- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Aydın tabaka, Maupertuis'in Cassini'ye La
Condamine'in Bourguer'ye karşı sürdürdüğü ve Voltaire'in kışkırtıp körüklediği
polemiği yıllarca ilgiyle izlemişti. Halkın gözüyse kâşifin Peru'dan getirdiği
ve Akademi'ye sunduğu bir keşifteydi. Bu, yerlilerin bir ağacın özsuyundan elde
ettikleri esnek bir maddeydi. Ağacın kabuğu hafifçe yarılınca özsuyu akıveriyor
ve bu su hemen donduğu halde yumuşaklığını kaybetmiyordu. Yerliler hem kırılmaz,
hem de su geçirmez bu maddeyle çanta, ayakkabı, elbise ve kaplar imal
edebiliyorlarmış. Bu madde aynı zamanda yay gibi uzayabildiği için çok güzel
zıplayan toplar ve cam şırıngaların yerine kullanılan armut biçiminde esnek
şırıngalar yapılabiliyormuş. Halk buluşu sevinçle karşılıyordu. Ne var ki
Akademi üyeleri. La Condamine'in, erdemlerini sayıp tüketemediği bu maddeyi
küçümseyerek bir yana ittiler. Bunun hevea ağacının özsuyu, yani kauçuk
olduğunu anlamışsınızdır. Kauçuk! Yüzyılın en önemli keşfi diyebileceğimiz madde
Avrupa'ya böyle getirilmişti. Gerçekten bebeklerin biberonundan tutun da,
tekerleklere, okul silgilerinden çiklete kadar günlük yaşantımızın en ufak
ayrıntılarına girebildiğinden, kauçuğun uygarlığımızdaki yeri, bir benzeri daha
bulunamayacak kadar büyük ve önemlidir. Kauçuktan elde edilen sayısız yararları
da La Condamine'e borçluyuz. Ancak mucidin çağdaşları bunu hiç mi, hiç
akıllarından geçinmiyorlardı. Şırınga ağacı deyip kahkahayı basıyor ve her
biçime kolayca girebilen bu uysal maddeyi parmaklarının arasına alıp oynamakla
yetiniyorlardı. Hammaddeyi ilk değerlendirme alanı ancak 1770'te bulunabildi:
Okul silgisi... Gerçek şu; kauçuğa karşı gösterilen anlayışsızlık pek de
haksız değildi. Bu olağanüstü madde erdemlerine karşılık büyük kusurlara da
sahipti. Amerika'dan Avrupa'ya gelinceye kadar mayalanması yetmiyormuş gibi her
tarafı kirletiyor, pis kokuyor, üstelik kolay kalıplanmadığı gibi hava, ışık ve
sıcağın etkisiyle bozuluyordu. Kimyacılar bu güçlüğün çözümünü bulmakta
gecikmediler: Madde, gerekli bir solüsyon (eriyik) içinde eritilip kalıba
döküldükten sonra buharlaşmaya bırakıldığı takdirde kalıbın sekilini alırdı
elbet. Ancak bu eritici maddenin ne olduğunu bulmak gerekiyordu. Terebentin özü,
eter, petrol gibi birkaç solüsyon birden bulundu ama yalnız sonuncusuyla pratik
bir sonuca ulaşıldı. 1823'te İskoçyalı kimyacı Charles Macintosh kauçuğu
petrolün içinde erittikten sonra kumaşları bu solüsyonun içine batırarak su
geçirmez hale getirdi. Kısa zaman sonra daha iyi bir solüsyon
bulunabileceği düşünülerek yeniden araştırmalar başladı. Çünkü bu türlü işlenmiş
şekliyle kauçuk hâlâ pis kokulu, üstelik tahta gibi sertti. Kimyacılar bu
maddeyi her ne pahasına olursa olsun uygarlığa kazandırmak için harıl harıl
çatışmaya koyuldular. Amaca ilk ulaşan Amerikalı Charles Goodyear oldu
(1800-1860). Goodyear, Macinthos gibi bir bilim adamı değildi. Tersine kendini
yeteneklerinin esinlemesine bırakan bu amatör araştırmacı, kauçuğu eline geçen
her türlü kimyasal maddeyle işlemeye koyuldu. Deneme yordamı ona olumlu yolu
açtıysa da kendinin ve ailesinin servetini ve sonunda hayatını bu uğurda kurban
etti.Evet, bir rastlantıyla bir gece kauçuğu ve kükürdü sobanın yanında
unutması sonucu vulkanizasyonu (kauçuğu belli miktarda kükürtle karıştırarak
soğuk ve sıcaktan etkilenmez duruma getirme işlemine vulkanize etmek denir.)
keşfetti. AL bir oranda kükürtle karıştırdığında (2-5/100), kauçuk tam istenilen
yani kalıplanmaya elverişli, dirençli ve sağlam bir madde haline geliyor, lastik
dediğimiz şekli alıyordu. Baş döndürücü bir gelişmenin ve dev servetlerin
kaynağı olan kauçuk sanayii doğmuştu. Ama ne yazık ki mucite kimse inanmamış,
onu desteklemeyi göze alabilecek önsezisi güçlü bir tek kapitalist çıkıp elinden
tutmamıştı. O kadar ki, Goodyear, 1844'te icadının beratını alabildiği zaman
karşısında daha şanslı bir rakip buldu: İngiliz Thomas Hancock maddeyi bir
yıldan beri imal etmekteydi. Goodyear, dul karısına ve artı çocuğuna
200.000 dolar borç bırakarak bir otel odasında öldü. Buna karşılık Britanyalı
rakibinin elinde vulkanizasyon, yaygın bir teknik haline girmiş ve 1839'da 300
ton olan dünya kauçuk üretimi 1850' de 1.000 tona yükselmişti. Ve yüzyılın
sonunda da 40.000 tona varacaktı. Hancock daha da ileri gitti: Kauçuğu kükürdün
etkisinde daha uzun zaman tutmak yoluyla sert bir madde olan eboniti buldu.
1849'da vatandaşı F. Walton keten yağını oksitlemek ve bunu talaş ya da mantarla
karıştırmak yoluyla bir tür yerli kauçuk meydana getirdi. Linolyum denen bu
madde çabuk yaygınlaştı ve üretimi günümüzde 170 kilometre kareye kadar
yükseldi.
Siyaset, Bilim Ve Tarih Bilinci (Doğan Özlem )The Benefits Of TreesEnerji TasarrufuAlternatif Ucuz Enerji KaynaklarıErozyonun Tanımı Ve ÇeşitleriDünyamızın HareketleriDoğalgazDeve KuşlarıTeknolojik CellatlarımızKüresel IsınmaÇimento İşkolu Ve SorunlarıAtmosferin Başlıca Gaz KirleticileriNükleer EnerjiYapay KristallerHyrogen Fuel The Fuel Of FutureKentiçi Ulaşımı Ve Çevre SorunlarıPrcı HakkındaÇevre Kirliliği Ve SonuçlarıSivil SavunmaUluslararası Hukuk Ve Çevre
Condamine'in Bourguer'ye karşı sürdürdüğü ve Voltaire'in kışkırtıp körüklediği
polemiği yıllarca ilgiyle izlemişti. Halkın gözüyse kâşifin Peru'dan getirdiği
ve Akademi'ye sunduğu bir keşifteydi. Bu, yerlilerin bir ağacın özsuyundan elde
ettikleri esnek bir maddeydi. Ağacın kabuğu hafifçe yarılınca özsuyu akıveriyor
ve bu su hemen donduğu halde yumuşaklığını kaybetmiyordu. Yerliler hem kırılmaz,
hem de su geçirmez bu maddeyle çanta, ayakkabı, elbise ve kaplar imal
edebiliyorlarmış. Bu madde aynı zamanda yay gibi uzayabildiği için çok güzel
zıplayan toplar ve cam şırıngaların yerine kullanılan armut biçiminde esnek
şırıngalar yapılabiliyormuş. Halk buluşu sevinçle karşılıyordu. Ne var ki
Akademi üyeleri. La Condamine'in, erdemlerini sayıp tüketemediği bu maddeyi
küçümseyerek bir yana ittiler. Bunun hevea ağacının özsuyu, yani kauçuk
olduğunu anlamışsınızdır. Kauçuk! Yüzyılın en önemli keşfi diyebileceğimiz madde
Avrupa'ya böyle getirilmişti. Gerçekten bebeklerin biberonundan tutun da,
tekerleklere, okul silgilerinden çiklete kadar günlük yaşantımızın en ufak
ayrıntılarına girebildiğinden, kauçuğun uygarlığımızdaki yeri, bir benzeri daha
bulunamayacak kadar büyük ve önemlidir. Kauçuktan elde edilen sayısız yararları
da La Condamine'e borçluyuz. Ancak mucidin çağdaşları bunu hiç mi, hiç
akıllarından geçinmiyorlardı. Şırınga ağacı deyip kahkahayı basıyor ve her
biçime kolayca girebilen bu uysal maddeyi parmaklarının arasına alıp oynamakla
yetiniyorlardı. Hammaddeyi ilk değerlendirme alanı ancak 1770'te bulunabildi:
Okul silgisi... Gerçek şu; kauçuğa karşı gösterilen anlayışsızlık pek de
haksız değildi. Bu olağanüstü madde erdemlerine karşılık büyük kusurlara da
sahipti. Amerika'dan Avrupa'ya gelinceye kadar mayalanması yetmiyormuş gibi her
tarafı kirletiyor, pis kokuyor, üstelik kolay kalıplanmadığı gibi hava, ışık ve
sıcağın etkisiyle bozuluyordu. Kimyacılar bu güçlüğün çözümünü bulmakta
gecikmediler: Madde, gerekli bir solüsyon (eriyik) içinde eritilip kalıba
döküldükten sonra buharlaşmaya bırakıldığı takdirde kalıbın sekilini alırdı
elbet. Ancak bu eritici maddenin ne olduğunu bulmak gerekiyordu. Terebentin özü,
eter, petrol gibi birkaç solüsyon birden bulundu ama yalnız sonuncusuyla pratik
bir sonuca ulaşıldı. 1823'te İskoçyalı kimyacı Charles Macintosh kauçuğu
petrolün içinde erittikten sonra kumaşları bu solüsyonun içine batırarak su
geçirmez hale getirdi. Kısa zaman sonra daha iyi bir solüsyon
bulunabileceği düşünülerek yeniden araştırmalar başladı. Çünkü bu türlü işlenmiş
şekliyle kauçuk hâlâ pis kokulu, üstelik tahta gibi sertti. Kimyacılar bu
maddeyi her ne pahasına olursa olsun uygarlığa kazandırmak için harıl harıl
çatışmaya koyuldular. Amaca ilk ulaşan Amerikalı Charles Goodyear oldu
(1800-1860). Goodyear, Macinthos gibi bir bilim adamı değildi. Tersine kendini
yeteneklerinin esinlemesine bırakan bu amatör araştırmacı, kauçuğu eline geçen
her türlü kimyasal maddeyle işlemeye koyuldu. Deneme yordamı ona olumlu yolu
açtıysa da kendinin ve ailesinin servetini ve sonunda hayatını bu uğurda kurban
etti.Evet, bir rastlantıyla bir gece kauçuğu ve kükürdü sobanın yanında
unutması sonucu vulkanizasyonu (kauçuğu belli miktarda kükürtle karıştırarak
soğuk ve sıcaktan etkilenmez duruma getirme işlemine vulkanize etmek denir.)
keşfetti. AL bir oranda kükürtle karıştırdığında (2-5/100), kauçuk tam istenilen
yani kalıplanmaya elverişli, dirençli ve sağlam bir madde haline geliyor, lastik
dediğimiz şekli alıyordu. Baş döndürücü bir gelişmenin ve dev servetlerin
kaynağı olan kauçuk sanayii doğmuştu. Ama ne yazık ki mucite kimse inanmamış,
onu desteklemeyi göze alabilecek önsezisi güçlü bir tek kapitalist çıkıp elinden
tutmamıştı. O kadar ki, Goodyear, 1844'te icadının beratını alabildiği zaman
karşısında daha şanslı bir rakip buldu: İngiliz Thomas Hancock maddeyi bir
yıldan beri imal etmekteydi. Goodyear, dul karısına ve artı çocuğuna
200.000 dolar borç bırakarak bir otel odasında öldü. Buna karşılık Britanyalı
rakibinin elinde vulkanizasyon, yaygın bir teknik haline girmiş ve 1839'da 300
ton olan dünya kauçuk üretimi 1850' de 1.000 tona yükselmişti. Ve yüzyılın
sonunda da 40.000 tona varacaktı. Hancock daha da ileri gitti: Kauçuğu kükürdün
etkisinde daha uzun zaman tutmak yoluyla sert bir madde olan eboniti buldu.
1849'da vatandaşı F. Walton keten yağını oksitlemek ve bunu talaş ya da mantarla
karıştırmak yoluyla bir tür yerli kauçuk meydana getirdi. Linolyum denen bu
madde çabuk yaygınlaştı ve üretimi günümüzde 170 kilometre kareye kadar
yükseldi.
Siyaset, Bilim Ve Tarih Bilinci (Doğan Özlem )The Benefits Of TreesEnerji TasarrufuAlternatif Ucuz Enerji KaynaklarıErozyonun Tanımı Ve ÇeşitleriDünyamızın HareketleriDoğalgazDeve KuşlarıTeknolojik CellatlarımızKüresel IsınmaÇimento İşkolu Ve SorunlarıAtmosferin Başlıca Gaz KirleticileriNükleer EnerjiYapay KristallerHyrogen Fuel The Fuel Of FutureKentiçi Ulaşımı Ve Çevre SorunlarıPrcı HakkındaÇevre Kirliliği Ve SonuçlarıSivil SavunmaUluslararası Hukuk Ve Çevre
