e bi tane de benim olsun...:)

meryemi

New member
1
HD RANK
Katılım
3 Mayıs 2008
Mesajlar
164
Reaksiyon puanı
0
Puanları
0
Yaş
36


MERHABALAAAAAR................ smiliyface



ben dün gece uyanana kadar anlatıldığı gibi telkinleri dinledim.... uzun zamandır ilk defa güne zinde başladım... ama gerçekten zindeydim... bu telkinlerin etkisine çok fazla inandığımdan olabilir yada telkinlerin gerçekten DOĞAL etkisi bu... gün içinde de kulaklığımı hiç çıkarmadım 24 saat deseler 24 saat de dinlerim... o kadar etkilendim...

siteyle yaklaşık 1 ay önce tanıştım ama çok fazla incelemedim, incelemeye niyetlendiğimde de fırsatnı bulamadım üyeliğini yaptığım başka forumlarda paylaşımıma devam ediyordum ne yazıkki... şuan ise, kendimle ilgili ihtiyacım olan herşeyi bulabileceğim, kişisel gelişimime(ki bu en çok ihtiyacım olan şey) yardımcı olacak bu siteyi tanıştığım ilk günden itibaren tanıyıp, inceleseymişim diyorum... belki çoğuları için kısa bir zaman dilimi ama benim için geri gelmeyecek bir zamandilimi... özelliklede karakter çatışmalarıyla, kimlik arayışlarıyla, içsel dışsal kavgalarla boğuştuğum şu sıralarda o zaman dilimi dahi benim için çok kıymetli idi.. basit gibi gözüken ancak kimseyle paylaşılamayan, kararsızlıklar, hayal kırgınlıkları, umutsuzluklar, yılgınlıklar......vs bunların devamında gelen daha bir yığın zincirleme problemler, karmaşık şeyler işte... yaşayan çoktur(çokmuş):)

dahası bunların farkında olup birşeyler yapamamanın verdiği üzüntü bununla beraber birbirini kovalayan iletişim bozuklukları, duygularımı ifade edememe, yanlış anlaşılmaktan korkma, gereksiz duygusallık, içe kapanıklık, oburluk, kilo....
benimle beraber içimde yaşadıklarımı farkedenlerin yıkıcı eleştirileri, yardımcı olduklarını sanıp samimiyetsizce attıkları nutuklar.. bunlara mahal vermemek için benimde belli etmemeye çalışma eğilimlerim... beceremeyip anti naturel tavırlar sergilenmem bide bunu sıkıntı yapmam, sonrasında içimde büyüttüğüm canavarlara hergün bi önceki günün tüm detaylarıyla hesaplarını verişim, dahası kafamı böyle boş şeylerle doldurup asıl ilgilenmem gereken şeyleri düşünemem........................... rt67............. sad456 sad456 ağla
neyse.

bunları yaşarken(elbette tek ben yaşamıyorum çok daha kötüsünü yaşayanlar var)(bakın yine içsel bir müdahale) neyse onları duymuyor başa alıyorum....
ben bunları yaşarken bazı tevafuklarlarla karşılaştım ve bugün bana siteyi incelemek, telkinleri sürekli dinlemeyle ilgili kararlar alma(almamızı) olanaklarını sağlayan hayatımdeğişti ailesinin ebeveynlerine ve gönüllülerine, onların paylaşımlarına hayran kaldım... sapkal89 sapkal89 sapkal89 sapkal89 sapkal89
bugünden itibarende hayatımı değiştirir değiştirmez(değişim hep olacaktır da, değişimi olumlu hale getirince) kendimi onların herbirini örnek alacak etrafımdaki insanların değişimlerine yardımcı olmaya çalışacağım.....




bugün telkinlerin üzerimdeki ilk etkisi kardeşimin gözlerimdeki güzelliği(o hep vardı da açığa çıkıyor işte s45apk)
farketmesi oldu...... ayrıca bugün o kardeşimde de (kendine güvenini henüz kazanamamış, ergenliğin tam fırtınalı evresini geçirmekte durumu benden daha kötü) bi değişiklik vardı... aynı odada kalıyo olmamız hasebiyle telkinleri benle beraber o da sabaha kadar dinledi...
bugün bir espiriler bir kahkahalar çok neşeliydi, gülümsemelri samimi... çok şaşırdım nedense çoooook sonra geldi akllıma telkinlerin etkisi olabileceği... y789 y789

ev temizlğine yardm edereken en azından mutlaka burun kıvıran kardeşim bugün her dediğimi yaptı....
nitekim bugün ikimizde çoooook mutluyduk.... blissy blissy blissy blissy blissy blissy k8908 k8908 k8908 k8908




şimdilik bu kadar...hem günlüğüme hem site sakinlerine (siteye) sung66 hem bana hem kardeşime girlhaha tender45 heeeeeeeeeeeeeeerkese iyi akşamlar.... ttli3 t678 t678 t678........

 
Ynt: e bi tane de benim olsun...:)

günlüğünüz hayırlı olsun...
ilk tebrik eden ben oldum. ..
inşallah mutluluk haberlerinizle, sevinçlerle dolu olur... hismiley

kutlarım...

cicekler_1.jpg
 
Ynt: e bi tane de benim olsun...:)

tebrik ederim arkadasım inş bende kısa zamanda faydasını gorcem ama simdilik sadece baş arısı ve muzik olarka geliyo kulagıma
 
Ynt: e bi tane de benim olsun...:)

arkadaşım başlarda başın ağrır ama sonradan alışırsın. umarım sanada çok faydası olur.
 
Ynt: e bi tane de benim olsun...:)

Lier22 ' Alıntı:
günlüğünüz hayırlı olsun...
ilk tebrik eden ben oldum. ..
inşallah mutluluk haberlerinizle, sevinçlerle dolu olur... hismiley

kutlarım...

cicekler_1.jpg

bigci ' Alıntı:
tebrik ederim arkadasım inş bende kısa zamanda faydasını gorcem ama simdilik sadece baş arısı ve muzik olarka geliyo kulagıma



teşekkürler arkadaşlar..... ttli3 ttli3
umarım herkes görür faydasını ben baş ağrısı dönemini atlattım sadece gece boyu dinlediğim için olsa gerek sabah
biraz bi sallandım kendime geldiğimde ise zinde ve mutluydum... bakın hep diyorlar ilk başta bu gibi yan etkilerin normal olduğunu...
inşallah biran önce düzelir de biran önce DEĞİŞTİTİR bizi bu telkinler.... ttli3 ttli3
 
Ynt: e bi tane de benim olsun...:)

vatana millete hem günlüğüne hem site sakinlerine (siteye) hem sana hem kardeşine heeeeeeeeeeeeeeerkese hayırlı olsun
bu günlük mutlu haberlerle coşsun
en güzel günler hep olsun



asker yemek duası gibi oldu khkh56
 
Ynt: e bi tane de benim olsun...:)

khkh56 khkh56 khkh56
evet yaaa asker yemek duası gibi olmuş.. ama samimi olmuş... bende amiiiiiiin deyim bari s45apk sağolasın... ttli3 temennilerin için sana da teşekkür ederim smiliyface hismiley
 
Ynt: e bi tane de benim olsun...:)

Günlüğün Hayırlı Olsun meryemi... alk78

Hayata bu bakış açının ve neşenin daim olması temennileriyle.... 956k

Sağlıcakla... hismiley



celenk010.jpg
 
Ynt: e bi tane de benim olsun...:)

size de teşekkürler... art56art56 ttli3
 
Ynt: e bi tane de benim olsun...:)

günlüğün hayırlı olsun meryemi ,güzel gelişmelerini bekliyoruz. smiliyface
 
Ynt: e bi tane de benim olsun...:)

güzel meryemi

günlüğün hayırlı olsun ablam...daha neşeli ve sevinç dolu mesajlarını kısa zamanda okuyacağız inşallah..

şunu farkettim..içindeki muhalefet grupları konuşmaya başladığı anda fark ediyorsun..çok çabuk farkettiğin için bunu kısa sürede sonlandırabilirsin..bak ben bu konuda bir çalışma yaptım.. bu konuşmaları yazdım..
,bir gün kendi içime döndüm...konuşuypr cadılar...tamam dedim tüm bu konuşmaları fayadalı bir şeye dönüştürücem...ve roman yazıcam...onlara önce eğlenceli geldi fikir...sonra sıkıldılar...bu konuşmaları engellemek için aklına ne geliyorsa yap...aklına geleni denemekle ne kaybedersin? ...belkide bu şekilde ileride aynı durumlardan muzdarip olan arkadaşlara çok faydalı bilgiler verebilecek duruma gelirsin..

saygılı sevgiler..
 
Ynt: e bi tane de benim olsun...:)

Mustang ' Alıntı:
günlüğün hayırlı olsun meryemi ,güzel gelişmelerini bekliyoruz. smiliyface


teşekkür ederim... ttli3
güzel gelişmelerimi bende sabırsızlıkla bekliyorum... y789
hayalayaz ' Alıntı:
güzel meryemi

günlüğün hayırlı olsun ablam...daha neşeli ve sevinç dolu mesajlarını kısa zamanda okuyacağız inşallah..

şunu farkettim..içindeki muhalefet grupları konuşmaya başladığı anda fark ediyorsun..çok çabuk farkettiğin için bunu kısa sürede sonlandırabilirsin..bak ben bu konuda bir çalışma yaptım.. bu konuşmaları yazdım..
,bir gün kendi içime döndüm...konuşuypr cadılar...tamam dedim tüm bu konuşmaları fayadalı bir şeye dönüştürücem...ve roman yazıcam...onlara önce eğlenceli geldi fikir...sonra sıkıldılar...bu konuşmaları engellemek için aklına ne geliyorsa yap...aklına geleni denemekle ne kaybedersin? ...belkide bu şekilde ileride aynı durumlardan muzdarip olan arkadaşlara çok faydalı bilgiler verebilecek duruma gelirsin..

saygılı sevgiler..



teşekkür ederim ablam,
çok güzel fikir ama bu onlara iyiylik olur, aklıma daha sadistce fikirler geliyo... 956k y789
bana yaptıklarının intikamını öyle bi alacağım ki, bir daha hiç konuşmaya cesaret edemeyecekler... 789569
2 gündür onlara dil çıkarıyorum dlckrn dlckrn wave wave wave wave
evet onları yendiğim 2600 ilk günde benimle aynı sıkıntıyı paylaşan arkadaşlara sonuna kadar yardıma hazır olacağım... sapkal89

saygılarım sevggilerim seninle ablacım... ttli3
 
Ynt: e bi tane de benim olsun...:)

bizim ekip komple burda...
işgal etmişiz arkadaşın günlüğünü...
sen bizim kusurumuza bakma...
hadi güzel yazılarını paylaşımlarını bekliyoruz... smiliyface hismiley
 
Ynt: e bi tane de benim olsun...:)

Lier22 ' Alıntı:
bizim ekip komple burda...
işgal etmişiz arkadaşın günlüğünü...
sen bizim kusurumuza bakma...
hadi güzel yazılarını paylaşımlarını bekliyoruz... smiliyface hismiley


hayır estağfurullah, olur mu öyle yaaaa
ben çok seviniyorum bile, önemsenmek güzel şey bunu hatırlıyorum... y789
 
Ynt: e bi tane de benim olsun...:)

hlne.jpg



Tebeşirle çizilmiş bir seksek oyunu kadar uçucu

bir çizgisi var hayatın.
Farkında olmadan basıyorsun çizgiye.

Kızıyorlar anında.
“ YANDIN! “

diye atılıyorsun oyun dışına…
 
Ynt: e bi tane de benim olsun...:)

rnbb.jpg




Franklin, bir çocuğa bir elma vermiş.
Çocuk çok sevinmiş.
Bir elma daha vermiş.
Çocuk daha çok sevinmiş.
Bir elma daha verince;
çocuk sevinçten deliye dönmüş.
Ve bir elma daha verince,
çocuk dört elmayı elinde zaptedememiş,
sonuncusunu düşürmüş yere…
Bu sefer ağlamaya başlamış çocuk.

Hayat böyledir işte…
Hayal etmediğimiz bir saadete eriştikten sonra, onun bir lokmasını dahi kaybetmek bizi perişan eder.
Keyifler değildir yaşamı değerli yapan. Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan.

Bernard Shaw
 
Ynt: e bi tane de benim olsun...:)

meryemi ' Alıntı:
hlne.jpg



Tebeşirle çizilmiş bir seksek oyunu kadar uçucu

bir çizgisi var hayatın.
Farkında olmadan basıyorsun çizgiye.

Kızıyorlar anında.
“ YANDIN! “

diye atılıyorsun oyun dışına…


bir tane yazar söylemiş bunu tevafuken okudum bugün.. bunu ve onun altındaki yazıyı..
günlüğümde paylaştım, çünkü benim için çok anlamlar ifade etti okuduğumda çok farklı çağrışımlar, iyi_kötü bir çok anılarım belirdi gözümün önünde... henüz çok şey yaşamış, çok tecrübeler kazanmış değilim belki ancak... benimde KENDİME GÖRE derinliklerim oldu ve var ben bu varlıktanda memnunum... iyiki var... çünkü var olmasının sebepleri... bunu biliyorum sebeplerin olduğunu... sebepleri de bildirilirse biliyorum.... o da yine bana göre oluyo.. neyse fazla gerek bunlara...

ama şunu biliyorum ki insanların zihniyetini, kişiliğini, ruhsal yapısını değerlerini, önceliklerini herşeyini oluşturan çocukluğu değil midir? piskologlar hep hastalarının çocukluklarına inmeye çalışmaz mı? hatta bu espiri malzemesi olarak bile kullanılmaz mı çoğu zaman?? yani çocukluk çok önemli değil midir?

neyse yaa yine içimdeki cadılar, meçhul kimselere hesap vermem için yönlediriyorlar beni... ne gerek varsa.. içimden gelen duygular günlüğümle paylaşmama da engel oldular... zihnim karıştı ne hissettiğimi unuttum... sad456


yaaa işte bunlar bana bunu yaptılar şimdiye kadar ama ben bugün onları dinliyomuş gibi gözüküp, dalga geçtim onlarla.. sağ gösterip sol veurdum khkh56 khkh56 khkh56 onlar da benim gibi inatçı ama bu sefer önce onlar pes edecek... aa34 aa34 aa34

wave wave wave wave wave wave wave wave

 
Ynt: e bi tane de benim olsun...:)

meryemi ' Alıntı:
rnbb.jpg




Franklin, bir çocuğa bir elma vermiş.
Çocuk çok sevinmiş.
Bir elma daha vermiş.
Çocuk daha çok sevinmiş.
Bir elma daha verince;
çocuk sevinçten deliye dönmüş.
Ve bir elma daha verince,
çocuk dört elmayı elinde zaptedememiş,
sonuncusunu düşürmüş yere…
Bu sefer ağlamaya başlamış çocuk.

Hayat böyledir işte…
Hayal etmediğimiz bir saadete eriştikten sonra, onun bir lokmasını dahi kaybetmek bizi perişan eder.
Keyifler değildir yaşamı değerli yapan. Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan.

Bernard Shaw



bunu da açacak başlık bulamadım, daha doğrusu ikilemde kaldım...
neyse kendi günlüğüme koyayım sonra onunla paylaşayım hayata dair yazılan bu hikayeciği dedim... iyi de demişim hıh hih33 (gene konuşuyolar benimkilerde, dinlemiyorum hayal ablam gibi yapıyorum... zamanla çok daha gaddar olacağım onlara da henüz o kademeye gelemedim) ne diyordum hah .. iyi de demişim... hih33 başka bir yerde açmış olsam orada neler hissetiiğimi yazamabilirdim...


bu yazı da; yine beni anlatıyor... bir ben var benden içeride ki benler için, insan için yazılmış gibi geldi bana... tabi herkes herşeyi aynı şekilde aynı duygularla anlamaz ama ben bizi anlattığını düşündüm bu hikayeciği okuduğumda...
biz de hep daha fazlasını istiyoruz, onların birazını kaybedecek olsak; hiç yokken üzüldüğümüzden çok çok daha fazla üzülüyoruz... şairliğim yoktur ama insanı anlamaya çalışan birçok insan gibi bende insan üzerine kendim, ailem ve çevrem üzerine bende düşünürüm.. düşünürüm.. düşünürüm.. bazı şeylerin, başta insanın varlığını, yaşadıklarını tezahür etmeye kabullenmeye, yada nunları yapamasam da en azından idrak etmek için düşünürüm...
yine böyle düşünürken.(küçüktüm ve daha kısıtlı düşündüğüm bir sıra(16) yaşıma girdiğim doğu günümde onayi_ ilginç_) şiir denirse kısa bişey yazmıştım ama hala arada okur üzerine yine tefekkür ederim... ttli3




ADEMOĞLU


Ademoğlu derin bir çukura olduğunda düşecek
Her daim bir kanca bekliyor kendisini çekecek,
Ademoğlu yüksek bir tepeye olduğunda çıkacak
Sanıyorki hep orada kalacak...



Ne garip bir çelişkidir dünya hali
Limana varmamış gemi misalî
Karşılar okyanusta binbir yeli
Karaya çıktığında anlar gerçeği...



Ne yazık ki anlaması kâr etmez
Buna kimsenin gücü yetmez
Herşey zamanında der yaradan
Ne hak ettiyse, onu alır karadan...



Ademoğludur yanılan
Ademoğludur doğruyu bulan
Ne acı bir çelişkidir dünya hâli...


MERYEMİ





Aferin bana.... Kendimi seviyorum....


kendimi seviyorum çünkü sevilip yaratılmışım, sevilip nimetler verilenlerden olmuşum... sevilip öksüz ve yetim bırakılmamışım... sevilip asil Türk milletinden olmuşum, sevilip Anadolu gibi bağrı dolu dolu sevgi dolu aşk dolu buram buram hayat dolu memleket sahibi olmuşum.. sevilip yaratılmışım.. sevilip yaratılmışım... sevilip sevmişim... bunun için
KENDİMİ SEVİYORUM.....
ben beni zaptedenleri sevmiyorum benden içerdekileri, benden içerdekilerle bütünleşmiş insanları sevmiyorum...
ben bendeki kötüleri yanlışları sevmiyorum...
KENDİMİ SEVMEMEM İÇİN HİÇ BİR NEDEN YOK....



KENDİMİ SEVİYORUM.........

 
Ynt: e bi tane de benim olsun...:)

hayatimdegisti ' Alıntı:
Niye sürekli olarak kontrol etme ihtiyacı hissediyoruz acaba? Bana sorarsanız, güvenlik için, güvende olmanın bize mutluluk getireceğine inandığımız için… Oysa ki bu olanaksız. Elbette pek çok şeyi az ya da çok kontrol edebiliriz; bedenimizin faaliyetlerini, bulunduğumuz şartları, zihnimizi, hissettiklerimizi, konumumuzu… Ancak, asla mutlak kontrole sahip olamayız, yine de çabalar dururuz, üstelik bu çabanın bizi ne denli yorduğunu, enerjimizi nasıl da tükettiğini fark etmeden, çünkü böyle alışmışızdır, küçüklüğümüzden beri kontrol etmeye inanmışızdır ve kontrol etme arzusunun temelinde sonucun nasıl olması gerektiğini bildiğimize dair megalomanca bir inanışa kapılmışızdır. İşte bizi yıpratan, strese sokan da bu inanıştır zaten, istediğimiz sonucu elde edemeyecek olmaktan dolayı o denli kaygılanırız ki geleceği düşünmekten yaşadığımız ânı da kaybederiz.

Nasıl ki yaşamımızdaki her türlü olumsuz duygunun kökeninde korku varsa, kontrol etme dürtüsünün özünde de korku vardır; ya sahip olduklarımızı kaybetmekten korkarız ya da sahip olmayı arzuladıklarımıza sahip olamamaktan… Ve hayatın akışına bir türlü güvenemeyiz, bu yüzden de sürekli olarak planlar yapar, önlemler alır, tedbiri elden bırakmayız.
Aşık oluruz, içimiz coşkuyla dolar, ama aynı anda zihnimiz yüzlerce korku üretir; "ya onu kaybedersem", "ya beni sevmekten vazgeçerse", "ya başkasına kapılırsa", "ya bir gün ayrılırsak" … Ve kontrol devreye girer, hem kendimizi hem de karşımızdakini olduğumuzdan başka türlü davranmaya zorlar, kısıtlamalar koyar, baskılar uygularız.
İşimizde de aynı şey olur; "ya yerime başka birini bulurlarsa", "ya projeyi rakip şirket alırsa", "ya ekonomi kötüye giderse", "ya maaşıma zam yapmazlarsa", "ya iflas edersem"… Bu korkular içinde "her ihtimali düşünerek" durumumuzu kontrol altında tutmak için işimizi en mükemmel biçimde yapmak yerine korkularımıza karşı gardımızı alır, rakiplerimizi yerden yere vurur, patronumuza riyakârca yaranır, hissettiğimiz stresi çevremizdekilere de yansıtarak terör yaratır veya vaktimizi savunma planları yaparak harcarız.

Kimbilir taa ne zamanlardan kalma koşullanmalar ve korkularla ha bire söylenir durur zihnimizin içindeki ses:
"Etraf ne der?"
"Erkekler ağlamaz."
"Duygularımı göstermemeliyim."
"Ben buyum, taviz verirsem küçük düşerim."
"Yaşlanmak istemiyorum."
"Ekmek aslanın ağzında."
"Dizginleri sıkı tutmak lazım."
"Dünya elden gidiyor!"
"Kemerleri sıkalım"
"Zaman geçiyor."
"Geç kalıyoruz."
"Kaybediyoruz."
"Ölüyoruz."
Hemen kontrolü ele alalım; kendimizi, çevremizi, koşullarımızı denetleyelim, planlar, programlar yapalım… Kontrolümüzü kaybedersek mahvoluruz, perişan oluruz, sürünürüz, aşağılanırız…
Hep kontrol, hep kontrol… Aman ha sakın bırakmayalım kontrolü, bizler ancak kontrol eder ve edilirsek güvende olur, huzur buluruz!

Her konuda olduğu gibi kontrol konusunda da dengeyi kaçırdığımızın farkında değiliz, çünkü korkuyoruz, deliler gibi korkuyoruz, kendimiz sandığımız kimliklerimizi kaybetmekten korkuyoruz, bilinmezlikten korkuyoruz, değişimden korkuyoruz, en çok da ölmekten korkuyoruz ve hayatımızı, yaşadığımız ortamı sürekli kontrol etme ihtiyacı duyuyoruz, sanki bir işe yarayacakmış gibi… İşimizi, ailemizi, ilişkilerimizi denetlemek için çırpınıp duruyoruz, böylece önceden bilinebilir durumlar yarattığımızı sanıyoruz. Üstelik bunu yaparken ne denli öngörülü, akıllı, mantıklı ve tedbirli davrandığımız için kendimizle gurur duyuyoruz. Düşüncenin baskısı o denli büyük ki ben-merkezimiz koşullar ne olursa olsun ipin ucunu bırakmıyor. Çılgınca mücadele ediyoruz; dinamik, özgür, kendiliğinden oluşan-yiten, geçici olan her şeyin durağan ve kontrol edilebilir olmasını istiyoruz. Lakin yaşam böyle değil, çünkü her an değişim var, bunu istesek de istemesek de daima deneyimliyoruz. Değişim; alışkanlıklarımızın, direncimizin, inkârımızın içinden akıyor daima, ama düşüncelerimiz bu gerçeği algılayamıyor, zihin kendi doğasını gözlemleyemiyor. Bu kör nokta ile özdeşleştiğimiz için de yaşamın denetlenmesi fikrine kapılıp değişim ile bağlantımızı kaybediyoruz, yani gerçek doğamızla… Öylesine yapışıyoruz ki karakterimiz olarak gördüğümüz o sahte imajımıza ve o denli sıkı sıkı bağlanıyoruz ki hikâyelerimize, her şeyi sıfırlayıp değişimi kucaklamak ölümden beter geliyor.

Bir sürü seanstan sonra psikiyatrist hastasına "İyileştiniz" der. "Aman ne güzel!" diye yanıtlar hasta, "Size geldiğimde Napolyon'dum, şimdi ise hiç kimse!"
Benliğin yapısı özdeşleşmeyi gerektirir, bir şey olma duygusu ortadan kalktığında benlik çöker ve benliğin çöküşü bunalım ya da delilik olarak nitelendirilir. Kimse içinde bulunduğu durumun benliğin çöküşünden daha vahim ve daha çılgınca olduğunun farkında değildir; çünkü yaşadığı korkuları, kendisine koyduğu sınırlamaları, ona meydan okuyan dış güçlere karşı verdiği savaşı, huzursuzluğu, acıyı ve kederi kanıksamıştır…
Bilinenin güvencesi uğruna kişisel hapishanelerimizde yaşamayı sürdürürüz; zihnimizin duvarları arkasında ne olduğunu bilemeyiz, çünkü hiçbir zaman cesaret edip de oraya gidemeyiz. Benliğimizin çökmesine izin verip özgürleşmek yerine ailelerimizle doğru dürüst bir iletişim kuramadan, dostlukları derinlemesine paylaşamadan, yaratıcılığımızı gerçek anlamda kullanamadan ve zamana hak ettiği değeri veremeden dar alanlarda yuvarlanır dururuz.

Bugüne kadar gelmiş geçmiş en büyük mistikler ve aydınlanmış üstatlar, insanoğlunun ruhsal olgunluğa ancak kontrolü elinde tutmaktan vazgeçtiğinde ulaşabileceğini söylemişlerdir. Bu, pek çok kişinin tüm inançlarını alt üst eden bir anlayıştır ve karşı çıkmak için binlerce savunma yapılabilir, zira gerek ailelerin ve toplumun yapısı gerekse eğitim sistemi tam tersini iddia etmektedir. Oysa ki kontrol etmek yerine oluruna bırakmak ne ulvi bir pasiflik demektir, ne de hiçbir şeyden rahatsız olmamaktır. Kontrolü oluruna bırakmak insana derin bir rahatlık getirir, aynen yüzerken yorulup da sıkıca sarıldığımız şeyi bırakarak suyun bizi kaldırmasına izin vermek gibi. Belli bir hikâyeye tutunmak için sarf ettiğimiz zihinsel ve duygusal enerjinin farkına vardığımızda nasıl tükendiğimizi de fark ederiz ve kendimize bu eziyeti daha fazla çektirmemek için bırakırız her şeyi. İşte o zaman kontrol etmek, yönetmek uğruna kullandığımız zekâdan çok daha üstün bir zekânın devreye girdiğini hissederiz. Ölümle yüzleşmek gibidir bu, her şeyi kaybetmek ve herkesin kontrol gücünün ötesinde süregiden bir düzenin var olduğunu keşfetmektir.
Bu noktada kontrol etmenin yerini desteklemek alır. Duygularımızı, düşüncelerimizi, bedenimizi, koşullarımızı kontrol etmeye çalışırken elimizde olmadan gerilir, hatta acı çekeriz, olmakta olana karşı durmanın direnci yorar bizi. Desteklemek ise hayatımızın her anını, her koşulunu kontrol etmeksizin, sadece olmakta olana doğal bir biçimde karşılık vererek yaşamaktır. Boş vermekten ya da safça teslim olmaktan bahsetmiyorum, sadece koşullanmaları ve korkuları bırakıp evrenin sonsuz olasılıklarla dolu olduğunu anlamamız gerektiğini ve toplumsal zekâya güvenmek yerine olmakta olana karşılık verme yeteneğimizi kullanarak içimizde gizlenen kişisel zekâmıza güvenmenin vakti geldiğini söylüyorum. Dünyada en zor koşullarda mucizeler yaratan insanlar zekâlarını bu biçimde kullanmışlardır, verdikleri en önemli kararları zihinlerinin anlık açılımlarıyla vermiş, en kritik koşullarda evrenin sunduğu sonsuz olasılıklardan yararlanmış, daha da önemlisi herkesin kontrol gücünün ötesinde süregiden bir düzenin var olduğuna ve mucizelerin orada gerçekleştiğine inanmışlardır.

Hep kontrol, hep kontrol… Herkes gergin, herkes yorgun, herkes korku dolu… Kontrol, dünyaya kaostan başka bir şey getirmiyor. Zihnimizin serbest kalmaya ihtiyacı olduğunu düşünüyorum; en derin, en gizemli ve en mucizevî açılımlar o özgürlük anında ortaya çıkacak, buna inanıyorum…
K iraz Kurdas




ATAKAN BEYİN her şeyi kontrol etmek ile ilgili açtığı konuda göndermiş olduğu bi ileti...
bugün bunu dosyama katdettim... ve sık sık okumayı planlıyorum?!... ::)
 
Ynt: e bi tane de benim olsun...:)






blissy blissy blissy blissy blissy


956k bugün annem çocukluğundaki gibi oldun dedi...



sarıldım öptüm onu uzun uzun sarıldım.... tender45 tender45 tender45


kocaman bedenimle kucağına oturdum şımarıklık yaptım...

annem aynı zaman da çocukluğumdaki o gıcık gülüşlerimin geri geldiği söyledi....


bu benim için çok büyük bir gelişme kendime dönüşümü izlemek kısa zaman da bunu başarıyo olmam ayrı bir haz veriyor her geçen gün bi öncekinden daha iyi olmak istiyorum...

mücadelem devam edecek....



herkes için basit ama benim için önemli olan bu ufacık değişimler o kadar önemli ki...



benden içerdeki benleri yenecek kendim olacağım .... bu telkini kendim veriyorum kendime.... kendim izliyorum kendi değişimimi... başarmayı umut ediyor, ufacık değişimlerime seviniyorum... önceden hep var olan değişimlerime, farkında bile olmadığım özelliklerime... uzun zamandır hep kötü yönde olumsuz yönde değşimler yaşamış olmamın bıkkınlığı, beni kendimi özel hissetmeme öyle aç bırakmış ki... seviyorum kendimi... herşeyimle iyimle, kötümle, değişimlerimle, değişmekte olanlarımla, herşeyimle seviyorum kendimi... en mükemmelden başka hiç kimse mükemmel değil... ama mükemmele gidiş mükemmele varış ideal olunca farkındalık kazanıyor insan....
farkındayım kendimin bu güzel, farkındayım farkında olabildiğim kadar olanan bitenden...

farkında olanı biliyorum... farkında olanı, farkında olanları seviyorum... ve en önemlisi




KENDİMİ SEVİYORUM.... smiliyface






 
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst