- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Hiçbir şey
değişmeyeceğini söyleyenlerin görüşüne göre vücudunuzun bir dikdörtgen olduğunu
ve yağmur damlalarının yere dik düştüğünü farz edelim. İster bir yüz metreci
gibi hızlı koşun, ister sallanarak yürüyün bir şey fark etmez. Hızınıza bağlı
olmadan vücudunuza düşen yağmur tanesi sayısı aynı kalır. Koştukça ön tarafınıza
bir saniyede daha çok yağmur tanesi isabet edecektir ama süre kısaldığından
toplam sayı ve sonuç değişmeyecektir. 'Yağmurda yürüyünüz' diyenler ise
koşma durumunda yağmur damlalarının aynı sürede daha çok sayıda birikeceğini ve
buharlaşmaları için daha az zaman olduğundan üzerimizin daha ıslak olacağını,
aerodinamik tesirleri hesaba katarak, düz yürürken üzerimize düşmeyecek düşey
damlaların, koşarsak karşıdan gelecekleri için temas edeceklerini, yürürken
başımıza düşen damla sayısının koştuğumuz sırada düşenden fazla olamayacağını
ileri sürerek 'ahmak ıslatan' diye de tabir edilen hafif yağışlarda yürümeyi
öneriyorlar. Tabii burada unutulmaması gereken şey yavaş yürürken bacaklarımızın
da çok yağış alacağı.'Koşunuz!' görüşüne göre ise, yağmurda koşmakla
yürümek arasında, vücudumuza düşen yağmur tanesi miktarı açısından bir fark
olmayabilir ama önemli olan başımıza düşen miktardır. Bu nedenle koşarsak süre
kısalır ve başımıza düşen yağmur miktarı azalır. Yapılan bir deneyde,
yağmur karşıdan 45 derece açı ile yağıyorken, bir defter kağıdına aynı mesafe 7
saniyede koşulduğunda 131 damla, 20 saniyede yürünüldüğünde ise 216 damla isabet
ettiği saptanmıştır. Buna göre yağmurda yürüyerek gitmek, koşmaya göre neredeyse
iki misli ıslanmak anlamına gelmektedir. Şüphesiz bu Önermeler
yapılırken, rüzgarın yönü, üzerimizdeki giysilerin şekli ve cinsi ve en önemlisi
kapalı alana ulaşılacak mesafe göz önüne alınmamış ve değerlendirmeler kısa
mesafelere göre yapılmıştır. Uzun mesafelerde hiç şansınız yok, koşabildiğiniz
kadar koşun ama en doğrusu yağmur geçene kadar kapalı bir yerde oyalanın.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
değişmeyeceğini söyleyenlerin görüşüne göre vücudunuzun bir dikdörtgen olduğunu
ve yağmur damlalarının yere dik düştüğünü farz edelim. İster bir yüz metreci
gibi hızlı koşun, ister sallanarak yürüyün bir şey fark etmez. Hızınıza bağlı
olmadan vücudunuza düşen yağmur tanesi sayısı aynı kalır. Koştukça ön tarafınıza
bir saniyede daha çok yağmur tanesi isabet edecektir ama süre kısaldığından
toplam sayı ve sonuç değişmeyecektir. 'Yağmurda yürüyünüz' diyenler ise
koşma durumunda yağmur damlalarının aynı sürede daha çok sayıda birikeceğini ve
buharlaşmaları için daha az zaman olduğundan üzerimizin daha ıslak olacağını,
aerodinamik tesirleri hesaba katarak, düz yürürken üzerimize düşmeyecek düşey
damlaların, koşarsak karşıdan gelecekleri için temas edeceklerini, yürürken
başımıza düşen damla sayısının koştuğumuz sırada düşenden fazla olamayacağını
ileri sürerek 'ahmak ıslatan' diye de tabir edilen hafif yağışlarda yürümeyi
öneriyorlar. Tabii burada unutulmaması gereken şey yavaş yürürken bacaklarımızın
da çok yağış alacağı.'Koşunuz!' görüşüne göre ise, yağmurda koşmakla
yürümek arasında, vücudumuza düşen yağmur tanesi miktarı açısından bir fark
olmayabilir ama önemli olan başımıza düşen miktardır. Bu nedenle koşarsak süre
kısalır ve başımıza düşen yağmur miktarı azalır. Yapılan bir deneyde,
yağmur karşıdan 45 derece açı ile yağıyorken, bir defter kağıdına aynı mesafe 7
saniyede koşulduğunda 131 damla, 20 saniyede yürünüldüğünde ise 216 damla isabet
ettiği saptanmıştır. Buna göre yağmurda yürüyerek gitmek, koşmaya göre neredeyse
iki misli ıslanmak anlamına gelmektedir. Şüphesiz bu Önermeler
yapılırken, rüzgarın yönü, üzerimizdeki giysilerin şekli ve cinsi ve en önemlisi
kapalı alana ulaşılacak mesafe göz önüne alınmamış ve değerlendirmeler kısa
mesafelere göre yapılmıştır. Uzun mesafelerde hiç şansınız yok, koşabildiğiniz
kadar koşun ama en doğrusu yağmur geçene kadar kapalı bir yerde oyalanın.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
