- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Yıllardır söyler, dururuz: İleri ekonomilerde, finansal hizmetlerin gelişmiş
olduğu ülkelerde bankaların en çok uğraştıkları konu, parayı satmaktır. Yıllar
önce, üst düzey banka yöneticileriyle birlikte ileri bir batı ülkesine
yaptığımız ziyaret sırasında, o ülkenin ileri gelen bankalarından birinin başkan
yardımcısı bize Veri Ambarı sistemini bir istihbarat aracı (business
intelligence tool) olarak kullanıyoruz. Müşterilerimizin rakip bankalarla
yaptıkları işlemleri bile buradan anlayabiliyoruz. Müşterilerimizin rakip
bankalardan aldıkları kredileri biz kapatıp, bu kredileri daha uygun faizlerle
kendi üzerimize devralmayı teklif ediyoruz dediğinde bu bize hiç de önemli
bir marifetmiş gibi gelmemişti. Öyle ya, bizde o sıralarda para satmak diye
bir sorun pek yoktu. En yüksek maliyetlerle toplanan paraları, daha da yüksek
kazançlarla devlete satmak ve aradaki farkı da kar hanesine yazmak çok da zor
bir şey değildi. Hatta, son 10-12 yılın parlayan yıldızı olan Bireysel
Bankacılık bile, aslında parayı bireylere satmak değil, bireylerden para
toplamak üzerine kurulmamış mıydı? Kimin müşterilere kredi pazarlamak, para
satmak gibi bir derdi vardı ki?
Bu durum, yeni gelişmelerden sonra, daha ne kadar
devam edecek dersiniz? Yine yıllardır söyleriz: İleri ekonomilerde bankalar,
verdikleri hizmetlerden komisyon veya ücret adı altında bir miktar para alırlar.
Finansal Hizmet sunan bir kuruluşun bu ücreti almasından, ve karının önemli
bir bölümünün hizmet gelirlerinden oluşması kadar doğal bir şey de olamaz.
Ancak ülkemizde halen, gelişen teknoloji sayesinde oraya çıkan ve birçok ABD
veya Avrupa bankasında bile bulunmayan bazı hizmetler müşterilere bedava
sunuluyor. Özellikle şube dışı hizmet kanalları kullanıldığında, Havale ve
EFT'nin yanı sıra Fatura, Okul Harcı, Kira, Maaş Ödemeleri gibi bir çok hizmet
için, kimseden bir kuruş para istenmiyor. İşlem sırasında yatırılan paranın
bir-iki günlüğüne sıfır faizle bankada kalması, ve o sırada, o paranın başka bir
yere yüksek getiriyle plase edilmesi, bu hizmetin bedava verilmesi için yeterli
oluyor.
Paranın zaman maliyetinin düşmesini hedefleyen yeni
ekonomik önlemlerden sonra ücretsiz verilen bu hizmetlere ne olacak acaba? Başlığı Yeni Kavramlar diye yazdık ama bankaların yıllardır, asıl yapması
gereken bu değil miydi zaten? Veya en azından, pazarlamadan teknoloji
departmanına kadar, buna hazır olmaları gerekmiyor muydu sizce? Kadrolarını bu
düşünce yapısı ile çalışacak kişilerden oluşturmalarında fayda yok muydu?
olduğu ülkelerde bankaların en çok uğraştıkları konu, parayı satmaktır. Yıllar
önce, üst düzey banka yöneticileriyle birlikte ileri bir batı ülkesine
yaptığımız ziyaret sırasında, o ülkenin ileri gelen bankalarından birinin başkan
yardımcısı bize Veri Ambarı sistemini bir istihbarat aracı (business
intelligence tool) olarak kullanıyoruz. Müşterilerimizin rakip bankalarla
yaptıkları işlemleri bile buradan anlayabiliyoruz. Müşterilerimizin rakip
bankalardan aldıkları kredileri biz kapatıp, bu kredileri daha uygun faizlerle
kendi üzerimize devralmayı teklif ediyoruz dediğinde bu bize hiç de önemli
bir marifetmiş gibi gelmemişti. Öyle ya, bizde o sıralarda para satmak diye
bir sorun pek yoktu. En yüksek maliyetlerle toplanan paraları, daha da yüksek
kazançlarla devlete satmak ve aradaki farkı da kar hanesine yazmak çok da zor
bir şey değildi. Hatta, son 10-12 yılın parlayan yıldızı olan Bireysel
Bankacılık bile, aslında parayı bireylere satmak değil, bireylerden para
toplamak üzerine kurulmamış mıydı? Kimin müşterilere kredi pazarlamak, para
satmak gibi bir derdi vardı ki?
Bu durum, yeni gelişmelerden sonra, daha ne kadar
devam edecek dersiniz? Yine yıllardır söyleriz: İleri ekonomilerde bankalar,
verdikleri hizmetlerden komisyon veya ücret adı altında bir miktar para alırlar.
Finansal Hizmet sunan bir kuruluşun bu ücreti almasından, ve karının önemli
bir bölümünün hizmet gelirlerinden oluşması kadar doğal bir şey de olamaz.
Ancak ülkemizde halen, gelişen teknoloji sayesinde oraya çıkan ve birçok ABD
veya Avrupa bankasında bile bulunmayan bazı hizmetler müşterilere bedava
sunuluyor. Özellikle şube dışı hizmet kanalları kullanıldığında, Havale ve
EFT'nin yanı sıra Fatura, Okul Harcı, Kira, Maaş Ödemeleri gibi bir çok hizmet
için, kimseden bir kuruş para istenmiyor. İşlem sırasında yatırılan paranın
bir-iki günlüğüne sıfır faizle bankada kalması, ve o sırada, o paranın başka bir
yere yüksek getiriyle plase edilmesi, bu hizmetin bedava verilmesi için yeterli
oluyor.
Paranın zaman maliyetinin düşmesini hedefleyen yeni
ekonomik önlemlerden sonra ücretsiz verilen bu hizmetlere ne olacak acaba? Başlığı Yeni Kavramlar diye yazdık ama bankaların yıllardır, asıl yapması
gereken bu değil miydi zaten? Veya en azından, pazarlamadan teknoloji
departmanına kadar, buna hazır olmaları gerekmiyor muydu sizce? Kadrolarını bu
düşünce yapısı ile çalışacak kişilerden oluşturmalarında fayda yok muydu?
