- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Bu olayın Toricelli'nin de dikkatini
çektiğini ve suyun bu düzeyden daha yükseğe çıkamadığına göre, bu yükseklikteki
bir su sütununa eşit olan hava basıncının onu dengelediği sonucuna vardığını
biliyoruz Bu düşüncenin doğruluğunu, Pascal'ın Puy-de-Döme tepesindeki deneyi de
kanıtladı. Buna dayanan Otto von Guericke, Robert Böyle ve Mariotte gaz
dinamiğini kurdular. Kısacası, XVII. yüzyılın sonunda bütün fizikçiler, hava
basıncının önlemesi sonucu suyun 10.33 metreden daha çok yükselmeyeceğini
biliyorlardı. Bu durumda, suyun daha çok yükselmesini istiyorlarsa, hava
basıncını kaldırmaları, yani bir piston aracılığıyla suyun üstünde boşluk
sağlamaları gerekiyordu. Daha doğrusu bu. Denis Papin'in teklif ettiği
çözüm yoluydu. (1671). Denis Papin, 22 Ağustos 1647'de Blois'da doğmuş
genç bir hekimdi, ama hekimlikten çok fizikle ilgilenmekteydi. Bir yolunu bulup
Huygens'le tanıştı ve asistanı oldu. Büyük dâhi Huygens, Colbert'in
dostuydu. XIV. Louis'nin Versay sarayını inşa ettirdiği ve parkına şahane
havuzlar, şelâleler yaptırdığı dönemde, ünlü bahçe mimarı Le Nötre, Seine'in
sularını önce Marly arkına, oradan da bu parka akıtmanın yollarını arıyor, bu
çalışmalarında karşılaştığı bazı pompalama sorunlarını 'Çözümlemesi için
Huygens'e baş vuruyordu. Bilgin bir yandan, sarkaçlı ve zemberekli
saatlerin icadına, mekaniğin temel yasalarını bulmaya, öte yandan Cassini'nin
ısmarladığı dev astronomik dürbünleri imal etmeye çalışıyordu. Bunlar, onun
gözünde, Versay sarayındaki pompalama güçlükleriyle kıyaslanamayacak derecede
önemli ve heyecan verici konulardı. Kendini bütünüyle bu çalışmalara adamak için
Versay sarayının sularıyla ilgili pratik sorunlarının çözümlenmesini asistanına
bıraktı. Böylece Denis Papin, suyu 10.33 metreden daha yükseğe çıkarmanın
çarelerini araştırmaya koyuldu. Papin'e göre, suyu yükseltmek için
borudaki havayı boşaltmak gerekiyordu ve boruyu, bu işe uygun olarak imal
edilmiş bir hava boşaltma makinesine bağlamak yeterdi. Ne var ki, sadece
laboratuvar deneylerinde başarılı olmaktan öteye gitmeyen bir yolla, bu kadar
büyük çapta bir işe girişmenin, parlak sonuçlar veremeyeceğini, Denis Papin de
biliyordu. Bu bilgin ömrü boyunca huzursuz, geçimsiz bir insan olarak
yaşadı; hiç bir şeyden hoşnut olmaz, koruyucularını gücendirir, hayallerin
ardına takılıp sağlam ve onurlu görevleri geri çevirirdi. Böyle olduğu halde,
suyu 10.33 metreden yükseğe çıkarma işinde ömrünün sonuna kadar sebat göstermesi
şaşılacak bir şeydir. Ufak-tefek bazı icatların dışında Papin'in belli başlı
kaygısı Versay sarayının suları oldu. Sorun çözümlendiğinde bile Papin hâlâ
inatla başka çözümler arıyordu. 1687'de Londra'da bulunduğu sıralarda
yeni bir tip tulumba düşündü. Pistonları hidrolik çarkla işleyen bu araç, iki
silindirden meydana gelmişti. Pistonlar yukarı kalkınca altında hava boşluğu
yaratıyor, hava basıncı bunları yeniden hızla aşağı itiyordu. Uçlarına asılan
yükleri de kaldırabiliyordu. Ama ne yazık ki bu tulumba bilim adamlarından
oluşan İngiliz Krallık Bilim Akademisinin (Royal Society) önünde işlemedi. Papin
bunun nedenini bulmakta gecikmedi: Yeterince hava boşluğu
sağlanamamıştı.Papin, 1688'de Almanya'da Marbourg Üniversitesi profesörü
olduğu sıralarda başka bir şey düşündü: Silindirdeki hava boşluğunu, içinde
barut patlatarak sağlayamaz mıydı? Böyle bir tasarıyı, 1678'de Paris'te Abbe
Jean ve Hautefeulle de ileri sürmüş, Huygens de bunu denemişti. Tulumbanın içine
barut keseleri yerleştirecek, bunlar patlayınca çıkacak ateş, supaplar
aracılığıyla havayı dışarıya atacaktı. Hava dışarı atıldıktan sonra piston, hava
basıncının etkisiyle aşağıya inecekti. Papin, silindir 0.33 metre çapında
olursa, 871 kg.'lık bir basınç elde edileceğini hesapladı.Sonuç yine
hayal kırıcı oldu; çünkü barutun patlaması da tam bir hava boşluğu
yaratamıyordu. Papin olağanüstü bir inatla deneylerini sürdürdü. 1690'da yeni
bir fikir ortaya attı: Tulumbayı su buharıyla doldurmak... Buhar, sıvı haline
geldiğinde hacmi çok küçüleceğinden silindirin içinde tam bir hava boşluğu
bırakacaktı. Böylece buhar makinesinin belli başlı ilkesi ortaya atılmış
oluyordu. Gerçi buharlaşan suyun hacminin çok arttığı ve bu artışın yarattığı
güçten yararlanılabileceği daha önce de savunulmuştu, ama nasıl yararlanılacağı
tutarlı bir şekilde ortaya konmamıştı. İtalyan Porta (1538-1615) ve Fransız
Salomon de Caus (1576-1626), Buharın, kaplardaki suların boşaltılmasında
kullanılmasını teklif ettiler. 1626'da İtalyan mimarı Giovanni Branca
(1571-1640) buhar püskürtülmesiyle çarkları çevirmeyi, İngiliz Marquis Edward da
(1601-1667), kaynamış suyla dolu bir topu patlatmış olduğunu ileri
sürdü.Bütün bunlar, teklif ya da deney aşamasında gerçekten işleyebilir
makineler olmaktan uzaktı. Buna karşılık. Denis Papin'in 1690'da Actes de
Leipzkj'de tanıttığı makine bambaşkaydı ve yepyeni ufuklar açıyordu, içinde bir
pistonun buhar gücüyle gidip geldiği bir silindirdi bu. Silindirin dibinde bir
miktar su bulunmakta, piston da suyun düzeyinde durmaktaydı. Yapılacak işlem
şuydu: Silindir, su buharlaşıncaya kadar ısıtılacak; o zaman buhar pistonu
kaldıracak; bu safhada ateş uzaklaştırılacak; su soğuyunca yerine hava boşluğu
bırakacağından, piston hava basıncının itişiyle aşağı inecekti. Hem öylesine bir
güçle inecekti ki, bu güç rahatlıkla bir yükü kaldırabilecek ya da bir tulumbayı
işletebilecekti.Ancak, bu makinenin aksayan yanı apaçık ortadaydı.
Silindir kapalı olduğundan su bitince yeniden doldurulamayacaktı. Üstelik buhar
iyice soğumadan piston inemeyeceğinden, soğumasını beklemek gerekecekti. Yani bu
makine sabırları tüketecek kadar yavaş işlemeye mahkûmdu. Buluş parlak olmakla
birlikte, kullanışlı bir makine halini alabilmesi için geliştirilmesi
gerekiyordu. Mucit biraz ilgi görmüş olsaydı kendisini bu işe verirdi, ama icadı
tam bir kayıtsızlıkla karşılanmış, Actes de Leipzig'deki makalesi yayımlandıktan
hemen sonra unutulmuştu.
Siyaset, Bilim Ve Tarih Bilinci (Doğan Özlem )The Benefits Of TreesEnerji TasarrufuAlternatif Ucuz Enerji KaynaklarıErozyonun Tanımı Ve ÇeşitleriDünyamızın HareketleriDoğalgazDeve KuşlarıTeknolojik CellatlarımızKüresel IsınmaÇimento İşkolu Ve SorunlarıAtmosferin Başlıca Gaz KirleticileriNükleer EnerjiYapay KristallerHyrogen Fuel The Fuel Of FutureKentiçi Ulaşımı Ve Çevre SorunlarıPrcı HakkındaÇevre Kirliliği Ve SonuçlarıSivil SavunmaUluslararası Hukuk Ve Çevre
çektiğini ve suyun bu düzeyden daha yükseğe çıkamadığına göre, bu yükseklikteki
bir su sütununa eşit olan hava basıncının onu dengelediği sonucuna vardığını
biliyoruz Bu düşüncenin doğruluğunu, Pascal'ın Puy-de-Döme tepesindeki deneyi de
kanıtladı. Buna dayanan Otto von Guericke, Robert Böyle ve Mariotte gaz
dinamiğini kurdular. Kısacası, XVII. yüzyılın sonunda bütün fizikçiler, hava
basıncının önlemesi sonucu suyun 10.33 metreden daha çok yükselmeyeceğini
biliyorlardı. Bu durumda, suyun daha çok yükselmesini istiyorlarsa, hava
basıncını kaldırmaları, yani bir piston aracılığıyla suyun üstünde boşluk
sağlamaları gerekiyordu. Daha doğrusu bu. Denis Papin'in teklif ettiği
çözüm yoluydu. (1671). Denis Papin, 22 Ağustos 1647'de Blois'da doğmuş
genç bir hekimdi, ama hekimlikten çok fizikle ilgilenmekteydi. Bir yolunu bulup
Huygens'le tanıştı ve asistanı oldu. Büyük dâhi Huygens, Colbert'in
dostuydu. XIV. Louis'nin Versay sarayını inşa ettirdiği ve parkına şahane
havuzlar, şelâleler yaptırdığı dönemde, ünlü bahçe mimarı Le Nötre, Seine'in
sularını önce Marly arkına, oradan da bu parka akıtmanın yollarını arıyor, bu
çalışmalarında karşılaştığı bazı pompalama sorunlarını 'Çözümlemesi için
Huygens'e baş vuruyordu. Bilgin bir yandan, sarkaçlı ve zemberekli
saatlerin icadına, mekaniğin temel yasalarını bulmaya, öte yandan Cassini'nin
ısmarladığı dev astronomik dürbünleri imal etmeye çalışıyordu. Bunlar, onun
gözünde, Versay sarayındaki pompalama güçlükleriyle kıyaslanamayacak derecede
önemli ve heyecan verici konulardı. Kendini bütünüyle bu çalışmalara adamak için
Versay sarayının sularıyla ilgili pratik sorunlarının çözümlenmesini asistanına
bıraktı. Böylece Denis Papin, suyu 10.33 metreden daha yükseğe çıkarmanın
çarelerini araştırmaya koyuldu. Papin'e göre, suyu yükseltmek için
borudaki havayı boşaltmak gerekiyordu ve boruyu, bu işe uygun olarak imal
edilmiş bir hava boşaltma makinesine bağlamak yeterdi. Ne var ki, sadece
laboratuvar deneylerinde başarılı olmaktan öteye gitmeyen bir yolla, bu kadar
büyük çapta bir işe girişmenin, parlak sonuçlar veremeyeceğini, Denis Papin de
biliyordu. Bu bilgin ömrü boyunca huzursuz, geçimsiz bir insan olarak
yaşadı; hiç bir şeyden hoşnut olmaz, koruyucularını gücendirir, hayallerin
ardına takılıp sağlam ve onurlu görevleri geri çevirirdi. Böyle olduğu halde,
suyu 10.33 metreden yükseğe çıkarma işinde ömrünün sonuna kadar sebat göstermesi
şaşılacak bir şeydir. Ufak-tefek bazı icatların dışında Papin'in belli başlı
kaygısı Versay sarayının suları oldu. Sorun çözümlendiğinde bile Papin hâlâ
inatla başka çözümler arıyordu. 1687'de Londra'da bulunduğu sıralarda
yeni bir tip tulumba düşündü. Pistonları hidrolik çarkla işleyen bu araç, iki
silindirden meydana gelmişti. Pistonlar yukarı kalkınca altında hava boşluğu
yaratıyor, hava basıncı bunları yeniden hızla aşağı itiyordu. Uçlarına asılan
yükleri de kaldırabiliyordu. Ama ne yazık ki bu tulumba bilim adamlarından
oluşan İngiliz Krallık Bilim Akademisinin (Royal Society) önünde işlemedi. Papin
bunun nedenini bulmakta gecikmedi: Yeterince hava boşluğu
sağlanamamıştı.Papin, 1688'de Almanya'da Marbourg Üniversitesi profesörü
olduğu sıralarda başka bir şey düşündü: Silindirdeki hava boşluğunu, içinde
barut patlatarak sağlayamaz mıydı? Böyle bir tasarıyı, 1678'de Paris'te Abbe
Jean ve Hautefeulle de ileri sürmüş, Huygens de bunu denemişti. Tulumbanın içine
barut keseleri yerleştirecek, bunlar patlayınca çıkacak ateş, supaplar
aracılığıyla havayı dışarıya atacaktı. Hava dışarı atıldıktan sonra piston, hava
basıncının etkisiyle aşağıya inecekti. Papin, silindir 0.33 metre çapında
olursa, 871 kg.'lık bir basınç elde edileceğini hesapladı.Sonuç yine
hayal kırıcı oldu; çünkü barutun patlaması da tam bir hava boşluğu
yaratamıyordu. Papin olağanüstü bir inatla deneylerini sürdürdü. 1690'da yeni
bir fikir ortaya attı: Tulumbayı su buharıyla doldurmak... Buhar, sıvı haline
geldiğinde hacmi çok küçüleceğinden silindirin içinde tam bir hava boşluğu
bırakacaktı. Böylece buhar makinesinin belli başlı ilkesi ortaya atılmış
oluyordu. Gerçi buharlaşan suyun hacminin çok arttığı ve bu artışın yarattığı
güçten yararlanılabileceği daha önce de savunulmuştu, ama nasıl yararlanılacağı
tutarlı bir şekilde ortaya konmamıştı. İtalyan Porta (1538-1615) ve Fransız
Salomon de Caus (1576-1626), Buharın, kaplardaki suların boşaltılmasında
kullanılmasını teklif ettiler. 1626'da İtalyan mimarı Giovanni Branca
(1571-1640) buhar püskürtülmesiyle çarkları çevirmeyi, İngiliz Marquis Edward da
(1601-1667), kaynamış suyla dolu bir topu patlatmış olduğunu ileri
sürdü.Bütün bunlar, teklif ya da deney aşamasında gerçekten işleyebilir
makineler olmaktan uzaktı. Buna karşılık. Denis Papin'in 1690'da Actes de
Leipzkj'de tanıttığı makine bambaşkaydı ve yepyeni ufuklar açıyordu, içinde bir
pistonun buhar gücüyle gidip geldiği bir silindirdi bu. Silindirin dibinde bir
miktar su bulunmakta, piston da suyun düzeyinde durmaktaydı. Yapılacak işlem
şuydu: Silindir, su buharlaşıncaya kadar ısıtılacak; o zaman buhar pistonu
kaldıracak; bu safhada ateş uzaklaştırılacak; su soğuyunca yerine hava boşluğu
bırakacağından, piston hava basıncının itişiyle aşağı inecekti. Hem öylesine bir
güçle inecekti ki, bu güç rahatlıkla bir yükü kaldırabilecek ya da bir tulumbayı
işletebilecekti.Ancak, bu makinenin aksayan yanı apaçık ortadaydı.
Silindir kapalı olduğundan su bitince yeniden doldurulamayacaktı. Üstelik buhar
iyice soğumadan piston inemeyeceğinden, soğumasını beklemek gerekecekti. Yani bu
makine sabırları tüketecek kadar yavaş işlemeye mahkûmdu. Buluş parlak olmakla
birlikte, kullanışlı bir makine halini alabilmesi için geliştirilmesi
gerekiyordu. Mucit biraz ilgi görmüş olsaydı kendisini bu işe verirdi, ama icadı
tam bir kayıtsızlıkla karşılanmış, Actes de Leipzig'deki makalesi yayımlandıktan
hemen sonra unutulmuştu.
Siyaset, Bilim Ve Tarih Bilinci (Doğan Özlem )The Benefits Of TreesEnerji TasarrufuAlternatif Ucuz Enerji KaynaklarıErozyonun Tanımı Ve ÇeşitleriDünyamızın HareketleriDoğalgazDeve KuşlarıTeknolojik CellatlarımızKüresel IsınmaÇimento İşkolu Ve SorunlarıAtmosferin Başlıca Gaz KirleticileriNükleer EnerjiYapay KristallerHyrogen Fuel The Fuel Of FutureKentiçi Ulaşımı Ve Çevre SorunlarıPrcı HakkındaÇevre Kirliliği Ve SonuçlarıSivil SavunmaUluslararası Hukuk Ve Çevre
