Mesut'un Günlüğü

Bir şişe düşünün.Bu şişe insan olsun.Şişenin içinde türlü pislikler olduğunu düşünelim.Kapağı kapatılmış.bu pislikler zamanla artmış.birbirleriyle etkileşim içinde olduklarından arttıkça artmış.Şişenin dışı kirli olsa kolay temizlenir.Gidersin yıkarsın temizlersin.tertemiz olur.Ama bu ayın görünmeyen yüzüdür.Kapağı açmadan içindeki pislikleri boşaltamazsın.İnsanda böyledir.Yıllarca o kadar olumsuz düşünceyi biriktiririz ki bilinçaltı olumsuz düşüncelerle dolar.Halbu ki hepimiz bir dahi olarak doğmuştuk.Zamanla bilnçaltımıza doldurduğumuz düşünceelr gelecekte bizim nasıl bir insan olacağımızı belirledi.ve dahi olarak doğan bizler zamanla yontulduk.çoğunluğa benzedik.Benzetildik daha doğrusu.O kadar çok negatif enerji vardı ki.böylece her olumsuzluk bizi daha geriye götürdü.Büyük bir amacımız varsa zamanla yok oldu.Bizde çoğunluğa uyduk.Şartları suçladık.suçlamak kendinden bi kaçıştı.Yaşamak için yaşamaya başladık.Sahte gülüşler savurduk.Ama ne zamanki yalnız kaldık,başımızı yastığa koyduk o zaman düşüncelere daldık.sorgulamalara girdik.Benim yaşamak istediğim hayat bu mu.bende böyle düşüncelere girdiğim çok oldu.sonra düşündüm bu işkence ne diye.Ömür zaten kısaydı.Kapağı açıp içsel yolculuk yapmaya başladım.Öncelikle içimi bilinçaltımı değiştirmeliydim.Düşüncelerim değişmeliydi.Çünkü bu düşünceler beni hayatta geri planda bırakmıştı.Bi baktım ki bilinçaltımda bi sürü pislik oluşmuş.Başarılı olabilirim düşüncesi altta kalmış.Üzeri ne yaparsan yap başarılı olamazsın düşüncesi ile dolmuş.Ben yapabilirm düşüncesi altta kalmış.Üzeri ben yapamam düşüncesi ile dolmuş.mutlu olurum düşüncesi altta kalmış üzeri sen hayatta mutlu olamazsın düşüncesi ile dolmuş.ve bunun gibi.Pislikleri temizlemek için dört koldan temizliğe başladım.Kamyonlar,dozerler seferber oldu.Kamyon dozer ise telkinelrdi,kitaplardı,kendi kendime olumlamalardı.içimi temizledikçe,eski çekirdek inançları yıktıkça ben o zaman ben olacağım..Onun için daha yolun başındayım...azmim zaferimdir
 
Az önce Ekim düşü adında bir film izleidm.Tek kelimeyle mükemmeldi.ben çok etkilendim.Size de tavsiye etmek istedim.izlemeyen varsa kesinlikle izlesin...
1957,Batı Virginia..gerçek bir hikaye.muhteşem bir film.hafızalarınızdan kolay kolay silinmeyecek bir film..inanç azim umut..herşey war bu filmde...arşivinizde baş yapıt olacağından eminim...

http://beyazperde.mynet.com/film/497
 
Yine düşüncelerin içindeyim.Biraz önce bir film izledim.Ordaki sözler aklıma geldi.Ertelemeyin diyordu hayatı.Sorununuz mu var adım atın çözün diyordu.sürekli erteleyerek kendi hayatımızı yeterince zehir etmedik mi?Belki o adımı atsak gerisi gelmeyecekmiydi.Şunu bende sende herkes ii biliyor.herşey bir adımla başlıyo.ve sen başaramam dediğin şeyi,o adımı attıktan sonra başardığını gördükten sonra bumuymuş yani hiç demedin mi.sonra küçümsemedin mi.Ben kendimi üzmekte çok başarılıyım.başaracağımı bile bile çoğu şeyi yapmıyorum.Bile bile kendime acı çektiriyorum.ve ben tek değilim bi sürüyüz biz.Farkında olup o adımı atmamak ne kadar kötü.Bile bile kalaitesiz bir hayatı seçmek ne kadar kötü.Hoşlandığın kıza açılamamak ne kadar kötü.Belki de doğru insan o.Ama sen o adımı atamıyorsun.Kendine güvenemiyorsun.Eski yaşadığın olumsuzlukalr sende öğrenilmiş çaresizlikler oluşturmuş.Korkuyorsun tekrar acı çekmekten.Sonuçta insan yanlış yapa yapa doğruyu bulmuyor mu?İşsizsin iş bulamıyorsun.Kendini işe yaramaz hissediyorsun.En güzel yaşlarında istediğin halde çalışamıyorsun.Elin kolun bağlı.Hala ailene bağımlısın.bir göbek bağı gibi.Özgür hissedemiyorsun kendini.öyle alıştırmışsın aileni.Hayatına hep karışıyolar.Biliyorsun iyiliğini istiyolar.Ama insan hayatını yaşamak istiyor.insan sorun ararsa çok kolay bulur.Belli bi yaşa geliyorsun en ufak bi birikimin yok.Doğru dürüst bi kız arkadaşın bile olmamış.Hayata pozitif bakmaya çalışıyorsun.Ama geçmiş peşini bırakmıyor.O kadar değişmek istiyorum ki anlatamam.Şuana kadar yaşadığım hayat bana acı verdi.İnsanlara karşı hep güleryüzlüydüm içimde kan ağladım.Değişmeli artık bişeyler...
 
Boyle dusunme ne olur cok uzuldum.Madem basarabılırsın dene hepsını.Acıl hoslandıgın kıza.Belkı hersey bekledıgınden de guzel gelısıcek denemeden bılınmıyor.Keske zamanında yapsaydım yerıne denedım ama olmadı dersın hep bunu yapıyorum.Ve ısteklerımız hıc bıtmıyor bılıyormusun.Devamlı bırseyler ıstıyoruz buda olsun suda olsun gene de mutlu olamıyoruz.Sankı hepsı olunca mutlu olcakmısız gıbı .Evet olucaz ama o zamanda baska seyler ısteyecegız.Her ne yapmak gelıyorsa ıcınden yap.En kucugunden basla ıstersen hergun dozu artırrısın.Umarım cooooooooook mutlu olursunnn
 
Teşekkürler.Dün bianda kendimi kötü hissettim.Şimdi iyiyim ve olumlu düşünüyorum.Saol düşüncelerin için.''Karanlığa küfretmektense bir mum yak'' benim sözüm olsun.Şikayet etmek kolay gerçekten.Daha olumlu düşünmeye çalışıyorum.Haklısın isteklerimiz bitmiyor bitmiyecek de.en iyisi elimizdekilerin değerini bilip mutlu olmak.Herşey bir heves .Elde ederiz belli bi süre sonra o mutluluk gider.ve yeni şeyelr isteriz.Anlık yaşamak gerekiyor.Ölü Ozanlar Derneği filminde Öğretmenin dediği gibi anı yaşa,günü kavra dedidiği gibi.Carpe diem diuip herşeyin üzerine git.Tuhaf olan ne mutluluk sanki bizi ilerde bekliyen bişey gibi.Sürekli bekliyoruz.gerçek olan ise mutluluk kafamızda o kadar yakın.Düşüncelerimizde.Bazı şeyelri gerçekleştirsem herşey çorap söküğü geleck gibi.Konfüçyus der ki: ''Hiçbir şey karanlık bir odada siyah bir kedi aramak kadar zor değildir.Hele odada siyah bir kedi yoksa.'' hayata olumlu baktıkça ancak hayatımız güzelleşir.umarım herkes çoook mutlu olur
 
Çocukluğum

Ve en çok seni özledim ben.
Karşı komşunun sokağa çıkacağı zamanı beklemeni.
Her teyzeyi annen gibi sevmeni.
Sanki ayıpmış gibi kimselere söylememeni.
Ve o bisikleti ilk gördüğünde koşuşunu.
Yağmurlu bir günde annenin elinden yediğin ekmeği.
Islanan sokaklara bakıp duygulanmanı.
Yaz akşamlarında oturduğun kaldırımı.Seni bir kez daha görmek isterdim...
Hiç konuşmadan..
Kısa pantolonlu siyah beyaz halini..
Bir lokma boyunu..
Diz çöküp yere sımsıkı...ama çok sıkı
Sarılmak sana..
Gözyaşlarımı omuzlarına bırakıp gitmek istiyorum şimdi
Sana kim olduğumu söylemeden...arkama bakmadan
Ağladığımı sana göstermeden
Seni çok özledim
Ama çok özledim
Çocukluğum!!!
 
Bu yazıları okuyunca çocukluğum aklımdan geçti.Bir o kadar yakın bir o kadar uzak.Sanki düşüncelerimde çocukluğum bir film şeridi gibi aklımdan geçti.utangaçtım ben.Hiç unutmam birgün traş olmuştum.İki numara.Gülerler diye sınıfa şapka ile gitmiştim.Öğretmenimiz şapkanı çıkarsana dedi Mesut.Çıkardım.Öğretmenimiz ise ne kadar yakışıklı olmuşsun bak dedi.Ama herkes gülüyordu benim yüz esmerden kırmızıya döndü:)) 23 Nisan da savaşı canlandırıyoruz.elimizde mantar silahlar.O dönemi yansıtan kıyafetler.Düşmanla savaşıyoruz rol icabı.Çocuğun yanına geliyorum.Çocuk kalıplı benden.Sanki düşman benim çocuk düşmüyor.Çocuğa diyorum düşssene :)) neyse sonra düştü.savaşı kazandık.Küçükken çernobil faciası olmuştu.Çay doğru dürüst içilmiyordu.Nasıl kafamıza sokmuşlarsa ben sıcak suya şeker koyup içiyordum çay niyetine :)) Hiç sigara içmedim.ama çocukluğumda gazete kağıdı sarmalayıp yakıyodum sonra sigaar içer gibi çekiyordum.Tabi sonra öhöö öhööö öhööö.Hep bi özenti içindeymişiz.O zmaan bu kadar görsel yayında yok.Şimdi çocukları daha iyi anlıyorum.O kadar etkilenecekleri şey var ki.Oyunlarımız meşhurdu.Sek sek oynardık ne kaadr kız oyunu olsa da :)) arasıra evcilik oyunu :)) çivi saplama,beş taş,pil vurma,dizili taşları vurma,kayıs vurma,saklambaç... olmazsa olmazı futbol.aklıma gelenler.Benim çocukluğum köyde geçti.Hayvancılık yaptık babamda zaten kasaptı.bir koç vardı çok saldırgandı.Hatta bi kadını çok kötü boynuzlamıştı.Sonra babam kesmişti.Bi gün kardeşimle koyun otlatıyoruz.Canım sıkılıyor.Keşke o koç olsaydı peşimize verseydi diyorum.Sonra Allahım bi koyun çıksın peşimize versin diyorum sürüden bi koyun çıkmaz mı :)) hala arasıra anlatır güleriz.Sonra bugün ki gibi herkesin ayrı bir odası yoktu.Biz dört kişi aynı yatakda yatardık.Annem bizi dışarda yıkardı bir metal leğenin içinde :)) Erzincan'da bi kar yağardı kaç ay hiç gitmezdi.Sonra mevsimlerde bozuldu herşey gibi.Karda oynamak en büyük zevkimizdi.Ellerimiz donardı umrumuzda olmazdı.Kayardık düşerdik kaleler kurardık.Köye giderdik yazları.3 ay boyunca yaylaya çıkardık.Çadırda kalırdık.Gökgürültüsü olunca ne kadarda korkardım.düşünsene bi taraftan yağmur yağıyo fırtına şeklinde bi taraftan gökgürültüsü.Çadırın içi parlayıp parlayıp duruyodu.Sonra atımız vardı.adı prensesti.Amcamınoğlu bizden büyüktü ata biniyordu.Çocukları sırasıyla ata bindiriyordu.ne büyük zevkti.gece yıldızlara bakardım arasıra kayan yıldızları dağın arkasına düşüyo zannederdim :)) ve gökyüzüne bakarak bu yuvarlağın bir sonu olduğunu düşünürdüm.Yaylaya babamın gelmesine çok seviniyordum.Çünkü bize sakız bisküvi filan öyle şeyler getiriyordu.Babamın gelmesine de seviniyoruzdur canım :)) öğretmenler gününde öğretmenime sigara almıştım :)) demekki sigara içerken çok görmüşüm en iyi hediye bu demişim.Anneme anneler gününde ya selpak ya da tütün kolanyası alırdım :)) birgün top oynuyoruz adamın biri geldi kulağımdan kaldırdı beni şaşırdım kaldım kulağım hafif yırtıldı.Meğer adamın camı kırmışlar bana benzetmiş.Sonra annem babamdan özür diledi.Bana çikolata aldı.Ben sevindim ama olan kulağıma olmuştu :)) Bizim köpek beni ısırdı yanağımdan hala muamma bend etam hatırlamıyorum ama nedense yediğim iğneleri iyi hatırlıyorum göbekten hemde. sonra köpeğin kuduz olmadığı anlaşıldı boşuna yemişim iğneleri :)) Bayramalrda köyün nerdeyse hepsini gezerdik.Poşetimiz dolardı.Çocukluğum aklıma geldi paylaşıyım dedim.daha bisürü şey var.çocukluğumu özledim o zaman ki içtenliği özledim...
 
Üstün Dökmen'in İletişim Çatışmaları ve Empati adlı kitabını okuyorum.Misafirlik ile ilgili bişeyelr yazmış ne kadar doğru bir tespit.şimdi misafire gideriz ev sahibi bizi en raaht koltuğa oturtur.Diyelim ki biraz gecikmeyle evin beyi geldi olup bitenden haberi yoktur.Sıcak bir karşılamadan sonra oda misafiri daha rahat koltuğa oturtmaya çalışır :))hemen arkasından ev halkı ,elelrinde minderlerle gelip misafirin arkasına yerleştirmeye çalışır.Misafir istediği kadar yok desin en azından bir minderi beline yerleştirirler.Sonra ikram faslı başlar.Misafir istediği kadar doydum desin bir çay daha doldurulur,börekten bir dilim daha yemesi için ısrar edilir.Bardağaa kaşık kapatmak,imdat işaretidir;eğer misafir bunu akıl etmezse çaylardan kurtulması mümkün olmaz :)) yazar bu misafi,rin yerinde olsam iki şey düşünürdüm diyor.Birrincisi Beni seviyolar,değer veriyorlar diye düşünürdüm.İkincisi bana bgüvenmiyorlar çocuk yerine koyuyorlar.diye düşünürdüm.Bu ev sahibi karşısındaki misafire güvenmemekte onu korunmaya muhtaç çocuk olarak,kendisini sie korumaya muktedir ana-baba olarak görmektedir.Böyele davranana ev sahibinin misafirine farkında olmadan verdiği mesaj şudur.sen nereye oturacağını bilmezsin;ne kaadr yemen gerektiğini bilmezsin;utanırsın,çekinirsin,az yersin;izin ver de seni rahat ettireyim,doyurayım :))Ev sahibi yetişkin olan misafiri karşısındaki bu tutumunu,çocukları karşısında aynen sürdürür diyor yazar.
O kaadr çok yaşadım ki paylaşmak istedim.Eminim sizde yaşamışsınızdır...
 
Annemi nereden tanıyor acaba bu Üstün Dökmen y789
 
Annemi nereden tanıyor acaba bu Üstün Dökmen y789


İlahi Belginn kopardın beni khkh56


Gerçekten çok yaşadığımız birşey bu ya bayılıyorum şu Üstün Dökmene zaten.Az olmamıştır ağzımda büyüye büyüye yutmaya çalıştığım lokmalar.Bir de ben çok yemek seçerim hele de gittiğim yerde sevmediğim birşeyi ikram ederlerseee, kırmamak için hayır da diyemezdim eskiden , yutabilirsen yut rt67 Ama artık akıllandım onlar ne kadar ısrar ederse ben de o kadar yemiyorumm yerim yokkkk diye bastırıyorum napim y789
 
Gelecek olan aşkıma ithafen;
Nerelerdeydin bitanem.Sensiz geçen zamanlarda yüreğim hep seni aradı durdu.Kimi zaman geldi umutsuzluğa düştüm.Hayatım da kimse olmayacak dedim.O kadar ki umutsuzdum.geçmiş bana kötü tecrübeler bırakmıştı.Ama kalbimin bir köşesinde umut hep vardı.O gelecekti.Yüreğim adeta çöl gibiydi.bu çölde umutsuzca seni aardım.hayat sensiz boştu,sıradandı.Kimi zamanlar seraplar gördüm.Yüreğim önce seviniyordu ama gerçeği görünce tekrar başa dönüyordu.Bunlar yalancı sevgilerdi.Yoluma devam ettim umutsuzca.Çölde leylasını arayan mecnun gibiydim :)) Güneş tüm sıcaklığıyla beni kavuruyordu.Sussuzdum.Yüürmekte zorluk çekiyordum.Derken bir serap daha gördüm.Önce önemsemedim.Bu dadiğerleri gibi seraptır dedim.Yaklaştım evet hala ordaydı.Şırıl şırıl su akıyordu.Yemyeşildi.Gözlerimi ovuşturdum yok serap değildi.Sudan içmeye başaldım.Su sevgiydi.Biranda canlanmaya başladım.bir zamanlar çöl olan bu yürek senle beraber yeniden yeşermişti.Sevgin tüm vücudumu sarmaşık gibi sarıyordu.Sen hayatıma girdikten sonra çok şey değişti sevdiğim.Şimdi iyiki de yüreğim badireler atlatmış diyorum.Üzüldüm belki ama senle yeniden doğdum.Hayat seninle güzel mutluluklar seninle güzel iyi ki varsın bitanem...Herşeyi hakedeceği kadar mükemmel ama herkesin seni sevemeyeceği kadar özelsin... :)))
 
super be kardeşim..........nasıl yazdın bunu bolee..yenı sevgılını kutlamak lazım:D
 
Bilinmezliğe doğru yol alıyorum.Bu yol da daha yapmam gereken çok şey var.Belki de daha çoğu şeyi yapamadığım için kendimi eksik hissediyorum kimbilir.Günler bu aralar sıradan geçiyor.Günlük olağan şeyler.gerçi geçmişe göre daha çok kitap okuyup daha çok kendimi geliştirmekle uğraşıyorum.Yararı oluyor tabi ki.Zaman tüm hızıyla geçiyor bir su misali.Aslında iki seçeneğimiz oluyor bu hayatta.Ya kendini zaman nehrine bırakacan bu nehir seni nereye götürürse çoğu insanın yaptığı budur.Bu da monoton sıradan bit hayattır. Ya da bu nehirde herkesin gittiği yoldan değil de farklı yollardan gidecen o zaman sıradanlıktan çıkacan hayatın bir anlamı olacak belki de.Hayat o zmaan hayat olacak.Sıradanlıktan çıktığı vakit...
 
Bugün mutlu olmayı seçiyorum.İyiye dair ne varsa beni buluyor.Sevgi çemberinin içindeym.Çevreye pozitif bir enerji veriyorum.Kendimi sürekli geliştiriyorum.Hayat tüm olanaklarını bana sunuyor.Bolluk bilincindeyim.Kendimi olduğu gibi seviyor kabul ediyorum.ihtiyacım olan herşeyi yaratma gücüne sahibim...
 
Fizikte bir kural var iki zıt şey yan yana duraamz.bu hayat içinde doğrudur.Yani olumlu düşünüyorsan olumsuz düşünemezsin.Ama onu ayıran çok ince bir çizgi var.Oraya hemen geçebiliyorsun.sen ne kadar olumlu düşünürsen olumsuz düşünce o kadar silinir kafandan.Bi yerde okumuştum.İnsan günde 60000 düşünce geçiyormuş kafasından.Bunların %80-90 ı hep aynı düşünceler ve çoğu da olumsuz.Olumsuz düşünceler nedense kafamızda daha çok yer kaplıyo.Düşünceler yeni düşüncelri doğuruyor.Bilinçaltın olumsuzlukla yükleniyor.Eğer olumsuz düşünce kafanda çok yer kaplamışsa mutsuzluk kaçınılmaz oluyor.Olumsuzluklar kafada çoğaldıkça çoğu şeyi esir almaya başlıyo.Özgüven,olumlu düşünce...vb ve onun yerini özgüven kaybı,korku,hiçlik hissi gibi şeyelr alıyor.ve kendini değersiz görmeye başlıyorsun.Hayat içinden çıkılmaz bir hal alıyor.Kendim için dersem benim yıllarım böyle hepa oldu.Olumsuz düşünceler o kadar beyni mi sarmıştı ki.şimdi olumlu düşünceler beynimde giderek daha yer kaplıyor.herşey çok güzel olacak...
 
HAYAT

Hintli bir yaşlı usta, çırağının sürekli her şeyden şikayet etmesinden bıkmıştı.Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi. Hayatındaki her şeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyledi.Çırak, yaşlı adamın söylediğini yaptı ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başladı."Tadı nasıl?" diye soran yaşlı adama öfkeyle "acı" diye cevap verdi.Usta kıkırdayarak, çırağını kolundan tuttu ve dışarı çıkardı. Az ilerdeki gölün kıyısına götürdü ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp, gölden su içmesini söyledi.Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken aynı soruyu sordu:
"Tadı nasıl?"
"Ferahlatıcı" diye cevap verdi genç çırak.
"Tuzun tadını aldın mı?" diye sordu yaşlı adam,
"Hayır" diye cevapladı çırağı.
Bunun üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş olan çırağının yanına oturdu ve söyle dedi:
"Yaşamdaki ıstıraplar tuz gibidir, ne azdır, ne de çok. Istırabın miktarı hep aynıdır. Ancak bu ıstırabın acılığı, neyin içine konulduğuna bağlıdır. Istırabın olduğunda yapman gereken tek şey, ıstırap veren şeyle ilgili hislerini genişletmektir. Onun için sen de artık bardak olmayı bırak, göl olmaya çalış."

Güzel ve anlamlı bir öykü.Aslında bakış açımızı değiştirsek çoğu şey değişecek.Hayat engeller var diye güzel...
 
Teşekkürler arkadaşım.iyi ve mutlu günler dilerim hepimizederty
 
Teşekkürler güzelmiş:)
 
4-5 gündür adanadayim.hayalimdeki gibi olmasa da bir isim var artik. alışma evresi surecini yasiyorum...
 
günler geçiyor yine.hayat beni savuruyor.hiç aklımda yokken şimdi adana da çalışıyorum.en azından bi işim var artık.benim gibi evine bağlı biri için biraz zor oldu ilk günler.ama alışıyorum.biyandan şunu düşünüyorum ailem hep yanımda olmayacak.onun için ii oldu benim için.şimdilik monoton bi hayat yaşıyorum...
 
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst