- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Yüzde 75 güherçile (potasyum nitrat), yüzde 15 odun kömürü
(karbon) ve yüzde 10 kükürtten oluşan ve 'piroteknik karışımı' denilen, diğer
adıyla 'barut' olarak bilinen bu karışım Çin'de havai fişeklerde binlerce yıldır
kullanılmasına rağmen Avrupa'ya milattan sonra I300'lü yıllarda
gelebilmiştir.Yanma olayının olması için oksijene dolayısıyla havaya
ihtiyaç vardır. Ancak piroteknik karışım hava olmadan da yanar. Nitratın
içindeki oksijen, karbon ve kükürdü yakmada kullanır ve karışım bitinceye kadar
yanmayı sürdürür. Bu maddeler ne kadar iyi hapsedilmişlerse yanma da o kadar
infilak şeklinde olur.Piroteknik karışımın Avrupa'da tanınması ve ateşli
silahlarda patlayıcı olarak kullanılması ancak 14. yüzyılda gerçekleşebildi.
Zamanla dinsel festivallerin, bayramların, törenlerin ve özel günlerin bir
parçası haline gelen havai fişekler 19. yüzyılın başlarına kadar sadece tek
renkliler yani sadece sarı ışıklar saçıyorlardı.Maddelerin belirli bir
sıcaklığa, akkor haline kadar ısıtıldıklarında kendilerine özel bir ışık
yaydıklarının keşfiyle sadece havai fişekler renklenmedi, kimya ilminde de çok
önemli bir aşama kaydedildi. Artık kimyacılar bir maddenin içindekileri analiz
edebilmek için ısıtıyorlar ve çıkan renklere göre spektrometre denilen bir
cihazla hangi maddeden ne kadar olduğunu tespit edebiliyorlardı.Bu
buluş, proteknik karışıma, yanmayla değişik renkler veren çeşitli metallerin
ilavesi sonucu havai fişeklerin de renklenmelerini de sağladı. Artık proteknik
uzmanları, canlı renkler veren bileşimleri araştırıyor, bir ressam gibi bunları
kaynaştırıyorlardı.Karışıma katılınca değişik renkler veren başlıca
elemanlar şunlardır: Kalsiyum, lityum, stronsiyum (kırmızı), sodyum (sarı),
baryum, çinko (yeşil), bakır, arsenik, kurşun, selenyum (mavi), potasyum
(mor).Değişik renkler elde etmek kadar, havai fişeklerin gökyüzündeki
görüntüsünü dizayn etmek de önemlidir. Karışım tam homojen, toz halinde ve ince
tanecik boyutunda olmalı, istenmedikçe tutuşma riski olmadan saklanabilmeli ve
taşınabilmelidir. Ancak havai fişek dizaynında en önemli şey patlamadaki
zamanlamadır.Karışım önceden farklı renklerde, küçük yıldızlar biçiminde
hazırlanır. Daha sonra bunlar bir veya birkaç kere ateşlenip patlayacak şekilde
havai fişeğin ana gövdesi içine yerleştirilir. Ana gövde sağlam malzemeden
yapılmış bir kovandır ve ayrı bir bölümünde bulunan barut sayesinde roket gibi
göğe yükselir.Gövde istenilen yükseklikte patlayarak, karışımın ısınmış
ama tam yanmamış parçacıklarının, kullanılan malzemeye göre rengarenk, yıldız
şeklinde bir kıvılcım yağmuru olarak etrafa saçılmalarını sağlar. Görüntüyü daha
etkileyici kılmak, patlama sırasında oluşan görüntünün zemin rengini daha siyah
yapabilmek için karışıma bol miktarda kandil isi ve odun kömürü de ilave edilir.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
(karbon) ve yüzde 10 kükürtten oluşan ve 'piroteknik karışımı' denilen, diğer
adıyla 'barut' olarak bilinen bu karışım Çin'de havai fişeklerde binlerce yıldır
kullanılmasına rağmen Avrupa'ya milattan sonra I300'lü yıllarda
gelebilmiştir.Yanma olayının olması için oksijene dolayısıyla havaya
ihtiyaç vardır. Ancak piroteknik karışım hava olmadan da yanar. Nitratın
içindeki oksijen, karbon ve kükürdü yakmada kullanır ve karışım bitinceye kadar
yanmayı sürdürür. Bu maddeler ne kadar iyi hapsedilmişlerse yanma da o kadar
infilak şeklinde olur.Piroteknik karışımın Avrupa'da tanınması ve ateşli
silahlarda patlayıcı olarak kullanılması ancak 14. yüzyılda gerçekleşebildi.
Zamanla dinsel festivallerin, bayramların, törenlerin ve özel günlerin bir
parçası haline gelen havai fişekler 19. yüzyılın başlarına kadar sadece tek
renkliler yani sadece sarı ışıklar saçıyorlardı.Maddelerin belirli bir
sıcaklığa, akkor haline kadar ısıtıldıklarında kendilerine özel bir ışık
yaydıklarının keşfiyle sadece havai fişekler renklenmedi, kimya ilminde de çok
önemli bir aşama kaydedildi. Artık kimyacılar bir maddenin içindekileri analiz
edebilmek için ısıtıyorlar ve çıkan renklere göre spektrometre denilen bir
cihazla hangi maddeden ne kadar olduğunu tespit edebiliyorlardı.Bu
buluş, proteknik karışıma, yanmayla değişik renkler veren çeşitli metallerin
ilavesi sonucu havai fişeklerin de renklenmelerini de sağladı. Artık proteknik
uzmanları, canlı renkler veren bileşimleri araştırıyor, bir ressam gibi bunları
kaynaştırıyorlardı.Karışıma katılınca değişik renkler veren başlıca
elemanlar şunlardır: Kalsiyum, lityum, stronsiyum (kırmızı), sodyum (sarı),
baryum, çinko (yeşil), bakır, arsenik, kurşun, selenyum (mavi), potasyum
(mor).Değişik renkler elde etmek kadar, havai fişeklerin gökyüzündeki
görüntüsünü dizayn etmek de önemlidir. Karışım tam homojen, toz halinde ve ince
tanecik boyutunda olmalı, istenmedikçe tutuşma riski olmadan saklanabilmeli ve
taşınabilmelidir. Ancak havai fişek dizaynında en önemli şey patlamadaki
zamanlamadır.Karışım önceden farklı renklerde, küçük yıldızlar biçiminde
hazırlanır. Daha sonra bunlar bir veya birkaç kere ateşlenip patlayacak şekilde
havai fişeğin ana gövdesi içine yerleştirilir. Ana gövde sağlam malzemeden
yapılmış bir kovandır ve ayrı bir bölümünde bulunan barut sayesinde roket gibi
göğe yükselir.Gövde istenilen yükseklikte patlayarak, karışımın ısınmış
ama tam yanmamış parçacıklarının, kullanılan malzemeye göre rengarenk, yıldız
şeklinde bir kıvılcım yağmuru olarak etrafa saçılmalarını sağlar. Görüntüyü daha
etkileyici kılmak, patlama sırasında oluşan görüntünün zemin rengini daha siyah
yapabilmek için karışıma bol miktarda kandil isi ve odun kömürü de ilave edilir.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
