- Katılım
- 8 Ocak 2013
- Mesajlar
- 2,480
- Reaksiyon puanı
- 4
- Puanları
- 0
ne güzel, ne harika... Daha bile güzel olsun. En güzeli neyse o olsun senin için.
Sevgili günlüğüm,
Kötü ve hastalıklı düşünceler beni terk etti. Onların yerine iç huzur ve neşe hoşgeldi ttli3
Dün arkadaşımla konsere gittik ve acayip eğlendik. Zıplamaktan ayaklarımız şiştiği için yolda ayakkabıları elimize alıp çıplak ayak yürümek çok güzeldi sevincli Arkadaşım "biliyo musun, bu kadar çok eğlenmemde senin katkın çok büyük" dedi. İnsanların beni sevdiğini ve benim yanımdayken iyi hissettiğini bilmek çok güzel. Bunun için binlerce kez şükür
Gece üniversite şenliğinde dilek balonu uçurma etkinliğine katıldık bi de. Balonumu yaktım ve dileğimin gerçekleşmek üzere gökyüzündeki yıldazlara doğru uçuşunu seyrettim. Balonum gözden kaybolana dek dileğimi içimden tekrar ettim. "Onun beni sevdiğini biliyorum. Ben de onu seviyorum. Birlikte olmamıza engel olan bütün olumsuz düşüncelerim beni terk etsin. Artık kavuşalım ve çook mutlu olalım." Bunun gerçekleşiceğine eminim. İçim rahat blissy
çok şükürartık bahar mevsimiyle birlikte senin de içindeki çiçekler uyanmış ve açmış sevincli sen sevilmeyecek insan değilsin zaten. o yüzden şaşılacak bir durum değil
inşallah dileğin en kısa sürede gerçekleşir ve aşk seni bulur blissy
merhaba tanıştığıma memnun oldum
günlüğünü okuyabildiğim kadar okudum.uzun süredir girmediğim içinde gunluğume yazdıklarını yeni okudum.ben çok yıl geçirdim bu sitede sitede baya baya eskiyim taa lise yıllarımda sitede dolşıyorum.şuan gerçekten mutluyum bunu söyleyebilmek içinn çokk uğraştım ama .hayatta yüzüme gülünce patladı gitti
hiç bilmezmişim beni ne mutlu ediyor ben neleri severim bütün bunları keşvedip sürekli hale geçirmek zaman aldı.
bile mutlu ediyor insanı
ama güçlü olmak kendine güvenmekk en başında gelio herşeyin.çok yogun bir çalışma hayatımz var kendine vakit ayırabilmek
zaman geçtikçe buyuo insan .
unutma en güzel şifre gülmek kendine gülmekk
Bi de bişey farkettim. Ben resmen mutlu olmaktan korkuyorum. Sızlanıp, şikayet etmekten daha bi haz alıyorum. Bi türlü kendi içime o "memnuniyet duygusu"nu yerleştiremiyorum. Sanki mutluluk bu hayatta ulaşılması gereken bi hedef ve ben bu hedefe ulaşırsam başka bi hedefim kalmicak, boşlukta hissedicem kendimi gibi geliyo heralde. Ya da bilemiyorum işte... Bu huyumdan yakın zamanda kurtulurum umarım.
Sağolasın Işık abla valla özlemişim senin bu yorumlarıMezun olma telaşı bi yandan, finaller bi yandan, eşyaları toparlıyorum bi yandan... Çok giremedim o yüzden. Aklımdaydınız ama. Öptüm çok çok.
İlk başlarda yazdığım, düşündüğüm kadar karamsar değilim şuan mesleğim konusunda. Açıkcası önceden hayallerime, mutluluğa ulaşmak için bi engelmiş gibi davranıyodum edindiğim bu mesleğe. Ama sonradan düşündüm ki istediğim bölümü (resim) okumadan önce biraz birikim yapmak için çalışmam lazım. Diğer üniversiteli gençler gibi kafelerde az bi maaşa çok zor şartlar altında çalışmaktansa hastanede doğru dürüst bi maaşa hemşirelik yaparım daha iyi. Onun için artık "öcü" gibi bakmıyorum bu mesleğeBu şekilde düşününce kendime eziyet etmeyi de bıraktım. Teşekkür ederim yardımlarınız ve güzel sözleriniz için.
Bi de bişey farkettim. Ben resmen mutlu olmaktan korkuyorum. Sızlanıp, şikayet etmekten daha bi haz alıyorum. Bi türlü kendi içime o "memnuniyet duygusu"nu yerleştiremiyorum. Sanki mutluluk bu hayatta ulaşılması gereken bi hedef ve ben bu hedefe ulaşırsam başka bi hedefim kalmicak, boşlukta hissedicem kendimi gibi geliyo heralde. Ya da bilemiyorum işte... Bu huyumdan yakın zamanda kurtulurum umarım.
mesleğin konusunda daha pozitif düşünüyor olman sevindirici bir gelişmebelki önceden öcü gibi görmen ve şimdi ise "o kadar da değil" dedirten fark, zaman farkı olabilir. eskiden sadece bir öğrenciydin ve belki o yüzden mesleğini sevmiyor ve ciddiye almıyordun olabilir. şimdi ise mezun olmak üzeresin ve artık gerçekten meslek olarak yapma aşamasına geldin. şartlar değişince ve zaman geçtikte düşünceler değişiyor tabi
bir de zaman geçtikçe insan daha mantıklı düşünüp karar veriyor. insan eskiden insan "zevk" odaklıyken sonraları "güven ve konfor" odaklı oluyor ve tutarlılık, süreklilik gibi şeyler aramaya başlıyoruz
sadece meslek değil her konuda böyle aslında. zamanla duygular daha geri planda kalıyor ve mantık devreye giriyor. çünkü yaşamın sürekliliğini sağlamak herşeyin önüne geçiyor bir süre sonra![]()
Hiç unutmuyorum lisede bi hocam beni kenara çekip "Sen hemşireliği sevmiyosun, bunu kabul et ve yol yakınken dön bu yoldan." demişti. Ama sonuçta yaşım küçüktü, aileden destek alamayınca cesaret edemedim yeni bi yola başlamaya. Gittiğim yolda da hiç mutlu değildim ama çözümüm ne bilemiyodum. Ne kadar çaresiz ve umutsuzdum. "Yakında haftanın 243243 saati deliler gibi çalışan, ayakta durmaktan varisleri çıkmış, göz altları çökmüş, suratsız hemşirelerden olucam" diye düşünüp, ağlardım hep girlhaha Ama ben vallahi bu siteden umut etmenin nasıl bişey olduğunu öğrendim. Artık daha güçlüyüm ve istediğim hayatı yaşayabiliceğimi biliyorum. O düşlediğim hayata layık olduğumu da biliyorum. İşler yoluna girmeye başladı. Güzel haberler vericiim yakın zamanda umarım şekerler y789
senin aslında zaten ilkbaharı andıran bir kişilik yapın var. ilkbaharda sevinçle uçuşan hayat dolu narin bir kelebeğe benzetiyorum ben seniblissy
yazdığın herşeyden anlaşılıyor bu zaten. birazcık morale ve desteğe ihtiyacın varmış senin. çok da aşırı birşeye ihtiyacın yokmuş.buradaki ufak destekler bile sende ne güzel değişimlere yolaçtı. merakla devamını bekliyorum s456
Uzuuunca bi aradan sonra, aşkta hissedilen "sahip olma, elde etme" içgüdüsünü anlatan güzel bi hikayeyle sevgili forumuma merhaba demek istiyorum günlükcüğüm
...Bir zamanlar parlak tüyleri, rengarenk kanatları olan bir kuş varmış. Bakanları neşeye boğarak göklerde özgürce uçmak için yaratılmış bir hayvanmış.
Günün birinde kadının biri bu kuşu görüp ona kapılmış. Ağzı hayranlıktan bir karış açılmış olarak, kalbi deli gibi çarparak, gözleri heyecandan parlayarak kuşun uçuşunu seyretmiş. Kuş, onu yanına çağırmış ve ikisi birlikte nefis bir uyumla uçmuşlar. Kadın kuşa tapıyor, onu kutsal sayıyor, yüceltiyormuş.
Ama günün birinde düşünmüş kadın: "Belki de uzak dağları keşfetmek ister?" Korkuya kapılmış. Aynı duyguları başka bir kuşla yaşayamayacağından korkmuş. Ve kıskanmış -kuşun uçabilme yeteneğini kıskanmış.
Kendini yalnız hissetmiş.
"Ona bir tuzak kurayım."diye geçirmiş içinden. "Bir dahaki sefer, kuş tekrar gelirse artık gidemesin."
Kadın kadar aşık olan kuş, ertesi gün tekrar sevgilisini görmeye gelmiş. Ne varki tuzağa düşmüş ve bir kafese hapsedilmiş.
Kadın her gün gelip kuşu seyrediyormuş. Vurgunmuş ona ve onu gösterdiği arkadaşları "Ne şanslı bir insansın!" diye haykırıyorlarmış. Ne varki, tuhaf bir değişim baş göstermiş; artık sahibi olduğundan, kalbini çalmasına ihtiyaç kalmadığından, kadının kuşa olan ilgisi sönmüş. Uçamayan, hayatının anlamını dile getiremeyen hayvancık sararıp soluyor, parlaklığını yitiriyor, çirkinleşiyormuş-ve kadın da karnını doyurup kafesini temizlemekle yetiniyormuş.
Günlerden bir gün kuş ölmüş. Kadın son derece üzülmüş buna ve o andan itibaren onu aklından çıkaramamış. Ama kafesi hatırlamıyormuş bile; onu ilk kez, mutluluk içinde bulutlarla yarışırken gördüğü gün varmış sadece zihninde.
Kendini iyice dinlese, kuşun onu heyecanlandıan tarafının dış görünüşü değil, özgürlüğü, hareket eden kanatlarının enerjisi olduğunu farkedermiş.
Kuşun yokluğunda, hayatı da anlamını yitirmiş ve ecel kapıyı çalmış.
"Niye geldin?" diye sormuş kadın, ölüme.
"Tekrar onunla birlikte göklerde uçabilesin diye." diye karşılık vermiş ölüm.. "Her seferinde gidip gelmesine izin versen, ona olan sevgin ve hayranlığın iyice artardı, ancak şimdi, ona kavuşabilmek için bana muhtaçsın."
Bu sitenin çalışmasını sağlamak için temel çerezleri ve deneyiminizi geliştirmek için isteğe bağlı çerezleri kullanıyoruz.
