- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
1942'de sözlerini edith piaf'ın müziğini de louigy'nin yaptığı, daha sonra dalida ve patricia kaas'in da söylediği gelmiş geçmiş en güzel 3 aşk şarkısı ndan biri.
des yeux qui font baisser les miens
un rire qui se perd sur sa bouche
voilà le portrait sans retouche
de l'homme auquel j'appartiens
{refrain:}
quand il me prend dans ses bras,
il me parle tout bas
je vois la vie en rose,
il me dit des mots d'amour
des mots de tous les jours,
et ça me fait quelque chose
il est entré dans mon coeur,
une part de bonheur
dont je connais la cause,
c'est lui pour moi,
moi pour lui dans la vie
il me l'a dit, l'a juré
pour la vie.
et dès que je l'aperçois
alors je sens en moi
mon coeur qui bat.
des nuits d'amour à plus finir
un grand bonheur qui prend sa place
des ennuis, des chagrins s'effacent
heureux, heureux à en mourir
{au refrain}
des nuits d'amour à en mourir
un grand bonheur qui prend sa place
les ennuis, les chagrins s'effacent
heureux, heureux pour mon plaisir
'cesaretin var mı aşka' adlı filmde louis armstrong'un ingilizce söylediği versiyonu mevcuttu. onun da sözleri şöyle:
hold me close and hold me fast
the magic spell you cast
this is la vie en rose
when you kiss me,
heaven sighs
and though i close my eyes
i see la vie en rose
when you press me to your heart
i'm in a world apart
a world where roses bloom
and when you speak
angels sing from above
every day words
seem to turn into love songs
give your heart and soul to me
and life will always be
la vie en rose
i thought that love was just a word
they sang about in songs
i heard it took your kisses to reveal
that i was wrong, and love is real
hold me close and hold me fast
the magic spell you cast
this is la vie en rose
when you kiss me, heaven sighs
and though i close my eyes
i see la vie en rose
when you press me to your heart
i'm in a world apart
a world where roses bloom
and when you speak
angels sing from above
every day words
seem to turn into love songs
give your heart and soul to me
and life will always be
la vie en rose
yığınla sanatçı tarafından yorumlanmış dünyanın en güzel aşk parçalarından biri. ama isterdim ki sadece edith piaf söylesin bir de louis armstrong söylesin, gerisi sussun otursun yerlerinde, gizemini bozmasın.
michael buble'ın enstrümental yorumu da çok hoştur fakat bu versiyonda parçanın slow kimliği kaybolmuş hareketli -ama yine de hüzünlü- bir klasik caz eserine dönüşmüştür la vie en rose.
eski bir paragrafın arasına sıkışıp kalmış bir hayatın içinden,,tütün rengindeki bir akşamın,taş kaldırımlı yalnızlığında en iyi gelecek şey,aşkın adını anmadan aşkı anlatan bir şarkı...hırpalamadan,usulca kaldırıp ruhu,bulutların üzerinde tutacak,azıcık soluklanıp tekrar yağmasını sağlayacak olan aynı zamanda...
bakışlarımı düşüren gözler,
dudaklarında kaybolan o gülüş,
işte su katılmamış portresi
ait olduğum adamın.
kollarına aldığında beni,
sessizce bir şeyler fısıldadığında,
ah ne denli pembe görüyorum hayatı.
aşk sözcükleri söylüyor bana,
her zamankinden,
ve bir şeyler oluyor sonra bana.
giriverdi işte kalbime
mutluluğumun ortağı
sebebini bildiğim.
benimsin sen dedi.
bense onun,
yaşam boyu,
söyledi bunu bana, hatta yeminler etti hayatı üstüne.
ve onu gördüğüm ilk andan bu yana
hissediyorum
deli gibi çarpan bu yüreği
hiç bitmeyen aşk gecelerini
yerini bulan yüce bir mutluluk
sorunlar, yaslar, evreler.
mutlu yine de, ölümüne mutlu.
kollarına aldığında beni,
sessizce bir şeyler fısıldadığında,
ah ne denli pembe görüyorum hayatı.
aşk sözcükleri söylüyor bana,
her zamankinden,
ve bir şeyler oluyor sonra bana.
giriverdi işte kalbime
mutluluğumun ortağı
sebebini bildiğim.
benimsin sen dedi.
bense onun,
yaşam boyu,
söyledi bunu bana, hayatı üstüne yeminler etti.
ve onu gördüğüm ilk andan bu yana
hissediyorum
deli gibi çarpan bu yüreği.
2006 yılında olivier dahan tarafından çekilecek, marion cotillard tarafından canlandıracak edith piaf'ı anlatacak olan müstakbel film.
her şeyden vazgeçilmiş küskün bir akşamın en dingin en saçma vaktinde yolda yürürken karşınıza çıkar ve yüzünüze acı, salak bi gülümseme getirir. tamam oldu bitti, her şey geçti, şimdi gidicem ve lise arkadaşlarımla içicem derken bütün yolunuzu değiştirir bu şarkı. gecenin sonunda kendinizi hiç hesapta olmayan büyük bir romantik buhran içinde bulursunuz..ve..evet..içinizdeki romeo geçer dümene..yollar değişir..yönler değişir..gecenin tüm halet-i ruhiyesi değişir..sonu iyi olur mu bilemeyiz. sonrasını kadere bırakmak en iyisidir. ama o gecenin sonunu değiştirmek için kadere bu son cilveyi, bu son öpücüğü herkes kondurmalıdır. sonu mutlu veya mutsuz. başroldeki elinden geleni yapmış olsun da..
jeux d enfants filminde sıkça duyabileceğiniz,insana sanki çok önceden tattığı bir hissi hatırtalatan,iç bitirici şarkı.
kesinlikle izlenmesi gereken gayet etkileyici ve müthiş bir film. marion cotillard'ın oyunculuğu da hayran bırakıyor..
şarkı söylemeye aşık olan biri bu filmi, edith piaf'ı en iyi anlayacak olan kişidir. ayrıca bir şarkıcının hayatı söz konusu olunca filmin müzikleri de şahane oluyor haliyle.
en güzel şarkıdır heralde. jeux d enfants filminde dinlemeye doyamazsınız bir çok versiyonunu. moda göre edith piaf yada patricia kaas tercihimizdir. fakat tecrübeyle sabittir ki candan erçetin versiyonundan şiddetle kaçınılmalıdır.
fakat rose colored life şeklinde ingilizceye çevrilmemelidir örneğin louis armstrong un seslendirdiği ingilizce versiyonu la vie en rose kısmını orjinal söylediğinden süperdir.
hayatımda izlediğim en güzel aşk filminde*, kısa periyodlarla, değişik versiyonlarının çalındığı şarkı.
hayatımın şarkısı
bir de love actually vardı..
jeux d enfants ta julien in annesinin cenazesinde sophie nin çiçekleri tabutun üstüne atarken mırıldandığı muhteşem şarkı....
ilk önce adı la mome olarak konan sonra değiştirilen, edith piaf'ın hayatını konu alan muhteşem film.
edith piaf'ın hayatı zaten yeterince ilgi çekici ve etkileyici ama cast seçimi ve kurgudaki flashback kullanımı o kadar başarılı ki, bir saniye bile sıkılmadan merakla izlenir kılmış bu biyografik filmi.
Kaynak: İtüSözlük
des yeux qui font baisser les miens
un rire qui se perd sur sa bouche
voilà le portrait sans retouche
de l'homme auquel j'appartiens
{refrain:}
quand il me prend dans ses bras,
il me parle tout bas
je vois la vie en rose,
il me dit des mots d'amour
des mots de tous les jours,
et ça me fait quelque chose
il est entré dans mon coeur,
une part de bonheur
dont je connais la cause,
c'est lui pour moi,
moi pour lui dans la vie
il me l'a dit, l'a juré
pour la vie.
et dès que je l'aperçois
alors je sens en moi
mon coeur qui bat.
des nuits d'amour à plus finir
un grand bonheur qui prend sa place
des ennuis, des chagrins s'effacent
heureux, heureux à en mourir
{au refrain}
des nuits d'amour à en mourir
un grand bonheur qui prend sa place
les ennuis, les chagrins s'effacent
heureux, heureux pour mon plaisir
'cesaretin var mı aşka' adlı filmde louis armstrong'un ingilizce söylediği versiyonu mevcuttu. onun da sözleri şöyle:
hold me close and hold me fast
the magic spell you cast
this is la vie en rose
when you kiss me,
heaven sighs
and though i close my eyes
i see la vie en rose
when you press me to your heart
i'm in a world apart
a world where roses bloom
and when you speak
angels sing from above
every day words
seem to turn into love songs
give your heart and soul to me
and life will always be
la vie en rose
i thought that love was just a word
they sang about in songs
i heard it took your kisses to reveal
that i was wrong, and love is real
hold me close and hold me fast
the magic spell you cast
this is la vie en rose
when you kiss me, heaven sighs
and though i close my eyes
i see la vie en rose
when you press me to your heart
i'm in a world apart
a world where roses bloom
and when you speak
angels sing from above
every day words
seem to turn into love songs
give your heart and soul to me
and life will always be
la vie en rose
yığınla sanatçı tarafından yorumlanmış dünyanın en güzel aşk parçalarından biri. ama isterdim ki sadece edith piaf söylesin bir de louis armstrong söylesin, gerisi sussun otursun yerlerinde, gizemini bozmasın.
michael buble'ın enstrümental yorumu da çok hoştur fakat bu versiyonda parçanın slow kimliği kaybolmuş hareketli -ama yine de hüzünlü- bir klasik caz eserine dönüşmüştür la vie en rose.
eski bir paragrafın arasına sıkışıp kalmış bir hayatın içinden,,tütün rengindeki bir akşamın,taş kaldırımlı yalnızlığında en iyi gelecek şey,aşkın adını anmadan aşkı anlatan bir şarkı...hırpalamadan,usulca kaldırıp ruhu,bulutların üzerinde tutacak,azıcık soluklanıp tekrar yağmasını sağlayacak olan aynı zamanda...
bakışlarımı düşüren gözler,
dudaklarında kaybolan o gülüş,
işte su katılmamış portresi
ait olduğum adamın.
kollarına aldığında beni,
sessizce bir şeyler fısıldadığında,
ah ne denli pembe görüyorum hayatı.
aşk sözcükleri söylüyor bana,
her zamankinden,
ve bir şeyler oluyor sonra bana.
giriverdi işte kalbime
mutluluğumun ortağı
sebebini bildiğim.
benimsin sen dedi.
bense onun,
yaşam boyu,
söyledi bunu bana, hatta yeminler etti hayatı üstüne.
ve onu gördüğüm ilk andan bu yana
hissediyorum
deli gibi çarpan bu yüreği
hiç bitmeyen aşk gecelerini
yerini bulan yüce bir mutluluk
sorunlar, yaslar, evreler.
mutlu yine de, ölümüne mutlu.
kollarına aldığında beni,
sessizce bir şeyler fısıldadığında,
ah ne denli pembe görüyorum hayatı.
aşk sözcükleri söylüyor bana,
her zamankinden,
ve bir şeyler oluyor sonra bana.
giriverdi işte kalbime
mutluluğumun ortağı
sebebini bildiğim.
benimsin sen dedi.
bense onun,
yaşam boyu,
söyledi bunu bana, hayatı üstüne yeminler etti.
ve onu gördüğüm ilk andan bu yana
hissediyorum
deli gibi çarpan bu yüreği.
2006 yılında olivier dahan tarafından çekilecek, marion cotillard tarafından canlandıracak edith piaf'ı anlatacak olan müstakbel film.
her şeyden vazgeçilmiş küskün bir akşamın en dingin en saçma vaktinde yolda yürürken karşınıza çıkar ve yüzünüze acı, salak bi gülümseme getirir. tamam oldu bitti, her şey geçti, şimdi gidicem ve lise arkadaşlarımla içicem derken bütün yolunuzu değiştirir bu şarkı. gecenin sonunda kendinizi hiç hesapta olmayan büyük bir romantik buhran içinde bulursunuz..ve..evet..içinizdeki romeo geçer dümene..yollar değişir..yönler değişir..gecenin tüm halet-i ruhiyesi değişir..sonu iyi olur mu bilemeyiz. sonrasını kadere bırakmak en iyisidir. ama o gecenin sonunu değiştirmek için kadere bu son cilveyi, bu son öpücüğü herkes kondurmalıdır. sonu mutlu veya mutsuz. başroldeki elinden geleni yapmış olsun da..
jeux d enfants filminde sıkça duyabileceğiniz,insana sanki çok önceden tattığı bir hissi hatırtalatan,iç bitirici şarkı.
kesinlikle izlenmesi gereken gayet etkileyici ve müthiş bir film. marion cotillard'ın oyunculuğu da hayran bırakıyor..
şarkı söylemeye aşık olan biri bu filmi, edith piaf'ı en iyi anlayacak olan kişidir. ayrıca bir şarkıcının hayatı söz konusu olunca filmin müzikleri de şahane oluyor haliyle.
en güzel şarkıdır heralde. jeux d enfants filminde dinlemeye doyamazsınız bir çok versiyonunu. moda göre edith piaf yada patricia kaas tercihimizdir. fakat tecrübeyle sabittir ki candan erçetin versiyonundan şiddetle kaçınılmalıdır.
fakat rose colored life şeklinde ingilizceye çevrilmemelidir örneğin louis armstrong un seslendirdiği ingilizce versiyonu la vie en rose kısmını orjinal söylediğinden süperdir.
hayatımda izlediğim en güzel aşk filminde*, kısa periyodlarla, değişik versiyonlarının çalındığı şarkı.
hayatımın şarkısı
bir de love actually vardı..
jeux d enfants ta julien in annesinin cenazesinde sophie nin çiçekleri tabutun üstüne atarken mırıldandığı muhteşem şarkı....
ilk önce adı la mome olarak konan sonra değiştirilen, edith piaf'ın hayatını konu alan muhteşem film.
edith piaf'ın hayatı zaten yeterince ilgi çekici ve etkileyici ama cast seçimi ve kurgudaki flashback kullanımı o kadar başarılı ki, bir saniye bile sıkılmadan merakla izlenir kılmış bu biyografik filmi.
Kaynak: İtüSözlük
