- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Buradaki temel fark,
malzemenin edilgen (passive) bir biçimde okunması ile edegen (active) bir
biçimde anlatılması arasındaki farktır. Kişinin herhangi bir şeyi anlatabilmesi
için önce okuması gerekir. Fakat pek çok araştırma sonuçlarına göre, çalışma
zamanı olarak verilen süre içinde malzemeyi tekrar tekrar okumak, okumaya ek
olarak anlatma yöntemine kıyasla çok daha az verimli olmaktadır (Morgan ve
Deese, 1969). Anlatmaya ayrılması gereken zaman süresi, çalışılan malzemeye göre
değişir, öykü ya da iyi örgütlenmiş malzemeler için daha az anlatma zamanına
ihtiyaç vardır. Ancak, yabancı bir dilde kelime öğrenmesi gibi birbiriyle
bağlantısı olmayan malzemeler için, toplam çalışma zamanının % 80'ini anlatmaya
ya da ezberden tekrarlamaya ayırmakta fayda vardır.Anlatma ya da
ezberden tekrarlamada kullanılabilecek pek çok yöntem vardır. Örneğin, yabancı
bir dilde kelime öğrenmeye çalışıyorsanız, çiftler halinde öğrenmeyi sağlayan
kartlar kullanabilirsiniz. Bu kartların bir yüzüne kelimenin bir dildeki
karşılığı yazılmıştır; siz bu kelimenin diğer dildeki karşılığını verirsiniz,
sonra da kartın arkasını çevirerek cevabınızın doğru olup olmadığını kontrol
edebilirsiniz. Ya da ders kitabındaki bir malzemeyi çalışıyorsanız, okuduktan
sonra onu özetleyebilirsiniz.Bu özetleme de, eğer düşünerek
yapıyorsanız, bir anlatma türüdür. Ayrıca bu özet size, daha sonra konuyla
ilgili ayrıntıları yüksek sesle ya da içinizden tekrarlarken ipuçları da
sağlayabilir. Sınav öncesi diğer öğrencilerle birlikte yapılan yoğun çalışma
oturumlarında, bir öğrencinin soru sorup diğerinin cevaplaması da anlatma
yönteminin bir başka kullanılış seklidir. (Buradaki tehlike bazen körün köre
yol göstermesi durumunun doğmasıdır; yanı diğer öğrencilerin anlatılanların
doğru olup olmadığını değerlendirecek kadar bilgili olmamaları olasılığıdır.)
Sonuç olarak, başarılı olmanın belli başlı yolu, çalışma süresinin önemli bir
kısmını şu ya da bu şekilde anlatmaya ayırmaktır.Kişilerin çalışma
süreciyle ilgili olarak sık sık sordukları soru şudur: Okumak mı yoksa dinlemek
mi daha iyidir? Bu sorunun basit bir cevabı yoktur. Bazı bireyler gözle,
bazıları da kulakla daha iyi öğrenirler. Bu da, onların okuma ve dinleme işini
nasıl yaptıklarına bağlıdır. Burada yine anlatma işi önemlidir, ister gözle
ister kulakla olsun, kişiler aldıkları malzemeyi edegen bir biçimde örgütlüyor
ve kendi kendilerine anlatıyorlarsa, öğrenmeleri daha verimli olacaktır.
Dr.charles V.ford ..yalan, Yalan, Yalan, Yalancılığın PsikolojisiSosyal Kuralların Psikolojisi (Muzaffer Şerif)Diyabetik Hastada Psikolojik SorunlarPsikolojik Cilk HastalıklarıYaratıcılıkYapısalcılıkSürrealist YaklaşımPragmatik YaklaşımKişisel Modernlik Yaklaşımlarıİşlevselcilikİnşacı YaklaşımFenomenolojik YaklaşımDiferansiyel YaklaşımPsikodinamik YaklaşımDavranışçı YaklaşımBiyolojik YaklaşımBilişsel Öğrenme YaklaşımıVroom'un Beklenti TeorisiTutkulu Aşk TeorisiSosyal Karşılaştırma Teorisi
malzemenin edilgen (passive) bir biçimde okunması ile edegen (active) bir
biçimde anlatılması arasındaki farktır. Kişinin herhangi bir şeyi anlatabilmesi
için önce okuması gerekir. Fakat pek çok araştırma sonuçlarına göre, çalışma
zamanı olarak verilen süre içinde malzemeyi tekrar tekrar okumak, okumaya ek
olarak anlatma yöntemine kıyasla çok daha az verimli olmaktadır (Morgan ve
Deese, 1969). Anlatmaya ayrılması gereken zaman süresi, çalışılan malzemeye göre
değişir, öykü ya da iyi örgütlenmiş malzemeler için daha az anlatma zamanına
ihtiyaç vardır. Ancak, yabancı bir dilde kelime öğrenmesi gibi birbiriyle
bağlantısı olmayan malzemeler için, toplam çalışma zamanının % 80'ini anlatmaya
ya da ezberden tekrarlamaya ayırmakta fayda vardır.Anlatma ya da
ezberden tekrarlamada kullanılabilecek pek çok yöntem vardır. Örneğin, yabancı
bir dilde kelime öğrenmeye çalışıyorsanız, çiftler halinde öğrenmeyi sağlayan
kartlar kullanabilirsiniz. Bu kartların bir yüzüne kelimenin bir dildeki
karşılığı yazılmıştır; siz bu kelimenin diğer dildeki karşılığını verirsiniz,
sonra da kartın arkasını çevirerek cevabınızın doğru olup olmadığını kontrol
edebilirsiniz. Ya da ders kitabındaki bir malzemeyi çalışıyorsanız, okuduktan
sonra onu özetleyebilirsiniz.Bu özetleme de, eğer düşünerek
yapıyorsanız, bir anlatma türüdür. Ayrıca bu özet size, daha sonra konuyla
ilgili ayrıntıları yüksek sesle ya da içinizden tekrarlarken ipuçları da
sağlayabilir. Sınav öncesi diğer öğrencilerle birlikte yapılan yoğun çalışma
oturumlarında, bir öğrencinin soru sorup diğerinin cevaplaması da anlatma
yönteminin bir başka kullanılış seklidir. (Buradaki tehlike bazen körün köre
yol göstermesi durumunun doğmasıdır; yanı diğer öğrencilerin anlatılanların
doğru olup olmadığını değerlendirecek kadar bilgili olmamaları olasılığıdır.)
Sonuç olarak, başarılı olmanın belli başlı yolu, çalışma süresinin önemli bir
kısmını şu ya da bu şekilde anlatmaya ayırmaktır.Kişilerin çalışma
süreciyle ilgili olarak sık sık sordukları soru şudur: Okumak mı yoksa dinlemek
mi daha iyidir? Bu sorunun basit bir cevabı yoktur. Bazı bireyler gözle,
bazıları da kulakla daha iyi öğrenirler. Bu da, onların okuma ve dinleme işini
nasıl yaptıklarına bağlıdır. Burada yine anlatma işi önemlidir, ister gözle
ister kulakla olsun, kişiler aldıkları malzemeyi edegen bir biçimde örgütlüyor
ve kendi kendilerine anlatıyorlarsa, öğrenmeleri daha verimli olacaktır.
Dr.charles V.ford ..yalan, Yalan, Yalan, Yalancılığın PsikolojisiSosyal Kuralların Psikolojisi (Muzaffer Şerif)Diyabetik Hastada Psikolojik SorunlarPsikolojik Cilk HastalıklarıYaratıcılıkYapısalcılıkSürrealist YaklaşımPragmatik YaklaşımKişisel Modernlik Yaklaşımlarıİşlevselcilikİnşacı YaklaşımFenomenolojik YaklaşımDiferansiyel YaklaşımPsikodinamik YaklaşımDavranışçı YaklaşımBiyolojik YaklaşımBilişsel Öğrenme YaklaşımıVroom'un Beklenti TeorisiTutkulu Aşk TeorisiSosyal Karşılaştırma Teorisi
