HEP BİRLİKTE okuyoruz, sorguluyoruz, değişiyoruz (OSHO yardımlı)

  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan kutayhun
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
En eski müritlerinden biri ustasının ölmek üzere olduğunu duyunca hemen pazara koşmuş. Biri sormuş:
"Usta kulübesinde ölüyor, sen neden pazara gidiyorsun?" Eski mürit yanıtlamış: "Ustamın özel bir çeşit
pastayı çok sevdiğini biliyorum. Gidip ona o pastadan alacağım."
Pastayı bulmak hiç kolay olmamış ama akşam üstü bir şekilde bulmuş ve elinde pastayla kulübeye koşmuş.
Kulübede herkes endişeliymiş. Sanki Usta birini bekliyor gibiymiş. Gözlerini açıp etrafı taradıktan sonra
tekrar kapatıyormuş. Mürit, kulübeye gelince hemen sormuş: "Tamam, sonunda geldin. Pasta nerede?"
Mürit pastayı çıkartmış. Usta pastayı sorduğu için de çok mutlu olmuş.
Ölmek üzere olan Usta pastayı eline almış... ancak eli titremiyormuş. Çok yaşlı olmasına rağmen elleri
titremiyormuş. O yüzden biri sormuş: "Bu kadar yaşlısın ve ölmek üzeresin. Yakında son nefesini
vereceksin ama ellerin bile titremiyor."
Usta yanıtlamış: "Ben asla titremem çünkü korkum yok. Bedenim yaşlanmış olabilir ama ben hâlâ gencim
ve bedenim geride kaldıktan sonra bile genç olarak kalacağım." Sonra pastadan bir lokma alıp çiğnemeye başlamış. O sırada biri sormuş: "Son sözün ne olacak,Usta?
Yakında aramızdan ayrılacaksın. Neyi hatırlamamızı istersin?" Usta gülümsemiş: "Ah, bu pasta çok
lezzetli!" Şu anda, burada yaşayan adam budur: Bu pasta çok lezzetli! Ölüm bile önemsiz. Bir sonraki an
anlamsız. Bu anda, bu pasta çok lezzetli. Eğer bu anın içinde olabiliyorsan, şimdiyi bu an içinde her şeyiyle
yaşayabiliyorsan, ancak o zaman sevebilirsin.
 
Sevgi nadiren açan bir çiçektir. Sadece arada bir gerçekleşir. Milyonlarca insan sevgili oldukları yanlış
inancına kapılmıştır. Onlar sevdiklerine inanıyor ancak bu yalnızca onların inancı.
Sevgi nadiren açan bir çiçektir. Arada bir olur. Nadirdir çünkü ancak korkunun olmadığında
gerçekleşebilir, daha önce değil. Yani sevgi ancak derin ruhsallığa sahip, dindar birinin başına gelebilir.
Seks herkes için mümkündür. Tanışıklık herkes için mümkündür. Sevgi değil.
Korkmadığın zaman saklayacak bir şeyin yoktur; ancak o zaman bütün sınırları kaldırıp açık bir insan
olabilirsin. Ancak o zaman bir başka insanı kendi gönlünün derinliklerine ulaşması için davet edebilirsin.
Ve unutma; eğer birinin gönlünün derinliklerine girmesine izin verirsen, o biri de senin kendi gönlünün
derinliklerine girmene izin verecektir. Güven yaratılmıştır. Sen korkmadığın zaman diğeri de korkusuz
olur.
 
Senin sevginde her zaman korku vardır. Koca karısından korkar, kadın kocasından korkar. Sevgililer
sürekli korkar. O zaman yaşanan sevgi olmaz. Yaşananlar sadece birbirine dayanan iki korku dolu insanın
arasında yapılmış olan bir düzenlemedir. Kavga, sömürü, manipülasyon, kontrol, hükmetmek, sahiplenmek
vardır ama bu sevgi değildir.
Eğer sevginin oluşmasına izin verirsen duaya ihtiyaç kalmaz, meditasyona ihtiyaç kalmaz; herhangi bir
kilise ya da tapınağa ihtiyaç kalmaz. Eğer sevebiliyorsan, Tanrı'yı tamamen unutabilirsin. Çünkü sevgi sayesinde her şeyi yaşamış olacaksın: meditasyonu, duayı, Tanrı'yı. İsa, "Sevgi Tanrı'dır" derken bunu
kastediyor.
Ancak sevgi zordur. Korkunun geride bırakılması gerekir. İşin garip tarafı da bu; kaybedecek hiçbir şeyin
olmamasına rağmen bu kadar korkuyor olman.
 
Kabir isimli mistik bir yerde şöyle söylemiştir: "İnsanlara bakıyorum. Çok korkuyorlar, nedenini
anlamıyorum çünkü kaybedecek hiçbir şeyleri yok. Onlarınki, tıpkı çıplak olmasına rağmen elbiselerini
nerede kurutacağını bilemediği için nehirde yıkanmaktan korkan birisinin durumuna benziyor." Senin de
durumun bu; çıplaksın, hiç elbisen yok ama sürekli elbiseler için endişeleniyorsun.
 
Kaybedecek neyin var? Hiçbir şey. Ölüm bu bedenini elinden alacak; ölüm onu almadan önce, onu
sevgiye ver. Her şeyin elinden alınacak; alınmadan önce neden onları paylaşmıyorsun? Ona sahip olmanın
tek yolu bu. Eğer paylaşıp verebiliyorsan, efendi sensin. Zaten elinden alınacak; hiçbir şeyi sonsuza dek
elinde tutamazsın. Ölüm her şeyi yok edecektir.
Eğer beni doğru anladıysan mücadelenin ölümle sevgi arasında olduğunu anlarsın. Eğer verebiliyorsan bir
ölüm olmayacak. Senden bir şey alınmadan önce sen onu çoktan vermiş, onu hediye etmiş olacaksın. O
zaman ölüm olamaz. Seven birisi için ölüm söz konusu değildir. Sevmeyen biri için her an ölüm demektir
çünkü sürekli ondan bir şeyler kopartılmaktadır. Bedeni kayboluyor, her anı kaybediyor. Ve sonra bir de
ölüm gelecek ve her şey yok olacak.
 
Neden korkuyorsun? Neden bu kadar korkuyorsun? Hakkındaki her şey biliniyor olsa bile, açık bir kitap
olsan bile neden korkuyorsun? Sana nasıl zarar verebilirler? Bunlar sahte kavramlardır, toplumun neden
olduğu şartlandırmalardır. Toplum her şeyi gizlemen gerektiğini, kendini korumak zorunda olduğunu,
sürekli mücadele içinde olman gerektiğini, herkesin düşmanın olduğunu ve herkesin sana karşı olduğunu
söyleyip durur.
Hiç kimse sana karşı değil! Birinin sana karşı olduğunu hissetsen bile, o bile, sana karşı değildir. Çünkü
herkes kendisiyle ilgilenmektedir, seninle değil. Korkacak bir şey yok. Gerçek bir ilişkinin oluşması için
önce bunun hayata geçirilmesi gerekiyor. Korkacak hiçbir şey yok.
 
Bu konu üzerinde iyice bir düşün. Sonra başkalarının sana nüfuz etmesine izin ver, onları içeri davet et.
Hiçbir yerde bir engel yaratma. Bir koridor ol; her zaman açık, kilitsiz ve kapısız ol. Üzerinde kapalı bir
kapı olmasın. O zaman sevgi mümkün olabilir.
İki gönül buluştuğunda sevgi oradadır. Ve sevgi simyasal bir olgudur; tıpkı hidrojen ve oksijen bir araya
geldiğinde su gibi yeni bir şeyin yaratılması gibi. Hidrojenin olabilir, oksijenin olabilir ama eğer susamışsan
bunlar hiçbir işine yaramayacak. İstediğin kadar oksijene, istediğin kadar hidrojene sahip olabilirsin ama
susuzluğunu gideremezsin.
İki gönül bir araya geldiği zaman yeni bir şey yaratılır. Bu yeni şey sevgidir. Ve tıpkı su gibi, birçok
hayatın susuzluğunu giderir. Birden doyarsın. Bu, sevginin görünür işaretidir; sanki her istediğini elde
etmiş gibi tatmin olursun. Artık ulaşılacak bir hedef kalmamıştır; amacına ulaşmışsındır. Başka bir hedef
yok, yazgını gerçekleştirdin. Tohum bir çiçeğe dönüştü, mutlak olgunluğuna erişti.
 
Sevginin görünür işareti derin bir tatmin hissidir. Bir insan sevdiği zaman derin bir tatmin yaşar. Sevgi
gözle görünmez ancak kişinin çevresindeki o huzur, derin tatmin duygusu görünebilir her nefesinde, her
hareketinde tüm varlığı mutluluğa ulaşmıştır.
Sevginin seni arzusuz yaptığını söylersem şaşırabilirsin ama arzu tatminsizlikten ortaya çıkar. Sahip
olmadığın için arzularsın. Arzu edersin çünkü eğer o şeye sahip olursan seni tatmin edeceğini düşünürsün.
Arzu, tatminsizlikten ortaya çıkar. Sevgi olduğu zaman; iki gönül buluşup, kaynaşıp, bütünleştiği zaman yeni bir simyasal nitelik doğar ve
tatmin oluşur. Sanki tüm varoluş durmuş gibidir, hareketsiz. O zaman yaşanan an, varolan tek an olur. İşte o zaman "Bu pasta çok lezzetli" dersin. Sevgiyi yaşayan bir insan için ölüm bile herhangi bir şey ifade
etmez.
 
SINIRLARI OLMAYAN BİR DÜNYA
Sevgi, sınırları olmayan bir dünyaya, sonsuz bir dünyaya açılan kapıdır. Sevgi başlar ama asla bitmez; bir
başlangıcı vardır ama bitişi yoktur.
Bir şeyi unutma: Normalde zihin müdahale eder ve sevginin kendi sonsuzluğuna ve alanına izin vermez.
Eğer bir insanı gerçekten seviyorsan ona sonsuz alan verirsin. Senin varlığın, onun içinde büyüyeceği,
birlikte büyüyeceğiniz bir alandan ibarettir. Zihin devreye girer ve ona sahip olmaya çalışır. O zaman sevgi
yok olur. Zihin çok aç gözlüdür. Zihin açgözlülüktür. Zihin çok zehirlidir. O yüzden eğer biri sevgi
dünyasına adım atmak istiyorsa, zihnini geride bırakmak zorundadır. Zihnin müdahalesi olmadan yaşamak
zorundadır. Zihin, kendi alanında kullanıldığı zaman iyidir. Pazar yerinde ona ihtiyaç duyulur ama sevgide
değil. Bir bütçe hazırlamaya çalışırken işe yarar ama iç dünyada derinleşmek için ona ihtiyaç yoktur.
Matematik için zihne ihtiyaç vardır; meditasyon için yoktur. Zihnin kendi kullanım alanı vardır ama bu
kullanışlılık sadece dış dünya içindir. İç dünyayla hiçbir ilgisi yoktur. O yüzden daha fazla sev. Şartsız sev.
Sevgi ol. Bir koridor ol. Sevgiyi yaşa.
 
Kuşlar ve ağaçlar, dünya ve yıldızlar, kadınlar ve erkekler. Herkes anlıyor. Siyah ve beyaz, sadece tek bir
dil var ve bu dil de evrenin dilidir. Bu dil sevgidir. O yüzden bu dil ol. Ve sen sevgi olduğun zaman,
sınırları olmayan yepyeni bir dünya senin için açılacaktır.
Sakın unutma, insanların kapalı olmasına neden olan şey zihindir. Zihin açıklıktan çok korkar çünkü zihin
ancak korkunun olduğu yerde varolabilir. Bir insan ne kadar korkusuzsa, zihnini o kadar az kullanır. Bir
insan ne kadar korkarsa zihnini o kadar fazla kullanır.
Korktuğun zaman, kaygı duyduğun zaman, seni rahatsız eden bir şey olduğu zaman zihnin hemen
odaklandığını gözlemlemiş olabilirsin. Kaygı duyduğun zaman zihin çok fazla öne çıkar. Kaygı olmadığı
zaman zihin geri çekilir.
 
Her şey yolunda giderken ve korku yokken zihin geri planda kalır. Ancak bir şeyler ters gitmeye başladığı
zaman zihin hemen öne atlar ve liderliği ele alır. Tehlike yaşandığı zaman lider olur. Zihin tıpkı
politikacılar gibidir. Adolf Hitler, otobiyografisi olan Mein Kampf da, "Eğer liderlikte kalmak istiyorsan
ülkeyi korku altında tutmalısın. Sürekli komşu ülkelerin saldırı hazırlığı içinde olduğuna, saldırmak için
hazırlanan ülkeler olduğuna dair dedikodular yaymalısın." diye yazmıştı.. İnsanlara huzur verme çünkü
huzurlu toplumlar politikacıları önemsemez. İnsanlar gerçekten huzurluysa, politikacılar anlamsız olur.
Eğer insanları sürekli korku içinde tutarsan politikacı güçlü olur.
 
Meditasyon, zihnin giderek daha az şey yapacağı bir ortam yaratmaktan başka bir şey değildir. O kadar
korkusuz, o kadar sevgi dolu, o kadar huzurlusun ki... Yaşanan olay seni o kadar tatmin ediyor ki, zihnin
söyleyecek bir şeyi kalmıyor. O zaman zihin giderek geriye çekiliyor, arkada kalıyor ve aradaki mesafe
artıyor. Bir gün zihin tamamen geride kalıyor ve o zaman sen evren oluyorsun. O zaman artık bedeninle
sınırlı kalmıyorsun, hiçbir şey içinde hapis kalmıyor saf bir boşluk oluyorsun.
Tanrı işte budur. Tanrı saf boşluktur.
 
Sevgi bu saf boşluğa giden bir yoldur. Sevgi araçtır ve varılacak yer de Tanrı.
KORKAN İNSANLAR, BÜYÜK BİR SEVGİ KAPASİTESİNE SAHİP OLAN İNSANLARDIR. Korku,
sevginin olumsuz bir yüzüdür. Eğer sevginin akmasına izin verilmezse, korkuya dönüşür. Eğer sevgi
akışına engel olunmazsa korku ortadan kaybolur. O yüzden sadece sevgi yaşanan anlarda korku bulunmaz.
Eğer bir insanı seversen birden korku ortadan kalkar. Sevgililer, korkusuz olan tek insanlardır; ölüm bile
sorun yaratmaz. Sadece sevgililer engin bir dinginlik ve korkusuzluk içinde ölebilir.
Ancak, her zaman ne kadar çok seversen, o kadar çok korku hissediyorsun. O yüzden kadınlar
erkeklerden daha fazla korku hisseder, çünkü kadınların sevgi potansiyeli daha fazladır. Bu dünyada
sevgini hayata geçirmek için karşında çok az fırsat olduğundan, bu sevgi sürekli senin etrafında
sürüncemede kalıyor. Ve eğer bir potansiyel sürüncemede kalırsa, karşıtına dönüşür. Kıskançlığa
dönüşebilir; bu da korkunun bir parçasıdır. Sahiplenmeye dönüşebilir; bu da korkunun bir parçasıdır. Hatta
nefrete bile dönüşebilir; bu da korkunun bir parçasıdır. O yüzden daha fazla sevgi dolu ol. Şartsız sev.
Mümkün olan en çok yoldan sev. İnsan milyonlarca şekilde sevebilir.
 
Bir insan yoldan geçen bir yabancıyı bile sevebilir. O sevgi duygusunu hissedip sonra kendi yoluna devam
edebilirsin.
Konuşmaya bile gerek yok. Bunu ifade etmeye bile gerek yok. İnsan bu duyguyu hissedip kendi yoluna
gidebilir. İnsan bir taşı sevebilir. İnsan bir ağacı, gökyüzünü, yıldızları sevebilir. İnsan arkadaşını, kocasını,
çocuklarını, babasını, annesini sevebilir. İnsan milyonlarca şekilde sevebilir.
UNUTMA: CESARET KORKUSUZLUK DEMEK DEĞİLDİR. Eğer bir insan korkusuzsa, ona cesur
diyemezsin. Bir makineye cesur diyemezsin, o korkusuzdur. Cesaret sadece korku okyanusu içinde
varolabilir. Cesaret, korku okyanusu içinde bir adadır. Korku vardır ama bu korkuya rağmen insan o riski
göze alır; işte cesaret budur. İnsan titrer, insan karanlığa girmekten korkar ama yine de girer. İnsan,
kendine rağmen adım atar; cesur olmanın anlamı budur. Bu, korkusuzluk demek değildir. Korku dolu
olmak ama onun altında ezilmemek demektir.
 
En büyük sorun sevgiye adım attığın zaman ortaya çıkar. O zaman korku ruhunu sarmalar, çünkü sevmek
demek ölmek demektir; diğerinin içinde yok olmak demektir. Bu, ölümdür; hem de normal bir ölümden
çok daha derin bir ölüm. Normal ölümde sadece beden ölür; sevgi içindeki ölümde, ego ölür. Sevmek için
çok büyük bir cesaret gerekir. Etrafında oluşacak bütün o korkuların kuşatmasına rağmen devam etme
kapasitesine sahip olmak gerekir.
Risk ne kadar büyükse, gelişme olasılığı o kadar büyüktür. O yüzden hiçbir şey bir insanı sevgi kadar
olgunlaştıramaz. Sevgiden korkan insanlar çocuk olarak kalır; olgunlaşmamış, yani ham olarak. Seni
olgunlaştıran tek şey sevginin ateşidir.
 
NE KOLAY NE DE ZOR: SADECE DOĞAL
Sevgi, doğal bir bilinçlilik durumudur. Ne kolay, ne de zordur. Bu sözcükler ona uygulanamaz. Bir çaba
olmadığı için ne kolay olabilir ne de zor. Nefes almak gibi bir şey! Kalbin atması, kanın vücudunda
dolaşması gibi bir şey.
Sevgi senin varlığındır. Ama bu sevgi neredeyse imkansız olmuştur. Toplum buna izin vermez. Toplum
seni öyle bir şartlar ki, sevgi imkansız olur ve ancak mümkün olan tek şey olarak nefret ortaya çıkar. O
zaman nefret kolaydır; sevgi ise sadece zor değil, imkansız olur. İnsan çarpıtılmıştır. Eğer insan en baştan
çarpıtılmazsa onu köleleştirmek imkansız olur. Politikacılar ve din adamları çağlar boyunca derin bir gizli
ittifak içinde olmuştur. İnsanlığı bir köle topluluğuna dönüştürmek için işbirliği yapmıştır. İnsandaki her
türlü başkaldırı duygusunu yok ediyorlar; ve sevgi bir başkaldırıdır, çünkü sevgi sadece kalbin sesini dinler ve başka hiçbir şeyi umursamaz.
 
Sevgi tehlikelidir çünkü seni bir birey yapar. Ama hükümetler ve kiliseler kesinlikle bireyleri istemez.
Onlar insan değil koyun ister. Onlar sadece insan gibi görünen ama ruhları derinden ezilip büyük hasar
gördüğü için bir daha onarılamaz hale gelmiş kişiler olsun ister.
Ve bir insanı yok etmenin en iyi yolu da, onun içindeki doğal sevgiyi yok etmektir. Eğer insanda sevgi
olursa, ülkeler varolamaz; ülkeler nefret üzerinde varolabilir. Hintliler Pakistanlılardan, Pakistanlılar da
Hintlilerden nefret eder. Ancak o zaman bu iki ülke var olabilir. Eğer sevgi ortaya çıkarsa sınırlar yokolur.
Eğer sevgi gerçekleşirse, o zaman kim Hıristiyan ve kim Yahudi olur? Eğer sevgi ortaya çıkarsa, din de
kaybolacaktır.
 
Eğer sevgi ortaya çıkarsa, kim tapınağa gidiyor olacak? Ne için? Tanrı'yı aramanın tek nedeni var: sevgi
eksikliği. Tanrı, eksikliğini hissettiğin sevginin yerine geçen bir şeydir. Mutlu olmadığın, huzurlu olmadığın,
coşkuyla dolmadığın için Tanrı'yı arıyorsun. Aksi halde, kim önemserdi? Kimin umurunda? Eğer hayatın
bir dans ise, zaten Tanrı'ya ulaşmışsın demektir. Seven bir kalp Tanrı'yla doludur. O yüzden aramaya gerek
kalmaz, dua etmeye gerek kalmaz, herhangi bir tapınağa ya da rahibe gitmeye gerek kalmaz.
O yüzden rahip ve politikacı ikilisi insanlığın düşmanıdır. Onlar büyük, gizli bir ittifak içinde çünkü
politikacı bedenine ve rahip de ruhuna hükmetmek istiyor. Kullanılan araç da aynı: Sevgiyi yok et. O
zaman insan içi boş ve anlamsız bir varoluştan başka bir şey olmaz. O zaman insanlığı istediğin gibi
yönlendirebilirsin ve kimse başkaldırmaz, kimsede isyan edecek cesaret olmaz.
 
Sevgi cesaret verir, sevgi bütün korkuyu siler atar; ve zalimler senin korkularına bel bağlar. Senin içinde
bin bir çeşit korku yaratırlar. Etrafın korkuyla çevrili, bütün psikolojin korkuyla dolu. İçinin derinliklerinde
titriyorsun. Sadece yüzeyde belirli bir görünüm sergiliyorsun; bunun altındaysa üst üste korku katmanları
bulunuyor.
 
Korku dolu bir insan sadece nefret edebilir; nefret, korkunun doğal bir sonucudur. Korku dolu bir insan
aynı zamanda öfke doludur. Korku dolu bir insan, yaşamdan yana olmaktan çok, yaşama karşıdır. Korku
dolu bir insana huzur, ancak ölümle gelirmiş gibi görünür. Korku dolu bir insan ra meyilli olur,
yaşama karşı olumsuz tavır takınır. Hayat onun için tehlikeli görünür çünkü yaşamak demek sevmek
demektir. Nasıl yaşayabilirsin? Nasıl bedenin yaşamak için nefes almaya ihtiyacı varsa, ruhun da yaşamak
için sevgiye ihtiyacı vardır. Ve sevgi tamamen zehirlenmiştir.
 
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst