- Katılım
- 28 Ağustos 2006
- Mesajlar
- 660
- Reaksiyon puanı
- 29
- Puanları
- 0
- Yaş
- 56
- Konum
- İstanbul
- Web sitesi
- www.mertolcer.com
Daha önce yapamadığımızı düşündüğümüz şeyleri başardığımızda derin bir mutluluk duygusu ve kıvanç hissi içimize dolar başlangıçta. Sonra ikinci tepki olarak genelde başımıza gelen şeyi tesadüflere bağlama yada şans işte diye geçirme ve yeniden eski güvenli -öyle olduğu düşünülen- bölgeye çekilme. Oysaki kendimizde farkettiğimiz bu olumlu değişikliklerin tamamen kendi içimizden geldiğini kabul ederek o yönde davranmaya devam etsek sonuç inanılmaz derecede şaşırtıcı olabilir. Farkettiğimiz değişiklikleri denemeye tekrar edelim. Yeni alışkanlıklar edinmenin yolu pratikten geçer. İlk düştüğümüzde vazgeçseydik, hala emekliyorduk. Şevkimizi kaybetmeyelim.
Bakın yazar Tom Hopkins şevk konusunda neler söylüyor;
Siz de yaşamında gerçekten istediği şeylere ulaşamayan milyonlarca insandan biriyseniz, bunun nedeni "şevk kıran" birkaç basit tutum olabilir. Deneyimlerimden edindiğim kadarıyla, hepimizi etkileyen ve hedeflerimize ulaşmak için üstesinden gelmek zorunda olduğumuz dört şevk düşmanı var.
Birinci şevk düşmanı, güvenliğimizi yitirme korkusudur.
Sahip olduğumuz güvenliği kaybetmekten o kadar çok korkarız ki peşinde koştuğumuz daha güçlü güvenliği elde etmek için ondan vazgeçemeyiz. Kendi içimizde oluşturduğumuz güvenliğin dışında bir güvenlik olduğuna inanmıyorum. Aslında, yaşam denen mücadeleyle başa çıkma yeteneğimiz ölçüsünde güvendeyiz ve güvensizliği yönetme becerimizin izin verdiğinden daha güvende olamayız.
Bunun anlamı, istediğimiz şeye sahip olmak için elimizdekini feda etmemiz gerektiğidir. Herhangi bir şeyden vazgeçmeyi reddedersek, yeni başarılar için gerekli alan, zaman, para ve enerjiyi nereden temin edeceğiz?
İkinci şevk düşmanı, başarısızlık korkusudur.
Kaç kez, başarısız olacağınız korkusuyla birşey denemekten vazgeçtiniz? Çoğumuzun, başarının gerektirdiği anlık isyanları kabul etmek yerine vasat yaşamlara razı olması yazık değil mi?
Korkularımıza meydan okumalıyız ve her korkuyu sonsuza dek fethetmeliyiz. Çok geçmeden, korkuyu her fethedişinizde, bir sonrakini alt etmek kolaylaşacaktır. Unutmayın. En çok korktuğunuz şeyi yapın; sonuçta, o korkuyu kontrol edeceksiniz.
Üçüncü şevk düşmanı, kendinden şüpheye düşmektir.
Olumsuz düşüncelerin pençesine düşmüşsek, yaptığımız her şeyin yanlış olacağına inanırız. Bu şekilde düşündüğümüzde, büyük ihtimalle, herişimiz aksar ve sonunda başarısız oluruz.
Neyi yanlış yaptığınıza bakmak yerine, neyi doğru yaptığınıza bakın."Hep ileriyi" hedefleyin, itirazları alt edin ve denemeyi sürdürün.
Çok geçmeden, kazanmaya başlarsınız. Zaferler, arka arkaya gelir ve sonunda, kendinize yönelik şüpheleri bir "olumlu düşünceler" dağının altında boğar.
Dördüncü şevk kırıcı, değişim sancısıdır.
Değişime direniriz; çünkü değişim, eski benliğimizin bir bölümünün ölmesi gerektiği anlamına gelir ve hiç bilmediğimiz bir benlik doğar. Yeninin doğuşu için emek verirken, aşina olduğumuz şeyin kaybı için yas tutarız.
Bu tutumun üstesinden gelmek için, mecbur olmadığımız halde yeni şeylerdeneme alışkanlığı edinmeliyiz.
Böylece yaşamımızda, güçlü bir duygusal temel olarak, eskinin en iyi yönlerini koruyabiliriz. Unutmayın.
Her tür değişim, biraz sancılı geçer; ama kendi kendinize eyleme geçirdiğiniz değişimler, başkaları tarafından dikte ettirilen değişimlerden çok daha az sancılıdır.
Bakın yazar Tom Hopkins şevk konusunda neler söylüyor;
Siz de yaşamında gerçekten istediği şeylere ulaşamayan milyonlarca insandan biriyseniz, bunun nedeni "şevk kıran" birkaç basit tutum olabilir. Deneyimlerimden edindiğim kadarıyla, hepimizi etkileyen ve hedeflerimize ulaşmak için üstesinden gelmek zorunda olduğumuz dört şevk düşmanı var.
Birinci şevk düşmanı, güvenliğimizi yitirme korkusudur.
Sahip olduğumuz güvenliği kaybetmekten o kadar çok korkarız ki peşinde koştuğumuz daha güçlü güvenliği elde etmek için ondan vazgeçemeyiz. Kendi içimizde oluşturduğumuz güvenliğin dışında bir güvenlik olduğuna inanmıyorum. Aslında, yaşam denen mücadeleyle başa çıkma yeteneğimiz ölçüsünde güvendeyiz ve güvensizliği yönetme becerimizin izin verdiğinden daha güvende olamayız.
Bunun anlamı, istediğimiz şeye sahip olmak için elimizdekini feda etmemiz gerektiğidir. Herhangi bir şeyden vazgeçmeyi reddedersek, yeni başarılar için gerekli alan, zaman, para ve enerjiyi nereden temin edeceğiz?
İkinci şevk düşmanı, başarısızlık korkusudur.
Kaç kez, başarısız olacağınız korkusuyla birşey denemekten vazgeçtiniz? Çoğumuzun, başarının gerektirdiği anlık isyanları kabul etmek yerine vasat yaşamlara razı olması yazık değil mi?
Korkularımıza meydan okumalıyız ve her korkuyu sonsuza dek fethetmeliyiz. Çok geçmeden, korkuyu her fethedişinizde, bir sonrakini alt etmek kolaylaşacaktır. Unutmayın. En çok korktuğunuz şeyi yapın; sonuçta, o korkuyu kontrol edeceksiniz.
Üçüncü şevk düşmanı, kendinden şüpheye düşmektir.
Olumsuz düşüncelerin pençesine düşmüşsek, yaptığımız her şeyin yanlış olacağına inanırız. Bu şekilde düşündüğümüzde, büyük ihtimalle, herişimiz aksar ve sonunda başarısız oluruz.
Neyi yanlış yaptığınıza bakmak yerine, neyi doğru yaptığınıza bakın."Hep ileriyi" hedefleyin, itirazları alt edin ve denemeyi sürdürün.
Çok geçmeden, kazanmaya başlarsınız. Zaferler, arka arkaya gelir ve sonunda, kendinize yönelik şüpheleri bir "olumlu düşünceler" dağının altında boğar.
Dördüncü şevk kırıcı, değişim sancısıdır.
Değişime direniriz; çünkü değişim, eski benliğimizin bir bölümünün ölmesi gerektiği anlamına gelir ve hiç bilmediğimiz bir benlik doğar. Yeninin doğuşu için emek verirken, aşina olduğumuz şeyin kaybı için yas tutarız.
Bu tutumun üstesinden gelmek için, mecbur olmadığımız halde yeni şeylerdeneme alışkanlığı edinmeliyiz.
Böylece yaşamımızda, güçlü bir duygusal temel olarak, eskinin en iyi yönlerini koruyabiliriz. Unutmayın.
Her tür değişim, biraz sancılı geçer; ama kendi kendinize eyleme geçirdiğiniz değişimler, başkaları tarafından dikte ettirilen değişimlerden çok daha az sancılıdır.
