- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
popcorn adlı amatör grubumuza ait şarkının adıdır. nakaratı şöyledir:
hepsi bu mu hepsi bu mu
tüm yapabilidklerin
hepsi bu mu hepsi bu mu
tüm söyleyeceklerin
hepsi buysa bitti
5 sene önce sahaflarda tesadüfen bulduğum, bob geldof 'un ilk düzenlediği live aid konserini, aynı zamanda bob geldof'un da yaşamını ve müzik kariyerini yine kendi ağzından anlattığı eşsiz kitap.
bu soru, tüm dünyanın desteğini alıp açlıkla savaşan, afrika ülkelerinin borçlarının silinmesine öncülük eden bir müzisyen tarafından soruluyor. yaptıkları yeterli gelmeyip kendine hala bu soruyu soruyorsa durup düşünmemiz gerekiyor bizim.biz bu dünya için, en azından kendi ülkemiz için ne yaptık diye? bir şey yapmak sadece yürümek olsa bile..
dünya çiçek çocuklarının istemediği bir yöne doğru gidiyor.su kaynakları azalıyor, dünyada milyonlarca aç çocuk her geçen gün birer birer ölüyor.ülkeler anlamsız bir savaşın peşinde..okyanuslardaki yaşam ölüyor, bir döngü son buluyor.insanoğlu bu döngünün içinde olduğunu ne zaman anlayacak acaba? ya da yaşam döngüsünü bozanın, kendisi olduğunu?
iklimi değiştiren, sera etkisine neden olan bizleriz.suların azalmasına da.en sonunu düşünürsek zincirin açlıktan bir çocuğun ölmesine neden olan da..hep daha da fazlasını isteyen insanoğlu, buna karşı çıkmayıp sadece izleyen de insanoğlu ne yazik ki.
bu zinciri kırmaya çalışan ise hepsi bu mu? sorusu soran kişi ve onunla beraber olanlar..ya içindeyizdir bizde bunun, ya da dışında.
insanoğlu dünyaya gelirken o duyguyu getirmeseydi keşke..
bencillik duygusunu..
bütün insanlarda o duygu olmasaydı galiba bu soruya şu şekilde cevap verilebilirdi..
sadece sevgi
hepsi bu.
?
yılmaz erdoğan'ın hepsi bu şiiri ile cevap verdiği soru cümleciği.
değişen ben değilim
dönüşen savaş
yaşlanmakla ıslanmak aynı şey:
bir yağmurun gölgesinde ihtiyarlanmak
şimdi ölüm bile yetmiyor
acılarımızı tartmaya
dostlar
alıngan bir sahili pinekliyorlar
bir merhabayı bıçaklar gibi artık
selamlaşmalar
değişen ben değilim
dönüşen savaş
artık zaman bile yetmiyor
yaşadığımızı sanmaya
yine de ışıklar bu kenti
güzelmiş gibi gösteriyor
geceleri...
geceler...
yani
ahmet haşim in kafiyeleri...
seni aklıma düşüren
yerçekimi değil
yalancı yıldızlar
öyle uzaksın ki
üflesem soğuyacaksın
sarılsam okyanus
bir aşka yetecek kadar
ve anımsatacak kadar
sebepsiz bir ölümü,
acılarımız
ve kafiyelerimiz var...
işte hepsi bu kadar...
olup bitenlere inanamadığımızda ağzımızdan kaçan soru cümlesi.
bob geldof'un kitabının son sözleridir bu kitabı oluşturan.
en fazla kişi tarafından izlenmiş olay olan live aid konseri gününde en büyük rock müzikçilerinin ilk olarak bir araya geldikleri on yedi saat süren aralıksız müzik yayınından sonra, bill graham philadelphia'daki sahneye çıktı. dünyanın gördüğü en büyük konserin son bölümünü izledikten sonra gece saat 11 de londra'daki gece klübünden dışarı adımımı attım. orada öğleden sonra 4'dü.
ikimiz de zaferi hissettik. başardım diye düşündüm.
inanılacak gibi değil diye düşündü bill 5.000 kilometre uzakta.
philadelphia'da sahneyi süpürüyorlardı. londra'da sokakları. ikimizin de çevresinde görülmemiş kalabalıktan geriye kalan bir kaç kişi vardı. ben taksiye bindiğimde, bill boş stadyuma bakıyordu. sahnenin önünde son biralarını içen çocuklar dolanıyorlardı.
içlerinden biri dönüp ona bağırdı. hey, sen bill graham.
bill merak içinde, gülümseyerek sahneden aşağıya baktı
çocuk yukarıya doğru bağırdı. hepsi bu kadar mı?
hala kendime sorduğum soru bu
Kaynak: İtüSözlük
hepsi bu mu hepsi bu mu
tüm yapabilidklerin
hepsi bu mu hepsi bu mu
tüm söyleyeceklerin
hepsi buysa bitti
5 sene önce sahaflarda tesadüfen bulduğum, bob geldof 'un ilk düzenlediği live aid konserini, aynı zamanda bob geldof'un da yaşamını ve müzik kariyerini yine kendi ağzından anlattığı eşsiz kitap.
bu soru, tüm dünyanın desteğini alıp açlıkla savaşan, afrika ülkelerinin borçlarının silinmesine öncülük eden bir müzisyen tarafından soruluyor. yaptıkları yeterli gelmeyip kendine hala bu soruyu soruyorsa durup düşünmemiz gerekiyor bizim.biz bu dünya için, en azından kendi ülkemiz için ne yaptık diye? bir şey yapmak sadece yürümek olsa bile..
dünya çiçek çocuklarının istemediği bir yöne doğru gidiyor.su kaynakları azalıyor, dünyada milyonlarca aç çocuk her geçen gün birer birer ölüyor.ülkeler anlamsız bir savaşın peşinde..okyanuslardaki yaşam ölüyor, bir döngü son buluyor.insanoğlu bu döngünün içinde olduğunu ne zaman anlayacak acaba? ya da yaşam döngüsünü bozanın, kendisi olduğunu?
iklimi değiştiren, sera etkisine neden olan bizleriz.suların azalmasına da.en sonunu düşünürsek zincirin açlıktan bir çocuğun ölmesine neden olan da..hep daha da fazlasını isteyen insanoğlu, buna karşı çıkmayıp sadece izleyen de insanoğlu ne yazik ki.
bu zinciri kırmaya çalışan ise hepsi bu mu? sorusu soran kişi ve onunla beraber olanlar..ya içindeyizdir bizde bunun, ya da dışında.
insanoğlu dünyaya gelirken o duyguyu getirmeseydi keşke..
bencillik duygusunu..
bütün insanlarda o duygu olmasaydı galiba bu soruya şu şekilde cevap verilebilirdi..
sadece sevgi
hepsi bu.
?
yılmaz erdoğan'ın hepsi bu şiiri ile cevap verdiği soru cümleciği.
değişen ben değilim
dönüşen savaş
yaşlanmakla ıslanmak aynı şey:
bir yağmurun gölgesinde ihtiyarlanmak
şimdi ölüm bile yetmiyor
acılarımızı tartmaya
dostlar
alıngan bir sahili pinekliyorlar
bir merhabayı bıçaklar gibi artık
selamlaşmalar
değişen ben değilim
dönüşen savaş
artık zaman bile yetmiyor
yaşadığımızı sanmaya
yine de ışıklar bu kenti
güzelmiş gibi gösteriyor
geceleri...
geceler...
yani
ahmet haşim in kafiyeleri...
seni aklıma düşüren
yerçekimi değil
yalancı yıldızlar
öyle uzaksın ki
üflesem soğuyacaksın
sarılsam okyanus
bir aşka yetecek kadar
ve anımsatacak kadar
sebepsiz bir ölümü,
acılarımız
ve kafiyelerimiz var...
işte hepsi bu kadar...
olup bitenlere inanamadığımızda ağzımızdan kaçan soru cümlesi.
bob geldof'un kitabının son sözleridir bu kitabı oluşturan.
en fazla kişi tarafından izlenmiş olay olan live aid konseri gününde en büyük rock müzikçilerinin ilk olarak bir araya geldikleri on yedi saat süren aralıksız müzik yayınından sonra, bill graham philadelphia'daki sahneye çıktı. dünyanın gördüğü en büyük konserin son bölümünü izledikten sonra gece saat 11 de londra'daki gece klübünden dışarı adımımı attım. orada öğleden sonra 4'dü.
ikimiz de zaferi hissettik. başardım diye düşündüm.
inanılacak gibi değil diye düşündü bill 5.000 kilometre uzakta.
philadelphia'da sahneyi süpürüyorlardı. londra'da sokakları. ikimizin de çevresinde görülmemiş kalabalıktan geriye kalan bir kaç kişi vardı. ben taksiye bindiğimde, bill boş stadyuma bakıyordu. sahnenin önünde son biralarını içen çocuklar dolanıyorlardı.
içlerinden biri dönüp ona bağırdı. hey, sen bill graham.
bill merak içinde, gülümseyerek sahneden aşağıya baktı
çocuk yukarıya doğru bağırdı. hepsi bu kadar mı?
hala kendime sorduğum soru bu
Kaynak: İtüSözlük
