- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Bu duygu,
öz saygı araştırmalarının temeli olmuştur, zira öz saygı araştırmaları,
kişilerin kendilerini değerlendirebileceği ve bunu tutumları, eylemleri ve
sözleri vasıtasıyla ifade edebileceği varsayımına dayanmaktadır. Bir birey
kendini değerlendirmeye çalıştığında, ya salt kişisel özelliklerini dikkate alır
ya da mensup olduğu gruplara referansla değerlendirme yapar. Bireyin, kendi
kişisel özelliklerinin sübjektif değerlendirmesi, kişisel öz saygıyı; bireyin
özdeşleştiği grupların özelliklerinin sübjektif değerlendirmesi ise kolektif öz
saygıyı oluşturur.Öte yandan öz saygı, kişinin içinde bulunduğu
durumlardan da etkilenir. Yaşanan olaylar ve alınan enformasyonlar, kişinin
kendine ilişkin imajlarını değiştirebilir. Bu nedenle dispozisyonel öz saygı ile
durumsal ya da bağlamsal öz saygıdan söz edilebilir.Tarihsel olarak, öz
saygının kavramsallaştırılmasında iki teorisyen James ve Cooley'in çalışmaları
önemli bir yer tut-maktadır (Bolognini ve ark., 1998). James, öz saygı (self
love) kavramında, kişinin başarıları ile özlemleri arasındaki oranı öne
çıkarmıştır (öz saygı=başarılar/özlemler). Cooley, diğerlerinin kişiye ilişkin
görüşlerinin, diğerlerinin aynasında yansıyan imajının (looking glass şelf)
belirleyici olduğunu vurgulamıştır.Öz saygı, modern Batı toplumlarının
bir özelliği olan bireyselci bir insan ideolojisi içinde kök salan bir kimlik
boyutudur. Bu toplumlarda bireyler kendilerini, özel bir kişi anlayışına dayalı
bir sembolik alanda inşa ederler. İçinde yaşadığımız kitle iletişim ve serbest
rekabet uygarlığı, bireylerin olumlu bir imaja sahip olmalarını, temel bir değer
haline getirmiştir, öylesine ki öz saygının kazanılması, sosyalleşmenin
başarısının göstergesi olarak görülmeye başlamıştır.Bu kültür,
çocukların, hareketlerinden sorumlu bir kişi olarak görülmesi gerektiğini
vurgulamış ve kendini ifade etme ve gerçekleştirmeyi bir hedef olarak
göstermiştir.Maslow'un ihtiyaçlar piramidinin en üst katında yer alan
kendini gerçekleştirme hedefi, hümanist düşünce geleneğinden gelmektedir.
Başlangıçta, çocuğun içinde yaşadığı toplumun inanç ve değerlerini, duygu,
düşünce ve davranış tarzlarını, sosyal rolleri ve normlarını içselleştirmiş bir
üyesi haline gelmesini ifade eden sosyalleşme, günümüzde çocuğun kendini
geliştirmesi, kişiselleştirmesi ve yüceltmesi hedeflerine doğru
kaymıştır.Öz saygı, son çeyrek yüzyılda, önemli bir araştırma alanı
olmaktan öte, geniş bir kitlenin ilgi odağı haline gelmiştir. Bir yanda
psikologlar, eğitimciler ve ruh sağlığı uzmanları, öte yanda gittikçe genişleyen
bir halk kitlesi, öz saygı terimi altında toplanan olgulara ve sorunlara ilgi
duymuştur.Çeşitli yaşam alanlarındaki performans düşüklükleri,
depresyonlar, İntiharlar, ergenlik ve gençlik sapmaları, okul başarısızlıkları
ve uyumsuzlukları, erken hamilelik ve benzeri sorunlar, öz saygı düzeyiyle
ilişkilendirilerek anlaşılmaya çalışılmıştır.Günümüzde, çeşitli
araştırmacılar öz saygının, insanların yaşamında önemli bir rol oynadığı,
onların düşünceleri, duyguları ve davranışlarında etkili olduğu konusunda görüş
birliği içindedirler. Yapılan araştırmalarda, öz saygı düzeyinin, kendine güven,
iç tutarlılık, zamanda istikrarlılık, kararlı tepkiler gösterme, kendini
yücelterek sunma gibi değişkenlerle ilişkili olduğu yönünde bulgular elde
edilmiştir.Öz saygının yapısı konusunda, bazı yazarlar genel bir
duygudan (Coopersmith, 1967) söz ederken, bazıları (Bracken, 1996; Harter, 1982;
Marsh, 1989) çok boyutlu bir yaklaşım sergilemektedirler. Faktör analizi
temelinde yapılan çalışmalar (Harter ve Pike, 1984), insanın kendini
değerlendirmesinin çok boyutlu bir nitelik gösterdiği tezine ağırlık
vermektedir.Kendini değerlendirmenin, çocukluktan itibaren gelişim
dönemlerine bağlı olarak, alanlara göre farklı bir seyir izlemesi de bu tezi
desteklemektedir. Öz saygının boyutları sayılabilecek bu temel alanlar arasında,
okul başarısı, atletik yetenek, ilişkisel yetenek, fiziksel görünüm, davranışlar
ve bunlara ek olarak yakın dostluklar, duygusal ilişkiler ve mesleki başarılar
sayılmaktadır.Fakat farklı alanlar da olsa, Öz saygının faktör yapısında
özellikle iki faktör öne çıkmaktadır: Kapasite veya yeteneklerin
değerlendirilmesi ile kişisel uygunluğun (sosyal kabul açısından)
değerlendirilmesi. Bazı yazarlar, iki yaklaşım arasında bir çelişki
bulunmadığını, her ikisinin de insanın kendini değerlendirmesinin bir parçası
olduğunu, yani kendimiz hakkında bazen genel (global öz saygı), bazen da
alanlara göre (özgül öz saygı) bir değerlendirme yaptığımız fikrini
savunmaktadırlar. Buradan hareketle, iki değerlendirme tipini birbirine göre
hiyerarşik bir tarzda konumlayan farklı modeller geliştirilmiştir (Hattie ve
Marsh, 1996).Öz saygı düzeyinin ölçülmesi, öz saygının
kavramsallaştırılmasında temel alınan yaklaşımlara göre farklı yöntem ve
ölçeklerle yapılmaktadır. Ancak pratikte, çok boyutlu ve çok-skorlu ölçekler
daha çok tercih edilmektedir. Bu tür ölçekler, Özel bir sorun konusunda, yani
belirli bir alanda değerlendirme yapılacağında daha uygun
düşmektedir.Örneğin okul başarısı veya fiziksel görünüm konusundaki öz
saygı düzeyi araştırılmak istendiğinde, çok boyutlu bir ölçeğin, sadece bir tek
(veya birkaç) alt ölçeğini kullanma imkanı vardır ve bu da, önemli bir tasarruf
kaynağıdır (Harter, 1998).
Dr.charles V.ford ..yalan, Yalan, Yalan, Yalancılığın PsikolojisiSosyal Kuralların Psikolojisi (Muzaffer Şerif)Diyabetik Hastada Psikolojik SorunlarPsikolojik Cilk HastalıklarıYaratıcılıkYapısalcılıkSürrealist YaklaşımPragmatik YaklaşımKişisel Modernlik Yaklaşımlarıİşlevselcilikİnşacı YaklaşımFenomenolojik YaklaşımDiferansiyel YaklaşımPsikodinamik YaklaşımDavranışçı YaklaşımBiyolojik YaklaşımBilişsel Öğrenme YaklaşımıVroom'un Beklenti TeorisiTutkulu Aşk TeorisiSosyal Karşılaştırma Teorisi
öz saygı araştırmalarının temeli olmuştur, zira öz saygı araştırmaları,
kişilerin kendilerini değerlendirebileceği ve bunu tutumları, eylemleri ve
sözleri vasıtasıyla ifade edebileceği varsayımına dayanmaktadır. Bir birey
kendini değerlendirmeye çalıştığında, ya salt kişisel özelliklerini dikkate alır
ya da mensup olduğu gruplara referansla değerlendirme yapar. Bireyin, kendi
kişisel özelliklerinin sübjektif değerlendirmesi, kişisel öz saygıyı; bireyin
özdeşleştiği grupların özelliklerinin sübjektif değerlendirmesi ise kolektif öz
saygıyı oluşturur.Öte yandan öz saygı, kişinin içinde bulunduğu
durumlardan da etkilenir. Yaşanan olaylar ve alınan enformasyonlar, kişinin
kendine ilişkin imajlarını değiştirebilir. Bu nedenle dispozisyonel öz saygı ile
durumsal ya da bağlamsal öz saygıdan söz edilebilir.Tarihsel olarak, öz
saygının kavramsallaştırılmasında iki teorisyen James ve Cooley'in çalışmaları
önemli bir yer tut-maktadır (Bolognini ve ark., 1998). James, öz saygı (self
love) kavramında, kişinin başarıları ile özlemleri arasındaki oranı öne
çıkarmıştır (öz saygı=başarılar/özlemler). Cooley, diğerlerinin kişiye ilişkin
görüşlerinin, diğerlerinin aynasında yansıyan imajının (looking glass şelf)
belirleyici olduğunu vurgulamıştır.Öz saygı, modern Batı toplumlarının
bir özelliği olan bireyselci bir insan ideolojisi içinde kök salan bir kimlik
boyutudur. Bu toplumlarda bireyler kendilerini, özel bir kişi anlayışına dayalı
bir sembolik alanda inşa ederler. İçinde yaşadığımız kitle iletişim ve serbest
rekabet uygarlığı, bireylerin olumlu bir imaja sahip olmalarını, temel bir değer
haline getirmiştir, öylesine ki öz saygının kazanılması, sosyalleşmenin
başarısının göstergesi olarak görülmeye başlamıştır.Bu kültür,
çocukların, hareketlerinden sorumlu bir kişi olarak görülmesi gerektiğini
vurgulamış ve kendini ifade etme ve gerçekleştirmeyi bir hedef olarak
göstermiştir.Maslow'un ihtiyaçlar piramidinin en üst katında yer alan
kendini gerçekleştirme hedefi, hümanist düşünce geleneğinden gelmektedir.
Başlangıçta, çocuğun içinde yaşadığı toplumun inanç ve değerlerini, duygu,
düşünce ve davranış tarzlarını, sosyal rolleri ve normlarını içselleştirmiş bir
üyesi haline gelmesini ifade eden sosyalleşme, günümüzde çocuğun kendini
geliştirmesi, kişiselleştirmesi ve yüceltmesi hedeflerine doğru
kaymıştır.Öz saygı, son çeyrek yüzyılda, önemli bir araştırma alanı
olmaktan öte, geniş bir kitlenin ilgi odağı haline gelmiştir. Bir yanda
psikologlar, eğitimciler ve ruh sağlığı uzmanları, öte yanda gittikçe genişleyen
bir halk kitlesi, öz saygı terimi altında toplanan olgulara ve sorunlara ilgi
duymuştur.Çeşitli yaşam alanlarındaki performans düşüklükleri,
depresyonlar, İntiharlar, ergenlik ve gençlik sapmaları, okul başarısızlıkları
ve uyumsuzlukları, erken hamilelik ve benzeri sorunlar, öz saygı düzeyiyle
ilişkilendirilerek anlaşılmaya çalışılmıştır.Günümüzde, çeşitli
araştırmacılar öz saygının, insanların yaşamında önemli bir rol oynadığı,
onların düşünceleri, duyguları ve davranışlarında etkili olduğu konusunda görüş
birliği içindedirler. Yapılan araştırmalarda, öz saygı düzeyinin, kendine güven,
iç tutarlılık, zamanda istikrarlılık, kararlı tepkiler gösterme, kendini
yücelterek sunma gibi değişkenlerle ilişkili olduğu yönünde bulgular elde
edilmiştir.Öz saygının yapısı konusunda, bazı yazarlar genel bir
duygudan (Coopersmith, 1967) söz ederken, bazıları (Bracken, 1996; Harter, 1982;
Marsh, 1989) çok boyutlu bir yaklaşım sergilemektedirler. Faktör analizi
temelinde yapılan çalışmalar (Harter ve Pike, 1984), insanın kendini
değerlendirmesinin çok boyutlu bir nitelik gösterdiği tezine ağırlık
vermektedir.Kendini değerlendirmenin, çocukluktan itibaren gelişim
dönemlerine bağlı olarak, alanlara göre farklı bir seyir izlemesi de bu tezi
desteklemektedir. Öz saygının boyutları sayılabilecek bu temel alanlar arasında,
okul başarısı, atletik yetenek, ilişkisel yetenek, fiziksel görünüm, davranışlar
ve bunlara ek olarak yakın dostluklar, duygusal ilişkiler ve mesleki başarılar
sayılmaktadır.Fakat farklı alanlar da olsa, Öz saygının faktör yapısında
özellikle iki faktör öne çıkmaktadır: Kapasite veya yeteneklerin
değerlendirilmesi ile kişisel uygunluğun (sosyal kabul açısından)
değerlendirilmesi. Bazı yazarlar, iki yaklaşım arasında bir çelişki
bulunmadığını, her ikisinin de insanın kendini değerlendirmesinin bir parçası
olduğunu, yani kendimiz hakkında bazen genel (global öz saygı), bazen da
alanlara göre (özgül öz saygı) bir değerlendirme yaptığımız fikrini
savunmaktadırlar. Buradan hareketle, iki değerlendirme tipini birbirine göre
hiyerarşik bir tarzda konumlayan farklı modeller geliştirilmiştir (Hattie ve
Marsh, 1996).Öz saygı düzeyinin ölçülmesi, öz saygının
kavramsallaştırılmasında temel alınan yaklaşımlara göre farklı yöntem ve
ölçeklerle yapılmaktadır. Ancak pratikte, çok boyutlu ve çok-skorlu ölçekler
daha çok tercih edilmektedir. Bu tür ölçekler, Özel bir sorun konusunda, yani
belirli bir alanda değerlendirme yapılacağında daha uygun
düşmektedir.Örneğin okul başarısı veya fiziksel görünüm konusundaki öz
saygı düzeyi araştırılmak istendiğinde, çok boyutlu bir ölçeğin, sadece bir tek
(veya birkaç) alt ölçeğini kullanma imkanı vardır ve bu da, önemli bir tasarruf
kaynağıdır (Harter, 1998).
Dr.charles V.ford ..yalan, Yalan, Yalan, Yalancılığın PsikolojisiSosyal Kuralların Psikolojisi (Muzaffer Şerif)Diyabetik Hastada Psikolojik SorunlarPsikolojik Cilk HastalıklarıYaratıcılıkYapısalcılıkSürrealist YaklaşımPragmatik YaklaşımKişisel Modernlik Yaklaşımlarıİşlevselcilikİnşacı YaklaşımFenomenolojik YaklaşımDiferansiyel YaklaşımPsikodinamik YaklaşımDavranışçı YaklaşımBiyolojik YaklaşımBilişsel Öğrenme YaklaşımıVroom'un Beklenti TeorisiTutkulu Aşk TeorisiSosyal Karşılaştırma Teorisi
