Mesut'un Günlüğü

mrb Uğur kardeşim...

Kesinlikle katılıyorum sana.Tuhaf olan neydi biliyormusun herşeyin farkındaydım ama elimden bişey gelmiyordu.Ya da o gücü kendimde bulamıyordum.Başarılı bir öğrenciydim ama kendime değer vermiyordum.Kendime hiçbirşeyi layık görmüyordum.Utangaçtım insanların yanın da rahat değildim.ve bu utangaçlık benim hayatımda çok şey götürdü.ileri ki zamanlarda daha kötü olmuştum.Kendime güvenim yoktu.Babam sen üniversiteyi kazanamazsın diyordu.Bu beni çok etkilemişti.üniversiteyi 5.girişimde kazanmıştım.Ama daha önceden kazanabilirdim.Sınırı ben koymuştum kendime.Başaramazsın diye.onun içinde hiçbir yıl tam olarak üniversite sınavına çalışmadım.sınıfta benden daha kötü olanların üniversiteyi kazanmasını görmek beni daha kötü yapıyordu.aramızda bir fark vardı.Onlar istemişti ve kazanmışlardı.Ben ise kendimi küçük görüyordum.Kız arkadaşım olmamıştı 21 yaşına kadar.O zaman biriyle çıkmıştım.Ama çok kısa sürmüştü.Ben kendim olamıyordum.Hiçbişey anlamadan ayrılmıştık.Sonra ise üniversite de birini sevdim.seviyordum ama sevdiğimi söyleyemiyordum.Cesaretsizdim kendimi küçük görüyordum.Kendimi aşağılıyordum.Ben söyleyememiştim kız başkasıyla çıkmaya başlamıştı.Yaşım büyüyordu.Üniversite bitti.Ben de değişen bişey yoktu.Yine istediği hayatı yaşayamayan,sanki benim istediğim hayatımı yaşamamı engelleyen bir güç vardı.Kişisel gelişim kitapları çok okurdum ama sadece okurdum.Ben üniversite yıllarımı dolu dolu yaşayamamıştım.Çünkü kendimi küçük görüyordum.O kızı sevmiştim o başkasıyla çıkmıştı.yıllarca bekledim onu olmayacağını bile bile.Kendime işkenceler çektire çektire.kendimi küçük görüyordum sürekli ama bölümü 3.bitirmiştim.Askere gittim.İş arayacam ama kendime güvenmiyorum yine.O kadar ki kendime haksızlıklar yapmışım.doğru dürüst iş bile aramamıştım.Sonra bir işe girdim oda başkası aracılığı ile.Ama istediğim bir iş değildi.Mutsuz olduğum halde çalıştım.sonra geçen sene bir kızdan etkilendim.Hemen hemen hayatımda kimseyle çıkmamıştım.Utangaçlığı bir nebze olsun atmıştım üzerimden ama hala korkuyordum.neys eilk buluşmamızda çok heyecanlanmıştım.Konuşamadım bile.Sonraki günler herşey iyiye gidiyor gibiydi.Bna seni seviyorum dediğinde dünyalar benim olmuştu.İlk kez kendimi sevilmeye layık biri olarak görüyordum.Kendime değer vermeye başlamıştım.Aileme söylememi de sitemişti.Bende söylemiştim.Seviniyordum benimde sevdiğim biri var.Beni seven biri var diye.Bu duyguya açtım.Dört elle sarılmıştım.Sonra yüz yüze bir gün görüştük.Ben oldukça heyecanlıydım.konuşamıyordum yine kendim olamıyordum.O ana kadar mülkemmel gittiğine inandırdığı ilişkiyi akşam bitirmişti.Sebebini sonradan öğrendim.Mesut pasif diye ayrıldı benden.ayrıldığı gün ilk kez hayatımda ağladım.hıçkırıklara boğuldum.Hiç ağlayacağımı düşünmezdim.Sadece 20 gün süren bir ilişkiydi.Ama gelin görün ki ben bağlanmıştım.ilk kez birini bu kadar sevmiş inanmıştım.O ise tek günde 3-4 saatte benden ayrılmıştı.Ondan sonra benim için işkence dolu bir hayat başladı.O zamana kadar da ii değildim ama daha kötü olmuştum.bu süreçte ağladım,kendimi aşağıladım,herşeyden öte gördüğüm insan benden kişiliğimden dolayı ayrılmıştı.O ayrılış günü kafamdan çıkmıyordu.sonrada yine bazı olaylar yaşandı.Daha da kötü olmuştum.Ölüm aklıma geldi kaçkez.O üzüntüyle ne olursa olsun ona da çok haksızlıklar yaptım.16 şubat günü ise dibe vurduğum gündü.Ve o gün siteyi keşfettim.telkinleri dinlemeye başladım.ve kendime güvenim her geçen gün artmaya başladı.Farkındalıklarım artmaya başladı.Olumlamalar yaptım sürekli.Herşeyi gözümde çok büyütüyordum.Onlarda benle aynıydı.Onlar yaşıyordu.Ben ise kendimi sorguluyordum.Daha dik yürümeye başladım.İnsanların içinde eskiye nazaran daha rahattım.Kendi içimdeki ışığı görmeye başladıkça hayat daha zevkli hale geliyor.İnsan istiyince oluyormuş.Benim daha çok yol almam gerekiyor.Pencereden atlayarak bir anda değişim olmuyor.Merdivenlerden yavaş yavaş basamak basamak inerek değişmeye çalışıyorum.Kitaplar okuyorum.Televizyon izlemeyi bıraktım.Zamanımı daha verimli kullanıyorum.Ve en önemlisi kendimi ve hayatımı seviyorum.Kendimi olduğum gibi kabul ediyorum.Herkesi affediyorum.ben zaten içimdeki beni çıkarıyorum.İçimde sakladığım o beni.Artık uyanma zamanı gelmedi mi?Çık kayanın arkasından ben burdayım diye bağır,beni burda unutmuşsun de.kız bana.Ben işte o içimdeki Mesut'um.Hayata güleryüzle bakan,insanı insan diye seven,çevresine sevgi,dürüstlük yayan Mesut.Kendine güvenen Mesut...
 
Sevgili günlük bu siteye üye olduktan sonra hayatım gerçekten değişmeye başladı.Öncelikle bu sitede emeği geçen herkese teşekkür ederim.Kendimi sevmeye başladım.kendini değerli görmenin ne kadar farklı olduğunu,yaşama kattığı değerleri farkettim.Kendini seversen gerisinin zaten kendiliğinden geleceğini gördüm.O ışığı yüreğimde hissettim şimdi tüm vücuduma yayılıyor.Geride bıraktığım yaşam benden çok şey götürdü.Sosyal fobiliydim benim için yaşam daha zordu.Şimdide var ama kabullendim ben.Ve giderek de yener gibiyim.Umursamıyorum eskisi gibi.Ve olumlamalar yapıyorum sürekli.Telkinlerle beraber olsa gerek insanları daha az önemsiyorum.Ve işte bu kadar kolay diyorum içimden.Hayatı zorlaştıran benmişim diyorum.Bişey yaşıyorum sonra dediğim şu oluyor bu muydu korktuğum senelerce kendimi boşuna yıpratmışım.geçmiş geride kaldı yaşanacak güzel günler var.Bugünü yaşamk var...
 
Sevgili günlük 5-6 gündür kötüydüm bir ara telkinleri dinlemeyi de bıraktım ve büyük bir hızla kendimi eski Mesut olarak gördüm.Halbu ki ne kadar düzelmiştim.Anladım ki beni üzen kişilerden uzak durmadıkça ben düzelmeyecem.Bişey öğrendim eski çıktığım kızla ilgili yine tepetaklak oldum.O hayatıma girdikten sonra çoğunlukla acı çektim.insanların sevgisi neden bu kadar küçümsenir ki.Bir insanı kendine aşık edip sonra yüzüstü neden bırakılır.Sevmiyorsan başta söyle.Kimsenin böyle bişeye hakkı yok.Olan seven kişiye oluyor.Bilmiyorlar ki onlar neler yaşıyor.Birde bu insan sevgiye önem veren biriyse.Bu dünya da önce insan olmak gerekiyor.Kişilikli,dürüst olmak gerekiyor.Maalesef insanlar insanlıktan çıkmaya başlamış...Tekrar geri döndüm.Hiçbişey benden önemli değil.Zaten bu acıyı yaşamasam bu siteyi keşfetmezdim.Farkındalıklarım çok arttı.Ve artacak...
 
4 aydır işsizim.Gerçi bizimi bakkal var oraya yardım ediyorum.Ama insan artık hayallerinin peşindne koşmak istiyor.Yarın yine organize sanayiye gideceğim.Sadece başvuru formu vermek için.geçen gittim belirlediğim 8 yere gittim saatlerce yürüdüm tek bir yere başvuru formu verebilidim.Ama yılmıyorum.Diğer insanlar gibi oturursam bende kriz var diyip işin içindne sıyrılırım.Hayırlısıyla bir iş bulacağım yakında.inancım tam...
 
hayatta sürekli gelgitler içindeyim.bi ii gibiyim bi kötü.bunda hayatta hala istediğim yerde olmamanın büyük etkisi var.29 yaşında işsizim.aşık oldum kötü darbe yemiş hissediyorum kendimi.ben fazla ii niyetliyim.ve bundan dolayı çok kaybediyorum...
 
hayata herşeye kızgınım.bu kişilikte olduğum için kızgınım.sessiz,sakin iyi niyetliolduğum için kızgınım.hayatı seyrediyorum diye kızgınım.kendimi çok güçlü hissettiğimde oldu.ama bazen gücümü yitiriyorum.bugün olduğu gibi.ebn kendimi anlatamam günlük sana.içimde kopan fırtınaları anlatamam...
 
mesut anlatım dilin ne kadar sade hoş kutluyorum seni tşkler yazamayan biri olarak içimden geçenleri yazmışsın acılar bizi olgunlaştıran çok öğretici öğretmenlik yapaıyor acılarımı çok seviyorum şimdi her zaman
 
Ben hayatı romana benzetirim.Herkesin kendine ait bir romanı vardır.İstisnasız her duygunun yaşandığı bir roman bu.az ve ya çok.Yazarı kendisidir.Kimisin romanı ciltlercedir.İçinde başarıları vardır,güzel anıları vardır,kendisi vardır.Kimisinin daha az.Kimisinin ki ise çok ince bir roman.İçinde acılar vardır,mutluluklar çok azdır.Bunu belirleyen aslında hayata bakış açımızdır.Olaylara verdiğimiz anlamdır.İnsan düşündüğü kadar demişler.insan vardır yaşadığı olumsuzluklardan ders çıkarır daha güçlenir.Olumsuzları bir engel değil de başarıya giden bir yol olarak görür.ve yaşam onun için sorunlar yumağı olmaktan çıkar.Ve bu insanın başaramayacağı şey yoktur.Kimi ise yaşadığı olumsuzluklardan ders çıkarmak yerine pes etmeyi seçmiştir.Ve bunlar sürü şeklinde yaşarlar.Hayat amaçları yoktur.Bunlar dünyanın en şansız insanlarıdır kendince.Bahaneler üretirler sadece.Eğer okumamışlarsa ben okusaydım ile başlayan cümleler kurarlar…Ya da ben zengin olacaktım ki böyle yapardım şöyle yapardım gibi cümleler…uzar gider.Suçlarlar sürekli bişeyleri.Onları mutsuz eden kendileri değil de dış etkenlerdir zannederler.Çoğu mutsuzdur.Bir gün yaşarlar ve aynı günü tekrarlarlar.Onlar kendine mutsuzluğu seçmişlerdir.hep sorunları vardır.Ama sorunalrı çözmek için bişey yapmazlar.bilinçaltlına yerleşmiştir oğlum senden bi b.k olmaz.Onlarda bu söze uyarcasına bişey yapmaz.zaman ilerledikçe olumsuzluklar çoğalır.Olumlu düşünceler olumsuz düşüncelerin yanında nokta gibi kalır.mutsuz olmak kolaydır.Çünkü yaşamı nerdeyse hep böyledir.Mutlu olsa bi süre o yine mutsuzluğu bi şekilde kendine çeker.Mutlu olmayı kendine yakıştırmaz.Konuşmaları hep olumsuzdur.Bu dalda tüm oskarları rahatlıkla alabilirler.Ama şunu anlamazlar hayatta onları mutsuz eden şansızlık değildir,zengin olmak değildir ya da başka bişey.Sorun kendisidir.O yaşadığı hayatı yorumlamıştır.kabuğuna çekilmiştir.her yaşadığı olumsuzlukta içindeki ışık daha çok sönmüştür.Başkalarının hayatını yaşamaya başlar,başkalarının düşünceleri kendi düşünceelrinden daha değerli olur,kendini küçük görürler ama bunu belli etmemeye çalışırlar vs…Ve kendine bir sınır çizmiştir.O sınırın dışına çıkarsa ölecek sanki.Öyle bir his var.Küçük düşünürler ve aynı monotonlukta yaşarlar.ve sonra nemi oluyo hiç bişey yaşamadan ot gibi yaşayarak ölüyor.Böyle bir insan mutlu olabilir mi ?
Böyle bir insan mutlu olabilir mi?ben artık hayatımda en değerli şeyi keşfettim kendimi.ben kendime yatırım yapacam.Ve kendime yatırım yaptıkça yıllarca biriken olumsuzluklar önce sendeleyecek.Ama hemen çökmeyecek.Arada sırada ben buradayım diyeerk beni yoklayacak.Yaşadığım kötü bir şeyde olumsuzluklar kolbastı oynayacak ama sevinçleri giderek azalaack.Önce birbirlerine ne oluyo diyecek.Biz bu adamı mutsuz etmeye alışmıştık bu adama ne oluyo böyle diyecekler.ve düşüncelerdeki olumsuzlar zaman geçtikçe azalmaya başlayacak.Olumsuz düşünceler olumlu düşüncelerin yanında nokta olacak.Ve ben ozaman ismim gibi mesut olacam J
 
Yine yeni bir gün.Kalkıyorum yatağımdan saata bakıyorum saat 7 yi 3 geçiyo.Yatmak yerine kalkıyorum.Dışarı çıkıyorum.Hava çok güzel.İnsanı rahatlatıyor.Bir taraftan yürüyorum bir taarftan insanlara bakıyorum.Kimisi işyerini açmakla meşgul,kimisi temizlik yapıyo,kimisi işe gidiyor.Bir koşturmaca var.Bir hareketlilik var.Kuşların sesleride kulağıma gelmiyor değil.Bu düşünceler içinde kendimi sahilde buluyorum.Geçirdiğim yılları düşünüyorum.Ne kadar hayatımda keşkeler birikmiş.Ama aslında bu haaytı kendim seçtiğimi görüyorum.Kendi kendime öğütler veriyorum.Bir bankın yanında duruyorum.Oturuyorum orda.Denize bakıp dalıyorum.Hafif dalga var.Martılar uçuşuyor.Yine düşünceelr içindeyim.Sürekli insanlar geçiyor.Genelde eşofman giymiş kadınalr.Onlarda zayıflamakla meşgul.Kimbilir yine kimin dedikodusunu yapıyorlar :)) Düşünüyorum ne yapmalıyım ki hayatıma bir renk getiriyim.Öncelikle iş bulmalıyım.Ama bu krizde iş bulmak zor.Geçenlerde kaç yere başvurdum başvuru formu bile doldurmadılar.Buda biraz umudumu kırdı.Hala baba parası yemek çok koyuyor.Bende kendime bir haayt kurmak istiyorum.Hayallerimin olmadığını hayaatım değişti sitesine üye olduktan sonra anladım.Ben boş boş yaşıyormuşum.Beni hayat nereye sürüklerse bende oraay gidiyormuşum.Hayallerim denizin dibindeymiş halbuki çocukken ne hayallerim vardı.Büyüdükçe haayllerim batmış.Bende o sıradanlığın içine sürüklenmişim.O sürü içinde yaşıyan insanların içine girmişim.Sonra siteye üye olmamla beraber kendimi geliştirmeye adadım.Şimdi denize bakıyordum.Hayallerimi resmediyordum.Hayallerim denizde su yüzeyine çıktığı hayal ediyorum.Yüzüm gülmeye başlıyor.Aslında hayatı zorlaştıranın kendimiz olduğunu görüyorum.Herşey kendine güvenle alakalı.Kendine güvenen bir insan,kendine inanan bir insan iyi yerlere gelmesi hayatta mutlu olmasının kaçınılmaz oluşunu görüyorum.Ben haayllerim için hayata bağlanmalıyım.Bir insan yüzünden hayatı mahvetmek çok saçma geliyor.Acıyı uzatanın kendim olduğunu görüyorum.Benim hayatta istediğim kişi o değil.O zaman onun için üzülmke niye.Sen iş bul hayatına bak o doğru insan bir şekilde karşına çıkacaktır diyorum.İçim huzur doluyor.Eve gidince bir kaçyere daha başvuruyim.belli mi olur.Hayat süprizlerle dolu.Hayatı güzel kılanda belkide bu.İçim bugün huzurlu.Kalkıyorum banktan.Evime doğru yol alıyorum...Yine yeni birgün.Düşünceler farklı,umutlar içinde gözden kayboluyoruym...
 
tek kelimeyle harıkasın mesutcuğum devam et kim tutar seni.sevdiklerinle huzurlu saatler günler aylar yıllar geçir.
 
Çok teşekkürler düşüncelerin için ablacığım.Ben herkesin mutlu olmasını isterim.herkesin herşey gönlünce olur inşallah...
 
Sevgili günlük hayat bazen bana çok tuhaf geliyor.Tepeye çıkıyorum,bakıyorum ve düşünüyorum.Çoğumuz klasik bir hayatı yaşıyoruz.Genelde olan şudur.Doğuyoruz,büyümeye başlıyoruz,eğitim meğitim derken,evleniyoruz,çocuğumuz oluyor,bi bakıyorsun büyümüşler bi bakıyosun evlenmişler bi bakıyosun torun sahibi olmuşsun bi bakmışsın tahtalı köyün muhtarı olmuşsun :))Hayat dışardan baktığında bu kadar basit.Ama değil.Yaşadığımız hayat insanalrı bir yarışın içine soktu.Bu çocukluklardan büyüklere kadar geçerli.Şundan eminim ki teknoloji hiç olmadığı zamanlarda insanlar daha mutluydu.Bende bir köy çocuğuyum.Ve o eski zaman da yaşamak isterdim.Evet şimdiye kaadr ölümüş olurdum.Ama şimdi de zaman geçiyor.Yerinde durmuyor ki.Şuan yaşadığım hayattan daha kaliteli bir hayat yaşardım herhalde.O zaamnki insanların samimiyetini şimdi bulmak imkansız gibi bişey.benim aradağımda belki de bu.Düşünüyorumda köyd eolsaydım ve hiç teknoloji olmasaydı en büyük sorunumuz ne olabilirdi ki.Gerçi benim çocukluğum köyde geçti.Oynamadığımız oyun yoktu.Ailemize karşı saygılıydık.Ayağımızda lastik vardı.Naylon ayakkabı vardı.yenisi alınsın diye yırttığımı da hatırlıyorum :)) diken batıyordu bazen.Giyim tercihimiz yoktu.annemiz ne giydirirse artık.Okula arkadaşlarla giderdik.Annemiz ya da başkası bizimle gelmezdi.Derslerimizi biz kendimiz yapardık.Akşama kadar oyun oynardık taki şu ses duyulana kadar mesut baba çağırıyor :)) Ve şimdiki zaman.Çocuklara bakıyorum dizi manyağı olmuşlar,oyun manyağı olmuşlar.bilgisayar manyağı olmuşlar.Yiyecek desen fastfood türü şeyelr yiyorlar.Konuşmalara baksan argo kelimelr kullanmaya başlamışlar.Kızlar lanlı lunlu konuşmaya başlamış.çocuklar recep ivedikleşmiş.Hep bir özenti içindeler.Saygı azalmış.Daha kaç yaşında şaktan meşkten bahsediyorlar.Ödevlerini anne babalar yapıyo.Zannediyorlar ki yardımcı oluyorlar kötülük yapıyorlar aslında.Çocukalrın perfonmas ödevini anne baba yapıyor ya var mı böyle bişey.Ben bakkala bakıyorum şu araalr işsizim ya.ve çocukları gözlemliyorum.Onlara baktıkça geleceği görüyorum.Geçmişi özlüyorum.Bizim çocukluğumuzla başlayan cümleler belleğimden geçiyor...Devir değişiyor.Çıkarcılığın önplanda olduğu bir dünya olmaya başlamış.Bir yarış var.Ha dershane sisteminede kızıyorum.çocuklar çocukluğunu yaşayamıyor.bir ticarete dönüşmüş.Bana göre rezillik.İnsanlara şu izlenimi verdiler.eğer öğrencin dershaneye gitmese bi b.k olmaz.Okuayan yine okur bence.O zaman okuldaki eğitim sınavlara göre olsun.Çocuklara ezberci eğitim vereceklerine beyinelrini boş düşüncelerle dolduracaklarına haayal gücünü gelişterecek şeylerle doldursalar daha ii olmazmıydı.Ülkeye daha faydalı gençler yetişmezmiydi.neyse giderek kötüye giden bir hayat biçimiyle yaşıyoruz.ve teknolojinin artmasıyla hastalıkların arttığını düşünüyorum.O gün biriyle konuştum.Misafirliğe gitmişler.Ama misafir oldukalrı kişiler diziyle meşgulmuş.ne zamanki reklam olmuş o zaman konuşmaya başlamışlar :)).İşte televizyon bağımlılığının getirdiği son nokta.Eskiden böyleymiydi.Çok şeyden uzaklaşıyoruz.Asosyal insanalr olduk.karşıdaki komşumuzu tanımıyoruz.Şahsen ben tanımıyorum.çünkü adam selam vermiyor :))Günlük konuşmalar diziler üzerine,ünlüler üzerine,yarışmalar üzerine .... vs olmuş.Böyle bi sürünün içinde yaşıyoruz.sürüden ayrılmaya uğraşıyorum.Kurt kapmasın sonra :))
 
Öncelikle hoşuma giden bir öyküyü paylaşmak istiyorum...
Bir kartal hikayesi
Bir rivayete göre; dört tavuk, bir kartal yuvasına gidip bir yumurta çaldılar. Yumurtayı kümese getirdiklerinde, kümeste bulunan diğer tavuklar gördükleri bu yumurtanın çok büyük bir tavuğa ait olduğunu düşündüler. Zaman geçti, yumurtayı getirenler de unuttu, onlar da bu yumurtanın büyük bir tavuğa ait olduğuna inandılar.
...Bir anne bulundu yetim yumurtaya, kuluçka başladı. Kısa bir zaman sonra yumurta kırıldı. İçinden simsiyah kanatlı, ilginç gagalı tuhaf bir tavuk çıktı...Herkes çok mutluydu, böylesini ilk defa görmüşlerdi. Anne tavuk, dersler vermeye başladı yavrusuna: "Bak yavrum, yerden bulduğun böceği şöyle ye! Arpayı, buğdayı böyle yel". Anne tavuk her gün yeni şeyler öğretiyordu yavrusuna. Büyük tavuk annesinin her söylediğini yapıyordu. Tehlikelere karşı nasıl davranacağını jiajığretti annesi: "Bak yavrum, eğer kedi buradan gelirse aksi istikamete doğru kaç, şuradan gelirse buraya kaç..."
Büyük tavuk büyüdükçe güzelleşiyordu. Oldukça
uzun kanatları vardı. Ara sıra diğerleri onun kanatlarına
bakmak için geliyorlardı...
Bir gün anne tavuk yavrusuna havadan gelen tehlikelere karşı kendisini nasıl savunacağını anlatırken büyük tavuğun gözü, gökyüzünden süzülerek korkunç bir ihtişamla geçiş yapan bir başka canlıya ilişti.
Anne bu ne? dedi büyük tavuk.
Ha o mu? O kartal yavrum, kuşların padişahı...

- Ne de güzel uçuyor!
- Evet yavrum! Ama sen sakın ona özenme. Asla
onun gibi olamazsın! Sen bir tavuksun. Senden
önce baban, deden, amcan, hepsi ona özendi;
ama hiçbiri onun gibi uçamadı... Sen bir
tavuksun ve bir tavuk gibi yaşamalısın.
O günden sonra büyük tavuk, ömrü boyuncia arka bahçede kartalın ihtişamlı geçişini izleyip iç çekti... Ve her seferinde "Keşke ben de bir kartal olup uçabilseydim!"
dedi. Yine bir gün siyah kanatlı büyük tavuk ihtişamlı kartalı izlerken ölüp gitti... Onu bir tavuk gibi defnettiler ki hakikatte ölen bir kartaldı.
"Bir kartal gibi doğup, bir tavuk gibi yaşayan ve kartallara özenip sonunda bir tavuk gibi ölen binlerce kartal var."
Şu anda kendi gücünün farkına varmadan, hep başkalarına özenen binlerce, yüz binlerce, milyonlarca, hatta milyarlarca insan var, yeryüzünde. Ne büyük acı!
Ve ben bunun farkındayım.Hayat yaşadıklarımız bizi öyle bir hale getirdi ki.bunda çevremizdeki olumsuz havanında etkisi çok oldu.Çünkü tavuk gibi yaşayan o kadar çok insan var ki.İnsan sonuçta çevresinden çok etkileniyor.Çoğu insan kendi hayatını bile yaşayamıyor.Ben bunun farkına varark bu siteye üye oldum.İnşallah içimdeki beni görüp istediğm düzeye gelebilirim...
 
Sevgili günlük yazı yazmak istiyorum sürekli.Ama bugün çok iyi değilim.Yine eskilere daldım biraz.Tuhaf oldum.Bazı şeyler aklımdan gitmiyor.Bu hayat neden böyle.İnsanlar neden bu akdar yalancı olmuş.özellikle hiç beklemediğin kişiler.Benim hayatta en kaldıramadığım şey yalandır.Düşünüyorum yine....
 
Sevgili Mesut

Hayatta en sevmediğin şey yalan olduğu için yalancıları çekiyorsun yaşamına..

Yalancılığı sevmemekten vazgeç. Dürüstlüğü sev; yardımseverliği, paylaşımı sev ki, diğer kategorideki kişiler hayatından bir şekilde çıksın..Hatalarını anlayıp özür dileyebilirler veya aynı frekansta olmadığınız için bir şekilde sizden uzaklaşırlar.

Düşüncelerimizi hangi frekansta yoğunlaştırırsak, yaşamımızda can bulurlar.. Sevmediklerimizden ziyade sevdiklerimizi düşünmek bu anlamda daha faydalı..

Sevgiler

 
Yine gecenin bir vakti ben düşünceler içindeyim.Hayatımı nasıl daha kaliteli yaşarım onu düşünüyorum.Bu siteye üye olmamla beraber farkındalıkalrım olağanüstü arttı.Hayatı gözümde ne kadar büyüttüğümü,insanları gözümde ne kadar büyüttüğümü farkettim.Onlarda benim gibilerdi.Ben yıllarca kendimi olumsuzlukalrla yüklemiştim.Tek farkları düşüncelerini özgürce söylüyorlardı.Rahatlardı.Kendimi ben bu hale sokmuştum.Sanki herkes benden akıllı gibiydi.Kendimi küçük görrüdüm.Düşüncemi söylesem dalga geçeceklerini düşünürdüm.Susardım.Başarılı olsam bile kendimi küçümserdim.Kendimi sınırlayan bendim.Ama hep kaçmıştım bu gerçekten.Diğer insanalr gibi bende kolaya kaçmıştım.Suçlamıştım bişeyelri.Sonra bu siteye üye olduktan sonra düşündüm.Yaşamını bu hale gelmesi kimin suçuydu.en büyük suçlu karşımda duruyor bana bakıyordu.Ayna da.Sen sadece acı çekmekle meşguldun.Çoğu şey senden uzaktı.Başarıyı kendine yakıştırmıyordun.Sen birinin senin seveceğine inanmıyordun.Kendini sevmiyorddun.Derken yıllar geçti.düşünceelrin neyse onları yaaşdın.zaten farklı bişey yaşasan mucize olurdu.ve kaçınılmaz sonuç mutsuzluk.Şimdi herşeyin farkındayım.Öncelikle kendimi sevmekle başladım işe.Olumlamalr yapmaya başladım.Kitaplar okudum sürekli.İlk kez bu kadar uzun süre kendime yatırm yaptım ve ben değişmeye başladığımı hissedebiliyorum.yavaş yavaş oluyor bu.Hayatta yatırım yapıpta kaybetmeyeceğim tek şey kendimim.Ben üzerime ekledikçe önceki bilinçaltımın çizdiği sınıralr yavaş yavaş genişlemeye başladı.O genişledikçe yeni hayaller yeni umutlar göründü.Sen bu değilisn neden kendini bu küçük sınırın içine koydun diye bas bas bağırdı içimdeki adam.ona kulak veriyorum şimdi beni nereye götürecek bakalım... :))
 
Zamanın birinde iki tane kız kardeş varmış, nasıl akıllılarmış anlatamam.
Etrafındaki ve okuldaki tüm bilgi onlara yetmez olmu.
Bir gün anneleri onları dağdaki bilge adama götürmeye karar vermiş.
Kızlar, bilge adamla karşılaşınca ona sorular sormaya başlamışlar. Bilge
adam bütün soruları doğru cevaplamış: kızlar çok sevinmişler ve
annelerinden eğitimleri için bir süreliğine izin isteyerek bilge adamın
yanında kalmışlar.
Sordukları soruların hepsinin cevabı doğruymuş. Bir süre çok mutlu
olmuşlar: ama sonra sıkılmaya başlamışlar, "Bilgenin bilemeyeceğ bir soru
bulmamız lazım" diye düşünmüşler.
Kızlardan biri bir gün" Buldum! " diye sevinmiş."
İki elimin arasında bir kelebek koyacağım ve bilge adama soracağım "
Avucumun içinde bir kelebek var. Canlı mı, ölü mü? " " Ölü" derse kelebeği
bırakacağım. canlı derse avucumu hafifçe bastıracağım. Her ne derse cevabı
bilemeyecek.
Kızlardan birisi kapalı tuttuğu ellerini bilgeye doğru uzatmış.
(Şimdi lütfen siz de yapın. Avuçlarınız birbirine bakacak şekilde
ellerinizi birleştirin ve uzatın. Ben açın deyinceye kadar da açmayın).
Ve sormuş:
"Avucumun içinde bir kelebek var: canlı mı, ölü mü?
Bilge adam cevap vermeden önce uzun süre kızın gözlerine bakmış, bakmış ve
cevaplamış:
"Senin ellerinde kızım. Senin ellerinde........."

Şimdi bakın hayatınıza ve mutluluğunuza..
Nerede mi?
Açın avucunuzu..
Sizin ellerinizde: Tam avucunuzun içinde .

Bir Portekiz atasözü der ki: Yaşadıkça yaşlanmazsınız, yaşamadıkça
yaşlanırsınız.
 
Beğendiğim bir şiiri paylaşmak istiyorum...
YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİR ŞEY VAR
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin


İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiçbir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.

Şair : ATAOL BEHRAMOĞLU
 
Yukardaki kartal hikayesini okumuşsanız bu da bakış açısının değişmesinden sonra ki sonuç...

Bir kartal hikayesi
Bir rivayete göre; dört tavuk, bir kartal yuvasına gidip, bir yumurta çaldılar. Yumurtayı kümese getirdiklerinde, kümeste bulunan diğer tavuklar gördükleri bu yumurtanın çok büyük bir tavuğa ait olduğunu düşündüler. Zaman geçti, yumurtayı getirenler de unuttu, onlar,da bu yumurtanın büyük bir tavuğa ait olduğuna inandılar.
...Bir anne bulundu yetim yumurtaya, kuluçka başladı. Kısa bir zaman sonra yumurta kırıldı. İçinden simsiyah kanatlı, ilginç gagalı tuhaf bir tavuk çıktı...Herkes çok mutluydu, böylesini ilk defa görmüşlerdi. Anne tavuk, dersler vermeye başladı yavrusuna: "Bak yavrum, yerden bulduğun böceği şöyle ye! Arpayı, buğdayı böyle ye!". Anne tavuk her gün yeni şeyler öğretiyordu yavrusuna. Büyük tavuk annesinin her söylediğini yapıyordu. Tehlikelere karşı nasıl davranacağını da öğretti annesi: "Bak yavrum eğer kedi buradan gelirse aksi istikamete doğru kaç, şuradan gelirse buraya kaç..."
Büyük tavuk büyüdükçe güzelleşiyordu. Oldukça uzun kanatları vardı. Ara sıra diğerleri onun kanatlarına bakmak için geliyorlardı...
Bir gün anne tavuk yavrusuna havadan gelen tehlikelere karşı kendisini nasıl savunacağını anlatırken büyük tavuğun gözü, gökyüzünden süzülerek korkunç bir ihtişamla geçiş yapan bir başka canlıya ilişti.
- Anne bu ne? dedi büyük tavuk.
- Ha o mu? O kartal yavrum, kuşların padişahı.
Ne de güzel uçuyor!
- Evet yavrum! Ama sen sakın ona özenme.
Asla onun gibi olamazsın! Sen bir tavuksun.
Senden önce baban, deden, amcan hepsi ona
özendi ama hiçbiri onun gibi uçamadı...
Sen bir tavuksun ve bir tavuk gibi yaşamalısın.
Annesi gittikten sonra siyah kanatlı büyük tavuk, kümesin arka bahçesinde yalnız kaldı. Kartalın yeniden geçmesini bekliyordu. Biraz sonra korkunç ihtişamıyla süzülerek geçti kartal. Bir an etrafına baktı siyah kanatlı büyük tavuk ve haddini aşarak, kanadını şöyle bir açtı. Kendi kanadı ile kartalın kanadı arasında inanılmaz bir benzerlik vardı. Heyecanlandı. O heyecanla kümese daldı. Kümeste siyah kanatlı birkaç büyük tavuk daha vardı. Hepsi mışıl mışıl uyuyordu.

"Arkadaşlar, uyanın ve beni dinleyin, ben bir şey fark ettim. Bizim kanatlarımız o uçan şeyin kanatlarına çok benziyor. Bence uçmayı denemeliyiz." Arkadaşları sanki sözbirliği yapmışçasma "Hadi canım sen de, dalga mı geçiyorsun? Unuttun mu biz tavuğuz ve asla uçamayız. Annemiz öyle söylemişti." dediler.
Siyah kanatlı büyük tavuk, diğer siyah kanatlılar tarafından reddedilmişti. O da adeta "Ne haliniz varsa görün!" diyerek, tekrar kümesin arka bahçesine geçti. Saatlerce kendi kanadını inceledi. Gökyüzünden süzülen kartalın kanatlarına benzetti kanatlarını. Kendi kendine "Bunu denemeliyim." dedi. Herkesin tam olarak uyumasını bekledi. Kimse görmemeliydi onun uçmaya çalıştığını. Delilikle suçlanmaktan korktu. Biraz sonra herkes uyudu. Yalnız o ayaktaydı.
Kanatlarını çırpmaya başladı. Korkunç bir şey oldu, yükseliyordu. Her kanat çırpışında biraz daha, biraz daha yükseliyordu. Yükseldi, yükseldi, yükseldi... Havadan aşağıya bakmak meğer ne muhteşem bir şeymiş, dedi. Bir ses duydu sonra; "Sen tavuk değilsin. Sen bir kartalsın! Yakala avını, parçala ve ye!" Hemen bir kuş yakaladı ve onu yedi. Hayatındaki en büyük tecrübeydi bu. Kalp atışı hızlanmıştı. Ölecek gibi olmuştu. Apar topar kümese indi. Her şeyden habersiz uyuyan arkadaşlarını yeniden uyandırdı. "Arkadaşlar uyanın; ben uçtum, siz de yapabilirsiniz, ne olur benimle gelin, sizlere de göstereyim." dedi. Kimse inanmadı onun uçtuğuna. 'Sen uçmuşsun' dediler, alay ettiler. "Siz bilirsiniz, ben gidiyorum." dedi ve oradan uzaklaştı. Kimin ne dediği umurunda değildi artık, tekrar kanat çırpmaya korkuyordu; ya bu bir rüyaysa, diye mırıldandı. Tüm cesaretini topladı ve yeniden o muhteşem kanatlarını çırpmaya başladı, yine yükseldi. Yükseldiğini bazı siyah kanatlılar da gördü. Görmelerine rağmen inanmadılar onun uçtuğuna... O yükseldi; yükseldikçe yeni dostlar, yeni kartallar, şahinler, atmacalar, doğanlar tanıdı.
...Artık o da bir kartaldı. Yıllar sonra bir gün bir kartal dostuna, "Yıllar önce yaşadığım bir kümes vardı, oraya gitmek istiyorum, benimle gelir misin?" dedi. Arkadaşı sert çıktı. Kartallar yalnız uçar, yalnız gitmelisin, dedi. Bırak bu saçma sapan kaideleri, kır artık bu zincirleri, neden yalnız, diye sordu. Eski kartal cevap veremedi. İkna oldu ve evet gerçekten de çok anlamsız, hadi gidelim, dedi.
Bizim kartal kendini öyle bir aşmıştı ki, kartalların geleneklerini bile değiştirmeye başladı. Ona göre tavuklar alemindeki saçmalıklar, her alemde benzer şekillerde vardı... Neyse, uçtular. Kümesin üstünden tıpkı yıllarca önce geçen ihtişamlı kartal gibi geçtiler. Bizim kartal bu geçiş esnasında aşağıya doğru baktığında eski arkadaşlarının, siyah kanatlı büyük tavukların yıllar önce kendisinin de yaptığı gibi gıpta ile kendilerine baktığını gördü. Gözünden iki damla yaş düştü bizim kartalın. Arkadaşı sordu, "Neden ağlıyorsun dostum?" Bizim kartal sessizce ve çok derinden ve çok içten sadece şu kadarını söyleyebildi: Hiiiç! Hiç...
 
İnsan gerçekten düşüncelerden ibaret.ne düşünüyorsan onu yaşıyorsun.Bu aralar çalışma içindeyim.Günlük tutuyorum.Kitaplar okuyorum.Olumlamalar dinliyorum.Kolay değil çünkü.bi anda değişmek.Değişmek isteyen çoktur.Ama bunu başarmak gerçekten zordur.Hatırlarım her yılbaşında değişecem derdim kendime.bu yıl böyle geçmiyecek derdim.Ve o yıl yine berbat geeçrdi.Değişmeyi sadece düşünürdüm.Bişeyler yapmazdım.Sonuç yine aynıyım.Ve kendi kendime öğrenilmiş çaresizliği öğretiyordum.Ve yaşım büyüdükçe kendimi işe yaraamz olarak görüyordum.çocukken ne kadarda hayallerim vardı.Kardeşime ben bunu icat edecem şunu icat edecem derdim.bi ara doktor olmak istiyordum.büyüdüm ve hayallerim küçüldü.sonra baktım haayl mayal yok.Sadece yaşıyorum.Sonuçta bu kişiyi ben yarattım.ben istedim böyle olmayı.Kader şansızlık değildi.Herşey benim elimdeydi.Ama sonra dipe vurdum.Ben bu değildim.Böyle yaşayarak ancak başkalrının hayatını yaşardım.Kendim olmayacaksam bu hayatta neden yaaşyım ki.insanın haaylleri yoksa bi amacı yoksa gerçekten yaşam boş.ne demişler yaşadıkça yaşlanmaz insan,yaşamadıkça yaşlanır.Bu araalr en çok düşündüğüm beni hayata bağlayacak bir amac.Öyle bi amaç olmalı ki nasıl ki aşık olduğumuzda uyuyamayız geceelri bu amaçta beni heyecanlandırmalı.Gerekirse uyumamalıyım.Tekdüze sıradan hayat bana göre değil.Şimdi yatıyorum.sabah erken kalkacam ve yine kendim için bişeyler yapacam...azmim zaferimdir
 
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst