Tepkileriniz Daha Net mi Anketi

Tepkileriniz Eskiye Göre Daha mı Net?


  • Kullanılan toplam oy
    199
Cevap: Ynt: Tepkileriniz Daha Net mi Anketi

Bir belgesel ve bir sinema filminin kombine edilerek tek bir film haline getirildiği ilginç bir film
seyretmiştim. Bir kobay farenin yiyecek bulması, diğer (yanına bırakılan dişi fare) farelerle ilişkisi,
bu arada acıya tepkisi ve sürekli acıya maruz bırakılan farelerin çaresizliği öğrenmesi, hepsi insan
davranış ve tutumlarıyla aynıydı... Hem komik hem düşündürücüydü. Geçenlerde de bir orangutan ailesinde
yeni doğum yapmış bir anne ve kayınvalide (gelin-kayınvalide geçimsizliği) olan dişi orangutan'ın
geçimsizliklerini konu alıyordu bir belgesel... Bence hayvanlarla i,nsanlar arasındaki fark, inançta yatmaktadır.
İnsanların ilk çağlardan beri korteks'ide giderek gelişmiş, yaşamı sorgulama, gerçeği bulma arayışları sona ermemiş,
ve çoğunlukla inanacak, güvenecek bir şeyler aramıştır....
 
karşı davranış yada düşüncelerimi belirtirken "incitmemek" esastı.Ne kadar anlamsız bir davranış içerisindeymişim. İnsanların yaşamları boyunca neden hep almak için varoldukları , yaratılışın gizeminde saklı.Tepkilerimden sonra artık kimin gidip kimin kaldığınıda umursamıyorum.Çünkü biliyorum ki,varlığı ne kadar gerekliyse,yanımda olmaması da o kadar gereklidir mutlaka benim iyiliğim için çıkıvermiştir hayatımdan.Kendimi daha fazla seviyorum,varlığımı seviyorum,şükürler olsun tüm sahip olduğum güzellikler için.
 
Hımm, Enteresan.. mesaj yazan arkadaşlar nedense hep diğer insanlara karşı kendilerini daha cesur ifade etmek tarzında değişimlere maruz kaldıklarını yazmışlar.

Ben daha bir kaç saattir dinliyorum onun için bir yorum yapmayacağım ancak daha değişik türde yarar gören hiç olmadı mı? yoksa bu 12 13 mp3 ün toplamının etkisi diğer insanlara dolayısı ile hayata ve doğaya yaklaşım şekli noktasında bir özet'mi oluşturuyor acaba.
 
Telkinleri dinleyeli 1 hafta oldu.önceden bazı olaylara sessiz kalırdım.ama şimdi hemen tepkimi gösteriyorum.geçenlerde iki arkadaş oturuyorduk.
tanıdık bir misafirimiz geldi yanımıza.yanımdaki arkadasın elini sıktı ve nasılsın dedi.benle tokalaşmadı,önceden böyle olaylara sessiz kalırdım.bende o anda elimi uzatarak bende iyiyim dedim bu durum karşısında adam bozuldu.o anda nasıl oldu bilmiyorum elimi birden uzattım.:)olması gerekeni yaptım:) Atakan Beye Teşekkürler bizlere bu imkanı sğladığı için.inşallah bu şekilde gider diye düşünüyorum.
 
herkese merhabalar..sessiz dinleyicilerdenim.:)hiç bir şeye tepkisiz kalamıyorum artık,içimden geldiği gibi birden ne olduğunu anlamadan hoopp diye ne düşündüğüm ağzımdan çıkıp gidiyor...özellikle de bugün önemli bir kurul toplantısın da elime bir yönetmelik tututuşturdular, sesli okumam için,2 parağraf okuyup' hepsini mi okuycam' demek için okumayı yarım kestim,tabii sonradan 20 kişinin bakışlarını düşünün..kendime çok güldüm, aynı zamanda da kızdım tabi :( kurul başkanıda bu zamana kadar kimse böyle bi soru sormadı,herkes hepsini sonuna kadar okudu,sende gördün dedi.,bu soruyu sorman saçmaydı dedi haliyle.:))rezil bi şekilde tekrar okumaya devam ettim sonuç olarak..:))kendine güven patlaması yaşatıyor..buda çoğu zaman hoş olmayan durumlara neden oluyor..:(
 
Öncelikle herkese selam,sitenizi yeni buldum ve geçen hafta üye oldum o zamandan beri sadece forumdaki yorumları okumaktayım açıkcası anlamadığım konu ya da hoşlanmadığım diyelim insanların tepki olayına çok güzel ve iyi birşeymiş gibi yaklaşması oysaki okuduğum yorumların çoğunda insanların arkadaşlarına nasıl tepki verip onları hayatlarından çıkardıklarından patronuna tepki verip işten nasıl ayrıldıklarından vs.vs..ve bunun ne kadar iyi hissettirdiklerinden bahsediyorlar açıkcası bunun ne kadar iyi bir his ya da çözüm olabileceğini anlamış değilim,kitaplar kısmında osho'nun sabit linki vardı bende hislerimi anlatmak için osho'dan bir alıntı yapmak istedim herkese sevgiler....

Tepki, geçmişten kaynaklanır; yanıt, şimdiden.


Geçmişin eski kalıplarından tepki verirsin. Biri seni aşağılar ve birden eski mekanizma çalışmaya başlar. Geçmişte birileri seni aşağılamıştı ve sen belli bir şekilde davrmıştın; şimdi yine aynı şekilde davranıyorsun. Bu aşağılamaya ve bu insana yanıt vermiyorsun, sadece eski bir alışkanlığı tekrarlıyorsun. Bu insana ve bu yeni aşağılamaya bakmadın, onun kendi özellikleri var; sadece bir robot gibi davranıyorsun. İçinde bir mekanizma var, düğmeye basıyorsun, “Bu adam beni aşağıladı” diyorsun ve tepki veriyorsun.

Günlerden bir gün:

Buddha bir ağacın altında öğrencileriyle oturmaktadır. Bir adam gelir ve yüzüne tükürür. Buddha yüzünü siler ve adama sorar, “Başka? Başka ne söylemek istiyorsun?” Adam şaşırır, çünkü bir insanın yüzüne tükürülünce “Başka?” diye sormasını beklememiştir. Böyle bir deneyimi yoktur. Daha önce insanları hep aşağılamıştır ve onlar da kızarak tepki vermiştir. Ya da korkudan gülümsemiş ve adama yaranmaya çalışmışlardır. Ama Buddha ikisini de yapmamış, ne öfkelenmiş ne de korkmuştur. Sadece düz bir şekilde “Başka?” diye sormuştur. Tepki vermemiştir.

Ama Buddha’nın öğrencileri öfkelenir, tepki verir. En yakın öğrencisi Ananda der ki: “Bu çok fazla, buna tahammül edemeyiz. Sen öğretine devam et, biz de şu adama bunu yapamayacağını gösterelim. Cezalandırılması gerekiyor. Yoksa herkes aynı şeyi yapmaya başlar.”

Buddha konuşur: “Sessiz ol. O beni kızdırmadı, ama siz kızdırdınız. O bir yabancı, buralara yeni gelmiş. Benim hakkımda bir şeyler duymuş olmalı; ‘bu adam tanrıtanımaz, tehlikeli; insanları yoldan çıkarıp yanıltıyor’ gibi şeyler. Benim hakkımda bir fikir edinmiş. O bana tükürmedi, kendi fikrine tükürdü; beni tanımıyor ki, bana nasıl tükürmüş olabilir? Eğer düşünürseniz, o kendi zihnine tükürdü. Ben onun bir parçası değilim, ve görüyorum ki bu zavallı adamın söyleyecek başka bir şeyi olmalı. Çünkü bu, bir şey söylemenin bir yolu; tükürmek bir şey söylemenin bir yolu. Bazen dilin yetmediğini hissettiğin anlar olur; derin sevgide, yoğun öfkede, nefrette, duada. Dilin yetmediği yoğun anlar olur. O zaman bir şey yapman gerekir. Derin sevgi duyduğunda, birine sarılırsın; ne yaparsın orda? Bir şey söylersin. Çok öfkelendiğinde birine vurursun, tükürürsün; bir şey söylüyorsundur. Bu adamı anlayabiliyorum. Söyleyecek başka bir şeyi daha olmalı. O yüzden ‘Başka?’ diye sordum.”

Adam daha da çok şaşırır! Ve Buddha öğrencilerine der ki: “Siz beni daha çok kızdırdınız, çünkü siz beni tanıyorsunuz, benimle yıllarca yaşadınız, ama yine de tepki veriyorsunuz.”

Şaşıran adam evine döner. Bütün gece uyuyamaz. Bir buddha gördükten sonra artık eskisi gibi uyumak zordur, mümkün değildir. Bu deneyim tekrar tekrar aklına gelir. Ne olduğunu kendine açıklayamaz. Titreme, terleme nöbetleri geçirir. Böyle bir adama hiç rastlamamıştır; bütün zihni, bütün kalıpları, bütün geçmişi dağılır.

Ertesi sabah geri döner. Buddha’nın ayaklarına kapanır. Buddha sorar: “Başka? Bu da sözle söylenemeyeni söylemenin başka bir yolu. Ayaklarıma dokunduğun zaman, sözcüklere sığmayan, sıradan dille anlatılamayan bir şey söylüyorsun.” Buddha devam eder: “Bak Ananda, bu adam yine burda, bir şey söylüyor. Çok derin duyguları olan bir adam bu.”

Adam Buddha’ya bakar: “Dün yaptığım şey için beni affet.”

Buddha cevap verir: “Affetmek mi? Ama ben, dün o hareketi yaptığın adam değilim ki. Ganj nehri sürekli akıyor, o hiçbir zaman aynı Ganj değil. Her adam bir nehirdir. Senin tükürdüğün adam artık burda değil; aynı onun gibi görünüyorum, ama aynı değilim, bu yirmidört saatte öyle çok şey oldu ki! Nehirden çok su aktı. O yüzden seni affedemem, çünkü sana kızgın değilim.”

“Ve sen de yenilendin. Görüyorum ki sen dün gelen adam değilsin, çünkü o adam kızgındı. O kızgındı, ama sen önümde eğilip ayağıma dokunuyorsun. Nasıl aynı adam olabilirsin? Sen o değilsin, o yüzden bunu unutalım. O iki adam; tüküren adam ve tükürülen adam, artık yok. Yakına gel. Başka şeylerden konuşalım.”

Bu, yanıttır.

Tepki, geçmişten kaynaklanır. Eğer eski alışkanlıklarından, zihninden tepki verirsen, yanıt vermiş olmazsın. Yanıt vermek, tam olarak bu anda, şimdi, burda canlı olmaktır. Yanıt güzel bir olgudur, hayattır. Tepki ölü, çirkin, çürümüştür; bir cesettir. Zamanının yüzde doksan dokuzunda tepki veriyorsun ve buna yanıt diyorsun. Nadiren yanıt veriyorsun; ama bu ne zaman olsa, biraz kavrıyorsun. Bu ne zaman olsa, bilinmeyenin kapısı açılıyor.

Evine dön ve karına yanıt vererek bak, tepkiyle değil. İnsanlar görüyorum, bir kadınla birlikte otuz yıl, kırk yıl yaşamış, ve artık ona bakmayı bırakmış. Biliyor ki o “yaşlı hanım” ve tanıdığını zannettiği yaşlı kadın. Ama bunca zamandır nehir akıyor. Bu kadın evlenmiş olduğu aynı kadın değil. O geçmişte kalan bir olgu, o kadın artık hiçbir yerde yok; bu, tamamen yeni bir kadın.

Her an yeniden doğuyorsun. Her an ölüyorsun ve her an doğuyorsun. Son zamanlarda hiç karına, annene, babana, arkadaşına baktın mı? Bakmayı bıraktın, çünkü sanıyorsun ki onlar eskisi gibi, o zaman onlara bakmanın anlamı da yok. Geri dön ve yeni gözlerle bak, sanki bir yabancıya bakıyormuşsun gibi; ve o yaşlı kadının ne kadar değişmiş olduğuna şaşıracaksın.

Her gün inanılmaz değişiklikler oluyor. Bu bir akış. Her şey akmaya devam ediyor, hiçbir şey donmuş değil. Ama zihin ölü bir şey, o donmuş bir şey. Donmuş zihinden hareket edersen, ölü bir hayatın olur. Gerçekten yaşamazsın; çoktan mezara girmişsindir.

Tepki vermeyi bırak. Daha çok yanıta izin ver. Yanıt vermek, sorumlu olmaktır. Yanıt vermek, karşılık vermek, duyarlı olmaktır. Şu ana ve buraya karşı duyarlı ol.


OSHO
 
çok güzel paylaşımınız için teşekkür ederim. Düşünüyorum da insanların egoları olmasaydı, daha doğrusu egolarını susturmuş olsalardı ; herşey daha mı iyi olurdu?
 
Öncelikle herkese selam,sitenizi yeni buldum ve geçen hafta üye oldum o zamandan beri sadece forumdaki yorumları okumaktayım açıkcası anlamadığım konu ya da hoşlanmadığım diyelim insanların tepki olayına çok güzel ve iyi birşeymiş gibi yaklaşması oysaki okuduğum yorumların çoğunda insanların arkadaşlarına nasıl tepki verip onları hayatlarından çıkardıklarından patronuna tepki verip işten nasıl ayrıldıklarından vs.vs..ve bunun ne kadar iyi hissettirdiklerinden bahsediyorlar açıkcası bunun ne kadar iyi bir his ya da çözüm olabileceğini anlamış değilim,kitaplar kısmında osho'nun sabit linki vardı bende hislerimi anlatmak için osho'dan bir alıntı yapmak istedim herkese sevgiler....

Tepki, geçmişten kaynaklanır; yanıt, şimdiden.


Geçmişin eski kalıplarından tepki verirsin. Biri seni aşağılar ve birden eski mekanizma çalışmaya başlar. Geçmişte birileri seni aşağılamıştı ve sen belli bir şekilde davrmıştın; şimdi yine aynı şekilde davranıyorsun. Bu aşağılamaya ve bu insana yanıt vermiyorsun, sadece eski bir alışkanlığı tekrarlıyorsun. Bu insana ve bu yeni aşağılamaya bakmadın, onun kendi özellikleri var; sadece bir robot gibi davranıyorsun. İçinde bir mekanizma var, düğmeye basıyorsun, “Bu adam beni aşağıladı” diyorsun ve tepki veriyorsun.

Günlerden bir gün:

Buddha bir ağacın altında öğrencileriyle oturmaktadır. Bir adam gelir ve yüzüne tükürür. Buddha yüzünü siler ve adama sorar, “Başka? Başka ne söylemek istiyorsun?” Adam şaşırır, çünkü bir insanın yüzüne tükürülünce “Başka?” diye sormasını beklememiştir. Böyle bir deneyimi yoktur. Daha önce insanları hep aşağılamıştır ve onlar da kızarak tepki vermiştir. Ya da korkudan gülümsemiş ve adama yaranmaya çalışmışlardır. Ama Buddha ikisini de yapmamış, ne öfkelenmiş ne de korkmuştur. Sadece düz bir şekilde “Başka?” diye sormuştur. Tepki vermemiştir.

Ama Buddha’nın öğrencileri öfkelenir, tepki verir. En yakın öğrencisi Ananda der ki: “Bu çok fazla, buna tahammül edemeyiz. Sen öğretine devam et, biz de şu adama bunu yapamayacağını gösterelim. Cezalandırılması gerekiyor. Yoksa herkes aynı şeyi yapmaya başlar.”

Buddha konuşur: “Sessiz ol. O beni kızdırmadı, ama siz kızdırdınız. O bir yabancı, buralara yeni gelmiş. Benim hakkımda bir şeyler duymuş olmalı; ‘bu adam tanrıtanımaz, tehlikeli; insanları yoldan çıkarıp yanıltıyor’ gibi şeyler. Benim hakkımda bir fikir edinmiş. O bana tükürmedi, kendi fikrine tükürdü; beni tanımıyor ki, bana nasıl tükürmüş olabilir? Eğer düşünürseniz, o kendi zihnine tükürdü. Ben onun bir parçası değilim, ve görüyorum ki bu zavallı adamın söyleyecek başka bir şeyi olmalı. Çünkü bu, bir şey söylemenin bir yolu; tükürmek bir şey söylemenin bir yolu. Bazen dilin yetmediğini hissettiğin anlar olur; derin sevgide, yoğun öfkede, nefrette, duada. Dilin yetmediği yoğun anlar olur. O zaman bir şey yapman gerekir. Derin sevgi duyduğunda, birine sarılırsın; ne yaparsın orda? Bir şey söylersin. Çok öfkelendiğinde birine vurursun, tükürürsün; bir şey söylüyorsundur. Bu adamı anlayabiliyorum. Söyleyecek başka bir şeyi daha olmalı. O yüzden ‘Başka?’ diye sordum.”

Adam daha da çok şaşırır! Ve Buddha öğrencilerine der ki: “Siz beni daha çok kızdırdınız, çünkü siz beni tanıyorsunuz, benimle yıllarca yaşadınız, ama yine de tepki veriyorsunuz.”

Şaşıran adam evine döner. Bütün gece uyuyamaz. Bir buddha gördükten sonra artık eskisi gibi uyumak zordur, mümkün değildir. Bu deneyim tekrar tekrar aklına gelir. Ne olduğunu kendine açıklayamaz. Titreme, terleme nöbetleri geçirir. Böyle bir adama hiç rastlamamıştır; bütün zihni, bütün kalıpları, bütün geçmişi dağılır.

Ertesi sabah geri döner. Buddha’nın ayaklarına kapanır. Buddha sorar: “Başka? Bu da sözle söylenemeyeni söylemenin başka bir yolu. Ayaklarıma dokunduğun zaman, sözcüklere sığmayan, sıradan dille anlatılamayan bir şey söylüyorsun.” Buddha devam eder: “Bak Ananda, bu adam yine burda, bir şey söylüyor. Çok derin duyguları olan bir adam bu.”

Adam Buddha’ya bakar: “Dün yaptığım şey için beni affet.”

Buddha cevap verir: “Affetmek mi? Ama ben, dün o hareketi yaptığın adam değilim ki. Ganj nehri sürekli akıyor, o hiçbir zaman aynı Ganj değil. Her adam bir nehirdir. Senin tükürdüğün adam artık burda değil; aynı onun gibi görünüyorum, ama aynı değilim, bu yirmidört saatte öyle çok şey oldu ki! Nehirden çok su aktı. O yüzden seni affedemem, çünkü sana kızgın değilim.”

“Ve sen de yenilendin. Görüyorum ki sen dün gelen adam değilsin, çünkü o adam kızgındı. O kızgındı, ama sen önümde eğilip ayağıma dokunuyorsun. Nasıl aynı adam olabilirsin? Sen o değilsin, o yüzden bunu unutalım. O iki adam; tüküren adam ve tükürülen adam, artık yok. Yakına gel. Başka şeylerden konuşalım.”

Bu, yanıttır.

Tepki, geçmişten kaynaklanır. Eğer eski alışkanlıklarından, zihninden tepki verirsen, yanıt vermiş olmazsın. Yanıt vermek, tam olarak bu anda, şimdi, burda canlı olmaktır. Yanıt güzel bir olgudur, hayattır. Tepki ölü, çirkin, çürümüştür; bir cesettir. Zamanının yüzde doksan dokuzunda tepki veriyorsun ve buna yanıt diyorsun. Nadiren yanıt veriyorsun; ama bu ne zaman olsa, biraz kavrıyorsun. Bu ne zaman olsa, bilinmeyenin kapısı açılıyor.

Evine dön ve karına yanıt vererek bak, tepkiyle değil. İnsanlar görüyorum, bir kadınla birlikte otuz yıl, kırk yıl yaşamış, ve artık ona bakmayı bırakmış. Biliyor ki o “yaşlı hanım” ve tanıdığını zannettiği yaşlı kadın. Ama bunca zamandır nehir akıyor. Bu kadın evlenmiş olduğu aynı kadın değil. O geçmişte kalan bir olgu, o kadın artık hiçbir yerde yok; bu, tamamen yeni bir kadın.

Her an yeniden doğuyorsun. Her an ölüyorsun ve her an doğuyorsun. Son zamanlarda hiç karına, annene, babana, arkadaşına baktın mı? Bakmayı bıraktın, çünkü sanıyorsun ki onlar eskisi gibi, o zaman onlara bakmanın anlamı da yok. Geri dön ve yeni gözlerle bak, sanki bir yabancıya bakıyormuşsun gibi; ve o yaşlı kadının ne kadar değişmiş olduğuna şaşıracaksın.

Her gün inanılmaz değişiklikler oluyor. Bu bir akış. Her şey akmaya devam ediyor, hiçbir şey donmuş değil. Ama zihin ölü bir şey, o donmuş bir şey. Donmuş zihinden hareket edersen, ölü bir hayatın olur. Gerçekten yaşamazsın; çoktan mezara girmişsindir.

Tepki vermeyi bırak. Daha çok yanıta izin ver. Yanıt vermek, sorumlu olmaktır. Yanıt vermek, karşılık vermek, duyarlı olmaktır. Şu ana ve buraya karşı duyarlı ol.


OSHO

Gözümden kaçmış yazdıklarınız ve hikayeniz, çok güzel...25889
Zaten dünya'ya ve insanlara her an yeniden, yeni olana bakar gibi baksak ve davransak; yıllar geçip giderken yanımızda yaşlanan insanı horlayamayız. Ya da bize kötü gibi gelen şeyler ve durumların geçici olduğunu kavramamız mümkün olurdu. Herakleitos'da aynı ırmağa iki kez girilmeyeceğini, her şeyin değişeceğini söylemişti... Herakleitos'da başka bir Buda'ydı. Kelimeler ve dil hakikaten yetmiyor aslında; özellikle derinden hissedilen duyguların ifadesinde... Belki de biraz da susmayı ve dinlemeyi denemeliyiz, bazen ne kadar zor gelirse gelsin. Fakat günümüzde o kadar yüksek sesle ve birbirinden çatlak seslerin çıktığı ortamlarda yaşıyoruz ki zaten birbirimizin sesini zor duyuyoruz öyle değil mi?
 
Tepkilerim herzamankinden daha net onceden birilerini kirmaktan korkarak asil tepkilerimi saklama ihtiyaci duyardim ama artik bu korkumu asarak ne dusundugumu uygun bir dille karsi tarafa aktarabiliyorum...

Ya siz?
 
artık çoğu ortamda korkmadan tepkilerimi gösteriyorum ama benim daha yolum var gibi görünüyor.
 
Hiçbir fark yok desem yalan olur. Öncelikle benim kalabalık bir ortama girerken kendimi podyumdaymış gibi hissetmem söz konusuydu, fakat artık öyle bir durum yok. Ufak kaygılarım var, ama herkesin bu durumu yaşadığını varsayarak umursamıyorum artık.
Tanımadığım insanlara karşı direkt cevap verebiliyorum, önceleri biraz takılıyordum, laf dilimin ucunda tıkanıyordu.
 
Telkinleri dinlemeye 2 yıl önce başlamıştım. Bir süre sosyo-fobi tedavisi görürken dinledim. Daha sonra bırakmıştım. Şu son bir haftadır tekrar başladım. Ve evet farklı bir etkisi olmuştu. Henüz tedaviye başlamadığım sıralarda , normalde ne zaman nerede olacağı belli olmayan tepkilerim net bir şekilde ve artarak seyretmeye başlamıştı. Sanırım şu anda da aynı şeyler olmaya başlıyor. Geçmişte yaklaşık bir ay dinleyip bırakmıştım. Şimdi ise bu süreyi uzun tutmak istiyorum. Fakültede hocalara bile beklenmeyen cevaplar vermeye başladım ki tek sorun biri bana takarsa yanarım. Ama en azından kendimi daha rahat dışa vurmam konusunda iyi.
 
Suçluluk, ego ve kendine güveni çok fazla değil fakat hergün düzenli dinliyorum.Ve şöyle bir etkisini gördüm yardıma muhtaç insanlara hemen yardım etmek istiyordum önceleri fakat sadece düşüncede kalıyordu.Şimdi ise nerde zorlanan bir insan görsem hemen eyleme geçiyorum.

Şöyle örnek vereyim bugün otobüste koltuk numaralarını bulamayanlara bizzat yardım edip yerleştirmem veya çantasını yukarıdan alamayan yolcunun hemen uzanıp anında almam veya yanımdaki bir insana yol sorulduğu halde benim atlayıp hemen cevap vermem.Evet bunlar daha önce insanlarla iletişim sıkıntısı yaşayan bir insan için büyük şeyler ben insanlarla herhangi bir iletişim durumuna girmekten kaçardım önceden.Ayrıca göz temasım da çok kuvvetlendi.8977
 
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst