Sevgili Günlüğüm

ne güzel, ne harika... Daha bile güzel olsun. En güzeli neyse o olsun senin için.
 
Sevgili günlüğüm,
Kötü ve hastalıklı düşünceler beni terk etti. Onların yerine iç huzur ve neşe hoşgeldi ttli3

Dün arkadaşımla konsere gittik ve acayip eğlendik. Zıplamaktan ayaklarımız şiştiği için yolda ayakkabıları elimize alıp çıplak ayak yürümek çok güzeldi sevincli Arkadaşım "biliyo musun, bu kadar çok eğlenmemde senin katkın çok büyük" dedi. İnsanların beni sevdiğini ve benim yanımdayken iyi hissettiğini bilmek çok güzel. Bunun için binlerce kez şükür :)

Gece üniversite şenliğinde dilek balonu uçurma etkinliğine katıldık bi de. Balonumu yaktım ve dileğimin gerçekleşmek üzere gökyüzündeki yıldazlara doğru uçuşunu seyrettim. Balonum gözden kaybolana dek dileğimi içimden tekrar ettim. "Onun beni sevdiğini biliyorum. Ben de onu seviyorum. Birlikte olmamıza engel olan bütün olumsuz düşüncelerim beni terk etsin. Artık kavuşalım ve çook mutlu olalım." Bunun gerçekleşiceğine eminim. İçim rahat blissy

çok şükür :) artık bahar mevsimiyle birlikte senin de içindeki çiçekler uyanmış ve açmış sevincli sen sevilmeyecek insan değilsin zaten. o yüzden şaşılacak bir durum değil :)
inşallah dileğin en kısa sürede gerçekleşir ve aşk seni bulur blissy
 
çok şükür :) artık bahar mevsimiyle birlikte senin de içindeki çiçekler uyanmış ve açmış sevincli sen sevilmeyecek insan değilsin zaten. o yüzden şaşılacak bir durum değil :)
inşallah dileğin en kısa sürede gerçekleşir ve aşk seni bulur blissy

Oyy teşekkür ederim, inşallah benim hakkımdaki iyi niyetlerin dönüp dolaşıp seni de bulur sevgili arkadaşım kiss3
 
annie cim harikasın, senin adına çok mutlu oldum, her şey gönlünce olsun, bütün dileklerin gerçek olsun t678
 
merhaba tanıştığıma memnun oldum:)
günlüğünü okuyabildiğim kadar okudum.uzun süredir girmediğim içinde gunluğume yazdıklarını yeni okudum.ben çok yıl geçirdim bu sitede sitede baya baya eskiyim taa lise yıllarımda sitede dolşıyorum.şuan gerçekten mutluyum bunu söyleyebilmek içinn çokk uğraştım ama .hayatta yüzüme gülünce patladı gitti
hiç bilmezmişim beni ne mutlu ediyor ben neleri severim bütün bunları keşvedip sürekli hale geçirmek zaman aldı.
bile mutlu ediyor insanı
ama güçlü olmak kendine güvenmekk en başında gelio herşeyin.çok yogun bir çalışma hayatımz var kendine vakit ayırabilmek

zaman geçtikçe buyuo insan .

unutma en güzel şifre gülmek kendine gülmekk
 
tekrar hoşgeldin yelda_k sizler gibi tecrübeli arkadaşlara çok ihtiyaacımız var bizler daha çok çok yeniyiz.
 
merhaba tanıştığıma memnun oldum:)
günlüğünü okuyabildiğim kadar okudum.uzun süredir girmediğim içinde gunluğume yazdıklarını yeni okudum.ben çok yıl geçirdim bu sitede sitede baya baya eskiyim taa lise yıllarımda sitede dolşıyorum.şuan gerçekten mutluyum bunu söyleyebilmek içinn çokk uğraştım ama .hayatta yüzüme gülünce patladı gitti
hiç bilmezmişim beni ne mutlu ediyor ben neleri severim bütün bunları keşvedip sürekli hale geçirmek zaman aldı.
bile mutlu ediyor insanı
ama güçlü olmak kendine güvenmekk en başında gelio herşeyin.çok yogun bir çalışma hayatımz var kendine vakit ayırabilmek

zaman geçtikçe buyuo insan .

unutma en güzel şifre gülmek kendine gülmekk

mrb yelda, güzel gelişmelerin için senin adına çok mutlu oldum, bize de umut oluyor sizin gibi başarmış olan kişileri tanıdıkça. bunları başarabilmek için neler yaptın, telkinlerin sayesinde mi oldu. t678
 
İlk başlarda yazdığım, düşündüğüm kadar karamsar değilim şuan mesleğim konusunda. Açıkcası önceden hayallerime, mutluluğa ulaşmak için bi engelmiş gibi davranıyodum edindiğim bu mesleğe. Ama sonradan düşündüm ki istediğim bölümü (resim) okumadan önce biraz birikim yapmak için çalışmam lazım. Diğer üniversiteli gençler gibi kafelerde az bi maaşa çok zor şartlar altında çalışmaktansa hastanede doğru dürüst bi maaşa hemşirelik yaparım daha iyi. Onun için artık "öcü" gibi bakmıyorum bu mesleğe :) Bu şekilde düşününce kendime eziyet etmeyi de bıraktım. Teşekkür ederim yardımlarınız ve güzel sözleriniz için.
Bi de bişey farkettim. Ben resmen mutlu olmaktan korkuyorum. Sızlanıp, şikayet etmekten daha bi haz alıyorum. Bi türlü kendi içime o "memnuniyet duygusu"nu yerleştiremiyorum. Sanki mutluluk bu hayatta ulaşılması gereken bi hedef ve ben bu hedefe ulaşırsam başka bi hedefim kalmicak, boşlukta hissedicem kendimi gibi geliyo heralde. Ya da bilemiyorum işte... Bu huyumdan yakın zamanda kurtulurum umarım.
 
Bi de bişey farkettim. Ben resmen mutlu olmaktan korkuyorum. Sızlanıp, şikayet etmekten daha bi haz alıyorum. Bi türlü kendi içime o "memnuniyet duygusu"nu yerleştiremiyorum. Sanki mutluluk bu hayatta ulaşılması gereken bi hedef ve ben bu hedefe ulaşırsam başka bi hedefim kalmicak, boşlukta hissedicem kendimi gibi geliyo heralde. Ya da bilemiyorum işte... Bu huyumdan yakın zamanda kurtulurum umarım.

Seni tebrik ediyorum. Bir şeyi fark ettim dediğinde zaten işin %90ını halletmişsin demektir. Farkındalık, senin gözlerini açar. Şikayet edip durmak toplumumuzun ortak derdi. Şikayet toplumuyuz resmen. Ve söylediğin psikoloji ise "kurban psikolojisi" dir. Zavallıyı oynamak her zaman güven verir. Çünkü suçu başkasına atar ve kurtulursun. Onun yüzünden bunun yüzünden, peki ne işime yarar ki bu benim, şöyle ki sorumluluk almam o zaman. Ben yapamadım, ben istemedim, ben kaçtım demek yerine yani vicdanı rahatsız etmek yerine başkasını suçlar olur biter. Bundan nasıl kurtulursun bir zaten farkında olman bunu kendine itiraf etmen oldukça büyük oranda seni iyileştirir. Yıllar önce okumuştum " üzerinde durulacak en sağlam zemin gerçeklerdir." diyordu. Kim söylemiş hatırlamıyorum bir bayandı ama kimdi:) Her neyse ikini adımın ise EFT olabilir. setup cümleleri oluşturarak tek tek bu sorunların zerinden geçebilirsin. Mesela " Sorunlarımdan kurtulduğumda sanki amacım kalmayacak gibi düşünüyorsam da bu duygumdan özgürleşiyorum. Artık hedeflerime odaklanmayı ve hedeflerimi gerçekleştirmeyi seçiyorum. sonra da tek tek hislerine düşüncelerine EFT noktalarına vuruş yapabilirsin. sevgimle :)
 
Sağolasın Işık abla valla özlemişim senin bu yorumları :) Mezun olma telaşı bi yandan, finaller bi yandan, eşyaları toparlıyorum bi yandan... Çok giremedim o yüzden. Aklımdaydınız ama. Öptüm çok çok.
 
Sağolasın Işık abla valla özlemişim senin bu yorumları :) Mezun olma telaşı bi yandan, finaller bi yandan, eşyaları toparlıyorum bi yandan... Çok giremedim o yüzden. Aklımdaydınız ama. Öptüm çok çok.

Hmmm bende seni özledim, aradım seni. Umarım her şey en güzeliyle yoluna girer. actionsmilegirlhaha
 
İlk başlarda yazdığım, düşündüğüm kadar karamsar değilim şuan mesleğim konusunda. Açıkcası önceden hayallerime, mutluluğa ulaşmak için bi engelmiş gibi davranıyodum edindiğim bu mesleğe. Ama sonradan düşündüm ki istediğim bölümü (resim) okumadan önce biraz birikim yapmak için çalışmam lazım. Diğer üniversiteli gençler gibi kafelerde az bi maaşa çok zor şartlar altında çalışmaktansa hastanede doğru dürüst bi maaşa hemşirelik yaparım daha iyi. Onun için artık "öcü" gibi bakmıyorum bu mesleğe :) Bu şekilde düşününce kendime eziyet etmeyi de bıraktım. Teşekkür ederim yardımlarınız ve güzel sözleriniz için.
Bi de bişey farkettim. Ben resmen mutlu olmaktan korkuyorum. Sızlanıp, şikayet etmekten daha bi haz alıyorum. Bi türlü kendi içime o "memnuniyet duygusu"nu yerleştiremiyorum. Sanki mutluluk bu hayatta ulaşılması gereken bi hedef ve ben bu hedefe ulaşırsam başka bi hedefim kalmicak, boşlukta hissedicem kendimi gibi geliyo heralde. Ya da bilemiyorum işte... Bu huyumdan yakın zamanda kurtulurum umarım.

mesleğin konusunda daha pozitif düşünüyor olman sevindirici bir gelişme :) belki önceden öcü gibi görmen ve şimdi ise "o kadar da değil" dedirten fark, zaman farkı olabilir. eskiden sadece bir öğrenciydin ve belki o yüzden mesleğini sevmiyor ve ciddiye almıyordun olabilir. şimdi ise mezun olmak üzeresin ve artık gerçekten meslek olarak yapma aşamasına geldin. şartlar değişince ve zaman geçtikte düşünceler değişiyor tabi :) bir de zaman geçtikçe insan daha mantıklı düşünüp karar veriyor. insan eskiden insan "zevk" odaklıyken sonraları "güven ve konfor" odaklı oluyor ve tutarlılık, süreklilik gibi şeyler aramaya başlıyoruz :)
sadece meslek değil her konuda böyle aslında. zamanla duygular daha geri planda kalıyor ve mantık devreye giriyor. çünkü yaşamın sürekliliğini sağlamak herşeyin önüne geçiyor bir süre sonra :)
 
mesleğin konusunda daha pozitif düşünüyor olman sevindirici bir gelişme :) belki önceden öcü gibi görmen ve şimdi ise "o kadar da değil" dedirten fark, zaman farkı olabilir. eskiden sadece bir öğrenciydin ve belki o yüzden mesleğini sevmiyor ve ciddiye almıyordun olabilir. şimdi ise mezun olmak üzeresin ve artık gerçekten meslek olarak yapma aşamasına geldin. şartlar değişince ve zaman geçtikte düşünceler değişiyor tabi :) bir de zaman geçtikçe insan daha mantıklı düşünüp karar veriyor. insan eskiden insan "zevk" odaklıyken sonraları "güven ve konfor" odaklı oluyor ve tutarlılık, süreklilik gibi şeyler aramaya başlıyoruz :)
sadece meslek değil her konuda böyle aslında. zamanla duygular daha geri planda kalıyor ve mantık devreye giriyor. çünkü yaşamın sürekliliğini sağlamak herşeyin önüne geçiyor bir süre sonra :)

Hiç unutmuyorum lisede bi hocam beni kenara çekip "Sen hemşireliği sevmiyosun, bunu kabul et ve yol yakınken dön bu yoldan." demişti. Ama sonuçta yaşım küçüktü, aileden destek alamayınca cesaret edemedim yeni bi yola başlamaya. Gittiğim yolda da hiç mutlu değildim ama çözümüm ne bilemiyodum. Ne kadar çaresiz ve umutsuzdum. "Yakında haftanın 243243 saati deliler gibi çalışan, ayakta durmaktan varisleri çıkmış, göz altları çökmüş, suratsız hemşirelerden olucam" diye düşünüp, ağlardım hep girlhaha Ama ben vallahi bu siteden umut etmenin nasıl bişey olduğunu öğrendim. Artık daha güçlüyüm ve istediğim hayatı yaşayabiliceğimi biliyorum. O düşlediğim hayata layık olduğumu da biliyorum. İşler yoluna girmeye başladı. Güzel haberler vericiim yakın zamanda umarım şekerler y789
 
Hiç unutmuyorum lisede bi hocam beni kenara çekip "Sen hemşireliği sevmiyosun, bunu kabul et ve yol yakınken dön bu yoldan." demişti. Ama sonuçta yaşım küçüktü, aileden destek alamayınca cesaret edemedim yeni bi yola başlamaya. Gittiğim yolda da hiç mutlu değildim ama çözümüm ne bilemiyodum. Ne kadar çaresiz ve umutsuzdum. "Yakında haftanın 243243 saati deliler gibi çalışan, ayakta durmaktan varisleri çıkmış, göz altları çökmüş, suratsız hemşirelerden olucam" diye düşünüp, ağlardım hep girlhaha Ama ben vallahi bu siteden umut etmenin nasıl bişey olduğunu öğrendim. Artık daha güçlüyüm ve istediğim hayatı yaşayabiliceğimi biliyorum. O düşlediğim hayata layık olduğumu da biliyorum. İşler yoluna girmeye başladı. Güzel haberler vericiim yakın zamanda umarım şekerler y789

senin aslında zaten ilkbaharı andıran bir kişilik yapın var. ilkbaharda sevinçle uçuşan hayat dolu narin bir kelebeğe benzetiyorum ben seni :)blissy
yazdığın herşeyden anlaşılıyor bu zaten. birazcık morale ve desteğe ihtiyacın varmış senin. çok da aşırı birşeye ihtiyacın yokmuş.buradaki ufak destekler bile sende ne güzel değişimlere yolaçtı. merakla devamını bekliyorum s456
 
senin aslında zaten ilkbaharı andıran bir kişilik yapın var. ilkbaharda sevinçle uçuşan hayat dolu narin bir kelebeğe benzetiyorum ben seni :)blissy
yazdığın herşeyden anlaşılıyor bu zaten. birazcık morale ve desteğe ihtiyacın varmış senin. çok da aşırı birşeye ihtiyacın yokmuş.buradaki ufak destekler bile sende ne güzel değişimlere yolaçtı. merakla devamını bekliyorum s456

Ne güzel sözler bunlar aman allahım :) İşte insan kendini bazen çürümüş ve solmuş sonbahar gibi hissediyo bazen de cıvıl cıvıl mis kokulu ilkbahar gibi. Burda duyduğum güzel sözler beni cesaretlendirdi. Çok isteyip asla yapamam dediğim şeyler için şimdi "neden yapamayayımki?" diyorum. Bunun için ne kadar teşekkür etsem azdır cat3500
 
Uzuuunca bi aradan sonra, aşkta hissedilen "sahip olma, elde etme" içgüdüsünü anlatan güzel bi hikayeyle sevgili forumuma merhaba demek istiyorum günlükcüğüm :)

...Bir zamanlar parlak tüyleri, rengarenk kanatları olan bir kuş varmış. Bakanları neşeye boğarak göklerde özgürce uçmak için yaratılmış bir hayvanmış.
Günün birinde kadının biri bu kuşu görüp ona kapılmış. Ağzı hayranlıktan bir karış açılmış olarak, kalbi deli gibi çarparak, gözleri heyecandan parlayarak kuşun uçuşunu seyretmiş. Kuş, onu yanına çağırmış ve ikisi birlikte nefis bir uyumla uçmuşlar. Kadın kuşa tapıyor, onu kutsal sayıyor, yüceltiyormuş.
Ama günün birinde düşünmüş kadın: "Belki de uzak dağları keşfetmek ister?" Korkuya kapılmış. Aynı duyguları başka bir kuşla yaşayamayacağından korkmuş. Ve kıskanmış -kuşun uçabilme yeteneğini kıskanmış.
Kendini yalnız hissetmiş.
"Ona bir tuzak kurayım."diye geçirmiş içinden. "Bir dahaki sefer, kuş tekrar gelirse artık gidemesin."
Kadın kadar aşık olan kuş, ertesi gün tekrar sevgilisini görmeye gelmiş. Ne varki tuzağa düşmüş ve bir kafese hapsedilmiş.

Kadın her gün gelip kuşu seyrediyormuş. Vurgunmuş ona ve onu gösterdiği arkadaşları "Ne şanslı bir insansın!" diye haykırıyorlarmış. Ne varki, tuhaf bir değişim baş göstermiş; artık sahibi olduğundan, kalbini çalmasına ihtiyaç kalmadığından, kadının kuşa olan ilgisi sönmüş. Uçamayan, hayatının anlamını dile getiremeyen hayvancık sararıp soluyor, parlaklığını yitiriyor, çirkinleşiyormuş-ve kadın da karnını doyurup kafesini temizlemekle yetiniyormuş.
Günlerden bir gün kuş ölmüş. Kadın son derece üzülmüş buna ve o andan itibaren onu aklından çıkaramamış. Ama kafesi hatırlamıyormuş bile; onu ilk kez, mutluluk içinde bulutlarla yarışırken gördüğü gün varmış sadece zihninde.
Kendini iyice dinlese, kuşun onu heyecanlandıan tarafının dış görünüşü değil, özgürlüğü, hareket eden kanatlarının enerjisi olduğunu farkedermiş.
Kuşun yokluğunda, hayatı da anlamını yitirmiş ve ecel kapıyı çalmış.
"Niye geldin?" diye sormuş kadın, ölüme.
"Tekrar onunla birlikte göklerde uçabilesin diye." diye karşılık vermiş ölüm.. "Her seferinde gidip gelmesine izin versen, ona olan sevgin ve hayranlığın iyice artardı, ancak şimdi, ona kavuşabilmek için bana muhtaçsın."
 
Uzuuunca bi aradan sonra, aşkta hissedilen "sahip olma, elde etme" içgüdüsünü anlatan güzel bi hikayeyle sevgili forumuma merhaba demek istiyorum günlükcüğüm :)

...Bir zamanlar parlak tüyleri, rengarenk kanatları olan bir kuş varmış. Bakanları neşeye boğarak göklerde özgürce uçmak için yaratılmış bir hayvanmış.
Günün birinde kadının biri bu kuşu görüp ona kapılmış. Ağzı hayranlıktan bir karış açılmış olarak, kalbi deli gibi çarparak, gözleri heyecandan parlayarak kuşun uçuşunu seyretmiş. Kuş, onu yanına çağırmış ve ikisi birlikte nefis bir uyumla uçmuşlar. Kadın kuşa tapıyor, onu kutsal sayıyor, yüceltiyormuş.
Ama günün birinde düşünmüş kadın: "Belki de uzak dağları keşfetmek ister?" Korkuya kapılmış. Aynı duyguları başka bir kuşla yaşayamayacağından korkmuş. Ve kıskanmış -kuşun uçabilme yeteneğini kıskanmış.
Kendini yalnız hissetmiş.
"Ona bir tuzak kurayım."diye geçirmiş içinden. "Bir dahaki sefer, kuş tekrar gelirse artık gidemesin."
Kadın kadar aşık olan kuş, ertesi gün tekrar sevgilisini görmeye gelmiş. Ne varki tuzağa düşmüş ve bir kafese hapsedilmiş.

Kadın her gün gelip kuşu seyrediyormuş. Vurgunmuş ona ve onu gösterdiği arkadaşları "Ne şanslı bir insansın!" diye haykırıyorlarmış. Ne varki, tuhaf bir değişim baş göstermiş; artık sahibi olduğundan, kalbini çalmasına ihtiyaç kalmadığından, kadının kuşa olan ilgisi sönmüş. Uçamayan, hayatının anlamını dile getiremeyen hayvancık sararıp soluyor, parlaklığını yitiriyor, çirkinleşiyormuş-ve kadın da karnını doyurup kafesini temizlemekle yetiniyormuş.
Günlerden bir gün kuş ölmüş. Kadın son derece üzülmüş buna ve o andan itibaren onu aklından çıkaramamış. Ama kafesi hatırlamıyormuş bile; onu ilk kez, mutluluk içinde bulutlarla yarışırken gördüğü gün varmış sadece zihninde.
Kendini iyice dinlese, kuşun onu heyecanlandıan tarafının dış görünüşü değil, özgürlüğü, hareket eden kanatlarının enerjisi olduğunu farkedermiş.
Kuşun yokluğunda, hayatı da anlamını yitirmiş ve ecel kapıyı çalmış.
"Niye geldin?" diye sormuş kadın, ölüme.
"Tekrar onunla birlikte göklerde uçabilesin diye." diye karşılık vermiş ölüm.. "Her seferinde gidip gelmesine izin versen, ona olan sevgin ve hayranlığın iyice artardı, ancak şimdi, ona kavuşabilmek için bana muhtaçsın."

Tekrar hoşgeldin canım özlettin kendini :)
hikaye çok güzelmiş gerçekten. ve benim kendimce çıkardığım ders şu oldu ; birşeye olan hayranlığımız o şeyin (veya kişinin) doğal hali ve doğal seyrinde yaptığı şeyler ve o halindeki görünüşü. ve şartlar değişip de bu doğal seyir bozulduğunda ve kısıtlandığında o mükemmellik de sona eriyor. bizim ona duyduğumuz hayranlığımız da.
çünkü o hayran olunan mükemmelik onun serbest olmasına bağlı bir durum. bu ortadan kalkınca geriye birşey kalmıyor. 1-1 = 0 oluyor.
 
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst