- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Portföy yatırımlarında global riskin en
iyi örneklerinden biri Ekim 1994'te Güney Doğu Asya, Latin Amerika, Avrupa ve
ABD borsalarında (Türkiye de dahil) %10 - %30 arası düşüş yaratan dalgadır.
Ayrıca uluslararası ticarette büyük öneme sahip emtiaların fiyat hareketleri ve
bunların yakın gelecekteki arz ve talep durumları hakkındaki beklentiler,
uluslararası nitelikteki finansal araçların getirisindeki değişimleri etkileyen
faktörler arasında gösterilebilir. Örneğin OPEC üyesi ülkelerin 1983 yılında
petrol fiyatını varil başına 34 ABD Dolarından 29 ABD Doları'na düşürmeleri, tüm
dünya piyasalarını etkilemiş bir karardır.Finansal anlamda hangi ülkeye
yatırım yapılırsa yapılsın, katlanılması kaçınılmaz bir risk düzeyi vardır.
Çokuluslu kuruluşlar farklı ülke ve piyasalara yatırım yaparak risklerini
minimize etmeye çalışırlar. En başarılı risk çeşitlendirmesi sonucunda bile
sıfır riske ulaşılamaz çünkü her sektör ve piyasanın barındırdığı bir global
risk vardır.B-Ülke RiskiUluslararası yatırım analizlerinde en
önemli araştırma konularından birisi ülkenin politik ve ekonomik risk düzeyidir.
Shapiro, ekonomik açıdan ülke risk düzeyini belirlemek için dört temel kıstas
tanımlamıştır:1- Fiskal Risk: Devlet bütçe açıklarının GSMH'ye
oranıdır.2- Kontrollü Döviz Kuru Sistemi: Sıkı kambiyo rejimlerinin
varlığı ve devalüasyon tehdidi sermayenin yurtdışına kaçmasına neden
olmaktadır.3- Üretken Olmayan Devlet Harcamaları: Dış borca bağımlı
büyüme gösteren bir ülke tarafından alınan kredilerin çoğunlukla tüketimi
sübvanse etmesi ülke riskini artırır.4- Ülke Kaynakları: Bir ülkenin
doğal, finansal ve işgücü kaynaklarının yetersizliği ve/veya bunların etkin
kullanılmaması ülke riskini artırır.Euromoney tarafından ülke riski
hesabı aşağıdaki kriterlere göre yapılmaktadır:1- Analitik Göstergeler:
Borç Servisi / İhracat, Ödemeler Dengesi / GSMH ve Dış Borç / GSMH oranları
ekonomik gösterge olarak alınır.2- Kredi Göstergeleri: Ülkenin genel
kredibilitesini belirlemek üzere ödeme kayıtları ve yeni geri ödeme planları
incelenir.3- Piyasa Göstergeleri: Tahvil piyasalarında tahvil ihraç
edebilme kabiliyeti, kısa vadeli finansman temin edebilme gücü ve ülkenin
likidite yapısı incelenir.Bunların yanı sıra, ülke riskini belirleyen
çok önemli bir kriter de siyasi istikrar ve öncelikle iç ya da dış sıcak çatışma
riskidir. Örneğin Türkiye'deki yabancı yatırımcıların Ekim 1997 sonunda gerek
hisse senedi gerekse tahvil bono piyasalarında yüklü satışlara geçmelerinin
ardında, faizlerdeki yükselme ve dünya borsalarında yaşanan krizin yanı sıra,
Ege ve Kıbrıs sularının ısınmasının getirdiği tedirginlik ve risk algılaması
yatmaktaydı.Ayrıca, siyasal değişikliklerin sık sık gündeme geldiği ve
buna bağlı olarak parasal ve mali kararları veren otoritelerin değiştiği
ülkelerin ülke riski, bu durumları yaşamayan ülkelere oranla çok daha yüksektir.
Siyasi istikrarsızlık piyasalarda şoklara, ekonomide dur-kalklara neden olur ve
uzun vadeli tahminlerin yapılabilmesini engeller.Her dönemde farklı
'uzun vadeli' planlar yapılır ve çoğunluğu sonuçlanamaz. Bir süre sonra devlet
tarafından açıklanan tedbirler ve yapısal değişikliklerin inanılırlığı yok olur.
Ekonomideki kısa süreli iyiye gidişler, bir süre sonra yaşanacak siyasal kriz
veya değişiklik beklentisi nedeniyle kredibilite sağlamamakta ve bu güvenin
yeniden sağlanması uzun bir süre alabilmektedir.Benzeri bir durum
Meksika'da 1994 yılı sonunda yaşanan krizde görülmüştür. Tüm uluslararası
sermaye piyasalarını ama özellikle Latin Amerika ülkelerini etkileyen bu kriz,
ABD ve IMF'in müdahalesiyle atlatılabilmiştir. Ancak krizin uzun süre devam
etmesi, bu piyasalara olan güveni ciddi ölçüde sarsmıştır. Nitekim bu piyasalara
güvenin geri gelmesi uzun bir süre almıştır. Birçok uzmana göre, gelişmekte olan
ülkelerin sermaye piyasaları, riskli olmalarına rağmen, piyasaların gelişme
potansiyeli ve kar-oranı gibi temel makro verilerin genellikle gelişmiş
ülkelerdekine kıyasla genelde yüksek olması nedeniyle portföy yatırımcılarının
gözbebeği olmaya devam edecektir.Bu iyimser görüşe karşı karamsar
olanların sayısı hiç de azımsanacak gibi değildir. Bu görüşe sahip olanlar, risk
faktörünün getiri faktörünün önüne geçtiğine ve bu piyasalara güven sağlanmadan
portföy sermayelerinin buralara gelmeyeceğini düşünmektir. Bu güven sağlansa
bile, gelen para sıcak para niteliğinde olacağından, o an için önemli bir
finansman kaynağı olmakla birlikte süreklilik göstermeyecektir ve bu nedenle de
güvenilmezdir.C-Mikroekonomik RiskBu risk, özellikle hisse
senedine yatırım yapan yatırımcılar için önemlidir. Yatırımcı, yatırımını hangi
ülkede yapacağına karar verdikten sonra hangi sektörde ve o sektörün hangi
şirketine yatırım yapacağına karar vermek durumundadır. Bu kararı vermek için
temel analiz yapılmalıdır ve finansal rasyolar incelenerek, şirketin mali
yükümlülüklerini karşılayabilme yeteneği, politik risklere duyarlılığı,
uluslararası rekabet gücü analiz edilmelidir.Firmanın bulunduğu sektörün
durumu da incelenmek durumundadır. Sektörün değişmesi muhtemel mevzuattan ne
yönde ve ne derecede etkileneceği, dışa bağımlılığı, yönetim politikası gibi
kriterler doğrultusunda mutlaka inceleme yapmak gerekir. Ayrıca uluslararası fon
yöneticileri teknik analizlerin gösterdiği doğrultuda bazı hisse senetlerine
kısa vadeli yatırımlar da yaparlar. Fakat bunlar spekülatif amaçlı ve kısa
vadeli plasmanlardır ve sıcak para niteliği taşırlar.
Afyon Jeotermal Merkezi Isıtma Sistemi, Ekonomisi Ve Hava Kirliliğini Önlemedeki KatkKserofitlik Ve Su Ekonomisi ÖkofizyolojisiFloresanların EkonomikliğiVarlık Vergisi1987-1993 Türkiye Ekonomisi1983-1987 Türkiye Ekonomisi1980-1982 Türkiye Ekonomisi1923-1980 Türkiye Ekonomisi19 Şubat KriziSermaye Piyasası Kurulu (SPK)İMKB PazarlarıİMKB'de Kote İşlemiMilli Korunma KanunuAltın Kurallar5 Nisan KararlarıElliot Dalga KuramıDow KuramıDirectional MovementDikdörtgen FormasyonuDestek ve Direnç
iyi örneklerinden biri Ekim 1994'te Güney Doğu Asya, Latin Amerika, Avrupa ve
ABD borsalarında (Türkiye de dahil) %10 - %30 arası düşüş yaratan dalgadır.
Ayrıca uluslararası ticarette büyük öneme sahip emtiaların fiyat hareketleri ve
bunların yakın gelecekteki arz ve talep durumları hakkındaki beklentiler,
uluslararası nitelikteki finansal araçların getirisindeki değişimleri etkileyen
faktörler arasında gösterilebilir. Örneğin OPEC üyesi ülkelerin 1983 yılında
petrol fiyatını varil başına 34 ABD Dolarından 29 ABD Doları'na düşürmeleri, tüm
dünya piyasalarını etkilemiş bir karardır.Finansal anlamda hangi ülkeye
yatırım yapılırsa yapılsın, katlanılması kaçınılmaz bir risk düzeyi vardır.
Çokuluslu kuruluşlar farklı ülke ve piyasalara yatırım yaparak risklerini
minimize etmeye çalışırlar. En başarılı risk çeşitlendirmesi sonucunda bile
sıfır riske ulaşılamaz çünkü her sektör ve piyasanın barındırdığı bir global
risk vardır.B-Ülke RiskiUluslararası yatırım analizlerinde en
önemli araştırma konularından birisi ülkenin politik ve ekonomik risk düzeyidir.
Shapiro, ekonomik açıdan ülke risk düzeyini belirlemek için dört temel kıstas
tanımlamıştır:1- Fiskal Risk: Devlet bütçe açıklarının GSMH'ye
oranıdır.2- Kontrollü Döviz Kuru Sistemi: Sıkı kambiyo rejimlerinin
varlığı ve devalüasyon tehdidi sermayenin yurtdışına kaçmasına neden
olmaktadır.3- Üretken Olmayan Devlet Harcamaları: Dış borca bağımlı
büyüme gösteren bir ülke tarafından alınan kredilerin çoğunlukla tüketimi
sübvanse etmesi ülke riskini artırır.4- Ülke Kaynakları: Bir ülkenin
doğal, finansal ve işgücü kaynaklarının yetersizliği ve/veya bunların etkin
kullanılmaması ülke riskini artırır.Euromoney tarafından ülke riski
hesabı aşağıdaki kriterlere göre yapılmaktadır:1- Analitik Göstergeler:
Borç Servisi / İhracat, Ödemeler Dengesi / GSMH ve Dış Borç / GSMH oranları
ekonomik gösterge olarak alınır.2- Kredi Göstergeleri: Ülkenin genel
kredibilitesini belirlemek üzere ödeme kayıtları ve yeni geri ödeme planları
incelenir.3- Piyasa Göstergeleri: Tahvil piyasalarında tahvil ihraç
edebilme kabiliyeti, kısa vadeli finansman temin edebilme gücü ve ülkenin
likidite yapısı incelenir.Bunların yanı sıra, ülke riskini belirleyen
çok önemli bir kriter de siyasi istikrar ve öncelikle iç ya da dış sıcak çatışma
riskidir. Örneğin Türkiye'deki yabancı yatırımcıların Ekim 1997 sonunda gerek
hisse senedi gerekse tahvil bono piyasalarında yüklü satışlara geçmelerinin
ardında, faizlerdeki yükselme ve dünya borsalarında yaşanan krizin yanı sıra,
Ege ve Kıbrıs sularının ısınmasının getirdiği tedirginlik ve risk algılaması
yatmaktaydı.Ayrıca, siyasal değişikliklerin sık sık gündeme geldiği ve
buna bağlı olarak parasal ve mali kararları veren otoritelerin değiştiği
ülkelerin ülke riski, bu durumları yaşamayan ülkelere oranla çok daha yüksektir.
Siyasi istikrarsızlık piyasalarda şoklara, ekonomide dur-kalklara neden olur ve
uzun vadeli tahminlerin yapılabilmesini engeller.Her dönemde farklı
'uzun vadeli' planlar yapılır ve çoğunluğu sonuçlanamaz. Bir süre sonra devlet
tarafından açıklanan tedbirler ve yapısal değişikliklerin inanılırlığı yok olur.
Ekonomideki kısa süreli iyiye gidişler, bir süre sonra yaşanacak siyasal kriz
veya değişiklik beklentisi nedeniyle kredibilite sağlamamakta ve bu güvenin
yeniden sağlanması uzun bir süre alabilmektedir.Benzeri bir durum
Meksika'da 1994 yılı sonunda yaşanan krizde görülmüştür. Tüm uluslararası
sermaye piyasalarını ama özellikle Latin Amerika ülkelerini etkileyen bu kriz,
ABD ve IMF'in müdahalesiyle atlatılabilmiştir. Ancak krizin uzun süre devam
etmesi, bu piyasalara olan güveni ciddi ölçüde sarsmıştır. Nitekim bu piyasalara
güvenin geri gelmesi uzun bir süre almıştır. Birçok uzmana göre, gelişmekte olan
ülkelerin sermaye piyasaları, riskli olmalarına rağmen, piyasaların gelişme
potansiyeli ve kar-oranı gibi temel makro verilerin genellikle gelişmiş
ülkelerdekine kıyasla genelde yüksek olması nedeniyle portföy yatırımcılarının
gözbebeği olmaya devam edecektir.Bu iyimser görüşe karşı karamsar
olanların sayısı hiç de azımsanacak gibi değildir. Bu görüşe sahip olanlar, risk
faktörünün getiri faktörünün önüne geçtiğine ve bu piyasalara güven sağlanmadan
portföy sermayelerinin buralara gelmeyeceğini düşünmektir. Bu güven sağlansa
bile, gelen para sıcak para niteliğinde olacağından, o an için önemli bir
finansman kaynağı olmakla birlikte süreklilik göstermeyecektir ve bu nedenle de
güvenilmezdir.C-Mikroekonomik RiskBu risk, özellikle hisse
senedine yatırım yapan yatırımcılar için önemlidir. Yatırımcı, yatırımını hangi
ülkede yapacağına karar verdikten sonra hangi sektörde ve o sektörün hangi
şirketine yatırım yapacağına karar vermek durumundadır. Bu kararı vermek için
temel analiz yapılmalıdır ve finansal rasyolar incelenerek, şirketin mali
yükümlülüklerini karşılayabilme yeteneği, politik risklere duyarlılığı,
uluslararası rekabet gücü analiz edilmelidir.Firmanın bulunduğu sektörün
durumu da incelenmek durumundadır. Sektörün değişmesi muhtemel mevzuattan ne
yönde ve ne derecede etkileneceği, dışa bağımlılığı, yönetim politikası gibi
kriterler doğrultusunda mutlaka inceleme yapmak gerekir. Ayrıca uluslararası fon
yöneticileri teknik analizlerin gösterdiği doğrultuda bazı hisse senetlerine
kısa vadeli yatırımlar da yaparlar. Fakat bunlar spekülatif amaçlı ve kısa
vadeli plasmanlardır ve sıcak para niteliği taşırlar.
Afyon Jeotermal Merkezi Isıtma Sistemi, Ekonomisi Ve Hava Kirliliğini Önlemedeki KatkKserofitlik Ve Su Ekonomisi ÖkofizyolojisiFloresanların EkonomikliğiVarlık Vergisi1987-1993 Türkiye Ekonomisi1983-1987 Türkiye Ekonomisi1980-1982 Türkiye Ekonomisi1923-1980 Türkiye Ekonomisi19 Şubat KriziSermaye Piyasası Kurulu (SPK)İMKB PazarlarıİMKB'de Kote İşlemiMilli Korunma KanunuAltın Kurallar5 Nisan KararlarıElliot Dalga KuramıDow KuramıDirectional MovementDikdörtgen FormasyonuDestek ve Direnç
