- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Üzerimizdeki atmosfer tabakasının ağırlığının yarattığı bu
hayli yüksek basınç altında ezilmeyiz hatta hissetmeyiz bile. Vücudumuz buna
göre ayarlanmıştır. Bu basınç biraz artarsa (denize daldığımızda) veya biraz
azalırsa (uçakta veya yüksek dağlara çıkıldığı zaman) vücudumuz, kulaklarımız
başta olmak üzere bunu hemen algılar. İşte basıncın, santimetrekareye l
kilogram (1000 gram) olan atmosfer basıncının altına düşmesine vakum denilir.
Örneğin santimetrekarede 0,8 kilogramlık (800 gram) bir basınç pratikte atmosfer
basıncının ne kadar altında ise o kadar yani l 000-800= 200 milibar vakum olarak
ifade edilir. Vakumda, yani hava basıncı atmosfer basıncından daha düşük
olduğunda üzerimizdeki basınç da azalmış yükümüz hafiflemiş olduğuna göre
vücudumuz da daha rahat etmez mi? Hayır, tersine. Vücudumuzun iç basıncı
atmosfer basıncına göre ayarlıdır. Dışımızdaki basınç düşerse, denge
bozulacağından ve iç basıncımız fazla geleceğinden başta damarlarımız olmak
üzere tüm organlarımız zarar görebilir, devam etmesi durumunda ise insanı ölüme
götürebilir. Hakiki veya mutlak vakum tam sıfır hava basıncına
ulaşmaktır ki, bu pratikte mümkün değildir. Uzayda bile hakiki vakum yoktur. Bir
ortamın hakiki yani mutlak vakumda olması için içinde molekül, atom, elektron,
ve atomun diğer küçük parçacıklarından hiçbirinin olmaması gerekir. Uzayda
'neutrinus' denilen partiküller vardır, bu nedenle uzayda bile hakiki vakum
vardır diyemiyoruz. Ancak uzay o kadar büyük, parçacıklar da o kadar küçüktürler
ki yüzde 99,9999....vakumdur diyebiliriz. Elinize bir şişe alıp havasını
boşaltıp, ağzını da sızdırmaz şekilde kapatırsanız şişenin içinde vakum
oluşmuştur diyebiliriz. Şişenin kapağında bir delik açarsanız dışarıdaki hava
derhal içeri hücum eder, içerdeki vakumun yerini alır. O halde dünyamızı
çevreleyen hava tabakası niçin uzayın boşluğuna, vakumlu ortamına kaçmıyor?
Örnekteki havanın, şişenin içine dalmasına sebep üzerindeki atmosferik
basınçtır. Atmosferde 10 000 metreye çıkıldığında (yolcu uçaklarının normal uçuş
yüksekliği) hava basıncı santimetrekarede 0,3 kilograma, 16 000 metrede 0,1
kilograma düşer. Atmosferin üst katmanlarına gittikçe de hava basıncı
sıfıra yaklaşır. Havanın vakumlu ortama kaçmasını yaratacak bir hava basıncı
yoktur, bu nedenle uzayın boşluğu hava moleküllerini çekemez, atmosfer tabakamız
da uzayın boşluğuna kaçıp gitmez. Tabii dünyanın çekim gücünü de unutmamak
lazım.
Siyaset, Bilim Ve Tarih Bilinci (Doğan Özlem )The Benefits Of TreesEnerji TasarrufuAlternatif Ucuz Enerji KaynaklarıErozyonun Tanımı Ve ÇeşitleriDünyamızın HareketleriDoğalgazDeve KuşlarıTeknolojik CellatlarımızKüresel IsınmaÇimento İşkolu Ve SorunlarıAtmosferin Başlıca Gaz KirleticileriNükleer EnerjiYapay KristallerHyrogen Fuel The Fuel Of FutureKentiçi Ulaşımı Ve Çevre SorunlarıPrcı HakkındaÇevre Kirliliği Ve SonuçlarıSivil SavunmaUluslararası Hukuk Ve Çevre
hayli yüksek basınç altında ezilmeyiz hatta hissetmeyiz bile. Vücudumuz buna
göre ayarlanmıştır. Bu basınç biraz artarsa (denize daldığımızda) veya biraz
azalırsa (uçakta veya yüksek dağlara çıkıldığı zaman) vücudumuz, kulaklarımız
başta olmak üzere bunu hemen algılar. İşte basıncın, santimetrekareye l
kilogram (1000 gram) olan atmosfer basıncının altına düşmesine vakum denilir.
Örneğin santimetrekarede 0,8 kilogramlık (800 gram) bir basınç pratikte atmosfer
basıncının ne kadar altında ise o kadar yani l 000-800= 200 milibar vakum olarak
ifade edilir. Vakumda, yani hava basıncı atmosfer basıncından daha düşük
olduğunda üzerimizdeki basınç da azalmış yükümüz hafiflemiş olduğuna göre
vücudumuz da daha rahat etmez mi? Hayır, tersine. Vücudumuzun iç basıncı
atmosfer basıncına göre ayarlıdır. Dışımızdaki basınç düşerse, denge
bozulacağından ve iç basıncımız fazla geleceğinden başta damarlarımız olmak
üzere tüm organlarımız zarar görebilir, devam etmesi durumunda ise insanı ölüme
götürebilir. Hakiki veya mutlak vakum tam sıfır hava basıncına
ulaşmaktır ki, bu pratikte mümkün değildir. Uzayda bile hakiki vakum yoktur. Bir
ortamın hakiki yani mutlak vakumda olması için içinde molekül, atom, elektron,
ve atomun diğer küçük parçacıklarından hiçbirinin olmaması gerekir. Uzayda
'neutrinus' denilen partiküller vardır, bu nedenle uzayda bile hakiki vakum
vardır diyemiyoruz. Ancak uzay o kadar büyük, parçacıklar da o kadar küçüktürler
ki yüzde 99,9999....vakumdur diyebiliriz. Elinize bir şişe alıp havasını
boşaltıp, ağzını da sızdırmaz şekilde kapatırsanız şişenin içinde vakum
oluşmuştur diyebiliriz. Şişenin kapağında bir delik açarsanız dışarıdaki hava
derhal içeri hücum eder, içerdeki vakumun yerini alır. O halde dünyamızı
çevreleyen hava tabakası niçin uzayın boşluğuna, vakumlu ortamına kaçmıyor?
Örnekteki havanın, şişenin içine dalmasına sebep üzerindeki atmosferik
basınçtır. Atmosferde 10 000 metreye çıkıldığında (yolcu uçaklarının normal uçuş
yüksekliği) hava basıncı santimetrekarede 0,3 kilograma, 16 000 metrede 0,1
kilograma düşer. Atmosferin üst katmanlarına gittikçe de hava basıncı
sıfıra yaklaşır. Havanın vakumlu ortama kaçmasını yaratacak bir hava basıncı
yoktur, bu nedenle uzayın boşluğu hava moleküllerini çekemez, atmosfer tabakamız
da uzayın boşluğuna kaçıp gitmez. Tabii dünyanın çekim gücünü de unutmamak
lazım.
Siyaset, Bilim Ve Tarih Bilinci (Doğan Özlem )The Benefits Of TreesEnerji TasarrufuAlternatif Ucuz Enerji KaynaklarıErozyonun Tanımı Ve ÇeşitleriDünyamızın HareketleriDoğalgazDeve KuşlarıTeknolojik CellatlarımızKüresel IsınmaÇimento İşkolu Ve SorunlarıAtmosferin Başlıca Gaz KirleticileriNükleer EnerjiYapay KristallerHyrogen Fuel The Fuel Of FutureKentiçi Ulaşımı Ve Çevre SorunlarıPrcı HakkındaÇevre Kirliliği Ve SonuçlarıSivil SavunmaUluslararası Hukuk Ve Çevre
