KOKOLOJİ TESTLERİ

2. Giysi beğenmeme sebeblerinizi açıklarsınız. "Yakası çok geniş.Kollarının duruşunu sevmedim."

veya


3. Bu sözlere aldırmadan " sağ olun ama bir kaç yere daha bakmak istiyorum" derdim.

Yalandan hoşlanmam, doğrularımı gerekçeleri ile açıklayabilirim. Kimse kabul etmek ya da aynı düşünceyi paylaşmak zorunda da değil.(Hele ben öyle söyledikten sonra ısrarla yakıştığına ikna etmeye çalışanlar yok mu?)

Başkalarının düşüncelerinden çok kendi düşüncelerime göre hayatımda kararlar almayı tercih ediyorum. Bu ara sıra da olsa birilerine danışmayacağım anlamına gelmez.
 
bugün öyle inanılmaz öyle hareketli bir gündü ki..testleri bile ihmal etmişim.. umarım çok gecikmemiştir :))




NEREYE İNİYORSUNUZ?

Pek çok insan hareket halindeki bir uçaktan kendini bırakıp havadan yer yüzüne inebilmek için para öder. "Skydiving" herkese uygun bir spor değildir ama istatistikler - örneğin büyük kent trafiğinde kırmızı ışıkta karşıdan karşıya geçmekle kıyaslandığında- tehlike riskinin çok düşük olduğunu söyler. Buna rağmen neden yapmak istediğimiz konusunda mantıklı bir açıklama bulmakta zorlanırız. Bazısı adrenalin için olduğunu söyler. Ama tecrübeli olanlar, birkaç atlayıştan sonra adrenalin salgısının azaldığını belirtir. Onların tekrar tekrar atlamak istemelerinin nedeni, birkaç dakika için de olsa gerçeğine bire bir minyatür dünyayı yukarıdan izlemenin verdiği hazdır. Evet bu konuda deneyimli olanlar asıl coşkuyu atlamanın değil, yere inerken görülen manzaranın yarattığını söylerler. Yarı yoldasınız, paraşütün gölgesinde ağır ağır aşağıya süzülüyorsunuz. Aşağı bakarken gördüğünüz manzarayı tarif edin..

1. Çiçeklerle kaplı çimenlik bir arazi
2. Sarp kayalıklar
3. Vahşi hayvanlar ağızlarını açmış bekliyor
4. Köpüren bir nehir..
 
NEREYE İNİYORSUNUZ" için ANAHTAR


Kişiyi öldüren düşüş değil, yere iniştir derler. İndiğiniz yerle ilgili tanımlamanız, hayatın size getireceklerine dair beklentilerinizi ve konudaki yaklaşımınızı gösterir. Seçtiğiniz manzara, hayata iyimser mi yoksa karamsar mı baktığınızı anlatıyor.

1. Çiçeklerle Kaplı çimenlik arazi. İflah olmaz bir iyimsersiniz. Hatta 2500mt yukarıdan çiçeklerin kokusunu duyabiliyor, arazideki çimenlerin inişinizi yumuşatmak için özel olarak yetiştirildiğini bile düşünüyorsunuz.

2. Sarp Kayalıklar. Sizce Murphy fazla iyimser biriydi.Herşey yolunda bile olsa sonunda işlerin ters gideceğine inanıyorsunuz. Olayları daha iyi yönüyle görmeye çalışın. Ne de olsa şu anda dünyanın tepesindesiniz ve gidebileceğiniz tek yer aşağısı...

3. Vahşi hayvanlar ağzını açmış bekliyor. Her şey üzerinize geliyor olabilir. Ama aldırmıyorsunuz. Çünkü sizin için olayları izlemek çok eğlenceli. Kaderin oyunlarını teslimiyet halinde izliyor ve zarar görseniz bile gülmek için hiçbir fırsatı kaçırmıyorsunuz.

4. Köpüren bir nehir. Ne iyimsersiniz,ne de karamsar. Olayları olduğu gibi kabul ediyor ve sorunlarla ancak ortaya çıktıkları zaman ilgileniyorsunuz. Kimsenin geleceği tahmin edemeyeceğini, bu nedenle yarınlar için iyi ya da kötü denemeyeceğini biliyorsunuz. Kaldı ki şuanda ilgilenmeniz gereken yeterince sorununuz var. Örneğin, boğulmamak için kıyıya mı ineceksiniz? Yoksa toprağa çakılmamak için nehrin en derin yerini mi seçeceksiniz?
 
köpüren bir nehir gördüm önce ama kıyıyı araştırıyordu gözlerim. ve oralarda biyerlerde mutlaka bi papatya tarlası vardır diye düşünüyordum :))
 
..ve aynalar yalan söylemezde..yok hayır.. istediğim bu değil derim.. gelebilecek her ama sözünün önünü baştan alırım :))
 
geceye sarkar oldu testler :))

modumuza uygun bir test olsun da beklediğimize değsin :))


DEĞİŞİKLİK ZAMANI

Bir odada yapılacak küçük bir değişiklik bile büyük farklar yaratır. Bunu size bir dekeratörün ya da feng-shui uzmanının söylemesine gerek yoktur. Üstelik mobilyaları baştan düzenlemeniz de gerekmez. Kanepenin üzerindeki yastıkları değiştirmek,yeni bir bitki almak, duvarı renklendirmek yeterlidir. Hatta beyaz ışık veren ampüllerin yerine sarı sıcak ışık verenlerden takmak bile odanın atmosferini tümüyle farklı kılar. Bazen elektrik süpürgesiyle yapılan sıkı bir temizlik ve toz almak da işe yarar. Küçük ya da büyük, hertürlü değişiklik evinize farklı bir görünüm katar.

Yemek odasına yeni bir masa örtüsü almaya karar verdiniz, Nasıl bir örtü seçersiniz?

1. Sade, beyaz bir örtü
2. Sıcak-Fuşya, hardal ya da kayısı renkli bir örtü
3. Havalı- sedef,istiridye kabuğu ya da yosun rengi bir örtü
4. Parlak ve çok renkli bir örtü
 
fuşya diyesim tuttu :))

eh bizde herkes free takılır.. kızım da ben de kedimiz de :))



DEĞİŞİKLİK ZAMANI” İÇİN ANAHTAR
Çevremizi düzenlemeyi sezgilerimize bıraktığımızda hepimizin içinde dekoratör bir ruh bulunduğunu görürüz. Yemek odası, ev yaşamının merkezidir. Masa ise aile hayatındaki olayların sergilendiği sahnedir.

Masa örtüsü seçerken odadaki renk uyumunun ötesinde başka şeyleri açığa vurmuş oluyorsunuz.Örtü tercihiniz, evde yaratmak istediğiniz ortamı ya da aile hayatında en çok önem verdiğiniz şeyi anlatır.

1. Sade, beyaz bir örtü
Belki babanız sürekli “müziğin sesini kıs” diye bağırıyor. Belki banyo kullanımında bitmez tükenmez sıra kavgaları yaşanıyor belki de gündelik hayatın zorlukları ile aile sorumlulukları sizi boğmakta. Kişisel alanlar ve özgürlük, evinizin en büyük eksiği. Beyaz masa örtüsünün yararı olabilir ama gerçek özgürlük alanı yaratmanız için büyük bir eve taşınmanızı öneririz.

2. Sıcak-fuşya, hardal ya da kayısı – renkli bir örtü

Evinizde iletişim eksikliği yaşanıyor. Ailece yenen yemeklerin sıklığının azaldığını fark ediyorsunuz.Herkesi bir araya toplamayı başardığınızda da konuşacak konu bulmakta zorlanıyorsunuz. Durum ciddi olsa da düzeltmek mümkün. Sezgisel olarak fark ettiğiniz gibi eğer evde sıcak bir rahat bir ortam yaratırsanız aile sohbetleri yeniden doğal akışına kavuşacaktır.

3. Havalı-sedef, istiridye kabuğu ya da yosun rengi – örtü

İç içe bir ailesiniz. Bu nedenle kimse rahat edemiyor. Herkes sürekli yan yana oturuyor.Hatta birbirinizin ayağına basıyor olabilirsiniz.Aile fertlerinin yakın olması iyidir ama gerilim düzeyini biraz olsun düşürmek gerekir. Eğer örtü işe yaramazsa yemek sırasında mantovani çalmanızı öneririz.

4. Parlak, çok renkli bir örtü
Eviniz uyuşturucu bir etki yaratıyor. Hatta bazen ailece komada olduğunuzu bile düşünüyorsunuz. Aile bireyleri yoğun bir günün ardından eve gelip çöküyor. Mekana yeni renkler eklemek, ihtiyacınız olan canlılığı yaratabilir. Aile ateşini yakmak için bir kişinin kibrit çakması yeterlidir. Belki de bu kişi sizsinizdir.
 
bir kahve molası alalım mı yaşamdan :))


[FONT=&quot][/FONT][FONT=&quot]KAHVEYİ BEKLERKEN

Kahve yetişkinlerin içeceğidir. Üzerindeki dumanı üfleyip ilk yudumu alırken içinizde sıcak ve yumuşak duygular uyandıran hafif acı ama güçlü bir aroma bırakır. Kahvenin tadını çıkarmayı, çocukluğu geride bıraktığınızda öğrenirsiniz. Yetişkinler dünyasına girdiğinizin işaretidir. İyi pişirilmiş bir kahve, içindeki kafeine rağmen sinirleri yatıltırır ve zihni dinlendirir. Kafenin sessiz bir köşesi, güzel bir kitap ve fonda çalan caz müziği, okulun ve işin gerginiğinden ya da hayatın kendisinden uzaklaşmak için ideal ortam sayılır.

Bir fincan kahve içimi süresince bile olsa, hiçbir şey yapmamanın tadını çıkartın. Yeterince çalıştınız. Şimdi kendinize zaman ayırın ve yetişkin ayrılacağının hazzına kendinizi teslim edin. [/FONT]

[FONT=&quot]Ne tür bir kahve olsun? Fransız kahvesi mi? Kolombiya Kahvesi? Yoksa Brezilya mı? Hadi kendinizi şımartın.Bunu hak ettiniz.

1.Sık olan bir şey değildir ama bugün önemli bir işiniz yok. Kendinize zaman ayırıp bir kafede oturmaya karar verdiniz.Seçtiğiniz kafenin ortamını tarif edin.

2. Kahveyi ısmarladınız. Siparişinizin gelmesini beklerken ne yaparsınız?

3.Garson kahvenizi getirdi. Tadı ve sıcaklığı nasıl?

[/FONT]
 
[FONT=&quot]"KAHVEYİ BEKLERKEN" için ANAHTAR

Kahvenin kendisi ve kafeler, yetişkinler dünyası ve sosyal ilişkilerle bağlantılıdır. Bu seneryoda verdiğiniz cevaplar, yetişkinler dünyasındaki ilişkilerinizde stresi nasıl algıladığınızı ve nasıl başa çıktığınızı anlatır.

1. Tarif ettiğiniz ortam, işyerinde (ya da okulda) aradığınız koşulları belirtiyor.
Bazısı, hareketli bir ortamda, kendi gibi düşünen kişilerle yakın temasta olmayı sever. Diğerleri sessizliği ve yanlızlığı tercih eder. Bir de kahve servisi en büyük fincanda yapılıyorsa ortamın ne olduğuna hiç aldırmayanlar vardır.

2. Beklerken yaptığınız şey, hayatınızdaki temel sorunu ve stres kaynağını gösterir.
Oturup diğer müşterileri mi izlediniz? Başkalarının ne yaptığı, ne dediği ve ne düşündüğü sizin için gerginlik kaynağı. Kendiniz gibi olun. Herkes öyle yapıyor.

Bir dergi alıp okumaya mı başladınız ? Ya da menüyü mü incelediniz? Başınızı kitaplardan kaldırıp daha çok faaliyette bulunmaya ihtiyacınız olabilir.

Hiçbir şey yapmadan oturup beklediniz mi? Hayatınızda heyacan eksik ve zamanınızı dolduracak bir şey arıyorsunuz.

3.Tadı Nasıldı?
Kahvenin aroması ve sıcaklığı, gereksiz yere kendi kendimize yarattığımız stres düzeyini açıklıyor. Kahve ne kadar lezzetliyse, hayatınızda o kadar az stres yaratıyorsunuz demektir. Eğer kahvenin ılık, tatsız, acı ya da çok sıcak olduğunu söylediyseniz durup dururken sorun yarattığınız anlamına gelir.Hayal kurduğunuzda dilediğiniz her şeyi yaşayabilirsiniz. Neden bir fincan kahveyi kendinize çok görüyorsunuz ki?

[/FONT]
 
YUMURTADAN ÇIKMADAN;

Çoğumuz için yumurta,tavuk yumurtası anlamına gelir ve bunun bir tek anlamı vardır; Yemek yemek.Menemen,haşlama ya da yağda; kek hamuruna karışmış ya da çiğ..Çeşitler sonsuzdur.Hemen hemen görmemize rağmen yumurtada gizemli bir yan vardır. Bunun nedeni belki de hiç ek yeri yada açıklığı olmadan içinde bu kadar çok şeyi barındırıyor olmasıdır. Ya da belki beyaz kabuğunun altında saklanan altın vaadidir.Her açıdan; yumurtada gözün gördüğünden fazlası vardır..

Önümüzdeki masada bir yumurta durduğunu hayal edin.. Bu yumurta herhangi bir renk,biçim, büyüklük ya da cins olabilir.Kırıp açıyorsunuz.Bu ne tür bir yumurtadır?

1. Yılan yumurtası,
2. Kaplumbağa yumurtası,
3. Dinazor yumurtası,
4. Tavuk yumurtasi
 
dinazor yumurtası diyesim geldi..


YUMURTADAN ÇIKMADAN için CEVAP ANAHTARI;

Harika bir protein kaynağı olmaktan öte yumurta, aynı zamanda gelecek nesillerin ve kendi çocuklarınızın sembolüdür. Seçtiğiniz yumurta türü çocuklarınız için beslediğiniz umutları ve dilekleri anlatır.

1. Yılan Yumurtası :
Yılan bilgeliğin ve gizli servetin sembolüdür ve bunlar sizin çocuklarınızın sahip olmasını en fazla istediğiniz şeylerdir. Dengeli bir bakış açısı edinin ve çocuklarınızın sizden en çok istediği şeyin sevgi olduğunu unutmayın..

2. Kaplumbağa Yumurtası:
Kaplumbağa sağlığın ve uzun hayatın evrensel sembolüdür. Çocuklarınız için en fazla istediğiniz şeyler sağlık ve fiziksel iyiliktir.

3. Dinozor Yumurtası :
Çocuklarınız için en fazla arzu ettiğiniz şey onların benzersiz bireyler olarak büyümeleridir. Onların okulda, işte ve genel olarak toplumda bir kalıptan çıkmış hale getirilmelerini istemiyorsunuz. Nasılsa yanlışlar yapacaklar ama siz onların orjinal yanlışlar olmasını diliyorsunuz. Bu isteğiniz takdir edilecek bir istek ama unutmayın ki bir çocuğun bağımsızlığı için atacağı ilk adımlar anne ve babalarına karşı çıkmak için atacaklarıdır.

4. Tavuk Yumurtası :

Çocuklarınızla ilgili çılgınca düşleriniz ya da hırslarınız yok. Eğer mutlularsa daha önemli ne olabilir ki ? Normal bir hayatın güvenliliği ve basit zevkleri yeterlidir. Tek bir tavsiye : Büyük düşler kurmanın zararı yoktur.
 
eh bugün pazar dı.. evde temizlik çamaşır falan :))

çamaşır demişken...


ÇAMAŞIR ASMAK

Şimdi biraz eski moda gözükebilir ama çamaşırları kurumaları için çamaşır ipiyle dışarıya astığımız zamanlar o kadar da eski değil. Artık kurutma makinaları var ama eskiden (şimdi bile) çamaşır yıkarken havayı gözlemek, yoksa günü nemli pantolonlarla geçirmek zorundaydık.

Herşeyin elde yıkandığı ve çamaşırların dışarı asıldığı devre geri dönüyoruz. Kirli sepetiniz dolu ve bugün çamaşır yıkamanız lazım. Ama gökyüzüne baktığınızda yağmur bulutlarının toplanmaya başladığını gördünüz. Aklınızdan ne geçiyor?

1."Eyvah! Bu şaka olmalı! Yani şimdi yarına kadar bekleyecek miyim? Ne giyeciğim peki?"

2."Biraz daha bekleyip havaya bakalım, belki düzelir."

3. "E güzel, demek ki bugün çamaşır yıkamayacağım."

4. "Yağmur yağsa da yağmasa da bu çamaşırları yıkayacağım!"
 
tabi ki her koşulda o çamaşırlar yıkanacak. gerekirse sabaha dek uyumaz ütüyle kuruturum.. obsesifim ben :)()



ÇAMAŞIR ASMAK İÇİN ANAHTA;

Yağmurlu çamaşır gününe verdiğiniz cevap hayatınızdaki stres seviyenizi gösterir.

1."Eyvah bu şaka olmalı, Yani şimdi yarına kadar bekleyecek miyim? Ne giyeceğim peki?"
Stres seviyesi 80. Hayatınızda yanlış gidebilecek tüm küçük detayların sizi etkilemesine izin veriyorsunuz ve şimdi stres seviyeniz öyle bir noktaya ulaşmış ki en küçük şey bile gününüzü zehir etmeye yetiyor. Biraz durup gevşemenin zamanıdır, yoksa sağlığınız etkilenecek.

2. "Biraz daha bekleyip havaya bakalım belki düzelir."
Stres seviyesi 50. Hayatınızdaki stres sizi fazla etkilemiyor ve işler planlandığı gibi gitmediğinde olaya iyi bir açıdan bakabiliyorsunuz. Sorunlar ortaya çıktığında onları çözmeye devam edin, durumunuz oldukça iyi. Unutmayın her stres kötü değildir. Hayatınızdaki stresin sizi motive etmesini sağlayın.

3. "E güzel demek ki bugün çamaşır yıkamayacağım."
Stres seviyesi, neredeyse sıfır. Küçük sorunların sizi etkilemesine izin vermiyorsunuz. Bu hayatı kolaya alan felsefenizin haklı olduğu bir şey var: Hayıflanarak yağmurun yağmasını engelleyemezsiniz.

4. " Yağmur yağsa da yağmasa da bu çamaşırları yıkayacağım."

Stres seviyesi neredeyse : 100. Hayatınızda o kadar çok stres varki gerçeği inkar ediyor ve olanaksızı elde etmeye çabalıyorsunuz. Ve başaramadığınızda daha büyük sorunlarla ve daha çok stresle karşı karşıya kalıyorsunuz. Biraz rahatlamak için zaman ayırsanız ve düşünseniz o zaman boşa harcadığınız çabayı göreceksiniz. Azıcık yavaşlayın ve işleri biraz kolay yanından alın. Aynı çorabı bir gün daha giymek sizi öldürmez.





ama beni öldürür :((
 
[FONT=&quot]en büyük gizem[/FONT][FONT=&quot]


Ruhunuzun ölümden sonra yaşadığını hayal edin. Size göre bedeninizden ayrıldıktan sonra nasıl bir biçim alır?

1. Ruh, bedenin yaşarkenki boyuna ve biçimine sahiptir.
2. Ruh insan şeklini korur ama boyu daha büyüktür.
3. Ruh insan biçiminde ama ufaktır, küçük bir peri gibi.
4. Ruh ateşten bir bulut gibidir, kalıcı bir biçimi yoktur.

[/FONT]
 
bedenizden ayrı düşleyemedim ruhumu..

[FONT=&quot]ıÜü[/FONT][FONT=&quot]1. Ruh, bedenin yaşarkenki boyuna ve biçimine sahiptir
Siz hayattaki en değerli şeylerden birine sahipsiniz: Kendine güven. Kendinizi kabul ediyorsunuz, hatalarınız ve herşeyinizle ve kendinizi olduğunuz gibi seviyorsunuz.
Hayatınız boyunca bu tavrı devam ettirin ve kendiniz hakkında daha sevilecek neler varsa keşfetmeye devam edin

2. Ruh insan şeklini korur ama boyu daha büyüktür
Bugünkü halinizden hoşnut değilsiniz. Başaracak ve deneyim kazanacak daha fazla şeyiniz olduğunu düşünüyorsunuz, bu da gerçek beni olduğundan çok daha büyük görmenize neden oluyor.
Bu tatminsizlik eğer kontrol etmeyi öğrenebilirseniz size ilham kaynağı olabilir. Yoksa sizi eksiklik olarak huzursuz etmeye devam edecektir.

3. Ruh insan biçiminde ama ufaktır, küçük bir peri gibi
Tüm iyi özelliklerinize karşın hala içinizdeki sizi özel yapan şeyleri bulamamışsınız. Bu memnuniyetsizlikten ziyade kendinizden şüphelenmekten kaynaklanıyor.
"Bende yanlış olan nedir?" diye kaygılanıyorsunuz ama cevabı bir türlü bulamıyorsunuz. Sizde yanlış olan insan olmanız, tıpkı bütün diğerleri gibi ve bunun anlamı mükemmel olmamaktır.
Bunu kabullenin, insan olmanın iyi yanları da olduğunu göreceksiniz.

4. Ruh ateşten bir bulut gibidir, kalıcı bir biçimi yoktur
Eksikliklerinizden üzüntü ya da güçlü olduğunuz yanlarınızdan gurur duymuyorsunuz ve kendinizi başkalarıyla kıyaslamak gibi bir şeyle uğraşamazsınız.
Aslında siz "ben" ile ilgili konularla fazla meşgul değilsiniz. Bunun nedeni inanılmaz derecede sığ veya inanılmaz derecede derin biri olmanızdandır. Ama bu bile sizin için önem taşımıyor [/FONT]
 
İniş testi :)

İflah olmaz bir iyimserim evet hep çimenliğe düşerim. Rüyalarımda bile çimenlere düşerim yükseklerden atlarken. :))

Değişim zamanı

Masum bir masa örtüsünden neler neler çıktı yine :))

Beyaz olsun istedim. Özgürlük benim vazgeçilmezim.

Kahve içmeye gidiyorum:

1.Ortamım gayet ferah ve rahat bir yerdi. Temiz ince detaylar, tablolar, masada çiçekler, etrafta mutlu insanlar, güzel müzikler vs.

2.Etrafı inceler ve dergi okurdum. Çok çalışıyorum evet başımı kitaplardan kaldırmaya ihtiyacım var ama biraz daha böyle devam 40 gün kaldı yakşalık. :)

3. Tadı ve sıcaklığı beklediğim gibi süpriz yok. Yani fark ettim de sorun olsa bile onu kabullenmeyi bilirim pek şikayet etmem. Kahve dediğin acı olur şekersiz içerim ben. Yok yok gayet iyiydi kahve bu kahve molası güzel geldi. Ki bu yapmadığım bir şey değildi. :D

Yumurta testini sevdim ya kaplumbağa olurdu ya da tavuk tam bir karar veremedim.

Bu güzel paylaşımların için teşekkürler sevgili cansuyu.
 
gerçek bir macera


Canavar !
hepimiz bu sözcüğü kullanırız ama hangimiz gerçekte bir tane görmüşüzdür...? yüz kişiye bir canavar çizmelerini söyleyin,yüzüde farklı şeyler çizicektir.. Canavarlar çok çeşitlidir.. Filmlerde gördüklerimiz, rüyalarımızda bizi kovalayan,masallardakiler.. Canavarlar yüz metrelik kertenkeler,insan formunda korkunç tipler olabilirler.. Bu sözcük sizin gözünüzde nasıl canlanıyor ?

Ülkede bir canavar ortalığı kasıp kavuruyor,korku saçıyor ve durdurulamıyor, üstelik sizin tarafa doğru geliyor. Canavar öfkeyle dolu ve onunla konuşmanın ya da imkanı yok.ama neden bu kadar öfkeli ?

1- Karnı aç veyemek bulmak için avlanıyor..

2- Kaybettiği sevgilisini arıyor...

3- Çok çirkin olduğu için mutsuz..

4- Tüm dünyaya öfkeli...
 
:( öfkeli dedim ben..

belki tüm dünyaya.. belki öfkesini açığa çıkartan tek kişi veya duruma belki de öfkesine yenilip öfke kaynağını yenemediği için kendisine..



:( ve zaten septik olduğum da tecrübeyle sabittir



Canavar İçin Anahtar;

Hayalinizdeki canavar gölge diye bilinen ve herkesin kişiliğinin karanlık yanını temsil eden temel öğenin görüntüsüdür.gölge her birimizde vardır ve canavarın öfkesi hayatımızdaki bir stres kaynağına yönelmiştir...

1- Karnı aç ve yemek bulmka için avlanıyor :
öfkeli canavar kendi iştahınızı açtığınız savaşa tepki vermektedir.son zamanlarda bir diyetle mi güreşiyorsunuz ?karnınız boşken kafanızı çalıştırmak zordur..unutmayın her şey ölçülü olmakla başlar ama bu ölçülü olmanın kendisini de kapsar.bazen bir şeyler araştırmak açlığı arttırıp sonunda İstanbulu yemekten çok daha iyidir...

2- Kaybettiği sevgilisini arıyor.

Eğer canavarın umutsuzca sevgilisini aradığını düşündüyseniz belki de romantik cephede zorluklar yaşamakta olan kendinizsiniz..kaygısız bir aşk hayatının aslında aşk hayatı olmadığını kendinize sürekli ahtırlatın...drakula nın bile başarısız olduğu geceler vardı...

3- Çok çirkin olduğu için çok mutsuz :

Canavarın öfkesinin kedni çirkinliğinden kaynakalndığını düşünenler kendi görüntülerinden bir şekilde hoşnut olmayan kişilerdir...eksikler zihnin gözlerinde katlanbilir ve bu olumsuz görüntü dünyanın bizi gördüğü şekli de etkiler..sevilmek için ilk adım aynaya baktığınızda gördüğünüzü sevmeyi öğrenmekten geçer...

4- Tüm dünyaya öfkeli :

Bu cevabı seçenler karamsarlardır..sizin için bardağın yarısı boş,üstelik su sıcak ve tadı da kötü.. Düzeltilebilecek yanlışlar bulmak iyi birşeydir ama sadece şikayet ederek dünyayı değiştiremezsiniz.bu enerjiyi olumlu kullanmak için bir yol bulabilecek miyiz ona bakalım...
 
[FONT=&quot]LABİRENT

Bir kez daha eğlence parkına dönelim ve bilinçaltımızı keşfetmeye devam edelim. Eğlence parkındaki aktivitelerin bazılarını hatırlıyorsunuz, roller coaster'ın başdöndürücü heyecanını ve iyi huylu atlı karıncayı. Korku tüneli hala bekliyor ama onu çiftlerin keşfine bırakalım. Onun yerine labirentte bir yürüyüşe ne dersiniz?

Kocaman labirentte yolunuzu buldunuz ve çıkışta duruyorsunuz. Aşağıdakilerden hangisi duygularınızı yansıtıyor?

1. "Çok kolaydı.Hemen bitirdim. Acayip düşeşti!"
2. "Eh biraz zaman aldı tabii ama şimdi düşününce aslında çok da zor değildi."
3. "Amaan nasıl kayboldum!Bir an yolumu hiç bulamayacakmışım gibi geldi."
4. "İçerde bir grubun peşine takıldım da bana yolu gösterdiler, Yoksa hala ordaydım."

[/FONT]
 
düşeşti dedim ama :(( şaka mı bu..hayatım boyunca anlam aradım ben...simurgu arar gibi...



[FONT=&quot]LABİRENT İÇİN ANAHTAR

Dolambaçlı ve birbirine eklenen labirent koridorları tüm yanlış dönüşler, aynı yerlerden geçişler ve çıkmaz yollarla sizin hayatta kendinize seçtiğiniz yolları temsil eder. Ergenlik, hayatta kaybolma ve karmaşa duygularının en sıklıkla yaşandığı dönemdir. Labirentte yaşadıklarınız yetişkin olma yolunda yaşadıklarınızı hatırlama şeklinizdir.

1. Çok kolaydı.Hemen bitirdim. Acayip düşeşti.
Pek çok kişinin hayatının ergenlik dönemini stres ve karmaşa dolu olarak hatırlamasına karşın sizin için sadece eğlenceli geçmiş. Siz ruhunuzu aramakla meşgul ya da arkadaş baskısıyla perişan olmamışsınız; tüm deneyim büyük ve eğlenceli bir parti olarak geçmiş. Elbette bunun anlamı gerçek sınavın hala önünüzde olduğu anlamına da gelebilir.

2. "Eh biraz zaman aldı tabii ama şimdi düşününce aslında çok da zor değildi."
Okul günleriniz kolay geçmemiş ve büyük olasılıkla hepimizin kaygılandığı, aşk, arkadaşlık ve gelecek düşünceleri ile uykusuz geceler geçirmişsiniz. Ama bu deneyim sizi bugün olduğunuz kişi yapmış ve öğrendikleriniz önünüze çıkabilecek zor zamanları aşmayı öğretmiş.

3." Amaan nasıl kayboldum! Bir an yolumu hiç bulamayacakmışım gibi geldi."
Hemen herkes büyürken bir ya da iki kötü yıl geçirmişken siz hayat hakkında kaygılanmayı en uç noktaya taşımış, sadece kafanızın içindeki sorunlara takılmış, yoğun şüphe ve kaygılarla kendinize eziyet etmişsiniz. Bu karakterinize ciddiyet ve derinlik eklemiş olabilir ama artık rahatlamanın ve hayatın tadını çıkarmanın zamanıdır. Bunu hak ettiniz.

4. "İçeride bir grubun peşine takıldım da bana yolu gösterdiler.Yoksa hala ordaydım."
Bugün hayatınızda en çok gurur duyduğunuz şeyler gençliğinizde edindiğiniz arkadaşlıklar ve ilişkiler. Siz de herkes gibi kaygılar duymuşsunuz ama işler ne zaman zorlaşsa size yardımcı olacak birileri olmuş. Şimdiye kadarki şansınıza şükredin. Şimdi artık yardıma ihtiyacı olanlara el uzatma sırası sizde.[/FONT]
[FONT=&quot] [/FONT]
 
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst