- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Afrika'da 1000'e yakın dil
konuşulmaktadır fakat l milyondan çok kişinin konuştuğu dillerin sayısı 30'u
geçmez. Hindistan'da 800'den fazla dil konuşulmaktadır. Hatta bu kalabalık
ülkede, her 12 kilometre gittikçe lisanın değiştiği
söylenmektedir.Genetik bilimi, insanlığın dünyanın belli bir noktasında,
çok büyük bir olasılıkla Yakın Doğu'da doğarak yayıldığı ve dünya üzerindeki iki
toplum coğrafi olarak birbirinden ne kadar uzaksa genetik yapılarının da o kadar
farklı olduğu düşüncesini doğrulamaktadır. Örneğin Çin, Japon gibi doğu
milletleri genetik olarak birbirlerine, Avrupalılar ise Kuzey Afrikalılara,
Ortadoğululara ve Hintlilere daha yakındırlar. Dünyanın bu genetik
haritası ile konuşma lisanlarının yayılışı paralellik gösterir. Teoriye göre
milattan önce 7500 yıllarında tarımın başlaması ve hayvancılığın gelişmesi ile
birlikte Yakın Doğu'dan Avrupa'ya, Kuzey Afrika'ya ve Hindistan'a büyük göçler
olmuştur. Bu büyük göç dalgaları üç ana dil gurubunun oluşmasına yol
açmışlardır. Diller arasındaki akrabalığa, bir başka deyişle dillerin
tarihsel oluşumuna dayanan bu sınıflandırmada, ortak bir kökenden
kaynaklandıkları varsayılan diller aynı öbeğe konulmuştur. Çelişkili olmalarına
ve tam tatminkar açıklaması yapılamamasına rağmen bu üç dil grubu şunlardır: (1)
Hint-Avrupa dilleri, (2) Ural-Altay dilleri, (3) Hami-Sami dilleri. Türk
dilleri Ural-Altay ailesinin Altay öbeğindedir. Büyük dil öbeklerinin dışında
sınıflandırılmalarına rağmen Kore, Japon ve Eskimo dilleri de bu aileden
gösterilir. Hami-Sami dillerinin en belirgin örneği Arapça'dır. Çin-Tibet ve
Kafkasya dilleri, Avustralya, Afrika ve Amerika yerli dilleri bu ana
sınıflandırmanın dışındadırlar. Diller ayrıca dilbilgisi yapılarına göre
de dört sınıfa ayrılır: (1) Kelimelerin kısa kısa, ek almadan, cümle içindeki
yerlerine göre anlam yüklendikleri diller (Çin, Vietnam, vb.); (2) Zaman, kişi,
olumsuzluk gibi tüm durumların fiilin köküne ek gelmesiyle türetilen diller
(Türkçe); (3) Dilbilgisi bağlantılarının fiil kökünde değişiklik yapılarak ifade
edildiği diller (Hint-Avrupa, Hami-Sami); (4) Sözcüklerle ekler birleştirilerek
bir cümlenin tek sözcüğe dönüştürüldüğü diller (Eskimo). Örneğin Eskimo dilinde
takusariartorumagaluarnerpa kelimesi onun bununla uğraşmaya gerçekten niyetli
olduğunu sanıyor musunuz anlamına gelir. Dünyadaki bütün dillerin tek
ortak yanı, en çok kullanılan kelimelerin, daha az kullanılanlara göre az sayıda
harfle yazılmaları, yani daha kısa olmalarıdır. Ayrıca hemen hemen bütün
lisanlarda vücudun kısımlarının ve organlarının isimlerinin bir çoğu kısa
kelimelerle ifade edilir. Türkçe'deki baş, bel, kaş, göz, kas, dil, diş, el,
kol, saç, aya, ten, diz, kan, boy, bel, kıl, vb. gibi. Lisanın
zenginliğinde milletlerin yaşadığı ortamın ve kültürün etkisi vardır. Eskimo'lar
ata, sadece at demekle yetinirken Türklerde atın cinsine, yaşına, rengine göre
değişik isimleri vardır. Ancak bizler de 'kar'a sadece kar derken Eskimo dilinde
karı ve yağışını tanımlayan 32 kelime vardır. Hayvanlara sesleniş bile
dillere göre değişir. Bir İngiliz tavuğunu bili-bili diye çağırırsanız
anlamaz. İngilizler tavuğu çak-çak (chuck), Finliler fibi-fibu diye
çağırırlar ama hemen hemen bütün dillerde tavuğu kovalama sesleri birbirlerine
benzer; kış-kış, kuş-kuş, kş-kş, kiş-kiş...
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
konuşulmaktadır fakat l milyondan çok kişinin konuştuğu dillerin sayısı 30'u
geçmez. Hindistan'da 800'den fazla dil konuşulmaktadır. Hatta bu kalabalık
ülkede, her 12 kilometre gittikçe lisanın değiştiği
söylenmektedir.Genetik bilimi, insanlığın dünyanın belli bir noktasında,
çok büyük bir olasılıkla Yakın Doğu'da doğarak yayıldığı ve dünya üzerindeki iki
toplum coğrafi olarak birbirinden ne kadar uzaksa genetik yapılarının da o kadar
farklı olduğu düşüncesini doğrulamaktadır. Örneğin Çin, Japon gibi doğu
milletleri genetik olarak birbirlerine, Avrupalılar ise Kuzey Afrikalılara,
Ortadoğululara ve Hintlilere daha yakındırlar. Dünyanın bu genetik
haritası ile konuşma lisanlarının yayılışı paralellik gösterir. Teoriye göre
milattan önce 7500 yıllarında tarımın başlaması ve hayvancılığın gelişmesi ile
birlikte Yakın Doğu'dan Avrupa'ya, Kuzey Afrika'ya ve Hindistan'a büyük göçler
olmuştur. Bu büyük göç dalgaları üç ana dil gurubunun oluşmasına yol
açmışlardır. Diller arasındaki akrabalığa, bir başka deyişle dillerin
tarihsel oluşumuna dayanan bu sınıflandırmada, ortak bir kökenden
kaynaklandıkları varsayılan diller aynı öbeğe konulmuştur. Çelişkili olmalarına
ve tam tatminkar açıklaması yapılamamasına rağmen bu üç dil grubu şunlardır: (1)
Hint-Avrupa dilleri, (2) Ural-Altay dilleri, (3) Hami-Sami dilleri. Türk
dilleri Ural-Altay ailesinin Altay öbeğindedir. Büyük dil öbeklerinin dışında
sınıflandırılmalarına rağmen Kore, Japon ve Eskimo dilleri de bu aileden
gösterilir. Hami-Sami dillerinin en belirgin örneği Arapça'dır. Çin-Tibet ve
Kafkasya dilleri, Avustralya, Afrika ve Amerika yerli dilleri bu ana
sınıflandırmanın dışındadırlar. Diller ayrıca dilbilgisi yapılarına göre
de dört sınıfa ayrılır: (1) Kelimelerin kısa kısa, ek almadan, cümle içindeki
yerlerine göre anlam yüklendikleri diller (Çin, Vietnam, vb.); (2) Zaman, kişi,
olumsuzluk gibi tüm durumların fiilin köküne ek gelmesiyle türetilen diller
(Türkçe); (3) Dilbilgisi bağlantılarının fiil kökünde değişiklik yapılarak ifade
edildiği diller (Hint-Avrupa, Hami-Sami); (4) Sözcüklerle ekler birleştirilerek
bir cümlenin tek sözcüğe dönüştürüldüğü diller (Eskimo). Örneğin Eskimo dilinde
takusariartorumagaluarnerpa kelimesi onun bununla uğraşmaya gerçekten niyetli
olduğunu sanıyor musunuz anlamına gelir. Dünyadaki bütün dillerin tek
ortak yanı, en çok kullanılan kelimelerin, daha az kullanılanlara göre az sayıda
harfle yazılmaları, yani daha kısa olmalarıdır. Ayrıca hemen hemen bütün
lisanlarda vücudun kısımlarının ve organlarının isimlerinin bir çoğu kısa
kelimelerle ifade edilir. Türkçe'deki baş, bel, kaş, göz, kas, dil, diş, el,
kol, saç, aya, ten, diz, kan, boy, bel, kıl, vb. gibi. Lisanın
zenginliğinde milletlerin yaşadığı ortamın ve kültürün etkisi vardır. Eskimo'lar
ata, sadece at demekle yetinirken Türklerde atın cinsine, yaşına, rengine göre
değişik isimleri vardır. Ancak bizler de 'kar'a sadece kar derken Eskimo dilinde
karı ve yağışını tanımlayan 32 kelime vardır. Hayvanlara sesleniş bile
dillere göre değişir. Bir İngiliz tavuğunu bili-bili diye çağırırsanız
anlamaz. İngilizler tavuğu çak-çak (chuck), Finliler fibi-fibu diye
çağırırlar ama hemen hemen bütün dillerde tavuğu kovalama sesleri birbirlerine
benzer; kış-kış, kuş-kuş, kş-kş, kiş-kiş...
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
