HAYDARPAŞA YANDI!!!
Benim de içim yandı. İstanbul'da hayranı olduğum, aşığı olduğum binalardan biri!!! Dün dışarıdayken aldım haberi, allahtan o çatıyı öyle cayır cayır yanarken seyretmedim. Cevapsız kalacak tonla soru var yine ve yine için için bilip yana yana susacağız.
O canııım bina, Kadıköy burnunun cevheri, İstanbul'un en değerli hazinelerinden biri şimdi bir enkaz durumunda. Çatıda başlayan yangın tarihi bir hazineyi hüzünlü, iç yakan bir harabeye çevirdi. Eve gidene kadar, "olmaz", dedim, "Olamaz!!!". "Bir yanlışlık vardır bu haberde. Söyledikleri kadar kötü değildir, abartıyorlardır. Yıllarca benim masaüstümü süsleyen, her gördüğümde yeniden aşık olduğum o bina böyle bir kabusun parçası olmamıştır". Maalesef olan olmuş.
Çocukken ilk gördüğümde vurulduğum o binanın içler acısı haline bakakaldım dün gece. İçim yandı kavruldu.
Umarım tez zamanda toparlayıp, eski haline getirmek için çalışmalara başlarlar, umarım duyduğum rant kavgaları değildir bu acı hatıranın sebebi. Bu ülkeye olan inancım bir daha sarsılmasın,
Orada yanan sadece kötü düşünceler, kötü planlar olsun!
Sizinle bir de Ahmet Hakan'ın yazdıklarını paylaşmak istedim. O da bir güzelliğin yanışını, ona sevdalı şairlerin ölümsüz mısralarını alıntılayarak aktarmış.
HAYDARPAŞA YANIYORRR!!!!
DEDİLER ki: Haydarpaşa Garı yanıyor!
Dedim ki: Eyvah!
Eyvah, çünkü şunu çok iyi biliyorum: Haydarpaşa Garı da elden giderse, İstanbul artık o eski İstanbul olmaz.
Nasıl olsun ki?Haydarpaşa Garı’nı yakarsan, “Memleketimden İnsan Manzaraları”nı da yakmış olursun.
O büyük şiir de yanar kavrulur.1941 baharında tuhaf şeyler düşünmekle meşhur “Galip Usta” hiç yaşamamış gibi olur.
Nâzım Hikmet ters döner mezarında...O Nâzım Hikmet değil miydi, şu satırları yazan?
“Haydarpaşa Garı’nda / 1941 baharında / Saat on beş / Merdivenlerin üstünde güneş / Yorgunluk ve telaş / Bir adam / Merdivenlerde duruyor / Bir şeyler düşünerek... / Zayıf. / Korkak. / Burnu sivri ve uzun / Yanaklarının üstü çopur. / Merdivenlerdeki adam / Galip Usta / Tuhaf şeyler düşünmekle meşhurdur...”
O Cemal Süreya değil miydi, güzelim binaya bakıp “gri bir ev ödevi gibi” diyen.Kim yaktı? Niye yaktı?Takdiri ilahi mi? Yoksa rant peşinde koşan karanlık ellerin işi mi?Bilmiyorum, bilemiyorum.Ama bildiğim bir şey var: İstanbul’un bir organı daha gitti!
Ahmet HAKAN
Hürriyet
29.11.2010
