Hayat kimine göre bir nehirdeki sandaldan doğanın güzelliğini izlemek gibi o büyük ağaçlara, o nefis kokuya,o muhteşem manzaralara uzaktan bakmak gibi.Ama o sandaldan ayrılamdan.Oysa o sandaldan atlamayı bi başarabilsen ve suyun o berraklığını,soğukluğunu tadabilsen daha sonra karaya çıkıp toprağın sarhoş eden kokusunu çeksen orda yorgunluktan uyuya kalıp ertesi sabah kuşların cıvıltısıyla uyansan o zaman anlarsın hayatın sandaldan ibaret olmadığını ama sana hep sandal öğretildi doğduğundan beri ve hareket alanın sandalla kısıtlandı herkes gibi sende nehrin sonundaki şelaleye kadar sandalda kalmak zorundaydın.Hayatına dair seçim şansının olduğunu sana kimse sölemedi.Ve bu seçimi kendileri kazanmış olanalar toplumdan hep uzaklaştırıldı.Korkuyla bakıldı ve kurulu düzenin bozulmasını engellemk için çok hızlı şekilde her zaman sindirildi.
Oysa hayat her şeyiyle güzel.Hayatına dair her bir olay sizin seçimleriniz.Eğer bugun ağlıyorsan aslında sen seçtiğin için ağlıyorsun ben sana vurdum diye değil.Sen ağlamak istedin diye ben sana vurdum çünkü bunu sen istedin ama dedim ya sana istediğini anlatmadılar hiç sadece zincirleme olaylar yaşadığını ve bunların değişmez bir rapsodi olduğundan bahsettiler.Eğer sen bugün mutluysan hayatından mutlu olmayı istediğin için mutlusun.Eğer bu mutluluğu sen kendi hür iradenle seçtiysen o zaman sen gerçekten yaşayabiliyorsun.
Sandal ya da yukarda anlatmaya çalıştıklarım esasında hepsi bizi bir yere götürüyor.Hayat....Yaşam...Doğum...Ölümm...
Bu süreçte her şey bizim kontrolümüz altında.Buna inanın.Sadece kendinizle yüzleşin.Ciddi anlamda yüzleşin ama.Düşlerinizi yaşadığınızın farkına vardığınızda ki bu farkındalık umarım çok geç olmaz ki kalan yaşamınızda mutlu olursunuz.
Şimdi diyeceksiniz ki nasıl olur da hayat benim kontrolüm altında olur oysa ben hiç bir şeye müdahale edemiyorum.Hayır öyle değil işte.Hayatınızdaki her küçük bir nokta sizin kendi hür iradenizin sonucudur diğer olanların hepsi bu oluşum için gerekli olanlardır.Dedim ya üzülmek istediğiniz için üzülürsünüz.Birgun deneyin ağlarken ya da melankolik olduğunuzda tüm kontrolü ele almayı düşleyin ve sanki bir elbisenizi çıkartır gibi o halinizden kurtulmayı deneyin.Eğer gerçekten samimi olursanız anında değiştiğinizi farkedeceksiniz.Ama yine tekrarlıyorum sürü psikoloji ile yetişmiş toplumlarda bu tür çalışmalar çok sert bi tepkiyle karşılanır.Doğumun ilk anından itibaren bebekler korkak yetiştirilmeye başlanmıştır.Korku doğumdan sonra öğrenilen bir duygudur.Burdaki korku terimi erkeklik duygusu ile alakalı değil hayatınıza karşı aldığınız sorumluluklaru karşılayabilme duygusudur.Kaç kişi hayatında hür iradesiyle kara verebiliyor ki özellikle ülkemizde...
Ve dediğim gibi içinde bulunduğunuz durumdan kurtulmanız sadece elbise çıkartmak kadar kolay.Bir kere çıkarttıktan sonra gerçeklerle yüzleştikten sonra karar vermenin mutluluğunu tattıktan sonra hayatınız o kadar kolaylaşacaktır ki.Sadece kendinize güvenin çünkü siz bu dünyaya geldiğinizde mükemmel bir varlıktınız!!!!
Oysa hayat her şeyiyle güzel.Hayatına dair her bir olay sizin seçimleriniz.Eğer bugun ağlıyorsan aslında sen seçtiğin için ağlıyorsun ben sana vurdum diye değil.Sen ağlamak istedin diye ben sana vurdum çünkü bunu sen istedin ama dedim ya sana istediğini anlatmadılar hiç sadece zincirleme olaylar yaşadığını ve bunların değişmez bir rapsodi olduğundan bahsettiler.Eğer sen bugün mutluysan hayatından mutlu olmayı istediğin için mutlusun.Eğer bu mutluluğu sen kendi hür iradenle seçtiysen o zaman sen gerçekten yaşayabiliyorsun.
Sandal ya da yukarda anlatmaya çalıştıklarım esasında hepsi bizi bir yere götürüyor.Hayat....Yaşam...Doğum...Ölümm...
Bu süreçte her şey bizim kontrolümüz altında.Buna inanın.Sadece kendinizle yüzleşin.Ciddi anlamda yüzleşin ama.Düşlerinizi yaşadığınızın farkına vardığınızda ki bu farkındalık umarım çok geç olmaz ki kalan yaşamınızda mutlu olursunuz.
Şimdi diyeceksiniz ki nasıl olur da hayat benim kontrolüm altında olur oysa ben hiç bir şeye müdahale edemiyorum.Hayır öyle değil işte.Hayatınızdaki her küçük bir nokta sizin kendi hür iradenizin sonucudur diğer olanların hepsi bu oluşum için gerekli olanlardır.Dedim ya üzülmek istediğiniz için üzülürsünüz.Birgun deneyin ağlarken ya da melankolik olduğunuzda tüm kontrolü ele almayı düşleyin ve sanki bir elbisenizi çıkartır gibi o halinizden kurtulmayı deneyin.Eğer gerçekten samimi olursanız anında değiştiğinizi farkedeceksiniz.Ama yine tekrarlıyorum sürü psikoloji ile yetişmiş toplumlarda bu tür çalışmalar çok sert bi tepkiyle karşılanır.Doğumun ilk anından itibaren bebekler korkak yetiştirilmeye başlanmıştır.Korku doğumdan sonra öğrenilen bir duygudur.Burdaki korku terimi erkeklik duygusu ile alakalı değil hayatınıza karşı aldığınız sorumluluklaru karşılayabilme duygusudur.Kaç kişi hayatında hür iradesiyle kara verebiliyor ki özellikle ülkemizde...
Ve dediğim gibi içinde bulunduğunuz durumdan kurtulmanız sadece elbise çıkartmak kadar kolay.Bir kere çıkarttıktan sonra gerçeklerle yüzleştikten sonra karar vermenin mutluluğunu tattıktan sonra hayatınız o kadar kolaylaşacaktır ki.Sadece kendinize güvenin çünkü siz bu dünyaya geldiğinizde mükemmel bir varlıktınız!!!!
