Çekingen insanların en çok şikayet ettiği konulardan birisi de sessiz olarak algılanmak istememesi. Sessiz algılanmak çekingen insanları çok kötü hissettirir. Şimdi sessiz ve konuşkanlığın nasıl oluştuğunu açıklamaya çalışacağım.
İnsanlar ne konuşur??
Yeni öğrendiği şeyleri paylşır. Ama insan her an yeni birşey öğrenmediği için genelde çoğu konuşmaları tekrar eder. Yani kendini sürekli tekrar eder. Geçmişte konuştuğu şeyi sürekli anlatır. Bu biraz aptalcadır. Ama insan sıkılmamak için tekrar eder. Herkesce bilinen birşeyi dışa vurur. Örneğin burada hız sınırı 90 der tabelada 90 yazısını görünce. Basit bi örnekti. Bu da aslında aptalcadır. Spor hakkında konuşursa mesela çoğu zaman aynı şeyleri tekrar tekrar konuşur. Mesela yabancı teknik direktör bilmiyo türk teknik direktör lazım. Bu cümleyi belki 1 sene içinde 10 defa kullanmıştır.
Yani şu noktaya gelicem. Konuşkanlık bi nevi aptalca şeyleri gerektitir. Konuşkan insan aptal değildir ama eğlenceli olmak için sıkılmamak sıkmamak için aptalca şeyler yapar.
Sessiz insan akıllıdır. Ve bu aptalca davranışlar konuşmalar ona zor gelir. Küçük düşeceğini düşünür. Ne gerek var der.
Konuşkanlık aptalca şeyler gerektirir. Bunun sonucunda eğlece doğar.
Sessizlik akıldan doğar. Bunun sonucunda sıkıcılık getirir.
Yani ne sessiz algılanmak küçümsenici birşey ne de konuşkan algılanmak.
Sessizliğin ikinci nedeni de kırılgan alıngan olmaktır. Bunun çözülmesi gerekir. Örneğin bi dışlayıcılığa maruz kaldığında bundan etkilenen kırılan insan sessizleşir. Buna rağmen konuşmaya istekli olursa dışarıdan kendisinin muhtaç aciz olarak algılanacağını düşünür. Ve böyle algılanmak istemez. Aslında herkes bazen dışlanmaya maruz kalır. Bunu kendine özel algılamayıp gurur yapmamak lazım. Sorun bu. Herkes gurur yapsa herkes sessiz ve küs kalır.
İnsanlar ne konuşur??
Yeni öğrendiği şeyleri paylşır. Ama insan her an yeni birşey öğrenmediği için genelde çoğu konuşmaları tekrar eder. Yani kendini sürekli tekrar eder. Geçmişte konuştuğu şeyi sürekli anlatır. Bu biraz aptalcadır. Ama insan sıkılmamak için tekrar eder. Herkesce bilinen birşeyi dışa vurur. Örneğin burada hız sınırı 90 der tabelada 90 yazısını görünce. Basit bi örnekti. Bu da aslında aptalcadır. Spor hakkında konuşursa mesela çoğu zaman aynı şeyleri tekrar tekrar konuşur. Mesela yabancı teknik direktör bilmiyo türk teknik direktör lazım. Bu cümleyi belki 1 sene içinde 10 defa kullanmıştır.
Yani şu noktaya gelicem. Konuşkanlık bi nevi aptalca şeyleri gerektitir. Konuşkan insan aptal değildir ama eğlenceli olmak için sıkılmamak sıkmamak için aptalca şeyler yapar.
Sessiz insan akıllıdır. Ve bu aptalca davranışlar konuşmalar ona zor gelir. Küçük düşeceğini düşünür. Ne gerek var der.
Konuşkanlık aptalca şeyler gerektirir. Bunun sonucunda eğlece doğar.
Sessizlik akıldan doğar. Bunun sonucunda sıkıcılık getirir.
Yani ne sessiz algılanmak küçümsenici birşey ne de konuşkan algılanmak.
Sessizliğin ikinci nedeni de kırılgan alıngan olmaktır. Bunun çözülmesi gerekir. Örneğin bi dışlayıcılığa maruz kaldığında bundan etkilenen kırılan insan sessizleşir. Buna rağmen konuşmaya istekli olursa dışarıdan kendisinin muhtaç aciz olarak algılanacağını düşünür. Ve böyle algılanmak istemez. Aslında herkes bazen dışlanmaya maruz kalır. Bunu kendine özel algılamayıp gurur yapmamak lazım. Sorun bu. Herkes gurur yapsa herkes sessiz ve küs kalır.
