- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Bu alanda ilk kullanılan madde, ketendi.
Keten kumaş, uzun süre 'rakipsiz', 'kral kumaş' sayıldı. Büyükannelerimizin
sandıklarında bulunan elbiseleri hatırlamaya çalışmak, bunu kanıtlamaya yeter.
Yün de onun kadar eskidir, denilebilir. Bununla birlikte merinos yünüyle imal
edilenler ancak XVII. yüzyılda Fransa'da, sonra İngiltere'de yayıldı. Bu
sıralarda pamuklu kumaşlar biliniyor, pamuk da Kuzey Amerika'da XVII. yüzyıldan
beri ekiliyordu. Hatta zencilerin köle oluşlarının nedenini doğrudan pamuk
plantasyonlarına bağlamak gerekir. Çünkü bu duruma yol açan etken. Güney
Devletlerindeki pamuk ve şekerkamışı plantasyonlarında el emeğine duyulan
şiddetli ihtiyaçtı. Keten, yün ve pamuğa ipeği de eklemeliyiz. Yalnız
ipek, herkesin kullanabileceği bir madde değildi; hayat düzeni ne kadar
yükselirse yükselsin, ancak lüks maddesi olarak önem kazandı. İpek üretiminin en
büyük merkezi, Lyon idi. Ancak Edit de Nantes'ın geri alınmasından sonra
Protestanların çoğu başka ülkelere, özellikle İsviçre ve İngiltere'ye göç
ettiklerinden, atölyelerini de oralara taşıdılar. XVII. yüzyılda
Fransa'da dokuma sanayii önde gidiyordu. Yeni kurulan modern bir orduya yüz
binlerce üniforma yapımı dokuma sanayinin hızla gelişmesine yol açmıştı. 1685'te
1.500 işçi çalıştıran Van Robais Fabrikaları, 1720'de evde çalışan binlerce
işçinin yanı sıra 1.8UO işçi çalıştırmaya başladı, İngiltere'de dokuma sanayinin
önemi daha büyüktü. Yün işi ülkenin başlıca kazanç kaynağı olmuştu. (O kadar ki,
Lordlar Kamarasının başkanı yün bir çuvalın üzerinde otururdu.)
Toplumsal ve ekonomik önemine rağmen kumaş imalâtının ortaçağdan o güne
kadar büyük bir değişiklik geçirmemiş olması gerçekten anlaşılır gibi değil...
İplik çokluk evlerde öreke ya da çıkrıkla eğirilirdi; hatta bu, yaşlı kızların
geleneksel uğraşısıydı. iplik elde edildikten sonra da antik tezgâhlarda
dokurlardı. Cilâlı Taş Çağı'ndan bu yana gerçekleştirilen tek yenilik, Leonardo
da Vinci'nin icadı (1490), mekiğin kullanılmasıydı. Atkı ipliği, mekiğin içine
yerleştirilmiş bir çubuğun üstüne sarılmaktaydı. Zincir iplikleri birbirlerinden
uzaklaştıklarında, dokumacı açılan kanala bir uçtan mekiği sürer, öteki uçtan
çekerdi. Zincir iplikleri yine birbirlerinden uzaklaşır, dokumacı çıkrığı
yeniden atar, böylece sürüp giderdi.Bu 'ömür törpüsü' işte, işçiler
enikonu ustalık kazanmış olacaklar ki, bir işçi yılda yedi top kumaş imal
edebiliyor, Van Robais Fabrikası bir partide 1200 top kumaş dokuyabiliyordu.
Böylesine bir ustalık, kişisel yeteneklere dayandığından verim son derece
düşüktü. Bu nedenle, kaliteden çok miktara önem veren İngilizler, üretimi
hızlandırmanın yollarını aramaya koyuldular. Bu yolu, 1733'te John Kay
buldu (1704-1764). icat ettiği bir aygıt sayesinde kordonla hareket ettirilen
mekik bir yuvanın içine giriyordu. Böylece mekik yalnız daha çabuk gidip
gelmekle kalmıyor, (hızından ötürü uçan mekik deniyordu.) dokumacının bir
elinin de serbest kalmasını sağlıyordu. Uçan mekiğin icadı hemen kaygı
verici bir sorun yarattı: Kumaşlar daha hızla dokunduğundan iplik kıtlığı
başgösterdi. Bu defa da iplik bükme işi ağır gidiyordu, öreke ve çıkrığın yerine
artık makine kullanmak zorunlu olmuştu. John Wyatt'ın öncülüğünü yaptığı böyle
bir makine, 1738'de Alman Ludwig Paul tarafından geliştirildi. Wyatt icat
etmenin zevkiyle yetinen alçak gönüllü bir insandı, yaptığı makine ilgi görmedi
ama, 1767'de James Hargreaves buna bazı değişiklikler getirerek bir kişinin tek
başına 120 iplik birden bükmesine elverişli bir makine yaptı ve buna kızı
Jennynin adını verdi. İşsiz kalmaktan korkan işçiler 'Jenny'ye karşı çıkınca
iflâs eden Hargreaves, fabrikasını kapatmak zorunda kaldı.Bir başka
mucitin, dokuma tarakları fabrikatörü Thomas Highs'in de durumu bundan daha
parlak olmadı, icat ettiği dokuma makinesi, wateroframe (1768) elle değil de
hidrolik çarkla işlemesi bakımından gerçek bir ilerleme kaydettiği halde başarı
kazanamadı; ama hiç değilse küçük bir iplik imalcisi olan Samuel Crompton'un
(1753-1827) dikkatini çekti. Crompton, Highs'in makinesinin bazı öğelerini
Jenny'ninkiyle birleştirdi; böylece Mııle Jenny adiyle tanınan 'melez' bir
makine ortaya çıktı (1774). Hayli alay ve kıskançtık konusu olmakla birlikte,
aslında muslin dokumaya bile elverişli, ince ve sağlam iplikler
eğiriyordu.Mule Jennynin yararlan öylesine ortadaydı ki, iplik
imalatçıları benimsemek zorunda kaldılar. Ama kazancını başkası cebe indirdi...
Richard Arkwright (1732-1792) adlı açıkgöz bir iş adamı gittikçe artan
kumaş talebi karşısında, öncekileri aşan mükemmellikte bir tezgâh imal etmeyi
kafasına koydu. Böylece hem Mule Jenny, hem de Waterframein özelliklerini
birleştiren bir tezgâh çıktı ortaya. Arkwright hemen işe girişerek fabrikalar
kurdu ve seri imalâta başladı. Sonunda kraldan soyluluk unvanı alacak kadar
zengin oldu. XVIII. yüzyılın sonlarında halk, ona ulus çapında yüce
zanaatçılardan biri gözüyle bakıyordu. Arkwright öldüğünde, dokuma
sanayii ters yönde yeni bir devrim geçirmekteydi. Bu defa da dokumacılar,
fabrikalardan taşan ipliği tüketemeyecek kadar ağır çalışıyorlardı. İplikçiliğin
hızını izleyebilmek için dokuma tezgâhlarının makineleşmesi zorunlu hale
gelmişti. Uçan mekik bile şimdi kaplumbağa kadar yavaş geliyordu. Bu iş, içli
şiirlerin yazarı, Edmond Cartwright adlı bir papazı (1743-1823) iyice sarmıştı.
Sonunda bir çözüm yolu bulmadı da değil: El tezgâhının dört hareketini
birleştirdi; Watt'ın sanayide yeni yeni kullanılmaya başlanan buharlı
makinesiyle hareketini sağladı (1785). Cartwright yetenekli, iyi niyetli bir
insandı. Bu nedenle olacak, Arkwright'ın tersine iflâs etti ve sonunda
Parlamentonun ulusal armağan olarak 1809'da sunduğu parayı kabul etmek zorunda
kaldı.
Siyaset, Bilim Ve Tarih Bilinci (Doğan Özlem )The Benefits Of TreesEnerji TasarrufuAlternatif Ucuz Enerji KaynaklarıErozyonun Tanımı Ve ÇeşitleriDünyamızın HareketleriDoğalgazDeve KuşlarıTeknolojik CellatlarımızKüresel IsınmaÇimento İşkolu Ve SorunlarıAtmosferin Başlıca Gaz KirleticileriNükleer EnerjiYapay KristallerHyrogen Fuel The Fuel Of FutureKentiçi Ulaşımı Ve Çevre SorunlarıPrcı HakkındaÇevre Kirliliği Ve SonuçlarıSivil SavunmaUluslararası Hukuk Ve Çevre
Keten kumaş, uzun süre 'rakipsiz', 'kral kumaş' sayıldı. Büyükannelerimizin
sandıklarında bulunan elbiseleri hatırlamaya çalışmak, bunu kanıtlamaya yeter.
Yün de onun kadar eskidir, denilebilir. Bununla birlikte merinos yünüyle imal
edilenler ancak XVII. yüzyılda Fransa'da, sonra İngiltere'de yayıldı. Bu
sıralarda pamuklu kumaşlar biliniyor, pamuk da Kuzey Amerika'da XVII. yüzyıldan
beri ekiliyordu. Hatta zencilerin köle oluşlarının nedenini doğrudan pamuk
plantasyonlarına bağlamak gerekir. Çünkü bu duruma yol açan etken. Güney
Devletlerindeki pamuk ve şekerkamışı plantasyonlarında el emeğine duyulan
şiddetli ihtiyaçtı. Keten, yün ve pamuğa ipeği de eklemeliyiz. Yalnız
ipek, herkesin kullanabileceği bir madde değildi; hayat düzeni ne kadar
yükselirse yükselsin, ancak lüks maddesi olarak önem kazandı. İpek üretiminin en
büyük merkezi, Lyon idi. Ancak Edit de Nantes'ın geri alınmasından sonra
Protestanların çoğu başka ülkelere, özellikle İsviçre ve İngiltere'ye göç
ettiklerinden, atölyelerini de oralara taşıdılar. XVII. yüzyılda
Fransa'da dokuma sanayii önde gidiyordu. Yeni kurulan modern bir orduya yüz
binlerce üniforma yapımı dokuma sanayinin hızla gelişmesine yol açmıştı. 1685'te
1.500 işçi çalıştıran Van Robais Fabrikaları, 1720'de evde çalışan binlerce
işçinin yanı sıra 1.8UO işçi çalıştırmaya başladı, İngiltere'de dokuma sanayinin
önemi daha büyüktü. Yün işi ülkenin başlıca kazanç kaynağı olmuştu. (O kadar ki,
Lordlar Kamarasının başkanı yün bir çuvalın üzerinde otururdu.)
Toplumsal ve ekonomik önemine rağmen kumaş imalâtının ortaçağdan o güne
kadar büyük bir değişiklik geçirmemiş olması gerçekten anlaşılır gibi değil...
İplik çokluk evlerde öreke ya da çıkrıkla eğirilirdi; hatta bu, yaşlı kızların
geleneksel uğraşısıydı. iplik elde edildikten sonra da antik tezgâhlarda
dokurlardı. Cilâlı Taş Çağı'ndan bu yana gerçekleştirilen tek yenilik, Leonardo
da Vinci'nin icadı (1490), mekiğin kullanılmasıydı. Atkı ipliği, mekiğin içine
yerleştirilmiş bir çubuğun üstüne sarılmaktaydı. Zincir iplikleri birbirlerinden
uzaklaştıklarında, dokumacı açılan kanala bir uçtan mekiği sürer, öteki uçtan
çekerdi. Zincir iplikleri yine birbirlerinden uzaklaşır, dokumacı çıkrığı
yeniden atar, böylece sürüp giderdi.Bu 'ömür törpüsü' işte, işçiler
enikonu ustalık kazanmış olacaklar ki, bir işçi yılda yedi top kumaş imal
edebiliyor, Van Robais Fabrikası bir partide 1200 top kumaş dokuyabiliyordu.
Böylesine bir ustalık, kişisel yeteneklere dayandığından verim son derece
düşüktü. Bu nedenle, kaliteden çok miktara önem veren İngilizler, üretimi
hızlandırmanın yollarını aramaya koyuldular. Bu yolu, 1733'te John Kay
buldu (1704-1764). icat ettiği bir aygıt sayesinde kordonla hareket ettirilen
mekik bir yuvanın içine giriyordu. Böylece mekik yalnız daha çabuk gidip
gelmekle kalmıyor, (hızından ötürü uçan mekik deniyordu.) dokumacının bir
elinin de serbest kalmasını sağlıyordu. Uçan mekiğin icadı hemen kaygı
verici bir sorun yarattı: Kumaşlar daha hızla dokunduğundan iplik kıtlığı
başgösterdi. Bu defa da iplik bükme işi ağır gidiyordu, öreke ve çıkrığın yerine
artık makine kullanmak zorunlu olmuştu. John Wyatt'ın öncülüğünü yaptığı böyle
bir makine, 1738'de Alman Ludwig Paul tarafından geliştirildi. Wyatt icat
etmenin zevkiyle yetinen alçak gönüllü bir insandı, yaptığı makine ilgi görmedi
ama, 1767'de James Hargreaves buna bazı değişiklikler getirerek bir kişinin tek
başına 120 iplik birden bükmesine elverişli bir makine yaptı ve buna kızı
Jennynin adını verdi. İşsiz kalmaktan korkan işçiler 'Jenny'ye karşı çıkınca
iflâs eden Hargreaves, fabrikasını kapatmak zorunda kaldı.Bir başka
mucitin, dokuma tarakları fabrikatörü Thomas Highs'in de durumu bundan daha
parlak olmadı, icat ettiği dokuma makinesi, wateroframe (1768) elle değil de
hidrolik çarkla işlemesi bakımından gerçek bir ilerleme kaydettiği halde başarı
kazanamadı; ama hiç değilse küçük bir iplik imalcisi olan Samuel Crompton'un
(1753-1827) dikkatini çekti. Crompton, Highs'in makinesinin bazı öğelerini
Jenny'ninkiyle birleştirdi; böylece Mııle Jenny adiyle tanınan 'melez' bir
makine ortaya çıktı (1774). Hayli alay ve kıskançtık konusu olmakla birlikte,
aslında muslin dokumaya bile elverişli, ince ve sağlam iplikler
eğiriyordu.Mule Jennynin yararlan öylesine ortadaydı ki, iplik
imalatçıları benimsemek zorunda kaldılar. Ama kazancını başkası cebe indirdi...
Richard Arkwright (1732-1792) adlı açıkgöz bir iş adamı gittikçe artan
kumaş talebi karşısında, öncekileri aşan mükemmellikte bir tezgâh imal etmeyi
kafasına koydu. Böylece hem Mule Jenny, hem de Waterframein özelliklerini
birleştiren bir tezgâh çıktı ortaya. Arkwright hemen işe girişerek fabrikalar
kurdu ve seri imalâta başladı. Sonunda kraldan soyluluk unvanı alacak kadar
zengin oldu. XVIII. yüzyılın sonlarında halk, ona ulus çapında yüce
zanaatçılardan biri gözüyle bakıyordu. Arkwright öldüğünde, dokuma
sanayii ters yönde yeni bir devrim geçirmekteydi. Bu defa da dokumacılar,
fabrikalardan taşan ipliği tüketemeyecek kadar ağır çalışıyorlardı. İplikçiliğin
hızını izleyebilmek için dokuma tezgâhlarının makineleşmesi zorunlu hale
gelmişti. Uçan mekik bile şimdi kaplumbağa kadar yavaş geliyordu. Bu iş, içli
şiirlerin yazarı, Edmond Cartwright adlı bir papazı (1743-1823) iyice sarmıştı.
Sonunda bir çözüm yolu bulmadı da değil: El tezgâhının dört hareketini
birleştirdi; Watt'ın sanayide yeni yeni kullanılmaya başlanan buharlı
makinesiyle hareketini sağladı (1785). Cartwright yetenekli, iyi niyetli bir
insandı. Bu nedenle olacak, Arkwright'ın tersine iflâs etti ve sonunda
Parlamentonun ulusal armağan olarak 1809'da sunduğu parayı kabul etmek zorunda
kaldı.
Siyaset, Bilim Ve Tarih Bilinci (Doğan Özlem )The Benefits Of TreesEnerji TasarrufuAlternatif Ucuz Enerji KaynaklarıErozyonun Tanımı Ve ÇeşitleriDünyamızın HareketleriDoğalgazDeve KuşlarıTeknolojik CellatlarımızKüresel IsınmaÇimento İşkolu Ve SorunlarıAtmosferin Başlıca Gaz KirleticileriNükleer EnerjiYapay KristallerHyrogen Fuel The Fuel Of FutureKentiçi Ulaşımı Ve Çevre SorunlarıPrcı HakkındaÇevre Kirliliği Ve SonuçlarıSivil SavunmaUluslararası Hukuk Ve Çevre
