Kendi Kendine Hipnoz Kitabından Alıntılar

Işıldayan Safir

Administrators, Zerynthia
20
HD RANK
Katılım
6 Mart 2009
Mesajlar
5,993
Reaksiyon puanı
76
Puanları
0
Konum
Mutlulukya
Merhaba arkadaşlar,

Elaine Sheehann tarafından yazılan Kendi Kendine Hipnoz isimli kitaptan alıntıları bu başlık altında sizlerle paylaşacağım.

Sevgilerimle. actionsmile
 
GİRİŞ

Tanrılar kendilerine yardım eden insanlara yardım ederler.
Euripides


Bu kitabı yazmaktaki temel motivasyonum diğer alanlarda hayli yüksek eğitimli bir toplumda hipnoz hakkındaki zarar verici mitlerin hala devam ettiği gerçeğinden kaynaklanmıştır. Bu kitap boyunca, köklerini büyüleyici bir tarihten alan mitleri ortadan kaldırmayı umuyorum. Çok çeşitli vücut ve zihin bozukluklarında hipnozu kullanarak sağlanabilecek faydaları da açıklayacağım.

Doğrusunu söylemek gerekirse, kendi içinde bir terapi olmasından öte hipnoz pek az bilinen faydalarıyla neredeyse doğal olarak ortaya çıkan bir fenomendir. Fakat, standart psikoterapi teknikleriyle birlikte kullanıldığında gerçekten de faydalı hale gelir. Bu yüzden de, kendi kendine hipnoz yapabilmeyi öğretmeye ek olarak bu kitabın bir amacı da hipnotik durumdayken kendi üzerinizde terapiyi kullanmanın bazı yollarını göstermektir.

Hipnoterapi, çoğu zaman etkili sonuçlar üreten uygun ve etkili bir terapi olduğuna hükmeden doktorlar, dişçiler ve psikologlar tarafından dünyanın pek çok yerinde kullanılır. Eğer fiziksel ve ruhsal iyiliğinize katkıda bulunmak istiyorsanız kendi kendine hipnoz muhakkak ilginizi çekecektir.

Elaine Sheehann
 
HİPNOZ NEDİR?

"İnsan yeni okyanusları keşfedemez, ta ki kıyıyı gözden kaçırmayı göze alıncaya kadar."

HİPNOZUN DOĞASI

Birinci işlevinin eğlendirmek olduğu düşüncesi de dahil olmak üzere hipnoz hakkında inanılan pek çok şey doğru değildir. Son yıllarda hipnozun kullanımı, hem fiziksel hem de psikolojik pek çok bozukluğun tedavisinde oynadığı rol sebebiyle tıpta kayda değer bir saygı kazanmıştır.

Hipnozun Bir Tanımı

Hipnozun doğasını tam olarak tarif etmek imkânsızdır. Amaçlarımız açısından hipnoz, kişinin, o andaki gerçeğin farkında olmasına rağmen ondan ayrı olduğu hissine sahip yoğun bir fiziksel ve zihinsel rahatlama durumu olarak görülebilir. Tam olarak uyanık olma durumuna kıyasla dikkatin odağı, genellikle daha çok içe dönük ve daha dardır. Meditasyonda olduğu gibi hipnozun da, iç duyarlılık, pasiflik, sükûnet duyguları ve dalgalanan duyumlardan sorumlu olan beynin sağ yansını harekete geçirdiği iddia edilir.

Bilinçli ve Bilinçaltı Zihin

Zihin, malumatı hem bilinçli hem de bilinçaltı bir şekilde işler. Bilinçaltı beyninizin farkında olmadığınız yanıdır. Bütün istemsiz vücut fonksiyonlarını kontrol etmenin yanında deneyimlerinizi hatıralar şeklinde depolayan otonom sinir sisteminin idaresiyle o görevlidir. Zihninizin daha derin olan bu kısmı aynı zamanda heyecanlarınız, fikirleriniz, sezgileriniz, tutumlarınız, kendiniz hakkındaki imajınız ve alışkanlıklarınızdan da sorumludur.

Tamamen canlı olduğunda, bilinçli zihin, çok eleştirel olmaya ve çoğunlukla da problem çözerken fazla analiz etmeye meyillidir. Bu çoğu zaman, kaçınma ve kararsızlık, harekete geçmeyi reddetme ve fazla heyecan gibi üretken olmayan sonuçlara sebep olabilir. Fakat hipnotik durumdayken, bilinçli zihnin müdahalesi daha az muhtemeldir; bu şekilde kişi, normal mantıktan kısmen özgürleşmiş olur. Bu, bilinçaltı zihni, telkin ve imgeleme şeklindeki terapiye daha riayetkar ve anlayışlı hale getirir. Bu şekilde, normal uyanıklık durumunda genellikle bilincin kontrolü dışındaki alanlarda çalışması mümkün hale getirilerek zihin olumlu bir şekilde etkilenir. Hipnotik durumda yaşanan terapiye hipnoterapi denir.

Günlük Trans Hallerini Formel Hipnozla Karşılaştırma

Trans hali garip veya esrarengiz değildir. Hayal kurmaya veya uykuya dalmadan önceki hallere benzeyen tamamen normal bir durumdur. Farkına varmadan hipnoz halini yaşayabilirsiniz; örneğin, tanıdık bir yolda arabanızı sürerken yolculuk hakkında her şeyi hatırlamadan hedefinize varabilirsiniz. Yol boyunca bir yerlerde bilinçli zihniniz, araba sürme işini ve güvenliğinizi bilinçaltınıza bırakarak düşünceleriniz tarafından emilerek kaybolmuştur. Bu, zaman duygusunu kaybettiğiniz ve nerede olduğunuzu unuttuğunuz yoğunlaşmış bir şekilde kitap okuma veya televizyon seyretme hallerinde de yaşayabileceğiniz bir tecrübedir. Günlük translarla formel hipnozlar arasında belirli ayırımlar yapılabilir. Formel hipnozda hipnotik durum ve telkin gücü, belirli sonuçlar veya hedefler zihinde yer almak üzere, dikkatin dış dünyadan ziyade tasavvurlar ve duygular gibi içsel deneyimler üzerine odaklanmasıyla kullanılır. Bunun dışında, translar sübjektif doğaları bakımından bir hayli benzerlik gösterirler. Aşina olduğumuz günlük translarla formel hipnoz arasındaki benzerlikler birçok insanın hipnoza girmediklerine inanmalarına sebep olabilir; çünkü bu kişiler, bu deneyimin benzersiz veya birşekilde dramatik olmasını beklemektedirler. Çevrenin ortadan kaybolmadığı bir duruma düşmediklerinde hayal kırıklığına uğrarlar. Hipnoz hakkındaki bu tür temelsiz inançlar ve beklentiler eğlence olarak kullanılması ve romanlarda, filmlerde doğru olmayan bir şekilde tasvir edilmesi yüzünden ortaya çıkmıştır.
 
HİPNOZLA İLGİLİ ORTAK YANLIŞ ANLAMALARIN TASNİFİ

Bu kitaptan mümkün olabilecek en iyi sonuçları elde edebilmek için başlığın iyi
anlaşılması gerekmektedir. En başta, hipnoz hadisesini gölgeleyen mitleri ve yanlış
anlamaları ortadan kaldırmak hayatî öneme sahiptir.

Hipnoz Uykuya mı Denktir?

Beyin faaliyetlerini ölçen aletler açık bir şekilde uyku ve hipnoz arasındaki
elektroansefalogram (EEG) kalıplarında farklılıklar göstermiştir. Trans halindeyken tamamen uyanık olma ve uyku arasında bir yerlerde olduğunuz düşünülür. Daha derin hipnoza girdikçe uyku haline daha çok yaklaşırsınız. Hafif bir hipnoz durumunda uyanıklık haline daha yakınsınızdır.

Uykuda olmadığınız için çoğunlukla çevrenizin farkında olacak ve deneyim hakkındaki her şeyi hatırlayacaksınızdır. "Normal unutmanın dışındaki bir unutma, yalnızca bu etkiye dair telkinler verilmişse gerçekleşecektir."

Transın Derinliği Önemli midir?

Uygulamalar sırasında ilgilendiğim birçok hasta hipnoz sırasında kendilerini bulundukları çevreye 'yabancı' hissetmedikçe işin etkisini göstermeyeceğini düşünürler. Daha sonra ulaşılan transın derinliğine bakmaksızın hayatlarında olumlu ve hatta kayda değer değişiklikler olmaya başladığında hoş bir şaşkınlık yaşarlar. Öyle görünüyor ki pek çok alanda, hafif trans durumlarında gayet iyi işler yapılabilir. Dolayısıyla çok daha verimli bir şekilde harcanabilecek olan zaman derin hipnoz durumlarına ulaşma takıntısıyla harcanmaktadır. Bu biraz, kuyudaki bir kovayı suyla doldurmaya benziyor. Amacınıza ulaşmak için kovanızı kuyunun en dibine daldırıp daldırmamanız fark etmez. Sonuçta aynı şeye ulaşırsınız: Suyla dolu bir kova.

Uygulamalarım sırasındaki gözlemlerim sonucunda herkesin hipnozu kendine has bir şekilde yaşadığına inanıyorum. Bazı insanlar derin transa diğerlerinden daha hızlı bir şekilde kayabilmektedirler. Herhangi bir yetenekte olduğu gibi; hipnoza girmek de uygulama yapmakla gelişir. Zaman geçtikçe doğal olarak derin durumlara geçtiğinizi fark edeceksiniz. Önemli olan nokta, bunun olmasına çabalamamanızdır; çünkü bu, zihninizi istenen düzeyden daha fazla sürecin içine sokacaktır. Hipnozda kendinizi normal hızınıza bırakmanız gerekir. Hipnozu nasıl yaşadığınızın öncelik verdiğiniz şey olmaması gerektiğini hep aklınızda tutmalısınız. Bunun yerine, derinliğine bakmaksızın, hipnozla kazanacağınız pek çok faydalar üzerinde odaklanmaksınız.

Hipnozcu Kişiyi Kontrol Edebilir mi?

Pek çok uzman her türlü hipnozun aslında kendi kendine hipnoz olduğu konusunda hemfikirdirler. Bu yüzden, bir hipnozcu size transa girişte başarılı bir şekilde rehberlik etse bile hipnotik durumun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği yalnızca sizin izninizle olur. Sizin işbirliğiniz ve yardımınız olmadan hiçbir şey gerçekleşemez. Hipnoza girmiş olsanız dahi kontrolünüzü asla kaybetmezsiniz. Yapmak istemediğiniz hiçbir şeyi yapmazsınız. Yalnızca sizin temel ilgilerinize denk düşen telkinlere uyarsınız. Hipnoz durumundayken günlük doğru ve yanlış anlayışlarınız da sizinle birlikte olacaktır.

Fakat, hipnozda olmasak bile, gerçekte faydamıza olmayan şeyler yapmamız konusunda ikna gücü yüksek kişiler tarafından kandırılabilir, tuzağa düşürülebiliriz. Teorik olarak aynı şey, dikkatsiz bir hipnozcunun varlığı sırasında da olabilir. Neyse ki böyle biriyle karşılaşma ihtimali bir hayli düşüktür. Yine de genel bir korunma kuralı olarak yetkin olmayan birine hipnoz yaptırmamanız akıllıca olacaktır.

Açıktır ki, kendi kendinizi hipnotik duruma soktuğunuzda ve kendi telkinlerinizi kendiniz seçtiğinizde, yani hem hipnozcu hem de denek olarak kendi kendinize hipnozu denediğinizde bunların hiçbiri sizi ilgilendirmeyecektir. Kitabın ilerleyen bölümlerinde, sizdeki en iyiyi ortaya çıkarmaya yardım edecek bu telkinlerin mümkün olduğu kadar olumlu ve yapıcı hale nasıl getirileceğini öğreneceksiniz. Sizden önce pek çok kimsenin öğrendiği gibi hipnozun insanların kontrolünü ele geçirme süreci olmasından ziyade bireyleri güçlendiren, hayatlarının kendi kontrollerinde olduğunu hissettiren bir araç olduğunu öğreneceksiniz.

Hipnoz Tehlikeli midir?

Belirli ilaçlar tarafından sağlananın aksine hipnoz tamamen doğal bir durum olduğu için, olumsuz yan etkilere sahip değildir.

Gerçekten, telkinler olumlu olduğunda maruz kalmayı bekleyebileceğiniz tek muhtemel yan etki hayatınızın ele aldığınız alanındaki yapıcı değişiklikler olacaktır. Yine de hipnoz her derde deva bir yöntem değildir ve ayrım gözetilmeksizin kullanılmamalıdır. Ne de denenmiş ve test edilmiş yöntemlere bir alternatiftir. Fakat tek başına veya başka yaklaşımlarla birlikte uygun bir şekilde kullanıldığında, hipnoterapi, çok güçlü ve faydalı etkilere sahip olabilir.

Herkes Hipnotize Edilebilir mi?

Çoğumuz belirli derecede hipnoza girmek için doğal bir yeteneğe sahibiz fakat ciddi şekilde rahatsız olanları veya psikotikleri ve zihinsel özürlüleri içeren bir hipnoz edilemeyenler grubu vardır. Tabiî hipnotize edilmek istemeyen bireyler de bu kategoriye girerler.

İyi hipnotik kişiler her şeyden önce trans durumunu yaşamak isteyenlerdir. Şu da belirtilmiştir ki, aklı zayıf ve saf insanların daha kolay hipnotize edilebileceği yaygın inancının aksine iyi hipnotik kişiler yüksek seviyede konsantrasyona sahip ve hayal kurabilen kişilerdir. Önemli olan sizin iyi bir denek olup olmadığınız değildir; daha önce de belirtildiğ gibi, trans seviyeniz ne olursa olsun, durumu avantajınıza kullanarak ulaşmak istediğiniz şey için odaklanmak sizin için daha verimli olacaktır. Her şeyden önce, olumlu değişiklik için motivasyonunuzun ve isteğinizin olması en önemlisidir.
 
SAHNE HİPNOZUNUN OLUMSUZ ETKİLERİ

Çoğu sahne hipnozcuları hipnozdayken deneklerinin onların kontrolünde olduğu efsanesini teşvik ederler. Bu, şovlarının başarısı açısından çok önemli olan büyülü ve mistik havanın yaratılmasına yardımcı olur. Seyirciler arasından hipnoza en yatkın olduklarına inanılanlar seçilir ve dirençli olacağı düşünülenler reddedilir. Biraz önce de belirttiğimiz gibi; rızası olmadan kimse hipnotize edilemeyeceği için; sahnedeki kişiler, gerçekten orada bulunmayı ve şovun bir parçası olmayı isteyen kişilerdir.

Hipnotize edilmiş olsun olmasın, denek, hipnozcudan ve seyirciden, beklenildiği gibi davranma konusunda bir baskı vardır; böylece herkes eğlenceli bir gece geçirebilir. Sahne hipnozcusu gönüllülerin hareketlerinin sorumluluğunu üstlendiğinden, bu, onlara engellemeyi terk etmelerini sağlayacak bir güven verir. Aynen insanların sonradan unutmayı tercih edecekleri davranışları için içtikleri içkiyi suçladıkları gibi; kabul edilemez herhangi bir davranış, hipnozcunun 'gücüne' bağlanabilir.

Klinik hipnoz sahne hipnozundan çok farklıdır. Aynen insanların Benim ofisimde Elvis Presley izlenimleri yapılmaz. Acı gerçek şu ki, sahne hipnozu eğlenceli olsa da ve hipnoz olayını halkın gözünde canlı tutsa da hipnoterapinin tıpta kullanılmasına dair yapılan teşviklere zarar verir. Hipnozun gerçek değerine gölge düşürür.

Bazı ülkelerde sahne hipnozu yapmak suç sayılsa da bu tür şovlar yazmak İngiltere'de gittikçe gelişmektedir. Hastalarım ofisime, benim sahip olduğumu düşündükleri bir çeşit büyü ve güç yüzünden onları bir şekilde kontrol edeceğim korkusu veya bir tek oturumda mucizevi bir tedavi beklentisiyle gelirler. Hipnozun eğlence sektöründe kullanılmasına izin verildiği sürece fırlatılıp atılması gereken efsaneler varolmaya devam edecektir.
 
HİPNOZUN TARİHİ​

"Benzer bütün bilimler büyüden ve batıl inançtan türemiştir, ancak hiçbiri kökenleriyle olan kötü ilişkisini sarsmada hipnoz kadar yavaş davranmamıştır."
CLARK HULL


Hipnozun kastî veya tesadüfen kullanımına tarih oyunca pek çok şekillerde rastlanabilir. Çoğunlukla inanca dayalı iyileşmelerde, büyü ve doğaüstüyle bağlantılı olmuştur. Hipnoz terimi yalnızca geçen yüzyıldan beri kullanılıyor olsa da muhtemelen tarihi insanlığın tarihi kadar eskidir.

Eski Mısır, Persler, Yunanlılar ve Romalıları içeren dünyanın eski uygarlıklarının çoğu telkinin gücünü ve hipnotik durumun kullanışlılığının farkına varmışlardır. Fakat elde edilen faydalar genellikle tanrılar tarafından olduğuna inanılan mucizelere atfedilmiş-tir. ilk tıbbi kayıtlar. Yunan "uyku mabetlerinde" gaipten gelen sözlerin sağladığı açıklanamayan iyileştirmelerden bahseder. İnsanlar bu mabetlere ricalarını bildirmek ve muhtemelen hipnotik bir şekilde sağlanan rüyalarının yorumlarını almak için gelirlerdi.

Özel bir terapi olarak hipnoz 18. yüzyıla dayandığından antik tarihe dalmak amaçlarımız açısından gerekli değildir. Aşağıdaki tarihsel bakış daha modern zamanlardan başlayacaktır.

Modern Hipnozun Kökleri:

Frans Anton Mesmer (1734-1815)


Modern hipnotizmin Mesmer adında görkemli Avusturyalı doktorun çalışmalarına dayandığına inanılır. Mesmer, yıldızlardan görünmeyen manyetik bir akımın çıktığına ve bu akımın insanların sağlığını etkilediğine inanırdı. Bunun akışında bir dengesizlik olduğunda, hastalık ortaya çıkmaktaydı. Yıldızlar ve hastaarasındaki uygun akım, acı çeken hastanın vücudunu mıknatıslarla ovarak, sıvıyı yeniden dağıtarak böylece de sağlığını ona tekrar kazandırarak sağlanırdı. Zamanla, Mesmer, aynı faydaları, ellerini hastalarının üzerinde gezdirerek de ortaya çıkarabileceğini buldu. Bunu kendi vücudunda ve ellerinde bulunan "hayvansal manyetizme" atfetti.

Mesmer, 1778'de, Kral 16. Louis'nin davetiyle Paris'e gitti. Orada o kadar popüler oldu ki, kısa sürede, hastalarıyla teker teker ilgilenemeyecek hale geldi. Bu noktada meşhur "ba-ket"lerini keşfetti. Bunlar içinden demir çubukları fırlayan su ve demir parçacıklarıyla dolu büyük tüplerdi. Bu çubuklar hastalar tarafından yakalanıyor, böylece de onlar "manyetik akışı" alabiliyorlardı. Tam bir şovmen gibi, Mesmer, bu olaylar için elinde sihirli bir değnek olduğu imajını veren upuzun leylak rengi elbiseler giyiyordu.

Aynalar ve yumuşak bir müziğin bulunduğu bir tedavi odasında Mesmer, bir insandan diğerine geçerken, hastalar halka şeklinde el ele tutuşuyorlardı. Hastalarının çoğu kadındı ve Mesmer, çoğu zaman, dokunma ve darbeleri içeren hayli ziyade seksüel bir yaklaşıma sahipti. Bazen tedavi süresince, vücutlarının alt bölümünün oldukça yakın durmasıyla sonuçlanacak şekilde hastasının dizleri kendininkilerinin arasında duruyordu. Doktorların, onların göğsüne dokunacakları endişesiyle kadınların kalp atışlarını dahi dinlemedikleri bir çağda Mesmer'in yöntemi taciz olarak görüldü.

Tıp camiasını rahatsız eden bir şey de, Mesmer'in, doktorların çoktan vazgeçtikleri hastaları tedavi ediyor olmasıydı. 1784'de Kral tarafından "Mesmerizm"i inceleyecek bir komisyon görevlendirildi. Komisyonun bulgusu, iyileşmelerin manyetizmadan değil de hastaların inanmalarından ve hayal etmelerinden kaynaklandığı yolundaydı. Odak ve ters tepkilerin Mesmer'in teorileri ve gösterişçi tedavi yöntemleri üzerine yönelmesi önemli bir noktanın küçümsendiği anlamına gelir. Gerçek şu ki hastalarda bazen kayda değer olumlu değişiklikler olmaktaydı: imgelemin kullanımı gerçekten de tedavi edici olabilirdi. Mesmer'in gözbebeği olan Charies d'Eslon'un belirttiği gibi: "İmgelem tedavisi en iyiyse, neden imgelem tedavisini kullanmayalım ki?" Bu müdafaanın işitilebilmesi için uzun yıllar geçmesi gerekti.

Araştırmacıların ve Mesmer'in kendisinin dahi fark etmediği şey tedavi süresince hastaların muhtemelen bir hipnotik duruma giriyor olmalarıydı. Bu, manyetizmanın kendiliğinden etkisiyle değildi, daha ziyade Mesmer'in tedaviyi yürütme şeklinin ve yönteminin içindeki ritüellerin bir sonucuydu. Aynı zamanda, esrarengiz bir çeşit gücün güçlü telkinleri vardı; doğrudan ya da dolaylı telkinlerle iyileşme ortaya çıkıyordu.

Mesmer'in hipnoz tarihindeki yeri önemlidir; çünkü daha sonraları başkaları tarafından takip ve rafine edilecek bir alana, nihayetinde bugün bildiğimiz hipnoz uygulamasına dikkat çekmiştir.
 
Markiz Armand de Puysegur (1751-1825)

Puysegur, Mesmer'le birlikte çalışan emekli bir askerdi. Onun tarihsel açıdan önemi bugün telkine yatkın olarak kategorilendirilecek hastaları gözlemesinden ve isimlendirmesinden geliyor. Puysegur, "yapay uyurgezerlik" veya "uyku" transı olarak bilinen derin trans haline bu tür bireylerin girebildiğini fark etti. Maalesef bu, hipnozun uykunun aynısı olduğu şeklinde yanlış fikre temel sağladı. Bu süre boyunca, doktorların azalmayan dirençleri yüzünden, Mesmerizm gezici fuarlarda şovmenler tarafından sunulan bir gösteri olarak kaldı.
 
John Elliotson (1791-1868) ve James Esdaile (1808-1859)

Hâlâ mesmerizme şiddetle karşı çıkarken, tıp camiası, bir doktor olan Elliotson'un acısız ameliyat yapabilmek için bu yöntemi kullandığını öğrendiklerinde, onun Londra'daki Üniversite Hastanesindeki uzmanlık görevinden atılmasını sağladı. Stetoskopu İngiltere'ye tanıtmış olan Elliotson, Fitzroy meydanında kendi hastanesini kurmaya yetecek ve mesmerizmle ilgilenen bir dergi olan Zoist'i çıkaracak kadar destek ve saygı görüyordu. Elliotson'un çalışmalarından bir hayli etkilenen, Hindistan'da doktorluk yapan İskoç cerrah Esdaile, 300'ün üzerinde acısız ameliyat yapmak için mesmerizmi kullandı. 19 tane organ kesilmesinden bahsedilse de bu ameliyatların en yaygın olanları büyük tümörlerin çıkarılmasıydı. Kimyasal anestezi yöntemlerinin gelişmesiyle -1844'de azot oksit ve 1846'da eter- mesmerizmin ameliyat amaçlı kullanımı azaldı.
 
James Braid (1795-1860)

İşte bu önemli noktada Braid isimli Edinburg'lu bir cerrah tarafından Mesmerizme ilgi yeniden canlandırıldı. Braid, "Hipnozun Babası" unvanını hak eder, çünkü yöntemin ismi Mesmerizm-den "hipnoz"a çeviren odur. Hipnoz kelimesi yunanca uyku anlamına gelen "hypnos"tan türemiştir. Daha sonra Braid, hipnozun uyku olmadığının farkına vardı; ama isim öylece kaldı. Bu yeni isim, Braid'in çalışmalarının, çoğu tıp adamı tarafından soğuk karşılanan ve profesyonel kabul edilmeyen kendisinden öncekilerin çalışmalarından ayrılmasını sağladı. Braid'in kabul edilmiş ve muhafazakâr bir tıp uzmanı olması ve bilimsel yaklaşıma önem vermesi hipnozun ilk defa saygı duyulan bir konuma yaklaşmasını sağladı.

Manyetik sıvılar olmadan hipnotik durumun kazanılabileceği fikrini ortaya atan ilk kişi Braid'dir. O, doğrudan vücudu etkilemek yerine, hipnozcunun, deneği yalnızca telkin yoluyla etkilediğine inanıyordu. Bu yüzden, hipnoz hadisesinin hipnozcunun sihirli güçlere sahip olması gereğinin aksine, deneğin telkine yatkınlığına bağlı olduğu sonucuna varmıştır. "Braidizm" olarak bilinen hipnotik bir uygulamada, kendisi uygun telkinleri verirken, hastalarından bir noktaya odaklanmalarını istiyordu.
 
Ambrose-August Liebeault (1823-1904)
Hippolyte -Marie Bernheim (1837-1919)
Jean Martin Charcot (1825-1893)


Hipnoz 19 yüzyılın ikinci yarısı boyunca geniş bir şekilde incelendi ve uygulandı. O dönemde bu konuda katkıda bulunanlarından bazıları özellikle etkileriyle öne çıkmışlardır. Fransa Nancy'da pratisyen olarak çalışan Liebeault çalışmalarında hipnozu geniş ölçüde kullanmıştır. Uygun olduğunda, bildik tedavileri kullanmak yerine, hastaları hipnotik yaklaşımı kabul ettikleri takdirde, hastalarını bedava tedavi ettiğinden, hiç hastasız kalmıyordu. Liebeault'nun kliniğine onun sahtekârlık yaptığını kanıtlamak üzere gelen meşhur nörolog Bernheim onun çalışmalarından o kadar etkilendi ki; daha sonra Nancy Hipnoz Okulu'nun kuruluşunda Liebeault ile birlikte yer aldı.

Fransa'da aşağı yukarı aynı zamanlarda yine bir nörolog olan Charcot, hipnotize olabilmenin anormal bir sinir yapısının ürünü olduğunu iddia ediyordu. Bu, bizim de bugün inandığımız gibi, hipnozun doğal olarak ortaya çıkabilen günlük bir olay olduğuna ve normal kişilerin de eşit şekilde hipnoz olabileceğine inanan Bernheim ve Liebeault'nunkinin aksi bir görüştü. Charcot'un teorisi modern hipnoz görüşünün bir parçası haline gelmese de, bu derece saygın bir tıp otoritesinin hipnozu çalışmaya değer bulması, Braid'in hipnozu tıp camiası için saygın ve kabul edilebilir hale getirme çabalarına katkıda bulunmuştur.
 
Sigmund Freud (1856-1939)

19. yüzyılın bitiminde Charcot ve Bernheim'le çalışmış olan Freud vatanı Avusturya'da hipnozu hastalarında kullanmaya başladı. Anksiyetenin muhtemel sebepleri için bilinçaltını incelemek amacıyla hipnozu kullanan ilk kişilerden biri olan Freud'dan önce temel vurgu, zahiri sebeplerin ortadan kaldırılmasından ziyade doğrudan semptomların ortadan kaldırılması üzerineydi. Freud, hastalarının hepsinin, bu yönteme karşı istekli olmadıklarını ya da gerektiği kadar derin bir hipnoza girecek kabiliyetleri olmadığını ve sonuçların her zaman kalıcı olmadığını keşfettiğinde hipnozun büyüsünden kurtuldu. Bunun yerine, psikanaliz olarak bilinen serbest çağrışım ve rüya analizini içeren yaklaşımını geliştirdi. Halbuki modern hipnoterapi nispeten kısa bir zamanda olumlu değişiklikler meydana getirirken; psikanaliz çoğunlukla yıllara ihtiyaç göstermektedir.
 
HİPNOZUN DRAMATİK YÜKSELİŞİ​
1891'de İngiliz Tıp Cemiyeti hipnozun doğası ve değerini araştıracak bir komite görevlendirdi. Araştırmanın sonunda hazırlanan raporda hipnoz hadisesinin gerçek olduğu ve tedavi sürecinde hipnozun kullanımının da tatmin edici bulunduğu belirtildi.

Hipnozun eğlence amacıyla kullanılmasının doğru bulunmadığı da belirtildi. Fakat, soruşturmanın olumlu sonuçlarına rağmen; hem Britanya'da hem de Britanya dışında hipnoza olan ilgi azalmaya devam etti. Özellikle de Freud'un bu yaklaşımı bırakması hipnozu büyük ölçüde geriletti. Pek az istisna hariç, hipnozun kullanımı, yeniden şarlatanların, eğlence dünyasının ellerine düştü; bu da onunla ilgilenme konusunda uzmanları ürküttü.

Birinci Dünya Savaşında savaş nevrozlarının hızlı bir şekilde iyileştirilmesi ihtiyacı ortaya çıkıncaya kadar hipnoza olan ilgide bir canlanma olmadı. Hipnoterapi bu alanda değerini kanıtladı ve tekrar dikkatleri üstüne çekti, ilk çalışmaların çoğu doktorlar tarafından yürütülmüş olsa da, 20. yüzyılda psikoloji biliminin gelişmesi, hipnozu bilimsel inceleme altına alma sürecinde psikologların rolünü arttırdı. Bu konudaki ilk modern kitap 1933'te Clark L. Hull (1884-1952) tarafından yazıldı ve Hipnoz ve Telkine Yatkınlık: Deneysel Bir Yaklaşım adını taşıyordu.

Hull'ın klasik kitabının yayınlanmasını takiben literatür hızla genişlemeye başladı ve bugüne kadar da böyle devam etti. 1953'te ingiliz Tıp Cemiyeti, görevlendirdiği bir komitenin raporunda, hem fiziksel hem de psikolojik bozukluklarda hipnozun kullanımını resmen onayladı. Amerikan Tıp Cemiyeti de bu onayı üç yıl sonra verdi.

Tarihsel bir bakış açısından pek çok tibbî ve psikolojik modalar gelip geçmiş olsa da, hipnoz varolmaya hep devam etti. Bugün eğlence camiasında devam eden kötüye kullanımına rağmen, hipnoza olan bilimsel ilgi hiç bu kadar canlı olmamıştı. Hipnoterapi daha uzun zaman büyümeye ve tıpta önemli bir rol oynamaya devam edebilir.
 
HİPNOTERAPİ NASIL İŞLER?​

'Eğer bir şey hakkında bir yargıya varırsan, bu seni belirleyecektir."
—JOB 22:28—


Hipnozu eleştirmekte hızlı davrananlar, çoğunlukla, hipnozun nasıl çalıştığını kimsenin bilmediğine işaret ederler. Bu gerçekten doğrudur. Fakat, faydalarını çıkarabilmek için bir şeyin çalışma mekanizmasını anlamak gerekli değildir. Örneğin, çoğumuz vücudumuzun besinleri nasıl sindirdiğini bilmeyiz ve bu yememizi ve özümsememizi engellemez. Benzer şekilde, pek çoğumuz bir motorun nasıl çalıştığını anlamayız, fakat bu bizim araba kullanmamızı engellemez.

Hipnoz terapilerde yaygın olarak kullanılır; çünkü tekrar tekrar faydalı etkileri bildirilmektedir. Çoğunluk için nasıl çalıştığı bir sır olarak kaldığından bu bölümde temel odak noktam hipnoterapinin etkilerinin anlatımı olacaktır. Bunu yapabilmek için zihin ve beden arasındaki ilişkiyi inceleyerek işe başlamakta fayda vardır.

ZİHİN / BEDEN İLİŞKİSİ

Eski çağlardan beri zihin ve bedenin birlikte oluş hali insanların merakını uyandırmıştır. Pek çoğu onların birbirinden ayrı olarak faaliyet gösterdiğini iddia etmişken; son zamanlardaki düşünceler ve bu konudaki araştırmalar birlikte çalıştıkları inancına doğru kaymıştır. Bu, insanı bütünleşmiş bir bütün olarak gören "bütüncül tıp" yaklaşımına yol açmıştır. Beden ve zihin arasındaki yakın ilişkinin pek çok örnekleri günlük hayatta görülebilir. Fiziksel süreçlerin zihin üzerindeki etkisi, açık bir şekilde örneğin kafein içeren kahve içildiğinde fark edilebilir. Kafein merkezi sinir sistemini harekete geçiren bir uyarandır ve bu yüzden konsantrasyon ve canlılık seviyesini arttırır. Kafeinin fazlaca alınması anksiyeteye yol açabilir. Tıpta da pek çok faydalı ilaç zihinsel süreçleri değiştirebilir. Örneğin benzodiyazepin gibi anksiyolitik ilaçlar olumsuz duyguları olumlu yönde değiştirmek için kullanılabilir.

Benzer şekilde, zihinsel ve duygusal deneyimlerin vücutta belirli reaksiyonları ortaya çıkardığı görülebilir. Örneğin, korkulu ve endişeli bir hale girdiğinizde pek çok şey olabilir-. Sempatik sinir sisteminiz harekete geçer; bu, adrenal bezlerinden kanınıza adrenalin salınması ve nefes alma ve kalp hızınızın artmasıyla sonuçlanır. Kan akımı, bağırsak ve deri gibi alanlardan; kas, kalp ve akciğer gibi dokulara doğru kayar. Net sonuç sizi harekete geçmeye ve canlanmaya hazırlamaktır. Öte yandan, hoş şeyler düşünüyor ve kendinizi sakin hissediyorsanız; yavaş ve muntazam soluklarınız ve normal hızdaki kalp atışınızla vücudunuzu daha rahatlamış hissedeceksiniz.

Hipnoterapi, zihin süreçlerinin vücut üstünde doğrudan etkileri olduğu fikrine dayanır. Amaçlarımız için biyokimya ve nörofizyoloji dünyasının ayrıntılarına inmeye gerek yoktur; hipnoz sırasında biyokimyasal taşıyıcıların salınması vasıtasıyla vücutta temel bir biyolojik iletişim biçiminin ortaya çıkacağını söylemek yeterlidir.

Örneğin, Rossi ve Cheek (1988) ilgili literatürü gözden geçirirken, hipnoterapi gibi zihin/vücut yöntemlerinin vücutta her temel malumat aktarımı seviyesinde acı deneyimini değiştirebileceğine dair biriken kanıtlar olduğu sonucuna vardılar. Zihin / beden seviyesinde hipnoz sırasında pek çok kişinin kendi algılarını çarpıtabildikleri böylece de derin hipnotik anestezi yaşayabildikleri bulunmuştur (Orne, 1976; McGlashan ve ark., 1969). Beyin / vücut seviyesinde, hipnoterapiyi takiben endorfinlerde (vücudun kendi doğal acı yokedicisi) artmalar kaydedilmiştir (Ka-ji ve ark., 1981; Domangue ve ark., 1985). Son olarak, hücre / genetik diye isimlendirilen seviyede, hipnotik telkin doku hassasiyetindeki ölçülen değişikliklerle ilişkili olmuştur (Chapman ve ark., 1959). Biyokimyasal taşıyıcılar acıyı azaltmak ve iyileşmeyi sağlamak için çalışıyor görünmektedirler.

Zihin üzerinde çalışmak ve orada değişiklikler üretmekle kişinin pek çok seviyede birden bütün olarak etkilenebileceği açıktır. Bu ön bilgiler hipnoterapi çalışmalarının özünü oluşturmaktadır.
 
ZİHNİNİZİ SİZE FAYDA SAĞLAYACAK ŞEKİLDE ÇALIŞTIRMAK

Birinci bölümde hipnozdaki telkinlerin bilinçli analiz ve eleştirel süreçten geçmeden çoğunlukla doğrudan bilinçaltı zihine gittiği belirtilmişti. Bu şüphesiz faydalıdır; çünkü yapıcı ve olumlu telkinler zihnin bu olumlu rehberlikleri yaratıcı bir çocuk gibi almaya, incelemeye yatkın olan bölümüne ulaşabilir. Bu, zihinde malumatın yeniden organizasyonuyla sonuçlanır. Fakat, pek çok insanın fark etmediği şey telkin almak için hipnotik durumda olmak gerekmediğidir. Telkine yatkınlığın hipnozda arttığının doğru olduğu görülmektedir; fakat tam uyanıkken de telkine açıksınızdır.

Hiç durmadan kendi kendinize telkinler veriyorsunuz. Bilinçli zihindeki malumatın doğrudan bilinçaltı zihne kaydığı ileri sürülmektedir. Bu yüzden her bilinçli düşünce zihninizin daha derin kısmının inşasına katkıda bulunur. Bu demektir ki, hipnoterapi ve kendi kedine hipnozun zaman içindeki etkileri, büyük ölçüde inanç sisteminizi etkileyen düşünceleriniz vasıtasıyla bilinç altınıza geçirdiğiniz gündelik telkinlerinizin türüne bağlıdır. Bu yüzden hipnoterapinin ve telkinin işleyişini incelerken olumlu düşünme kavramı hakkıda biraz bilgi vermek önemlidir.

Telkinin Gücü

Bilinçaltınızı telkinlerle doyurduğunuz zaman, bu "ne verirsen onu alırsın" durumuna çok benzer. Eğer düşüncelerinizin olumsuz olmasına izin verirseniz, bu olumsuz düşüncelere, tutumlara ve inançlara yol açabilir. Öte yandan, düşüncelerinizi olumlu kılmak kendinizi iyi hissetmenizi sağlayabilir. Siz düşüncelerinizin sahibisiniz ve bu yüzden onları kontrol edebilirsiniz. Kulağa basit geliyor; ama bu sonuç alıcı bir şey: düşünme yolunuzu değiştirirseniz hissetme yolunuzu da değiştirirsiniz. Eğer olumsuz düşünme alışkanlığına kapılmışsanız bunu nasıl değiştirebilirsiniz? Genellikle hastalarıma iki yönlü işleyen aşağıdaki ödevi veririm: Bu, ilk olarak, olumsuz düşünme alışkanlığını kırar ve ikinci olarak da teknik sürekli uygulandıkça olumlu düşünme alışkanlığını cesaretlendirir. Yeterince sıklıkla tekrarladığınız herhangi birşey otomatik hale gelebilir. Bugünden başlayarak, kendinizi olumsuz düşüncelere bıraktığınızın farkına varın ve olumsuz bir düşünceden hoşlandığınızda "dur'diye düşünün veya zihninizde "dur" yol işaretini gördüğünüzü düşünün. Daha sonra, konuyu doğrudan ele alarak düşüncelerinizin olumsuz odağını olumluya çevirin. Realiteyi en iyi şekline getirin. Olumsuz düşünme alışkanlığı iliğinize işlemişse bu alıştırmayı kararlı ve ısrarlı bir şekilde yapmanız gerekecektir.

Telkinlerinizdeki kelimeler kadar bütün cümlenin anlamını da olumlu tutmak faydalı olabilir. Örneğin, eğer bir kişi "Bu geceki parti konusunda kendimi endişeli ve sinirli hissetmiyorum" diye düşünüyorsa cümlenin anlamı bütün olarak olumlu olsa da; bilinçaltına girmiş "endişeli ve sinirli" kelimeleri kişinin kendisini huzursuz hissetmesiyle sonuçlanabilir. "Bu geceki parti konusunda kendimi rahat ve güvenli hissedebilirim" gibi olumlu kelimeler kullanarak parti konusunda kendimi olumlu düşünmek daha faydalı olacaktır.

Telkinleri inşa ederken "denemek" veya "umut etmek" gibi kelimeleri kaldırmak da işe yarayacaktır. Bu tür kelimeler zihninizde başarısızlık veya şüphe uyandırabilir. Bu yüzden, "daha olumlu bir insan olmayı deniyorum" veya "Daha olumlu bir insan olmayı umuyorum" demekten kaçının. "Daha olumlu bir insan olma konusunda çalışıyorum" gibi bir telkin daha güçlü olacaktır.

Yalnızca ısrarlı olmak ve hipnoz sırasında önerilen olumlu ihtimal setlerini günlük düşüncelerinizdeki olumlu telkinler yoluyla desteklemek suretiyle olumluluk yaratılabilir. Zamanla zihninizin en derin kısmı, bilinçaltınızda yeni ve daha olumlu bir bakışa izin vermek konusunda ikna edilebilir. Telkinlerin işe yaraya-bilmesi için hipnoz sırasında ve dışında tekrar edilmeleri esastır. Zihninize ne kadar olumlu düşünce yerleştirirseniz o kadar iyi olur. Zamanla inançlarınız değişebilir ve gerçekçi olumlu değişim konusundaki amaçlarınız daha ulaşılabilir görünebilir.

Günlük düşüncelerinizi olumlu tutmak için çalışmak kadar kendi kendine hipnoz işini genişletebilmenizin bir başka yolu da hipnoz sonrası telkinler olarak da bilinen şeyleri kullanmaktır.

Bu telkinler, parçaları birleştirmek ve aralarında bağlantılar kurmak gibi zihnin doğal olarak ortaya çıkan yeteneğini kullanır. Hipnoz sonrası telkinler, hipnoz sırasında verilen ve trans deneyiminden sonra ortaya çıkacak olan özel, istenen bir tepkinin özel bir tetikle ilişkilendirilmesini sağlayacak telkinler olarak tanımlanabilir.

Örneğin, meslektaşları önünde konuşurken kendine güvenini geliştirmek isteyen bir işadamı, önceden hipnoz sırasında kendine şu şekilde telkinde bulunabilir: "Yönetim odasına girdiğimde sakin ve kendine güvenen biri olarak davranabilirim." Hipnoz sonrası yönetim odasına giriş şeklindeki ipucu bu insanın en çok ihtiyacı olduğu anda sükûnet güvenlik tepkisini tetikleyebilir veya başlatabilir. Benzer bir şekilde, daha zayıf olmak ve öğünler arası gereksiz yemeyi kesmek isteyenler kendi kendilerine şunu telkin edebilirler: "Buzdolabının kapısına yaklaştığımda midemin nasıl dolu olduğunu farkedebilirim."
 
Tasavvurun Önemi

Sözel telkinlerle olumlu bir şekilde çalışmaya ek olarak tasavvurunuz da size yarar sağlayacak şekilde kullanılabilir. Tasavvurun bilgiden daha önemli olduğunu söyleyen Einstein'dı. Tasavvurun kullanımı ister tam olarak uyanık olun, isterse kendi kendinize hipnoz uyguluyor olun, özellikle kendi üzerinizde çalışmanız için çok kuvvetli bir araçtır. Tasavvurun çoğu kimselerce, zihnin daha derin kısmının dili olduğu ileri sürülür. Tasavvur gücünüzü olumlu bir şekilde kullanmak, yapacağınız herhangi bir şeyde performansınızı geliştirmek konusunda yardımcı olabilir. Prather (1973) uçağı yere indirmek için zihinsel manevra uygulamaları kullanan eğitim pilotlarının, uçağı yere indirme sınavında bu metodu kullanmayan pilotlardan daha iyi sonuçlar aldığını buldu.

Bu, hayalinizde uygulama yapmanın ("zihinsel deneme" veya "hayalî deneme" olarak bilinen bir süreç) başarılı sonuçlar ortaya çıkarabileceğini gösterir. Bu, zihninize takip edilecek olumlu bir harita yerleştirebilir.

Bir zamanlar, ehliyet sınavını geçebilecek yeteneği olduğu halde geçmişi bu konuda başarısızlıklarla dolu bir kadını tedavi etmiştim. Testten önceki haftalarda kendini ne kadar rahatsız hissedeceğini ve o gün panik duygusuyla tükeneceğini ve soruları yapamayacağını anlattı. Onunla konuşurken, ne zaman ehliyet sınavını düşünse, kendi kendini paniklemiş olarak ve her şeyi yanlış yaparken hayal ettiği ortaya çıktı. Gerçekte testte üç defa başarısız olmakla beraber, hayalinde binlerce kere başarısız olmuştu. Aslında umutsuz bir şekilde testi geçmek istiyor olsa da başarı şansını azaltacak şekilde, bilinçaltında testle ilgili olumsuz bir tutum yaratıyordu. İlerleyen haftalarda teste gitmekten hoşlanmayı, kendini sakin ve güvenli hissediyor gibi görmeyi ve her şeyin iyi gitmesinin mümkün olabileceğini tekrar tekrar ve ısrarlı bir şekilde hayal etmesi görevini verdim. Bir dahaki sefer teste girdiğinde her şeyin tıpkı hayalinde planladığı gibi gittiğini gördü ve testi geçti. Tasavvurun etkisi iradeden daha güçlü gibi göründüğünden, tasavvurunuzun isteklerinizle aynı doğrultuda çalışması önemlidir.

Tasavvurunuz olumsuz duygularınızı kontrol etmek için de kullanılabilir. Birbiri peşi sıra korkunç manzaralarla dolu bir korku filmi seyrediyorsanız içinizde nahoş bir duygu hissedeceksiniz. Alternatif olarak nefes kesen güzellikte manzaralar gösteren bir filmi seyretmek sizin kendinizi huzurlu hissetmenize yardımcı olabilir. Zihin gözünüzde hissetmeye izin verdiğiniz "Resimler" veya "Fikirler" benzer bir şekilde iş görebilirler. Zihninizde duygularınızı değiştirmek için çalışan algılamalar kavramı çok faydalı olabilir. Çok fazla stresli bir hastam en favori manzarası olan İspanya'da bir balkonda otururken kendini hayal etmeyi seçtiğinde kendini sakinleştirebildiğini fark etti. O kadar iyi bir hayal gücüne sahipti ki; kendini gerçekten orada hissediyordu. Dizlerinde romatizması olan bir hastam sıcağın ağrısını azalttığını fark etti; bu yüzden de, bahçesinde otururken dizlerine vuran güneş ışığını hayal etmesi gerekti. Zamanla, bu alıştırma boyunca dizlerinin gerçekten de ısınmaya başladığını hissedebiliyordu ve ağrısı da ciddi bir oranda azaldı. Uygulamayla, zayıf bir tasavvur faydalı bir şekilde işleyecek hale getirilebilir. (Tasavvuru Geliştirme başlıklı bölüme bakınız).

Hissetme şeklinizi değiştirmek için kullanılan tasavvur istenmeyen duyguları elle tutulur bir halde görselleştirmek ve daha sonra, yaratılan görüntüyü değiştirmek veya ortadan kaldırmak için de sembolik bir şekilde kullanılabilir. Örneğin, migren ağrısı çeken bir hasta, ağrı hissini demir bir şapka şeklinde hayal ediyordu. Şapkanın sıkmasının gevşediğini veya şapkayı çıkardığını hayal ettiğinde zamanla ağrısının azaldığını ve hatta bazen tamamen ortadan kalktığını fark etti. Örneğin, kendilerini daha sakin hissetmeyi isteyen insanlar, endişe duygularını, ateşe atılan ve kolayca yanan çöp olarak hayal edebilirler.

Tasavvur, vücuttaki duygular veya duyular ve performans konusunda olumlu bir şekilde kullanıldığı kadar, belirli vücut fonksiyonlarını değiştirmek için de kullanılabilir. Örneğin, yanık deneyiminden hemen sonra, hipnoz sırasında uygun tasavvurun kullanılması iltihaplanma ve kabarcık olması ihtimalini azaltır (Ewin, 1979). Hastalar, etkilenmiş bölgede buz gibi soğuk suyun aktığını ve daha sonra da vücudun bu kısmının soğuk ve iyileşmiş olduğunu hayal edebilirler. Kan akımının kontrolü üzerinde hipnoz sırasındaki tasavvurun başarılı etkisi de bildirilmiştir (Bishay ve Lee, 1984). Yüksek kan basıncından şikâyeti olan hastalar, örneğin vücutlarındaki damarlarda bir kanoyla seyahat ettiklerini hayal edebilirler. Daha sonra da bu damarların daha geniş hale geldiğini ve kanın daha serbest ve hızlı aktığını hayal edebilirler.

Özetlemek gerekirse, telkinler ve tasavvur, hipnotik durumu yaratmak ve devam ettirmek için kullanıldığı kadar, terapetik müdahaleden faydalanabilecek pek çok alanda da araç olarak kullanılabilir. Hipnoterapinin hastaların içsel kaynaklarını kullanmalarını cesaretlendirme yoluyla çalıştığı görülmektedir. Bilinçaltı problem çözme ve iyileştirme süreçlerinin bir dereceye kadar bilinçten, öğrenilmiş sınırlılıklardan bağımsız olarak işlemesi sağlanabilir. Terapetik etki sadece zihinde yaşanmaz; daha ziyade, malumatın biyolojik iletişiminin bir sonucu olarak insan bundan bütün olarak fayda sağlayabilir.
 
HİPNOTERAPİ SİZE YARDIMCI OLUR MU?

Muhteşem atılımlar yapacaksınız. Sonra, yeni bir atılımdan önce, bir toparlanma zamanı olmalıdır. Bunu sürecin bir parçası olarak kabul edin ve cesaretinizi asla
kaybetmeyin.

Eileen Caddy​
Hipnoterapiyi bir tedavi olarak gören pek çok insan, çoğunlukla kendilerinden herhangi bir çaba gerektirmeyen sihirli bir tedavi yöntemi aramaktadırlar. Bu insanlar, her tür durumu tedavi etmedeki etkinliğine dair geçmişte ortaya atılmış yersiz iddiaları da içeren hipnoz efsanelerine inanmışlardır. Gerçek şudur ki, hipnoterapi hastasına göre çok farklı sonuçlara ulaşmaktadır.

Pek çok insanın umut ettikleri değişiklikleri elde etmeleri sağlanarak hipnoterapiden fayda görebildikleri doğrudur. Bu sonuçlan çoğunlukla 'şaşırtıcı', 'inanılmaz' hatta 'sihirli' olarak görürler. Fakat, asgari kazanç sağlayabilecek ve hiçbir değişiklik fark etmeyecek bazı insanlar da vardır. Bu anlamda hipnoterapi, diğer tedavi türlerinden farklılaşmamaktadır.

Farklı rahatsızlıklar sebebiyle farklı hastaların tedavi edilmesi durumunda değişik sonuçların alınması makul görünmektedir. Yine de, hastalar, aynı durum için, aynı terapist tarafından, aynı tekniklerle tedavi edilse de farklılıklar olabilmektedir. Terapinin başarısını pek çok faktör etkiler. Bu faktörler, hastaların gerçekçi beklentilere sahip olmasını, değişmeyi istemelerini, açık amaçlan olmasını, kendi üzerlerinde çalışmaya istekli olmalarını, aileden ve arkadaşlarından destek görmelerini ve bir günlük tutmalarını içerir. Bu faktörleri ayrıntılı bir şekilde inceleyeceğiz ve bu terapetik yaklaşımdan fayda görenler arasında olmanız için ne yapmanız gerektiği daha açık hale gelecektir.
 
GERÇEKÇİ BEKLENTİLERE SAHİP OLMAK

Birinci bölümde belirtildiği gibi, hipnoterapi asla geleneksel tıbbın yerine geçecek bir şey olarak görülmemelidir. Aynı zamanda, her türlü rahatsızlık için çare olmadığına dikkat etmek de gereklidir. Bazen hayatın bazı gerçekleri değiştirilemez. Örneğin, bazı tıbbi durumlar geri döndürülemezdir ve bunları hipnoterapi kullanarak tedavi etmeye çalışmak tamamen gerçekçilikten uzak bir tavırdır. Bu tür rahatsızlıklarla baş etmede takip edilecek en gerçekçi amaç, rahatsızlık belirtilerini kontrol etmek olacaktır ve bu da kendi kendine hipnozla uzun süre uğraşmayı gerektirir. Pek çok hasta tedavinin süresi konusunda gerçekdışı beklentilere sahiptir. Aynı durum için herhangi bir basan olmaksızın yıllarca bir doktora veya psikologa gitmiş olmalarına rağmen hipnoterapiden bir oturumda tedavi beklemektedirler. Kendi kendine hipnozla ne üzerinde çalışmaya karar verirseniz verin faydalanabileceğiniz oran konusundaki beklentinizin gerçekçi olması büyük önem taşır. Aksi takdirde kolayca hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Sabırlı olun! Zihninizi bugünkü şekliyle işler hale getirmeniz muhtemelen bütün hayatınızı aldı; değişmesi için zaman gerekebilir. İyileşme genellikle tedricî bir süreçtir, küçük faydaların arasına serpişmiş olabilir ve rahatsızlık belirtileriniz tekrar ortaya çıkabilir. İlerlemeniz bazen durmuş gibi görünse bile, çalışmaya devam ettiğinizde, olumlu yönde değişikliklerin tekrar ortaya çıkması uzun sürmeyecektir.
 
DEĞİŞİMİ İSTEMEK

Kendi kendine hipnoz yaparken, gerçekleştirmek için uğraştığınız değişiklikleri gerçekten istemeniz ve başarma konusunda motivasyona sahip olmanız gereklidir. Başlangıçta, olumlu değişiklik amacınıza ulaştığınızda elde etmeyi umduğunuz faydaların mümkün olduğu kadar uzun bir listesini yapmak yararlı olabilir. Örneğin, ideal kilonuza ulaşma üzerine çalışmayı istiyorsanız, bu amaca ulaşmakla kazanacaklarınızı not edebilirsiniz:

- Kendini daha sağlıklı hissetmek
- Halinden daha memnun olmak
- Kendini daha güvenli ve çekici hissetmek
- Daha fazla kıyafet seçeneğine sahip olmak
- Daha hareketli olmak
- İdmanı daha eğlenceli bulmak
- Sosyalleşmeye daha meyilli olmak
- Yeme konusunda kendini kontrol etmeyi başardığı için kendisiyle gurur duymak

Bu faydaların hepsinin farkına varmanız motivasyonunuzu ve daha ileri değişim isteğinizi güçlendirebilir.

Değişimin faydalarını incelediğinizde şimdiki durumunuzda yaşadığınız 'ikincil kazançlar' olarak isimlendirilen faydaları da incelemek yerinde olacaktır, ikincil kazanç, aksi takdirde daha kötü olacak bir davranış veya durumdan elde ettiğiniz fayda olarak tanımlanabilir. Kişi bu tür kazançların bilincinde olabilir veya olmayabilir. Bu kazançlar çoğunlukla kişinin istenmeyen bir durumda kilitlenip kalmasını sağlayabilir. Fark edilene ve daha uygun bir yolla tatmin edilene kadar, ikincil kazançlar kişinin olumlu yönde ileriye doğru gitmesini güçleştirir.

Örneğin, sigarayı bırakmak isteyen bir hastam olmuştu. Alışkanlığından elde ettiği muhtemel ikincil kazançlar alanına girdiğimizde sigara içmeyi olumsuz duygulardan kaçınmak için kullandığı ortaya çıktı. Özellikle, ne zaman kocasıyla çatışmaya girse, farklılıklarını ortaya koymak ve ortaya çıkabilecek üzüntüler konusunda mücadele etmek yerine, odayı terk ediyor ve kızgınlığını bastırmak için sigarayı yardımcı olarak kullanıyordu. Bu hasta olumsuz duygularıyla baş etmenin daha uygun bir yolunu bulmadıkça sigarayı bırakması zor olacaktı. Sigaradan bağımsız olmasına yardımcı olurken üzerinde durduğumuz temel alan buydu.

Hayatınızın bir alanında bir süre için kendi kendine hipnozla uğraştıysanız ve hâlâ amaçlarınıza yakınlaşmış değilseniz, bu durumda bu halinizden elde ettiğiniz kazançlar veya davranışınızın altında bilinçli olarak fark etmediğiniz ve üzerinde durmanız gereken sebepler vardır. Bu tür bir bilginin üzerine eğilmek için sıklıkla kullanılan yöntemlerden biri Breşler (1990) tarafından özetlenmiştir. Yaklaşım 'İçsel danışman tekniği' olarak isimlendirilir. Rahat bir durumdayken bilinçaltı zihninize veya iç bilginize hayalinizde bir ses veya biçim vermeyi içerir (Bu duruma ulaşma konusundaki telkinler için bir sonraki bölüme bakınız). Örneğin, kendi 'İçsel Danışmanım'ı, yıllar önce 'Büyücü Merlin' adındaki bir çocuk kitabında gördüğüm yaşlı bir bilge adam olarak hayal ettim. Bir kez 'içsel danışmanınız'la zihninizde tanıştığınızda elinizdeki problem konusunda size yardım edip etmeme konusunda istekli olup olmadığını sorabilirsiniz. Eğer bu soruya cevabı olumluysa davranışınızın altında yatan muhtemel sebepler ve ikincil kazançlar konusunda içgörü sağlayacağını düşündüğünüz her tür soruyu sorabilirsiniz. Soru sorma işini nefes verirken yapmak faydalı olabilir. Nefes alırken de zihninize gelen ilk cevap danışmanınızın cevabı olabilir. Bazen danışmanınız, cevapları bilinçli bir şekilde ele almaya hazır olmadığınızı hissederse sorularınıza cevap vermeyerek koruyucu bir tutum sergileyebilir. Eğer bu olursa, danışmanınıza bu bilgiyi alabilmek için ne yapmak gerektiğini sormak faydalı olabilir. Bu noktada, eğitimli bir terapistten yardım almak konuyu aydınlatmak için gerekli olabilir. Bazı insanlar problemli davranışlarının ikincil kazançlarını bırakma veya bu faydaları sağlamak için daha uygun yollar bulma konusunda isteksiz olabilirler. Davranışlarını etkileyen muhtemel problemleriyle yüzleşme veya onlarla ilgilenme fikrinden rahatsız olabilirler. Bu tip insanlar değişme konusunda çok düşük motivasyona sahip olacaklardır.
 
Güzel bir seçim!
Tasavvur etme/canlandırma bölümünün örneklemeleri başta olmak üzere diğer bölümlerde şahsınızca bu sayfalara alınırsa uygun olacaktır sanırım.
Konu için içten teşekkürlerimi sunarım.
 
AMAÇLARINIZA AÇIKLIK GETİRMEK

Bir seyahate başlarken tam olarak nereye gideceğinizi bilmenin faydası vardır. Kendi kendine hipnozla kendi üzerinizde çalışmaya başlamadan önce kendiniz için ne istediğiniz ve bunu elde etmenin kapasiteniz sınırları dahilinde olduğuna inanmanız konusunda açık olmak yardımcı olacaktır. Gerçekçi olmak kadar, amaçlarınızın özel ve üzerinde iyi düşünülmüş olmasının da faydası olacaktır.

Örneğin, daha güvenli bir insan olmak istiyorsanız, güvenli olmanın sizin için ne anlama geldiği konusunda düşünün. Davranmak istediğiniz halleri, sahip olmak istediğiniz özellikleri içeren özel durumlar tasavvur edin. Bazı insanlar, istenen davranışı örnekleyen bir rol modelini düşünmeyi daha faydalı bulurlar. Bu rol modeli tanıdığınız veya hayalinizde yarattığınız biri olabilir.

Amaçlarınızı açık bir hale getirmek bilinçaltı zihninizin kazanmayı istediğiniz şey konusunda mümkün olduğu kadar çok bilgiye sahip olmasına yardımcı olur. Uygun açık telkinlerin yapılandırılmasında kolaylık sağlayabilir ve gerçekleşmeye başladıklarında olumlu değişiklikleri fark etmenize yardımcı olabilir. Bu da sizin kendi üzerinizde yaptığınız iş konusunda istekli kalmanızı sağlayabilir.

Bazen esas amacı birçok adıma bölmek uygun olabilir. Örneğin, bir sonraki amaç olan apartman etrafında yürümeden önce ön kapıya kadar yürümenin rahatlığına erişmeyi amaçlamak bir agorofobik için daha uygun olabilir. En son ve esas amaç 'normal bir hayat'a sahip olmak olacaktır (tabiî ilk olarak bunun tam anlamının açıklığa kavuşturulmuş olması gerekir). Amaçları sindirilebilir adımlara ayırmak bilinçaltı zihne makul hedefler vermekle kalmaz aynı zamanda yol boyunca ara başarılar da sağlar.
 
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst