Kitap Hakkında
Dostlarım, lütfen beni dinleyin: Siz ışık'sınız. Siz Işık'tan geliyorsunuz ve daima ışığın bir uzantısı olacaksınız. Sizin bir şekliniz yoktur, ta ki siz bir şekle bürünmeyi seçmedikçe. Işık olarak, siz her şeyi bilen ve her-yerde-olan'sınız. Hiçbir şeye ihtiyacınız yoktur, çünkü siz Herşey'siniz. Sizin bilinç saflığınız Bir Olan'a katılır ve O'nunla birlikte devinir. Siz yaradılışın sonsuzluğu içinde sınırsızsınız. Sizin yurdunuz olmayan hiçbir yer yoktur, çünkü her yer sadece Işık'tır. Böylece, nereye gidersiniz gidin, tekrar tekrar tezahür ederek, sonuçta zihnin tüm sınırlarını aşıp, saf, spontane yaradılışa katılan kendinizi bulacaksınız. Sizin Asıl Varlığınız'ın infilak ederek genişlemesinden önce, küçük, sınırlı-benlik ölür. Siz tüm geçmiş ve gelecek boyunca hareket halindeki saf Varlık'sınız, saf Bilinç'siniz, saf ışık'sınız. İşte siz busunuz. Siz asla başka birşey olmadınız, asla başka bir şey olamazsınız. Siz ve Kaynak Bir'siniz. Tüm ayrılıklar illüzyondur. Böyle bilin kendinizi, ve özgür olun.
Bartholomew
Arkadaşlar ben bu kitabı çok beğendim, bakalım sizde beğenicekmisiniz...
Sevgiler. IŞIKK
RÜYADAN UYANIŞ
Yaratma süreci dünya katında nadiren bir anda gerçekleşir. Zaman/uzayla (maddeyle) ilgili inanç yapısının dışına bir kez çıktığınızda birçok şey anında tezahür edebilir. Ama biz sınırlılık içeren fiziksel bir katta çalışıyoruz, sınırlardan biri de zaman ve uzay hakkındaki kesin inancınızdır. Şu anda gelecekte neyi tezahür ettirmek istediğinize karar verme ve tezahür edinceye dek o düşünce formuyla bağlantınızı sürdürme kapasitesine sahipsiniz. Bunu o düşünce formunu sürekli ve düzenli biçimde farkındalığınızda tutmak suretiyle yaparsınız. İnsan bilincinin zorluğu ve zevk verici yanı çok değişiklik ve çeşitlilik arz etmesidir. Bu da tezahür ettirmek istediğiniz herhangi bir şeyi uzun süre hayalinizde canlı tutmanızı zorlaştırır. Bir arzudan diğer bir arzuya atlar durursunuz, çünkü zihnin yaratacağı heyecan verici birçok şey vardır. Sizin işiniz kendinizi ve zihninizi tek hedefe doğru disipline etmektir, bu yüzden de seçiminize çok dikkat etmeniz gerekiyor.
Siz aydınlanmış değilsiniz, çünkü zaten aydınlanmış olduğunuzun farkında olmamayı seçiyorsunuz. Meydana gelen, sonra da yıkılıp giden şeyler yaratarak mutluluğa ve aydınlanmaya ulaşamazsınız. Mutluluğa ancak tek başınıza yaratmaktan vazgeçtiğiniz ve ışığın bulunduğu alandan yaratmaya başladığınız zaman ulaşabilirsiniz.
Yaratma sürecinde, bedenin yaratma gücü olduğuna inanma hatasına düştünüz. Bu yanlış inanç yüzünden beden hücrelerinizin kendiliğinden çılgınlaşabileceklerini ve her türlü korkunç hastalığı yaratabileceklerini sanıyorsunuz, hücreleri tedavi yolunun sadece fizik katta mümkün olduğu fikrine kapılmışsınız. Eğer inancınız buysa, fiziksel alana yönelmeniz ve hastalığı o düzeyde elinizden geldiğince tedavi etmeniz yararlı olur. Fakat gerçek şifa o düzeyden gelmez, çünkü hastalığı beden yaratmamıştır ve beden tedavi edemez. Bedeninizin istemediğiniz şeyleri her nasılsa yaratabileceğinden korkuyor ve yaratılanların düşünceleriniz ya da duygularınızla bir ilgisi olmadığına inanıyorsunuz. Bu ne garip bir iş ki fizik beden size hiç danışmadan kendinize zarar verecek bir şeyler yaratabiliyor!
Çözüm basittir. Fizik bedene sonu gelmez mesajlar verenin zihin olduğunu idrak etmelisiniz, fizik beden o mesajları izleyerek belli rahatsızlıkları ve hastalıkları yaratır. Bu nedenle hastalıklar fizik bedende iyileştirilemez, gerçek şifa zihin düzeyinde gerçekleşir. Bu yüzden korkularınızla o düzeyde yüzleşmeli, yaratıcı gücünüzü toplayarak onu fizik bedene yöneltmelisiniz, o zaman fizik beden verilen yeni direktifler doğrultusunda bir şeyler yaratmaya başlar. Unutmayın hayatınızı düşüncelerinizle şekillendiriyorsunuz. Yaratılmış olanların yaratıcısı dönek bedeniniz değil, dönek zihninizdir. Her ne yaratıyorsanız sınırlı inanç sisteminizle yaratıyorsunuz.
Eğer bilinçle yaratmıyorsanız, yaratma işini sizin adınıza bilinçaltınız yapacaktır, ama ego kökenli bilinçaltınız Tanrı değildir. Dikkat eksikliği bilinç dışı yaratmayla sonuçlanır. Neden her öğretmen “hep an içinde kalın” der? Çünkü an içindeyken yaratma sürecinin dizginlerini elinizde tutarsınız ve dönek bilinçaltınız kontrolünüz altında olur. An dışına çıktığınızda dönek çılgınlaşabilir ve geçmişi yeniden canlandırarak ya da gelecekle ilgili fanteziler üreterek artık istemediğiniz şeyleri yaratır durur. Dostlarım, zihnin olağanüstü gücünü ciddiye almanızı istiyorum. Zihninizin yarattığı şeylerden sorumlu olmaktan korkuyorsunuz, bu yüzden düşüncelerinize dikkat etmemeye çalışıyorsunuz, ama dikkat etmediğiniz halde bilinçaltınızın karanlık kısmından yaratmaya yine de devam ediyorsunuz. Bunu anladığınızda an’da kalmayı ve gerçekten yaratmak istediğiniz şeyin ne olduğunu hatırlamayı seçebilirsiniz. Bu size bilinçli olarak seçme yeteneği verir, böylece yaratmayı seçtiğiniz şeyi yaratırsınız.
Hepiniz o başlangıçtaki patlamanın güzelliğini derinden derine hatırlamaktasınız. O lekesiz saflığı, bol ışığı ve Tanrıdan fışkırarak sizi oluşturmuş berrak bilinci hatırlamaktasınız. Bir tarafınız bunu asla unutmadı, size durmadan, “ayrılık taslayan o korkulu farkındalığını benimle kıyasla, onu bana ait o anıyla kıyasla” diyen taraf işte bu taraftır. Kendinize bunu hatırlama izni verin, çünkü bir tarafınız bunu asla unutmadı. Zafer erişebileceğiniz bir yerdedir. Lütfen günahkar olmadığınıza, saf ışık ve güçten başka bir şey olmadığınıza kendinizi inandırın.
Siz uykudasınız, kim olduğunuzu bilmiyorsunuz, ama uyanabilirsiniz, hemen bugün uyanabilirsiniz, çünkü Tanrısallık aleminde zaman/uzay (madde) diye bir şey yoktur, sadece odak ayarında bozukluk var, merceklerin hafifçe ayarlanmasıyla mucizevi şekilde her şey odağa gelir, her şey berrak biçimde görünür. Siz rüyadan uyanacaksınız, ya şimdi ya daha sonra! Neden şimdi olmasın?
