- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
josefine plá'nın bir şiiri.
yolluğum olmadı
göklere duyduğum heyecandan başka
öfkemden başka
yaşamak ve
düşlerin o kibirli sırtını görmek için
kör korkum kaybetmekten
bedenimi
içinde
başka bir
kör bedenin
bir şu susuzluk
başka kavım olmadı
tüm yangınlarımdan sakındığım.
heyecanıyla ulaşmanın
yüreğimden salınan köklerime
yüreğim
anılardan bezginliğin kuytularda tükettiği
ve içinde
gizlice filizlendiği
sessizlik yosununun.
insanı toplumsal zulmün dekoru kılmaya meyleden bir zamanda akıl-fikir-cesaret triosundan nasibini alanlardan şükür !
vicdanına henüz el olamadığından satıraralarına sinmiş zımni sistem güzellemelerine ayan, bu bilgiyi cepte bir cephanelik olarak tutmak yerine teşhire ve hesaplaşmaya açan, kimilerinin işgüzarlık dediği bu eylemin bizzat sorumluluk olduğunun bilgisine vakıf ve önce insanı gözetmeyen tüm ama bağlaçlarının sonunu haklı olarak dikkate almayandır ve çok da iyi yapmaktadır !
bazıları yol açmak misyonunu kuşanırlar ve fakat yolu adımlamanın sebebinin, yol açma eylemini öncelikli kılan yegane şey olduğunun da farkındadırlar. genelgeçer yaftalama ve acıtmak amaçlı etiketleme çağında, kendisi hangi ağız klasmanına dahil edilmektedir bilinmez fakat bir kadının bu dünyaya neden çocuk getirmek istemeyeceğini dillendirirken de, tuzla tersanesinde ölen işçilerin acısını duyarken de yaşananları aynı toplumcu bakışın süzgecinden geçirdiğini ve öyle yorumladığını düşünüyorum.
yazılarını okurkenki hissiyatım yaşadığı topraklar üzerinde koyunun olmamasından mütevellit abdurrahman çelebi ilan edilen keçilerin varlığını dert ediniyor oluşunun ve kendince gerçeği ifşa etmeye çabasının toplumcu bir bakışın yansıması olduğu yönünde. kendisini çok uzun zamandır tanımamama rağmen cümlelerinin mülkiyetinin yalnız ve yalnız vicdanına ait olduğunu anlamak için müneccim olmaya da gerek yok kanımca !
fikri her türlü paylaşıma açık kendisi ! ben denedim, mesaj fasilitesini kullanırken anlamak ve kendini anlatmak derdinde. bu sebepten kendisini, ismi altında değil de bilimum başlıklarda perperişan etmeden evvel, neden gibi kritik bir soruyla yüzleştirmek daha sağlıklı gibi.
diyecek sözünüz var ise, alacağınız gerekçeli cevaplar da vardır muhakkak !
hep bir külkedisi ayakkabısı var ayaklarınızı illa ki sığdırmanız gereken. kadınlığınızı suç apoletleri gibi yakanıza iliştiren, yükünü omuzlarınıza bindiren. canınızı yaksa da, yürümenize engel olsa da zorunlu bir şıklığın ve sizin için önceden belirlenmiş bir görüntünün, görüngünün kurbanlığısınız !
o çıplak ayak yürümeye cesaret eden, aklına olta atmış tüm soruların işaretlerini ezberlere biat etmeden cevaplayan idmanlı bir düşünme eylemi, kurtarıcılara-prenslere bel bağlamadan kendi varoluşunu nedenleriyle gerçekten var kılan ve prensesliğe de zerre prim vermeyen, inadına at cambazı olmak isteyenlerden!
adalet-eşitlik ve özgürlük için sistemin imlasına karşı gelen, sorusunun işaretini de, ünlemini de baş olacak ayaklar için cümlelerinin sonuna iliştiren, çıplak ayaklarla gözümüzün önündeki çıplak yalanları çiğneme zamanının geldiğini dillendirenlerden!
bir mümkünü işaret ediyor inadına, vicdanına el olmamışlığının ve insanca yaşama inadının peşi sıra. kavganın tam göbeğinde ve hangi meydan, hangi alan olduğu fark etmese de, bu ışıklı ve inatçı kadının yüzü her birimiz kadar güç verecek o mümküne!
Kaynak: İtüSözlük
yolluğum olmadı
göklere duyduğum heyecandan başka
öfkemden başka
yaşamak ve
düşlerin o kibirli sırtını görmek için
kör korkum kaybetmekten
bedenimi
içinde
başka bir
kör bedenin
bir şu susuzluk
başka kavım olmadı
tüm yangınlarımdan sakındığım.
heyecanıyla ulaşmanın
yüreğimden salınan köklerime
yüreğim
anılardan bezginliğin kuytularda tükettiği
ve içinde
gizlice filizlendiği
sessizlik yosununun.
insanı toplumsal zulmün dekoru kılmaya meyleden bir zamanda akıl-fikir-cesaret triosundan nasibini alanlardan şükür !
vicdanına henüz el olamadığından satıraralarına sinmiş zımni sistem güzellemelerine ayan, bu bilgiyi cepte bir cephanelik olarak tutmak yerine teşhire ve hesaplaşmaya açan, kimilerinin işgüzarlık dediği bu eylemin bizzat sorumluluk olduğunun bilgisine vakıf ve önce insanı gözetmeyen tüm ama bağlaçlarının sonunu haklı olarak dikkate almayandır ve çok da iyi yapmaktadır !
bazıları yol açmak misyonunu kuşanırlar ve fakat yolu adımlamanın sebebinin, yol açma eylemini öncelikli kılan yegane şey olduğunun da farkındadırlar. genelgeçer yaftalama ve acıtmak amaçlı etiketleme çağında, kendisi hangi ağız klasmanına dahil edilmektedir bilinmez fakat bir kadının bu dünyaya neden çocuk getirmek istemeyeceğini dillendirirken de, tuzla tersanesinde ölen işçilerin acısını duyarken de yaşananları aynı toplumcu bakışın süzgecinden geçirdiğini ve öyle yorumladığını düşünüyorum.
yazılarını okurkenki hissiyatım yaşadığı topraklar üzerinde koyunun olmamasından mütevellit abdurrahman çelebi ilan edilen keçilerin varlığını dert ediniyor oluşunun ve kendince gerçeği ifşa etmeye çabasının toplumcu bir bakışın yansıması olduğu yönünde. kendisini çok uzun zamandır tanımamama rağmen cümlelerinin mülkiyetinin yalnız ve yalnız vicdanına ait olduğunu anlamak için müneccim olmaya da gerek yok kanımca !
fikri her türlü paylaşıma açık kendisi ! ben denedim, mesaj fasilitesini kullanırken anlamak ve kendini anlatmak derdinde. bu sebepten kendisini, ismi altında değil de bilimum başlıklarda perperişan etmeden evvel, neden gibi kritik bir soruyla yüzleştirmek daha sağlıklı gibi.
diyecek sözünüz var ise, alacağınız gerekçeli cevaplar da vardır muhakkak !
hep bir külkedisi ayakkabısı var ayaklarınızı illa ki sığdırmanız gereken. kadınlığınızı suç apoletleri gibi yakanıza iliştiren, yükünü omuzlarınıza bindiren. canınızı yaksa da, yürümenize engel olsa da zorunlu bir şıklığın ve sizin için önceden belirlenmiş bir görüntünün, görüngünün kurbanlığısınız !
o çıplak ayak yürümeye cesaret eden, aklına olta atmış tüm soruların işaretlerini ezberlere biat etmeden cevaplayan idmanlı bir düşünme eylemi, kurtarıcılara-prenslere bel bağlamadan kendi varoluşunu nedenleriyle gerçekten var kılan ve prensesliğe de zerre prim vermeyen, inadına at cambazı olmak isteyenlerden!
adalet-eşitlik ve özgürlük için sistemin imlasına karşı gelen, sorusunun işaretini de, ünlemini de baş olacak ayaklar için cümlelerinin sonuna iliştiren, çıplak ayaklarla gözümüzün önündeki çıplak yalanları çiğneme zamanının geldiğini dillendirenlerden!
bir mümkünü işaret ediyor inadına, vicdanına el olmamışlığının ve insanca yaşama inadının peşi sıra. kavganın tam göbeğinde ve hangi meydan, hangi alan olduğu fark etmese de, bu ışıklı ve inatçı kadının yüzü her birimiz kadar güç verecek o mümküne!
Kaynak: İtüSözlük
