi,anne...Hayatımda gördüğüm,en çoşkulu sevgisini öylesine hissettiren nadir insanlardandır...Ve mükemmel bir öğretmendir...Derdiki ilk önce,dersimden önce,beni seveceksiniz,beni sevmezseniz dersimide sevmezsiniz...Hepimizle ayrı ayrı ilgilenirdi...Bu kadar sevkatli bir öğretmen olmasının,bütün öğrencilerini bağrına basıp kucaklamasının yanı sıra,çokda disiplinliydi...Umarım ileriki nesiller,çocuklarımız,böyle mükemmel öğretmenler görür ve tanırlar...
 
Ynt: Mustang'in Rüzgarı

Günaydın;ooooooooooh yeniden aranızdayım nihayet sorun halledildi.Bir aydır bilgisayarla uğraşıyoruz,bozuldu nihayet sizlere kavuştuk.Arkadaşlar sizden ayrı kalınca sizlerin benim hayatımda nekadar önemli olduğunuzu sizlerle paylaştıklarımı ve sizlerin anlayışlı yaklaşımlarınızı nekadar özledim bilemezsiniz.Enson annem için hastaneye gitiğimi yazmıştım,son gitiğimde hiç birşeyin değişmediğini herşeyin ayını tas aynı hamam olduğunu gördüm.Annem busefer benim canıma okudu gitiğim gün yine kendini bıraktı düşme tehlikesi geçirdikten sonra birdaha yataktan kalkmasına izin vermedim.Benim hastaneye gitiğim gün bana seni seviyorum dedi.Ama okadar içi boşalmış geldiki bana hiç birşey ifade etmedi.Kız kardeşime söylediğimde o bile çok komik buldu.Pazar günü yine yürümesi için telkinlerde bulundum ben iyi bir şey yaptığımı zanederken bana içini boşaltı.Babanlan sen aynısınız birbirinizle yarışıyorsunuz diye beni inciteceğini sandı ama babama benzemek bana gurur verir.Babamla taban tabana zıt fikirlerde olmamıza rağmen birbirimizin fikirlerine saygı gösteririz.Birbirimizle daima iyi geçiniriz.Ertesi gün terapiye gittik orada terapist ve diğer hastalarla olan diyaloğumu kıskandı odaya geldiğimizde yatak düzgün değil diye benimle tartıştı .Benden hıncını almak için eilinden geleni yaptı.Yanımızda olan hastabakıcı teyze sana hiç yakıştıramadım, abla sana nekadar iyi bakıyor sen ona böyle nasıl davranırsın diye uyardı .tabi bizimkindentık yok.Hastaneden çok yorgun vebezmiş bişekilde eve döndüm.Hayatımda yaşadığımen zor üç gündü.Kız kardeşime çok kızmıştım ama onuda çok zor durumda bırakmış kendi çıkmak istememiş.Hastanenin bizi yormaktan başka hiç faydası olmadı çünki kendsi istemeyen bir insana hiç bir şey yapamıyorsunuz.Artık hepimiz onun iyileşmeyeceğini kabul ettik .Annem için çaba harcamaktan vazgeçtik.Bana gelince Hayatımda kendi kendime nekadar güçlü olduğumu nekadar başarılı olduğumu gördüm.Arkadaşlarımla buluştum epeydir görüşmüyorduk.Benimle görüşmedikleri süre içinde yine eski hallerine dönmüşler.Bildik kadın muhabetleri saçları ev işlerini anlatıp durdular.Biz onlarla görüşürken hepsine kitap okutuyordum.Şimdi hepsi okumayı bırakmış.Kendini beğenmişlik gibi gelebilir amahepsinin evinde bilgisyar var.Ama sadece fallımı okumak için giriyorum diyorlar. kiss3
 
Ynt: Mustang'in Rüzgarı

merhaba ben yeni katıldım son yazını okuyabildim...
geçmiş olsun...
evet çok üzücü bir durum...
0BDFC55239C91F47B2FC5270o.gif
 
Durum
Konu yönetici tarafından kapatılmıştır.

Hayatını Değiştiren Asıl Şey Ne?

Aynı döngüler, tekrar eden sorunlar, açıklayamadığın tıkanıklıklar… Çoğu zaman sebep çekirdek inançlarındadır.

Çocuklukta oluşan bu görünmez kalıplar; para, ilişki, özgüven ve başarı alanlarını fark ettirmeden yönetir.

Çekirdek İnanç Analizini Gör İlk adım fark etmekle başlar.
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst