Güncel olmayan bir tarayıcı kullanıyorsunuz. Bu web sitesini veya diğer web sitelerini doğru şekilde göstermeyebilir. Yükseltmeli veya bir alternatif tarayıcı kullanmalısınız..
Ana babaların büyük bir çoğunluğu çocuğa onu bütünüyle kabul ettiklerini göstermenin yanlış olduğunu düşünürler. İki ergen çocuk sahibi ve endişeli bir baba olan Bob bütün içtenliğiyle bana, "Dr. Chapman bir genç hatalı davranışlarda bulunsa bile onu bu haliyle nasıl kabul ettiğinizi anlayamıyorum. Ben çocuklarımın kendilerini reddedilmiş gibi hissetmelerini istemiyorum ama doğrusu yaptıkları bir yanlış hareketi beğenmediğim zaman, onlara karşı tavır alıyorum. Onları şu durumda reddediyor gibi görünebilirim fakat içimden böyle hissetmiyorum. Onları seviyorum ve onlar için endişe duyuyorum. Hayatlarını mahvetmelerini istemiyorum." dedi.
Bob ergen çocuklarının hatalı davranışlarını düzeltirken aynı zamanda onlarla iletişim kurup kabul etmeyi henüz öğrenememiş binlerce ana babanın temsilcisi gibiydi.
...Davranışlarından bağımsız olarak onların ana babası olmaktan ne kadar mutlu olduğumuzu anlatarak çocuklarımızla iletişim kurmak... Bu da karşılıksız sevmek dediğimiz şeydir. Karşılıksız sevginin anlamı şudur: "Seni seviyorum, senin her şeyinle ilgileniyorum. Sen benim sorumluluğum altındasın, çünkü benim çocuğumsun. Yaptıklarından her zaman hoşnut değilim ama seni her ne olursa olsun seviyorum ve senin varlığın bile benim için bir mutluluk kaynağı. Kızım ya da oğlum, seni asla reddetmem. Senin için doğru olduğuna inandığım şeyleri yapmak için he zaman burada olacağım ve ne olursa olsun seni seveceğim."
Daha sonra başka öneriler sunacağım ama şimdi bu noktada ergen çocuğunuza sizin ona birtakım konularda yol göstermek ve yanlışlarını düzeltmek adına verdiğiniz mesajları çok daha etkili bir biçimde aktaracak basit bir yaklaşımdan bahsetmek istiyorum.
Çocuğunuza gitmesini istediğiniz yol hakkında bilgilerinizi sunmadan önce her zaman böyle bir cümleyle giriş yapın: "Seni çok seviyorum ve benim önerilerimi dinlemesen bile seni sevmeye devam edeceğim. Fakat seni sevdiğim için de bu öğütleri vermek durumundayım." Daha sonra da konu hakkındaki engin bilgilerinizi çocuğunuzla paylaşın.
Çocuğunuzun, davranışını onaylamasanız bile onun yanında olduğunuzu bilmeye ihtiyacı vardır. Mesajı kendi sözcüklerinizle iletin. Eğer abartılı bir ifadeniz varsa, "Şu an olduğu gibi ilerde de büyük bir bağ ile bağlı olacağım oğlum acaba babasının öğütlerini duymak ister mi?" ya da "Çok sevdiğim ve hayatımın sonuna kadar gözeteceğim kızım babasının onun hayatına büyük ölçüde etki edeceğine inandığı gizli düşüncelerini öğrenmek ister mi?" gibi sorular sorabilirsiniz. En rahat söyleyebildiğiniz şekli bulmaya çalışın ve söyleyin hatta sık sık söyleyin.
Duygusal sevginin üçüncü unsuru ergen çocuğunuza verdiğiniz besindir. Burada besinden kastedilen, ergenin ruhsal besinin sağlanmasıdır. Bitkileri, onları ektiğimiz toprağı zenginleştirerek besleriz. Gençleri de havasını soluyarak büyüdükleri ortamı geliştirerek besleriz. Sıcak, şefkatli, destekleyici, olumlu ve duygusal bir ortamda büyüyen ergenler olgun birer insan olma yolunda güzel çiçekler ve lezzetli meyveler vermeye hazırlardır.
Suistimalden Kaçınmak
Ruhsal beslenme denen olgunun tam tersi kötü muameledir. Ergenin birtakım değerlerinin suistimal edileceği bir ortam yaratmak ergenin ruhuna kötülük bulaştırmakla eş değer bir şeydir.
Ebeveynlerinden kırıcı, sert, küçültücü veya düşmanca sözler duyan ergenler birer yetişkin olana kadar bu kelimeleri unutmayacaklardır ama sözlü hakarete maruz kalanların yarası bir ömür boyu kanayacaktır.
Çocuklarına fiziksel şiddet uygulayan, yani tokat atan, onları döven, iten, vuran ana-babalar onların fiziksel gelişimini olumsuz yönde etkileyebilirler hatta daha da kötüsü duygusal gelişimlerinde olumsuz etkiler yaratabilirler ki bu da birer yetişkin olup kendi hayatlarını kurduklarında onları zora sokacaktır. Ergenin gelişmekte olan psikolojisine kötü muameleye maruz kalmaktan daha fazla zarar veren az şey vardır.
Ergenler ailelerinde gözlemledikleri ve onlarda gördükleri üzerinden sonuç çıkarırlar. Bir araştırma bulgularına göre gençlerin şiddete yönelmesinin nedeni zamanında şiddete maruz kalmış olması ve sevgi açlığıdır. Garbarino şiddete başvuran çocukları şöyle tanımlar: "Uyuşturucu kullanırlar. Şiddete yönelirler. Hırsızlık yaparlar. Kendilerini seksin kucağına atarlar. Çetelere katılırlar ve kimse onları dinlemediği ya da seyretmediği zaman parmaklarını emer ve uyuyana kadar yataklarına gömülüp ağlarlar."
Şiddete başvuran çoğu ergenin arkasında ona sözlü ya da fiziksel şiddet uygulamış bir ebeveyn vardır. Sevgi kötülük yapmaz, aksine genci her bakımdan besler.
Ergen çocuğunuzu beslemeden önceki ilk koşul kendinizi beslemenizdir. Ana-babalar eğer çocuklarının ergenlik dönemlerindeki gelişimlerini tamamlayabilecekleri destekleyici ve olumlu bir ortam yaratma peşindelerse her şeyden önce kendi duygusal dünyalarındaki zayıflıklarını gidermek durumundadırlar.
Ergen ebeveynlerinin birçoğu onlara her bakımdan besleyici bir ortam yaratmamış olan ana-babalarla büyümüşler, neticede sonuçları çocuklarına kötü muameleye varan olumsuz tepkiler geliştirmişlerdir. Eğer içinizde buna benzer bir şeyler hissediyorsanız atacağınız ilk adım kendi yaranızı sarmak ve öfkenizi kontrol altına almaya çalışmak olmalıdır. Bunu, öfke üzerine yazılmış kitaplar okuyarak, destek alabileceğiniz gruplara katılarak ya da bir rehbere başvurarak yapabilirsiniz. Geçmişinizin bu karanlık sayfalarıyla yüzleşmek için hiçbir zaman geç değildir. Ergen çocuğunuzu yetiştirirken elinizden gelenin en iyisini hak eder, fakat geçmişinizle ilgili sorunlarınızı çözümlemeden bunu ona veremezsiniz.
Besleyici ana-babalar olumlu bir tutuma sahiptir. Hayatın gerçeklerini yadsıdıklarını söylemiyorum, yalnız insanın yaptıklarının arkasında hep Tanrı'yı görmeyi seçtiklerini söylemeye çalışıyorum. Güneşi bulutların arkasında aramakta ve bu ruhu çocuklarına da aşılamaktadırlar. Besleyici ebeveynler çocuklarının söylediği ya da yaptığı şeylerde hep olumlu bir yan arayan ve bunlar hakkında yorum yapan, çocuklarına her konuda cesaret veren kimselerdir.
Besleyici ebeveynler çocuklarına ilgi gösteren, onların hayatlarını geliştirmek için her türlü yolu deneyen ana-babalardır. İlerki bölümlerde beş sevgi diliniele alıp kendi ergen çocuğunuzun temel sevgi dilini keşfetmenize yardım edeceğiz. Bu dili konuşmak çocuğunuzun ruhunu beslemek ve hayatını geliştirmek için en etkili yoldur.
Ergenin Ruhunun Beslenmesi Onun Hayatındaki Tüm Alanları Etkiler, Bunu Unutmayın
Duygusal sevginin ergen için bu denli önemli olmasının nedenlerinden biri de ergenin hayatındaki birçok değişik alanı etkilemesidir. Ergenin sevgi deposu boşsa, ergen "kimse benimle ilgilenmiyor" şeklinde düşünmeye başlayacaktır ve öğrenme motivasyonu engellenmiş olacaktır.
Liselerde görev yapan rehberlik danışmanları sık sık "Neden okula gideyim ki ne de olsa kimse benimle ilgilenmiyor." gibi görüşlerle karşılaşmaktadırlar. Ergenin sevgi deposunun boş olması, ergenin empati, yani başkalarının duygularını anlama ve paylaşma yeteneğini de olumsuz yönde etkiler. Genç sevildiğini hissetmezse olumsuz davranışlarının karşısındaki insanın duygularını incitebileceğini anlamakta güçlük çeker.
Bir araştırmanın sonucu şiddete yönelik suç işleyen gençlerin büyük bir kısmında empatinin yok denecek kadar az olduğunu gösteriyor. Empati, Daniel Goleman'ın isimlendirdiği "duygusal zekâ"nın yapı taşlarından biridir. Goleman duygusal zekâyı başkalarının duygularını okuma yetisi, sözsüz iletişim dünyasında etkin iletişim kurabilmek, günlük hayatta yaşadığımız iniş çıkışlara göğüs germek ve ilişkilerimizde karşımızdaki insandan doğru ve yerinde beklentilere sahip olmak olarak tanımlar. Dolayısıyla duygusal zekâdan yoksun olmak, ergenin başkalarıyla olumlu bir bağ kurma yetisini etkileyen bir faktördür.
Empatiden yoksun olmak ergenin bilincinin ve ahlâki yargılarının gelişimini de etkiler. Kişinin bilinç standartlarının özümsenmesi ergenlik yıllarında gerçekleşir. Çocukluk yıllarında standartlar ana baba tarafından belirlenirken şimdi ergen ahlâk ve ahlakdışı kavramlarını kendisi belirlemeye çalışmaktadır.
Eğer ergen duygusal sevgi eksikliği yüzünden diğer insanların duygularını anlayamıyor ve paylaşamıyorsa başkalarına zarar vermenin yanlış olduğunu da tam olarak kavrayamayacaktır. Ergen henüz bir çocukken duygusal alanda sevgi ihtiyacı karşılanmamışsa ruhsal alanda seven bir Tanrı fikri ergen için çok fazla bir şey ifade etmeyecektir. Bu, duygusal sevgiye muhtaç ergenlerin, ailelerinin dinsel inançlarına ve etkinliklerine kulak asmamalarının nedenlerinden biridir.
Özet olarak, eğer ergen hatırı sayılır ölçüde duygusal sevgi görmüşse, duygusal, zihinsel, sosyal, ahlâki ve ruhsal yönlerden gelişme kaydeder, fakat eğer sevgi için duygusal ihtiyacı karşılanmamışsa bütün bu alanlarda bozguna uğrar. İşte bu nedenle kitabımda ergen çocuğunuza ana babalık yaparken üzerinde durmanız gereken benim inandığım en önemli nokta olan ergen çocuğunuzun sevgiye duyduğu duygusal ihtiyacını karşılama konusuna yer vermeyi seçtim.
Sosyologlar, psikologlar ve dinsel liderler ergenin en temel ihtiyacının hayatındaki en önemli kişilerden göreceği duygusal sevgi olduğu konusunda hemfikirdir. Rutgers Üniversitesinde sosyoloji profesörü ve Amerika'daki Aile Konseyinde eş-başkan olan David Popenoe, "Çocuklara, anne ve babalarıyla sıcak, içten, sürekli ve dayanıklı ilişkiler kurma olanağı verilirse en iyi şekilde yetişeceklerdir." der. Psikologlar Henry Cloud ve John Townsend de şunu ekler: "Ergen çocuğunuzun gelişiminde sevgiden daha iyi bir malzeme olamaz." James Garbarino, Lost, Boys (Kayıp Gençler) adlı kitabında şöyle bir soruyla karşımıza çıkar: "Çocuğun sevilmek ve takdir edilmek adına gördüğü bir şey yoksa hayatına nasıl bir anlam katabilir?"
Eğer ana-babalar ya da ergenin hayatındaki diğer önemli kişiler ergenin sevgi ihtiyacını karşılamıyorlarsa, o zaman ergen sevgiyi yanlış yerlerde aramaya başlayacaktır.
16 yaşındaki Luke Woodham 1 Ekim 1997'de önce annesini öldürdü daha sonra da Pearl, Mississippi'de bulunan lisesinde yangın çıkardı. Bu yangında üç kişi öldü, yedi kişi yaralandı. Woodham, ABC haber muhabirine yaptığı açıklamada yakın çevresinde kendini çok reddedilmiş ve yalnız hissettiğini, bu duygunun da onu kendilerini satanist ilan etmiş gençlerin bulunduğu bir gruba ittiğini söyleyerek ekledi; "Bütün hayatım boyunca yalnızdım, kendimi toplumdan soyutlanmış hissettim ve sonunda beni arkadaşları olarak kabul eden insanlarla karşılaştım." Garbarino sözlerine şöyle nokta koydu: "Duygusal yönden aç olan ve aileleri, öğretmenleri tarafından reddedilen çocuklar anti-sosyal ve onlardan yaşça daha büyük gençler ve yetişkinler için birinci dereceden hedef olarak görülürler. Bu gibi negatif rol modelleri savunmasız gençleri gruplarına katıp onların da kendileri gibi anti-sosyal olmaları için birbirlerine bağlılık sözü verirler. Çoğu problemli ve şiddete yönelen gencin kendilerinden yaşça büyük olan ve onları suç işlemek karşılığında gruplarına dahil eden bu çocuklarla nasıl arkadaş olduğu hakkında anlatacak bir hikâyesi vardır."
Araştırmanın başka bir sonucu, ergen kız çocuklarının çocuk doğurmalarının bir nedeninin de onları sevecek birine şiddetle ihtiyaç duymaları olduğunu gösteriyor. Çocuk sahibi olmanın bu genç kızların hayatlarını değiştirmesinin nedeni sadece onlara bağımlı yaşamak zorunda olan birisine sahip olmak değil, aynı zamanda kendilerini sevecek birisine sahip olmalarıdır. Sevmek ve sevilmek onları, eğitimlerine devam etmek, bebeklerine bakabilmek için çok çalışmak gibi farklı ve ileriye dönük basamaklar çıkmak için motive eder.
Şiddete yönelen ve suç işleyen gençleri anlayabilmek için yıllarca çaba sarfeden Garbarino sözlerini şöyle bitirir: "İnsan ruhunu reddedilme duygusu, sevgi eksikliği ve şiddet kadar yaralayan hiçbir şey yoktur."
Ergen çocuklara iyi ana-babalık yapabilmeniz için gencin duygusal sevgi ihtiyacını etkili bir şekilde karşılamayı öğrenmekten daha önemli bir şey yoktur.
On beş yaşındaki Brad ailesinin isteği üzerine bana gelmişti. Ayaklarına büyük gelen mavi ayakkabıları ve çelimsiz bedeninde bol cepli pantolonuyla karşımda oturuyordu. Tişörtünün üzerinde "Özgürlük dünyada istediğiniz bütün şekerlere sahip olmaktır." yazıyordu. Orada benimle olmak istediğinden kesinlikle emin değildim ama sorduğum soruları dikkatle dinlemesi, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaşması beni şaşırtsa da hoşuma gitmişti. (Ofisime sorularıma yanıt olarak sadece "Tamam" diyen bir sürü ergen çocuk da gelmişti.)
Brad'in ailesi onun asi davranışlarından şikâyetçi olduklarını, birkaç kez kendilerine öfkeyle çıkıştığını ve hatta bir keresinde onları evi terk etmekle tehdit ettiğini söylediler. Onu benimle konuşması için ikna etmelerinin sebebi de işte bu tehdit olayıydı. Brad'in evi terk etme düşüncesi ana babasını neredeyse bir bunalıma sürüklemişti. Babası endişesini şöyle dile getiriyordu: "Böyle bir şey yapabilecek bir çocuk o. Yabancı biriyle hiç karşılaşmadı. Sığınabileceği birini bulabilir ama bunu düşünmek bile beni dehşete düşürüyor." Brad'in annesi ise şöyle devam etti: "Brad'le konuşmaya çalıştık fakat ne zaman konuşmaya başlasak kendimizi bir tartışmanın ortasında buluyoruz. İçimizden birien sonunda kontrolünü kaybedip söylemek istemediği şeyler söylüyor. Sonra ondan özür diliyoruz ve konuşmaya devam etmeye çalışıyoruz ama aynı fikri paylaşmadığımız zaman Brad mantıksız bir çocuk oluveriyor."
Kısa bir girişten sonra Brad'i, benim rolümün ona ne yapması gerektiğini söylemek değil, ailesiyle onun birbirlerini biraz daha iyi anlamalarını sağlamaya yardım etmek olduğuna inandırmaya çalıştım. Ailesinin "kaygılı göründüğünü" ve bu yüzden de ikimizin bir araya gelmesini istediklerini belirttim. Başını sallayarak beni onayladı. Brad'le iletişim kurabilmek için geçmişi deşmek yerine bugün hakkında konuşmaya karar verdim ve "Annen ve baban evden ayrılmayı düşündüğünden bahsettiler. Düşünüyorum da belki biraz bu konuda konuşabiliriz" dedim.
Brad başını sallayarak, "Evden ayrılmayacağım." dedi. "Bunu annemle babamın beni dinlemedikleri ve benim de sinirden deliye döndüğüm bir gece söyledim. Bazen evi terk etmeyi gerçekten düşünüyorum ama bunu asla yapabileceğimi sanmıyorum."
Bunun üzerine ben "Evden ayrılmayı düşünürken ne planlıyorsun? Eğer ailen ile yaşamasaydın nasıl bir hayatın olsun isterdin?" diye sordum.
Brad "İstediğim her şeyi yapmakta özgür olacaktım." dedi. "Onlarla her konuda kavga etmek durumunda kalmayacaktım. Evde yaşamak istemeyişimin nedeni işte bu kavgalar."
Olumsuz kelimeler duymak Brad 'i fazlasıyla yaralıyordu. Onun temel sevgi dili onay sözcüklerinden oluşuyordu, bunu sezmeye başlamıştım. Ergenlerin karşısındakinden duydukları olumsuz sözlere kırılmaları, onların duygusal sevgi ihtiyaçlarının en etkili biçimde olumlu sözlerle karşılandığının işaretidir.
Daha sonra "Annenle babanın seni sevdiğini hissedebiliyor musun?" diye sordum. Brad bir an duraksadı ve sonra "Beni sevdiklerini biliyorum fakat bazen özellikle de son birkaç senedir sevildiğimi hissetmiyorum." dedi.
Sorumun yanıtını aldıktan sonra Brad'e başka bir soru yönelttim "Küçükken annenle baban sana olan sevgilerini nasıl gösteriyorlardı?"
Brad kıkırdayarak, "Bana ne kadar harika olduğumu söylerlerdi. Ama artık fikirlerini değiştirdiklerini düşünüyorum." dedi.
"Sana söyledikleri olumlu şeylerden hatırladıkların var mı?"
"Bir keresinde ben küçükler liginde futbol oynarken babam bana gördüğü en iyi futbolcunun ben olduğunu söylemişti. Eğer istersem ilerde gerçek bir futbolcu olabileceğimi de eklemişti."
"Lisede futbol oynuyor musun" diye sordum.
Brad onaylayan bir hareketle başını salladı, ardından, oynadığını ama daha başarılı olabilmek için eline geçen fırsatları iyi değerlendiremediğini, belirti: "İyi oynuyorum ama yeteri kadar değil." Annesinin ona çocukken söylediği güzel sözleri hatırlamaya çalışmasını söylediğimde aldığım cevap şuydu: "Annem her zaman 'Seni seviyorum, seni seviyorum, seni seviyorum' derdi. Her seferinde de üç kere ve gayet hızlı bir şekilde söylerdi. Bazen çok içten olmadığını düşünsem de çoğu zaman içinden gelerek söylediğini bilirdim."
"Sana hâlâ öyle şeyler söylüyor mu?" diye sordum.
Brad, "Son zamanlarda pek değil, bu aralar yaptığı tek şey beni eleştirmek" dedi.
"Seni eleştirirken neler diyor?"
"Mesela dün gece benim sorumsuz olduğumu ve eğer bu huyumdan vazgeçmezsem üniversitede asla başarılı olamayacağımı söyledi. Ayrıca dağınık ve saygısızmışım."
"Öyle misin?" diye sordum.
Yavaşça "Galiba dağınığım ama eğer sürekli tepemde olmasalar saygısızca davranmazdım." dedi.
"Annenle baban başka hangi konularda seni eleştiriyorlar?"
"Her şeyde. Telefonda çok fazla konuştuğumu, arkadaşlarımla çok zaman geçirdiğimi, onların istediği saatte eve gelmediğimi, geç kaldığımda arayıp haber vermediğimi, ev ödevlerime fazla zaman harcamadığımı ve okulu ciddiye almadığımı söylüyorlar. Dediğim gibi yani her şeyimi eleştiriyorlar."
"Peki yaptıkları bütün bu eleştirilerden sonra onlar için ne düşünüyorsun?"
Brad, "Bazen onlardan kaçmak istiyorum. Bu bitmeyen kavgalardan bıktım. Neden kendim olmama izin vermiyorlar? Ben kendimi o kadar da kötü görmüyorum. Beni biraz rahat bırakmalarını isterdim." dedi.
Bunun üzerine, "Peki eğer seni rahat bıraksalardı ne yapardın?" diye sordum.
"Herhalde sadece normal bir ergen olurdum. Uyuşturucu kullanmak, bir kızı hamile bırakmak ya da birilerini vurmak gibi aptalca şeylere bulaşmayı düşünmüyorum. Sanırım annemle babam televizyonda çok fazla şiddet seyrediyorlar. Crazies'i (Deliler) seyrediyorlar ve bütün gençlerin öyle olduklarını düşünüyorlar. Neden bana güvenemiyorlar?"
Brad'le üç seans daha yaptıktan sonra onun sevgi deposu boş olan normal bir ergen olduğuna karar verdim. Yalnız bu boşluk ailesinin onu sevmemesinden değil, onun temel sevgi dili olan onay sözlerini artık söylememelerinden kaynaklanmaktaydı. Çocukluğunda ana-babası ona sözleriyle olumlu şeyler aktarıyordu. Fakat zamanında ailesinden duyduğu bu sözler artık Brad'in hafızasında güzel birer anı haline gelmişti, çünkü ana babasının fikirlerinin değiştiğini düşünüyordu. Onu hep eleştiren, olumsuz sözler duymakta ve kendini reddedilmiş hissetmekteydi. Çocukken dolu olan sevgi deposu bir ergen olarak hızla boşalmaktaydı.
Brad'in hikâyesini etraflıca dinledikten sonra yaptığım değerlendirmeyi onunla paylaştım. Ona hepimizin duygusal bir sevgi deposu olduğunu ve bu depo dolu olduğunda -yani hayatımızdaki önemli kişiler tarafından gerçekten sevildiğimizi hissettiğimizde- hayatın toz pembe göründüğünü ve aramızdaki farklılıkları kavga etmeden, olumlu bir bakış açısıyla tartışabileceğimizi anlattım. Fakat sevgi depomuz boş olduğunda ve sevilmek yerine reddedilme ile karşılaştığımızda kavga etmeden ya da kötü sözler sarf etmeden düşünce ayrılıklarını konuşmak oldukça zor görünüyordu.
Brad'e ayrıca anne ve babasının da kendilerine ait bir duygusal sevgi depoları olduğunu ve eğer tahminim doğruysa onlarınkinin de boş olabileceğini söyledim. Önceki yıllarda Brad büyük olasılıkla ebeveyninin sevgi diliyle konuşuyor ve onlara sevildiklerini hissettiriyordu ama şimdi ana-babasının duygusal depoları bomboştu.
Sözlerime şöyle devam ettim "Ana-babanın içlerindeki sevgi deposu boşsa, genelde çocuklarının gözünde birer sağlıksız davranış modeli oluştururlar." Brad'i bütün bunların değişebileceğine ve ailesiyle olan ilişkisinin olumlu ve destekleyici bir tutuma dönebileceğine inandırmaya çalıştım. Ona bundan sonraki üç senesinin hayatının en iyi yılları olabileceğini ve üniversitede okumak için evden ayrıldığında ana-babasını "özleyebileceğini" bile söyledim. Bu lafım üzerine Brad güldü ve "Bu çok hoşuma giderdi." dedi.
Brad'e içinde bulunduğu durum hakkında yaptığım değerlendirmeyi ailesinin anlamasına yardımcı olmak istediğimi söyledim ve sergilediği bu olumsuz tutum yerine ebeveynine olan sevgisini tam anlamıyla ifade etmesi konusunda onu yüreklendirdim. Ona içinde gelişmekte olan, ailesinden bağımsız olma duygusunun kin yerine sevgi dolu bir atmosferde yeşerebileceğini açıkladım. "Sevgi bir seçim işidir." dedim ve devam ettim: "Bence eğer sen anneni ve babanı sevmeyi ve bunu da onların temel sevgi dilleriyle ifade etmeyi seçersen çözümün bir parçası olursun. Unutma ki barışı sağlayan nefret değil sevgidir."
Brad bu sözlerin ardından bir an durdu ve "Evet dostum!" dedi. (Bu, benim bir ergenle hâlâ iletişim kurabildiğimin farkına vardığım zamanlardan biriydi.) Brad'e "Yaklaşık altı hafta içinde yani ana-babanla biraz zaman geçirdikten sonra tekrar bir araya gelmemizi ve durum değerlendirmesi yapmamızı istiyorum."dedim. Brad "Tamam." dedi ve pantolon paçaları yere sürünerek ofisimden çıktı.
Bir araya geldiğimiz üç seansta Brad'in ebeveyniyle paylaşmak istediğim şey aslında bu bölümün geri kalan kısmında size anlatmak istediğim şeylerden oluşmakta. Benzer sorunlarla boğuşan binlerce ergen ebeveyni gibi Brad'in anababasının duygularını da derinden paylaşmıştım. Şu an bu kitabı okuyan birçoğunuz gibi Brad'in ebeveyni de bilinçli bir ana-babaydı. Çocuk yetiştirmek konusunda birçok kitap okumuş, seminerlere katılmış ve diğer ana-babalarla deneyimlerini paylamışlardı. Aslında Brad'in yaşamının ilk on iki senesinde ona mükemmel ana-babalık yapmışlar ama ergenlik dönemi geldiğinde işler istedikleri gibi yürümemeye başlamıştı. Çocukluk yılları ergenlik denizinin beyaz sularına gömülmeye başladığında ana-babalık tekneleri kayalara vurmuş ve kendilerini hayatta kalabilmek için mücadele ederken bulmuşlardı.
Birçok ana-baba çocukları ergenliğe girdiğinde çocuğa okuldan önce ve ilkokul zamanlarında gösterdikleri davranış şeklinin aynısını uygulayabileceklerini sanırlar ama bu büyük bir hatadır, çünkü ergen artık küçük bir çocuk değildir.
Ergen kız ya da erkek kafasının içinde bağımsızlık ve öz benlik melodileri çalarken yetişkin bir insana dönüşmektedir. Bu melodi ergenin içinde oluşan psikolojik, duygusal, zihinsel, ruhsal ve sosyal değişimlerle uyumlu olmalıdır. Ebeveynler ergenin zihninde yankılanan bu yeni şarkıya önem vermezlerse ergen çocuklarıyla aralarında çıkacak olan çatışmanın zeminini hazırlamış olurlar.
Ergen çocuklarına, çocukluk yıllarındaki gibi davranan ana-babalar daha önce almış oldukları sonuçları alamayacaklardır, çünkü ergen, çocukken verdiği tepkiyi vermeyecektir böylece ana baba da farklı bir yöntem denemek durumunda kalacaktır.
Doğru bir eğitim almadan ebeveynler neredeyse her zaman tartışmalara, kızgınlıklara ve zaman zaman da hakaretlere yol açan baskıcı yollara başvururlar. Temel sevgi dili onay sözleri olan ergenler için bu tür davranışlar duygusal açıdan yaralayıcı olabilmektedir. Ana babanın tartışırken ergeni sözleriyle boyun eğdirmeye çalışması aslında genci asileşmeye iten bir tutumdur. Ana babalar eğer bunu fark etmezlerse ergenin duygusal destek sistemi bir savaş alanına döner. Bu değişimi ergen çocuğunuzun gördüğü açıdan ele alın:
Çocukken ailesinden gördüğü sıcak sevginin güvenli kollarında yaşarken ergenliğe adım attığında ruhunda patlamaya başlayan ona yöneltilen olumsuz sözlerin oluşturduğu bombalar yüzünden sevgi deposunda çatlaklar meydana gelir. Ebeveyn olarak niyetimiz bu durumda bile hâlâ iyi olabilir ama emin olun ki sonuçlar kötü olacaktır.
Biz ana-babalar yöntemimizi değiştirmezsek çok büyük olasılıkla asi ve genellikle yabancılaşmış bir gençle karşı karşıya kalırız.
Aslında yukarıdaki gibi bir olayla karşılaşmayabiliriz de. Binlerce ebeveyn, Brad'in ana-babasının yaptığını yaptı yani bir şeylerin düzeltilmesi gerektiğinin farkına varıp harekete geçtiler. Brad'in ailesinin attığı ilk adım neler yaşandığını fark etmek oldu.
Onlara bana göre Brad'in temel sevgi dilinin onay sözleri duymak olduğunu ve çocukluk yıllarında oğullarının sevgi deposunu ona güzel sözler söyleyerek doldurduklarını söyledim. Bununla birlikte ergenlik çağı rüzgârıyla Brad'e söyledikleri olumlu sözlerin yerini hakaret sözcükleri, kabul görme sözlerinin yerini de reddetme olgusunun almasının Brad'in sevgi deposunu boşaltmakla kalmayıp içini öfkeyle doldurduğunu da belirttim.
Bütün bu sözlerim Brad'in babasının zihninde bir ışık yakmış olacak ki, "Neler olduğunu şimdi anlıyorum, bu çok açık." dedi ve "Peki ilişkimizi eski haline nasıl döndürebiliriz?" diye sordu. Bu soruyu sorması beni mutlu etmişti, çünkü bir ebeveynin öncelikle yapması gereken şey bir şeyler öğrenmek istemesidir ve eğer isterse öğrenebilir!
Brad'in ailesine atılması gereken ilk adımın ateşkes ilan etmek olabileceğini söyledim. İlk olarak negatif anlam yüklü kelimeler sarf etmeyi bırakmalıydılar, ikinci adımda bir aile toplantısı düzenleyip Brad'e her şeyi her ne kadar içten ve sadece onun iyiliği için yapsalar da onu yetiştirirken ana-baba olarak yanlış bir yol seçtiklerini fark ettiklerini ve bunun için pişman olduklarını söylemelerini önerdim. Bu aşamalardan sonra onu içinde bulunduğu ergenlik çağında iyi yetiştirebilmek için öğrenmeleri gereken hatta öğrenmek için her şeyden fazla can attıkları daha çok şey olduğunu ve onu, her ne yapmış olursa olsun her zaman seveceklerini söylemelerinin iyi olacağını anlattım.
"Brad'e her şeyden önce sizin için önemli olduğunu ve bundan böyle kelime dağarcığınızdan onu eleştiren, aşağılayan sert sözcükleri çıkardığınızı söylemenizi öneririm."
"Brad'e karşı hep dürüst olun. Ona önümüzdeki beş ay içinde söz ettiklerinizi uygularken mükemmel olamayacağınızı ama hata yaptığınızda özür dileyeceğinizi çünkü niyetinizin kötü olmadığını anlatın. Oğlunuza 'Senin hâlâ ana-baban olduğumuzun bilincindeyiz ve ergenlikten yetişkinliğe geçiş döneminde sana yardım etmeye çalışacağız. Öğüte gereksindiğinde yanında olup senin için doğru olduğuna inandığımız yollarda sana rehberlik etmeyi düşünüyoruz' da demek isteyebilirsiniz."
Daha sonra Brad'in ebeveynine bu yol gösterici unsurlar üzerinde tartışmama konusunda dikkatli olmalarını söyledim. "Onunla net bir iletişim kurarak ve yardımlaşmada bulunarak bu konuda beraber yol almayı öğrenmek istediğinizi ona bildirin. Ona, 'Brad biz sana yetişkinliğe adım atmak üzere olan genç bir adam gibi davranmak istiyoruz bu nedenle duyguların ve düşüncelerin çok önemli. Bu biraz zaman alacak biliyoruz ve bu süreç içinde hepimiz bazen tökezleyeceğiz fakat biz senin hak ettiğin bir ana-baba olmak için üzerimize düşen her şeyi yapacağız.' deyin."
Brad'in ana-babası bunları olduğu gibi uyguladı. Sonradan bana bu aile toplantısının Brad'le olan ilişkilerinde bir dönüm noktası olduğunu söylediler. Brad her ne kadar ana babasının bu konularda değişebileceğine pek inanmasa da onlar Brad'in kendilerini yaptıkları hatalar için affettiğini hissettiklerini söylediler. Bunu anlamak ve zor olabileceğini düşünmek kabul edilmesi gereken ilk şeylerdi fakat başarılı olunmuştu, çünkü ergen çocuklarını yetiştirme konusunda ilerleme kaydedeceklerine inanmışlardı.
Çoğunuzun içinizden "Eğer genç çocuğumuzu yaptığı yanlış hareketler yüzünden ağır sözlerle uyarmayacaksak, disiplini nasıl sağlayacağız?" sorusunu sorduğunu biliyorum. Bir anne bana "Dr.Chapman siz ergen çocuklarımıza istedikleri her şeyi yapmaları için izin vermemizi önermiyorsunuz değil mi?" diye sorduğunda cevabım "Kesinlikle hayır" olmuştu. Ergenlerin sınırlara ihtiyacı vardır. Kendilerini seven ana-babaları onların bu sınırlar içinde yaşadığını görecektir. Ergenler yanlış davranışlar sergilediklerinde onlara kötü, üzücü veya aşağılayıcı sözler söylemeden daha iyi motive edilirler...
Bu bölümde üzerinde durmak istediğimiz konu ise ergenin sevgi deposunu nasıl dolu tutmamız gerektiğidir. Sert, hakaret içeren ve tartışmaya yol açan sözler söyleyerek bu depo asla doldurulamaz. Olumsuz ve küçültücü sözler her ergen için zararlıdır fakat temel sevgi dili onay sözleri duymak olan bir ergen için bu gibi sözlerin zararlı olmaktan öte yıkıcı bir etkisi vardır.
Ergenlerin büyük bir kısmı öz benlikleriyle savaşım halindedir. Kendilerini yaşıtlarıyla psikolojik, zihinsel ve sosyal olarak karşılaştırmaktadırlar. Birçoğu sonunda "diğerleri kadar iyi" olamadığı kanısına varmaktadır. Bazıları kendilerini güvende hissetmemektedir, bazılarınınsa özgüveni yok denecek kadar azdır, bunun suçunu da kendilerinde ararlar. Eğer yaşam sürecinde insanın olumlus özler duymaya en ihtiyaç duyduğu bir dönem varsa o da ergenlik yıllarıdır. Fakat ebeveynler çocuklarının onların en iyi olduğuna inandıkları şeyleri yapmaları için negatif sözcükler sarf etmeyi sürdürmektedir.
Ben ebeveynlerin ergen çocuklarına onay sözleri söylemesinin ne kadar gerekli olduğunu vurgulamadan geçmek istemiyorum, çünkü çocuğunuzun temel sevgi dili onay sözleri olmasa bile emin olun ki sizden güzel sözler duymak çok hoşuna gidecektir. Eski bir İbrani atasözü ne kadar da doğru bir mesaj vermiş: "Ölüm de yaşam da dilin emrindedir."
ERGEN ÇOCUĞUNUZA NE TÜR ONAY SÖZLERİ SÖYLEMELİSİNİZ?
Peki günlük hayatımızda ergen çocuklarımıza onları desteklediğimizi, sevdiğimizi hissettiren ne tür sözler söylemeliyiz? Size çocuğunuzun ruhunu zenginleştirecek sözler söylemede birkaç yol önermeme izin verin.
Övgü Sözleri
İlk olarak denebilir ki çocuğunuzun duymaktan zevk alacağı sözler övgü sözcükleridir. Çocuğunuzu övmek, onun herhangi bir konudaki başarısının farkına varmak ve bunun üzerine yorum yapmak demektir. Bütün ergenler doğru birtakım işler yaparlar. Siz onların bu tür davranışlarını görüp sözlerinizle ödüllendirmelisiniz.
Ergenlere övgü dolu sözler söylerken dikkat edilmesi gereken iki nokta vardır. İlki ve hepsinden önemlisi "içtenlik"tir. Ergen çocuğunuzla ilişkinizde İkiyüzlülük sizi hiçbir yere götürmez. Çağdaş ergenler yetişkinlerde dürüstlük aramaktadırlar, çünkü iki yüzlü politikacılardan çok sıkılmışlardır. Onlar büyüklerinin güvenilir olmasını istemektedirler. Çocuğunuz üç yaşındayken ağız oyunlarıyla onu kandırabilirsiniz ama 13 yaşında aynı şeyi yapamazsınız. Bir ergene odasını temizlemediği halde "Odanı temizlemekle çok iyi yaptın." demek onun zekâsına hakarettir, çünkü bunu anlayabilecek kadar akıllıdır. Onlarla bu tip oyunlar oynamayın.
Ergen çocuğunuzu övmek için söyleyeceğiniz sözlerde dikkat edilmesi gereken ikinci husus da belirli şeylerin övülmesine önem vermektir. "Odanı temizlemekle iyi bir iş yaptın." gibi geniş içerikli övgü ifadeleri amaca çok fazla hizmet etmez. Ergenin yaptığı belirli şeylerin övülmesi doğruyu daha çok yansıtır. "Halıdan o kahve lekesini çıkartmakla ne iyi ettin.", "Kirlileri kirli sepetine attığın çok iyi oldu bugün çamaşır yıkadığım için üzerimden bir yük kaldırmış oldun.", "Cumartesi günü avludaki yaprakları süpürmen harika oldu şu an çok temiz görünüyor." gibi belirli olaylar üzerine söylenen övgü sözleri ergene çok gerçekçi gelecektir. Ergen çocuğunuzun yaptığı belirli hareketleri bulmak için kendinizi eğitin.
Bob'un oğlu Barry lisede beysbol takımında oynuyor. Geçenlerde gerçekten de çok kötü bir gün geçirdi. Topa vuruş sırasında ve saha içinde sanki her şey kötü gitti. Fakat Barry'nin iyi oynadığı bir kısım vardı. Bir koşucunun ilk, diğerinin de çizgi dışında olduğu sırada Barry üçüncü esas pozisyonunu aldı. Vurucu topu üçüncü esas noktaya gönderdiğinde Barry topu yakalayabildi ve ikinci esas noktada duran oyuncuya mükemmel bir atış yaptı. Bu atışın ardından ikinci noktadaki oyuncu birinci noktaya topu attı ve sayı kazandılar. Bu bütün oyun içinde Barry'nin performansının iyi olduğu yegane andı ve takımı oyunu kaybetti. Barry eve takımıyla beraber otobüsle, babası ve erkek kardeşi de arabayla döndüler. Barry onlardan birkaç saat sonra eve geldiğinde kardeşi onu kapıda karşılayıp "Babam bunun şimdiye kadar gördüğü en iyi maç olduğunu söyledi." dedi. Barry "Sen neden bahsediyorsun?" diye sordu. Kardeşi "Senin çift oyunun" diye cevap verdi. Barry'nin babası iki kardeşin konuşmalarını duyunca televizyonu kapatıp odaya geldi. "Bu doğru" dedi. "Bu oyunu hayatımın boyunca unutmayacağım. Kaybettiniz ve çok zor bir akşam geçirdiniz bunu biliyorum ama sana şunu söyleyeyim bu şimdiye kadar gördüğüm en olağanüstü oyundu! O top çok zorluydu ama sen bir profesyonel gibi oynadın. Çok heyecan vericiydi, bunu asla unutmayacağım."
Barry su içmek için mutfağa girdi. Babası da oturma odasına geri döndü. Barry'nin mutfakta içtiği sudan öte bir şeydi. Babasının söylediklerini düşündükçe duygusal sevgi deposu dolmaya başlamıştı. Barry'nin babası çocuğunu belirli bir konuda övme sanatını başarıyla icra etmişti. Özellikle olumsuz davranmaya eğilimli ana babalar için böyle bir davranışı sergilemek çaba gerektirir ama bütün ebeveynler çocuklarının övgüye değer belirli davranışlarını nasıl karşılamaları gerektiğini öğrenebilir ve onları güzel sözler söylemek için bir fırsat olarak kullanabilir.
Bununla birlikte övgü sözleri söylemenin üçüncü bir unsuru daha vardır: Sonuçları övemiyorsanız, çabayı öven sözler söyleyin. Örnek verecek olursak 13 yaşındaki çocuğunuz çimleri biçti ama elbette sizin bu konuda daha çok deneyiminiz olduğundan bu işi sizin kadar iyi yapamadı diyelim. Ama sonuçta çimin büyük bir kısmı biçildi ve ergen çocuğunuz hayatının iki saatini çim biçme işine harcadı. Kendinize hakim olun ve çimin alınmamış kısmını göstermeyin. O kısmı siz bir sonraki hafta o biçmeye başlamadan halledersiniz. Şimdi, "Nathan çim biçme yeteneğin gün geçtikçe gelişiyor. Bu zorlu çabanı gerçekten takdir ediyorum. Bunu yapmakla bana gerçek anlamda yardımcı olduğunu bilmeni isterim ayrıca bu gerçekten hoşuma gidiyor." deme zamanıdır. Nathan oradan ayrıldığında yaptığı işin harcadığı emeğe değdiğini düşünecektir. Babası için önemli bir insan olduğunu ve yaptığı işin fark edildiğini hissedince de sevgi damlacıkları duygusal deposuna damlamaya başlayacaktır. Birisi "Nathan'ın biçmeyi unuttuğu kısmı göstermezsek o her zaman vasat bir çim biçici olmaz mı?" diye sordu. Cevabım şuydu, "Bu zamanlama ile ilgili bir şey." İki saatini çim biçmek için harcayan hiç kimse işini mükemmel yapmadığını duymak istemez. Eğer böyle bir şey duyarsa emin olun ki ergen çocuğunuz çim biçmekten nefret edecektir. Ama gösterdiği çaba övgü dolu sözlerle ödüllendirilirse kendini mutlu ve tekrar çim biçmek için motive edilmiş hissedecektir. Hatta bir sonraki hafta daha iyi bir iş çıkarmak üzere ebeveyninin talimatlarını dinlemeye de gönüllü olacaktır. (Bunu okuyan ana babalar emin olun aynı kural evliliğiniz için de geçerlidir. Bitirilmiş bir işin eksik kalmış yanlarını vurgulamaktansa birbirinizi o işe verilen emek için ödüllendirin. Bunu deneyin, işe yaradığını göreceksiniz, söz. Sözgelimi erkek arabayı yıkamak için üç saat harcıyor. Karısı dışarı çıkıp temizlenmemiş bir nokta gösteriyor. Tahmin: Erkek bir süre arabayı yıkamayacaktır, böylece kadının uzun bir süre için göreceği en temiz araba buolacaktır. Veya diyelim ki kadın kocasına yemek hazırlıyor. Erkek masaya oturuyor ve "Bu yemeğin tuzu eksik." diyor. Tahmin: Kadın "Umarım fast-food restoranlarını seviyordur çünkü önümüzdeki üç ay yemeklerini oralarda yiyecek." diye düşünmeye başlıyor. Olay kapandı. Çaba için övgü, mükemmellik için değil.)
Ergenlerin ailelerinden onları öven sözler duymaya ihtiyaçları vardır. Her zaman övgüye layık ergen davranışlarına rastlarız. Bazı ana-babalar çocuklarının onların beklentileri doğrultusunda davranmalarını o kadar isterler ki onların olumlu davranışlarını görmek yerine hep yaptıkları hatalara takılırlar. Bu olumsuz bir tutum ve dar bir bakış açısı şeklidir. Çocuğun hataları üzerinde yoğunlaşmak birçok ana babanın düştüğü bir hatadır, bu da çoğu ergenin sevgi depolarının boş olmasının nedenidir. Ergen çocuğunuzun hayatında sizi üzen, hayal kırıklığına uğratan ya da kızdıran ne olursa olsun her zaman onda övgüye değer hareketler görmeye çalışın ve onu güzel sözlerinizle besleyin.
Bir ergene güzel sözler söylemenin başka bir yolu da sevginizi sözcüklerle dile getirmekten geçer. Ergeni överken odağınız onun yaptığı bir harekettir ama ona sarf ettiğiniz sevgi sözleri doğrudan kendisine yöneliktir ve kişiliğine duyduğunuz saygıyı sözlü olarak dile getirmenize yardım eder.
Sevgiyi sözcüklerle ifade etmenin en yaygın biçimi "Seni seviyorum" demektir. Bu iki sözcüğü söylemek her şekilde doğru olsa da ergen çocuğunuzun bunu söylemenizi istemeyeceği durumlar da olabilir, söz gelimi arkadaşlarının yanında. Eğer sizden böyle bir isteği varsa buna her zaman saygı duyun. Onunla başbaşayken bu iki sözcüğü hep söyleyebilirsiniz, çünkü bu söz ergen gelişiminin her aşamasında yararlıdır. Ana-babalarından "Seni seviyorum" cümlesini duymayan birçok ergen büyüdüklerinde bunun acısını ta derinlerde hissederler.
Geçtiğimiz birkaç sene içinde profesyonel sporcular için düzenlenmiş ve konusu evlilikleri canlandırmak olanbir dizi konferansta konuşma yapma fırsatı buldum. En üzücü deneyimlerimden birini orada -maço ötesi sayılabilecek- profesyonel bir sporcunun gözlerinden yaşlar akarak bana "Dr. Chapman babamın bana hiç 'seni seviyorum' dediğini duymadım." dediğinde yaşadım. Onu kollarıma alıp "Baban olmama izin ver, seni seviyorum." demek istedim. Ona bu iki kelimeyi söyleyebilir ve sarılabilirdim (aslında sarılamayacağım kadar iri bir futbol oyuncusuydu.) ama ne ona sarılmam ne de söyleyeceğim güzel sözler bir babanın sözcüklerinin yerini tutabilirdi. Ana-babasından "seni seviyorum" cümlesini duymamış bir kadınya da erkeğin ruhunda her zaman bir boşluk olacaktır. Bu kelimeleri ergen kız ya da oğullarına rahatça söyleyebilenler genelde annelerdir. Babalar bu konuda çoğu kez isteksizdir. Bazı babaların kendileri butip sözcükleri hiç duymamış oluyorlar ve doğal olarak da daha önce hiç duymadıkları bu sözleri söylemekte güçlük çekiyorlar. Bunları söylemek onlar için doğal olmuyor. Eğer siz bu babalardan birisiyseniz geleneği yıkıp ergen kız ya da oğlunuzun gözünün içine bakıp, ellerinizi omuzlarına koyarak "Şu anda sana söylemek istediğim şey benim için çok önemli. Beni dikkatle dinlemeni istiyorum." deyin. Daha sonra gözlerinizi gözlerinden ayırmadan kelimeleri söyleyin; "Seni çok seviyorum" ve onları kucaklayın. Bu deneyim sizin için ne ifade ederse etsin söylediğiniz bu sözcükler çocuğunuzun kalbinin derinliklerine işleyecektir, bundan emin olun. Artık set yıkıldığına göre sevgi suları akmaya başlayacaktır. Bu sözcükleri hep söyleyin. Çocuğunuz bunları duymaktan asla sıkılmayacaktır ve aynı kelimeleri o size söylediğinde sizin sevgi deponuz tekrar dolmaya başlayacaktır.
Sevgiyi sözcüklerle ifade etmenin başka yolları da vardır. Çocuğunuza Seni Seviyorum Demenin 101 Yolu adlı kitabın yazarı olan Vicki Lansky 13 yaşındaki kızı Dana'nın kendini kötü hissettiği bir anı anlattı. Onu neşelendirmeye çalışan Bayan Lansky kızına, "Seni bugün gerçekten beğendim." demiş. "Beğenmek" kelimesi yerine neden "Sevgi" kelimesini kullanmadığını sorduğumuzda bunu şöyle açıkladı "Sevgi" yerine "Beğenmek" kelimesini kullanmam farkı ortaya koydu. Bu sözün ardından kızı birkaç defa "Beni yine beğendin mi?" diye sordu.
Siz de kendinize eş anlamlı kelimeler bulun ve çocuğunuza söyleyin. Başlangıç için birkaç örnek:
"Seninle olmaktan zevk alıyorum."
"Sana hayranım."
"Ne zaman seni düşünsem seninle gurur duyuyorum."
"Sen benim gün ışığımsın."
"Eğer dünyada bir çocuk seçebilme şansım olsaydı ben yine seni seçerdim."
"O kadar harika bir çocuksun ki."
"Her sabah kalktığımda senin annen-baban olmak ne kadar güzel bir ayrıcalık diye düşünüyorum."
"Dün masamda oturmuş kızımı ne kadar özlediğimi düşünüyordum."
"Yakınımda olman çok hoşuma gidiyor."
Eğer şiirsel yönü olan bir insansanız bütün içtenliğinizle "Sen hayatımın neşe ırmağısın" bile diyebilirsiniz. Kızınız bu sözün getirdiği mutluluğun tadını sonuna kadar çıkaracaktır, bundan emin olabilirsiniz.
Şimdi de siz birkaç tane düşünün, bir deftere not edin ve düzenli olarak "Seni seviyorum" cümlenizle birlikle kullanın. Eğer ergen çocuğunuz "Seni seviyorum" sözcüklerini duymaya alıştıysa o zaman bu not ettiğiniz sevgi ifadelerinden biri mutlaka çocuğunuzun sevgi deposunu daha etkin bir şekilde doldurmaya yarayacaktır.
Söylediğiniz sevgi sözleri ergen çocuğunuzun bedeni ya da ruhuyla ilgili deolabilir. "Bugün saçın gün ışığı gibi parlıyor" cümlesi "iyi görünüp görünmediği" konusunda kuşkuları olan 16 yaşındaki bir ergen için oldukça rahatlatıcıdır. "Göz-lerin çok güzel" cümlesi erkek arkadaşı tarafından terk edilmiş 17 yaşındaki bir genç kızın kırık kalbini onarabilir. "O kadar güçlüsün ki" sözleri cildinin bozulması konusunda ciddi endişeler taşıyan 15 yaşındaki oğlunuzun olumsuz ruh halini değiştirebilir.
Ergen çocuğunuzda hakkında güzel şeyler söyleyebileceğiniz fiziksel karakteristik özellikler arayın. Bu sözler sevginizi etkin bir şekilde ifade etmenin başka bir yoludur. Bu gibi sevgi sözleri ergenin kişiliği için de söylenebilir. "Dışa dönük bir karakterin olduğu için çok mutluyum. Sen kendini utangaç zannediyorsun ama biriyle konuşmaya başladığında hemen açılıyorsun, ben sende bunu gözlemledim. Tıpkı suyun barajdan taşması gibi akıcı konuşuyorsun."
İşte ergen çocuğunuza olan sevginizi göstermenize yardımcı olabilecek birkaç ifade şekli:
"O kadar düzgün bir insansın ki. Konuşmadan önce düşünme huyuna bayılıyorum."
"Şakacı kişiliğinle herkesi mutlu ediyorsun."
"Sessiz bir çocuksun ama konuştuğun zaman doğru ve yerinde konuşuyorsun."
"Sende sevdiğim şeylerden biri de güvenilir olman. Bir şey için söz verdiğinde o söze güvenebiliyorum."
"Sana güvenebildiğim için çok mutluyum. Diğer anneler kızlarına güvenemediklerini söylüyorlar ama ben sana sonuna kadar güveniyorum."
"Senin insanlara cesaret verme yöntemine bayılıyorum. Dün gece oyun bittikten sonra Tim'le konuşmanıza şahit oldum. Senin gerçekten insanı yüreklendirme konusunda bir yeteneğin var."
Bunlar gibi sevgi yüklü ifadeler ergen çocuğunuzun ruhuna hitap eder. Bu sözler ergen kızınıza ya da oğlunuza ona değer verdiğinizi, hayran olduğunuzu ve onu sevdiğinizi hissettirir.
Bazı ana-babalar bu tip sevgi sözleri içeren konuşmaları rahatlıkla yapamazlar. Eğer siz de bu ebeveynlerden birisiyseniz bir defter tutmanızı, yukarıda verdiğim örnekleri oraya yazmanızı ve bunları birkaç kere kendi kendinize yüksek sesle okumanızı tavsiye ederim. Daha sonra da kendi sevgi ifadelerinizi yaratın ve düzenli olarak her birini ergen çocuğunuzla paylaşın.
Ergen çocuğunuza bütün aile bireylerinin önünde güzel sözler söyleyin. Yaşça ondan daha küçük veya daha büyük akrabalarının yanında onu öven olumlu sözler söyleyin. (Bunu çocuğunuzun arkadaşlarının yanında yapmanızı tavsiye etmem.) Çocuğunuza başkalarının yanında söylediğiniz bu sözleri hep yüksek sesle söylemelisiniz.
Örneğin bütün aile yemek masasında akşam yemeği yerlerken Jeremy'nin babası "Jeremy ile bunu özel olarak konuşmuştum ama bütün ailenin önünde de söylemek istiyorum. Dün gece onunla gurur duydum. Konuşmak istemediği resmi bir görevlinin aramasına kızabilir ve onunla konuşmayabilirdi ama o sinirlenmeden memura cevap verip çok büyük bir centilmenlik yaptı, onunla gurur duyuyorum." der. Bunun üzerine küçük Ellie, "Evet alkışlar Jeremy için" der ve herkes onu alkışlar. Burada Jeremy kendisi hakkında söylenilen bu sözlerle duygusal açıdan tatmin olmuştur ve aile fertleri onun sağlam kişiliğini takdir etmişlerdir. Ya da babası kızı için şunları söyler: "Bu gece benim Meredith'imi gördü mü herkes? Faul çizgisinden çıkıp iki atış yapıp oyunu kazandı." Meredith sadece oyunu kazanmanın değil aynı zamanda ailesi tarafından övülmenin de keyfini yaşamaktadır. Meredith'in babası böyle bir konuşma yapmayıp durum hakkındaki düşüncelerini ikisi yalnızken belirtseydi, o zaman Meredith duygusal yönden bu derece tatmin olamayacaktı.
Onay sözleri beş temel sevgi dilinden bir tanesi. Bütün ergenler güzel sözler duymak isterler. Ergenlik çağının bu güvensiz geçiş tünelinde, güzel sözler duymak ergenin kurak ruhuna yağan yağmur gibidir. Temel sevgi dili onay sözleri duymak olan ergenler için hiçbir şey ana-babalarından duyacakları sevgi sözleri kadar duygusal yönden tatmin edici olamaz.
Şimdi de ebeveynlerinden duydukları olumlu sözlerle sevildiklerini hisseden gençlerin konu hakkındaki yorumlarını dinleyelim:
Matt, 17 yaşında, son sınıf öğrencisi ve boks takımı üyesi: "Kazandığım zaman hiçbir şey babamın 'Harika oynadın oğlum' demesini duymaktan daha önemli olmuyor. Kaybettiğimde ise hiçbir şey onun 'Hayatında yediği en sert yumruğu senden yedi. Bir dahaki sefer gör bak neler olacak.' demesinden daha avutucu değil."
Bethany, 13 yaşında: "Annemin beni sevdiğini biliyorum. Bunu bana her zaman söylüyor. Herhalde babam da beni seviyor ama bunu hiç söylemiyor."
Ryan, 15 yaşında, Chicago'nun şehir merkezinde yaşıyor: "Her zaman ortalıkta gördüğüm şu adamlar dışında benim gerçek bir babam yok. Ama annemim beni sevdiğini biliyorum. Hep benimle ne kadar gurur duyduğunu söylüyor ve kendim için bir şeyler yapmam için beni hep yüreklendiriyor."
Yolanda, 18 yaşında: "Birkaç aya kadar üniversiteye başlıyorum. Bence dünyanın şanslı kızıyım. Annem de babam da beni seviyorlar. Zorlu geçen ergenlik yıllarımda bile beni hep desteklediler. Babam 'Sen en iyisin.' der, annem ise 'İlerde ne olmak istiyorsan onu ol' der. Onların bana her konuda yardım ettikleri gibi ben de başka insanlara yardım edebilmek istiyorum."
Judith, 14 yaşında, 8. sınıfa gidiyor: "Annem ben 4 yaşındayken evi terk etmiş, doğal olarak onu hatırlamıyorum. Daha sonra babam üvey annemle evlenmiş. Onu annem gibi görüyorum. Kendi üzerime çok gittiğim zamanlarda beni ne kadar sevdiğini söyler ve bazen benim bile unuttuğum iyi özelliklerimi bana tekrar hatırlatır. Onsuz hiçbir şey yapamazdım."
Bunlar ve benzeri binlerce ergen, bir sevgi dili olan olumlu sözler duymayı her zaman istiyor. Ebeveynler düzenli olarak çocuklarına böyle sözler söylediğinde ergen çocuklarının sevgi deposu daima dolu olacaktır.
Sevdiğimiz insanlara dokunmanın inkâr edilemez bir duygusal gücü vardır. Ana-babaların küçük çocuklarını ya da bebeklermi kucaklamasının, onlara sarılmasının veya onları okşayıp öpmelerinin sebebi de fiziksel temasın aralarında yarattığı bu duygusal etkileşimdir. 3 yaşındaki çocukları kucaklamak ya da onları kucağınıza oturtup öyküler okumak bir çocuğun sevgi deposunu doldurmak için çok etkili bir yoldur.
Hayatın diğer bir bölümünde fiziksel temas aynı zamanda duygusal bir ileticidir. "Huzur evleri"nin koridorlarında tekerlekli sandalyelerinde, ellerini belki biri tutar umuduyla uzatan yaşlılara rastlamayan kimse var mıdır? Ve tabii sevgililer ve eşler de öpüşürler ve birbirlerini kucaklarlar. Peki ya ergenler? Onlar yukarıda sayılan kişilerden farklı mı? Fiziksel temas bir ergeni duygusal yönden etkiler mi?
Cevap hem evet hem de hayır. Çünkü bu ergene ne zaman, nerede ve nasıl dokunacağınıza bağlıdır. Mesela gencin arkadaşlarının önünde ona sarılmanız sevgi yerine onda utanç yaratabilir hatta ebeveynini itmeye ve "kes şunu" demeye bile itebilir. Bununla birlikte yorucu bir oyundan dönen kızınızın ya da oğlunuzun omuzlarına masaj yapmak çocuğunuza derin bir duygusal sevgi iletebilir. Bir gence o "içine dönük bir ruh halindeyken" dokunmaya çalışmak neredeyse her zaman genci rahatsız eder ama kötü geçmiş bir günden sonra okuldan eve dönen çocuğunuza sarılmak gerçek bir ebeveyn sevgisi olarak her zaman kabul görür. Ergen çocuklar farklıdır. Onlara çocukluklarında dokunduğunuz şekilde, aynı yerlerde ve tarzda dokunmaya devam edemezsiniz. Burada da ana-babanın hatırlaması gereken şey ergenin asıl konuları olan bağımsızlık ve özbenliktir.
Ebeveynler kendilerine bu soruları sormak durumundadırlar: "Benim onunla fiziksel temas kuruyor oluşum acaba ergen çocuğumun bağımsızlık duygusunu zedeliyor mu?" ya da "Bu ergen çocuğumun özbenlik kavramını olumlu mu etkiliyor?" Ergen çocuğunuzun sizin sevginizi hissetmeye çok ihtiyacı vardır. Fiziksel temas beş temel sevgi dilinden biridir ama fiziksel temas dilini doğru zamanda, doğru mekânda ve doğru şekilde konuşmayı bilmelisiniz. Ergen çocuğunuzun çocukluğunda kullandığı temel sevgi dili fiziksel temas ise bu ergenlik yıllarında da değişmeyecektir. Bunun yanında eğer çocuğunuzun sevildiğini hissetmesini istiyorsanız o dili konuştuğunuzda kullandığınız lehçeyi değiştirmeniz gerekmektedir. Şimdi bunların her birini teker teker inceleyelim.
Kadim İbrani bilgelik kitabı "Her şeyin bir zamanı vardır... Kucaklama zamanı ve kendini tutma zamanı (kucaklamamak için)" der.
Antrenörler sporcularına her zaman şunu hatırlatırlar: "Zamanlama her şeydir." Benzer bir şekilde ergen ana-babaları doğru zamanlama sanatını öğrenmek zorundadırlar. Yanlış zamanlarda yapılan doğru hareketler genelde olumsuz sonuçlara yol açar.
Ergen ebeveynleri için doğru zamanlamayı bulmak iki nedenle çok zordur. İlki, zamanlama ergenin ruh haline göre yapılmalıdır. İkincisi ise, ergenin ruh hali her zaman açık ve anlaşılır değildir. Bazen ana babalar ergen çocuklarının "dokunulmaması gereken" bir ruh halinde olduklarını, "dokunmak için hamle yaptıklarında" ve çocuklarına sevgiyle dokunduktan sonra fark ediyorlar. Ama unutulmamalıdır ki "zor" imkansız demek değildir. Zeki ana-babalar çocuklarını keşfetmeye çalışır. Bu keşif sonunda da ergen çocuklarının bir hareketinden o an içinde bulunduğu ruh halini anlamayı öğrenirler. Bir anne "Oğlumun eve girerken sokak kapısını kapama şeklinden o an birisinin ona dokunmasını isteyip istemediğini anlayabilirim. Eğer kapıyı çarparsa bu 'Bana dokunmayın.' işaretidir. Ama eğer kapıyı yavaşça kapıyorsa bu 'Anne bana dokunabilirsin.' demektir." dedi. Başka bir anne "Kızımın benimle konuşurken durduğu mesafeden fiziksel temas isteyip istemediğini anlayabiliyorum. Konuşurken eğer odanın diğer köşesinde duruyorsa dokunmamı istemediğini biliyorum. Ama yanıma gelip konuşuyorsa o zaman anlıyorum ki sevgi dolu bir temasa asla hayır demez." dedi.
Ergenler ruh hallerini bize beden dilleriyle anlatırlar, örneğin sizle konuşurken durdukları mesafe ya da ellerinin, kollarının duruş şekli. Akıllı ana-babalar bu vücut dilini çok iyi gözlemleyip ergen çocuklarına dokunmak için doğru zamanı öğrenebilirler. Ergenin neden "Bana şimdi dokunmayın" halinde olduğunu anlamak o kadar gerekli değildir. Önemli olan onun bu ruh halini farketmek ve saygı duymaktır.
Bir ergene sinirli bir anında dokunmaya çalışmak neredeyse her zaman yanlıştır. Mesela ergen kızınız size ya da başka birisine kızgın olduğu zaman hiç kimsenin kendisine dokunmasını istemez. Sinirlidir, çünkü kafasında birisi ona "yanlış davranmıştır." Kızgınlık insanları birbirinden uzaklaştıran bir duygudur. Sinirli bir ergene yapacağınız dokunma girişimi her zaman ters teper. Öfkeli bir ergen için ona dokunmanız onu kontrol etmeye çalışmanızla eşdeğerdir. Bu onun bağımsızlık ihtiyacını zedeler ve böylece de genç sizin fiziksel temasınızdan kaçar... Burada temel olarak söylemek istediğimiz şey bir sevgi dili olan fiziksel teması genç sinirliyken kullanmaya çalışmanın doğru olmadığıdır.
Bütün bunların yanında ergenlere dokunmak için çok da uygun zamanlar vardır. Bunlardan biri onun yaptığı spor dalında kazandığı bir başarı, çok başarılı olduğu bir piyano resitali, iyi bir performans sergilediği bir dans gösterisi, tamamladığı önemli bir okul projesi, geçtiği cebir sınavı ya da verdiği ehliyet sınavı gibi çocuğunuzun başarı gösterdiği alanlardır. Bunlar ergenlerin genelde ailelerinden sevgi dolu bir dokunuş istedikleri zamanlardır. Bu başarıların verdiği heyecan onları bağımsızlık ve özbenlik yoluna iter. Onların başarılarını olumlu sözleriniz ve sevgi dokunuşlarınızla kutlamanız onlar tarafından gelişmekte olan olgunluklarını fark ettiğinizin bir kanıtı olarak algılanacaktır.
Ergen çocuğunuzun başarılarının tersine başarısız olduğu zamanlar da ona sevgi dili olan fiziksel teması gösterebileceğiniz anlardır. Genç içine kapanmıştır çünkü matematik sınavından kalmış, kız arkadaşı tarafından terk edilmiş ya da arabasını çarpmıştır. Ergen kızınız da kendini berbat hissetmektedir; Cuma gecesi en yakın kız arkadaşının bir çocukla randevusu vardır ama onun yoktur ya da daha da kötüsü erkek arkadaşı ondan yeni ayrılmış ve kızınızın en yakın arkadaşıyla çıkmaya başlamıştır. Bunlar ergenlerin fiziksel temasa açık olduğu durumlardır.
Hayatın olağan akışı içersinde ergen kızınız ya da oğlunuz eğer kendini iyi hissediyorsa sizden gelecek ve sevginizi ifade etmenize yardım edecek her türlü fiziksel temasa açıktır. Eğer çocuğunuz kötü bir ruh hali içindeyse ona dokunmanızdan hoşlanmayacaktır. Düşünceli ana-babalar ergen çocuklarının bu ruh hallerine saygı duyacaklar ve onlara sadece doğru zamanlarda dokunmayı bileceklerdir.
Zaman zaman deneme yanılma yöntemiyle bir şeyler öğreniriz ama eğer gerçekten düşünürsek yaptığımız hatalardan bile alabileceğimiz pek çok şey olduğunu görürüz. İşte bir annenin başından geçen bir olay:
"Julie 13 yaşına girdiğinde, uyuşturucu kullanmaya başladığını sandım. Davranışları çok keskin bir şekilde değişmişti. 'Alıngan ve hassas' bir çocuktu. Onu sürekli öper, kucaklardım. 13 yaşına bastığı an benden uzaklaştığını, artık ona dokunmamı istemediğini farkettim. İlişkimize kötü bir şeyler olduğunu düşündüm. Fakat daha sonra onun aslında normal bir ergen olduğunun farkına vardım. Artık Julie'ye ne zaman dokunup ne zaman dokunmamam gerektiğini biliyorum."
"Kısa bir süre için Julie'yi yanlış gözlemlemiştim, bu yüzden de ona sarılmak istediğimde benden kaçmıştı. Fakat ona dokunmak için doğru zamanı seçtiğimde bu sorun ortadan kalktı. Julie şu an 15 buçuk yaşında ve ilişkimizin iyi gittiğine inanıyorum. Sanıyorum onun temel sevgi dili fiziksel temas ve buna çok ihtiyacı olduğunu biliyorum. Sadece ona doğru zamanlarda dokunmak için bu derece duyarlı olmaya devam etmek istiyorum."
Ergen çocuğunuza dokunmanız için uygun zaman ne kadar önemliyse fiziksel temas için doğru bir mekân seçmek de o derece önemlidir. Burada sözünü ettiğim cinsel özellikler değil, coğrafya, fakat buna daha sonra değineceğiz.
10 yaşındaki bir çocuk küçükler liginde oynadığı maçtan sonra annesinin ona sarılmasını bekleyecektir. Oyundan sonra annesinin yanına koşacak ve güzel sözler söyleyip ona sarılmasını bekleyecektir. Ama 16 yaşındaki genç maçı bittiğinde annesini aramayacak ve annesinin de onu aramadığını umacaktır. Bağımsızlığını ve özbenliğini takım arkadaşları ve diğer dostlarıyla kutlayacaktır. Arkadaşları onun sırtına, kafasına vurabilir, ama annesini ona doğru gelirken gördüğünde "Lütfen anne, aklından bile geçirme." diye düşünecektir. Çoğu zaman ergenler başkaları önünde ana babalarının onlara sarılmalarını veya sevgiyle dokunmalarını istemezler. Bunu özellikle yaşıtlarının yanında istemezler. Ergenin özbenliği arkadaşlarınınkine bağlanmış durumdadır. Anne ya da baba bu dünyaya girdiğinde ve sevgilerini fiziksel olarak gösterdiğinde bu ergenin özbenliğini tehdit eden bir unsur halini alır ve bağımsızlık isteğine darbe vurur. Bir ergenin dediği gibi "Bu, beni hâlâ küçük bir çocuk gibi gördüklerini düşünmeme neden oluyor." En iyi kural, ergen çocuğunuz size dokunmak için ilk adımı atmadan, sizin arkadaşlarının yanında ona dokunmamanızdır.
Bazen ergenler büyükanne ve büyükbabalar gibi diğer aile fertlerinin yanında onlara fiziksel temasta bulunmanıza bir şey demezler. Eğer aile büyüklerine ergen çocuğunuzun başarılarını anlatarak övünüyorsanız, anlattıklarınız bittikten sonra çocuğunuzun sırtına hafifçe vurup duygunuzu fiziksel olarak da gösterebilirsiniz ki bu çocuğunuz tarafından olumlu karşılanabilir. Ama ne olursa olsun bunun doğru bir davranış olduğunu hemen kabul etmeyin. Önce bu hareketinize karşılık çocuğunuzun vereceği tepkiyi ölçün ve eğer "Geri çekil" anlamına gelen bir ipucu yakalarsanız dokunmaya devam etmeyin.
Peki bir sevgi dili olan fiziksel teması çocuğunuzla paylaşabileceğiniz en uygun mekân neresidir? Bu mekân genelde özel bölgeniz olan eviniz ya da ergen çocuğunuzla yalnız olduğunuz başka bir mekândır. Yalnızken veya diğer aile fertlerinin yanında çocuğunuza gösterdiğiniz fiziksel yakınlık duygusal sevgiyi ileten önemli bir faktör olabilir. Unutmayın fiziksel temas bazı ergenlerin temel sevgi dilidir. Ebeveynlerin bu kategoriye giren gençlere sevgilerini ifade edebilmeleri için en doğru zamanı ve mekânı seçmeleri son derece önemlidir.
14 yaşındaki Jacob "Babamla kamp tatillerine çıkmaya bayılıyorum. Kendimi babama en yakın hissettiğim zamanlar bunlar." dedi. Jacob'a "Babanla kamp yapmanın en sevdiğin tarafı nedir" diye sorduğumda "En çok geceleri ateşin başında onunla bilek güreşi yapmayı seviyorum, hele onu yendiğim zaman çok mutlu oluyorum." diye cevap verdi. Duygusal sevgi Jacob'a fiziksel temas dili yoluyla iletiliyor. Bağımsızlık duygusu ve öz-benlik olgusu da özellikle babasını yendiğinde güçleniyor.
15 yaşındaki Jessica "Annem ve ben gerçekten çok yakınız. Onun beni kucaklaması olmadan nasıl yaşardım bilmiyorum. Okulum bu sene çok zor ama eve döndüğümde her zaman annemin beni kucaklayacağını biliyorum." dedi. Jessica'nın annesi onun temel sevgi dilini keşfetmiş, evlerinin mahremiyeti içinde Jessica ile bu dilden konuşuyordu.
Bu sevgi dilini konuşmak için her zaman doğru zamanı ve mekânı seçmeyi unutmayın. Aksi takdirde anlatmaya çalıştığınız şey karşınızdaki tarafından sevgi işareti olarak algılanmayacaktır.
Burada bahsettiğimiz şey sadece çocuğumuza dokunma şekilleri değil aynı zamanda onlara dokunduğumuzda takındığımız tavırlardır. Sevgimizi fiziksel temasla ifade etmenin sayısız yolu vardır. Kucaklamalar, sarılmalar, sırtını sıvazlamalar ,yumuşak dokunuşlar, masajlar veya bilek güreşi bir ergenle fiziksel temas içeren sevgi dilini konuşmak için doğru hareketlerdir. Fakat yöntem sanıldığı kadar basit değildir. Ergenler birer bireydir. Hepsi de aynı tür dokunuştan hoşlanmaz. Bazıları sırtlarının sıvazlanmasından hoşlanırken bazıları bunun yapılmasını hiç istemez. Bazıları saçlarıyla oynamanızdan hoşlanır, bazıları bundan hiç haz etmez. Ergen çocuğunuzun bir benzeri yok, o tek ve unutmayın ki durum böyle olunca onun sevgi dilini öğrenmekle kalmayıp aynı zamanda sevgiyi en iyi şekilde hissedip, açık olduğu lehçeyi de öğrenmek durumundasınız.
Eğer ergen çocuğunuz omzunun sıkılmasından hoşlanmıyorsa sırf siz seviyorsunuz diye bu tip bir dokunuşa devam etmek yanlış olacaktır. Kendi sevgi dilimizi ona kabul ettirmeye çalışmak yerine onunkini öğrenmeye çalışmalıyız. Durumu biraz daha zor kılan başka bir olgu da, ergen çocuğunuza çocukluğunda dokunduğunuz gibi dokunursanız, bundan bir ergen olarak hoşlanmayabileceğidir. Ana babalar bu nedenle çoğu zaman düş kırıklığına uğruyor. Çocuklarının temel sevgi dilini keşfettiklerini sanıyorlar ve o dili konuşmayı öğreniyorlar. Oysa ergen, çocukken gördüğü ve sevdiği fiziksel temaslardan kaçmaya başlar. Bunun ana nedeni de ergenin bağımsızlık ve özbenlik olgusudur. Ergen çocuğunuza çocukken dokunduğunuz şekilde dokunursanız bu fiziksel temas onda güvensizlik ve bağımlılık gibi duygular uyandırır -ki bunlar ergenin hissetmek istediğinin tam tersi duygulardır. Böylece ergen bu tip "çocukça" sevgi ifadelerinden kaçar.
Bir süre önce bu anlayışı ana baba olmak konulu bir atölyede insanlarla paylaştım. Anlattıklarımın Brad'in kafasında bir ışık yaktığını görebiliyordum. Ara olduğunda yanıma geldi ve "Bunu şimdi anlıyorum. Oğlum Matt şu an 15 yaşında. Küçükken sürekli onun sırtını ovardım, bundan çok hoşlanırdı. Geçtiğimiz iki üç yıl içinde artık bunu yapmamı istemiyor. Benden uzaklaştığını düşünmeye başlamıştım ve neden bu kadar değiştiğini anlayamıyordum. Fakat şimdi görüyorum ki sırtını sıvazlamam ona çocukluğunu hatırlatıyor. Şu an o bağımsızlık sularına doğru akıyor ve tekrar çocukluğuna dönmek istemiyor. Bütün bunları artık açıkça görebiliyorum" dedi.
Brad'e bir sevgi dili olan fiziksel teması Matt'e sevgisini göstermek için daha iyi kullanabilmesi yolunda yeni yöntemler gösterdim. "Onun sırtına vur, omzuna hafif bir şaplak at, yanından geçerken çelme tak. Düşerse yere yatıp onunla güreş. Bunları yaparsan sevgi deposunun dolmaya başladığını göreceksin, çünkü ona küçük bir çocuk gibi değil de yetişkinlik yolundaki genç bir adam gibi baktığını fark edecektir. Yaptığın bu hareketlerle onun bağımsızlık duygusunu yok etmeye çalışmak yerine onu beslediğini göstermiş olacaksın." Brad ergenleri sevmek konusunda önemli bir ders almıştı.
Ergen çocuğunuz ona dokunduğunuzda "Bundan hoşlanmıyorum" derse hemen geri çekilin ve dokunmanın başka bir yolunu bulun. Çocuğunuza "Eminim bundan hoşlanır." diyerek belirli bir fiziksel temas uygulamayın. Beş sevgi dilinin genel olarak anlatmak istediği şey karşınızdaki insanın sevgi dilini öğrenmeye çalışmaktır, kendi dilinizi değil.
Anahtar soru şudur: "Ergen çocuğunuz sevildiğine nasıl inanır?" Eğer temel sevgi dili fiziksel temas ise ona sevginizi en iyi şekilde aktarabileceğiniz belli dokunuşlar bulmalısınız. Bir ergeni sevme olgusu ebeveynlerin kendi tercihleri yüzünden karmaşık bir hale gelmektedir. Bazı ana babalar çocuklarına hiç "çelme takmamış" ve böyle bir şeyi çocuklarına sevgilerini ifade etmek için kullanmayı akıllarının ucundan dahi geçirmemişlerdir. Bazıları ise çocuklarına hiç "dirsek atmamışlardır".
Ben bu saydığım şeylerin bütün ergen çocuklara hitap edebileceğini söylemiyorum, anlatmaya çalıştığım, çocuğunuzun hoşlanacağı fiziksel temas çeşitlerini sizin keşfetmeniz ve bu fiziksel temas dilini düzenli olarak onunla konuşmanız. Doğrusunu söylemek gerekirse çocuğunuza dokunurken içinde bulunduğunuz ruh halide son derece önemlidir. Örneğin sinirli bir anınızda çocuğunuza çelme takarsanız bu ona olan sevginizin bir ifadesi olarak yorumlanmaz. Eğer omzuna, bir davranışından hoşlanmadığınız için vurursanız sevildiğini hissetmeyecektir.
Bir anne kızının arkadaş seçimini beğenmediği için kucaklamalarını ondan esirgiyorsa kızını kaybetme riskini de göze almış demektir. Ebeveynler olarak tutumlarımızdan biz sorumluyuz. Eğer ergen çocuğumuza olan sevgimizi sadece bizim hoşlandığımız şeyleri yaptığında gösterirsek karşılıksız sevginin yüce yolunda yolumuzu kaybetmiş ve manipülasyon dünyasına adım atmış oluruz.
Fiziksel temas hakkında size güzel haberlerimiz var. Bu dili çocuğunuzun yanlış davrandığı durumlarda da rahatlıkla konuşabilirsiniz. Hatta çocuğunuzun yapmış olduğu hatalı davranışından hoşnutsuzluğunuzu dile getirirken aynı zamanda ona dokunarak sevginizi de ifade edebilirsiniz.
Marcia ergen kızının koluna dokunarak "Dün gece eve bir saat geç gelmen beni çok üzdü. Arkadaşlarınla iyi vakit geçirirken saatin kaç olduğunu unutmanı anlıyorum ama bunun benim için ne kadar zor olduğunu biliyor musun? Geç kalacağın zaman arayıp bana haber vermen konusunda anlaşmıştık. Böylece ben de seni merak etmeyecektim." dedi. Sonra da kızının yüzüne bakıp, ellerini de onun omuzlarına koyarak "Canım, seni çok seviyorum. Seni mutsuz etmek de istemiyorum. Sadece her şeyin yolunda olduğundan emin olmak istiyorum." dedi. Bu durumda Marcia kızına olan sevgisini çok etkili bir yolla dile getirirken aynı zamanda onunla ilgili endişelerine de değinmektedir.
Fiziksel temas dili doğru zamanda, doğru yerde ve doğru tavırla kullanıldığında doğrudan ergenin ruhunun derinliklerine işleyecektir. Fiziksel Temas "Ben seni önemli bir insan olarak görüyorum. Seninleyim, seninle yakından ilgileniyorum ve seni seviyorum." der. Bütün gençlerin fiziksel temas dilini duymaya ihtiyacı vardır ve eğer bu dili ana babalarından duymazlarsa onu bulmak için başka bir yere gideceklerdir.
Bu kuşağın kimi babalarında ergenlik çağına giren ve gelişmeye başlayan kızlarına dokunmamaya başlamak gibi bir eğilim söz konusudur. Çoğu kızlarında meydana gelen bu değişimlere nasıl tepki vereceğini bilmez, bazıları ise küçük bir kız çocuğuyken artık ergen bir genç kız olan kızlarının artık dokunulmaktan hoşlanmayacaklarını düşünürler. Babaların bir kısmı hâlâ birilerinin onları kızlarına cinsellik dürtüsü hatta taciz niyetiyle yaklaşmakla suçlayacak sanmaktadır.
Nedeni ne olursa olsun çocuğunuza dokunmayı bırakmak büyük bir hatadır. Ergen kızınız kendini bir dişi olarak iyi hissetmek ister. Karşı cins tarafından çekici bulunduğunu hissetmeye ihtiyacı vardır. Burada babanın görevi kızına kendini iyi hissettirecek bu duyguları yaşatmaktır. Doğru bir fiziksel temas bunu gerçekleştirmek için bir araçtır. Eğer baba kızına dokunmayı bırakırsa kızı erken bir yaşta cinsellik açısından aktif olmaya yatkın olacaktır.
Babalar, size kızlarınızla, onlar ergenlik çağına girseler de, fiziksel temas dilini konuşmaya devam etmenizi şiddetle tavsiye ediyorum. O yetişkin bir genç kadın olma yolunda bağımsızlık ve özbenlik olgularını geliştirmek için sizin dokunuşlarınıza ihtiyaç duyacaktır.
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Gizliliğinize değer veriyoruz
Bu sitenin çalışmasını sağlamak için temel çerezleri ve deneyiminizi geliştirmek için isteğe bağlı çerezleri kullanıyoruz.