- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Zira gözlemci
durumundaki bireyler, aktörün davranışlarının özel bir kişilik çizgisinden ya da
kişisel bir yatkınlıktan ileri geldiğini düşünmektedirler: Örneğin bir kişinin
saldırgan davranışı, onun saldırgan olmasından ileri gelmektedir. Bu sorun,
davranışlar ile -bunları açıklayıcı- kişilik çizgileri (karakter özellikleri,
niyetler, kişisel dispozisyonlar/yatkınlıklar) arasında bir bağ kurma, yani iki
öğeyi tekabül ettirme sorunudur.Bu durumda, tekabüliyetin ya da
uyuşmanın nasıl kurulduğuna, niyetin atfedilme koşullarına bakmak gerekir. Jones
ve Nisbet'e göre bunun koşullarından biri, gözlemcinin inancına göre, 'aktörün
kendi davranışının sonuçlarının bilincinde olması', bir diğeri, 'aktörün, bu
davranışı yapma kapasitesine sahip olması'dır.Nihayet yine gözlemciye
göre aktörün belirli bir tercih özgürlüğünün olması, yani söz konusu bir
davranışı, seçenek davranışlar varken yapması gerekir, zira ancak bu durumda
aktörün bir davranışı, çevresel gereklerin zoruyla veya mecburen değil,
isteyerek yaptığından emin olmak mümkündür. Bu koşullar yerine gelmemişse,
gözlemci açısından aktörün davranışı, kişisel bir yatkınlığa veya kişilik
çizgisine atfedilemez.Bu noktada Jones ve Davis, yeni bir soruna dikkat
çekerler. Bir davranışın birbirinden farklı pek çok sonucu olabilir veya farklı
davranışlar aynı sonuca yol açabilir. Bu durumda aktör, kişisel bir özelliğe
yönelik atıflarından nasıl emin olabilir? Bunun için iki davranışın ortak
olmayan sonucuna (veya sonuçlarına) bakabilir, özgül bir kişilik çizgisine
tekabül eden sonuç, ortak olmayan sonuçtur. Aksine ortak sonuçlar, bu
davranışlardan birinin veya diğerinin niçin tercih edildiğini açıklamaya
yaramazlar.Bu koşullar yerine geldiğinde atıf süreci şu şekilde oluşur:
İlk olarak gözlemci, davranışın sonuçlarını belirler; ikinci olarak bu sonuçlan,
seçenek davranışın sonuçlarıyla karşılaştırır ve böylece (varsa) ortak olan ve
özgül olan sonuçları saptar; üçüncü olarak gözlemci, yapılan davranış ile
yapılmayan davranışın özgül sonuçlarından hareketle söz konusu davranış (yapılan
davranış) ile bir niyet veya kişilik çizgisi arasındaki uyuşmayı
belirler.Bunlara ek olarak Jones ve Davis, gözlemcinin, aynı durumda
başka kişilerin ne yapacağı konusundaki görüşünün önemli olduğunu ve sosyal
arzulanırlığı yüksek olan sonuçlara daha duyarlı olduğunu öne sürerler. Onlara
göre, aktör tarafından tercih edilen bir davranışın herkes tarafından arzulanır
olması, aktörün tekil özellikleri konusunda bilgilendirici değildir. Aksine eğer
tercih edilen davranış, seçenek davranışlardan daha az arzulanır olduğunda,
aktör hakkında daha çok bilgi verirler.Özetle bir kişinin davranışı, şu
koşullarda onun niyetini ve dolayısıyla kişisel eğilimlerini ya da kişilik
çizgilerini yansıtan bir davranış olarak algılanmaktadır: Bu davranışın özgül
sonuçlarının sayısı az olduğunda ve sonuçlarının sosyal arzulanırlığı düşük
olduğunda.
Sosyal Kuralların Psikolojisi (Muzaffer Şerif)Diyabetik Hastada Psikolojik SorunlarPsikolojik Cilk HastalıklarıBasın İşletmelerinde Örgütsel ModellerYaratıcılıkYapısalcılıkSürrealist YaklaşımPragmatik YaklaşımKişisel Modernlik Yaklaşımlarıİşlevselcilikİnşacı YaklaşımFenomenolojik YaklaşımDiferansiyel YaklaşımPsikodinamik YaklaşımDavranışçı YaklaşımBiyolojik YaklaşımBilişsel Öğrenme YaklaşımıVroom'un Beklenti TeorisiTutkulu Aşk TeorisiSosyal Karşılaştırma Teorisi
durumundaki bireyler, aktörün davranışlarının özel bir kişilik çizgisinden ya da
kişisel bir yatkınlıktan ileri geldiğini düşünmektedirler: Örneğin bir kişinin
saldırgan davranışı, onun saldırgan olmasından ileri gelmektedir. Bu sorun,
davranışlar ile -bunları açıklayıcı- kişilik çizgileri (karakter özellikleri,
niyetler, kişisel dispozisyonlar/yatkınlıklar) arasında bir bağ kurma, yani iki
öğeyi tekabül ettirme sorunudur.Bu durumda, tekabüliyetin ya da
uyuşmanın nasıl kurulduğuna, niyetin atfedilme koşullarına bakmak gerekir. Jones
ve Nisbet'e göre bunun koşullarından biri, gözlemcinin inancına göre, 'aktörün
kendi davranışının sonuçlarının bilincinde olması', bir diğeri, 'aktörün, bu
davranışı yapma kapasitesine sahip olması'dır.Nihayet yine gözlemciye
göre aktörün belirli bir tercih özgürlüğünün olması, yani söz konusu bir
davranışı, seçenek davranışlar varken yapması gerekir, zira ancak bu durumda
aktörün bir davranışı, çevresel gereklerin zoruyla veya mecburen değil,
isteyerek yaptığından emin olmak mümkündür. Bu koşullar yerine gelmemişse,
gözlemci açısından aktörün davranışı, kişisel bir yatkınlığa veya kişilik
çizgisine atfedilemez.Bu noktada Jones ve Davis, yeni bir soruna dikkat
çekerler. Bir davranışın birbirinden farklı pek çok sonucu olabilir veya farklı
davranışlar aynı sonuca yol açabilir. Bu durumda aktör, kişisel bir özelliğe
yönelik atıflarından nasıl emin olabilir? Bunun için iki davranışın ortak
olmayan sonucuna (veya sonuçlarına) bakabilir, özgül bir kişilik çizgisine
tekabül eden sonuç, ortak olmayan sonuçtur. Aksine ortak sonuçlar, bu
davranışlardan birinin veya diğerinin niçin tercih edildiğini açıklamaya
yaramazlar.Bu koşullar yerine geldiğinde atıf süreci şu şekilde oluşur:
İlk olarak gözlemci, davranışın sonuçlarını belirler; ikinci olarak bu sonuçlan,
seçenek davranışın sonuçlarıyla karşılaştırır ve böylece (varsa) ortak olan ve
özgül olan sonuçları saptar; üçüncü olarak gözlemci, yapılan davranış ile
yapılmayan davranışın özgül sonuçlarından hareketle söz konusu davranış (yapılan
davranış) ile bir niyet veya kişilik çizgisi arasındaki uyuşmayı
belirler.Bunlara ek olarak Jones ve Davis, gözlemcinin, aynı durumda
başka kişilerin ne yapacağı konusundaki görüşünün önemli olduğunu ve sosyal
arzulanırlığı yüksek olan sonuçlara daha duyarlı olduğunu öne sürerler. Onlara
göre, aktör tarafından tercih edilen bir davranışın herkes tarafından arzulanır
olması, aktörün tekil özellikleri konusunda bilgilendirici değildir. Aksine eğer
tercih edilen davranış, seçenek davranışlardan daha az arzulanır olduğunda,
aktör hakkında daha çok bilgi verirler.Özetle bir kişinin davranışı, şu
koşullarda onun niyetini ve dolayısıyla kişisel eğilimlerini ya da kişilik
çizgilerini yansıtan bir davranış olarak algılanmaktadır: Bu davranışın özgül
sonuçlarının sayısı az olduğunda ve sonuçlarının sosyal arzulanırlığı düşük
olduğunda.
Sosyal Kuralların Psikolojisi (Muzaffer Şerif)Diyabetik Hastada Psikolojik SorunlarPsikolojik Cilk HastalıklarıBasın İşletmelerinde Örgütsel ModellerYaratıcılıkYapısalcılıkSürrealist YaklaşımPragmatik YaklaşımKişisel Modernlik Yaklaşımlarıİşlevselcilikİnşacı YaklaşımFenomenolojik YaklaşımDiferansiyel YaklaşımPsikodinamik YaklaşımDavranışçı YaklaşımBiyolojik YaklaşımBilişsel Öğrenme YaklaşımıVroom'un Beklenti TeorisiTutkulu Aşk TeorisiSosyal Karşılaştırma Teorisi
