OSHO ile hayatı ve kendini tanımak..Sevgiyle...

  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan awayy
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
A

awayy

Guest
images


Hayatımın en kötü dönemlerinde tanıştım Osho'yla.
Yolumu kaybetmiştim.. Ne doğru ne yanlış birbirine girmişti..
Kendimi dinlemekle toplumun doğru buldukları arasında sıkışıp kalmıştım..
Osho kendimi bulmama, kendimi kabul etmemde hayatımda en önemli yere sahiptir..
Burada Osho'nun topluluk önünde yaptığı konuşmalardan yaptığım bazı alıntılara yer vereceğim.. Kısa kısa...Ama çarpıcı...
Belki hayatınıza bir ışık olur...
Belki siz de Osho'yu yani kendinizi tanımaya karar verirsiniz...


P.S: Bu köşe beni yüreklendiren sıcacık kalpli Pamukkcuğuma ithaf olunur.. blissy
 
images


İnsanları sevmenin tek bir yolu vardır ve o da onları olduğu gibi sevmektir.
Onları olduğu gibi sevdiğinde onlar değişirler, dönüşürler..
İnsanlara "doğal" ve "özgür" olmaları için yardım et.

Kim seni bütünüyle, koşulsuzca kabul ederse değişmeye başlarsın.
Onun kabulü sana böyle bir cesaret verir.
Olduğun gibi kabul edilmen seni bütünleştirir, seni kendine güvenli kılar, seni kendin gibi hissettirir.
O zaman beklentileri yerine getirmene gerek yoktur, sen olabilirsin.
Bu yüzden sevgi bu kadar besleyicidir.
Seni basitçe, sırf sevgi uğruna seven bir erkek ya da kadın bulabildiğinde, sevgi dönüştürür.
Ansızın tüm üzüntü kaybolur; yüreğinde bir dans, bir şarkı bulursun...
 
Ah Awayycim! Canım benim ..beni çok duygulandırdın ağla
Sen ve Osho beni duygulandırıyorsunuz nasıl tarif edeyim bilmiyorum..
Osho'nun anlattıkları ruhuma dokunuyor.Bu büyük bir yadigarı okumak gibi..Sade ,mütevazi , sıcak ve sevgi dolu ..
Benim hep olmak istediğim gibi..
Kendi yansımamı buluyorum onun satırlarında..
Ruhumu ellerine alıp eğitiyor..Beni karşısına alıp güzelce anlatıyor sanki,
"Bak şöyle....böyle..."ben sadece kafamı eğip yüreğimi açıp dinliyorum sanki..
Hiç sesimi çıkarmadan.Kabul ediyorum.Çünkü inkar edecek hiçbir şey yok..
Bütün doğruları ortaya döküyor..Bizi bize anlatıyor..
Ve ben utanıyorum böylesine güzel bir ruhla bu kadar geç tanıştığım için..
Senin güzel ruhunun tanışmama vesile olduğu için şükürler olsun diyorum..
Ve Seni çok sevdiğimi söylemek istiyorum canım benim..
Kalbimden akan pembe sevgi ışığını kabul et..
Beni ne kadar duygulandırdığını bilemezsin,bu ithaf şimdiye kadar aldığım en güzel hediyeydi...
Bu güzellikleri aynen kopyalayıp dosyalıyorum ve takip ediyorum awayim..

kiss3


1011793idelz05k8i.gif

 
gerçekten osho çok dogal ve zeki bir insan.Özellikle realist olması onu insanlara daha yakın hissettiriyo.awayy bende sana çok tesekkür ederim ismini çok duymama ragmen çok fazla yazılarını okumadıgım biri ama şimdi oshonun kendi sitesinde bazı makalelerini okudum.Seninde burda bizimle paylaşımda bulunman çok güzel oldu...
NOT:Pamuk seni dogal halinle sevmicek çok az insan vardır.
 
images


İnsanları sevmenin tek bir yolu vardır ve o da onları olduğu gibi sevmektir.
Onları olduğu gibi sevdiğinde onlar değişirler, dönüşürler..
İnsanlara "doğal" ve "özgür" olmaları için yardım et.

Kim seni bütünüyle, koşulsuzca kabul ederse değişmeye başlarsın.
Onun kabulü sana böyle bir cesaret verir.
Olduğun gibi kabul edilmen seni bütünleştirir, seni kendine güvenli kılar, seni kendin gibi hissettirir.
O zaman beklentileri yerine getirmene gerek yoktur, sen olabilirsin.
Bu yüzden sevgi bu kadar besleyicidir.
Seni basitçe, sırf sevgi uğruna seven bir erkek ya da kadın bulabildiğinde, sevgi dönüştürür.
Ansızın tüm üzüntü kaybolur; yüreğinde bir dans, bir şarkı bulursun...

benim yapmakta en zorlandığım şeylerden biri. hayatımdaki kardeşlerim, annem, babam, arkadaşlarım... kısaca herkesi olduğu gibi kabul edemiyorum. sürekli bir şeyleri batıyor, rahatsız ediyor, kavga etmemek için onlardan uzaklaşıyorum, bu da aramıza mesafe girmesine neden oluyor.
 
Cerencim teşekkür ederim canım ..
Pamukkcum canımın içi ağlama kıyamam sana ağla
Herşeyim yanlış gibiyken (yani insanlar bana öyle hissettirirken), kendimi sevilmeye layık görmezken, Osho beni sardı sarmaladı..
Aktı içime içimdeki sevgiyi gösterdi..
Tam da doğruymuşum tam da olmam gerektiği gibiymişim dedirtti..
Keşke onun gibi keşke bunun gibi olsa'larımı bırakıverdim...
Her cümlesinde eridim...Kendimi buldum...
Hepinizi öpüyorum arkadaşlar... kiss3
 
images


Kendini reddeden bir insan, dünyayı da reddeder.
Kendini reddeden insan Tanrıyı da reddeder.
Seni yaratan Tanrıyı nasıl kabul edebilirsin ki?
Kendini kabul ettiğin anda, herşey kabul edilmiştir..Herşey olması gerektiği gibidir..
O zaman "olması gerektiği gibi" ile "şuan olan" arasında fark yoktur..
"Olması gereken", "şuan olan" olur.
Ve birden bir kutlama yükselir..
O nedenle KABUL ET...


Sevgi ancak kendini, diğerini, dünyayı derin bir şekilde kabul ettiğin zaman mümkündür..


Kabul et...
Çünkü herhangi birşeyi reddedersen gerginleşeceksin.
Rahatlamak istersen kabul etmek bunun yoludur.
Etrafında olan herşeyi kabul et; bırak o organik bir bütün haline gelsin.
Bu böyledir, herşey birbiri ile ilişkilidir.
 
NOT:Pamuk seni dogal halinle sevmicek çok az insan vardır.

cerenimom ttli3 seni ve awayi şeker olarak yesem diyorum ama sizlerle tekrar konuşamam ark5 ttli3 o zaman
sizlere en değerli varlığımı hediye ediyorum sevgimi canlarımkiss3
 
Beni yiyebilirsin canısı ttli3
Alakascım mesajına cevap vermemiş gibi gözüksem de 2.alıntımı senin için yapmıştım.Gene kabul etmek üzerine..
Ama zor olduğunu ben de biliyorum..b456
 
images


Hayatı kontrol etmeye, yönlendirmeye çalışma.
Bırak hayat seni yönlendirsin, kontrol etsin..
Sadece teslim ol.. "Ben yokum" de..
Hayata tam güç ver ve onunla ol.

Sorumluluğun bütünde olmasına izin ver.
Sen sadece onun götürdüğü yere git.
Odaklanıp plan yapmaya çalışma ve belli hedefleri isteme;
çünkü o zaman hayal kırıklığı olur, sertleşirsein, canlı olma fırsatını kaçırırsın.

Sen sadece okyanustaki bir damlasın..
Bir damla okyanusu nasıl kontrol edebilir?
O nedenle bırak bütün seni ele geçirsin.
 
images


Bu dünyada insanın gözlerinden daha güzel birşeye hiç rastladın mı? b456


İlişki kurmaya başlarsan her insanda güzel birşey olduğunu görürsün.
Kimse güzellikten yoksun olarak gelmez.
Ve bir insanın güzelliğiyle temas kurmanın tek yolu "yakın" olmaktır.
Korkuyu bırakmak, savunmaları bırakmaktır...
 
OSHO'yu daha önce de duymuştum ama pek incelememiştim. Bu yazılardan sonra şart oldu incelemek.
Teşekkürler.
Dediğin gibi, sevgiyle... hpm2
 
Onları olduğu gibi sevdiğinde onlar değişirler, dönüşürler..

Bir cogumuzun yapamadıgı bu heralde..Yeterınce sabrımız yok
 
images



İlk ve en öncelikli şey kendine karşı sevecen olmaktır.
Katı olma, yumuşak ol...Kendine özen göster...
Kendini affetmeyi öğren -yeniden ve yeniden- yetmiş kere, yüzyetmiş kere...
Kendini affetmeyi öğren... Sert olma, kendine karşı çatışmacı olma.
O zaman çiçek açacaksın...
Ve bunun sayesinde başka bazı çiçekleri cezbedeceksin.
Ve o zaman zerafeti olan, güzelliği olan, rahmeti olan bir ilişki vardır.
Ve eğer böyle bir ilişki bulabilirsen ilişkin bir ibadete dönüşecek,
sevgin seni kendinden geçirecek ve sevgi aracılığıyla Tanrı'nın ne olduğunu bileceksin.

Hiçbir sevme fırsatını kaçırma.
Bir sokaktan geçerken bile sevebilirsin.
Bir dilenciyi bile sevebilirsin.
Ona birşey vermene bile gerek yoktur; en azından gülümseyebilirsin.
Gülümsemen kalbini açar.
Bir dost ya da bir yabancının elini tut.
Sadece doğru kişi ortaya çıktığında sevmeyi bekleme.
O zaman doğru kişi asla gelmeyecek.

Sevmeye devam et.
Ne kadar çok seversen, doğru insanı bulman o kadar mümkün olur;
çünkü kalbin çiçek açmaya başlar.
Çiçek açan bir yürek pek çok arıyı, sevgiliyi kendine çeker.
 
cok güzelmiş cilgin897 ne kadar dogru güzel sevgi dolu bir kalp kendine benzeri çekecektir.bu aksam cok öfkeliydim,kırgındım şimdi uçup gitti cok tesekkür ederim away.şimdi sana sevgi duydum ve gülümsüyorum
 
Bir papatya gibi mütevazi ve naif
çok güzel
saf sevgi dolu bir kalp
Çok duygulandırıyor beni okuyuncaagl34


kiss3
 
Bende oshoyu çok severim.
O yüzden bikaç güzel sözünüde ben ekleyeyim..


Yaşam küçük şeylerden oluşur ve bütün bu küçük şeyleri farkındalığımız, uyanıklığımız, dikkatimiz aracılığıyla güzel bir edim haline dönüştürebiliriz. İşte o zaman olağan şeyler olağanüstü olacaktır.

OSHO
Yaşam bir aynadır, sizin yüzünüzü yansıtır, dostane olun, yaşam da size dostluk yansıtacaktır.

OSHO
Bir insan azami noktada yaşamalıdır.

En üst derecede yaşamalıdır, yoğun, tutkulu, her an ilgili- o derece ki hiç bir şeyi geride bırakmadan, sanki o an son olacakmış gibi.

Her anı sanki son anmış gibi yaşayın. Herşeyi ortaya koyun, herşeyi riske atın, çok şaşıracaksınız- yaşam müthiş bir mucize olur o zaman.

OSHO
Felsefe dönüp durur; hep bir şeyler hakkındadır. Hiçbir zaman gerçeğin özüne dokunmaz. Gerçek hakkında düşünür ama gerçek hakkında düşünmek gerçeği yalancı çıkarmaya çalışmaktır. Gerçek düşülmesi değil karşılaşılması gereken bir şeydir. Gerçek inanılmamalı, yaşanmalıdır.Gerçek ortadadır! Gerçek sizsiniz, ağaçlardır gerçek, kuşlardır gerçek, güneştir, aydır. Gerçek her yerde ve siz gözlerinizi kapıyorsunuz ve gerçeği düşünüyorsunuz? Düşünce yoldan çıkarır.
Düşünmeye gerek yok. Yaşayın onu! Gerçeği yalnızca yaşayarak bilebilirsiniz.

OSHO
Aşk tanımlanamaz, ele geçmez. Onu tutmak istedikçe daha zorlaşır, daha uzağa kaçar. Onu yakalayamazsınız, onun tam olarak ne olduğunu bilemezsiniz, onu kontrol edemezsiniz. Aşk bilinemez olarak kalır. İnsan bilmek ister, çünkü bilgi güç verir. Aşk üzerinde güçlü olmak istersiniz, fakat bu imkansızdır. Aşk sizden çok daha büyüktür. Ona sahip olamazsınız, ancak onun tarafından sahip olunabilirsiniz. Bu nedenle aşka sahip olmak isteyen insanlar asla onun bilgisine ulaşamazlar. Ancak yeterince cesaretli olanlar, ancak kumarbaz olanlar, yaşamlarını riske atabilen ve bilinmeyen bir enerji tarafından sahip olunabilenler aşkın ne olduğunu bilebilirler.

OSHO
Aşk Tanrıya doğru ilk adımdır, bu nedenle sabit fikirli olanlara bu delice görünür. Ve insanlar bütün bu aşk gizemini anlamadıkları için, bunu akılları aracılığıyla anlamaya çalıştıkları için... Oysa sadece yürekle anlaşılabilir bu.

OSHO

Zihin hiçbir zaman akıllı olamaz. Sadece zihnin olmadığı yerde akıl vardır. Yalnızca zihnin olmadığı yer orjinal ve radikaldir. Yalnızca zihinsizilik eylemci ve devrimcidir.


Zihin size bir cins atıllık verir. Geçmişin anıları ve geleceğin tasarılarının yüküyle, minimumda yaşamayı sürdürürsünüz. Maksimumda yaşamazsınız. Aleviniz hayal meyal görünür.

bir kez düşüncelerinizi ve geçmişten biriktirip getirdiğiniz tozu ardınızda bıraktığınızda, aleviniz güçlenir -temiz, net, yaşam dolu ve genç. Bütün yaşamınız, dumansız bir aleve dönüşür. Bu, farkındalıktır.

Aniden Patlayan Fırtına - Osho

"Yaşamın her ikisine de ihtiyacı vardır:

dikenlere ve güllere,

gündüzlere ve gecelere,

mutluluğa/ mutsuzluğa

doğuma/ ölüme"

Ayaksız Yürümek

Kanatsız Uçmak
Sevgiler................
 
osho iyi hoş söylüyo ama bu gerçekten yazıldıgı kadar kolay mı???ben zorlanıyorum açıkcası kendime yumusak olamıyorum aksine kendime karsı çok hırçınım benim sorunum o yada su degil benim sorunum kendimle buyüzden diger insanlarla ilgilenemiyorum ah ahhhhh keske bu yazılanları hissedebilsem ve yasasam ah ahhhhhh bi baskasını seven insanlara çok imreniyorum o kalp var çünkü onlarda ben bu bencil kalbime 2.bir insanı sokamam sokarsamda sevemem çok mu duygusuzum ne...
 
Ceren18 sen bencilim demişsin.bu bence iyi :)
Oshonun bu konudada söyleyecekleri var
bak bir kitabından uzun bi alıntı yapıyorum..

Bencilliğin Yararları
Unutma ki bencil değilsen özveride bulunamazsın. Ancak gerçekten çok bencil birisi bencillikten arınabilir. Ama bunu anlamak lazım çünkü kulağa çelişkiymiş gibi geliyor.
Bencil olmak ne demek? En temel şey kendine odaklanmak. Diğeri de hep kendi mutluluğunu ön planda tutmak. Eğer kendine odaklanmışsak, her yaptığın iş bencilce olur. Gidip insanlara hizmet edebilirsin ama bu sadece hoşuna gittiği için, bundan zevk aldığın ve sana mutluluk verdiği için yaparsın - kendine yararı olduğu için. Bir görev yapmıyorsun; insanlığa hizmet ettiğin falan yok. Büyük bir fedakarlıkta bulunmuyorsun. Bunların hepsi saçma kavramlar. Sen sadece kendine göre mutlu oluyorsun - bu sana iyi geliyor. Hastaneye gidip hastalarla ilgileniyorsun, ya da fakirlere yardım ediyorsun, ama bundan hoşlanıyorsun. Bu şekilde gelişiyorsun. Mutlu ve huzurlusun, kendinden memnunsun.
Kendine odaklı insan hep kendi mutluluğunu arar. İşin güzelliği de budur, çünkü sen mutluluk peşinde koştukça başkalarının mutlu olmalarına yardımcı olursun. Çünkü bu dünyada mutlu olmanın tek yolu budur. Eğer çevrendeki herkes mutsuzsa sen mutlu olamazsın çünkü insan bir ada değildir. İnsan büyük bir kıtanın bir parçasıdır. Mutlu olmayı istiyorsan etrafındakilerin mutlu olmalarına yardımcı olman gerekiyor. O zaman - ve ancak o zaman- sen de mutlu olabilirsin.
Çevrende mutluluk atmosferi yaratmalısın. Eğer herkes mutsuzsa sen nasıl mutlu olabilirsin? Etkilenirsin. Sen taş değilsin, gayet hassas bir varlıksın, çok duyarlısın. Eğer etrafındaki herkes mutsuzsa onların mutsuzluğu seni etkileyecektir. Mutsuzluk herhangi bir hastalık kadar bulaşıcıdır. Eğer başkalarının mutlu olmalarına yardımcı olursan sonunda mutlu olmak için kendine yardımcı olmuş olursun. Mutluluğu ile yakından ilgili bir kimse hep başkalarının mutluluğu ile de ilgilenir - ama onlar için değil. Aslında o kendini düşünür, o nedenle onlara yardımcı olur. Eğer dünyadaki herkese bencil olmaları öğretilse tüm dünya mutlu olacak. Mutsuzluk olanaksız olacak.
Herkese bencil olmayı öğretsinler - bundan bencilliğin tam tersi doğacaktır. Sonuçta bu da bencillik ile aynı şeydir - başta öyle değilmiş gibi gelebilir, ama eninde sonunda seni tatmin etmeye yarayacaktır. Ve o zaman mutluluk çoğaltılabilir: Etrafında ne kadar mutlu insan varsa senin payına da o kadar mutluluk düşer. Şahane şekilde mutlu olabilirsin.
Ve mutlu insan öyle mutludur ki mutlu olmak adına rahat bırakılmak ister. Kendi özel hayatının korunmasını ister. Çiçeklerle ve şiirle ve müzikle yaşamak ister. Ne diye savaşa gitsin, öldürsün ve öldürülsün?

Mutsuzluk yıkıcıdır; mutluluk yaratıcıdır. Sadece bir tür yaratıcılık vardır ve o da mutluluktan, neşeden, keyiften doğar. Mutluysan birşeyler yaratmak istersin - belki çocuklar için bir oyuncak, belki bir şiir, belki bir tablo, herhangi bir şey. Yaşamdan çok keyif alıyorsan bunu nasıl ifade edeceksin? Bir şey yaratırsın -öyle ya da böyle. Ama eğer mutsuzsan bir şeyleri ezip yoketmek istersin. Politikacı olmak istersin, asker olmak istersin - yıkıcı olabileceğin bir durum yaratmak istersin.

Mutlu bir insan kendine aittir. Neden herhangi bir kuruma ait olsun? Bu mutsuz bir insanın seçimidir: Bir kuruma ait olmak, bir güruhun parçası olmak. Çünkü kendi içinde bir kökeni yoktur, ait değildir - ve onda çok ama çok derin bir endişe yaratır: Ait olmalıdır: İçine kök saldığı bir kalabalığa ait olmak.
İnsan sadece kendi içinde kök salmalı çünkü insanın kendinden geçen yol varoluşun ta dibine iner. Eğer bir gruba aitsen önün tıkanır; oradan sonra herhangi bir gelişim imkansızdır. Bu bir çıkmaz sokak, bir sondur.

OSHO - Aşk, Özgürlük, Tek başınalık kitabından
 
Geçmiş, şu anın bir parçasıdır. Geçmişte olduğun her şey, yapmış olduğun her— şey, şu anının bir parçasıdır.

O burada. Çocukluğun sensin. Gençliğin sensin. Yaptığın her şey hâlâ senin içinde. Yediğin yemekler, o da geçmiş. Ama şu anda kanın olmuş. Şu anda içinde dolaşıyor. Senin kemiğin olmuş, senin iliğin olmuş. Geçmişte yaşadığın sevgi geride kalmış olabilir. Ama seni değiştir- miştir. Sana yeni bir hayat görüşü vermiştir. Gözlerini açmıştır. Dün benimle birlikteydin. Bu geçmiş. Ama her şeyiyle tamamen geçmiş mi? Nasıl tamamen geçmiş olabilir? O seni değiş- tirdi. İçinde yeni bir kıvılcım yarattı. O kıvılcım senin bir parçan oldu.

Yaşadığın an bütün geçmişini kapsar. Ve eğer beni anlayabilirsen, yaşadığın an aynı zaman- da bütün geleceğini barındırır. Çünkü geçmiş yaşandığı anlarda seni değiştirirken, seni hazır- lıyor. Ve yaşayacağın gelecek, senin şu anı nasıl yaşadığına göre şekillenecek. Şu anda nasıl yaşadığın, geleceğine çok büyük etki edecek.

Şu an, bütün geçmişi kapsıyor. Ve şu an, geleceğin bütün potansiyelini taşıyor. Ama bu yüzden endişe duymana gerek yok. O zaten orada. Onu psikolojik olarak taşımak zorunda değilsin. O yükü taşımak zorunda değilsin. Eğer beni anlıyorsan, geçmişin zaten şu anda kapsandığını bilirsin. Ağaç dün çekmiş olduğu suyu düşünmez. Ama düşünse de, düşünmese de o su oradadır. Dün yapraklarına düşen güneş ışıklarını düşünmez. Ağaçlar insanlar kadar aptal değildir.

Neden dünün ışınlarını düşünsün. Onlar emildi. Sindirildi. Yeşilin, kırmızının, sarının bir parça- sı oldu. Ağaç, bu sabahın güneşinin keyfini çıkarırken, dünün psikolojik hafızasını taşımıyor. Ama dün, onun yapraklarında, çiçeklerinde, dallarında, köklerinde, sapında bulunuyor. O orada. Ve gelecek de ortaya çıkıyor. Yarının çiçekleri olacak olan tomurcuklar orada. Yarın büyük yaprak olacak olan filizler orada.

Şu an her şeyi kapsıyor. Şu an sonsuzluktur.
 
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst