- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Kriz firmanızla ve
sizinle, ilgili değilse (bu mümkün değil, çünkü yanlış mantık söz konusu) yani
böyle düşünüyorsanız fikrinizi acilen değiştirmenizde yarar var.
Bilindiği üzere firmalar her zaman kriz ile karşıya kalabilirler ve genelde
(ayakta kalanlar) problemleri şöyle veya böyle çözenlerdir. Geçici çözümler
üretmeleri durumunda ise problemleri çözmeyip erteledikleri (öteledikleri) için
kriz döneminin geçtiğini düşündükleri anda dahi geçmiştekinden daha büyük
problemlerle karşı karşıya kalabilirler. Krizlerin yaşandığı zamanlarda,
özellikle basının da ilgisini çekmiş ise üstünün örtülmeye çalışılması yapılacak
en büyük hatadır. Her ne kadar bizde sivil toplum kuruluşlarının tepkileri
batıda olduğu gibi baskı unsuru oluşturacak düzeyde değilse de (olmasını
isteriz) dikkat edilecek nokta; krizin neden olabileceği yasal, finansal
zararların haricinde devletin yaptırım gücü karşısında zor durumda
kalınabileceğidir. Unutulmaması gereken ise iş etiğinin ve toplumsal
sorumluluğun firmalar açısından yasal yükümlülükler kadar önemli olduğudur.
Firmalarca yaşanan problemler yapılan işi (kendilerinkini) etkilediği zaman
kriz olarak adlandırılır, nedense pek çok firma krizin başkalarının krizi
olduğunu düşündükleri için pek harekete geçmez. Oysaki firmaların hazırlıklı
olmaları krizin risk ve fırsatı içermesi nedeniyle sektörlerinde hatta ilgili
diğer sektörde krizin etkisinin hissedilmeye dahi başlandığı anda
krizden en az etkilenme ve firmaları için fırsat anlamına gelecektir. Krizin en önemli özelliliği muhtemelen sürpriz elementidir. Firmalar bu bizim
için sürpriz oldu, beklemiyorduk, hazırlıksız yakalandık, bizim dışımızda
gelişti (sorumlu başkası) gibi günü kurtarmaya yönelik yaklaşımlarda
bulunabilirler. Bu ise krizden çıkış şöyle dursun, çeşitli yöntemlerden (örn. 4R
ve C.A.P.E.R) yararlanmama, kriz öncesi, sırasında ve sonrasında oluşan
sinyalleri değerlendirmeme, risk unsurlarını takip etmeme, başkalarının
deneyimlerinden ders almama ve kesin çözümler üretmeme anlamına gelmektedir.
Krizler herhangi bir zamanda oluşabilir, doğal felaketler, insan hatası,
endüstriyel kazalar vb olumsuzlukların yanında yeni bir icat, teknoloji, yeni iş
yapış yöntemleri, pazarın trendleri gibi olumlu düşünülecek birçok neden de
krize sebep olabilir. Krizlerin sebebi bazen da sadece yönetimler özellikle üst
düzey yönetimdir. Bu aşamada üst düzey yönetici olarak itiraz ettiğinizi ve
astlarınızı suçladığınızı duyar gibiyim. Hataları astlarınız yapıyor olabilir,
ama yapmamaları size bağlı olup, yapılan hatalarda sorumluluğunuzun olduğu da
gerçektir. Pozisyonunuza özel yetkilerinizin yanında sorumluluklarınızı da
hatırlarsanız, eğitim ve yönetim dahil olmak üzere şirket kaynaklarını nasıl
kullandığınıza bakarsanız, bu tespite hak vereceksiniz.
Krizin evreleri:
Kriz öncesi devre
Uyarı sinyalleri
Müdahale (Çözüm/Çözümsüzlük)
Akut vaka, Kronikleşme
Kriz sonrası etkiler
Kriz evrelerinin uzunluğu yönetimin krizi nasıl yönettiği ile ilgilidir.
Krizi her ne yaparsa yapsın çözmek yönetimin sorumluğudur. Krizi özellikle
duyulmadan, firmanın itibarının zedelenmesine neden olmayacak şekilde zamanında
ve doğru şekilde kökten çözmek ise yönetimin zekasını ve işini hakkıyla
yaptığını gösterir.
Krizler sadece bireysel çabalarla değil, takım çalışması ile güç birliği ile
çözülmelidir. Amerika'da felaket, yıkım düzeyinde kriz söz konusu olduğu zaman
yönetimi devralmaktan sorumlu olan bu tür takımlara, kuruma özel SWAT
denilmektedir. SWAT ekiplerini daha çok Amerikan polisiye filmlerinde
görmekteyiz. Bu ekipler 24 saat çalışmakta ve problemi çözene kadar görevleri
devam etmektedir. Sizin firmanızda böyle bir ekibiniz var mı ? İşlevsel olmayan
ekiplerden ve sadece isimleri duvarları süsleyen yangın veya sivil savunma
ekiplerinden değil AKUT gibi ekiplerden söz ediyoruz.
Bir firma teknolojisini yenilemiyorsa, çalışanlarını eğitmiyorsa,
kaynaklarını olması gerektiği gibi kullanmıyorsa, trendlerden uzaksa, yönetim
tekniklerinden yararlanmıyorsa, ve özellikle yönetim krizleri sahiplenmiyorsa,
elini taşın altına koymuyorsa krizlerden etkilenmesi kaçınılmazdır. Örnek
verecek olursak, başkalarını bir tarafa bırakın sizin firmanız krizde olduğu,
çıkamadığı, fırsatlardan yararlanamadığı için siz hatalısınız. Sorumluluğu
üstünüze almamanın anlamı yok, kriz firmanızla ve sizinle ilgili olduğu için bu
yazıyı okuduğunuzu hatırlatırım. Şimdi yapmanız gereken krizden çıkış için
olumlu tutum ve davranış sergilemek, başarmaya odaklanmak, etkin ve verimli
çalışmak, başaracağınıza inanmak "Başarımızın büyüklüğünü, inancımızın büyüklüğü
belirler"(Seneca) ve özellikle şimdiye kadar yapmadıklarınızı denemek, merak
etmeyin başaracaksınız. Çünkü "Daha fazla denemekten vazgeçmenin dışında
başarısızlık yoktur." (Elbert Hubbard).
sizinle, ilgili değilse (bu mümkün değil, çünkü yanlış mantık söz konusu) yani
böyle düşünüyorsanız fikrinizi acilen değiştirmenizde yarar var.
Bilindiği üzere firmalar her zaman kriz ile karşıya kalabilirler ve genelde
(ayakta kalanlar) problemleri şöyle veya böyle çözenlerdir. Geçici çözümler
üretmeleri durumunda ise problemleri çözmeyip erteledikleri (öteledikleri) için
kriz döneminin geçtiğini düşündükleri anda dahi geçmiştekinden daha büyük
problemlerle karşı karşıya kalabilirler. Krizlerin yaşandığı zamanlarda,
özellikle basının da ilgisini çekmiş ise üstünün örtülmeye çalışılması yapılacak
en büyük hatadır. Her ne kadar bizde sivil toplum kuruluşlarının tepkileri
batıda olduğu gibi baskı unsuru oluşturacak düzeyde değilse de (olmasını
isteriz) dikkat edilecek nokta; krizin neden olabileceği yasal, finansal
zararların haricinde devletin yaptırım gücü karşısında zor durumda
kalınabileceğidir. Unutulmaması gereken ise iş etiğinin ve toplumsal
sorumluluğun firmalar açısından yasal yükümlülükler kadar önemli olduğudur.
Firmalarca yaşanan problemler yapılan işi (kendilerinkini) etkilediği zaman
kriz olarak adlandırılır, nedense pek çok firma krizin başkalarının krizi
olduğunu düşündükleri için pek harekete geçmez. Oysaki firmaların hazırlıklı
olmaları krizin risk ve fırsatı içermesi nedeniyle sektörlerinde hatta ilgili
diğer sektörde krizin etkisinin hissedilmeye dahi başlandığı anda
krizden en az etkilenme ve firmaları için fırsat anlamına gelecektir. Krizin en önemli özelliliği muhtemelen sürpriz elementidir. Firmalar bu bizim
için sürpriz oldu, beklemiyorduk, hazırlıksız yakalandık, bizim dışımızda
gelişti (sorumlu başkası) gibi günü kurtarmaya yönelik yaklaşımlarda
bulunabilirler. Bu ise krizden çıkış şöyle dursun, çeşitli yöntemlerden (örn. 4R
ve C.A.P.E.R) yararlanmama, kriz öncesi, sırasında ve sonrasında oluşan
sinyalleri değerlendirmeme, risk unsurlarını takip etmeme, başkalarının
deneyimlerinden ders almama ve kesin çözümler üretmeme anlamına gelmektedir.
Krizler herhangi bir zamanda oluşabilir, doğal felaketler, insan hatası,
endüstriyel kazalar vb olumsuzlukların yanında yeni bir icat, teknoloji, yeni iş
yapış yöntemleri, pazarın trendleri gibi olumlu düşünülecek birçok neden de
krize sebep olabilir. Krizlerin sebebi bazen da sadece yönetimler özellikle üst
düzey yönetimdir. Bu aşamada üst düzey yönetici olarak itiraz ettiğinizi ve
astlarınızı suçladığınızı duyar gibiyim. Hataları astlarınız yapıyor olabilir,
ama yapmamaları size bağlı olup, yapılan hatalarda sorumluluğunuzun olduğu da
gerçektir. Pozisyonunuza özel yetkilerinizin yanında sorumluluklarınızı da
hatırlarsanız, eğitim ve yönetim dahil olmak üzere şirket kaynaklarını nasıl
kullandığınıza bakarsanız, bu tespite hak vereceksiniz.
Krizin evreleri:
Kriz öncesi devre
Uyarı sinyalleri
Müdahale (Çözüm/Çözümsüzlük)
Akut vaka, Kronikleşme
Kriz sonrası etkiler
Kriz evrelerinin uzunluğu yönetimin krizi nasıl yönettiği ile ilgilidir.
Krizi her ne yaparsa yapsın çözmek yönetimin sorumluğudur. Krizi özellikle
duyulmadan, firmanın itibarının zedelenmesine neden olmayacak şekilde zamanında
ve doğru şekilde kökten çözmek ise yönetimin zekasını ve işini hakkıyla
yaptığını gösterir.
Krizler sadece bireysel çabalarla değil, takım çalışması ile güç birliği ile
çözülmelidir. Amerika'da felaket, yıkım düzeyinde kriz söz konusu olduğu zaman
yönetimi devralmaktan sorumlu olan bu tür takımlara, kuruma özel SWAT
denilmektedir. SWAT ekiplerini daha çok Amerikan polisiye filmlerinde
görmekteyiz. Bu ekipler 24 saat çalışmakta ve problemi çözene kadar görevleri
devam etmektedir. Sizin firmanızda böyle bir ekibiniz var mı ? İşlevsel olmayan
ekiplerden ve sadece isimleri duvarları süsleyen yangın veya sivil savunma
ekiplerinden değil AKUT gibi ekiplerden söz ediyoruz.
Bir firma teknolojisini yenilemiyorsa, çalışanlarını eğitmiyorsa,
kaynaklarını olması gerektiği gibi kullanmıyorsa, trendlerden uzaksa, yönetim
tekniklerinden yararlanmıyorsa, ve özellikle yönetim krizleri sahiplenmiyorsa,
elini taşın altına koymuyorsa krizlerden etkilenmesi kaçınılmazdır. Örnek
verecek olursak, başkalarını bir tarafa bırakın sizin firmanız krizde olduğu,
çıkamadığı, fırsatlardan yararlanamadığı için siz hatalısınız. Sorumluluğu
üstünüze almamanın anlamı yok, kriz firmanızla ve sizinle ilgili olduğu için bu
yazıyı okuduğunuzu hatırlatırım. Şimdi yapmanız gereken krizden çıkış için
olumlu tutum ve davranış sergilemek, başarmaya odaklanmak, etkin ve verimli
çalışmak, başaracağınıza inanmak "Başarımızın büyüklüğünü, inancımızın büyüklüğü
belirler"(Seneca) ve özellikle şimdiye kadar yapmadıklarınızı denemek, merak
etmeyin başaracaksınız. Çünkü "Daha fazla denemekten vazgeçmenin dışında
başarısızlık yoktur." (Elbert Hubbard).
