Işığı Arayanların Karanlık Yanı Kitabından Alıntılar

Belgin ∞

, Redflowers
20
HD RANK
Katılım
8 Mart 2008
Mesajlar
3,010
Reaksiyon puanı
45
Puanları
0
1/1

John Welwood, Sevgi ve Uyanış adlı kitabında içimizdeki dünyayı tasvir etmek için bir şato benzetmesini kullanır. Uzun koridorları ve binlerce odası olan muhteşem bir şato olduğunuzu hayal edin. Şatonun her odası mükemmeldir ve özel bir armağana sahiptir. Her bir oda farklı bir veçhenizi temsil eder ve tüm o mükemmel şatonun ayrılmaz bir parçasıdır.

Bir çocukken, siz şatonun her bir köşesini utanmadan ya da yargılamadan araştırdınız. Bu ister bir salon, ister bir yatak odası, ister bir banyo ya da kiler olsun, her bir odayı sevgiyle kucakladınız. Her oda kendine özgüydü, benzersizdi. Şatonuz ışık, sevgi ve harikalarla doluydu.

Sonra bir gün, biri şatonuza gelip size odalarınızdan birinin kusurlu olduğunu, onun kesinlikle sizin şatonuza ait olmadığını söyledi. O, eğer kusursuz bir şatoya sahip olmak istiyorsanız bu odanın kapısını kapatıp kilitlemeniz gerektiğini bildirdi. Siz sevilmek ve kabullenilmek istediğinizden, hemen o odayı kapattınız. Zaman içinde, giderek daha çok insan şatonuza geldi. Hepsi size odalarla ilgili kendi kanılarını bildirip, hangilerinden hoşlanıp hangilerinden hoşlanmadıklarını söyledi. Ve yavaş yavaş siz birbiri ardına kapıları kapattınız. Harika odalarınız kapatıldılar, ışıksız bırakılıp karanlığa gömüldüler. Böylece bir kısırdöngü başladı.

O zamandan itibaren, siz her türlü nedenle, giderek daha çok kapıyı kapattınız. Korktuğunuz için kapıları kapattınız, ya da odaların aşırı cesur olduklarını düşündünüz. Siz çok tutucu olan odaların kapılarını da kapattınız. Gördüğünüz diğer şatolar sizinki gibi bir odaya sahip olmadıkları için de kapıları kapattınız. Dini liderleriniz belli odalardan uzak durmanızı söyledikleri için de kapıları kapattınız. Siz toplumun ölçütlerine ya da kendi idealinize uymayan her odanın kapısını kapattınız.

Şatonuzun sonsuz göründüğü ve geleceğinizin heyecan verici ve parlak göründüğü günler çok geride kalmıştı. Siz artık her odaya aynı sevgi ve hayranlıkla bakmıyordunuz. Bir zamanlar gurur duyduğunuz odaların şimdi artık ortadan kalkmalarını istiyordunuz. Bu odalardan kurtulmanın yollarını bulmaya çalıştınız, ama onlar şatonuzun yapısınun bir parçasıydılar. Artık hoşlanmadığınız her odanın kapısını kapatmış olduğunuzdan, bir gün geldi siz o odaları hepten unuttunuz...


 
1/2

İlk başta, ne yaptığınızın farkında değildiniz. Bu sadece bir alışkanlık haline gelmişti. Herkes size muhteşem bir şatonun nasıl görünmesi gerektiği konusunda farklı mesajlar veriyordu ve tüm şatonuzu seven iç sesinize güvenmek yerine onlara kulak vermek çok daha kolaydı. Bu odaları kapatmak aslında sizin kendinizi güvende hissetmenizi sağlamıştı. Çok geçmeden kendinizi sadece birkaç küçük odada yaşar buldunuz. Yaşamı nasıl kapatacağınızı öğrenmiştiniz, ve bunu yapmaktan rahatlık duyuyordunuz. Birçoğumuz o kadar çok odayı kapattık ki, sonunda, bir zamanlar şato olduğumuzu bile unuttuk. Sadece küçük, iki odalı, tamire muhtaç bir ev olduğumuza inanmaya başladık.


Şimdi, şatonuzu iyi ve kötü tüm benliğinizi barındırdığınız yer olarak düşünün, ve gezegende var olan her veçhenin sizin içinizde bulunduğunu hayal edin. Odalarınızdan biri sevgi, biri cesaret, biri incelik, ve bir başkası da zarafettir. Orada sayısız oda vardır. Yaratıcılık, dişilik, dürüstlük, bütünlük, sağlık, iddialılık, seksilik, güç, üretkenlik, nefret, açgözlülük, soğukluk, tembellik, küstahlık, hastalık ve kötülük şatonuzdaki diğer odalardır.

Her bir oda yapının asli parçasıdır ve her bir oda şatonuzun bir yerlerinde bir zıt kutbuna sahiptir. Kendimizden hoşnutsuzluğumuz bizde şatomuzun tüm kayıp odalarını arama güdüsü yaratır. Biz ancak şatomuzun tüm odalarını açarak kendi benzersizliğimizin anahtarını bulabiliriz.

Bu şato size benliğinizin büyüklüğünü kavramanıza yardımcı olmak için sunulmuş bir mecazdır. Her birimiz içimizde bu kutsal yere sahibiz. Eğer biz tüm benliğimizi görmeye hazır ve istekliysek oraya kolayca girebiliriz. Çoğumuz bu kapının ardında bulacağımız şeyden korkarız. Böylece, heyecan ve harika dolu gizli benliğimizi bulmak için bir serüvene girişeceğimize, bu odalar yokmuş gibi davranmayı sürdürürüz. Böylece, bu kısırdöngü sürer gider. Ama, eğer yaşamınızın yönünü değiştirmeyi gerçekten istiyorsanız, şatonuza girip yavaş yavaş her kapıyı açmanız gerekir. Ancak tüm benliğinizin mevcudiyetiyle siz ihtişamınızı takdir edebilir ve yaşamınızın bütünlüğünün ve benzersizliğinin tadını çıkarabilirsiniz.

----------------------------------------------------------
el emeği, kopy paste değil canım benim.
 
Sebebini bilmiyorum ama bu kitabı zaten almak istiyordum(yine bu sitede önerilmişti)..Kitabın adı da, ilgilendiğim aradığım sorulara ışık olacak gibiydi ve bu alıntıyla karşılaşmak beni sevindirdi..Açıkçası şu an bi nedenden dolayı öfkeli ve üzgünüm..pc başına oturdum ve alıntıyı okudum biraz gevşediğimi hissediyorum..çok teşekkürler redflowers,teşekkürler!!
 
Yazı üzerine ise şunları eklemek istiyorum.Fazlaca karanlık odası(kilit vurulmuş) olmuş biri olarak bugün bişey geçti aklımdan aynada kendime bakarken..Yaptığım biçok şey için kendini cezalandıran ,kilit üstüne kilit vuran ben artık o kadar "karartmıyorum" artık kendimi..Dedim ya,aynada bir yokladım kendimi (sen şimdi bu yaptığına kızmıyor musun,vahlanmıyor musun diye) sadece gülümseyip onaylamakla yetindim:) Ohh be daha mı açıldım ne paylaşınca..
Biraz iç konuşma kıvamında oldu ama okuduğunuz için teşekkürler..iyiki varsınız..sevgiler!
 
1/3
ALIŞTIRMALAR


Bu alıştırmaları yaparken dikkat göstermeniz önemlidir. muhtaç olduğunuz tüm yanıtlar içinizdedir, ama onları işitebilecek kadar sessiz olmanız gerekir. Bu alıştırmalara bir hayli zaman ayırın, ve hiçbir dış etken tarafından rahatsız edilmeyeceğiniz bir köşeye çekilin. bu alıştırmalara en az bir saatinizi ayırmanızı tavsiye ederim. Çekici bir atmosfer yaratmak için birkaç mum yakıp yumuşak bir müzik de koyabilirsiniz. Yanınıza bir defter ve kalem alın.

Hazır olduğunuzda gözlerinizi kapayın ve beş kez ağır ağır ve derin bir biçimde nefes alın. İçinizden beşe kadar sayarak nefes alın, yine beşe kadar sayarak nefesinizi tutun, ve sonra nefesinizi yavaş yavaş ağzınızdan verin. Nefesinizi kullanarak tüm bedeninizi gevşetin. Devam ederken tüm dikkatinizi nefesiniz üzerine odaklayın. Bu zihninizi susturmanın en iyi yollarından biridir.

Şimdi gözleriniz kapalıyken bir asansöre girdiğinizi hayal edin. Asansörün düğmelerinden birine basın ve yedi kat aşağıya inin. Bilincinizin derinliklerine indiğinizi hayal edin. Asansörün kapısını açtığınızda, karşınızda güzel, kutsal bir bahçe görüyorsunuz. Onunla ilgili herşeyi gözünüzde canlandırmaya çalışın. Ağaçları, çiçekleri ve kuşları görün. Gökyüzü ne renk, berrak bir mavilikte mi, yoksa bulutlu mu? Havanın ısısını ve yüzünüzü okşayan rüzgarı hissedin. Sizin üzerinizde nasıl bir giysi var? Kendinizi en iyi, en çekici halinizle hayal edin.

Ayakkabılarınızı çıkarın ve ayaklarınızın altındaki toprağı hissedin. O çimenli mi, yoksa kumlu mu? Kuru mu nemli mi? Orada şelaleler ya da heykeller var mı? Bir dakika kadar durup her tarafa bakın ve bahçenizde başka nelerin olduğunu görün.

Bahçenizi yaratmayı bitirdiğinizde, arzuladığınız her yanıtı bulacağınız kutsal bir meditasyon koltuğu yaratın. Bir dakika kadar bu içsel kutsal yerinizi araştırın ve onu sık sık ziyaret etmeye kendi kendinize söz verin. Dikkatinizi yine nefesinize verin ve beş kez yavaş ve derin nefes alın. Kendinizi daha da derin ve gevşek bir farkındalık haline sokun.

Şimdi kendinize aşağıdaki soruları sorun, ve iç sesinizi dinlemek için zaman ayırın. Her bir sorudan sonra gözlerinizi açıp aldığınız yanıtları deftere yazın. Bunu yapmanın en iyi yolu hızlı bir biçimde, zihninize ne gelirse yazmaktır. doğru ya da yanlış yanıt yoktur. Yazdığınız şey konusunda tasalanmayın; sadece bu işlemle ortaya çıkması gereken şeyi hissedip ifade edin. İlk sorunun yanıtını yazdıktan sonra, gözlerinizi kapatıp yine bahçenize dönün, ve yine o meditasyon koltuğuna oturun. Kendinize ikinci soruyu sormadan önce iki kez yavaş ve derin nefes alın ve bunu böylece sürdürün.

1. Ben en çok ne' den korkuyorum?

2.Hayatımın hangi veçhelerinin (yol, gidişat)değişmesi gerekiyor?

3.Bunları yaparak ne elde etmek istiyorum?

4.Başkalarının benimle ilgili neyi keşfetmelerinden en çok korkuyorum?

5.Kendi hakkımda en çok neyi keşfetmekten korkuyorum?

6.Kendime söylemiş olduğum en büyük yalan nedir?

7.Başkasına söylemiş olduğum en büyük yalan nedir?

8.Yaşamımı dönüşüme uğratmak için gerekli çalışmayı yapmamı ne engelleyebilir?

Bu alıştırmayı bitirdiğinizde, zaman ayırarak, ortaya çıkması gereken başka herşeyi defterinize yazarak ifade edin. Sonra bir an durup, bu alıştırmayı yapmak için gösterdiğiniz cesareti ve yaptığınız zor çalışmayı takdir edin.

Kitaptan alıntı...



 
Ben teşekkür ederim asıl Aidaf yorumun için.

Uzun zamandır kitap bitirilmek için bekliyordu diğerlerinin yanında. Bugün en baştan okumaya başladım ve alıştırmaları sil baştan yapmaya karar verdim. Her ne kadar yazıları okumak kitabı okumanın yerini tutmasa da paylaşmak istedim bana göre önemli yerlerini. Alıştırmaları hep beraber yaparız belki.

Sevgiler.
 
Çok etkileyi teşekkürler redflowers bu kitap zaten listemde almam gerek çok güzelmiş...
 
2/1

İçimizdeki her veçhe anlayış ve şefkate ihtiyaç duyar. Eğer biz bunu kendimize vermeye gönüllü değilsek, o zaman dünyanın onu bize vermesini nasıl bekleyebiliriz? Biz nasılsak, evren de öyledir.Öz-sevgisi varlığımızın her düzeyine nüfuz edip beslenmelidir. İçsel benliğini seven, ama aynada dış görüntüsüne bir dakikadan fazla bakamayan insanlar vardır. Diğerleri ise tüm zamanlarını ve paralarını dış benliklerine harcayıp sonunda içlerinde bulunandan nefret ederler. Tüm benliğinizi ışığa çıkarmanın zamanı gelmiştir, ki içsel ve dışsal yaşamınızın her alanını bilinçli olarak değiştirmeyi seçebilin. Şimdi kendinizin ilahı olma zamanıdır. Her veçhenizin, her özelliğinizin size verecek birşeyi vardır. Tüm benliğinizi severek ve benimseyerek, gerçekten, hepimizi sevip benimseyebilirsiniz.


ALIŞTIRMA


İşe, dikkatinizi dağıtabilecek her şeyi ortadan kaldırarak başlayın. Bu alıştırmada yine bir not defterine ve renkli boyalara ihtiyacınız olacak. Gevşemenize yardımcı olması için yumuşak bir müzik dinleyebilirsiniz. Şimdi gözlerinizi kapatın ve yavaş, derin bir nefes alın. Nefesinizi kullanarak zihninizi sessizleştirin ve kendinizi bu sürece verin. Beş kez daha yavaş ve derin nefes alın.


Kutsal Benliğinizle Karşılaşma


Yine içinizde bir asansör hayal edin. Bu asansöre girip yedi kat aşağı inin. Asansörden dışarı çıktığınızda yine o güzel bahçenizi göreceksiniz. Bahçenizde yürüyün ve çevrenizdeki çiçekleri ve ağaçları görün. Yemyeşil yapraklara bakın ve çiçeklerin zengin kokularını hissedin. Bu güzel bir gündür ve çevrede kuşlar şakımaktadır. Gökyüzünün rengini fark edin. Kendinizi bu bahçede ne kadar rahat ve güvenlik içinde hissettiğinizi hatırlayın. Bir an durup, derin bir nefes daha alarak kutsal bahçenizin güzelliğini içinize çekin. Oturacak sessiz bir yer bulun ve rahat bir meditasyon koltuğu yaratın. Bu kendinizi çok rahat hissettiğiniz bir yer olsun. Üzerinizde bedeninizi okşayan ve kendinizi güzel ve çekici hissetmenizi sağlayan bir giysi bulunsun. Sonra oturup gözlerinizi kapayın.

Bir an sonra bir, bir veçheniz bilincinize gelecektir. Bu veçhe sizin en iyi halinizdir. O varlığınızın sevgi, şefkat ve güçle dolu olan bütünüdür. Bu veçheniz sizin kutsal (yüksek) benliğinizdir. bu muhteşem varlığı farkındalığınıza tam olarak girmeye davet edin. En yüksek potansiyelinizi tezahür ettirdiğinizi, kendinizi huzurlu, sessiz, merkezlenmiş ve doyumlu hissettiğinizi hayal edin.

Şimdi kutsal benliğinizden yanınıza oturmasını isteyin. bu veçhenizin elini tutun ve onun gözlerine bakın. Ondan size bu hafta rehberlik yapmasını ve sizi korumasını isteyin. Sonra ona kalbinizi açmak ve taşıdığınız her türlü eski duygusal zehirden kurtulmak için ne yapmanız gerektiğini sorun. Sonra bu kutsal veçhenizi kucaklayın ve sizi görmeye geldiği için ona teşekkür edin, ve onu ve bahçenizi sık sık ziyaret etmeye söz verin.

Şimdi gözlerinizi açın ve bu deneyimle ilgili her şeyi defterinize yazın. Ne gördüğünüzü, bahçenizin neye benzediğini, sizin nasıl göründüğünüzü ve ne hissettiğinizi yazın. Kutsal benliğiniz nasıl görünüyordu? O size ne söyledi? Buna zaman ayırın. Siz daha uzun yazdıkça, daha fazla bilgelik sizin kanalınızla ifade edilecektir. Sonra bir kağıt ve renkli boyalar alıp kutsal benliğinizin resmini yapın. Resminizin neye benzedi konusunda endişelenmeyin; bu bir resim yarışması değildir. En az beş dakika kadar bu resmi çizin.

 
2/2

Gölgenizle Karşılaşma

Gözlerinizi kapayın ve beş kez çok yavaş ve derin nefes alın. Beşe kadar sayarak nefes alın, nefesinizi rahatça tutabileceğiniz kadar tutun, ve sonra mümkün olduğu kadar yavaş bir biçimde verin. Nefesinizi kullanarak zihninizi sessizleştirin ve bilincinizin derinliklerine gidin.

Bir asansöre binip yedi kat aşağı indiğinizi hayal edin. Asansörün kapısını açtığınızda çok karanlık, pis ve kasvetli bir yer görüyorsunuz. Oraya hakim olan kokuları, çöpleri ve pisliği fark edin. Asla gitmek istemeyeceğiniz bir yer yaratın. Bu yeri yarattığınızda, yavaş ve derin nefesler almayı sürdürün, ve bir köşeye bakıp orada hayal edilebilecek en düşük, en aşağı formunuzu görün. En kötü görüntünüzün zihninizde belirmesine izin verin. Kendinizle ilgili herşeyi hissetmeye ve görmeye çalışın: Nasıl görünüyorsunuz, nasıl kokuyorsunuz, ne hissediyorsunuz? Şimdi görmekte olduğunuz kişiyi tarif eden bir sözcüğün zihninize gelmesine izin verin. Bu kişiyi onu hissedecek kadar gördükten sonra, gözlerinizi açın. Bu imgelemede aldığınız sözcüğü ve deneyimlediğiniz her şeyi defterinize yazın. En az on dakika boyunca yazın. Bilincinizin bu deneyiminiz hakkındaki tüm düşüncelerini ve hislerini ifade etmesine izin verin.


Kutsal Benlik Gölge Benliği Kucaklıyor

Gözlerinizi kapatıp kutsal bahçenize dönün. Alıştırmalarınızı yapmak için güvenli ve kutsal bir çevre yaratın. Yine, önce zihninizi sessizleştirmek ve bilincinizin derinliklerine girmek için nefesinizi kullanın. Sonra içsel asansörünüzle yedi kat aşağı inin ve bahçenize girin. Onun içinde yürüyün ve onun güzelliğinin tadını çıkarın. Çevrenizin sakinleştirici mevcudiyetini hisettiğinizde, meditasyon yerinizi bulun. Kendinizi rahat ve güvenlik içinde hissettiğinizde, kutsal benliğinizin görüntüsünü yaratın. Onun ışığında gevşeyip, bunun keyifini çıkardığınızı hayal edin. Bu görüntü oluştuğunda, içinize yönelip o karanlık, gölgeli veçhenizi çağırın. Kutsal benliğinizden gelip gölge benliğinizi kucaklamasını isteyin.

Bu her şeyi seven, güzel benliğinizden bu korkutucu, karanlık, sevilmeyen benliğinize sarılmasını isteyin. Karanlık yanınıza sevgi, şefkat ve bağışlama sunduğunuzu hayal edin. bu karanlık veçheye güvende olduğunu ve onu anlayıp sevmeyi öğrenmek için zaman ayıracağınızı söyleyin. İhtiyaç duyduğunuz kadar çok zaman harcayın ve eğer gölge benliğiniz kucaklanmasına izin vermezse üzülmeyin. O bunu yapana dek hergün içinize yönelip bunu deneyin. Çoğunlukla, gösterdiğimiz direnç bu imgeleme sırasında ortaya çıkacaktır, böylece on dakika sonra bu her iki veçheyle de vedalaşıp odanıza geri dönün.

Bir kağıt ve renkli boyalar alıp deneyiminizin bir resmini yapın. Bunabeş dakika kadar ayırın. İşiniz bittiğinde, not defterinizi alıp, bu meditasyon ve onu resmetme deneyimi hakkında en az on dakika boyunca yazın.
 
2/3

KENDİMİZİ HATIRLAMAK

Projeksiyon (başkalarına yansıtma) çoğumuza okulda öğretilmemiş büyüleyici bir deneyimdir. O kendi bilinçdışı davranışımızı istemdışı olarak başkalarına yansıtmaktır, böylece sonuçta bu nitelikler bize diğer insanlarda var gibi görünür.

Kendi duygularımız ya da kişiliğimizin kabul edilemez yanları hakkında endişeye kapıldığımızda, bu nitelikleri -bir savunma mekanizması olarak- dış nesnelere ya da diğer insanlara atfederiz. Örneğin, başkalarına karşı pek hoşgörü göstermediğimizde, büyük olasılıkla, kendi aşağılık duygumuzu ona atfetmekteyizdir. Elbette, daima bu projeksiyonumuzu davet eden bir 'kanca' vardır. Başka insanlardaki bazı kusurlu nitelikler bizim dikkatimizi çekmek isteyen bazı veçhelerimizi aktive eder. Böylece kendimizde sahiplenmediğimiz her şeyi başka insanlara projekte ederiz.

Biz sadece olduğumuz şeyi görürüz. Ben bunu enerji olarak düşünmekten hoşlanırım (bende :) ) Göğsünüzde yüzlerce farklı elektrik çıkışı bulunduğunu hayal edin. Her bir çıkış farklı bir niteliği temsil eder. Kabul edip benimsediğimiz niteliklerin üzerinde koruyucu kaplamalar vardır. Onlar güvenlidir; onlarda elektrik akımı yoktur. Ama, bizim için uygun olmayan, henüz sahiplenmediğimiz nitelikler bir elektrik yüküne sahiptir. Böylece, bu niteliklerden birini sergileyen insanlar geldiklerinde onlar elektrik fişini bize takarlar.

Örneğin, eğer biz öfkemizi yadsırsak ya da o konuda rahat değilsek, yaşamımıza öfkeli insanları çekeriz. Kendi öfkemizi bastırıp, öfkeli olarak gördüğümüz insanları yargılarız. Kendi içsel hislerimiz hakkında kendimize yalan söylediğimizden, onları bulabilmemizin tek yolu onları başkalarında görmektir. Diğer insanlar bizim gizli hislerimize aynalık edip onları bize geri yansıtırlar, ve bu da onları tanıyıp yeniden sahiplenmemizi sağlar.
 
böyle uygulamaları çok seviyorum ve gerçekten yararını görüyorum.bu aralarda böyle bir çalışma arıyordum ki çekim yasası işledi:) teşekkürler paylaşım için rumuzu çok çok güzel arkadaşım.956k
 
böyle uygulamaları çok seviyorum ve gerçekten yararını görüyorum.bu aralarda böyle bir çalışma arıyordum ki çekim yasası işledi:) teşekkürler paylaşım için rumuzu çok çok güzel arkadaşım.956k


Canım benim bu tarz paylaşımlar benimde çok hoşuma gidiyor, senin yazdıklarını da büyük bir zevkle hatta az gelir zevk demek aşkla okuyorum.

Çalışma kitaplarımdan bu tarz kendimizi tanıyabilme adına yapacağım paylaşımları devam ettirmeyi düşünüyorum. Beğendiğine çok sevindim arkadaşım.

Nice güzel paylaşımlarda yolumuzun kesişmesi dileğiyle. Bahçemize en güzel tohumları ekerek, gerçeği yaşamak dileğiyle kiss3
 
Bunları duymak ne güzel, faydalı olduğumu bilmek.956k
Devamının geleceğine çok çok sevindim canım.benden sana;
018.gif
 
merhaba redflowers paylaştığın alıştırmalar harika.okurken çok heyecanlandırdı beni.bu tip alıştırmaları çok seviyorum.
ama okurken yaşadığım heyecanı uygularken hissedemiyorum.
yani tüm bunları hayel etmem o anı hissetmem çok kısa sürüyor.
bu süreyi uzatabilmek için yapabileceğim bir şeyler varmı.
bu çalışmaları sık sık yapmaya çalışıyorum aslında.
 
merhaba redflowers paylaştığın alıştırmalar harika.okurken çok heyecanlandırdı beni.bu tip alıştırmaları çok seviyorum.
ama okurken yaşadığım heyecanı uygularken hissedemiyorum.
yani tüm bunları hayel etmem o anı hissetmem çok kısa sürüyor.
bu süreyi uzatabilmek için yapabileceğim bir şeyler varmı.
bu çalışmaları sık sık yapmaya çalışıyorum aslında.


Merhaba alestason.

Sanırım Yüksek Benlik çalışmasını kastediyorsun. Bu tür çalışmalara ilk başlarda çok alışık olmadığımız için dikkat dağılması olabiliyor. Bunun da asıl sebebi acaba bir yerde yanlış mı yapıyorum sorusudur büyük ihtimalle. Yanlış yada eksik yapma korkusu bizim dikkatimizi dağıtarak heyecanımızı kaybetmemize sebep olur.

Yapabileceğin en iyi şey güvenmektir. Bir şeylerin, aslında birçok şeylerin değişeceğine, bunları değiştirmek için içinde büyük bir gücün olduğunu bilmektir, inanmaktır.

Yüksek Benlik çalışması çok keyifli bir çalışmadır, zamanla bunun tadına varacağına ve bir bütün olacağına inanıyorum.

Ama Gölgemizi bulmak ilk etaplarda bizi yapmak istediğimizden soğutabilir. Ben gölge çalışmasını ilk yaptığım zaman kitabı tamamen bırakmıştım aylar önce. Ama ayrık otlarını temizlemeden bir lalezar kurulamıyor biliyorsun ki.

Zamanla o heyecanı içinde hissedeceğine ve hayal olarak değil tamamen gerçek olarak yaşayacağına inanıyorum. Çalışmalarında kolaylıklar seninle olsun.

Sevgiler.
 
çok teşekkür ederim.
aslında bahsettiğiniz gibi büyük bir heyecanla başlıyorum çalışmaya yanlış bir şeyler yapmak korkum genellikle olmuyor
ama çalışmaya devam edeceğim.tekrar teşekkür ederim
sevgiler
 
3/1

Biz olumsuz projeksiyonlarımızdan içgüdüsel olarak uzak dururuz. Bizi çeken şeyi incelemek, bizi iten şeyi incelemekten daha kolaydır. Eğer ben sizin kibir ve küstahlığınızdan rahatsız olmuşsam, bunun nedeni benim kendi küstahlığımı kucaklayıp benimsememiş olmamdır. Bu ya şimdi yaşamımda sergilediğim ama görmediğim bir küstahlıktır, ya da gelecekte sergileyebileceğimi yadsıdığım bir küstahlıktır.


Eğer ben kibir ve küstahlıktan rahatsız oluyorsam, benim yaşamımın tüm alanlarına bakıp kendime şu soruları sormam gerekiyor:

Geçmişte ne zaman küstahlık yapmıştım?
Şimdi küstahlık yapıyor muyum?
Gelecekte küstahlık yapabilir miyim?

Kendime gerçekten bakmadan, ya da başkalarına benim küstahlığıma tanık olup olmadıklarını sormadan bu sorulara hayır yanıtını vermek benim için kesinlikle bir küstahlık olacaktır. Bir başkasını küstah diye yargılama eyleminin kendisi küstahlıktır, çünkü aşikâr bir biçimde hepimiz küstah olma kapasitesine sahibiz. Eğer ben kendi küstahlığımı kucaklayıp benimsersem, bir başkasının küstahlığından rahatsız olmam. Onu fark edebilirim, ama o beni etkilemez. Benim küstahlık çıkışımın üzerinde bir koruyucu kaplama olacaktır. Ancak siz kendinize yalan söylüyor ya da bir veçhenizden nefret ediyorsanız bir başkasının davranışından duygusal bir elektrik-yükü alırsınız.

Bu noktada birçoğunuz, ‘Bu saçma. Ben tiksindirici ya da küstah olduğumu keşfetmek istemiyorum.’ diyor olabilirsiniz. Bu veçhelerin her birinde armağan bulunduğunu hatırlamalısınız. Ama armağanları alabilmek için, sizin önce bu veçheleri ortaya çıkarıp sahiplenmeniz gerekir.

Biz kendi algılanmış yetersizliklerimizi ve kusurlarımızı başkalarına projekte ederiz. Kendimize söylememiz gereken şeyleri başkalarına söyleriz. Biz başkalarını yargılarken kendimizi yargılamaktayızdır. Eğer siz sürekli olarak kendinizi olumsuz düşüncelerle hırpalarsanız, ya çevrenizdeki insanları hırpalayacaksınızdır ya da yaşamınızın bazı alanlarını yıkıma uğratarak kendinizi hırpalayacaksınızdır. Siz hiç bir şeyi tesadüfen yapmaz ve tesadüfen söylemezsiniz. Yarattığınız yaşamda hiçbir rastlantı yoktur. Bu holografik dünyada, her bir kişi Siz’ dir ve siz daima kendinizle konuşursunuz.
 
3/2

Özgürlük, hayatta her an kim ve ne olmak istediğini seçebilmektir.

Eğer hoşlanmadığınız bir şeyden kaçınmak için belli bir biçimde davranmak zorundaysanız, kapana kısılmışsınız demektir!!! Bu durumda özgürlüğünüzü sınırlamış ve bütünlüğünüzü kendinizden çalmış olursunuz. Eğer tembel olamıyorsanız, özgür de olamazsınız. Eğer can sıkıcı bir şey olduğunda kızamıyorsanız, özgür olamazsınız.

Eğer bir başka insanın davranışıyla onun zıt kutbu olarak başa çıkmaya çalııyorsanız, kendinizi sorgulayın. Eğer belli bir gruba sürekli sinirleniyorsanız, onlara nasıl benzediğinizi bulun.

Biz başkalarına sadece olumsuz özelliklerimizi değil, olumlu özelliklerimizi de projekte ederiz. Eğer siz başkaları gibi olmak istiyorsanız, bunun nedeni onlar gibi olma yeteneğine sahip olmanızdır. Eğer ünlü yıldızlar sizi büyülüyorsa ve onların yaşamını okumak için zaman ve para harcıyorsanız, onların sevdiğiniz veçhelerini kendi çinizde bulun.

Siz görüp gerçekten arzu ettiğiniz her şeye sahip olmayı hak ediyorsunuz. Sizinle ilahlaştırdığınız insanlar arasındaki tek fark onların sizin arzu ettiğiniz niteliklerden birini tezahür ettirip hayallerini gerçekleştirmiş olmasıdır. Her birimizin kendi kendimizin kahramanı olmamız gerekir. Bunu yapmanın tek yolu bir başkasına bağladığımız, başkasına projekte ettiğimiz niteliklerimizi geri almaktır.

'Her arzunun içinde onu gerçekleştirebilecek bilgi ve yöntem vardır'

Deepak Chopra

ALIŞTIRMA

1. Bir hafta boyunca, başka insanlar hakkındaki yargılarınızı gözlemleyin. Her ne zaman bir başka insanın davranışı sizi rahatsız ederse, o insanda sizi en çok rahatsız eden niteliği yazın. Size en yakın olan insanlarla ilgili her türlü kanınızı yazın.

Bu liste gizli veçhelerinizi keşfetmenin başlangıcını oluşturur. Gölgenizi sahiplenme sürecini bailattığınızda bu listeye başvuracaksınız.

2. Başka insanlara verdiğiniz öğütlerin bir listesini çıkarın. Başkalarına yaşamlarını daha iyi kılmak için ne yapmalarını söylüyorsunuz? Başkalarına verdiğiniz öğütlerin aslında kendinize vermeniz gereken öğütler olup olmadığını düşünün. Bazen biz yapmamız gereken şeyi kendimize hatırlatmanın bir yolu olarak başka insanlara ne yapmaları gerektiğini söyleriz. Onlara öğüt vermenizin kendinize bunları hatırlatmanın bir yolu olabileceğini idrak edin.

Debbie Ford

Keyifli uygulamalar.





 
4/1

GÖLGENİ TANI, KENDİNİ TANI


Her birimizin içinde bir altın hazine yatar. Bu altın öz bizim saf ve muhteşem, açık ve ışıldayan ruhumuzdur. Ama bu altın katı bir kil tabakasıyla kaplıdır. Bu kil tabakası bizim korkumuzdan kaynaklanır. O bizim toplumsal maskemizdir, o bizim dünyaya gösterdiğimiz yüzümüzdür. Gölgenizi ortaya çıkardığınızda, maskeniz de ortaya çıkar. Bu maskeye sevgi ve şefkatle bakmamız gerekir, çünkü onun ardında neyi sakladığımızı anlamakta büyük bir yarar vardır.

Altın Buda öyküsünü düşünün. 1957’ de Tayland’daki bir manastır yeni bir yere taşınıyordu ve bir grup keşişe dev bir Buda heykelini taşıma görevi verilmişti. Bu taşıma işi sırasında keşişlerden biri buda heykelinde bir çatlak gördü. Heykele zarar vermemek için keşişler taşıma işini bir gün ertelemeye karar verdiler. O gece keşişlerden biri dev heykeli kontrol etmeye gitti. El fenerini heykelin üzerinde gezdirdi. Işık heykeldeki çatlağı aydınlattığında kşiş oradan bir parıltının yansıdığını gördü. Meraklanan keşiş bir çekiç ve keski alıp kil Buda’yı çentmeye başladı. O kil parçalarını yonttukça Buda da giderek daha çok parlıyordu. Saatler süren bir çalışmadan sonra keşiş şaskınlık içinde bakakaldı: karşısında dev bir altın Buda heykeli vardı.

Birçok tarihçi altın Buda’nın yüzlerce yıl önce Burma ordusunun bir saldırısından önce Tayland’ lı keşişler tarafından kille kaplandığına inanırlar. Onlar Buda’nın çalınmasını önlemek için onu kille kaplamışlardı. Saldırıda tüm keşişler ölmüş, böylece ancak 1957’de keşişler dev heykeli taşıdıklarında bu büyük hazine ortaya çıkarılmıştı. Buda gibi, bizim dış kabuğumuzda bizi dış dünyadan korur. Gerçek hazinemiz içimizde saklıdır. Biz insanlar, bilinçsiz bir biçimde, içimizdeki altını bir kil tabakası altında gizleriz. Altınımızı ortaya çıkarmak için yapmamız gereken tek şey dış kabuğumuzu parça parça yontacak cesareti göstermektir.

Dış kabuğunuz dünya ile yüzleşen siz’dir. O, gölgenizi oluşturan özellikleri gizler. Gölgeniz o kadar iyi kabuk değiştirmiştir ki biz, sık sık, dünyaya gerçekten içimizde bulunanın tam zıddı olan bir yüz gösteririz.

Tüm benliğinizi tanıdığınızda, artık kabuğunuzun sizi korumasına ihtiyaç duymayacaksınız. Doğal bir biçimde, maskenizin dağılıp gitmesine, hakiki benliğinizin ortaya çıkmasına izin vereceksiniz. Başkalarından daha fazla ya da daha az gibi görünmek zorunda olmayacaksınız. O zaman dünyadaki herkes sizin denginiz-eşitiniz haline gelebilir. Kabuğumuz bizim ego idealimizden yaratılmıştır. Ego başkalarından farklı görünen ‘Benlik’tir. Ruh ise ‘benliği’ ve başkalarını birleştirip bir kılar. Ruh ile benlik arasında bu birleşme gerçekleştiğinde, biz kendimizle bir oluruz ve dünya ile bir oluruz. Çoğu insan kendisine karşı dürüst olmak istemediğinden, gölgesini ortaya çıkarma konusunda pek ilerleyemez. Ego kontrolü yitirmekten hazzetmez. Siz iyi ve kötü tüm veçhelerinizi kabul ve tasdik ettiğiniz anda ego ‘güç’ kaybı hissetmeye başlar. Tibet’in Yaşam ve Ölüm Kitabı’ndan Sogal Rinpoche bu konuda şöyle der:

‘Ego bizim sahte, ve cehaletten ötürü üstlendiğimiz kimliğimizdir. O halde ego gerçek kimliğimizin doğru bilgisinden yoksunluktur, ve onun sonucudur: bu geçici-iğreti imajına tutunmaya mahkum, sürekli değişen, varoluşunun kurgusunu canlı tutmak için değişmek zorunda olan, kaçınılmaz biçimde bukalemun sahtekar benliktir.’
 
4/2

Eğer siz gölgenizi ortaya çıkarma sürecini başlatırsanız ve içinizden bir ses haykırarak bunu durdurmanızı isterse, bilin ki bu sadece kendi ölümünden korkan ego’ nuzun sesidir. Kendinize gerçek benliğinizi ortaya çıkarma iznini verin. Olmaya muktedir olduğunuz kişiyi ortaya çıkarabilmek için olduğunuzu sandığınız kişiye meydan okuyun.


Diğer insanları aynalar olarak kullanmanız kendi maskenizi ortaya çıkarmanıza yardımcı olur. Gidip size yakın olan insanlarla konuşun. Onlara en sevdikleri üç özelliğinizin ve en sevmedikleri üç özelliğinizin ne olduğunu sorun. Bu soruyu sorduğunuz insanların size dürüst davranmalarında bir sakınca olmadığını bilmeleri önemlidir. Size gerçeği söylemeleri konusunda onları rahatlatabilecek, bunu güven içinde yapmalarını sağlayabilecek tek kişi sizsiniz. Başkalarına da kendinize göründüğünüz gibi görünüp görünmediğinizi keşfedin. Başkaları bizde, genelde, bizim kendimizde gördüğümüzden daha çok olumlu veçhe görürler, ve aynı zamanda onlar bizde bizim gördüğümüzden ya da kabul ettiğimizden daha çok olumsuz özellikte görürler.

İnsanlar çoğu kez bu alıştırmaya direnirler. Onlar yargılanmaktan korkarlar. Yargılanma sözcüğü bir hayli yük taşır, bu yüzden buna ger-besleme demek daha doğru olacaktır. Geri-besleme yararlı bir vasıtadır. Biz başkalarının hakkımızda düşündükleri şeylere asla inanmak zorunda değiliz, ama bize en yakın insanların diyeceklerini işitmeye korkuyorsak, bunun farkına varmamız gerekir. Çoğu insan en korktuğu şeyi işiteceğinden korkar. Bu iş başındaki yadsımadır. Biz geri-beslemeden ancak, bir düzeyde kendimize yalan söylediğimizi biliyorsak korkarız. Eğer siz bir başkasının hakkınızda düşündüğü şeyin gerçeğe dayanmadığını dürüstçe hissediyorsanız, buna aldırmazsınız. Biz kendimizi aldatıyorsak ve bu konuda bir şey yapmaya çağrılırsak bunu umursarız.

Bir an durup, kendinizden ve dünyadan bir şey gizlemenin ne kadar çok enerji gerektirdiğini düşünün. Bir meyveyi, örneğin bir portakalı alıp onu tüm gün boyunca elinizde taşımaya çalışın. Portakalı görüş alanınızın dışında tutun ve çevrenizde başka insanlar varken onları görmemeleri için portakalı saklamaya çalışın. Birkaç saat sonra, ne kadar çok enerji harcadığınızı fark edeceksiniz. İşte bedeninizde tüm gün boyunca bunu yapmak zorundadır. O sadece bir meyveye de sahip değildir, o sizin kendinizden ve dünyadan gizlemeye çalıştığınız tüm meyvelerle başa çıkmak zorundadır. Siz en sonunda kendinizle ilgili bu gerçeklerin yüzeye çıkmalarına izin verdiğinizde, özgür olacaksınız. Onları gizlemek için harcadığınız tüm o enerjiyi kendi gelişiminize, ve en yüksek hedefinize erişme yolunda harcayabileceksiniz. Bizler sadece sırlarımız ölçüsünde hastayızdır. Bu sırlar bizim hakiki benliğimiz olmamızı olanaksız kılarlar. Ama, siz kendinizle barıştığınızda, dünya size aynalık yapıp o aynı barış düzeyini geri yansıtacaktır. Siz kendinizle uyum içinde olduğunuzda, başka herkesle de uyum içinde olacaksınız.
 
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst