- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
necip fazıl kısakürek'in eşşiz şiiri.
kaldırımlar
sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında
yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
yolumun karanlığa saplanan noktasında,
sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.
kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık
evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
in cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık.
biri benim, biri de serseri kaldırımlar.
içimde damla damla bir korku birikiyor
sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...
üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor
gözüne mil çekilmiş bir ama gibi evler.
kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi
kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi
kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.
bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta
ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta
bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!
ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin
iki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin
yolumun zafer takı, gölgeden taş kemerler.
ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim
gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim
örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.
uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya
alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir kuyuya,
ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi..
istanbul'da bazen otopark, bazen işporta mekanı, bazen dükkan uzantısı, bazen çay bahçesi, bazen yatak, bazen otoban olarak kullanılan mekanlar. genellikle yamuk yumuk olup yürümek için şekilden şekile girmek gerekir, önünüze bakmazsanız da ya bi şeye takılır düşersiniz, ya çukura girersiniz, ya da burjuva bi dilenciye basarsınız.
yürümek için değilde park için yapılmış yerler..
yalnızlık temasını olağan dışı bir durulukla ve içtenlikle işlemiş necip fazıl kısakürek eseri,her okunduğunda bambaşka etkiler bırakır
yürümekten başka her türlü şey için kullanımına kullanımından dolayı olsa gerek yayaların üzerinde değil de yolda yürümeyi tercih ettiği beton
bkz. necip fazıl kısakürek)
funda ararın yorumuyla sevgilerde albümünde dinleyebilirsiniz
necip fazıl'ın harika şiiri. bizim çiğneyip geçtiğimiz bir maddeyi bir şairin nasıl gördüğünü, sanatçı olmanın ne demek olduğunu gösterir bizlere.
necip fazıl kısakürek
başını bir gayeye satmış kahraman gibi,
etinle, kemiğinle, sokakların malısın!
kurulup şiltesine bir tahtaravan gibi,
sonsuz mesafelerin üstünden aşmalısın!
fahişe yataklardan kaçtığın günden beri,
erimiş ruhlarımız bir derdin potasında.
senin gölgeni içmiş, onun gözbebekleri
onun taşı erimiş, senin kafatasında.
ikinizin de ne eş ne arkadaşınız var
sükût gibi münzevi, çığlık gibi hürsünüz.
dünyada taşınacak bir kuru başınız var
onu da, hangi diyar olsa götürürsünüz.
yağız atlı süvari, koştur atını, koştur!
sonunda kabre çıkar bu yolun kıvrımları.
ne kaldırımlar kadar seni anlayan olur,
ne senin anladığın kadar kaldırımları...
1927
yağmur yağdığında ıslanan,ve yürürken boyun eğik bakılası ve birlikte ağlanılası dost.
funda arar ın çok güzel yorumladığı üstat ın mükemmel eseri. özellikle gece, yalnızlık ve sigara üçlemesiyle çok iyi kafa yapar.
necip fazıl'ın tasavvufa ermeden, fransa'da geçirdiği ve iki yıl boyunca güneş ışığı görmedim dediği, geceleri sabah edip serseri gibi yaşadığı yıllara ait bir şiiri.
şiirin, istanbul değil de paris sokaklarında yazılmış olduğu göz ardı edilmesin.
funda arar'ın yanısıra, aykut kuşkaya bestesi ve yorumu da mevcut.
aykut kuşkayanın yorumuyla farklı bir anlam bulmuş büyük şairin en iyi şiirlerinden birisi.
su iner yokuşlardan hep basamak basamak,
benimse kaderim yokuşlarda susamak...
Kaynak: İtüSözlük
kaldırımlar
sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında
yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
yolumun karanlığa saplanan noktasında,
sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.
kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık
evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
in cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık.
biri benim, biri de serseri kaldırımlar.
içimde damla damla bir korku birikiyor
sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...
üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor
gözüne mil çekilmiş bir ama gibi evler.
kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi
kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi
kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.
bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta
ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta
bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!
ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin
iki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin
yolumun zafer takı, gölgeden taş kemerler.
ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim
gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim
örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.
uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya
alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir kuyuya,
ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi..
istanbul'da bazen otopark, bazen işporta mekanı, bazen dükkan uzantısı, bazen çay bahçesi, bazen yatak, bazen otoban olarak kullanılan mekanlar. genellikle yamuk yumuk olup yürümek için şekilden şekile girmek gerekir, önünüze bakmazsanız da ya bi şeye takılır düşersiniz, ya çukura girersiniz, ya da burjuva bi dilenciye basarsınız.
yürümek için değilde park için yapılmış yerler..
yalnızlık temasını olağan dışı bir durulukla ve içtenlikle işlemiş necip fazıl kısakürek eseri,her okunduğunda bambaşka etkiler bırakır
yürümekten başka her türlü şey için kullanımına kullanımından dolayı olsa gerek yayaların üzerinde değil de yolda yürümeyi tercih ettiği beton
bkz. necip fazıl kısakürek)
funda ararın yorumuyla sevgilerde albümünde dinleyebilirsiniz
necip fazıl'ın harika şiiri. bizim çiğneyip geçtiğimiz bir maddeyi bir şairin nasıl gördüğünü, sanatçı olmanın ne demek olduğunu gösterir bizlere.
necip fazıl kısakürek
başını bir gayeye satmış kahraman gibi,
etinle, kemiğinle, sokakların malısın!
kurulup şiltesine bir tahtaravan gibi,
sonsuz mesafelerin üstünden aşmalısın!
fahişe yataklardan kaçtığın günden beri,
erimiş ruhlarımız bir derdin potasında.
senin gölgeni içmiş, onun gözbebekleri
onun taşı erimiş, senin kafatasında.
ikinizin de ne eş ne arkadaşınız var
sükût gibi münzevi, çığlık gibi hürsünüz.
dünyada taşınacak bir kuru başınız var
onu da, hangi diyar olsa götürürsünüz.
yağız atlı süvari, koştur atını, koştur!
sonunda kabre çıkar bu yolun kıvrımları.
ne kaldırımlar kadar seni anlayan olur,
ne senin anladığın kadar kaldırımları...
1927
yağmur yağdığında ıslanan,ve yürürken boyun eğik bakılası ve birlikte ağlanılası dost.
funda arar ın çok güzel yorumladığı üstat ın mükemmel eseri. özellikle gece, yalnızlık ve sigara üçlemesiyle çok iyi kafa yapar.
necip fazıl'ın tasavvufa ermeden, fransa'da geçirdiği ve iki yıl boyunca güneş ışığı görmedim dediği, geceleri sabah edip serseri gibi yaşadığı yıllara ait bir şiiri.
şiirin, istanbul değil de paris sokaklarında yazılmış olduğu göz ardı edilmesin.
funda arar'ın yanısıra, aykut kuşkaya bestesi ve yorumu da mevcut.
aykut kuşkayanın yorumuyla farklı bir anlam bulmuş büyük şairin en iyi şiirlerinden birisi.
su iner yokuşlardan hep basamak basamak,
benimse kaderim yokuşlarda susamak...
Kaynak: İtüSözlük
