Ruh Halim Hep Değişiyor...

hayır şimdi iyiym. Birde yazıyorum ben. Yazmak bana çok iyi geliyor. resim yapıyorum. Çokça okuyorum. Yavrularımla yaşamak zaten cennette yaşamak gibi onların sevgisi ilgisi bana müthiş iyi geliyor. sadece eşimle anlaşamıyorum fakat şu varki yıllardır ona karşı olan duygularımı analiz ediyorum. yani bu nihayetinde verdiğim bir karar. Yine de eşime tahammül edemiyor değilim. fakat onunla ayrı telden çalıyoruz bu kesin:)

Bir daha okudum bunu.
Aklıma takıldı, sormak istiyorum.
Eşine her zaman mı tahammülsüzdün yoksa çok severek evlendin de, sonradan mı değişti duyguların?
Ne kadar süre flört döneminiz oldu?
Evlilik kararında tereddüt etmedin mi ya değişirsem , duygularım tutarsızlaşırsa naparım diye korkuların olmadı mı?
 
Bir daha okudum bunu.
Aklıma takıldı, sormak istiyorum.
Eşine her zaman mı tahammülsüzdün yoksa çok severek evlendin de, sonradan mı değişti duyguların?
Ne kadar süre flört döneminiz oldu?
Evlilik kararında tereddüt etmedin mi ya değişirsem , duygularım tutarsızlaşırsa naparım diye korkuların olmadı mı?

Eşimle mantık evliliği yaptım ben. 4 ay beraber gezdik. Evlilik için düşünmedim zaten öylesine mecburen verilmiş bir karardı. Benim geçmişimde erkek arkadaşım yoktu ki. Bizim dönemimizde erkek arkadaş, kız arkadaş gibi bir lüksümüz yoktu. Biri gelirdi o sana sen ona bakardın. Hı adama benziyo der evlenirdin:) Herhangi bir duygu durumu söz konusu olmazdı sadece hoşlanman yeterliydi. Fakat ben bir haftalık nişanlıyken farketmiştim bu insanla anlaşamayacağımı. Benim için en önemli şey kibarlığıdır. Kaba insana asla tahammül edemem. O ise ruhumu örseleyip duruyordu. Çok yıllar onun kalbine ulaşmaya çalıştım. Sevgisini kazanmak için uğraştım. Ben yaptıkça o yıktı en son ben vazgeçtim. O zaman dönüp farketti beni kaçardı kovalamaya başladı. Şimdi ben kaçıyorum o kovalıyor. Ortada bir yer varmı buluşabileceğimiz bilmiyorum ama inan bana bunu zerre kadar istemiyorum
 
Eşimle mantık evliliği yaptım ben. 4 ay beraber gezdik. Evlilik için düşünmedim zaten öylesine mecburen verilmiş bir karardı. Benim geçmişimde erkek arkadaşım yoktu ki. Bizim dönemimizde erkek arkadaş, kız arkadaş gibi bir lüksümüz yoktu. Biri gelirdi o sana sen ona bakardın. Hı adama benziyo der evlenirdin:) Herhangi bir duygu durumu söz konusu olmazdı sadece hoşlanman yeterliydi. Fakat ben bir haftalık nişanlıyken farketmiştim bu insanla anlaşamayacağımı. Benim için en önemli şey kibarlığıdır. Kaba insana asla tahammül edemem. O ise ruhumu örseleyip duruyordu. Çok yıllar onun kalbine ulaşmaya çalıştım. Sevgisini kazanmak için uğraştım. Ben yaptıkça o yıktı en son ben vazgeçtim. O zaman dönüp farketti beni kaçardı kovalamaya başladı. Şimdi ben kaçıyorum o kovalıyor. Ortada bir yer varmı buluşabileceğimiz bilmiyorum ama inan bana bunu zerre kadar istemiyorum

Demek ki sen de pek çok borderline gibi ele geçirdiğin vakit ondan uzaklaştın. Bilinçsizce yapmış olmalısın. Önce peşinde koşarsın, o sana dönünce pırr... :S

Neyse... Peki sana kaç yaşındayken teşhis kondu?

Borderline 35inden sonra düzelme gösterirmiş diyorlar. Yaşla birlikte insan daha dengeli ve olgun olurmuş.
 
Demek ki sen de pek çok borderline gibi ele geçirdiğin vakit ondan uzaklaştın. Bilinçsizce yapmış olmalısın. Önce peşinde koşarsın, o sana dönünce pırr... :S

Neyse... Peki sana kaç yaşındayken teşhis kondu?

Borderline 35inden sonra düzelme gösterirmiş diyorlar. Yaşla birlikte insan daha dengeli ve olgun olurmuş.

kesinlikle cookie ne lanet bir şeydir bu. O kadar sever ve istersin. Aşkından ölürsün. Adamı ele geçirirsin hevesin kaçar. Yaşım 43 ve 37 yaşındayken sırf yeter artık benim neyim var deyip gittim doktora. Eşim olsa yolmazdı habersiz gittim iki yıl boyunca tam 38 seans gittim. Ankaraya geldikten sonra da 6 seans hipnoterapiye gittim.
 
kesinlikle cookie ne lanet bir şeydir bu. O kadar sever ve istersin. Aşkından ölürsün. Adamı ele geçirirsin hevesin kaçar. Yaşım 43 ve 37 yaşındayken sırf yeter artık benim neyim var deyip gittim doktora. Eşim olsa yolmazdı habersiz gittim iki yıl boyunca tam 38 seans gittim. Ankaraya geldikten sonra da 6 seans hipnoterapiye gittim.

Ooouuww epeyce geç olmuş.
Demek ki o yaşlarda daha da artış gösterdi ki gitme kararı aldın.
Ben bu yıl abartı seviyelere girince gittim ancak.

Biz yine şanslıyız. Kendini kesenler, r teşebüsünde bulunanlar, hastane yatışı yapanlar falan var. 2 tane ağır hasta biliyorum borderlinelı, ikisi de çalışamıyor ve evlenemiyor. Hiçbir işte dikiş tutturamıyorlar.

Ben de işte evlenemezsem diye korkmaya başlayıp gitme kararı almıştım. Ne de olsa artık 24 yaşındayım. Düzelebileyim, kendimi fark edebileyim ki yol alayım diye düşündüm. Çünkü ben adam gibi yaşayamadığımdan olsa gerek, aşkın çok değerli, çok güzel olduğunu düşünüyorum. İyi ilişkisi olan insanlar dünyanın en şanslılarıdır benim gözümde. Bir de çocuk doğurmak istiyorum. O sebeple endişelenip dr.a başvurdum. Ve çok şükür dengeli olabilmek adına çaba harcıyorum ve iyi düşünüyorum artık. Boşluğa düştüğümüzde yaşadığımız o berbat his daha olmasın diye de çabalıyorum. Amaçlar koyuyorum kendime. Hayal kurup, umutlanıyorum vs. Yoksa bir bıraktım mı ipin ucunu biterim gibi geliyor. Allah bir daha o kadar hissiz ve boşluğa düşmüş hale sokmasın beni. :( Dayanılmaz bir şey. :((

Ne kadar güzel ki, sen de kendi başına bir yola çıkıp neyin olduğunu bulmaya uğraşmışsın. Farkına varabilmişsin.

Kaç seans sonra teşhis koydu doktor? Daha ilk anlatmaya başladığında anladı mı acaba? Çok soru sordum ama... :/
 
ilk seansta teşhis koydu bana. Faik Özdengül doktorum. Konyadadır kendisi. Koskide çalışıyor. Gerçekten çok çok faydasını gördüm. Ayrıca ona onlarca insan yolladım diyebilirim. Ben artık boşluk duygusunu hiç yaşamıyorum canım. Çok şükür artık çok daha iyiyim. Dilediğin kadar soru sorabilirsin.
 
ilk seansta teşhis koydu bana. Faik Özdengül doktorum. Konyadadır kendisi. Koskide çalışıyor. Gerçekten çok çok faydasını gördüm. Ayrıca ona onlarca insan yolladım diyebilirim. Ben artık boşluk duygusunu hiç yaşamıyorum canım. Çok şükür artık çok daha iyiyim. Dilediğin kadar soru sorabilirsin.

:)) Bana da daha ilk gittiğimde demişti dr.
Zaten hemen anlaşılan bir şey aslında.

Ben de hiç yaşamam inşallah bir daha boşluk duygusunu.

Sanırım senin bu kadar geç farkına varmanın sebebi, sizin zamanınızda bizim gibi bir hayat yaşamamış olmanız. :) Bu kadar özgürlük yoktu. Kızlar şimdiki kadar rahat değildi vs.
Çünkü eğer o zamanlar birkaç ilişki yaşama fırsatın olsaydı çok erken yaşlarında anlayabilirdin büyük ihtimalle sende farklılıklar olduğunu. Sonuçta karşılaştığımız olaylar neticesinde açığa çıkıyor bu durum.

Benim en çok ikili ilişkilerimde belli oluyor. Yıllardır anlamamış olsam da, geç kalmış değilim. O zaman yine soruyorum. :)))

Sende de birini çok sevme ve sebepsiz yere nefret etme durumları oluyor mu? Birilerine yardım etme isteğiyle taştığın bir günden sonra, sevgi dolu olduğun bir günden sonra kimseye yardım etmek istemediğin, içindeki sevginin yok olduğu oluyor mu? Yani tam zıtlık barındıran duyguları yaşadığın?
Ya da şimdi yoksa geçmişte oluyor muydu?
 


:)) Bana da daha ilk gittiğimde demişti dr.
Zaten hemen anlaşılan bir şey aslında.

Ben de hiç yaşamam inşallah bir daha boşluk duygusunu.

Sanırım senin bu kadar geç farkına varmanın sebebi, sizin zamanınızda bizim gibi bir hayat yaşamamış olmanız. :) Bu kadar özgürlük yoktu. Kızlar şimdiki kadar rahat değildi vs.
Çünkü eğer o zamanlar birkaç ilişki yaşama fırsatın olsaydı çok erken yaşlarında anlayabilirdin büyük ihtimalle sende farklılıklar olduğunu. Sonuçta karşılaştığımız olaylar neticesinde açığa çıkıyor bu durum.

Benim en çok ikili ilişkilerimde belli oluyor. Yıllardır anlamamış olsam da, geç kalmış değilim. O zaman yine soruyorum. :)))

Sende de birini çok sevme ve sebepsiz yere nefret etme durumları oluyor mu? Birilerine yardım etme isteğiyle taştığın bir günden sonra, sevgi dolu olduğun bir günden sonra kimseye yardım etmek istemediğin, içindeki sevginin yok olduğu oluyor mu? Yani tam zıtlık barındıran duyguları yaşadığın?
Ya da şimdi yoksa geçmişte oluyor muydu?

En zor zamanlarımda ben yavrularımla avundum Onları o kadar çok sevdim ve onlarla öyle çok meşguldüm ki başka şeye pek bakmadım. Bu benim en büyük şansım olmalı. Sende de verdiğin sevgiye karşılık alamadığında nefret duygusuna dönüşüyor demek ki, bende şöyle bir şey var. Aşırı merhamet ve şefkat öyle ki her insan neredeyse benim çocuğum. Hiç kimseye kıyamıyorum. Birsiyle çok fazla ilgilendiğimde ve karşılık alamadığım da bende üzüntü olur. Kahrederim. Neden beni sevmedi derim. Yalnız dediğim gibi galiba artık çok daha normale yakın duygularım. Bu sayfanın en çok konuşan kişisi galiba benim. Saolsun arkadaşlarımda bıkmadılar benden hep bana sabırla ilgiyle sevgiyle yaklaştılar. Ve dediğim gibi çocuklarım benim için başka bir dünya gibidir. Onlar benim cennet bahçem gibidir. Onların sevgileri, şakaları, bana yaklaşımları, yaptığım yemeklere aşırı taktirleri onların o halleri bana başka bir dünyanın kapısını araladı. bak sende oku "var olan annenin yokluğu, verilmeyen sevginin telafisi" çok çok daha farkına varacak ve kendini iyileştirmeye biraz daha yaklaşacaksın.
 
En zor zamanlarımda ben yavrularımla avundum Onları o kadar çok sevdim ve onlarla öyle çok meşguldüm ki başka şeye pek bakmadım. Bu benim en büyük şansım olmalı. Sende de verdiğin sevgiye karşılık alamadığında nefret duygusuna dönüşüyor demek ki, bende şöyle bir şey var. Aşırı merhamet ve şefkat öyle ki her insan neredeyse benim çocuğum. Hiç kimseye kıyamıyorum. Birsiyle çok fazla ilgilendiğimde ve karşılık alamadığım da bende üzüntü olur. Kahrederim. Neden beni sevmedi derim. Yalnız dediğim gibi galiba artık çok daha normale yakın duygularım. Bu sayfanın en çok konuşan kişisi galiba benim. Saolsun arkadaşlarımda bıkmadılar benden hep bana sabırla ilgiyle sevgiyle yaklaştılar. Ve dediğim gibi çocuklarım benim için başka bir dünya gibidir. Onlar benim cennet bahçem gibidir. Onların sevgileri, şakaları, bana yaklaşımları, yaptığım yemeklere aşırı taktirleri onların o halleri bana başka bir dünyanın kapısını araladı. bak sende oku "var olan annenin yokluğu, verilmeyen sevginin telafisi" çok çok daha farkına varacak ve kendini iyileştirmeye biraz daha yaklaşacaksın.

Bakarım o kitaba da.
Demek ki senin yaşın itibariyle daha oturmuş duyguların.
Hele ki evlatlarına duyduğun aşk, senin boşluğunu zaten çok güzel doldurur. :)
Onların koşulsuz sevgisi , varlığı seni dengeliyordur.

Ben karşılık alamayacağımı düşündüğüm birine sevgi vermem. O konuda da planlı davranırım ne yazık ki. Teslimiyetçi bir kişiliğim olabilse, kendimi bırakabilsem çok güzel olacak ama yapamadım henüz. Onun için uğraşıyorum zaten. Sen de demiştin Mevlana okumak iyi olur diye. Bu konuda çok iyi geliyor cidden. İnsan, kabullenişi ve sevgiyi öğreniyor.

Biri beni üzdüğünde hemen nefrete dönüşür duygum. Hiç de umrumda değil der önüme bakarım. Kırıldığımı kendime bile itiraf edemem. Daha önce de yazmıştım, çok gururluyum. Bu halim insanları umursamama haline sokuyor beni. Güzel bir şey aslında. Takmamam lazım.

Ama bahsettiğim nefret duygusu aniden oluyor, çok anlamsız bir durum. Sebepsiz yere gelişiyor. Daha doğrusu benim bilmeden oluşturduğum bir koruma kalkanı bu. Kim olduğumu bilemez hale geliyorum. Kendimi tanıyamıyorum. Yarın ne yaparım kestiremiyorum vs. Bugünlerde çok iyiyim tabii ki. Şimdi desen bir daha hiç değişmeyeceğime inanır vaziyetteyim. Her değişimimde böyle oluyor. Nasıl bir kişiliğe bürünürsem, hep öyle sürecek, hiç değişmeyeceğim sanıyorum ama yok, değişiyorum çok zıt bir şekilde. Benimki baya ileri düzeyde oluyor yani. Senin gibi olacağım yakında ama.

Teşekkür ediyorum. Yine soracağım şeyler olursa sorarım. :))
 
ben çocukken hep erkek çocuklarıyla oynardım. Kızlarla hem anlaşamaz, hem onların yanında yabancı yeteneksiz kalırdım Hala erkeklerle daha kolay dostluk kurabiliyorum. Yine de dediğim gibi çocuklarıma duyduğum sevgi beni hep o duyguda tutuyor. Sende sevgiyi daha çok almaya çalış hayatına. yani kendini sevmeye ve sevilmeye açmaya çalışmalısın. Fakat şu bir gerçek ki sen ve bende farklı seyrediyor hastalık. Sen annen için sevgi kelimesini bile kullanabiliyorsun oysa ben onun yanına bile giderken çok gergin olurum. anne demek bile istemem. Çocukken çocuklar anne diye ağlarlardı. ben ağlarken söyleyecek kelime bulamazdım. Anne mi diyeceğim. benim annem yoktu ki, ölmüş bir anneye ağlamak daha kolay hayattaki bir annenin yokluğu bambaşka
 
ben çocukken hep erkek çocuklarıyla oynardım. Kızlarla hem anlaşamaz, hem onların yanında yabancı yeteneksiz kalırdım Hala erkeklerle daha kolay dostluk kurabiliyorum. Yine de dediğim gibi çocuklarıma duyduğum sevgi beni hep o duyguda tutuyor. Sende sevgiyi daha çok almaya çalış hayatına. yani kendini sevmeye ve sevilmeye açmaya çalışmalısın. Fakat şu bir gerçek ki sen ve bende farklı seyrediyor hastalık. Sen annen için sevgi kelimesini bile kullanabiliyorsun oysa ben onun yanına bile giderken çok gergin olurum. anne demek bile istemem. Çocukken çocuklar anne diye ağlarlardı. ben ağlarken söyleyecek kelime bulamazdım. Anne mi diyeceğim. benim annem yoktu ki

Evet bu rahatsızlık her bireyde farklı seyrediyor.
Ben kendimi çoookkk seviyorum. Zaten çok sevdiğim ve kendimi aşık olunmaya ,çok sevilmeye layık bulduğum için beni takmadığını hissettiğim birinin hayatımda yeri olamaz. Şükürler olsun ki sevilen, ilgi gören bir insan olmuşumdur genelde.

Yalnızca beni ciddi anlamda sevdiğine inandığım birine karşı teslimiyetçi olabilirim belki. Tabii sadece karşı tarafın sevmesi yetmez, benim de çok sevmem lazım. O zaman dengeyi bulacağım. Ama gel gör ki borderline bir insanın birine güvenmesi çok güç oluyor. Yani beni her zaman destekleyeceğine ve yanımda olacağına inandığım anneme bile yüzde yüz güven duyamıyorum. En ufak bir hareketinde aslında beni sevmiyor pek diyebiliyorum. Küçüklüğümde berbat olsa da ilişkimiz, sonradan sevdim ben annemi. Nasıl oldu ,nasıl bu hale geldi hatırlamıyorum. Annem de düzeltti kendini. Onu suçluyordum hep. Bana şunu şunu yaptın diye. O da hatasını anladı, değişti. Vee şimdi bayılıyorum ona. Benim en büyük aşkımdır annem. Bazen yine beni bu hale düşürenin o olduğunu hatırlayıp öfkelensem de, boşver geçmişte kaldı diyorum. Çünkü benim annem , üvey anne elinde sevgisiz büyümüş biri. Onu da anlamaya çalışıyorum. Eğer kendini değiştirmese her şey felaket olacaktı. Ama değiştirdi, tam değişmese bile büyük oranda değişti. Tabii ben de daha ılımlı biri oldum. İkimiz de çaba harcadık. Anneme beni bu hale getiren sensin demedim hiç mesela. Borderlineın sebebinin kendisine bağlı olduğunu bilmiyor. Üzülür diye demiyorum.

Bende şu belirtiler fazla; ani ruh değişimleri, düşüncelerimin, fikirlerimin, isteklerimin sürekli değişmesi (zaten bu değişimler sonucu boşluk duygusu geliyor, gelgitler bıktırıyor insanı), ben kimim diye kendimi sorgulama, çok iyi bir insan da olabilirim, çok acımasız biri de, çok sıcak ya da çok soğuk, bir gün konuşurum biriyle, çok iyi anlaşırım diğer gün konuştuğum kişiyi hiçbir sebep yokken görmek dahi istemem, bir gün yardım ederim, diğer gün yardım edeceğimi söylesem bile yardım etmek istemem, aşık oldum derim, diğer gün yok istemiyorum ayrılıcam diye tuttururum, kesinlikle şunu bunu yapıcam derim ama yapmam, vazgeçerim, vize sınavından 80 almışımdır finali amaan boşver diye geçiştirip 30 alarak batırabilirim o dersi, (okulum da uzadı zaten), birini göklere çıkarıp hayranlık duyarım, sonra yerin dibine sokarım,güzel giden bir ilişkiyi bozarım, olayları zirvede bırakasım gelir, hiçbir insanla ilişkime kalıcı olacak gözüyle bakmam, benim için her ilişki geçicidir, çok iyi rol yaparım, kimse anlamaz ne düşündüğümü. Beni kandırdığını düşünür mesela biri ama ben onu çok fena kandırırıp afallatırım, algılarım çok açıktır, rahatsız edecek ölçüde açıktır hem de. Bir insanı hali tavrı, mimikleri benim için anlamlar taşır ve etkiler. Ona göre karşımdakine sıfatlar koyarım vs. Şimdilik bunlar geldi aklıma.
 
Bir borderline da zaten durmadan karşısındaki insanın ne düşündüğünü, kendini sevip sevmediğini, aldatıp aldatmadığını anlamak için aşırı derecede onu inceler. Bu yüzden de bu konuda beceri geliştirmemiz normal. Çünkü biz onların yüzlerine bakarak ne düşündüğünü anlamaya çalışıp duruyoruz. Bunun sebebi de değişken duygu durumu olan anne babalar.
 
Fakat ne kadar güzel ki zaten kendinin farkındasın ve farkındalık zaten en büyük kazanç. Birde okuduğum kitapta günlük tutun bu sizi iyileştirecektir diyor. belki de bunu yapmak istersin. Ben bunu yıllardır yapıyorum. Ve pek çok şeyi fark ettim bu esnada ve değiştirdim. Bunun bana çok faydası oldu
 
Fakat ne kadar güzel ki zaten kendinin farkındasın ve farkındalık zaten en büyük kazanç. Birde okuduğum kitapta günlük tutun bu sizi iyileştirecektir diyor. belki de bunu yapmak istersin. Ben bunu yıllardır yapıyorum. Ve pek çok şeyi fark ettim bu esnada ve değiştirdim. Bunun bana çok faydası oldu

Farkındalığım çok arttı kendimle ilgili. Borderline adını duyduğum an araştırınca, her şeyi oturtabildim yerine. Ama bu farkındalık bana gerçekten fayda getirecek mi zaman gösterecek. Çok iyiyim diyorum da bakayım ne kadar sürecek bu. Daha ne kadar dengede olabileceğim. Bir sonraki ilişkimde neler yaşayacağım, neler düşüneceğim vs.
Ortaokul-lise zamanı günlük yazıyordum. Annemin okuduğunu gördüm bir gün. Günlüklerimi yırttım, attım. Bir daha da hiç yazasım gelmedi.
Bir ara nasıl hissettiğimi not almaya çalıştım ama sıkıldım hemen. Günlük değil de, duygu değişimlerimi not etmeyi deneyebilirim bir daha belki de. :))
 
buraya yaz. Hem seninle benimle aynı durumda olan birileri okur belkide. İlerleyen zamanlarda dilerlerse silebilirler site sahipleri. Hem şöyle düşünebiliriz. En azından sen ve ben bu konuda ne kadar çok bilgi paylaştık. Birbimizi anlamaya çalıştık ve çözüm aradık sorunumuza bence bu bile çok güzel.
Farkındalığına gelince şimdi her düşünceni irdelersin. Nefretini daha makul düzeylere çekmeyi başarabilirsin böylece. Ben ne zaman çok üzülsem ve boşluk yaşasam" biliyorum bu hastalığımla ilgili, geçecek" diyorum ve daha sakin kalabiliyorum. Eskiden karanlıkta kalıyordun artık elinde bir mum tutuyorsun. Karanlığa bir mum yaktın farkında olarak.
 
buraya yaz. Hem seninle benimle aynı durumda olan birileri okur belkide. İlerleyen zamanlarda dilerlerse silebilirler site sahipleri. Hem şöyle düşünebiliriz. En azından sen ve ben bu konuda ne kadar çok bilgi paylaştık. Birbimizi anlamaya çalıştık ve çözüm aradık sorunumuza bence bu bile çok güzel.
Farkındalığına gelince şimdi her düşünceni irdelersin. Nefretini daha makul düzeylere çekmeyi başarabilirsin böylece. Ben ne zaman çok üzülsem ve boşluk yaşasam" biliyorum bu hastalığımla ilgili, geçecek" diyorum ve daha sakin kalabiliyorum. Eskiden karanlıkta kalıyordun artık elinde bir mum tutuyorsun. Karanlığa bir mum yaktın farkında olarak.

İşte sorun da orada. Ben boşluğa düştüğümde "bu hastalığımla ilgili" diyerek kendimi daha da strese sokup korkuyorum. Halbuki bu hastalığı bilmeseydim ruh halim değişken, herkeste olur böyle şeyler deyip üstünü kapatırdım, gerçi bir yandan da herkeste olabilecek ölçüde şeyler olmadığının da bilincindeyim ama kendimi kandırabilirdim bir şekilde. :/ Artık öyle hafife alamıyor gibiyim maalesef. Bu yüzden çok şey bilmek iyi gelmiyor bana. Kendi kendimi korkutabiliyorum çünkü.

Kabullenmek kolay olmuyor. Fakat aşıyorum bunu da yavaş yavaş. Artık o kadar dehşete düşmüyorum. Hatta bence buna hastalık da denmemeli. Hastalık lafı ağır bir laf. :/ Kişiliğim bu benim diyerek işin içinden çıkmayı tercih ediyorum. :D Çok daha iyi olacağıma eminim. Şimdiden iyiyim zaten. Şükürler olsun binlerce kez.

Buraya da yazarız yine. Faydası olacaktır bence de. Hatta keşke bizim gibi olan başkaları da yazsa. Daha fazla şey paylaşılsa.
 
peki senin dediğin gibi olsun. Yine de korkacak bir şey yok. Bu bizim yaşadığımız kötü olaylar karşısında bazı şeyleri iyi öğrenememiş olmamız sadece. Yoksa başkasına zararı yoktur borderlineların. Yine de farkında olmak en güzeli. en azından gardını alabilirsin.
 
peki senin dediğin gibi olsun. Yine de korkacak bir şey yok. Bu bizim yaşadığımız kötü olaylar karşısında bazı şeyleri iyi öğrenememiş olmamız sadece. Yoksa başkasına zararı yoktur borderlineların. Yine de farkında olmak en güzeli. en azından gardını alabilirsin.

Başkasına nasıl zararı yok?
Karşındakine bir öyle bir böyle davranıyorsun.
İlişkilerinde yıpratıcı oluyorsun. Kullanabiliyorsun, hain planlar yapabiliyorsun, duygularını sömürebiliyorsun... Bu yüzden borderline insanlardan kaçın derler hep. Hayatını olumsuz etkileyen bir şey bu. O sebeple zaten iyi olmaya çalışıyorum ben. Gardımı da aldım artık. Bundan sonrasına bakacağım. :)
 

Başkasına nasıl zararı yok?
Karşındakine bir öyle bir böyle davranıyorsun.
İlişkilerinde yıpratıcı oluyorsun. Kullanabiliyorsun, hain planlar yapabiliyorsun, duygularını sömürebiliyorsun... Bu yüzden borderline insanlardan kaçın derler hep. Hayatını olumsuz etkileyen bir şey bu. O sebeple zaten iyi olmaya çalışıyorum ben. Gardımı da aldım artık. Bundan sonrasına bakacağım. :)

Kabul çok doğru bu sözlerini aynen kabul ediyorum.
 
Varolan Annenin Yokluğu - Verilmeyen Sevginin Telafisi
YazarJasmin Lee Cori
ÇevirmenErhan Akay
YayıneviOkuyan Us Yayınları


Okuyan Us Psikiyatri/Psikoloji serisinden; ihtiyacı olandan daha az annelik go?rmu?s? yetişkinler ve ebeveynler ic?in bir ilham kaynag?ı olacak VAROLAN ANNENİN YOKLUĞU - Verilmeyen Sevginin Telafisi yayımlanmıştır.

"Anne oradayken bile her şeyi eksik olan, bir şekilde ayakta kalmış o annesiz çocuğa... Bu kitap senin için."

"Jasmin Lee Cori, kötü annelik görmüş olmanın etkilerini ve bunlarla nasıl baş edileceğini şefkatle ve parıltılı bir açıklıkla anlatıyor. Onun bakış açısı çocuklarını sevgi dolu bir ortamda yetiştirmek isteyen yeni anneler, kalplerinde uzun süredir varlığını hissettikleri derin boşluğu doldurmak isteyen yetişkin oğul ve kızlar ve anneden kaynaklanan yaraları anlamak ve iyileştirmekle ilgilenen klinik psikologlar için paha biçilmez değerde olacaktır."
Dr. EVELYN BASSOFF, Psikoperapist, Anneler ve Kızlar: Sevmek ve Gitmesine İzin Vermek (Mothers and Daugthers: Loving and Letting Go) kitabının yazarı.


"Jasmin Lee Cori, okuyucuyu şefkatli ve sakin bir sesle kötü annelik görmüş olan yetişkinlerin yüz yüze kaldığı tehlikeli alanlara doğru götürüyor. Bir psikoterapist olarak kendi deneyim ve çalışmalarına dayanarak okuyucuya sancılı bir çocukluğun zorluklarıyla başa çıkmanın ve mutlu bir yetişkinlik yaşamanın keyfine varmanın yollarını gösteriyor."
KATHYREN BLACK, psikoterapist, Haritasız Annelik: İçinizdeki İyi Annenin Keşfi (Mothering Without a Map: The Search for the Good Mother Within) kitabının yazarı.


"Kolaylıkla ulaşılabilir ve son derece yararlı, anne/baba olacaklar, profesyoneller ve ihmalkâr anne/babalardan mustarip yetişkinler için okunması zorunlu bir kitap."
KATE CROWLEY, Bebek Ruh Sağlığı Uzmanı, Southern Califonia Üniversitesi, Yarı Zamanlı Öğretim Üyesi.
 
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst