- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
hamiyet yüceses şarkısı. sertab erener tarafından da yorumlanmıştır. meyhanelerin, rakı masalarının şarkısıdır. sözleri
her yer karanlık
pür nur o mevki
mağrip mi yoksa makber mi yarab?
kabrin çiçekten
bir türbe olmuş
dönmüş o türbe bir haclegaha
okuyanus yayınları tarafından yayımlanan cem mumcu kitabı.
rast makamındadır.
sözleri abdulhak hamit tarhana aittir.
mezar demektir. abdülhak hamit tarhan'ın ölen karısının ardından yazdığı bir şiirdir.
eyvah ne yer ne yar kaldı
gönlüm dolu ah u zar kaldı
şimdi buradaydı gitti elden
gitti ebede gelip ezelden
ben gittim o haksar kaldı
bir köşede tarumar kaldı
baki o enisi dilden eyvah
beyrut'ta bir mezar kaldı
bildir bana nerde nerde ya rab
kim attı beni bu derde ya rab
nerde arayayım o dilrübayı
kimden sorayım bi-nevayı
derlerki unut o aşnayı
gitti tutarak reh-i bekayı
sığsın mı hayale bu hakikat
görsün mü gözüm bu macerayı?
süratle nasıl da değişti halim
almaz bunu havsalam hayalim.
çık fatıma! lahteden kıyam et
yanımdaki haline devam et
ketn etme bu razı söyle bir söz
ben isterim ah öyle bir söz
güller gibi meyl-i ibtisam et
dağı dile çare bul meram et
bir tatlı bakışla bir gülüşle
eyyamı hayatımı temam et
makber mi nedir şu gördüğüm yer
ya böyle reva mı ey cay-ı dilber...
mehmet baha tarafından olarak bestelenen ise şairin yine karısının ölümünü işlediği başka bir şiiridir.
her yer karanlık pür nur o mevki
mağrip mi yoksa makber mi ya rab
ya habgah-ı dilber mi ya rab
rüya değil bu, ayniyle vaki
kabri çiçekten bir türbe olmuş
dönmüş o türbe bir haclegahe
bir haclegahe dönmüşse türben
aç koynunu aç maşukanım ben
hafız burhanın sesinden dinlenesidir, her babayiğitin okumaya cesaret edemeyeceği müzikalitede bir şaheserdir.
insanı alıp götüren dinlemesi karanlık bir mezarlıkta yürümeye benzeyen şarkıdır. ulan ben de bağıra çağıra söyleyeyim dersiniz ama hem şarkının duygu ağırlığından hem de sesiniz yetmeyeceğinden pusup kalırsınız şarkınız her notada kalbinize doldurduğu taşlarla.
dördüncü nesil yazar.*
abdülhak hamid tarhan, yanlış hatırlamıyor isem deniz üzerinden yapılan bir lübnan yolculuğunda vefat eden eşinin ardından yasa boğulur. 6 ay boyunca karanlık bir bodrum katında yaşar. 6 ay sonra o bodrum katından çıktığında gülhane parkı'na gidip ahaliye makber şiirini okur. şiiri duyanlar lâl olur, gözyaşlarına boğulur.
vefat eden eşinin ardından bu kadar dokunaklı bir şiir yazan birisi uzun yaşar mı? yaşasa da bir daha evlenir mi?
abdülhak hamid, gözleri görmeyecek kadar yaşlanmışken, altıncı karısının kucağında can vermiş.
cem mumcu romanı.
sayfa düzeni yine bildik cem mumcu tarzı , üniversitedeyken fotokopici ile anlaşan bir kız vardı koskoca bir sayfaya iki cümle yazardı ki çok sayfa tutsun, onu getiriyor aklıma.
yani teknik olarak roman yerine uzunca bir hikaye demek daha doğru olur.
içeriğe gelince, modern türk romancılarının bayıldığı ensest burayada ucundan tutunuyor, üç beş aforizmanın hakkını vermemek yiğitliğe sığacak olsa gayet sıradan bir kitap derdim diyeyim, öyle kalsın.
Kaynak: İtüSözlük
her yer karanlık
pür nur o mevki
mağrip mi yoksa makber mi yarab?
kabrin çiçekten
bir türbe olmuş
dönmüş o türbe bir haclegaha
okuyanus yayınları tarafından yayımlanan cem mumcu kitabı.
rast makamındadır.
sözleri abdulhak hamit tarhana aittir.
mezar demektir. abdülhak hamit tarhan'ın ölen karısının ardından yazdığı bir şiirdir.
eyvah ne yer ne yar kaldı
gönlüm dolu ah u zar kaldı
şimdi buradaydı gitti elden
gitti ebede gelip ezelden
ben gittim o haksar kaldı
bir köşede tarumar kaldı
baki o enisi dilden eyvah
beyrut'ta bir mezar kaldı
bildir bana nerde nerde ya rab
kim attı beni bu derde ya rab
nerde arayayım o dilrübayı
kimden sorayım bi-nevayı
derlerki unut o aşnayı
gitti tutarak reh-i bekayı
sığsın mı hayale bu hakikat
görsün mü gözüm bu macerayı?
süratle nasıl da değişti halim
almaz bunu havsalam hayalim.
çık fatıma! lahteden kıyam et
yanımdaki haline devam et
ketn etme bu razı söyle bir söz
ben isterim ah öyle bir söz
güller gibi meyl-i ibtisam et
dağı dile çare bul meram et
bir tatlı bakışla bir gülüşle
eyyamı hayatımı temam et
makber mi nedir şu gördüğüm yer
ya böyle reva mı ey cay-ı dilber...
mehmet baha tarafından olarak bestelenen ise şairin yine karısının ölümünü işlediği başka bir şiiridir.
her yer karanlık pür nur o mevki
mağrip mi yoksa makber mi ya rab
ya habgah-ı dilber mi ya rab
rüya değil bu, ayniyle vaki
kabri çiçekten bir türbe olmuş
dönmüş o türbe bir haclegahe
bir haclegahe dönmüşse türben
aç koynunu aç maşukanım ben
hafız burhanın sesinden dinlenesidir, her babayiğitin okumaya cesaret edemeyeceği müzikalitede bir şaheserdir.
insanı alıp götüren dinlemesi karanlık bir mezarlıkta yürümeye benzeyen şarkıdır. ulan ben de bağıra çağıra söyleyeyim dersiniz ama hem şarkının duygu ağırlığından hem de sesiniz yetmeyeceğinden pusup kalırsınız şarkınız her notada kalbinize doldurduğu taşlarla.
dördüncü nesil yazar.*
abdülhak hamid tarhan, yanlış hatırlamıyor isem deniz üzerinden yapılan bir lübnan yolculuğunda vefat eden eşinin ardından yasa boğulur. 6 ay boyunca karanlık bir bodrum katında yaşar. 6 ay sonra o bodrum katından çıktığında gülhane parkı'na gidip ahaliye makber şiirini okur. şiiri duyanlar lâl olur, gözyaşlarına boğulur.
vefat eden eşinin ardından bu kadar dokunaklı bir şiir yazan birisi uzun yaşar mı? yaşasa da bir daha evlenir mi?
abdülhak hamid, gözleri görmeyecek kadar yaşlanmışken, altıncı karısının kucağında can vermiş.
cem mumcu romanı.
sayfa düzeni yine bildik cem mumcu tarzı , üniversitedeyken fotokopici ile anlaşan bir kız vardı koskoca bir sayfaya iki cümle yazardı ki çok sayfa tutsun, onu getiriyor aklıma.
yani teknik olarak roman yerine uzunca bir hikaye demek daha doğru olur.
içeriğe gelince, modern türk romancılarının bayıldığı ensest burayada ucundan tutunuyor, üç beş aforizmanın hakkını vermemek yiğitliğe sığacak olsa gayet sıradan bir kitap derdim diyeyim, öyle kalsın.
Kaynak: İtüSözlük
