mevlana ya dair...

Ynt: mevlana ya dair...

harika bir konu..ellerinize sağlık arkadaşlar 25889
bende konuyla alakalı birşeyler eklemek istedim..hoş bu konuya ekle ekle bitmez..Mevlana engin bir deniz.. super

avatar10733cs.gif
Semazenlerin başı neden dönmez? Bütün sır semazenlerin dönerken başlarını hafif eğmelerinde yatıyor. “Sema yaparken başa 20-25 derecelik bir eğim veriliyor. Bu eğim iç kulaktaki denge sirküler kanallarının eşit derecede uyarılmasını sağlıyor. İşte bütün sır burada.


5200 tur döndükleri halde nasıl yorulmuyorlar?
Semazenler Tennure adı verilen kumaştan bir elbise giyer.

Etek biçimindeki bu elbise dönerken açılır.

Açıldığında kumaş ile yer arasında bi potansiyel enerji oluşur.

Ayrıca dönme sırasında açılan kumaş bir merkez kaç kuvveti kazandırır.

Bu merkez kaç kuvveti tennurenin kapanmasını önlerken aynı zamanda dönerken yakılan enerjiyi %90 azaltır

Semazenlerin kafasında gödüğünüz takke neden silindir biçimindedir?
Bildiğimiz üzere insana doğadan bi enerji girişi olur.

Bu enerji girişi bıngıldak denilen yerden yani kafatasının tam üstünden olur.

Ve yine bildiğimiz üzere bu enerji saat yönünn tersine döner atomlarda öyle, bizde öyle.

Peki enerji ile ne alakası war şöyle:

Biz döndüğümüz zaman başımız kendi etrafında daire çizeeck şekilde dönmez.

Kendi etrafında 0 çizen yani dönüş hızı sıfır olan sol orta kulak zarıdır.

Biz ve enerji aynı yönde döndüğü için bi hiza söz konusudur.

Çakı gibi dönmek terimi Orta kulağın sıfır çizerek bizim tam enerji merkezi içinde dönmemizdir.

mevlana_1_.gif

BEN BENDE DEĞİL

Ben bende değil, sende de hem sen, hem ben,
Ben hem benimim, hem de senin, sen de benim,
Bir öyle garip hale bugün geldim ki
Sen benmisin, bilmiyorum, ben mi senim.

Mevlana Celaleddin Rumi
 
Ynt: mevlana ya dair...

mevlanadanui8.jpg
 
Ynt: mevlana ya dair...

arkadaslar hollandada katweijk diye bir yer var orda dervislik merkezi var ve hollandalilar semah yapip ilahi okuyolar ve mevlanin yolundan gidyolar. pazargunleri herkeze acik bir yer gitim iceri girdim hollandali ana dilinden bize museviligi dervisligi anlatiyor aman yarabim nekadar utandim ben bir muslumanim turkum ve bunlari bir hollandalidan duyorum ve dinliyorum. ders veriyolarmis MEVLEVİLİK dersi fiuyatini demiyeyim yemin ederim agziniz ucuklar ve benim yada normal bir vatandasin alacagi ders fiyati degil. ve bir mevlanin kucuk bir heykeli icin 400ero istiyolar 400ero az para degil ha burda yemin ederim agzim ucukladi en kisa zamanda turkiyeye konyaya gidecegim mevlaniyi yakindan gorecegim ve o 400eroluk heykeli belkide 4milyona alacagim. demek isdegim sey suki hollandalilar bu MEVLEVİLİK olayini anlatmak icin dunyanin parasini kazaniyolar.bizlerde bilgimizin kiymetini bilmiyoruz ya

sezenciğim affına sığınarak mesajında düzeltmeler yaptım. düzeltme yaptığım kelimeleri büyük harfle yazdım.mevlana öğretisi, MEVLEVİLİKTİR canım musevilik farklıdır..
 
Ynt: mevlana ya dair...

4475275341yi3do8.gif

*leş bize göre rezildir ama,domuza köpeğe şekerdir., helvadır.

kuzgun bağda kuzgunca bağırır.ama bülbül, kuzgun bağırıyor diye
güzelim sesini keser mi hiç.
attachment.php

pisler pisliklerini yapar.
ama sularda temizlemeye çalışır.
dikenden gül bitiren,kışıda bahar haline döndürür.
selviyi hür bir halde yücelten,
kederide sevinç haline sokabilir.
attachment.php

adalet nedir?herşeyi yerine koymak.
zulüm nedir?bir şeyi yerine koymamak,başka yere koymak.
daz.gif

doğruluk,musanı n asası gibidir.eğrilik ise sihirbazların sihrine benzer
doğruluk ortaya çıkınca, bütün eğrilikleri yutar
ping264rr8dg7.gif
 
Ynt: mevlana ya dair...

Shamanic ve diğer arkdaşlar
gerçekten harikasınız.YÜREĞİNİZE SAĞLIK.Allah hepinizden razı olsun.Böyle nadide alimlerimizi,tarihimizi ve değerlerimizi bilmek her insanın görevidir bence ve buna katkıda bulunduğunuz için tekrar tekrar sağolun.........
 
Ynt: mevlana ya dair...

rumidancer.gif

selam olsun yanımda bulunmadığı halde yanımda bulunana, benimle olana...

gerçek bilgi, öğrenilen değil öğretilen bilgidir...

ziyaret yer yakınlığla değildir;birbirini dolaşmak gönüllerin yakınlığıyla olur...

resimler ister haberleri olsun,ister olmasın,hepsi de ressamın elindedir,o elden çıkar...

gül solup, gül bahçesi harap olduktan sonra gülün kokusunu nereden duyabiliriz? gülsuyundan!..

avatar10733cs.gif


roses.jpg


mevlana dan..

sevgiler..
 
Ynt: mevlana ya dair...

Konuyla ilgili paylaşımda bulunan tüm arkadaşlarıma teşekkür ederim.

Konyalı biri olarak Mevlana diyarında yaşamanın verdiği huzur ve mutluluk içerisindeyim. Konya'ya gelme düşüncesi olan tüm arkadaşları beklerim..Hatta bir de Konya günü bile yapabiliriz. Mevlana diyarı Konya, diğer illerde çok farklı yansıtılmaktadır. blook

Konya Türkiye'nin en lüks ve huzurlu şehirlerinden birisidir. Medyanın yansıttığı gibi, gerici, yobaz, sakallıların olduğu bir yer değildir.

Malesef burada, Selçuk Üniversitesinde okuyan dışarıdan gelmiş bir çok öğrenci Konya'ya gelmeden korkutulduğunu, ama aslında Konya'nın çok güzel ve yaşanacak bir yer olduğunu söylemektedirler.

Bu bakımdan Konya'yı mutlaka görmelerini ve gezmelerini tavsiye ederim tüm arkadaşlara. Dediğim gibi bir de Konya günü yapabiliriz. Dünyadan Konya'ya akın akın bir sürü insan gelmekteler. Siz değerli site üyeleri ve yöneticilerini de Konya'ya beklerim

Sağlıcakla... hismiley
 
Ynt: mevlana ya dair...

By mehmet gerçekten çok güzel olur bizim siteden arkadaşlarla ne gezilir.Bir bilenle gezmenin keyfide hiç bişeyde yoktur.Ben 18 yaşımda iken Konya 'ya gelmiştim ama hep içimde ziyaret etmek vardır oranın büyüsü beni kendine hep çekmiştir.Okutsal yaşanmışlıkta dolaşmak inandığın felsefenin parçası smiliyfacegibi hissetiriyor insanı.Yobazlığa gelince artık heryerde kol geziyorlar.Bu gün kahvaltı ederken dışarıdan karaçarşaflılar geçiyordu yanlarında çocukları 7-8 yaşlarında onlarada kendileri gibi giydirmişler.Hadi büyüklerin kendi tercihleri ama küçükler daha tercih yaşında bile değiler.
 
Ynt: mevlana ya dair...

Mustang ' Alıntı:
By mehmet gerçekten çok güzel olur bizim siteden arkadaşlarla ne gezilir.Bir bilenle gezmenin keyfide hiç bişeyde yoktur.Ben 18 yaşımda iken Konya 'ya gelmiştim ama hep içimde ziyaret etmek vardır oranın büyüsü beni kendine hep çekmiştir.Okutsal yaşanmışlıkta dolaşmak inandığın felsefenin parçası smiliyfacegibi hissetiriyor insanı.Yobazlığa gelince artık heryerde kol geziyorlar.Bu gün kahvaltı ederken dışarıdan karaçarşaflılar geçiyordu yanlarında çocukları 7-8 yaşlarında onlarada kendileri gibi giydirmişler.Hadi büyüklerin kendi tercihleri ama küçükler daha tercih yaşında bile değiler.


Merhaba mustang. hismiley

Dediğim gibi gelmek isteyen olursa bir organizasyon düzenleyebiliriz.

Kara çarşaflılar konusunda, herkesin görüşüne saygı duyuyorum. Karası, beyazı, mini eteklisi gözlüklüsü vs. Herkesin aklı var fikri var. Topluma da ayak uydurmalı herkes tabiki. Ama yine de kendi tercihi artık.

Sağlıcakla... hismiley
 
Mevlana Celaleddin Rumi

Sevilen her sey güzeldir; fakat aksine her güzel olanin sevimli olmasi gerekmez. Güzellik, sevimliligin bir parçasidir; sevimli olmaktir temel olan. Sevimlilik oldu mu, elbette güzellikte olur; bir seyin parçasi tümünden ayrilamaz; onunla beraberdir, birdir.

Mecnun' un zamaninda Leyla'dan daha güzel olanlar vardi; fakat Mecnun' un sevgilisi degildi onlar. Mecnun'a, Leyla'dan daha güzel olanlar var, onlari getirelim dediler.

Dedi ki: Leyla'nin seklini sevmiyorum ki ben; Leyla bir sekil degil; elimde bir kadehe benzer Leyla. Ben o kadehle sarap içerim. Su halde ben içip durdugum o saraba asigim. Siz kadehi görüyorsunuz, saraptan haberiniz bile yok. Bana altinlarla bezenmis, mücevherlerle süslenmis kadeh sunsalar, fakat içinde sirke olsa, yahut saraptan baska bir sey bulunsa ne isim var o kadehle benim? Içinde sarap olan eski, kirik bir kadeh o kadehten, hatta o kadeh gibi yüzlerce kadehten daha iyidir bence; fakat kadehi saraptan ayirt edebilmek için bir ask, bir sevk gerek.

Hani aç, on gün bir sey yememis biriyle günde bes kere yemek yemis bir tok... Ikisi de ekmege bakar ama tok, ekmegin seklini görür; açsa ekmegi degil, cani görür; can görünür ona ekmek. Çünkü ekmek kadehe benzer, tadiysa içindeki saraptir sanki; o sarap ancak istah özleyis gözüyle görülebilir. Simdi istahlan, özle de sekli görme, varlik aleminde, her yerde sevgiliyi gör. Su halkin sekli, kadehlere benzer; su bilgiler, hünerler, sanatlarda kadehte ki nakislardir. Görmez misin, kadeh kirildi mi, nakislar kalmaz. Su halde is, kalip kadehlerindeki sarapta, o sarabi içen ve gören kiside.
 
Ynt: mevlana ya dair...

MEVLANA VE AŞK.!

AŞK
Her türlü kemale erişi aşkta gören Mevlana'nın bütün eserleri aşka dairdir. Zira aşk hayatin aslidir, özüdür. Kainatın yaratılış sebebi aşktır. 'Sen olmasaydın bu gökleri yaratmazdım.' Kudsi hadisiyle ; varlık alemlerinin yaratılmasındaki yegane maksadın, Cenab-i Hakkin Hazreti Peygambere duyduğu sevgi olduğu belirtilir. Mademki varlığın mayası aşktır, aşkın en ileri noktası olan Allah aşkı ve muhabbeti her şeyin üzerinde değere sahiptir. Mevlana bu düşünceden hareketle , binlerce beyitte ilahi aşkı söylemiştir. Onun aşka dair düşüncelerini dört grupta toplamak mümkündür. Akil ve aşk mukayesesi, aşkın üstünlüğü ve değeri, fanilere duyulan aşkın geçersizliği, aşktan nasibi olmayanların zavallılığı ...

Mana Padişahı Mevlana'ya göre akıl ve ilim, gayb aleminin gerçeklerini kavramada yetersizdir. Bunlar insanı bir noktaya kadar götürür, ancak hedefe ulaştıramaz. Fakat insan aşktan kanatlara sahipse , ilim ve aşkın hayal edemeyeceği kadar yücelir. Tıpkı miraç gecesi olduğu gibi. O kutlu gecede Hazreti Peygamber ve Cebrail gök katlarında yükselirken , Sidre-i Müntehaya gelince ; Cebrail "Bir parmak ucu daha ilerlersem , yanarım." diyerek kalmış, Hazret-i Peygamber ise Sidre'yi geçerek Cenab- Hakka yakınlığın son derecesine ulaşmıştır.Sidre-i Münteha denen yer ; gerek melek gerekse peygamber, bütün varlıkların ulaşabildiği son noktadır. Bir başka deyişle emr-i İlahiden başka her şeyin son bulduğu yerdir. Mutasavvıflar buradan hareketle , Cebrail'i beşer idrakin , ilim ve aklın sembolü , Hazret-i Peygamber'i ise gönül ve aşkın timsali olarak görürler.

Hazret-i Mevlana bu hususa işaret eder :

"Gerçi başlangıçta akil muallimdi. Sonra akil üstatken ona talebe olur.
Akıl, Cebrail gibi ; ' Bir adım daha gitsem; bu kol, kanat yanar.
Sen bana bakma , yürü, geç ! Benim için daha ileri yer yok.' der. (Mesnevi,I/ 1112-14)

Bu yüzden Mevlana ; aşkı, her sufinin yaşaması gerekli bir hal olarak görür. Ona göre ancak aşkla sevgiliye, Hakk'a bağlanan gönül muteberdir. (Mesnevi,I / 1853). Cebrail gibi, akıl ile insan Allah'a ulaşamaz; yarı yolda kalır. İnsanla , Allah arası bir deniz mesafesi ise ; akıl bu denizde bir yüzücü, aşk ise bir gemidir. Yüzmek güzeldir ama uzun bir yolculuk için yeterli değildir. İnsan yüzerken yorulabilir, boğulabilir. Ama gemiye binen hedefine ulaşır. (Mesnevi IV/ 1423-27)

Diğer taraftan yalnızca görünen zahiri ibadetle de Cenab-ı Hakka ulaşmak yorucu bir iştir. Binde bir kişiye nasip olur. Nitekim ; "Kıyamette namazları, oruçları, sadakaları getirip teraziye koyarlar. Fakat sevgiyi getirdikleri zaman , bu İlahi aşk teraziye sığmaz. Bu yüzden asıl olan aşktır. (Fihi Mafih, 325-326)

Bu aşkın mahiyeti ise sözle anlatılmaz, satırlara sığmaz . Ancak tadanlar bilir:

Birisi sordu : 'Aşıklık nedir ?' Dedim ki : " Benim gibi olursan bilirsin !" (Mecalis-i Sab'a, 82)

Yüce Sultanın "Ben ol da bil!" sözü Cenab-ı Hakka ulaşma yolundaki , "bilmek, bulmak, olmak merhalelerinin son derecesinin aşk ile gerçekleştiğini ifade eder. İlim ve akıl ise sadece bilmeyi sağlar. Yine Mesnevide :

"Aşk ; her ne şekilde açıklasam da, anlatsam da onu tarifte insan dilsiz kalır.
Kalem, gerçi her şeyi yazar ama , aşka gelince başı döner.
Akıl, aşkı anlatmada çamura batmış eşek gibidir. Aşkı ve aşıklığı yine aşk izah eder.
Güneşe delil, yine güneştir. Sana delil lazımsa, güneşten yüzünü çevirme." (Mesnevi, I/ 117-121) beyitleriyle aşkın tarife sığmadığı söylenilirken , aklin acizliği bir kere daha dile getirilir.

Aşk yüzünden elbisesi yırtılanın , hırstan ve ayıptan temizlendiğini, aşkın bütün hastalıkların hekimi, kibir ve azametin ilacı olduğunu, topraktan yaratılan bedenin aşkla yüceldiğini (Mesnevi, I/22-25) söyleyen Mevlana; insanların hırs, tamah, kibir, kıskançlık ve kin gibi kötü huylardan ancak İlahi aşk ile arındığını belirtmek ister. Toplumda İlahi sevgi ile manevi alemi tanıyanlar çoğunlukta olursa aksaklıklar düzelir, huzur hakim olur. Diğer yandan insanın dünyadaki geçimi için bir sanat öğrendiği gibi , ahireti kazanmak için de bir sanat öğrenmesi , bu din sanatının , kazancının da aşk olduğu öğütlenir. (Mesnevi, II/2618-27)

Mevlana ;
"Anam aşk, babam aşk,
Peygamberim aşk, Allahım aşk,
Ben bir aşk çocuğuyum,
Bu aleme aşkı ve sevgiyi söylemeye geldim."

sözleriyle aşkın dört hak mezhebin özü olduğunu belirtir. Buradan anlaşılan şudur ki , yalnızca dinin kurallarına uymakla yetinenler, dinin özünü tanımayıp , kabukta kalanlardır. Asil olan insanin ibadetlerine Allah aşkını katması, tam bir ihlas ve samimiyetle kulluk etmesidir.

Hazret-i Mevlana, Allah aşkının dışındaki sevgilere aşk denemez ;

"Aşk , renge ve kokuya bağlı olursa, o aşk değildir, kişiye bir utançtır." (Mesnevi,I/224)

"Faniye olan aşk ebedi değildir. Çünkü insan bu düzenin hükmüne , ebediliğe müsait değildir.

Her an gönüle feyizler veren , goncadan daha taze olan , gözün ve ruhun safası olan İlahi aşk bakidir.

Daima diri ve ebedi olana aşık ol, Sırrını o nura kavuştur.

Onun aşkını iste, Çünkü bütün peygamberler, veliler bu aşkı , iksirin ta kendisi bildiler.

"Bu aşka bende kabiliyet yok' deme. Kerem sahibinin ihsan etmediği bir nesne yoktur. (Mesnevi I /226-230)

"Külle aşık olanlar , cüz' e itibar etmez. Cüz' e meyleden , küllün isteyicisi değildir" (Mesnevi,I/ 2903) beytiyle Mevlana , Allah aşıklarının Cenab-ı Hak dışında , başka hiçbir şeye değer vermediğini, sevgisini fani unsurlara yöneltenin ise Allah aşkından yoksun olduğunu belirtir. Ancak bazen istisnai durumlar olabilir. İnsan faniye duyduğu aşkta kararlı, vefalı ve sadık ise , bu mecazi aşk onu gerçek sevgiye, ilahi aşka götürebilir :

"Vehme, hevese aşık olan sadıksa ; bu mecaz onu hakikate götürür." (Mesnevi , I /2861)

Mecnun, Leyla'nın aşkıyla yola çıkmış, neticede Mevla'nın aşkına ulaşmıştır.

Ama insanın ne mecazi, ne hakiki aşktan nasibi yoksa Hazret-i Mevlana , bunlara sert bir dille çatar:

"Mademki aşık olmuyorsun, git yün ör, iplik eğir.
Yüz işin var, yüz renge boyanmışsın , yüz rengin var, yüz alacan...
Mademki kafatasında aşk şarabı yok,
Var, geliri bol kişilerin mutfağında kase yala..."
(Rubailer,126)

"Her kim aşk ile yanıp tutuşmamışsa; o, uçmayan, kanatsız kuş gibidir." (Mesnevi,I/31)

Yaradılışın özünü ve insanın fani benliğinden yükselişini aşkta bulan Mevlana; aşksız geçen ömrü, ömür saymaz:

"Baht sana yar olur, yaver kesilirse;
Aşk, seninle işe güce girişir.
Aşksız ömrü hesaba sayma;
O sayıdan dışarda kalacaktır çünkü..."

(Mecali-i Saba 43)-Alıntı
 
Ynt: mevlana ya dair...

Teşekkürler schamanic böyle bir başlık açtığın için bende çok seviyorum Mevana hazretlerini. Mesneviyi okudum çok huzur verdi bana
 
Ynt: mevlana ya dair...

Her gün bir yerden göçmek ne iyi
Her gün bir yere konmak ne güzel
Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş
Dünle beraber gitti cancağızım
Ne kadar söz varsa düne ait
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım

Alemin bal şerbetinden bana ne
İşte ölümde benim ayran tasım
Ne malım, mülküm var benim, ne azığım
Ben genede senin malın mülkün olsun diye çalışırım
Senin başını sokacak bir yerin olsun diye
Senin bir dikili ağacın
Ama hürriyeti kulluğa taş çatlasa satmam

Kusuruma bakmayın benim dostlar
Bağışlayın beni,
Ben; davullara, bayraklara aldırmayan
Bir padişahın yoluna düşmüşüm
Deli-divane olmuşum
Çok uzaklardan yürüyen bir adam gibiyim ben
Çok uzaklardan geçen bir hayal gibi
Ama yok ta sayılmam hani
Var olan birşeyim ben
Hadi ben bensiz geleyim, sen sensiz gel
Ne varsa şu ırmağın içinde var
Soyunalım iki can, dalalım şu ırmağa hadi
Bu kupkuru yerde sitemden gayri ne gördük
Bu kupkuru yerde ne gördük zulümden gayri
Bu ırmakta ne ölmek var bize
Bu ırmakta ne gam var, ne keder var, ne dert
Bu ırmak alabildiğine yaşamaktan
Bu ırmak iyilikten cömertlikten ibaret
Durma, çabuk gel
Gelmem deme
Ne evet demek yaraşır sana, ne hayır,dostum,
senin şanına sadece gelmek yaraşır.

MEVLANA
 
Ynt: mevlana ya dair...

Bu satırları Mesneviyi okurken çıkardım sıkıldığım zamanlar bu satırları okur rahatlarım sizede tavsiye ederim super
Beyit numaraları falanda var ama umarım kötü görünmüyordur düzenlemeye zamanım olmadı malesef

MESNEVİDEN:
Her gün, gönüle gelen düşünce o gün, sabah çağı gelen konuğa benzer, ev sahibine hükmeder, huysuzlukta bulunur. Ev sahibi olmanın şanı, konuğu görüp gözetmek, ağırlamak ve nazını çekmektir.
Konuk evine her gün nasıl bir yüce konuk gelirse onun gibi her an da sana bir fikir gelir.
Canım, fikri bir adam say. Çünkü adam, fikirle değerlidir, fikirle diridir.
Gam fikri, neşe yolunu vurursa gam yeme. O, hakikatte başka neşeler hazırlamadadır.
O, hayrın aslından yeni bir sevinç, yeni bir neşe gelsin diye evi, başkalarından sıkıca süpürür.
3680. Gönül dalındaki sararmış, kurumuş yaprakları ayırır, daldan yeni ve yeşil yapraklar bitmesine yardım eder.
Bu âlemden öte bir âleme yeni bir zevk gelsin diye eski sevinci, kökünden çeker, çıkarır.
Gam, üstü dallarla yapraklarla örtülü yeni kökü bitirsin diye çürümüş, porsumuş olan eski kökü yerinden söküp çıkarır.
Gam, gönülden neyi döker, yahut koparırsa karşılık olarak mutlaka daha iyisini verir.
Hele derdin, gamın, yakın ehline kul olduğunu iyice bilene daha fazla lütuf tarda bulunur.
3685. Bulutla şimşek, asık suratlılık, ekşi yüzlülük göstermese asma yaprağı, doğuya benzeyen gülümsemelerini gösterir mi hiç?
Kutluluk, kutsuzluk, gönlüne gelir, konuklar. Bunlar, evden eve giden yıldızlara benzerler.
Senin burcunda konakladı mı onun talihi gibi sen de tatlı bir hale, gel, çevikleş.
Böyle hareket et de o yıldız, aya gitti, ulaştı mı o gönül sultanına senden şükür etsin.
Sabırlı ve her şeye razı olan Eyyub, tam yedi yıl Tanrı konuğunu, belâyı hoş tuttu.
3690. O sert ve yüzü pek âlâ da Tann'ya dönünce ondan yüzlerce çeşit şükürlerde bulundu da,
Dedi ki: Eyyub, ben sevgililerini öldürdüğüm halde sevgisinden bir kere bile yüzünü çevirmedi.
Tanrı bilgisine vefakârlıkta bulundu, utancından belâ ile âdeta sütle bal gibi kaynaştı, karıştı.
Senin de gönlüne yeniden yeniye belâlar geldikçe o belâları güle güle karşıla.
Ey yaradanım, beni o belânın şerrinden sakla bekle. O yüzden gelecek ihsanları bana haram etme, beni o lûtuflara kavuştur.
3695. Rabbim, uğradığım belâlara karşı lütfet de şükredeyim, geçip giderse ona hasret çekmeyeyim de.
O suratı asık derdi koru. O acılığı şeker gibi tatlı say.
Bulutun da görünüşte yüzü asıktır ama gül bahçesini bezer, çalı çırpıyı kırar.
Gamı bulut gibi bil de o asık suratlıya pek surat asmaya kalkışma.
Belki o inci, elindedir, olur ya, Onun için çalış çabala da senden razı olsun.
3700. Hattâ böyle olmasa bile bu huyu âdet edinir, o güzelim huyla huylanır, o huyu artırırsın da,
Başka yerlerde de böyle hareket edersin ve bir gün birdenbire muhtaç olduğun şeye erişiverirsin.
Neşene mâni olan düşünce, Tann'nın emriyle, Tanrı'nın hikmetiyle gelir.
Sen ona felâket deme delikanlım. Belki bir yıldızdır, belki kutluluk kıranındadır.
Sen ona feri deme, asıl tut da onunla daima maksadına eriş,'üstün çık.
3705. Onu fer'i sayar, muzır tutarsan gözün, aslı gözler durur.
Halbuki bekleyiş, çeşnide zehirdir âdeta. Bu gidişle daima ölüm halinde kalırsın.
Onu asıl bil, kucakla da bekleyiş ölümünden kurtul.
 
Ynt: mevlana ya dair...

Ay ben Mevlana deyince coştum smil56. Konya gezisinide mutlaka gerçekleştirelim arkadaşlar çok güzel bir fikir gerçekten... 25889
 
Ynt: mevlana ya dair...

"BİR GECECİK"
Bir gececik uyuma, ne olur.
Ayrılık kapısını çalma bir gececik.
Bir gececik dostların gönlü olsun,
ne olur sabahı et bir gececik.

Bir gececik gözlerimiz seninle aydın olsun,
kör olsun şeytan bir gececik.
Dünyayı güzel kokular sarsın bütün.
Karanlıklardan ışıklar aksın ovalara.
Sofrandakiler dirilsin bir gececik.

Bir gececik uyuma, ne olur.
Ayrılık kapısını çalma bir gececik.
Bir gececik ata bin, meydana gel.
Gönüller bir gececik rahat olsun,
göğüsler meydana dönsün bir gececik.

Yeniler giyinelim biz kulların.
Musa gibi sen bir sopa al eline.
Sopa bir anda elinde yılan olsun.
Süleyman gibi sen karıncaların yanına var.
Karıncalar bir anda birer Süleyman olsun.

Ne olur, bir gececik kapısını çalma ayrılığın.

Mevlana Celaleddin Rumi
 
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst