- Katılım
- 6 Mart 2009
- Mesajlar
- 179
- Reaksiyon puanı
- 3
- Puanları
- 0
Yeryüzünün üzerinde, Indiana'nın kutsal topraklarında doğup, Fort Wayne'nin doğusundaki gizemli tepelerde yetişmiş bir Usta gelmişti.
Usta, bu dünyayı Indiana'nın devlet okullarında ve büyüdükten sonra meslek edindiği otomabil tamirciliğinde öğrendi.
Ancak Usta, yaşadığı diğer yerlerin diğer okullarından da birşeyler öğrenmişti. O bunları anımsadı ve anımsadığı için de bilge ve güçlü oldu. Gücünü gören diğerleri danışmak için ona geldiler.
Usta, kendisine ve tüm insanlığa yardım edecek güce sahip olduğuna inanıyordu ve böyle inandığı için öyleydi. Onun bu gücünü gören diğerleri dertlerinden ve birçok hastalıklarından kurtulmak için ona geldiler.
Usta, her insanın kendini Tanrı'nın oğlu olarak görmeye hakkı olduğuna inanıyordu; inandığı için de öyleydi ve çalıştığı dükkan ve tamirhaneler onun öğrettiklerini ve dokunuşunu arayanlarca dolup taştı; dışarıda sokakta kalanlar da, gerçekten gölgesi üzerlerine düşüp yaşamlarını değiştirir umuduyla bekliyorlardı.
Kalabalık nedeniyle bazı ustabaşıları ile dükkan sahipleri karara vardılar ve usta'ya aletlerini bıraktırıp yol verdiler; çünkü o denli kalabalık olmuştu ki, ne kendisi ne de diğer tamircilere otomobillerle çalışacak yer kalmamıştı.
Böylece kırlara çıktı ve kendisini izleyenler ona Mesih, " mucizeler yaratan" demeye başladılar ve öyle inandıkları için öyleydi.
O konuşurken bir fırtına çıktığında dinleyenlerin başına tek bir yağmur damlası düzmezdi; kalabalığın en sonuncusu da ilki kadar rahat işitirdi sözlerini, ister şimşek çaksın tepelerinde ister yıldırım düşsün. Her zaman. Mesellerle konuşurdu onlara.
Ve onlara şöyle dedi, " Her birimizin içinde bizi hem sağlığa hem hastalığa, hem zenginliğe hem yoksulluğa, hem özgürlüğe hem köleliğe yöneltecek güç eşit olarak vardır. Bunları denetleyen biziz, başka hiçbir şey değil."
Usta, bu dünyayı Indiana'nın devlet okullarında ve büyüdükten sonra meslek edindiği otomabil tamirciliğinde öğrendi.
Ancak Usta, yaşadığı diğer yerlerin diğer okullarından da birşeyler öğrenmişti. O bunları anımsadı ve anımsadığı için de bilge ve güçlü oldu. Gücünü gören diğerleri danışmak için ona geldiler.
Usta, kendisine ve tüm insanlığa yardım edecek güce sahip olduğuna inanıyordu ve böyle inandığı için öyleydi. Onun bu gücünü gören diğerleri dertlerinden ve birçok hastalıklarından kurtulmak için ona geldiler.
Usta, her insanın kendini Tanrı'nın oğlu olarak görmeye hakkı olduğuna inanıyordu; inandığı için de öyleydi ve çalıştığı dükkan ve tamirhaneler onun öğrettiklerini ve dokunuşunu arayanlarca dolup taştı; dışarıda sokakta kalanlar da, gerçekten gölgesi üzerlerine düşüp yaşamlarını değiştirir umuduyla bekliyorlardı.
Kalabalık nedeniyle bazı ustabaşıları ile dükkan sahipleri karara vardılar ve usta'ya aletlerini bıraktırıp yol verdiler; çünkü o denli kalabalık olmuştu ki, ne kendisi ne de diğer tamircilere otomobillerle çalışacak yer kalmamıştı.
Böylece kırlara çıktı ve kendisini izleyenler ona Mesih, " mucizeler yaratan" demeye başladılar ve öyle inandıkları için öyleydi.
O konuşurken bir fırtına çıktığında dinleyenlerin başına tek bir yağmur damlası düzmezdi; kalabalığın en sonuncusu da ilki kadar rahat işitirdi sözlerini, ister şimşek çaksın tepelerinde ister yıldırım düşsün. Her zaman. Mesellerle konuşurdu onlara.
Ve onlara şöyle dedi, " Her birimizin içinde bizi hem sağlığa hem hastalığa, hem zenginliğe hem yoksulluğa, hem özgürlüğe hem köleliğe yöneltecek güç eşit olarak vardır. Bunları denetleyen biziz, başka hiçbir şey değil."
