- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Aslında bu,
kuşların yaptıkları konuşma değil, sesleri ezberlemeleri ve taklit etmeleridir.
Her insan ağzı ile konuşur ama konuşabilmeyi sağlayan asıl organ beyindir.
Beyinde oluşan düşünceler daha sonra dilimize ve dudaklarımıza aktarılır.
Hayvanlar bu nedenle konuşamaz. Papağan ve benzeri kuşların yaptıkları da
konuşma değil, mükemmel bir ses tınısı ezberi ve tekrarıdır. Kuşların
ses organlarının memeli hayvanlardan çok farklı olarak gırtlakta değil de göğüs
kafeslerinin dibinde, karın boşluğunun derinliklerinde yer alması kuşların bu
ses taklit özelliklerini daha anlaşılmaz bir hale getirmektedir. Ses
organlarının bu yeri dolayısıyla tavuk, ördek gibi bazı kuşgiller kafaları
kesildikten sonra da ötmeye devam ederler.Bu ses taklit yeteneği bazı
kuşların doğasında vardır. Tabiatla içice yaşarken diğer kuşların seslerini
taklit edebilmeleri sayesinde onlarla daha iyi iletişim kurabilmişler ve çevreye
daha iyi uyum sağlayabilmişlerdir. Konuşma denilince ilk akla gelen kuş
olan papağanlar Avrupa'ya ilk olarak Büyük İskender tarafından Hindistan'dan
getirilmişlerdir. Papağanlar arasında en iyi konuşan tür olan Afrika
papağanlarının gelişi ise daha sonradır. Muhabbet kuşları 19. yüzyılın
ortalarında Avustralya'dan Avrupa'ya getirilmişlerdir. Papağanlar insan
isimleri, selam, emir ve soru sözcüklerini öğrenmekten hoşlanırlar. Bir papağan
500-600 kelime öğrenebilir. Zamanla bazı kelimeleri unutur ve yerine yeni
kelimeler öğrenir. Papağanların insan seslerini ve hayvanların
bağırışlarını son derece benzeterek taklit etme ve parmaklarını kullanabilme
yeteneklerine rağmen çok gelişmiş bir tür oldukları söylenemez. Uzmanlara göre
papağanlar, ruhsal bakımdan kargagillerden daha az gelişmişlerdir.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
kuşların yaptıkları konuşma değil, sesleri ezberlemeleri ve taklit etmeleridir.
Her insan ağzı ile konuşur ama konuşabilmeyi sağlayan asıl organ beyindir.
Beyinde oluşan düşünceler daha sonra dilimize ve dudaklarımıza aktarılır.
Hayvanlar bu nedenle konuşamaz. Papağan ve benzeri kuşların yaptıkları da
konuşma değil, mükemmel bir ses tınısı ezberi ve tekrarıdır. Kuşların
ses organlarının memeli hayvanlardan çok farklı olarak gırtlakta değil de göğüs
kafeslerinin dibinde, karın boşluğunun derinliklerinde yer alması kuşların bu
ses taklit özelliklerini daha anlaşılmaz bir hale getirmektedir. Ses
organlarının bu yeri dolayısıyla tavuk, ördek gibi bazı kuşgiller kafaları
kesildikten sonra da ötmeye devam ederler.Bu ses taklit yeteneği bazı
kuşların doğasında vardır. Tabiatla içice yaşarken diğer kuşların seslerini
taklit edebilmeleri sayesinde onlarla daha iyi iletişim kurabilmişler ve çevreye
daha iyi uyum sağlayabilmişlerdir. Konuşma denilince ilk akla gelen kuş
olan papağanlar Avrupa'ya ilk olarak Büyük İskender tarafından Hindistan'dan
getirilmişlerdir. Papağanlar arasında en iyi konuşan tür olan Afrika
papağanlarının gelişi ise daha sonradır. Muhabbet kuşları 19. yüzyılın
ortalarında Avustralya'dan Avrupa'ya getirilmişlerdir. Papağanlar insan
isimleri, selam, emir ve soru sözcüklerini öğrenmekten hoşlanırlar. Bir papağan
500-600 kelime öğrenebilir. Zamanla bazı kelimeleri unutur ve yerine yeni
kelimeler öğrenir. Papağanların insan seslerini ve hayvanların
bağırışlarını son derece benzeterek taklit etme ve parmaklarını kullanabilme
yeteneklerine rağmen çok gelişmiş bir tür oldukları söylenemez. Uzmanlara göre
papağanlar, ruhsal bakımdan kargagillerden daha az gelişmişlerdir.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
