SORULAR VE CEVAPLAR

tolgaasya

New member
7
HD RANK
Katılım
27 Temmuz 2010
Mesajlar
736
Reaksiyon puanı
3
Puanları
0
Web sitesi
www.tolgacelebi.com
www.tolgacelebi.com

Merhabalar; Hayatım Değişti ailesi

İnsanların büyük çoğunluğu, neler hissettiğini değiştirmek istemektedir. Bizler; bir olay karşısında kendimizi nasıl hissedersek; o ruh halini yaşıyoruz. Bir olaya karşı verdiğimiz tepki olumsuzsa; enerjimiz düşüyor, moralimiz bozuluyor ve o olumsuzluğa ait tüm duyguları doya doya yaşıyoruz. Diğer taraftan duyguların tümü, beynimizdeki biyokimyasal fırtınalardan başka bir şey değildir. Neşeli, öfkeli, sinirli, sevinçli hissediyor olabilirsiniz, fark etmez. Hepsi size bağlı.

Peki, herhangi bir olumsuzlukla karşılaştığımızda, kendimizi nasıl daha iyi hissedeceğiz? Ya da kendimizi iyi hissetmek için güçlendirici çarelerimiz var mı? Bunu alkol, sigara, yemek ya da başka bir şey kullanmadan yapabilmek mümkün mü?

Kişisel gelişim üstatlarından Anthony Robbins şöyle diyor: “Kendinizi hemen iyi hissetmek için en az on beş şey yazmadan durmayın. İdeal olarak bu sayı yirmi beş olmalı. Bu egzersize belki sonra yine dönmek isteyebilirsiniz. Sayıyı yüzlere bile vardırabilirsiniz. Burada işin anahtarı, kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacak şeylerin çok büyük bir listesini yapmak, böylece yıkıcı şeylere yönelmek zorunda kalmamaktır. Her gün mutluluk için plan yapın. Mutluluğun karşınıza çıkmasını beklemeyin. Gelmesi için yer açın”

Düşünmek birazda soru-cevaptır aslında. Kendimize sürekli sorular sorarız ve cevaplar ararız. ‘Bir düşünmem gerek’ dediğimizde, ‘kendime bu konu ile ilgili’ soru sormak istiyorum demek isteriz aslında. Hayatımızın kalitesini arttırmak istiyorsak, alışkanlık haline getirdiğimiz soruları ve soru kalıplarını değiştirmeliyiz. İnsanlar arasındaki en belirgin fark; sürekli sordukları sorular arasındaki farktan kaynaklanır.

Bazı insanlar sürekli bunalımdadır. Neden ben? Neden her şey beni bulur? Zaten hiçbir şey doğru gitmiyor. Neden bu kadar çaresizim? Bu türde sorulan yanlış sorular neticesinde psikolojimizde çöküyor. Sorduğumuz soruları değiştirirsek, içinde bulunduğumuz sıkıntılı ruh halinde de kurtuluruz. Korkunç bir soru sorarsak, korkunç bir cevap alırız. Zihninize nasıl bir soru sorarsanız, alacağınız cevap da o yönde olacaktır. Örneğin kendinize; “Neden hiçbir zaman başarılı olamıyorum?” diye sorarsanız, şöyle bir cevap alırsınız: “Başarmayı hak etmediğin için.” Bizler sorduğumuz soruları değiştirirsek, kendimizi nasıl hissettiğimizi de değiştirebiliriz.

Olumsuz bir durum karşısında; “Neden ben?” diye sormak yerine, “bu olayı nasıl kullanabilirim” şeklinde bir soru sorabiliriz. Kötü olasılıklar içeren sorulardan vazgeçmeliyiz.

“Önemli olan, sorular sormaktan vazgeçmemektir. Merak kendi var oluş nedenine sahiptir. İnsan sonsuzluğu, hayatı, gerçeğin o harikulade yapısını düşündükçe dehşet içinde kalmadan edemez. Her gün bu büyük esrarın bir zerresini anlamaya çalışmak da yeter. Kutsal merakı asla kaybetmemek gerekir.” Albert EINSTEIN

Yukarıda bahsedildiği gibi; kendimize basit ama güçlü soralar sorarak, sahip olduğumuz gerçek gücü, potansiyelimizi tam anlamıyla kullanabiliriz. Kaliteli sorulara, kaliteli cevaplar gelir. Buda yaşam kalitemizi arttır.

Sorular neye odaklandığımızı, dolayısıyla de nasıl hissettiğimizi hemen değiştirir. Sürekli olarak “Neden canım bu kadar sıkkın?” diye sorarsanız, kendinizi sıkılmış hissedersiniz. Bunun yerine; “durumu nasıl değiştireyim de kendimi mutlu hissedeyim?” Şeklinde bir soru sormak çok daha avantajlıdır. Doğru sorular sorarak, hak ettiğimiz cevaba ulaşmak elimizde.

Kendinize; “Şu an hayatımda harika olan ne var?” diye sorarsanız, mutlu şeyler düşünmeye odaklanırsınız. Ciddi ciddi düşünürseniz, mutlu olacaksınız.

Sürekli, “ben mutluyum, ben mutluyum, ben mutluyum” derseniz bu işe yarayabilir. Ya da kendinizi yine de mutlu hissedemeyebilirsiniz. Ama cümle kurmak yerine, “En çok hangi konuda mutluyum?”, “Mutlu olmak istesem beni ne mutlu ederdi?” gibi sorular sormayı sürdürürseniz, kendinizi gerçekten mutlu hissetmeye başlamanızı sağlayacak gerçek referanslar bulursunuz. Bunlar gerçekten mutluluk verecek nedenlere odaklanmanızı sağlar. Doğru cevaplarla mutlu olduğunuzdan emin olursunuz.

Düz cümleler yerine soru sorarsanız, o duyguyu hissetmek için gerçek nedenler bulursunuz. Kendinize; “Benim en değerli anılarım neler?” diye sorarsanız, ya da “Şu anda hayatımda harika olan ne var?” d,ye sorarak bu soruyu ciddi ciddi düşünürseniz, kendinizi harika hissetmenize yol açacak tecrübeleri düşünmeye koyulursunuz. O duygu durumundayken, kendinizi olsa olsa iyi hissedersiniz.

Hemen şu an kendinize güçlendirici birkaç soru sorun. “Şu anda hayatımın nelerinden mutluyum? “Neler için gerçek anlamda minnet duyuyorum?” “Bu gün ne için şükredicem?”
 

Selam Tolga,
Yazdığın yazıya izninle ben de birkaç cümlelik bir ekleme yapmak istiyorum. Aynı konuda yaptığım okumalardan bizinde ben de bazı gerçeklerle karşılaştım ve içinden size uygun cümleleri çekip alacağınızdan eminim.

Tolgacım sana çok teşeküler paylaşımın için,
Hepinize sevgiler

cat56

Hani bazı bina girişlerine yazarlar ya: Dikkat burada kapan var.” Gerçekten de burada kapan vardır.

Kapan, beynimize yanlış soruyu sormaktır. Yanlış soruyu sorarsanız yanlış cevaplar gelir ve siz kendi elinizle kapana kapılmış olursunuz.

Bu “kapan soru” şudur: “Niçin böyle oldu? Niye bu benim başıma geldi?” Bu durumda, gerçekten kapana yakalanırsınız çünkü beynimiz hemen işleme geçer ve niçin sorusunun onlarca sebebini getirir karşınıza. Aslında bu durumda, soruna odaklandınız ve burada çözüm yoktur.

Beyin, kapatma düğmesi olmayan bir bilgisayar gibidir. Siz boş durursunuz ama o hiç boş durmaz. Ve genellikle de boş bulunduğu zaman ne yapacağı pek bilinmez. Tehlikelidir bu tür boşluklar. Bu nedenle beyin sağlığı açısından, insanların yalnız bir evde yaşamalarını çok tehlikeli buluyoruz.

Şimdi biz beynimize “niçin” sorusunu sorduk ve bunun cevabı mutlaka gelecektir.

Niçin sorusunun onlarca cevabı gelir.

Bizler bir tanesini alırız.

Hayır, o doğru cevap ya da sebep değildir.

Bir diğerini alırız. Yok canım bu da değildir.

Bir diğeri, bir diğeri... uzar gider.....

Ya da sebeplerden birini alırız, üzerinde saatlerce, günlerce, haftalarca düşünürüz.... günler haftalar aylar böyle geçer….

O konuya saplandınız ve patinaj yapmaya başladınız.

Pekiyi sorun, bu kadarla bitiyor mu?

Hayır, bitmiyor tam tersine yeni başladık.

Bir konuya bozuk plak gibi takılarak patinaj yapmaya başlarsanız çok önemli bir sürece giriyorsunuz demektir ve genellikle bu sürecin farkına varmazsınız.

Zihninizde sorun gitgide büyür, büyür ve büyür... başka bir şey daha olur.

Sorun büyüdükçe siz de sorun karşısında küçülmeye başlarsınız?

Ne mi oldu?

Sorunu artık aşılması mümkün olmayan, imkansız, halledemeyeceğiniz bir engel gibi görmeye başladınız.

Hani gün görmüş dediğimiz tecrübeli insanlar söylerler ya “Sen de çok büyültüyorsun. Bu kadar abartma”

Gerçekten de sorun söyledikleri hale gelmiştir. Aslında bu sorunu zihnimizde kendimiz büyülttük. Sorunun kendisi o kadar da büyük değil. Zihnimizdeki gözlerimize büyüteçleri biz taktık. Mikrobik şeyler bu süreçten sonra dev gibi görünmeye başladı.

Aslında yaptığımız yanlış, temel olarak geçmişe takılmaktır. Geçmişteki yaşadığımız sorunlar, bizi çepeçevre sarmıştır ve geleceğe umutla bakacak gözlerimize perde olmuştur.

Bu konuda söylenmiş şu sözler çözümü bize ne kadar güzel gösteriyor:

“Batan güneşe ağlayacağına güneş yeniden doğduğunda neler yapacağını düşün.”

“İnsanlar kapanan kapılara o kadar uzun bakarlar ki yeni bir kapının açıldığını bile görmezler”

Oysa, hayatlarında her hangi bir problemi aşan insanlar, hep kendilerini o problemden daha büyük ve daha güçlü gören insanlardır. Aşamayan insanlar ise rüzgara kapılmış yaprak gibi kendilerini problemin akışına bırakır ve problemi kendilerinden daha büyük ve güçlü görürler. Kaynakwh:

Sonuç önceden bellidir: Nur topu gibi bir depresyonumuz olmuştur.

Oysa yanlış soruyu sorduğumuz için çözümü bulmamız mümkün değildir. Çözümü bulmak için beynimize doğru soruyu sormamız gerekiyor..

Doğru soru sorabilmek doğru sonuçlara ulaştırır.


noktalama+i%C5%9Faretleri.jpg



 
Eklediğin güzel cümleler için teşekkür ederim. Yazı, şu haliyle tam bir bütün haline geldi ve daha anlamlı oldu. Eline sağlık.
 
Doğru soruları sorabilmek de yanlış soruları sormakla oluyor. Yanlış soru sora sora doğru soru sormayı öğreniyoruz. Bir tür deneyim gibi bir şey.

Teşekkürler tolgaasya, teşekkürler Bluebepples.actionsmile
 
paylaşım için ikinizede çok teşekkür ederim.956k
ellerinize sağlık.
Batan güneşe ağlayacağına güneş yeniden doğduğunda neler yapacağını düşün.”
bu cümleye bayıldım aslında her şeyi özetliyor..25889
sevgiyle mutlu kalın...y789
 
paylaşım için ikinizede çok teşekkür ederim.956k
ellerinize sağlık.
Batan güneşe ağlayacağına güneş yeniden doğduğunda neler yapacağını düşün.”
bu cümleye bayıldım aslında her şeyi özetliyor..25889
sevgiyle mutlu kalın...y789

Her yeni gün, yeni umutlarla birlikte geliyor. Dün imkansız olan şeyler, bu gün mümkün hale geliyor.

Dışarıda mucize arama, mucize sensin. Önce kendine inan, diğerlerinin önemi yok.


Çok zaman önceydi. O kadar zaman önceydi ki zaman diye bir şey yoktu.
İnsanlar güneş doğup batıncaya kadar yaşıyorlardı hayatı.
Bir daha hiç olmayacakmış gibi dolu ve anlamlı.
Derken zaman diye üç parçalı bir şey icat etti insan.
Bir parçasına dün dedi, diğer parçasına bugün, öteki parçasına da yarın.
Sonra fesat karıştı zamana ve insan bugünü unuttu.
Dünü düşünüp pişman oldu, yarını düşünüp telaşlandı; ama işin ilginç tarafı
tüm telaş ve pişmanlıkları güneş doğup batıncaya kadar yaşadı.
Farkında olmadan rezil etti bu gününü.
Oysa yarın, bugüne dün diyor, dünde bu gün için yarın diyordu.
Bir türlü beceremedi. Bir eliyle yarına, diğer eliyle düne yapıştı.
Bu günü eline yüzüne bulaştırdı... Mutsuz oldu insan.
Ve ne gariptir ki yarının telaşı da, dünün pişmanlığını da hep bugün yaşadı; ama bugünü hiç yaşayamadı. (ALTINTI)


 

Hayatını Değiştiren Asıl Şey Ne?

Aynı döngüler, tekrar eden sorunlar, açıklayamadığın tıkanıklıklar… Çoğu zaman sebep çekirdek inançlarındadır.

Çocuklukta oluşan bu görünmez kalıplar; para, ilişki, özgüven ve başarı alanlarını fark ettirmeden yönetir.

Çekirdek İnanç Analizini Gör İlk adım fark etmekle başlar.
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst