OSHO' nun kitaplarından seçmeler...

  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan Lier22
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
Ynt: OSHO' nun kitaplarından seçmeler...

awayy msn versene smil56 bir osho sever bulmak zor :=) osho'dan falan bahsederiz,konuşuruz,benim onla ilgili çok sorularım var :=) soracak kişi bulamıyroum..belki sen cevaplarsın beni :=)
 
Ynt: OSHO' nun kitaplarından seçmeler...

alenoviç ' Alıntı:
awayy msn versene smil56 bir osho sever bulmak zor :=) osho'dan falan bahsederiz,konuşuruz,benim onla ilgili çok sorularım var :=) soracak kişi bulamıyroum..belki sen cevaplarsın beni :=)

Selam ayol ttli3 yeni bi arkadaşım oldu girlhaha
Msn.im yok benim bilgisayarımda pericim de istemişti ark5
Bakalım bi osho köşesi açarız madem bu kadar fan topladık..
Olmadı sizin için kitapları bi daha okuyup not alcam.. hismiley
 
Ynt: OSHO' nun kitaplarından seçmeler...

,sen aydınlanmaya çalış away...aydınlan yani;aydınlanki bizide aydınlat :=) not alırsan olmaz; güzel cevap veremezsin bence...zihinden gelen cevap istemyoruz falan:=) ;aslında ben aydınlanmış olabilrim,nasıl anlayacağız aydınlandığımızı:=) biri cevaplayabilir mi:=)
 
Ynt: OSHO' nun kitaplarından seçmeler...

provakotör_away_2008@hotmail.com diye msn adreside alabilrim sana..ben anlamadım sen niye msn kullanmyorsun:=) üzüldük yani..aydınmısın yoksa oshoda kullanmıyomuş msn smil56
 
Ynt: OSHO' nun kitaplarından seçmeler...

alenoviç ' Alıntı:
,sen aydınlanmaya çalış away...aydınlan yani;aydınlanki bizide aydınlat :=) not alırsan olmaz; güzel cevap veremezsin bence...zihinden gelen cevap istemyoruz falan:=) ;aslında ben aydınlanmış olabilrim,nasıl anlayacağız aydınlandığımızı:=) biri cevaplayabilir mi:=)
Bi insan aydınlandığında tepeden tırnağa bilinçli hale gelmiştir..
her hareketinin her düşüncesinin her duygusunun farkındadır...
Kimliklerini ve alt kimliklerinden kurtulur ve kimliksiz olarak ruhsal boyuta çıkmıştır
Neyse çok teknik oldu ama başka anlatmanın yolu yok
en iyisi yaşamak.. :)
 
Ynt: OSHO' nun kitaplarından seçmeler...

Günaydın herkese, mutlu huzurlu ve saglıklı ve bol kazançlı bir gün geçirmeyi tezahür ettirmek için niyet diyorum.Bunu veya daha fazlasını kabul ediyorum.Bunu veya daha fazlasını benim ve ailemin en yüksek iyiyliğine olacak şekilde sağla.Teşşekür ederim teşekkür ederim,teşekkür ederim.
Bu aralar tezahür ettirmenin sanatını her güne başlarken yapıyorum , buraya yazmamında nedenide sitedeki arkadaşlarında güne iyi başlamak için niyet etmelerini hatırlatmak için dir.Güne kitle olarak iyi niyet enerjisi ile başlayalım.
 
Ynt: OSHO' nun kitaplarından seçmeler...

Canım üzülürüm öyle konuşursan ark5 seni tanıdığım için çok mutlu oldum ,senin içinden akan bu sevgi sıcaklığı tanışmamıza vesile oldu ve daha da çok tanımak istememe sebep oldu ttli3 tender45
Senin içinde bir cevher var ama haberin yok 956k Bakarmısın emek verip notlar almışsın ,Osho uzmanı olmuşsun super ,buraya her yaptıgın alıntı ruha hitap ediyor..Bazen okuyunca gözlerimin dolası geliyor awaycim bilmiyorum aşırı mı duyarlıyım gereğinden fazla mı diyorum bazen dusun

"Varoluşun sana ihtiyacı var.
O nedenle buradasın.
Sensiz...varoluş eksik olurdu.."

"Varoluş seni seviyor..
Aksi halde burda olmazdın.."

Ne demektir yahuu muhteşem bir doping bu , sevgi dopingii gulensmiley

Aslında öyle güzel bir farkındalık yakalamışsın ki away ,hayatında aklına gelen soru işaretlerine cevap bulabildiğini biliyorsun değil mi ? Buraya yazdığın alıntılara değer verebiliyor olman,anlayabiliyor olman ve hayatında bunların neye hitap ettiğini bulabiliyor olman senin aydınlanma adımlarının başladığını gösteriyor anlıyorsun değil mi canısı ? ttli3
Matrix filmi aklıma geldi ,Morpheus " Matrix insanların gözlerine gerçeği görmemeleri için çekilmiş bir perdedir" ttli3 Buna benzer şekilde insanlar hayatlarını dünyada uykuda geçiriyorlar..Bizler kıymetimizi bilmeli varoluşumuza ve aydınlanmaya başladıgımıza ve bunu farkettiğimize şükretmeli ve asla vazgecmemeliyiz canım benim kiss3 ark5
 
( I )



Yoga,hem bir ölüm hem bir yaşamdır.Şimdiki halinle ölmek zorunda kalırsın ve ölmediğin sürece yenisi doğmaz.Yenisi içinde gizlidir.Sen sadece onun tohumusun ve bu tohumun düşmesi ve toprak tarafından emilmesi gerekir.Tohum ölmeli,ancak böyle yeni olan senden doğacaktır.Ölümün yeni hayatın olacaktır.Yoga hem bir ölüm,hem de yeni bir yaşamdır.Ölmeye hazır oluncaya değin tekrar doğamazsın.



Var olma kabiliyeti..Bütün yoga duruşları gerçekte bedenle ilgili değil,var olma kabiliyeti ile ilgilidir.



Patanjali der ki:Bedenini birkaç saat boyunca hareket ettirmeden sessizce oturabilirsen ,var olma kabiliyetin artar.İyi ama sen neden hareket ediyorsun?Birkaç saniye bile hareket etmeden oturamıyorsun.Bedenin hareket etmeye başlar.Bir yerlerinde kaşıntı hissedersin.Bacakların uyuşur..Bir çok şey olmaya başlar.Bunlar sadece hareket etmek için birer bahanedir.



Sen bir usta değilsin.Bedenine şimdi bir saatliğine hareket etmeyeceğim!diyemezsin.Bedenin derhal buna isyan edecektir.Seni hemen hareket etmeye ,bir şey yapmaya zorlayacak ve bunun için gerekçeler gösterecektir.Hareket etmek zorundasın,çünkü seni böcek ısırdı.Baktığında o böceği bulamazsın.Seni bir varlık değil , bir ürpertisin.sürekli telaşlı bir faaliyet..Patanjali’nin duruşları,”asanas” gerçekte herhangibir fizyolojik eğitim türüyle ilgili olmayıp,varoluşun hiçbirşey yapmadan ,hiçbir hareket göstermeden ,herhangi bir faaliyette bulunmadan “ sadece olduğun gibi kalarak “ varolmanın içsel eğitimiyle ilgilidir.Olduğun gibi kalmak,merkeze yoğunlaşmana yardımcı olacaktır.



Bedenin seni ne kadar çok takip ediyorsa,içinde o denli büyük bir varlık ,daha güçlü bir varlık olacaktır.Ve unutma ,beden hareket etmiyorsa ,zihin de hareket edemez çünkü zihin ve beden iki ayrı şey değildir.Onlar tek bir fenomenin iki kutuplarıdırlar.Beden ve zihin değilsin.Beden-zihinsin.Kişiliğin psikosomatiktir.Her ikisi beden-zihindir.Zihin,bedenin en göze çarpmayan bölümüdür.Ya da tam tersini,bedenin zihnin en göze batan parçası oldugunu söyleyebilirsin.



Nefes alışverişin yaşamını oluştırduğundan ,Patanjali önce nefes alışverişlerinle başlar ve çalışır. Önce beden üzerinde,daha sonra varoluşunun ikinci tabakası olan “prana” yani nefes alışverişin üzerinde çalışır.Daha sonra düşünceler üzerinde çalışmaya devam eder.



Doğrudan düşüncelerle başlayan birçok yöntem vardır.Bu yöntemler çok da mantıklı ve bilimsel değildirler,çünkü üzerinde çalıştıgın insanın kökleri bedenindedir.O bir “soma” ,bir bedendir.Bilimsel bir yaklaşımın bedenle başlaması gerekmektedir.Önce bedenin değişmelidir.Bedenin değişirse,nefes alışverişin de değiştirilebilir.Nefes alışverişin değişirse,düşüncelerin değiştirilebilir.Ve düşüncelerin değişirse sen değişirsin.



En göze çarpan bedendir.Ve en göze çarpmayan zihindir.Göze batmayandan başlama ,çünkü bu daha zor olacaktır.Belirsizdir,yakalayamazsın.Bedenle başla.Patanjali bu yüzden beden duruşlarıyla başlar.Günlük yaşamda tetikte olmadıgımız için zihninde belirli bir huzursuzluk hissettiğinde bununla bağlantılı bir beden duruşuna oldugunu farketmemiş olabilirsin . Öfkeliysen rahat oturabiliyormusun ? İmkansız.Öfkeliysen beden duruşun değişir.Dikkatli oldugunda beden duruşun değişir.Uykun varsa beden duruşun yine değişir.




"Yoga-Bireyin Doğuşu " / OSHO
 
( II )





Üzgün olduğunda,farklı bir nefes ritmin olur.Bunu bir yere not et.Dene,çok güzel bir deney yapabilirsin.Ne zaman üzülürsen,nefesine dikkat et. -ne zaman nefes alıyorsun ve ne zaman nefes veriyorsun -? Sadece bir yere not et.İçinden say: Bir ,iki üç, dört,beş…Beşe kadar sayarsın ve nefes alışın biter.Daha sonra saymaya devam edersin.-ona kadar gelirsin ve nefes verişin biter.Çok titiz bir şekilde gözlemle ki,oranını öğren. Sonra ne zaman kendini mutlu hissedersen hemen üzgünlük şablonunu uygula.-beş,on- Mutluluk anında yok olur gider.Tam tersi de doğrudur.Ne zaman kendini mutlu hissedersen,nasıl nefes alıp verdiğini bir kenara not et ve kendini ne zaman üzgün hissedersen bu şablonu dene.Üzgünlüğün hemen yokolup gidecektir.Çünkü zihin bir vakum içinde olamaz.O bir sistemin içinde varolur ve nefes alıp vermek zihin için en derin sistemdir.



Böylece bedende ne oluyorsa zihinde de aynısı oluyor ve tam tersine zihinde ne oluyorsa bedende de aynısı oluyor.Beden hareket etmiyor ve bir duruşa varabiliyorsan, bedenine “SUS” diyebiliyorsan zihin de sessiz kalacaktır.Gerçekte zihin hareket etmeye başlar ve bedeni hareket ettirmeye çalışır.Çünkü beden hareket edebiliyorsa, zihin de hareket edebilir.Hareket etmeyen bir bedende zihin de hareket edemez.Hareket eden bir bedene ihtiyaç duyar.



Beden hareket etmiyorsa, zihin de hareket etmiyordur,bir merkeze yoğunlaşmışsındır.Bu hareketsiz duruş sadece fizyolojik bir eğitim değil,bir merkeze yoğunlaşma durumunun meydana gelebileceği ve içinde disipline edildiğin bir durumu yaratmak için kullanılır.Bir merkeze yoğunlaştığında ,var olmanın ne anlama geldiğini bildiğinde,artık öğrenebilirsin.
Çünkü alçakgönüllü olacaksındır.
Artık teslim olabilirsin.
Artık sahte ego yakana yapışmayacak,çünkü merkeze yoğunlaştığında bütün egoların sahte olduğunu bileceksin.
O zaman başını eğebilirsin.
İşte o zaman yeni bir disiplin doğmuş olur.


"Yoga-Bireyin Doğuşu " / OSHO
 
( III )



Zihin yoksa,Yoga’nın içindesin demektir.Zihin varsa,Yoga’nın içinde değilsin demektir.Böylece tüm o duruşları yapabilirsin ama zihnin çalışmaya devam ederse,düşünmeye devam edersen, Yoga’nın içinde değilsin.Yoga ”zihinsizlik “ durumudur.Herhangi bir duruşa gerek kalmadan ,zihinsiz olabiliyorsan mükemmel bir Yogi olmuşsundur.Birçok kişi, bunu herhangi bir duruş yapmadan başarmıştır ve birçoğu birçok kez duruşları yaptıkları halde,bunu başaramamışlardır.



Zihnini bırak gitsin.Bırak zihin ne yaparsa yapsın.Sadece bak.Müdahale etme.Sen sadece bir şahit ol,ilgisi olmayan bir seyirci,sanki zihin sana ait değilmiş gibi,sanki seni ilgilendirmiyormuş,sanki senin işin değilmiş gibi.Hiç üzerine alınma! Sadece bak ve bırak zihnin uçsun gitsin.Zihnin,geçmişin devinirliği yüzünden daima akıp gitmesine yardımcı oldugun için akıp gider.Faaliyetin kendi momenti vardır.O yüzden akar.Sen işbirliği yapma.Sadece seyret ve bırak zihnin akıp gitsin.



Zihninle kendini özdeşleştirmeden,yargılamadan,takdir etmeden,ayıplamadan,seçim yapmadan,sadece bakabiliyorsan “ sadece bakarsın ve zihnin akıp gider.zihnin kendi kendine durduğu bir zaman gelir”

Zihnin yoksa,tanıklığınla başbaşa kalırsın.O zaman bir tanık olursun.

O zaman bir yapıcı değilsin.Bir düşünür değilsin .

Sadece ve sadece varlıksın.Saf varlık.Varlığın en safı.

O zaman tanıklık kendi içinde kurulur.




kiss3






"Yoga-Bireyin Doğuşu " / OSHO
 
(4)





Doğru bilginin üç kaynağı vardır :

Doğrudan idrak,sonuç çıkarma ve bilinçlenenlerin sözleri .



“Pratyaksha “ doğrudan idrak ,doğru bilginin ilk kaynağıdır.

Doğrudan idrak ,herhangi bir arabulucu ,herhangi bir medyum,herhangi bir aracı olmadan yüzyüze bir karşılaşmadır.Bir şeyi doğrudan biliyorsan, bilen bilinenle anında karşı karşıya gelir.
Bağlantılı oldugun hiçkimse arada hiçbir köprü yok.Bu doğru bilgidir.
Ama birçok problemi de beraberinde gertirir.



Genelde “Pratyaksha “ doğrudan idrak , çok yanlış bir şekilde tercüme edilmiş,yorumlanmış, ve hakkında yanlış yorumlar yapılmıştır.
“Pratyaksha “ sözcüğü “ gözlerinin önünde”anlamına gelir.
Ama gözlerin de kendisi bir arabulucudur.Gözler aracıdır.Beni duyabiliyorsun ama bu doğrudan değildir,bu yakın değildir.Beni duyuların,kulakların aracılığıyla duyarsın.Beni gözlerin aracılığıyla görürsün.Gözlerin sana yanlış bilgi verebilir,kulakların yanlış rapor verebilir.Hiçkimseye inanmamalısın,hiçbir arabulucuya inanmamalısın,çünkü arabulucuya güvenemezsin.
Gözlerin hastaysa sana farklı bilgi vereceklerdir.Gözlerin ilacın etkisi altındaysa sana farklı bir bilgi vereceklerdir,gözlerin anılarla doluysa sana farklı bilgi vereceklerdir.



Aşık oldugunda başka birini görürsün.
Aşık olmadıgın takdirde,bunu asla göremezsin.
Normal bir kadın,aşık olduğunda dünyanın en güzel kadını haline gelebilir.
Gözlerin aşkla doluysa sana bir başkasını gösterirler.
Ve aynı kişi gözlerin nefretle doluysa ,dünyanın en korkunç insanı gibi görünebilir.
Gözlerin güvenilir değilidir.



Kulakların aracılığıyla duyuyorsun.Kulaklar sadece birer araçtır.
Yanlış çalışabilirler.Söylenmemiş bir şeyi duyabilirler,söylenen bir şeyi kaçırabilirler.
Duyular güvenilirdeğilidir,sadece birer mekanik araçtırlar.



Öyleyse “Pratyaksha “ doğrudan idrak nedir?

Doğrudan idrak,sadece bir arabulucunun ,hatta duyuların bile olmadığı zaman mümkün olabilir.Patanjali,bu durumda bu doğru bigidir der.Doğru bilginin ilk temel kaynağı budur.
Bir şeyi biliyorsan ve bu bilgi için başkasına bağımlı değilsen.



Duyuları ancak derin meditasyonla aşabilirsin.O zaman doğrudan idrak mümkün olabiliyor.Burada,en derin içsel varlığını tanımaya başladığında,o en derin içsel varlık “Pratyaksha “ doğrudan idrak ‘tır.Hiçbir duyu dahil edilmez.Hiçkimse bilgi vermez.Aracı gibi hiçkimse yoktur.
Bilen,bilinenle karşıkarşıyadır ve aralarında hiçkimse yoktur.
Yakınlık budur ve sadece yakınlık doğru olabilir.



Böylece ilk doğru bilgi, sadece kendi iç varlığımızın bilgisi olabilir.
Dünyanın tamamını bliyor olabilirsin.Ama kendi varlığının en içteki çekirdeğini bilmiyorsan,varlığın tamamı saçmalıktır.Gerçek bilgi değildir.
İlk temel doğru bilgi sana ulaşmadığı için doğru olamaz.
Yapının tamamı yanlıştır.Birçok şey bilebilirsin..Kendini tanıyamadıysan , bilginin tamamı raporlara dayanır.Duyuların verdiği raporlara.
Ama duyularının doğru bilgi verdiğinden nasıl emin olabilirsin ?

Geceleri rüya görürsün.Rüya görürken,rüyanın gerçek olduguna inanmaya başlarsın.Duyuların rüyayı bildirir.Gözlerin onu görür.Kulakların onu duyar.Ona dokunabilirsin.Duyuların sana bunu bildirir.Bu nedenle gerçek oldugu illuzyonuna kapılırsın.Sen buradasın…O sadece bir rüya olabilir.
İyi ama seninle gerçekten konuştuğumdan nasıl emin olabilirsin?
Belki de sadece rüyadır ve sen beni rüyanda görüyorsundur.


Rüyayı gördüğün sırada rüya gerçektir.



Duyulara güvenilmez.Öyleyse doğrudan idrak nedir?Doğrudan idrak ,duyular olmadan bilinen birşeydir.Böylece ilk doğru bilgi ancak içsel varlığımızın bilgisi olabilir.Çünkü ancak orada duyulara ihtiyaç duyulmayacaktır.Diğer heryerde duyulara ihtiyaç olacaktır.
Beni görmek istediğinde gözlerin aracılığıyla görmek zorundasın.
Ama kendini görmek istiyorsan gözlerine ihtiyacın yoktur.
Kör bir insan bile kendini görebilir.
Beni görmek istiyorsan ışığa ihtiyacın olacaktır ancak kendini görmek istiyorsan bunu karanlıkta da yapabilirsin.
Işığa ihtiyaç duymazsın.En karanlık mağarada bile kendini görebilirsin .
Hiçbir arabulucuya,ışığa,gözlere ihtiyaç duymazsın .
İçsel deneyimin hemen yanındadır ve bu yakınında olan deneyim bütün doğru bilgilerin temelidir.



Bu içsel deneyimde bir kez kök saldığında ,sana birçok şey olmaya başlayacaktır.Onları hemen anlayamayabilirsin.
Merkezine,içsel varlığına kök salmış , onun üstesinden gelmeyi onu doğrudan bir deneyim olarak hissetmeyi başarmış kişi,duyları tarafından aldatılamaz.
O uyanmıştır.Gözleri onu yanıltamaz,kulakları yanıltamaz.
Hiçbirşey onu aldatamaz.Aldatılması imkansızdır.​


"Yoga-Bireyin Doğuşu " / OSHO

 
(5)


Sonuç çıkarma,doğru bilginin ikinci kaynağıdır.
Doğru mantık,doğru şüphe,doğru iddia sana doğru bilgiye giden yolda yardımcı olabilir.İşte buna sonuç çıkarma “anuman “der.
Doğrudan görmedin,ama herşey sonu kanıtlıyor,böyle olmak zorunda.
Böyle olması gerektiğine dair duruma bağlı kanıtlar vardır.



Patanjali der ki: Sonuç çıkarma sana doğru bilgiye giden yolda yardımcı olabilir,ama bu,doğru sonuç çıkarma olmalıdır.Mantık tehlikelidir.Çift kenarlıdır.
Mantığı yanlış kullanabilirsin ki,böyle bir durumda da bir sonuca varırsın.
Doğru sonuç çıkarma,seni büyüten bir kişi,seni büyüten bir şeydir.
Yanlış sonuç çıkarma ise ne kadar mükemmel görünürse görünsün,büyümeni engelleyen birşeydir.
Sonuç çıkarma da doğru bilginin kaynağı olabilir.Doğru bilginin kaynağı olarak mantık da kullanılabilir ama ne yaptığının farkında olmak zorundasın.



Sadece birkaç gün önce Kaliforniya’dan doğru yolu arayan biri buraya geldi.
Yolu çok uzundu..Beni görmeye gelmişti.Bana şöyle dedi :” Meditasyon yapmadan önce ya da bana meditasyon yapmamı söylemeden önce –çünkü sana kim gelirse gelsin önce onları meditasyona ittiğini duydum-yani beni meditasyona itmeden önce bir çok sorum var.”

En az 100 sorudan oluşan bir listesi vardı.Mümkün olan hiçbir soruyu eksik bırakmadığını sanıyorum..Tanrı hakkında,ruh hakkında,gerçek hakkında,cennet ve cehennem hakkında,herşey hakkında sorularla dolu bir kağıt.Ve dedi ki :” Bu sorularımı cevaplamadığın sürece meditasyon yapmayacağım.”



Aslında bir taraftan çok mantıklı,çünkü “Sorularım cevaplanmadan nasıl meditasyon yapabilirim?Haklı olduğuna güvenmediğim ve şüphelerimi gidermediğin sürece bana gösterdiğin yola nasıl saparım ? Hatalı olabilirsin.O yüzden haklı olduğunu ancak şüphelerimi gidererek kanıtlayabilirsin.”demektedir.



Ancak şüpheleri giderilemeyecek gibidir.İşte ikilem burada : Meditasyon yaptığı takdirde şüpheleri yokolabilir ama o sadece şüpheleri olmadığı takdirde meditasyon yapacağını söylüyor.Peki bu durumda ne yapılabilir?
Hiç kimse asla onun sorularına cevap veremeyecektir.
Bütün o bariyerleri kendisi kurmuştur ve bu bariyerler büyümesini engelleyecektir.
Ama mantığı çalışıyor.Böyle bir kişiyle ne yapabilirim ?
Sorularına cevap vermeye başlarsam,yüzlerce şüphe yaratabilen bir kişi,milyonlarca şüphe yaratacaktır.Çünkü şüphe duymak zihnin bir yolu ,zihnin bir tarzıdır.Bir soruya cevap verirsin ama bu cevapla 10 tane soru yaratır,çünkü zihin hep aynı kalır.



O şüpheler aramaktadır ve ona mantıklı bir biçimde cevap verirsem,mantıklı zihnin beslenmesini,daha da güçlenmesini sağlamış olurum.Onu beslerim ama bu bir işe yaramaz.
Onun mantıksallıktan uzaklaştırılması gerekir.



Böylece ona birsoru sordum ”Hiç aşık oldun mu ?”

O da cevap verdi :” Ama neden?Konuyu değiştiriyorsun.”
Ben de :”Sorularına döneceğim,ama aniden hiç aşık olup olmadığını sormak bana çok anlamlı geldi.”
O da: “Evet !” yüzü değişti.

Ben de sordum :” Sevmeden ,aşık olmadan önce aşk olgusundan şüphe duydun mu?”

o anda kafası karıştı.Kendini rahatsız hissetmeye başladı.
Ve şöyle dedi:”Hayır üzerinde hiç düşünmedim.Sadece aşık olmuştum ve sonradan fark ettim.”


Ben de şöyle dedim :” Tam tersini yapıyorsun.Önce aşk hakkında düşün,var olup olmayacağını.Aşkın var olup olmadığını,var olup olmayacağını.Ve önce kanıtlanmasını iste.
Sonra da kanıtlanmadığı sürece hiç kimseye aşık olmayacağını bir koşul haline getir.”



“ Ne diyorsun ? hayatımı mahvedeceksin.Böyle bir koşul getirirsem sevemem ki..” dedi.

“Ama..”dedim kendisine ,”

Bu senin yaptığın şeyin aynısı.Meditasyon tıpkı aşk gibidir.”





Mantıklı bir zihin kendini kapatabilir hem de öylesine mantıklı bir şekilde ki büyüme imkanlarına kendi kapılarını kapattığını hiçbirzaman hissetmeyeceği şekilde.Öyleyse sonuç çıkarma yani “anuman” büyümeye yardımcı olacak şekilde düşünmek demektir.O zaman doğru bilginin kaynağı haline gelebilir.


"Yoga-Bireyin Doğuşu " / OSHO
 
(6)

En güzeli üçüncü kaynaktır ve başka hiçbiryerde doğru bilginin kaynağı haline getirilememiştir. :Bilinçlenenlerin sözleri.”agama”

Bu üçüncü kaynak hakkkında uzun tartışmalar yapılmıştır.
Patanjali der ki : Doğrudan bilebiliyorsan,bu doğrudur.Doğru sonuç çıkartabilirsin.o zaman doğru yoldasın ve ve kaynağa ulaşırsın.

Ama sonuç çıkartamayacağın ve bilemediğin bazı şeyler vardır.
Ama bu dünyada ilk değilsin,ilk doğru yolu arayan değilsin.
Milyonlarca çağ boyunca milyonlarca insan doğruyu aramıştır ,arama sonsuzdur.
Ve birçoğu yerine ulaşmıştır.Hedefe ulaşıp tapınağa girmişlerdir.
Onların sözleri de doğru bilginin kaynağıdır.


“Agama”bilenlerin sözleri anlamına gelir.Sözler çok çelişkili ve mantıksızdır.
Ve bilen herkes çelişkili konuşmak zorundadır,çünkü gerçek sadece çelişkiler aracılığıyla ifade edilebilir.Açıklamaları açık değilidir,gizemlidir.
Ve sonuç çıkartmaya başladığında ,her türlü sonucu çıkartabilirsin.
Sonuç çıkartıyorsan,zihnin burada demektir.
Sonuç çıkartma işlemi ,senin sonuç çıkartman olur.
O yüzden Patanjali der ki :Burada üçüncü bir kaynak var.


Bilmiyorsun.Doğrudan bilmiş olsaydın,soru olmazdı,herhangi bir kaynağa ihtiyaç olmazdı.Doğrudan idrak etmiş olsaydın,sonuç çıkartmaya veya aydınlanmış olanların sözlerine ihtiyaç duymuyor olurdun.
Sen bizzat aydınlanmış olurdun.O zaman diğer iki kaynağı es geçebilirsin.
Sonuç çıkartmış olursun,ama bu sonuç senin sonucun olacaktır.
Ama durum böyle değilse,o zaman üçüncü kaynağı denemende yarar vardır.
Aydınlanmış olanların sözleri.


Bunların ne doğruluğunu,ne de yanlışlığını kanıtlayamazsın.Sadece güvenebilirsin ve bu güven varsayımlara dayanır.Bu oldukça bilimseldir.
Bilimde de bir hipotez olmadan işlem yapamazsın.Ama hipotez inanç değil,sadece bir çalışma aracıdır.Bir hipotez sadece bir yöndür,sen bir deney yapmak zorunda kalırsın.Ve bu deney,hipotezin doğru olduğunu kanıtlarsa,hipotez bir kuram haline gelir.Deney yanlış giderse,hipotezin ıskartaya çıkar.Aydınlananların sözlerine de bir hiptez olarak güvenle yaklaşmalısın.Daha sonra bunları yaşamında tecrübe edersin.Doğru oldukları kanıtlanırsa,hipotezin bir inanç haline gelir ; yanlış oldukları kanıtlanırsa,hipotezi ıskartaya çıkartabilirsin.

Risk vardır.Ama hayatın kendisi de bir risktir.Daha yüce bir hayat için daha yüksek riskler olacaktır.Tehlikeli bir yol üzerinde yürüyorsun.
Ama unutma ki bu hayatta sadece bir tek yanlış vardır,o da hiç hareket etmeden oturmak,sadece hareket ettiğinde bir şeylerin yanlış gideceğinden korkmak yani beklemenin ve oturmanın daha iyi olduğunu düşünmektir.
Tek yanlış,budur.Tehlikede olmazsın ama büyüme de olmayacaktır.

Patanjali der ki : Bilmediğin şeyler var, mantığın sonuç çıkartamayacağı şeyler var,bunlara güvenmek zorundasın.
Bu üçüncü kaynak nedeniyle guru,efendi,bir gereklilik haline gelir.bilen biri.
Ve risk almak zorundasın.Bu bir risktir diyorum çünkü hiçbir garantisi yoktur.
Herşeyin sadece boşuna zaman israfı olduğu ortaya çıkabilir ama riski almak daha iyidir çünkü zaman israfı olduğu ortaya çıksa bile birçok şey öğrenmiş olursun.
Artık hiçkimse seni kolayca aldatamaz.En azından bunu öğrenmiş oldun.



 
Hepimizin üzerinde büyük bir yanlış bilgi yükü vardır.Çünkü bir gerçekle karşılaşmadan önce önyargılıyız.Hiçkimse nesnelerle,kişilerle,oldukları gibi karşılaşmaz.Bir önyargın vardır.Bu önyargılar yanlış bilgi yaratır.
Ne düşünürsen düşün,gerçeği daha yeni öğrenmediysen yanlıştır.
Geçmişini,önyargılarını, beraberinde taşıma.
Zihnini bir kenara bırak ve gerçekle yüzyüze gel.
Görülecek ne varsa onu gör.Çağrışım yapma.



Çağrışım yapmaya devam ediyoruz.Zihnimiz tamamen doludur ve çocukluğumuza sabitlenmiştir.Herşey bize hazır sunulmuştur ve hazır sunulan bu bilgiden dolayı yaşamımız bir illuzyon haline gelir.
Asla gerçek bir insanla karşılaşamazsın.Asla gerek bir çiçek göremezsin.
Sadece “Bu bir gül dendiğinde “ mekanik olarak “ Güzel !” dersin.


Güzelliği hissetmemişsindir,güzelliği duyularınla algılamışsındır.
Bu çiçeğe hiç dokunmamışsındır.
Zihninde “ Gül güzeldir.” diye bir şey vardır sadece.
Gül sözcüğünü duyduğun anda zihninde bir çağrışım yapar ve sen de “güzeldir.” Dersin.




Ve gülün güzel olduğunu hissettiğine inanmaya başlarsın.Ama bu doğru değildir.
Bu yanlıştır.Sadece bak.
İşte bu yüzden çocuklar olayların içyüzünü yetişkinlerden daha derin görebiliyorlar.Çünkü isimleri bilmiyorlar.Henüz önyargıları yok.
Bir gül sadece güzelse güzeldir.Bütün güller güzel değildir.
Çocuklar olaylara yaklaşırlar,gözleri daha tazedir.Nesneleri oldukları gibi görürler,çünkü çağrışım yapmayı bilmezler.



Bizler ise onları biran önce büyütmek,birer yetişkin haline getrimek için acele ederiz.
Zihinlerini bilgiyle doldururuz.

Önyarglarını ,bilgini,anlayışlarını,önceden belirlenmiş bilgilerini bir kenara at ve canlan.Tekrar çocuk ol.Ve bunu bir andan bir ana yapmalısın.
Çünkü her anı topluyorsun.


En eski Yoga aforizmalarından biri şöyledir:


Her an öl ki,her an yine doğabilesin.Geçmişteki her anda öl,topladığın bütün tozları fırlatıp at ve canlanmış görün.Ama bunu devamlı olarak yap,çünkü bir sonraki an toz yine toplanır.Sen temiz olabilirsin,sen masum olabilirsin ama her an temizlenmeye devam etmek zorundasın.
Her an ,zamanın geçtiği için kirlenirsin.
Her an,zamanın geçmesi yüzünden…
Hiçbirşey yapmayıp bir ağacın altında otursan bile kirlenirsin.
Ve bu kirlilik kötü veya yanlış bir şey yaptığın için değildir,sadece zamanın geçmesinden kaynaklanmaktadır.
Toz toplanır,sen onu temizlemeye devam edersin.



İşte son dokunuş budur çünkü temiz olduğun için gururlandığını hissedebiliyorum ve şimdi artık sürekli bir temizlenme çabası göstermek zorunda olduğunun farkındasın.



An be an ölmeli ve yeniden doğmalıyız.Ancak o zaman yanlış bilgiden kaçabiliriz.


"Yoga-Bireyin Doğuşu " / OSHO
 
Provakatör Mistik : Ölümü Kabullenmek
Annemin babası bana, doğduğum zaman o günlerin en ünlü astrologlarından birisine danıştığını anlatırdı.

Astrolog doğum haritamı yapacakmış ama onu incelemiş ve şöyle demiş, “Eğer bu çocuk yedi yılın sonunda hayatta kalırsa, ancak o zaman haritayı yapabilirim. Yedi yıldan fazla hayatta kalması imkânsız görünüyor, bu yüzden çocuk ölecekse harita yapmak faydasız; bir işe yaramaz. Haritanın işe yarayacağından emin olmadıkça onu yapmamayı alışkanlık edindim.”

Haritamı yapmadan öldü, bu yüzden onu oğlu hazırladı. Ama o da şaşırdı; dedi ki, “Bu çocuğun yirmi bir yaşında öleceği neredeyse kesin. Yedi yılda bir ölümle karşı karşıya kalacak.” Bu yüzden annem ve babam, ailem hep benim ölmemden endişelendiler. Ne zaman yedi senelik devrenin sonuna gelsem korkarlardı. Ve adam haklıydı. Yedi yaşında hayatta kaldım ama derin bir ölüm deneyimi yaşadım , kendiminkini değil, annemin babasının ölümünü. Ve ona o kadar bağlanmıştım ki, onun ölümü kendi ölümüm gibi geldi bana.

Kendi çocuksu yolumla onun ölümünü taklit ettim. Üç gün yemek yemedim, su içmedim çünkü bunu yapmanın ihanet olacağını hissediyordum. O benim parçamdı. Onun varlığı, sevgisi ile büyümüştüm.

O öldüğü zaman yemek yemenin ihanet olacağını hissettim. Yaşamak istemiyordum. Bu çocuksu bir davranış ama bunun aracılığı ile çok derin bir şey oldu. Üç gün boyunca yattım; yataktan çıkmadım. Dedim ki, “Artık o öldüğüne göre ben de yaşamak istemiyorum.” Hayatta kaldım ama o üç gün bir ölüm deneyimi oldu. Bir açıdan öldüm ve fark ettim ki sana nasıl anlatabilirim, o zamanlar yalnızca belirsiz bir deneyimdi ölümün imkânsız oldu- ğunu hissetmeye başladım. Bu bir histi. On dört yaşına geldiğimde ailem yine öleceğimden endişelenmeye başladı. Hayatta kaldım ama yine bilinçli olarak denedim. Onlara dedim ki, “Eğer astroloğun söylediği gibi ölüm olacaksa, hazırlıklı olmak en iyisi. Neden ölüme şans verelim ki? Neden gidip onu yarı yolda karşılamayayım? Öleceksem, bilinçli olarak ölmek en iyisi.”

Böylece okuldan yedi günlük izin aldım. Müdüre gittim ve ona, “Öleceğim,” dedim.

O dedi ki, “Neler saçmalıyorsun! İntihar mı edeceksin? Ne demek öleceğim?”

Ona astroloğun kehanetini, her yedi yılda bir ölümün karşıma çıkacağını anlattım. Ona dedim ki, “Ölümü beklemek için yedi gün herkesten uzaklaşacağım. Ölüm gelirse, bunu bilinçli olarak karşılamak en iyisi, böylece bir deneyim olur.”

Köyün hemen dışındaki tapınağa gittim. Rahiple konuşarak, beni rahatsız etmemesini sağladım. Çok tenha, ziyaret edilmeyen bir tapınaktı eski ve yıkıntı halindeydi. Oraya kimse gelmiyordu. Bu yüzden ona şöyle dedim, “Tapınakta kalacağım. Bana günde bir kez yiyecek ve içecek bir şey ver. Bütün gün yatıp ölümü bekleyeceğim.”

Yedi gün bekledim. O yedi gün çok güzel bir deneyim oldu. Ölüm gelmedi ama ben ölmek için üzerime düşeni yaptım. Tuhaf, garip şeyler oldu. Çok şey oldu ama en temeli şuydu öleceğini hissediyorsan, sessiz ve sakin oluyorsun. O zaman hiçbir şey endişe yaratmaz, çünkü tüm endişeler yaşamla ilgilidir. Yaşam tüm endişelerin temelidir. Her durumda bir gün öleceksen, neden endişelenesin ki?

Orada yatıyordum. Dördüncü veya beşinci günde tapınağa bir yılan girdi. Görüş alanımdaydı, yılanı görüyordum ama korku yoktu. Aniden kendimi çok tuhaf hissettim. Korku yoktu, bu yüzden şöyle düşündüm, “Ölüm gelirken, bu yılan aracılığı ile geliyor olabilir, o zaman neden korkayım? Beklerim!”

Yılan üzerimden geçti ve gitti. Korku yok olmuştu. Ölümü kabullenirsen korku olmaz. Yaşama tutunursan, o zaman korku oradadır.

Defalarca çevreme sinekler geldi. Çevrede uçuyor, üzerimde, yüzümde yürüyorlardı. Bazen sinirleniyor, onları silkeleyip atmak istiyordum ama sonra düşünüyordum, “Ne faydası var ki? Eninde sonunda öleceğim ve o zaman bedeni koruyacak kimse olmayacak. Bu yüzden bırak, istediklerini yapsınlar.”

Onların istediklerini yapmalarına izin vermeye karar verir vermez sinir yok oldu. Hâlâ bedenin üzerindeydiler ama sanki benimle ilgileri yoktu. Başka birinin bedeninde hareket ediyor, yürüyormuş gibiydiler. O anda bir mesafe oluşmuştu. Ölümü kabul edersen, bu mesafe yaratılır.

Yaşam tüm endişeleri, sinirleri, her şeyiyle uzaklaşır. Bir açıdan öldüm ama orada ölümsüz bir şey olduğunu anladım. Ölümü tamamen kabullenirsen, onun farkına varırsın.

Sonra yirmi bir yaşımda ölmemi ailem bekliyordu. Bu yüzden onlara şöyle dedim, “Neden bekleyip duruyorsunuz? Beklemeyin. Şimdi ölmeyeceğim.”

Elbette bir gün fiziksel olarak öleceğim. Ama astroloğun bu kehanetinin bana çok yardımı oldu, çünkü erken yaşlarımda ölümün farkına varmamı sağladı. Meditasyon yapabiliyor, gelmekte olanı kabullenebiliyordum.


images



Autobiography of a Spiritually Incorrect Mystic
St. Martins Press, USA
 
Problemlere sanki sana ait değillermiş gibi yaklaşabilirsen, hiçbir probleme sahip olmadığını keşfedeceksin. Tüm problemler inanç temellidir; onlara inanırsın, ve varlıklarının nedeni budur.

Hiç kimse sana karşı değil! Birinin sana karşı olduğunu hissetsen bile; o bile sana karşı değildir. Çünkü herkes seninle değil, kendisiyle ilgilenmektedir. Korkacak bir şey yok.

Sevgiyi düşünmek çok kolaydır. Sevmek çok zordur. Bütün dünyayı sevmek çok kolaydır. Asıl zor olan tek bir insanı sevmektir. Tanrı’yı yada insanoğlunu sevmek çok kolaydır. Asıl sorun gerçek bir insanla karşılaştığın zaman yaşanır. Onunla birlikte yürümek için büyük değişimler geçirmek, büyük mücadeleler vermek zorundasın.

O senin kölen olmayacak ve sen de ona köle olmayacaksın. Asıl sorun da buradan kaynak- lanıyor. Eğer sen bir köle olacaksan, yada o köle olacaksa ortada bir sorun yok. Asıl sorun kimsenin bu dünyaya kölelik yapmak için gelmemiş olması. Kimse köle olamaz. Herkes özgür bir bireydir ... bütün varlık özgürlükten oluşur. İnsan özgürlüktür
 
Tüm problemler inanç temellidir; onlara inanırsın, ve varlıklarının nedeni budur.

"Neye odaklanırsan onun varlığını onaylarsın " 'ın keşfini kimbilir kaç yıl önce yapmış bir insan..Benim kelimelerim tarifsiz kalıyor OSHO için bilemiyorum okuyup okuyup "ayran" içesim geliyor desem işte öyle bir şey khkh56
 
"Neye odaklanırsan onun varlığını onaylarsın " 'ın keşfini kimbilir kaç yıl önce yapmış bir insan..Benim kelimelerim tarifsiz kalıyor OSHO için bilemiyorum okuyup okuyup "ayran" içesim geliyor desem işte öyle bir şey khkh56

pamukcum 1931 de dogmus 1990 da ölmüş.

bizde hala varmı böyle bişey deyip duruyoruz y789

son bir sözünü ekleyim.

Sadece kendin ol ve sen mükemmelsindir. Kendinden uzaklaş ve başın büyük derttedir. Herkesin başı derttedir.
 
Geçmiş, şu anın bir parçasıdır. Geçmişte olduğun her şey, yapmış olduğun her şey, şu anının bir parçasıdır.

O burada. Çocukluğun sensin. Gençliğin sensin. Yaptığın her şey hâlâ senin içinde. Yediğin yemekler, o da geçmiş. Ama şu anda kanın olmuş. Şu anda içinde dolaşıyor. Senin kemiğin olmuş, senin iliğin olmuş. Geçmişte yaşadığın sevgi geride kalmış olabilir. Ama seni değiştirmiştir. Sana yeni bir hayat görüşü vermiştir. Gözlerini açmıştır. Dün benimle birlikteydin. Bu geçmiş. Ama her şeyiyle tamamen geçmiş mi? Nasıl tamamen geçmiş olabilir? O seni değiş- tirdi. İçinde yeni bir kıvılcım yarattı. O kıvılcım senin bir parçan oldu.

Yaşadığın an bütün geçmişini kapsar. Ve eğer beni anlayabilirsen, yaşadığın an aynı zamanda bütün geleceğini barındırır. Çünkü geçmiş yaşandığı anlarda seni değiştirirken, seni hazırıyor. Ve yaşayacağın gelecek, senin şu anı nasıl yaşadığına göre şekillenecek. Şu anda nasıl yaşadığın, geleceğine çok büyük etki edecek.

Şu an, bütün geçmişi kapsıyor. Ve şu an, geleceğin bütün potansiyelini taşıyor. Ama bu yüzden endişe duymana gerek yok. O zaten orada. Onu psikolojik olarak taşımak zorunda değilsin. O yükü taşımak zorunda değilsin. Eğer beni anlıyorsan, geçmişin zaten şu anda kapsandığını bilirsin. Ağaç dün çekmiş olduğu suyu düşünmez. Ama düşünse de, düşünmese de o su oradadır. Dün yapraklarına düşen güneş ışıklarını düşünmez. Ağaçlar insanlar kadar aptal değildir.

Neden dünün ışınlarını düşünsün. Onlar emildi. Sindirildi. Yeşilin, kırmızının, sarının bir parçası oldu. Ağaç, bu sabahın güneşinin keyfini çıkarırken, dünün psikolojik hafızasını taşımıyor. Ama dün, onun yapraklarında, çiçeklerinde, dallarında, köklerinde, sapında bulunuyor. O orada. Ve gelecek de ortaya çıkıyor. Yarının çiçekleri olacak olan tomurcuklar orada. Yarın büyük yaprak olacak olan filizler orada.

Şu an her şeyi kapsıyor. Şu an sonsuzluktur.






OSHO-Yaratıcılık
 
Senin bilincin tüm evrenden çok daha büyüktür.
Sonsuz derecede sınırsızdır.
“Yeter” diyebileceğin bir noktaya gelemezsin.

Her zaman daha çok ve daha çoğu vardır.
Her zaman büyümeye devam edebilme olanağı mevcuttur.
Ve büyümek, olgunlaşmak öylesine güzel bir deneyimdir ki, onu durdurmayı kim ister?

Biz her yoldan durduruluyoruz. Albert Einstein gibi muhteşem bir bilim adamı bile zekâsının yüzde on beşini kullanmıştır. Sıradan insanlara ne demeli? Onlar hiçbir zaman yüzde beşinden fazlasını kullanmazlar.

Bir düşün, Einstein zekâsının yüzde yüzünü kullanma kapasitesine sahip olsaydı, dünyaya hayal bile edilemeyecek zenginlikler sunardı.

Eğer herkes zekâsının yüzde yüzünü kullanırsa cenneti burada yaratabiliriz. Başka bir yere gitmeye gerek yok. İnsanlara istediği kadar uzun bir hayat, istediği kadar sağlıklı bir hayat verebiliriz. O kadar çok refah yaratabiliriz ki tıpkı hava gibi olur; kimsenin onu biriktirmesine gerek olmaz.

Zekânı kullanmak tam olarak olgunluğun başlangıcı demektir.

Farkındalık sadece bir yöntemdir. İlk olarak ne kadar zekâ kullandığının ya da hiç kullanıp kullanmadığının farkına var. İnanç ve iman zekâ değildir. Onlar senin zekâna karşı bir karar alıyor. Farkındalık ne kadar zekâ kullandığını izleyebileceğin bir yöntemdir. Ve yalnızca bu izlemenin içinde kalarak göreceksin ki fazla bir şey kullanmıyorsun. Farkındalığın seni uyanık tutacak pek çok yolu vardır. Onu kullanabilirsin.

Farkındalık seni yüzde yüz zekâna götürecektir, seni neredeyse ilahî yapacaktır. Ve farkındalık orada durmaz. Farkındalık senin zekânı tamamen kullanmana yardımcı olur.

Zekâ, senin dışarı doğru giden, seni dünyaya, nesnelere bağlayan yolundur. Zekâ sana daha çok bilim, daha çok teknoloji verecektir. Aslında, eğer zekâmızı kullanabilirsek, insanın artık çalışmasına gerek yoktur. Makineler neredeyse her şeyi yapabilir.

Makineler her şeyi yapabilir ve sen ilk kez kölelikten özgürleştin; aksi takdirde özgür hissetmen sadece laftadır. Ama ekmeğini kazanmak zorundasın, bir barınak yapmak için, ilaç için, diğer şeyler için biraz para kazanman lazım.

Yani sanki bağımsızmışsın gibi görünür ama öyle değilsin. Eski kölelik artık mevcut değil; şimdi zincirlenmiş değilsin ama görünmez zincirler mevcut; çocukların, yaşlı ebeveynlerin, hasta karın, işin.

İnsan henüz özgür değil. Sekiz saat çalışıyor ve hâlâ eve dosyalar taşıyor. Evde geç saatlere kadar çalışıyor, pazar günleri çalışıyor. Yine de masasındaki dosyalar büyümeye devam ediyor ve bunun bir sonu da yok gibi. Herhangi bir ofise gir ve bu insanları göreceksin, bu insanların masasını göreceksin. Onları özgür olarak adlandırabilir misin?

Tek bir olasılık var; her şeyi yapabilecek bir süper teknoloji ve insanlar yaratıcı olmak için tamamıyla özgür olacaklar. Gitarını çalabilir, şarkını söyleyebilirsin. Resim yapabilir, heykel yapabilirsin. Bu dünyayı güzelleştirecek bin bir tane şey yapabilirsin. Güzel bahçeler, göletler yapabilirsin.

Bu dünyayı güzel kılmak için yapılacak çok şey var. Eğer bir Tanrı varsa, Âdem ile Havva’yı cennetten kovmanın yanlış olduğunu; bu insanların çok daha iyisini yaptığını düşünerek, o bile kıskanmaya başlayabilir. Eğer bir Tanrı varsa, bir gün kapını çalıp, “İçeri girebilir miyim?” diye sorması sürpriz olmayacak.

Farkındalık zekânı serbest bırakacak, seni olgunlaştıracak. Ve o zaman olgunluk gelişmeye devam eder.

Normalde sen sadece ihtiyarlarsın, büyümezsin. İhtiyarlamak bir şeydir, büyümek ise bambaşka bir şeydir. Tüm hayvanlar yaşlanır; insan dışındaki hiçbir hayvan büyümez. İhtiyarlamak basitçe ölümüne yaklaştığın anlamına gelir; pek de önemli bir kazanım değil. Büyümek ise ölümsüz olanı, bir sonu ya da başlangıcı olmayan ebedi olanı fark etmek üzere olduğun anlamına gelir. Tüm korku yok olur. Tüm paranoya kaybolur. Ölümlü değilsin.

İhtiyarlarken ölümlüsün. Büyürken ölümsüz hale gelirsin. Pek çok ev değiştireceğini bilirsin. Pek çok biçim değiştireceğini bilirsin ama her biçim geçmiştekinden daha iyi olacaktır çünkü büyüyorsun, olgunlaşıyorsun. Daha iyi biçimleri, daha iyi bedenleri hak ediyorsun. Ve sonunda, hiçbir bedene ihtiyaç duymayacağın bir an gelir. Tüm varoluşa dağılmış saf bir bilinç olarak kalabilirsin. Bu bir kayıp değil, kazançtır.

Lotus yaprağından okyanusun içine kayan bir çiy tanesi... Zavallı damlanın kaybolduğunu, kimliğini kaybettiğini düşünebilirsin. Fakat, bir de başka bir açıdan bak: Damla okyanus haline geldi. O bir şey kaybetmedi, engin hale geldi. Okyanus gibi oldu.

Farkındalık ilk olarak senin zekânı, sonra varlığını uyandıracak, ondan sonra olgunlaşmana yardım edecek, ölümsüzlük farkındalığını verecek ve nihayetinde de seni bütünle bir yapacak olan yöntemdir.

OSHO-Olgunluk



images
 
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst